Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Oyundan ekrana geçiş bir aktarım değil, bir yer değiştirmedir.
- Eylemlilik devri oyuncunun kararını karakterin görünür eylemine çevirir.
- Oynanış artığı ustalık kazandıran ama seyirciye bekleme bırakan tekrardır; kesilir ya da işe dönüştürülür.
- Avatar doldurma boş karakteri bir yüz, istek ve kusurla tamamlar.
- Tek hak, oyunun sınırsız denemesini geri alınamayan bir hataya dönüştürür.
- Belge sahnesi bulunan notu karakterin yaşadığı bir sahneye çevirir.
- Dal birleştirme ayrı sonların duygularını tek bir sona iz olarak taşır.
- Oyuncu hafızası, hayranların elleriyle yaşadığı için hatırladığı an, ses ya da silueti korur.
- Dünya bilgisi açıklamayla değil, bir karakterin ihtiyacıyla aktarılır.
- Film mi dizi mi kararı, oyunun hangi parçasının kendi sorusunu taşıdığına bağlıdır.
- Yazarın tek şartı, taslağın neyi hiç bırakmayacağını gösterir.
Açılış sahnesi
Burcu dizüstü bilgisayarını masanın ortasına çeviriyor. Ekranda gri bir deniz var, sisin içinde küçük bir tekne. Ekranın alt köşesinde iki el görünüyor. Biri küreğin sapında, öbürü bir el fenerinde. Burcu bir tuşa basıyor. Hoparlörden hiçbir ses çıkmıyor. Bir süre sonra sisin içinden yalnız bir yankı dönüyor.
«Seslenme tuşu,» diyor Burcu. «Oyunun en çok konuşulan anı. Oynayan herkes bu tuşa defalarca bastı.»
Oyunun adı SİS ADASI. İki kişilik küçük bir stüdyo yapmış. Yazarı Füsun Hanım geçen hafta Burcu'ya yazmış. Bir yapımcı oyunu ekrana taşımak istiyor, ama film mi dizi mi olacağına karar vermemiş. Füsun Hanım atölyeden bir deneme taslağı rica ediyor.
Selim ekrana eğiliyor. «İlkay kim? Kadın mı, erkek mi?»
«Oyun söylemiyor.»
«Sesi nasıl?»
«Hiç konuşmuyor.»
Selim arkasına yaslanıyor. «O tuşa basan sendin. Filmde kim basacak?»
Emre ekrandaki elleri gösteriyor. «Bu ellerin bizde bir yüze bağlanması lazım.»
Burcu bir şey ekliyor. Oyunun sonunda bu tuş bir kez daha karşına çıkıyormuş. Kimi oyuncular orada uzun süre basıp beklemiş. Cevap hep aynı yankı.
Nermin Hanım bilgisayarın kapağını yarıya kadar indiriyor. Görüntü kayboluyor, sisteki yankı kalıyor.
Oyunu ekrana taşırken oyuncunun yaptığı her işi bir karakterin yapması, oyuncunun bulduğu her bilgiyi de bir sahnenin göstermesi şarttır.
Bu derste ne olacak
Bu derste SİS ADASI'nı bir film taslağına çevireceğiz. Önce oyuncunun elinden çıkan kararın kime geçtiğini soracağız. Sonra adada durmadan tekrarlanan çan bulmacasını kısaltacağız. Konuşmayan, yüzü görünmeyen İlkay'a bir kusur ve bir geçmiş arayacağız. Bulmacayı yanlış çözmenin bedelini konuşacağız. Adayı anlatan notları ve ses kayıtlarını sahneye taşıyacağız. Oyunun ayrı sonlarını tek bir sona bağlayacağız. En sonda oyuncuların hatırladığı tuşu koruyacağız. Her adımda bir de şunu soracağız: bu taslak bir filme mi, bir diziye mi daha çok yakışıyor? Örnekler bir hayatta kalma dizisinden, iki kız kardeşin animasyon dizisinden, sisli bir kasabadan, zamanı geri saran bir hançerden ve mavi bir kirpiden geliyor.
Sıfır noktası
Bir oyunda hikâye oyuncunun ellerinden geçer. Oyuncu kapıyı açar, notu okur, bulmacayı çözer. Hikâye ilerler, çünkü onu o ilerletmiştir. Saatlerce aynı karakterin içinde kalır. Bir köşeye takılır, ölür, yeniden dener. Sonunda kazandığı şey yalnız bir son değildir. Oraya kendisinin vardığı duygusudur.
