Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Yapıt ailesi bir hak ve geliştirme birliğidir, ortak evren bir hikâye birliğidir.
- Aynı adı taşımak yapıtları aynı dünyaya koymaz.
- Ortak evrende bir yapıtta olan şey ötekinde de olmuş sayılır.
- Bağlayıcı olgular kısa, açık ve yazılı tutulur.
- Resmî zaman çizelgesi yaşları, ölümleri ve sırayı yapıtlar arasında sınar.
- Ayrı süreklilik aynı kişileri taşır ama ana hattan sır ödünç almaz.
- Ortak olay her yapıtta başka bir iz bırakır.
- Kişi bir yapıttan ötekine geçerken işlevi değişmelidir.
- Her yapıt yeni izleyiciye kendi kapısını açmalıdır.
- İzleme sırasının tek bir doğrusu yoktur; her sıra başka bir deneyim verir.
- Kurulum filmi kendi hikâyesini sonraki yapıtların reklamına harcar.
- Filmden çıkarıldığında hiçbir şey eksiltmeyen bağlantı sahnesi bir reklamdır.
Açılış sahnesi
Işıl Hanım masaya rulo hâlinde büyük bir kâğıt açıyor. SAAT KULESİ'nin haklarını tutan yapım şirketinde çalışıyor. Hangi yapıtın ne zaman, hangi adla geliştirileceğine o bakıyor.
Kâğıdın ortasında taş bir kule çizili. Kuleden dört dal çıkıyor. Birinin ucunda eski film yazıyor. Ötekilerde ÇIRAK, NERİMAN'IN KULESİ ve platform için düşünülen yeni başlangıç dizisi. Dalların üstüne büyük harflerle SAAT KULESİ EVRENİ yazılmış.
«Bunlar ayrı ayrı işler gibi duruyor,» diyor Işıl Hanım. «Biz onları tek bir dünyaya bağlamak istiyoruz.»
Kâğıdın en altında beşinci bir kutu daha var. İçinde bir film adı yok, yalnız bir cümle: herkesin aynı gece kulede buluştuğu büyük film. Genç Kazım, ustası Vasıf Usta, Neriman, Pertev, küçük Sumru. Hepsi aynı merdivende.
Burcu kutuya uzun süre bakıyor. Sonra kalemini alıp kenara küçük bir hesap yazıyor.
«Vasıf Usta o gece kaç yaşında olur?» diye soruyor.
Işıl Hanım omuz silkiyor. «Onu yazarlar çözer.»
Selim kâğıdın köşesini parmağıyla düzeltiyor. Burcu'nun hesabının sonunda yüzü aşkın bir yaş duruyor.
Ortak evren, yapıtların aynı adı taşımasıyla değil, birinin olaylarının ötekini bağlamasıyla kurulur; her yapıt yine de tek başına izlenebilmelidir.
Bu derste ne olacak
Işıl Hanım'ın haritasını birlikte okuyacağız. Önce bir hak sahibinin elindeki yapıtlarla aynı dünyayı paylaşan yapıtları ayıracağız. Sonra her yapıtın uymak zorunda olduğu olguları listeleyeceğiz. Burcu'nun çizelgesi bir yaşın tutmadığını gösterecek. Yeni başlangıç dizisinin haritada nereye konacağını tartacağız. Herkesin buluştuğu büyük filmin yerine başka bir çözüm arayacağız. İzleme sırasını ve yeni izleyicinin kapısını konuşacağız. En sonda Işıl Hanım'ın jenerik sonrası sahnesini sınayacağız. Örnekler bir uçan uçak gemisinden, bir lokantadaki televizyondan, bir bavul dolusu yaratıktan, örümcek ısırığı almış bir Brooklyn gencinden ve kumda gömülü bir lahitten geliyor.
Sıfır noktası
Sinemada aynı kaynaktan birden çok yapıt çıkması yeni bir şey değil. Bir film tutar, ardından devamı gelir. Sonra öncesi anlatılır, bir yan kişiye kendi filmi verilir. Kimi zaman da her şey sıfırdan yeniden başlatılır.
