Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Müzikal, şarkının bir ifade yolu olduğu bir dünya kurar ve seyirciden bu dünyayı kabul etmesini ister.
- Duygu basamağı konuşmadan şarkıya, şarkıdan dansa geçişi duygunun büyüklüğüne bağlar.
- Bulunmuş ritim, gündelik bir sesi müziğin vuruşuna çevirir; ritmin yavaşlaması da bir bilgi taşır.
- Şarkı eylemi, şarkının sahnede neyi değiştirdiğini söyler.
- Sahne içi numara, hayal numarası ve bütünleşik numara farklı gerçekçilik düzeyleri kurar.
- Dans bir ilişkiyi sözsüz ilerletir; yazar adımları değil, dansın anlattığını yazar.
- Renk ve ışık şarkının söyleyemediğini taşır.
- Müzikal sözleşme ilk dakikada kurulur; ilk şarkı onu sınar.
- Gerçekçilik düzeyi bir düğme gibi ayarlanır; şarkılı bir dünyada kira ve ağrı yerinde kalabilir.
- İlk numara kısa ve gerekçeli olursa seyirci kuralı hızla öğrenir.
Açılış sahnesi
Emre YAYLA'nın dosyasını rafa kaldırıyor; yaylanın kimde kalacağını sayfa hâlâ söylemiyor. Burcu'nun getirdiği dosya daha kalın. Kapakta: TERZİHANE. Altında iki satır: ilk taslak, bir film müzikali.
İlk sayfa eski bir çarşıda, sabahın erken saatinde açılıyor. Necmiye Hanım dükkânın kepengini kaldırıyor. Altmışlarında bir usta terzi; kilidi açmadan önce parmaklarını ovuşturuyor. Çırağı Rukiye on yedi yaşında, yerdeki iplik artıklarını süpürüyor. Karşı sırada işçiler büyük bir hazır giyim mağazasının tabelasını asıyor. Mağazanın genç vitrincisi Nihat camı siliyor. Yan dükkânda saatçi Tahsin kepengini yarıya kadar açmış.
On dört sayfa böyle akıyor: kumaş, prova, müşteri, kira. On beşinci sayfada Necmiye Hanım dükkânı kapatmayı düşündüğünü söylüyor. Rukiye cevap vermiyor. Şarkı söylemeye başlıyor.
Selim sayfayı çeviriyor, sonra geri dönüyor. "Burada ne oldu? Herkes konuşuyordu, birden şarkı."
"Müzikal bu," diyor Burcu.
"Ben bunu on beşinci sayfada öğrendim ama."
Burcu itiraz etmiyor, ama kollarını kavuşturuyor. Ona göre şarkı tam yerinde: Rukiye'nin bütün hayatı o cümleyle sarsılıyor. Emre gülüyor. Nermin Hanım dosyanın ilk sayfasını açıyor ve kenarına küçük bir dikiş makinesi çiziyor. Sonra tahtaya dönüyor.
Müzikal, insanların duygularını şarkıyla söyleyebildiği bir dünya kurar; seyirci bu dünyanın kuralını ilk dakikada öğrenmezse ilk şarkıyı bir kaza sanır.
Bu derste ne olacak
TERZİHANE'nin ilk taslağını bir müzikalin kurallarıyla okuyacağız. Önce konuşmanın hangi noktada şarkıya döndüğünü soracağız. Duygunun yoğunlaşması, şarkının sahnede yaptığı iş ve dansın sözü devraldığı an bunu izleyecek. Sonra dükkânın gerçekçilik düzeyini tartacağız: Rukiye şarkı söylediğini biliyor mu? Dikiş makinesinin ritmi ve kumaşların rengi bu kararın parçası olacak. En sonda seyirciyle yapılan sözleşmeye ve ilk dakikaya geleceğiz. Filmler bir Broadway provasından, bir hastane yatağından, bir şemsiye dükkânından, bir Paris apartmanından ve bir kayıt stüdyosundan gelecek. Dersin sonunda TERZİHANE'nin ilk dakikası yeniden yazılmış olacak. Dükkânın kapanıp kapanmayacağı ise açık kalacak.
Sıfır noktası
Müzikal izlemeyen biri için en tuhaf an şudur. Bir karakter konuşurken birden şarkı söylemeye başlar. Arkasında görünmeyen bir orkestra çalar. Sokaktakiler adımlarını aynı anda atar. Kimse şaşırmaz. Gerçek hayatta böyle bir şey olmaz. Seyirci bunu neden kabul eder?