Film bu duyguyu veremez. Seyirci koltuktan kalkmaz, karar vermez, izler. Bu yüzden oyundan ekrana geçiş bir aktarım değil, bir yer değiştirmedir. Oyuncunun yaptığı iş, karakterin yaptığı bir işe dönüşür. Oyuncunun kendi merakıyla bulduğu bilgi, bir sahnenin içinde bir karakterin önüne çıkar.
Oyunda birçok şey tekrar eder. Benzer düşmanlar, benzer kapılar, benzer bulmacalar. Oyuncu bunlardan sıkılmaz, çünkü her seferinde biraz daha ustalaşır. Seyirci ustalaşmaz. Aynı şeyi ikinci kez gördüğünde yalnız bekler.
Oyun karakteri de çoğu zaman eksik bırakılır. Yüzü az görünür, sesi az duyulur. Oyuncu o boşluğu kendisiyle doldurur. Ekranda böyle bir boşluk kalmaz. Kamera bir yüz gösterir, bir oyuncu o yüzü taşır. Seyirci o yüzün ne istediğini bilmek ister.
Sonra seçimler gelir. Bir oyunun birden çok sonu olabilir. Her oyuncu kendi sonunu yaşamıştır. Film ise tek bir yol izler. Hangi sonu seçersen seç, bazı oyuncular kendi sonlarını perdede bulamaz.
Bir yük daha var: oyuncuların hafızası. Bir oyunu sevenler bazı anları ezbere bilir. Bir tuş, bir ses, bir siluet. Uyarlama onlara dokunacaksa nedenini bilmelidir.
Bir de biçim sorusu var. Oyun uzun bir deneyimdir. Oyuncu bir adada on saat de geçirebilir. Film bu süreyi iki saate indirir ve kesmek zorunda kalır. Dizi daha geniştir, bir yan görevi bir bölüme çevirebilir. Ama dizi de tekrara dayanmaz. Her bölüm kendi sorusunu ister. Film mi dizi mi kararı, oyunun hangi parçasının kendi başına bir hikâye taşıdığına bağlıdır.
SİS ADASI bu yüklerin hepsini taşıyor. İlkay'ı oyuncu yönetir. Ada, notlarla ve ses kayıtlarıyla anlatılır. Çan bulmacası defalarca tekrar eder. Üç ayrı son vardır. Seslenme tuşu da oyuncuların aklında durur. Burcu'nun taslağı bu yükleri tek tek ele alacak.
Mekanizma
Cebe giren not
Oyunun ilk sahnesinde İlkay iskelede kardeşinin notunu bulur. Kardeşin adı Hazar. Not tek satır: «Beni arama.» Oyuncu notu okur, sonra tekneye yürür. Aramaya karar veren oyuncudur. İlkay'ın yüzünde bir karar görünmez, çünkü yüzü hiç görünmez.
Burcu'nun ilk taslağında İlkay notu okuyup tekneye biniyor. Selim itiraz ediyor. «Neden gidiyor? Oyunda gidiyordu, çünkü ben oynuyordum.» Burcu sahneyi yeniden kuruyor. İlkay notu okur ve bir an durur. Notu katlayıp cebine koyar. Sonra tekneciye eliyle «git» işareti yapar. Kardeşinin isteği cepte kalır, karar elde görünür.
Çanın üç hâli
Adada sis tek bir yolla açılır. Paslı çanlar doğru sırayla çalınır. Oyunda bu bulmaca adanın hemen her köşesinde yeniden karşına çıkar. Kökeni de oyunun içinde saklı. Eski bir balıkçının defter sayfası bir ada geleneğini anlatır. Sisli gecelerde çanlar denizdekileri eve çağırırmış.
Burcu bulmacanın bütün tekrarlarını bir kâğıda yazıyor. Atölye çan sahnesini üç kez tutmaya karar veriyor. İlkinde İlkay sırayı öğrenir, seyirci de onunla öğrenir. İkincisi kısa bir geçiştir. Sis açılır, yol sürer. Sonuncusu fenerin dibindedir ve bozulur. Geri kalan tekrarlar kesilir. Fener yan görevindeki parça toplama ve okul yan görevindeki anahtar arama da filmden çıkıyor. Selim'in dizi sayfasında ise okul bir bölümün tamamı. «Dizide zamanımız var,» diyor Selim. «Orada okul bir yan görev olmaz, bir bölümün sorusu olur.»