Bu yapıtların hepsi bir arada durunca iki ayrı soru doğar. Biri ticari bir soru: bu yapıtların hakları kimde, kim onları geliştiriyor, hangisi ne zaman çıkacak? Öteki bir hikâye sorusu: bu yapıtlar aynı dünyada mı geçiyor? Birinde olan ötekinde de olmuş sayılıyor mu?
İki soru çoğu zaman birbirine karıştırılır. Sektörde ikisi için de aynı İngilizce sözcük duyulur: franchise. Ama cevapları ayrı yerlerden gelir. Birincisinin cevabı sözleşmelerde yazar. İkincisinin cevabı perdede verilir.
Bir hak sahibi aynı adı taşıyan on yapıt çıkarabilir. Bunlar birbirinden habersiz on ayrı hikâye de olabilir. Ya da tersine, iki küçük film birbirinin olaylarına o kadar sıkı bağlanır ki biri ötekinin geçmişini değiştirir. Birinci durumda bir aile var ama ortak bir dünya yok. İkinci durumda küçük ama gerçek bir evren var.
Bu ders ikinci durumu çalışıyor. Birden çok yapıtın aynı dünyayı paylaşması yazara ne kazandırır, ondan ne ister? Kazancı belli. Seyirci bir yapıtta tanıdığı kişiyi başka bir yapıtta görünce bir bağ kurar. Bir filmde açılan yara başka bir filmde sızlar. Dünya her yeni yapıtla biraz daha derinleşir.
Bedeli de var. Her yeni yapıt, öncekilerin bıraktığı bilgiye uymak zorundadır. Kişilerin yaşı, ölüleri, olayların sırası tutmalıdır. Daha sinsi bir tehlike de var. Yapıtlar birbirine bağlandıkça her biri ötekinin reklamını yapmaya başlayabilir. O zaman hiçbir film kendi hikâyesini bitiremez.
Işıl Hanım'ın haritası bu iki yüzü de taşıyor. Kâğıtta dört yapıt bir kuleden çıkıyor. Ama dalların hepsi aynı toprağa kök salmıyor olabilir.
Mekanizma
Bir ad, dört yapıt
Nermin Hanım haritadaki dört dalı tek tek okuyor. Eski film. Onun yirmi yıl öncesini anlatan ÇIRAK. Yirmi yıl sonrasını anlatan NERİMAN'IN KULESİ. Bir de Kumru'nun platformu için kurulan yeni başlangıç dizisi.
Işıl Hanım çantasından dört dosya çıkarıyor. Dördünün sırtında da şirketin aynı mührü var. Hepsinin hakları aynı masadan çıkıyor. Hepsi SAAT KULESİ adının gücüne yaslanıyor. Bu yüzden dördü de aynı ailenin üyesi.
Selim bir ayrıntıyı hatırlatıyor. Dizi yazarlığında aynı İngilizce sözcük başka bir şeyin de adıdır: her bölüm kapıdan yeni bir hikâye sokan düzenli giriş yolu. Burada konuşulan şey o değil. Burada konuşulan, bir adın etrafında toplanan yapıtlar.
Birbirini bağlayan olaylar
Burcu soruyu daha dar soruyor. Bu dört yapıtta olan şeyler birbirini etkiliyor mu?
ÇIRAK'ın son karesinde Vasıf Usta anahtarı Kazım'ın avucuna bırakıyor. Eski filmin sonunda aynı anahtar Neriman'a geçiyor. NERİMAN'IN KULESİ ise anahtarın ondan kime geçeceğini soruyor. Üç yapıt tek bir anahtarın yolculuğunu taşıyor. Birinin olayı ötekinin başlangıcı. Bu üçü gerçekten bir evren kuruyor.