Çünkü müzikal ona baştan başka bir dünya önerir. Bu dünyada insanlar en büyük duygularını bazen şarkıyla söyler. Seyirci bu dünyayı bir anlaşma olarak kabul eder. Korku filminde seyirci kapının arkasında bir şey bekler. Müzikalde de şarkıyı bekler. Beklemediği yerde şarkı gelirse şaşırır. Şaşıran seyirci ya güler ya da hikâyeden kopar.
Başlangıçta en sık düşülen yanılgı, müzikali şarkılı bir dram sanmaktır. Bir dram yazıp araya şarkı serpiştirirsen şarkılar hikâyeyi durdurur. Seyirci şarkının bitmesini bekler. İyi bir müzikalde hikâye şarkının içinde ilerler. Şarkı başladığında bir karakter bir isteğini açar, bir karara varır ya da bir şeyi elinden kaçırır. Şarkı bittiğinde durum başka bir yerdedir.
Senaristin payı burada başlar. Müzikalin şarkılarını çoğu zaman bir besteci ve bir söz yazarı yazar. Ama hangi anın şarkıya döneceğine senaryo karar verir. Şarkının neyi değiştireceği, seyircinin bu dünyaya nasıl alıştırılacağı da senaryonun işidir. Senarist nota yazmaz; şarkının dramatik yerini yazar.
Burcu'nun taslağı bu yerleri henüz çizmemiş. İlk on dört sayfa gerçekçi bir dram gibi ilerliyor. Seyirci bu sayfalarda bir müzikal izlediğini bilmiyor. Rukiye'nin şarkısı bu yüzden bir sıçrama gibi duruyor. Oysa Burcu'nun kafasında dükkân en baştan müzikli bir yer. Makasın çıtırtısı, makinenin tıkırtısı, kumaş toplarının raftan kayışı. Tahsin'in duvarındaki saatler de durmadan tıkırdıyor. Ama bu seslerin hiçbiri sayfaya yazılmamış. Seyirciye verilmemiş bir söz, ilk şarkıda ödenmeye çalışılıyor.
Müzikalin dünyası da her filmde aynı kurulmaz. Kimi müzikalde karakterler yalnız sahnede, bir gösteride şarkı söyler. Kimisinde şarkı yalnız birinin hayalinde yaşar. Kimisinde ise herkes, her an şarkıya geçebilir. Bu seçenekler arasında doğru olan tek bir yol yok. Her biri seyirciye başka bir söz verir ve o sözü tutmayı ister.
Mekanizma
Konuşmanın tükendiği yer
Müzikalde şarkı nereden gelir? Atölyelerde dolaşan eski bir ölçü, duygunun büyüklüğüne bakmayı önerir. Konuşma bir duyguyu taşıyabildiği sürece karakter konuşur. Duygu konuşmaya sığmadığında şarkı başlar. Şarkıya da sığmadığında beden devreye girer ve dans başlar.
Burcu'nun taslağında Rukiye ilk şarkıya bir tartışmanın ortasında geçiyor. Ama tartışma henüz ısınmamış. Necmiye Hanım kapanmayı tek cümleyle söylüyor, Rukiye hemen şarkıya başlıyor. Basamak atlanmış. Emre sahneyi uzatmayı düşünüyor. Rukiye önce konuşarak itiraz etsin. Cümleleri kısalsın, yarım kalsın. Necmiye Hanım ona sırtını dönüp makineye eğilsin. Rukiye'nin söyleyecek sözü kalmasın. Şarkı ancak o zaman gelsin.
Nermin Hanım bir ayrım ekliyor. Duygunun yoğunlaşması sesin yükselmesi demek değil. Rukiye fısıltıyla da şarkıya geçebilir. Ölçü, söylemek istediği şeyin konuşmaya sığmaması.
Makinenin sesi
Konuşmadan şarkıya geçmenin en yumuşak yolu, dünyanın kendi sesini kullanmaktır. Bir trenin tekerleği, bir çekicin vuruşu, bir dikiş makinesinin tıkırtısı olabilir. Seyirci bu sesi önce gerçek bir ses olarak duyar. Sonra ses bir ritme döner ve müzik onun üstüne biner.
Dükkânda eski, ayaklı bir dikiş makinesi var. Burcu onu yalnız eşya olarak yazmış. Selim makineyi açılışa taşımak istiyor. İlk sahnede Necmiye Hanım pedala basıyor, iğne iniyor, kalkıyor. Rukiye süpürgeyi aynı tempoyla sürüyor. Makas kumaşı keserken bir vuruş daha ekleniyor. Ses henüz müzik değil. Ama Rukiye'nin şarkısı geldiğinde makine tempoyu çoktan vermiş olacak.
