İçeriğe geç

Ders 45.7

Müzik

Senaryo Akademisi — Bölüm V, Modül 45

3.375 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 23 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Senaryoda müziğin adı değil, işi yazılır.
  • Destekleyen müzik duyguyu büyütür; duygu zaten varsa onu küçültür.
  • Duyguya karşı çalışan müzik, dünyadan geldiğinde en inandırıcıdır.
  • Uzun bir sessizlik, müziğin ilk girişine ağırlık verir.
  • Karakter teması bir kişiyi izler; müzikal motif bir fikri taşır.
  • Dünya müziği bir yere, dönem müziği bir zamana aittir.
  • Bir şarkı ancak sahne onsuz çöküyorsa zorunludur.
  • Tanınmış bir kayıt iki ayrı izin ister: eserin ve kaydın.
  • İşlev satırı müziğin girişini, bağını ve bitişini söyler.
  • Çalgıyı ve tonu yönetmene ve besteciye bırak.
  • Dönem havası isteyen sahnede özgün bir şarkı, telif sorununu baştan çözer.
  • Müziğin nerede sustuğu da bir karardır ve sayfaya yazılır.
  • Bir tema sınırı bir kez geçerse o geçiş bir olay gibi duyulur.

Açılış sahnesi

Emre radyolu sahneyi yeniden yazıp getirmiş. Murat arabanın içinde, kontağı açıyor. Radyo eski bir şarkıyı yarısından çalıyor. Bu taslakta şarkının bir adı var. Emre onu tırnak içinde yazmış, yanına da şarkıcının adını eklemiş. Babasının eski kasetlerinden tanıdığı bir şarkı.

Sayfanın en altında bir not daha duruyor. Film biterken aynı şarkı geri dönsün. Bu kez radyodan değil, yaylı çalgılarla, bütün salonu dolduracak kadar büyük.

Selim kalemini şarkının adının üstünde tutuyor. Bu şarkının hakları kimde, diye soruyor. Alamazsak ne olur?

Emre omuz silkiyor. Başka bir eski şarkı buluruz.

O zaman bu şarkı şart değil, diyor Selim. Şart olmayan bir adı sayfaya neden yazdın?

Nermin Hanım alttaki notu gösteriyor. Piyanoyu geçen hafta sildik. Şimdi yerine bir orkestra mı geliyor? Bu müzik o sabaha ne ekliyor?

Emre susuyor. Şarkıyı seviyor, sabahı da seviyor. Ama müziğin o sabahta ne iş göreceğini hiç yazmamış. Yalnızca nerede çalacağını yazmış.

Nermin Hanım tahtaya iki sütun çiziyor. Birinin başına "Ad", ötekinin başına "İş" yazıyor. Önce ikinci sütunu dolduralım, diyor. Ad en sona kalsın, belki hiç gelmesin.

Senaryoda bir şarkının adı, sahne o şarkı olmadan çöküyorsa yazılır; öteki bütün durumlarda müziğin sahnede ne iş gördüğü yazılır.

Bu derste ne olacak

Bu derste film müziğinin sahnede gördüğü işleri ayıracağız. Duyguyla aynı yönde çalışan müziği, ona ters düşen müziği ve müziğin susmasıyla doğan etkiyi konuşacağız. Bir karaktere bağlanan ezgiyi ve tekrarlandıkça anlam kazanan kısa bir müzik parçasını tanıyacağız. Sonra müziğin bir yeri ve bir zamanı nasıl kurduğuna geçeceğiz. Son olarak sayfaya döneceğiz: bir şarkının adı ne zaman yazılır, ne zaman yalnız işi tarif edilir? Telifin ve bütçenin bu kararı nasıl etkilediğini göreceğiz. Emre de Nöbet'in müziğine bu derste karar verecek. Kararın sonunda sayfada tek bir film müziği satırı kalacak.

Sıfır noktası

Müzik bir sahnenin en güçlü yorumcusudur. Aynı görüntünün altına iki farklı müzik koy. Seyirci iki farklı sahne izlediğini düşünür. Bir adam boş bir yolda yürüyor. Altında ağır bir çello varsa yalnızdır. Hafif bir ıslık varsa özgürdür.

Bu gücü herkes gündelik hayattan tanır. Bir düğün videosu müziksiz izlendiğinde tuhaf görünür. Bir tatil kaydına neşeli bir şarkı eklendiğinde sıradan bir sahil güzelleşir. Müzik görüntüye nasıl bakılacağını söyler. Bir annenin telefonuna kaydettiği doğum günü videosunu düşün. Müziksiz hâli bir aile anısıdır. Altına ağır bir piyano eklenirse aynı video bir veda gibi izlenir. Görüntü değişmedi, yalnız bakış değişti.