Bir kez perdeye çıkan
Nermin Hanım tahtaya üç yapıtın uymak zorunda olduğu bilgileri yazıyor. Kazım'ın gözleri yavaş yavaş kararıyor. Neriman'ın annesi eski film başladığında yaşamıyor. Hayrettin Bey bir gece kule saatini bir dakika geri aldırıyor. Kasaba zamanını kuleden alıyor.
Emre bir satır ekliyor: Kazım'ın kulağı bir alışkanlık, doğaüstü bir güç değil. ÇIRAK bunu gösteriyor. Kazım dinlemeyi bir postane penceresinden gelen uyarıyla öğreniyor. Bu satır bütün evren için bir dünya kuralına dönüşüyor. Hiçbir yapıt Kazım'a ya da kızına sihirli bir kulak veremez.
Selim tahtanın köşesine bir uyarı düşüyor. NERİMAN'IN KULESİ'nin sonu hâlâ açık. Neriman ipi bir kez daha mı çekecek, yoksa anahtarı Pertev'e mi bırakacak? Hangisi çekilirse o da bağlayıcı olur. Ondan sonra gelen her yapıt o seçimle yaşamak zorunda kalır.
Kazım kaç yaşında
Burcu açılıştaki hesabını büyütüyor. Bir kâğıda üç yapıtın olaylarını hikâyedeki sıralarıyla diziyor. Her satıra Kazım'ın yaşını da yazıyor.
Senaryonun yanında tutulan sahne listesi tek bir metnin günlerini sayar. Bu çizelge ise yapıtlar arasında karar verir. Bir yazar yeni bir yaş, bir ölüm, bir tarih yazmadan önce ona bakar.
Çizelge bir satırda takılıyor. ÇIRAK'ta Kazım yirmi yaşında. ÇIRAK eski filmden yirmi yıl önce geçiyor. O hâlde eski filmde Kazım kırk yaşında olmalı.
«Ben onu ihtiyar bir adam olarak hatırlıyorum,» diyor Nermin Hanım. Eski film Kazım'ın yaşını hiçbir yerde söylemiyor. Ama perdedeki adamın yüzü, yürüyüşü, başını eğişi yaşlı birininki.
Burcu satırı kırmızı kalemle işaretliyor. Henüz kimse bir çözüm önermiyor. Ama çizelge işini yaptı: çelişki, ilk çekim gününden önce görüldü.
Kumru'nun dizisi nerede duruyor
Işıl Hanım haritada dört dalı aynı kalınlıkta çizmiş. Kumru'nun dizisi de ötekilerle aynı kuleden çıkıyor.
Yeni başlangıç dizisinde Hayrettin Bey'in o gecesi hiç yaşanmamış. Neriman baştan kulenin resmî bakımcısı. Dizinin sırrı, geceleri saniye saniye geri kalan saat ile kayıp bir ikinci anahtar.
Işıl Hanım ikinci anahtarı NERİMAN'IN KULESİ'ne de taşımak istiyor. Selim karşı çıkıyor. Eski hatta anahtar elden ele geçiyor, kopyası yok. Diziden bir sır alıp o hatta koymak, iki ayrı geçmişi birbirine karıştırmak olur. Atölye haritayı yeniden çiziyor. Üç yapıt tek bir hatta duruyor. Dizi yanında, kendi kalemiyle çizilmiş ayrı bir dal.
Dizi de kulenin dünya kurallarına uyuyor ama. Kasabalılar saatlerini yine kuleye göre kuruyor. Kazım'ın kulağı yine bir alışkanlık. Hat ayrı olabilir, dünya aynı kalır.
Herkes aynı gece
Geriye haritanın altındaki beşinci kutu kalıyor. Burcu'nun hesabı orada çoktan çökmüştü. Vasıf Usta yüzü aşkın bir yaşta. Yegâne eski filmden önce ölmüş. Sumru ise henüz doğmamış.