Yüzü olmayan el
Oyunda kamera İlkay'ı kendi gözünden gösterir. Ekranda yalnız elleri, feneri ve Hazar'ın kayıt cihazı görünür. Oyunun metinleri İlkay'ın cinsiyetini hiç söylemez. Oyuncu kim olursa olsun, İlkay odur.
Füsun Hanım tek bir şart koymuş: «İlkay'ın adı kalsın. Gerisini siz bilirsiniz.» Burcu İlkay'a bir kusur arıyor ve onu oyunun kendi notlarında buluyor. Hazar adaya gitmeden önceki gece İlkay'ı aramış. İlkay telefonu açmamış. Burcu'nun İlkay'ı kardeşi adına karar veren biri. Hep onun yerine düşünmüş, onun yerine konuşmuş. Not bu yüzden «Beni arama» diyor. Emre İlkay'ın kadın mı erkek mi olacağını soruyor. «Hangisini seçsek,» diyor Burcu, «birileri kendi İlkay'ını kaybedecek.» Taslakta bu soru açık kalıyor.
Kopan zincir
Oyunda bulmacayı yanlış çözen oyuncu hiçbir şey kaybetmez. Sis kalınlaşır, çanlar susar, oyuncu baştan dener.
Burcu fenerin dibindeki üçüncü çanı İlkay'a yanlış çaldırıyor. Zincir kopuyor, çan çatlıyor. Sis o yolu artık açmayacak. İlkay kayaların üstünden, dizlerini kanatarak geçiyor. Oyunda bu hata yarım dakikaya mal olurdu. Filmde ise bu hata İlkay hakkında bir şey söylüyor. Kardeşinin yerine karar vermeye alışmış biri burada da beklemiyor.
Kasetteki motor
Ada kendi hikâyesini konuşarak anlatmaz. Oyuncu kapıların arkasında notlar bulur, eski kayıtlar dinler. Balıkçının defter sayfası bunlardan biri. Oyuncu onu hiç okumadan da oyunu bitirebilir.
Burcu defter sayfasını filmde okutmuyor. Sayfa bir kasete dönüşüyor. İlkay, Hazar'ın kayıt cihazında eski bir kaset buluyor ve çalıştırıyor. Önce çanlar duyuluyor. Sonra yaklaşan bir motor sesi geliyor. Motor birden susuyor. Çanlar çalmaya devam ediyor. İlkay cihazı kapatmıyor. Seyirci geleneği kimseden dinlemiyor. Çanların bir zamanlar denizdekileri eve çağırdığını, bir gece birini çağıramadığını sesten anlıyor.
Birleşen dallar
Oyunun üç sonu var. Birinde Hazar bulunur ve ikisi birlikte döner. Bir başkasında Hazar adada kalır, İlkay feneri yakıp tek başına döner. Sonuncusunda Hazar hiç bulunmaz. İlkay iskelede seslenir, ekran beyaza döner.
Burcu sonları tek tek deniyor. Birlikte dönüş İlkay'ın kusurunu ödüllendiriyor. Beyaz ekran seyirciyi bir soruyla bırakıyor, ama İlkay'ı değiştirmiyor. Taslağa giren son ikisinin arasından geçiyor. İlkay Hazar'ı fenerde bulur. Hazar kalır ve İlkay ilk kez onun yerine karar vermez. Teknede İlkay kardeşinin adını yüksek sesle söyler. Sisten tek bir çan cevap verir. Çalanı görmeyiz. Kalan Hazar ikinci sondan, iskeledeki seslenme üçüncüden, çanın umudu birinciden geliyor.
Seslenme tuşu
Oyunu oynayanlar bazı anları unutmaz. SİS ADASI'nda bu an teknedeki seslenme tuşu. Oyuncu tuşa basar, İlkay'ın sesi duyulmaz, sisten yalnız bir yankı döner. Oyuncular bu tuşa defalarca basmış, her seferinde bir cevap bekleyerek.