Ritim bir bilgi de taşıyor. Necmiye Hanım'ın elleri yavaşladıkça makinenin temposu düşüyor. Seyirci ustanın yorulduğunu tek bir replik duymadan fark edebilir.
Şarkının işi
Bir şarkı başladığında hikâye durmamalı. Şarkı sahnede bir iş görmeli.
Burcu'nun ilk sözleri Rukiye'nin duygusunu yalnız anlatıyor:
Bu dükkân benim evim,
Burada büyüdüm ben.
Şarkı bittiğinde Rukiye girdiği yerde duruyor. Selim kâğıdın arkasına başka dört dize yazıyor:
Bir kostüm diktim, kimse giymedi,
Askıda bekler bir sahne ışığını.
Bu iğneyi bırakmam, Necmiye Hanım,
Yalnız başka bir kapıdan geçerim.
Bu dizelerde Rukiye bir sır açıyor ve bir kapıyı aralıyor. Şarkıya çırak olarak giriyor. Gitmeyi aklından geçiren biri olarak çıkıyor. Necmiye Hanım bunu duyuyor mu? O da şarkının bir sonucu.
Gerçekçilik düzeyi
Atölyenin asıl tartışması burada başlıyor. Rukiye şarkı söylediğini biliyor mu? Necmiye Hanım onu duyuyor mu? Karşıdaki işçiler şarkıya katılabilir mi? Müzikal bu soruları baştan cevaplar.
En gerçekçi cevapta şarkı dünyanın içinde söylenir.
Burcu için bu yol, şarkıları tiyatroya taşımak demek. Rukiye ancak bir provada, bir kulis koridorunda şarkı söyler. Dükkânın içinde kimse söylemez. Selim yolu sağlam buluyor, ama dar. Rukiye'nin en derin duygusu dükkânda yaşanıyor.
Başka bir cevap şarkıyı karakterin kafasına yerleştirir.
Emre bu yolu seviyor. Rukiye makineye eğilmişken dükkân bir an tiyatro sahnesine dönebilir. Askıdaki elbiseler kendi kendine dans eder. Sonra Necmiye Hanım'ın sesi gelir ve dükkân yeniden dükkân olur. Ama bu yolda yalnız Rukiye şarkı söyleyebilir. Necmiye Hanım'ın kendi şarkısı olamaz.
Son cevap şarkıyı dünyanın doğal dili sayar.
Burcu bu yola yakın duruyor. Ama bir kaygısı var. Çarşı gerçek bir çarşı. Kira artıyor, mağaza açılıyor, Necmiye Hanım'ın parmakları ağrıyor. Şarkı bu ağırlığı hafifletebilir. Nermin Hanım cevabı stilizasyon derecesinde arıyor: dünya gerçekçilikten ne kadar uzaklaşıyor? Şarkılar bütünleşik olabilir, ama dükkânın ışığı, kirası ve ağrısı yerinde kalabilir. Gerçekçilik düzeyi bir anahtar gibi açılıp kapanmaz; bir düğme gibi ayarlanır.
Burcu sonunda bir karar yazıyor. TERZİHANE'de karakterler şarkı söylediklerini bilmeyecek. Şarkı sırasında dükkânın ışığı değişmeyecek; yalnız ritim değişecek.
Dans
Dans, duygu basamağının en üst basamağı. Ama yalnız bir doruk değil. İki karakter arasındaki ilişkiyi sözsüz anlatabilir. Kim yönetiyor, kim geri çekiliyor, kim adımını öbürüne uyduruyor?
Burcu'nun taslağında dans yok. Selim bir yer buluyor. Necmiye Hanım, Rukiye'ye bir kumaşı nasıl tutacağını öğretiyor. İki kadın kumaşı iki ucundan geriyor, katlıyor, açıyor. Hareket tekrarlandıkça bir dansa dönüşebilir. Yazar adımları tek tek tarif etmez; onları koreografa bırakır. Ama dansın neyi anlattığını yazar. Bu dansta usta önde, çırak arkada. Bu sıranın değişip değişmeyeceğine Burcu henüz karar vermedi.
Görsel dünya
Müzikal kulak kadar göze de seslenir. Renk, ışık ve kostüm şarkının söyleyemediğini taşır. TERZİHANE'de bu dünya kendiliğinden hazır: raflarda top top kumaş. Burcu dükkânın renklerini soluk yazmış: eskimiş bordo, gri, tütün kahvesi. Karşıdaki mağazanın vitrini ise beyaz ışıklı ve tek tonlu yığınlarla dolu. Emre bir ayrıntı öneriyor. Rukiye'nin hayal ettiği kostüm deposu dükkândaki kumaşların renklerini taşısın, ama daha parlak hâlini. Renk değiştiğinde seyirci bir duygunun da değiştiğini görür.