Senarist besteci değildir. Notayı yazmaz, çalgıyı seçmez. Ama müziğin sahnede ne yapacağına sayfada ilk karar veren odur. Bir satır "hüzünlü müzik" diyorsa seyirciye ne hissedeceğini baştan söyler. Bir satır hiçbir şey demiyorsa sahne kendi sesiyle konuşur.

Müzikle ilgili her karar birkaç soruya dayanır. Müzik sahnenin duygusuyla aynı yöne mi gidiyor, ters yöne mi? Bir kişiye mi bağlı, bir fikre mi? Hikâyenin geçtiği yeri ve yılı mı söylüyor? Sonra bir de nereden geldiği sorusu var. Karakter onu duyabiliyorsa müzik dünyanın içindedir. Karakter duymuyorsa onu anlatı çalıyordur. Bir radyodan, bir çalgıdan, bir düğünden gelen müzik dünyanın içindedir. Kimsenin çalmadığı yaylılar dünyanın dışındadır. Bu ayrım her müzik kararının zeminidir. Aynı ezgi radyodan geldiğinde bir şey, kimse çalmadan geldiğinde başka bir şey söyler.

Bir de sayfanın kendi sorunu var. Senaryo yazılırken müzik henüz yoktur. Bestecisi belli değildir, bütçesi belli değildir. Senarist sevdiği bir şarkının adını yazarsa yapımın önüne bir fatura koyar. Hiçbir şey yazmazsa önemli bir anı başkalarının tahminine bırakır. İyi bir müzik satırı bu iki uç arasında durur.

Emre'nin taslağı bu yüzden iki yerden aksıyor. Şarkının adı var ama işi yok. Taburcu sabahının müziği var ama sabahın ona ihtiyacı belli değil. Nermin Hanım'ın iki sütunu bu iki aksaklığı ayırmak için çizildi. Ad sütunu yapımın sorusudur: hangi kayıt, hangi izin, hangi bütçe? İş sütunu senaristin sorusudur: bu müzik girmezse sahnede ne eksik kalır? İkinci soruya cevap veremeyen bir müzik satırı, birinci soruyu hiç sormamalı.

Mekanizma

Duyguyla aynı yönde, ters yönde

Silinen piyano buydu. Taburcu sabahı zaten ağırdı. Piyano o ağırlığı bir kez daha, yüksek sesle söyleyecekti. Destekleyen müzik kötü bir araç değildir. Seyirci bir duyguya henüz varamamışsa onu taşır. Ama duygu sahnede zaten varsa müzik onu açıklamaya başlar. Açıklanan duygu küçülür.

Müzik ters yöne de çalışabilir. Buna ses karşıtlığı denir: sesin görüntünün duygusuna ters düşmesi. Nöbet'te bunun en doğal yeri Murat'ın arabası. Radyodaki eski şarkı hafif, neredeyse neşeli. Murat yıllardır görmediği babasının odasından iniyor. Kontağı açıyor ve şarkı yarısından giriyor. Neşeli bir nakarat, kıpırtısız bir yüz. Murat düğmeyi çeviriyor, şarkı alçalıyor ama susmuyor.

Bu bir kaynak müziği: Murat onu duyuyor, onun sesiyle oynuyor. Karşıtlık bir yorum gibi durmuyor, çünkü şarkı dünyanın içinden geliyor. Radyo Murat'ın durumunu bilmiyor. Dünya onun acısıyla ilgilenmeden çalmaya devam ediyor. Karşıtlığın en inandırıcı hâli budur. Aynı neşeli şarkı film müziği olarak konsaydı seyirci bir alay sezerdi. Filmin Murat'la dalga geçtiğini düşünürdü. Radyodan geldiğinde ise kimse alay etmiyor. Yalnızca dünya kendi işine bakıyor.

Müziğin bir üçüncü hâli daha var: susması. Sessizlikle karşıtlık, müziğin kesildiği anın bir olay gibi duyulmasıdır. Uzun süre müzik duyan seyirci onun yokluğunu fark eder. Uzun süre müzik duymayan seyirci ise ilk girişini fark eder. Nöbet ikinci yolu seçiyor. Film boyunca hiçbir sahnenin altında film müziği yok. Seyirci alarmı, anonsu, kaloriferi, radyoyu duyuyor. Müziğin kimsenin çalmadığı ilk hâli en sona saklanıyor.