Emre beşinci kutunun yerine haritada zaten var olan bir olayı gösteriyor: saatin bir dakika geri alındığı gece. Eski film o geceyi baştan sona anlatıyor. ÇIRAK o geceden önce bitiyor, ama son karesindeki anahtar o geceye doğru yürüyor. NERİMAN'IN KULESİ o gecenin artçısında yaşıyor. Kasabada «Kule yalan söylemez» diye bir söz kalmış. Pertev, çan her vurduğunda dedesinin adını hatırlayan bir kasabada büyümüş.
Kişiler de bu olayın çevresinde yapıttan yapıta geçiyor. Kazım üç yapıtın üçünde de var. ÇIRAK'ta gözüne güvenen bir genç. Eski filmde kulağına güvenen bir bakımcı. NERİMAN'IN KULESİ'nde pencere başında çanı sayan bir dinleyici. Her geçişte rolü değişiyor.
Hangi kapıdan
Işıl Hanım'ın platformu üç filmi tek bir sayfada sunacak. Hangisi en üstte duracak?
Emre hikâye sırasını öneriyor: önce ÇIRAK, sonra eski film, en sonda NERİMAN'IN KULESİ. Nermin Hanım yapım sırasını savunuyor. Ona göre eski film, annenin sessizliğini koruyarak ilk izlenmeli. İki sıra da bir şey kazandırıyor. ÇIRAK önce izlenirse seyirci Yegâne'yi tanır ve eski filmde annenin yokluğunu bir yas olarak duyar. Eski film önce izlenirse ÇIRAK'ın son karesi bir eve dönüş gibi okunur. Atölye tek bir doğru sıra seçmiyor. Platformun iki sırayı da göstermesini öneriyor.
Asıl soru başka. Seyirci hangi yapıttan girerse girsin içeri girebilmeli. Her yapıtın kendi izleyici giriş noktası olmalı. NERİMAN'IN KULESİ'nde bu kapıyı Sumru açıyor. Eski hikâyeyi hiç duymamış bir çocuğun soruları, seyirciye gereken bilgiyi bir özet okutmadan veriyor. ÇIRAK'ın kapısı daha da sade. Genç bir adamın ilk işi, ustasına bağlılığı ve bir postane penceresi. Bunların hiçbiri eski filme bakmayı şart koşmuyor.
Jeneriğin ardından
Işıl Hanım son bir öneri getiriyor. NERİMAN'IN KULESİ'nin jeneriğinden sonra kısa bir sahne olsun. Karanlıkta bir el kulenin kapısına ikinci bir anahtar soksun.
Selim önce soruyu Işıl Hanım'ın kendi diliyle soruyor: bu sahne hangi filmi satıyor? Anahtar dizinin sırrı. Eski hatta yeri yok. Sahne iki ayrı geçmişi yine birbirine düğümlüyor.
Burcu daha büyük bir tehlike görüyor. Haritada her yapıtın yanına küçük bir bağlantı kutusu çizilmiş. ÇIRAK'ın sonunda Neriman'ın doğumunu gösteren bir kare. NERİMAN'IN KULESİ'nin ortasında dizinin eczacısına göz kırpan bir an. Her kutu kendi filminden birkaç dakika alıyor.
Nermin Hanım bir sınama öneriyor. Bağlantı sahnesini filmden çıkar ve filmi baştan izle. Film bir şey kaybetmiyorsa o sahne bir reklamdır.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Önce tek filmi kazan. Bir evren planı, ilk yapıtın kendi başına sevilmesinden sonra anlam kazanır. SAAT KULESİ'nin gücü bir evren vaadinden değil, bir adamın çanı duymasından geliyor.
Bağı sözleşmede değil perdede ara. Aynı hak sahibinin elinde olmak yapıtları aynı dünyaya koymaz. Hangi olayın hangi yapıtı bağladığını sor.
Bağlayıcı olguları kısa tut. Liste uzadıkça her yeni yazarın hareket alanı daralır. Kasaba zamanını kuleden alır. Kazım'ın kulağı bir alışkanlıktır. Bunlar yeter.