Seyirciyle sözleşme
Bütün bu kararların bir de seyirciye söylenmesi gerekiyor.
Burcu'nun taslağı bu sözü on beşinci sayfaya kadar vermiyor. Atölye açılışı yeniden kuruyor. Jenerik makinenin tıkırtısıyla açılıyor. Makas, yüksük, kepengin gıcırtısı ritme katılıyor. İlk dakikanın sonunda Rukiye süpürürken iki dize mırıldanıyor:
İğne iner, iplik geçer,
Gün bir dikiş daha kısalır.
Necmiye Hanım başını kaldırmıyor. Kimse şaşırmıyor. Seyirci artık bu dükkânda şarkının nereden gelebileceğini biliyor. On beşinci sayfadaki şarkı bir kaza olmaktan çıkıyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
İlk şarkıyı bir kayba bağla. Seyirci ilk numarada karakteri bir şeyi kaybederken görürse şarkıyı ciddiye alır. Rukiye'nin ilk büyük şarkısı, Necmiye Hanım kapanmayı ağzına aldığı an geliyor. Şarkı, kaybedilmek üzere olan bir şeyin savunması gibi duyuluyor.
Bulunmuş ritmi önce yalnız bırak. Ses müziğe dönmeden önce seyircinin onu tek başına duyması gerekir. Makinenin tıkırtısı açılışta birkaç saniye müziksiz kalmalı. Ancak o zaman seyirci müziğin o sesten doğduğunu fark eder.
Gerçekçilik düzeyini dünyaya göre seç, istisnayı gerekçelendir. Minnelli'nin filminde iki düzey birlikte yaşıyor, çünkü hikâye bir gösteri hazırlığı. Prova her sahne içi numaraya bir gerekçe veriyor. TERZİHANE'de bir tiyatro sahnesi açılırsa orada söylenen şarkı da sahne içi kalabilir. Ama bu istisna seyirciye bir kez, açıkça gösterilmeli.
Sözü değil, sözün işini yaz. Senaryo sayfasında şarkının tamamı olmayabilir. Ama şarkı eylemi her zaman olmalı: karakter hangi durumda giriyor, hangi durumda çıkıyor? Besteci ve söz yazarı bu satırdan çalışır. Taslaktaki geçici sözler yalnız bir yer tutucudur, son metin onlar değildir.
Basamaktan inişi de yaz. Şarkıdan konuşmaya dönüş, şarkıya geçiş kadar önemlidir. Resnais'nin karakterleri şarkıdan sonra hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya devam ediyor. Bu kopukluk bir ritim yaratıyor. TERZİHANE'de şarkıdan sonraki ilk replik, şarkının işe yarayıp yaramadığını söyler.
Stilizasyonu acıyı keskinleştirmek için kullan. Demy'nin parlak renkleri ayrılığı yumuşatmıyor. Seyirci şarkı söyleyen insanların sıradan kararlarla birbirini kaybettiğini görüyor. Rukiye'nin parlak kostüm deposu da dükkânın soluk renklerini daha soluk gösterebilir.
Sözleşmeyi erken kur, sonra yavaşça genişlet. İlk dakikadaki mırıltı küçük bir kural koyar: bu dükkânda şarkı makineden doğar. On beşinci sayfadaki şarkı bu kuralı genişletir. Bir gün dükkânın dışındaki biri de şarkıya katılırsa sözleşme bir adım daha büyür. Her genişleme seyirciye bir öncekinin üstüne kurulduğunu hissettirmeli.
Renk paletini karakterlere dağıt. Kumaşlar yalnız dükkânın değil, insanların da rengi olabilir. Necmiye Hanım'ın elinde hep aynı soluk bordo var. Rukiye'nin cebinde parlak bir kumaş parçası taşıdığını düşün. Nihat'ın vitrini tek tonlu beyaz. Bir şarkıda iki renk aynı kareye girdiğinde seyirci iki dünyanın karşılaştığını hisseder. Renk, şarkı sözünden önce konuşur.
İlk numarayı kısa tut. Seyirci yeni bir sözleşmeyi bir anda değil, adım adım öğrenir. İlk şarkı uzun ve gösterişli olursa seyirci kuralı anlamadan numaranın içinde kaybolur. Resnais'nin birkaç saniyelik geçişleri ve Rukiye'nin iki dizelik mırıltısı bu yüzden işe yarıyor. Büyük numara, seyirci kuralı öğrendikten sonra gelir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Müzikal, araya şarkı serpiştirilmiş bir dramdır."