Selim İlkay'ı teknede birkaç kez bağırtmak istiyor. Burcu karşı çıkıyor. Oyunda o ses hiç duyulmamıştı. Filmde ilk kez duyulacaksa bir anlamı olmalı. Taslakta İlkay film boyunca hiç seslenmiyor. İskelede ağzını açıyor, kapatıyor. Teknede, en sonda, Hazar'ın adını söylüyor. Tuşa yıllarca basan oyuncu o sesi ilk kez duyuyor. Sisten dönen de bu kez yankı değil, bir çan.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Kararı bir nesneye bağla. Oyuncunun verdiği bir kararı karaktere devrederken soyut bir duygu yetmez. Cebe giren bir not, bırakılan bir kürek, yanan bir fener kararı görünür kılar.
Tekrarı silmeden önce say. Bir oyunun tekrarları bazen dünyanın ritmidir. Hepsini silersen dünya incelir. Birini öğretmeye, birini akışa, birini kırılmaya ayır.
Avatarı doldururken kusuru oyunun içinde ara. Oyuncunun boşluğuna dışarıdan bir kişilik giydirme. Notlar, eşyalar, cevapsız bir arama zaten bir karakter taşır. Kusur oradan çıkarsa oyuncu onu tanır.
Açık bıraktığın şeyi bil. Oyunun söylemediği her şeyi doldurmak zorunda değilsin. İlkay'ın cinsiyeti taslakta açık. Bu bir eksik değil, bilerek verilmiş bir karar. Ama yapım oyuncuyu seçtiğinde o karar da verilecek. Kimin vereceğini önceden yaz.
Tek hakkı nadir kullan. Her bulmacayı tek hakka çevirirsen film bir felaketler zincirine döner. Ona tek bir yer ayır ve o yeri iyi seç. Seyircinin bedeli hissetmesi için önce kolaylığı görmesi gerekir.
Belgeyi sese ya da bedene çevir, sesli okumaya değil. Bir mektubu karaktere yüksek sesle okutmak, oyuncunun yaptığını taklit eder. Belgenin anlattığı şeyi yaşanır kıl. Kasetteki susan motor, defterdeki bir paragraftan daha çok şey söyler.
Dal birleştirirken her sonun duygusunu adlandır. Sonları olay olarak değil, duygu olarak oku. Birlikte dönüş umut, tek başına dönüş vazgeçme, beyaz ekran kayıp. Tek sonun içinde her birine bir iz bırak.
Dizi ile filmi ayrı tart. Film yan görevleri keser, dizi onları bölüm yapabilir. Ama dizi de tekrarı sevmez. Okul bölümü bir yan görev olarak değil, kendi sorusu olan bir hikâye olarak girmeli.
Dünya bilgisini bir ihtiyaca bağla. Oyunda dünya bilgisi oyuncunun merakına bırakılır. Filmde bilgi ancak bir karakter ona muhtaç olduğunda gelir. İlkay çanların geleneğini merak ettiği için değil, kardeşini bulmak için dinliyor. Bilgi bir amaca hizmet edince açıklama gibi durmaz.
Kontrolün kaybını bir kez hissettir. Oyunu oynamış seyirci perdede elinin boş olduğunu bilir. Bu boşluğu bir malzemeye çevir. Burcu'nun taslağında kamera bir kez, iskelede, İlkay'ın gözünden bakıyor. Seyirci o an elleri görüyor ve onları yönetemiyor.
Oyuncu hafızasının ne olduğunu sor. Hayranlar çoğu zaman bir hikâyeden önce bir tını, bir renk, bir siluet hatırlar. Değiştireceğin şeyi seçmeden önce, korunması gereken o küçük şeyi bul.
Oyunun yapamadığını yap. Oyun kameranın İlkay'ın yüzüne dönmesine izin vermiyordu. Film bunu bir kez yapabilir. O anı iyi seç. Burcu'nun taslağında yüz ilk kez, kayalardan sonra, kanlı dizlerin yanında görünüyor.
Yazarın tek şartını taslağın merkezine koy. Füsun Hanım yalnız adı istedi. Bu, adın taşıdığı şeyin korunması demek. Taslak İlkay'a bir ses verdiğinde, o sesin söylediği ilk kelime bir ad oluyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Oyun zaten sinematik, ara sahneleri art arda dizmek yeter."
Ara sahneler oyunun yalnız bir parçasını taşır. Oyuncunun eliyle yaptığı her şey aralarda kalır. Uyarlamanın asıl işi o arayı doldurmaktır.
Yaygın yanlış"Oyuncunun sevdiği her görevi filme koymak gerekir."
Görev oyuncuya bir hedef verir, seyirciye vermez. Fener parçalarını toplamak oyunda saatler sürer, filmde yalnız bir montaj olur.