Açık bırakılan soruyu da listeye yaz. Neriman'ın annesinin nasıl öldüğü eski filmde söylenmiyor. Bu bir eksik değil, bir seçim. Listede «bilerek açık» diye işaretlenmezse biri onu bir gün gereksiz yere kapatır.
Çizelgeyi yazmadan önce aç. Kazım'ın yaşı bir sahne yazıldıktan sonra fark edilseydi bütün bir taslak yeniden kurulurdu. Yaşlar, ölümler ve tarihler her yeni fikirden önce çizelgede sınanır.
Çizelgenin bir sahibi olsun. Herkesin elinde ayrı bir liste varsa hiçbir liste bağlamaz. Işıl Hanım'ın şirketi çizelgeyi tutar, yazarlar ona işler.
Hatları ayrı renkle çiz. Ayrı bir süreklilik ana hattan bir sır ödünç alınca iki geçmiş birbirine karışır. Seyirci hangi olayın hangi dünyada olduğunu sormaya başlar.
Kişiyi değil işlevi taşı. Bir kişiyi başka bir yapıta geçirmek tek başına bir değer taşımaz. Kazım her yapıtta başka bir iş görüyor: önce öğreniyor, sonra duyuyor, en sonda dinliyor.
Büyük buluşmayı bir kayıpla kur. Kahramanları aynı yere toplamak bir olaydır, bir hikâye değil. Onları bağlayan bir kayıp yoksa buluşma bir kalabalığa döner.
Ortak olayı küçük tut. Bir dakika geri alınan bir saat, bir kasabada üç kuşak boyunca yankılanabilir. Olayın büyüklüğü değil, bıraktığı izin derinliği önemlidir.
Her yapıta bir kapı aç. Bir yapıtı izlemek için başka üç yapıtı izlemek gerekiyorsa o yapıt bir ödev olur. ÇIRAK genç bir adamın ilk işi olarak da izlenebilmeli.
Bağlantıyı hikâye bittikten sonra koy. Sonraki yapıta işaret eden bir an, ancak bu filmin sorusu kapandıktan sonra masrafsız olur. Ortada duran bir işaret filmi böler.
Göz kırpmayı bilene bırak. Eski filmi bilen seyirci için konan bir ayrıntı, bilmeyeni durdurmamalı. Bilmeyen için o an sıradan bir an olarak akmalı.
Sırayı tek bir doğru olarak sunma. Yapım sırası ile hikâye sırası iki ayrı deneyim verir. Her birinin neyi kazandırdığını bil ve seyirciye seçme payı bırak.
Kuralı yapıtın içinde değiştir, aralarında değil. Pertev'in elektrikli saati kasabanın kuleye bağlılığını sarsabilir. Bu bir hikâye olayıdır ve perdede yaşanır. Bir yapıtın kuralı sessizce unutması ise bir çelişkidir.
Haritayı çizmeden önce dinle. Bir evren genellikle seyircinin sevdiği bir şeyden büyür. Nermin Hanım'ın hatırladığı şey bir harita değil, bir adamın başını yana eğişi.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Aynı adı taşıyan her yapıt aynı evrendedir."
Ad bir ailenin işaretidir, bir dünyanın değil. Kumru'nun dizisi aynı adı taşıyor ama başka bir geçmişte yaşıyor.
Yaygın yanlış"Ortak evren için herkesin bir araya gelmesi gerekir."
Evreni kuran buluşma değil, bağlayan olaydır. Üç yapıt aynı gecenin çevresinde dönüyor ve kişilerinin çoğu hiç karşılaşmıyor.
Yaygın yanlış"Her yapıt bir sonrakini hazırlamalı."
O zaman hiçbir yapıt bitmez. Bir film kendi sorusunu kapatmazsa seyirci bir sonrakine güvenmez.
Yaygın yanlış"Bağlantı sahnesi ne kadar çok olursa evren o kadar güçlü olur."
Her bağlantı sahnesi kendi filminden zaman alır. Bir evren, bağlarının sayısıyla değil, her yapıtın tek başına sağlamlığıyla güçlenir.