Serpiştirilmiş şarkı hikâyeyi durdurur. Müzikalde hikâye şarkının içinde ilerler. Rukiye şarkıya bir çırak olarak girip başka biri olarak çıkıyor.
Yaygın yanlış"Karakter her güçlü duyguda şarkı söyler."
Şarkı ancak konuşma yetmediğinde gelir. Her duyguya şarkı veren müzikal, en büyük anı için basamak bırakmaz.
Yaygın yanlış"Şarkı sözleri senaristin işi değildir."
Sözleri çoğu zaman bir söz yazarı yazar. Ama şarkının nerede başladığını, neyi değiştirdiğini ve nerede bittiğini senarist yazar. O satır olmadan söz yazarının tutunacağı bir yer kalmaz.
Yaygın yanlış"Gerçekçi bir dünyada müzikal olmaz."
Resnais'nin Parisi gündelik ve gerçekçi. Şarkılar yalnızca birkaç saniye sürüyor. Gerçekçilik düzeyi bir ayardır, müzikal onu her noktada kurabilir.
Yaygın yanlış"Müzikal neşeli bir türdür."
Demy'nin filmi bir ayrılığı, Fosse'nin filmi bir ölümü anlatıyor. Şarkı acıyı hafifletmek zorunda değil, onu görünür kılabilir.
Yaygın yanlış"Dans bir gösteri parçasıdır."
Minnelli'nin parkındaki dans iki karakterin barışmasını anlatıyor. Dans bir ilişkiyi ilerletebilir. İki karakter dansa birbirine soğuk girip birlikte çalışabilecek iki insan olarak çıkıyor. Necmiye Hanım ile Rukiye'nin kumaşı geren elleri de böyle bir iş görebilir.
Yaygın yanlış"Sözleşme ilk şarkıyla kurulur."
Sözleşme çoğu zaman ilk şarkıdan önce kurulur: bir ritimle, bir şakayla, bir prologla. İlk şarkı sözleşmeyi kurmaz, sınar. Burcu'nun taslağında kural ilk şarkıyla birlikte geldiği için o şarkı bir sıçrama gibi duruyor.
Yaygın yanlış"Hayal numarası gerçeklikten kaçıştır."
Fosse'nin hayal numaraları Joe'yu davranışlarıyla yüzleştiriyor. Hayal, karakterin kendine söyleyemediğini söyleyebileceği bir yer olabilir. Rukiye'nin kafasındaki tiyatro da bir kaçış kadar bir itiraf olabilir.
Yaygın yanlış"Müzikalde görsel dünya sanat yönetmeninin işidir."
Kumaşların rengini, makinenin yerini, vitrinin ışığını senaryo belirler. Sanat yönetmeni bunları büyütür. Ama dükkânın soluk ve mağazanın parlak olduğu fikri sayfada başlar.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Müzikal, şarkının bir ifade yolu olduğu bir dünya kurar ve seyirciden bu dünyayı kabul etmesini ister.
- Duygu basamağı konuşmadan şarkıya, şarkıdan dansa geçişi duygunun büyüklüğüne bağlar.
- Bulunmuş ritim, gündelik bir sesi müziğin vuruşuna çevirir; ritmin yavaşlaması da bir bilgi taşır.
- Şarkı eylemi, şarkının sahnede neyi değiştirdiğini söyler.
- Sahne içi numara, hayal numarası ve bütünleşik numara farklı gerçekçilik düzeyleri kurar.
- Dans bir ilişkiyi sözsüz ilerletir; yazar adımları değil, dansın anlattığını yazar.
- Renk ve ışık şarkının söyleyemediğini taşır.
- Müzikal sözleşme ilk dakikada kurulur; ilk şarkı onu sınar.
- Gerçekçilik düzeyi bir düğme gibi ayarlanır; şarkılı bir dünyada kira ve ağrı yerinde kalabilir.
- İlk numara kısa ve gerekçeli olursa seyirci kuralı hızla öğrenir.
Sonraki derse köprü
Rukiye'nin ilk şarkısının yeri artık belli: konuşmanın tükendiği, makinenin tempoyu verdiği an. Ama yer, şarkının türünü söylemez. Rukiye o dizelerde bir isteğini mi ilan ediyor, yoksa kendini mi tanıtıyor? Karşı sıradaki vitrinci Nihat ona cevap verdiğinde iki ses aynı ezgide mi buluşur, birbirine karşı mı çeker? Müzikalde her şarkı türü seyirciye başka bir iş vaat eder. Tahsin'in tıkırdayan saatleri bile bir şarkı türüne kapı aralayabilir. TERZİHANE'nin karakterleri sahneye hangi şarkılarla çıkacak?