Yaygın yanlış"Konuşmayan oyun karakteri filmde de konuşmamalı."
Oyunda sessizlik oyuncuya yer açar. Filmde sessiz bir karakter ancak sessizliği bir şey anlatıyorsa işler. İlkay'ın susması bir kusurla bağlandığı için çalışıyor.
Yaygın yanlış"Birden çok son varsa en sevileni seçilir."
En sevilen son, geri kalan oyuncuları dışarıda bırakır. Dal birleştirme her sonun duygusundan bir iz taşıyan yeni bir son kurar.
Yaygın yanlış"Oyun hayranları her değişikliğe karşıdır."
Hayranlar değişikliğe değil, nedeni görünmeyen değişikliğe karşıdır. İlkay'a bir yüz vermek gerekli bir değişiklik, fenerin yerini değiştirmek değil.
Yaygın yanlış"Bulunan notlar filmde dış sesle okunabilir."
Dış ses bilgiyi taşır, ama oyuncunun keşfini taşımaz. Not ancak bir karakterin başına gelirse sahneye dönüşür.
Yaygın yanlış"Dizi uyarlaması oyunun her şeyini sığdırabilir."
Dizinin süresi uzundur, ama tekrara toleransı da azdır. Bölüm başına bir soru, bir oyun görevinden daha çok şey taşır.
Yaygın yanlış"Tekrarlanan bulmacalar oyunun dolgu kısmıdır."
Bazı tekrarlar oyunun dünyasını kurar. Çanlar adanın geleneğini taşıdığı için tamamen silinemez. Yalnız sayıları azalır.
Yaygın yanlış"Oyuncunun yaşadığı zorluk filme aktarılamaz."
Aktarılabilir, ama başka araçla. Oyuncunun binlerce denemesi, filmde tek bir geri alınamayan hataya dönüşür.
Yaygın yanlış"Oyun karakterine verilen her yeni özellik bir ihanettir."
Oyuncu karakteri çoğu zaman bilerek boş bırakılmıştır. Film o boşluğu taşıyamaz. Asıl soru neyin ekleneceği değil, eklenenin oyunun kendi içinden gelip gelmediğidir.
Yaygın yanlış"Oyunu oynamamış seyirci için her şeyi açıklamak gerekir."
Açıklama oyunu bilenleri sıkar, bilmeyenleri de ikna etmez. Dünya bir karakterin ihtiyacıyla açılırsa iki seyirci de aynı sahneyi izler.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Oyundan ekrana geçiş bir aktarım değil, bir yer değiştirmedir.
- Eylemlilik devri oyuncunun kararını karakterin görünür eylemine çevirir.
- Oynanış artığı ustalık kazandıran ama seyirciye bekleme bırakan tekrardır; kesilir ya da işe dönüştürülür.
- Avatar doldurma boş karakteri bir yüz, istek ve kusurla tamamlar.
- Tek hak, oyunun sınırsız denemesini geri alınamayan bir hataya dönüştürür.
- Belge sahnesi bulunan notu karakterin yaşadığı bir sahneye çevirir.
- Dal birleştirme ayrı sonların duygularını tek bir sona iz olarak taşır.
- Oyuncu hafızası, hayranların elleriyle yaşadığı için hatırladığı an, ses ya da silueti korur.
- Dünya bilgisi açıklamayla değil, bir karakterin ihtiyacıyla aktarılır.
- Film mi dizi mi kararı, oyunun hangi parçasının kendi sorusunu taşıdığına bağlıdır.
- Yazarın tek şartı, taslağın neyi hiç bırakmayacağını gösterir.
Sonraki derse köprü
Burcu taslağı Füsun Hanım'a gönderiyor. Atölyeye bu kez ters yönden bir istek geliyor. Bir oyun stüdyosu MOLA YERİ'ni oynanabilir bir hikâyeye çevirmek istiyor. Kar fırtınasındaki o gece oyuncu kimin elini tutacak? Sevilay'ın mı, Nusret'in mi, yoksa tesise yeni gelen birinin mi? Oyuncu sisteki ışıklara kendi ayağıyla yürüyebilirse ne olacak? Film kaybolan yolcunun ne olduğunu hiç söylememişti. Kendi merakıyla adım atan bir oyuncu o soruyu kapatmaya kalkarsa, oyun ona ne kadar yol verecek?