Yaygın yanlış"Çelişkileri seyirci fark etmez."
Eski filmi seven seyirci çoğu zaman yapımcıdan daha dikkatlidir. Nermin Hanım Kazım'ın yaşını hesaptan önce hissetti.
Yaygın yanlış"Ayrı süreklilikler birbirinden parça alabilir."
Bir hattın sırrı öteki hatta taşınınca iki geçmiş birbirini bozar. İkinci anahtar dizinin sırrı olarak kalmalı.
Yaygın yanlış"Hikâye sırasıyla izlemek her zaman en doğrusudur."
Her sıra başka bir şey kazandırır, başka bir şey alır. Yapım sırası eski filmin sessizliklerini korur. Hikâye sırası annenin sessizliğini bir yas olarak duyurur.
Yaygın yanlış"Yeni izleyiciye bir özet sahnesi yeter."
Özet hikâyeyi durdurur ve bilen seyirciyi bekletir. NERİMAN'IN KULESİ'nde bilgiyi Sumru'nun soruları veriyor. Seyirciye ders verilmiyor; o, iki ailenin birbirine söylediklerine kulak veriyor.
Yaygın yanlış"Zaman çizelgesi yalnız yapımcıyı ilgilendirir."
Çizelge yazarın en erken uyarısıdır. Kazım'ın yaşı bir sahneye dönüşmeden önce yakalandı. Sonra yakalansaydı bütün bir taslak çökerdi.
Yaygın yanlış"Karakter geçişi seyirciyi her zaman sevindirir."
Gelen kişi orada bir iş görmüyorsa gelişi bir selamdan öteye geçmez. Vasıf Usta'yı NERİMAN'IN KULESİ'ne tek sahneliğine getirmek hem yaşı hem hikâyeyi bozar.
Yaygın yanlış"Ortak evren yalnız büyük stüdyoların işidir."
Üç küçük film de aynı kasabayı paylaşabilir. Gereken şey bütçe değil, tutarlı bir çizelge ve ona uyan yazarlar.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Yapıt ailesi bir hak ve geliştirme birliğidir, ortak evren bir hikâye birliğidir.
- Aynı adı taşımak yapıtları aynı dünyaya koymaz.
- Ortak evrende bir yapıtta olan şey ötekinde de olmuş sayılır.
- Bağlayıcı olgular kısa, açık ve yazılı tutulur.
- Resmî zaman çizelgesi yaşları, ölümleri ve sırayı yapıtlar arasında sınar.
- Ayrı süreklilik aynı kişileri taşır ama ana hattan sır ödünç almaz.
- Ortak olay her yapıtta başka bir iz bırakır.
- Kişi bir yapıttan ötekine geçerken işlevi değişmelidir.
- Her yapıt yeni izleyiciye kendi kapısını açmalıdır.
- İzleme sırasının tek bir doğrusu yoktur; her sıra başka bir deneyim verir.
- Kurulum filmi kendi hikâyesini sonraki yapıtların reklamına harcar.
- Filmden çıkarıldığında hiçbir şey eksiltmeyen bağlantı sahnesi bir reklamdır.
Sonraki derse köprü
Burcu'nun çizelgesinde bir satır hâlâ kırmızı duruyor. Seyircinin ihtiyar diye hatırladığı adam, ÇIRAK'ın hesabına göre kırk yaşında. Bir de ÇIRAK'ın getirdiği yeni bilgi var: Vasıf Usta'nın kulakları gidiyordu. Yeni bir bilgi, eski bir olayı geriye doğru başka türlü okutabilir. Bu bilgi eski filmde Kazım'ın kulağına duyduğumuz güveni değiştirir mi? Açık bir çelişki eski yapıta dokunarak mı düzeltilir, yenisine dokunarak mı? Ve seyirci, sevdiği bir geçmişin değiştiğini görünce yapıtlara güvenmeyi sürdürür mü?