Kime ait ezgi

Emre önce Kadir'e bir tema düşünüyor. Nermin Hanım soruyor: Kadir'in sesi ne? Emre cevabı biliyor. Kadir dünyayı dinleyen adam. Buzdolabının kompresörü teklediğinde onu duyan o. Ona bir ezgi vermek, dinleyen adamı müziğin altına gömmek olur.

Murat başka. Onun sığınağı araba, arabanın sesi de radyo. Eski şarkı zaten Murat'a bağlanmış. Emre bunu besteyle kurmuyor, dünyadan alıyor. Murat'ın teması, kendi radyosunda çalan şarkı. Bu tema bir de yokluğunda çalışabilir. Son gece Murat'ın sandalyesi boş, ceketi arkasında. Taburcu sabahı Murat orada değil. Teması ise filmin sonunda geri gelecek.

Karakter teması bir kişiyi izler. Motif daha küçüktür ve bir fikri taşır. Emre şarkının tamamını değil, nakaratın ilk birkaç notasını seçiyor. Radyo her açıldığında şarkı yarısından giriyor ve o birkaç nota hep yarım kalıyor. Murat sesi kısıyor, notalar uğultuya karışıyor. Motifin fikri bu: hep yarıda kesilen bir şey. Filmin sonunda bu notalar bir kez daha duyulacak.

Yerin ve zamanın müziği

Selim bir gece için bir öneri getiriyor. Adana'da yaz geceleri düğün olur. Kadir arka kapıda, boş otoparkta duruyor. Uzak yol uğultusu, havlayan köpek. Bir de çok uzaktan, bir mahalle düğününün davulu. Emre bunu yalnız bir gece için yazıyor. Kadir'in babası içeride yatıyor, şehrin bir yerinde biri evleniyor. Davul hastaneyi bir kartpostala çevirmiyor. Hastanenin bir şehrin ortasında durduğunu söylüyor.

Murat'ın şarkısı Nöbet'in dönem müziği. Film bugünde geçiyor ama şarkı eski. Murat'ın evden ayrıldığı yılların şarkısı. Seyirci o yılları görmüyor. Şarkı onları arabanın içine taşıyor. Hangi yıllar olduğunu kimse söylemiyor, müzik söylüyor.

Sayfaya ne yazılır

Nermin Hanım Emre'ye bu sınavı uyguluyor. Murat şarkıya eşlik ediyor mu? Hayır, sesini kısıyor. Sözleri sahnede bir şey söylüyor mu? Hayır, duyulmuyor bile. Biri şarkının adını anıyor mu? Hayır. Demek ki şarkı zorunlu değil. Adı sayfadan çıkıyor.

Zorunlu şarkı pahalıdır. Tanınmış bir kaydı filmde kullanmak iki ayrı izin ister. Biri şarkının kendisi için, beste ve söz sahiplerinden. Öteki o kaydın kendisi için, kaydı yapan şirketten. İzin alınamazsa sahne yeniden yazılır, bazen de çekildikten sonra. Senarist adı yazdığında bu riski de sayfaya yazmış olur.

Emre'nin yeni satırı şöyle: "Radyoda eski, hafif bir şarkı, Murat'ın gençlik yıllarından. Yarısından girer. Murat sesi kısar." Şarkıcı yok, çalgı yok. Yönetmen bu satırla bir kayıt seçebilir. Besteci o yılların tadında yeni bir şarkı da yazabilir. O zaman haklar filmin olur.

Taburcu sabahı da yeniden yazılıyor. Eşikteki anons, kuzen ayakkabılarını çıkarırken kısılıp bitiyor. Hiçbir müzik girmiyor. Baba uzun uzun bakıyor. Müzik filmin son gecesine saklanıyor. Evde Kadir babanın lambasını söndürüyor. Emre'nin satırı: "Karanlıkta, radyosuz: nakaratın yarım kalan ilk notaları. Tek bir çalgı, yavaş. Bu kez sonuna kadar." Müzik hastaneye kesmeden önce bitiyor. Filmin tek film müziği bu.

Filmlerden okuma

Bu örneklerde ortak olan bir şey var: müziğin işi besteden önce belliydi. Beş nota bir dil olacaktı. Armstrong'un şarkısı görüntüye aldırmayacaktı. Bir köyün müziği o köyde kalacaktı. Bir başın yastığa düşüşü bir davul vuruşuna denk gelecekti. Kayıtlar değişebilirdi, bazısı değişti de. İşler değişmedi. Linklater'ın eksik şarkısı bunu ters yönden gösteriyor: kayıt düştü, iş ayakta kaldı.

Nöbet bu kararları küçük ölçekte veriyor. Murat'ın radyosundaki şarkı hem karakter teması hem dönem müziği. İçinden ayrılan birkaç nota bir motif. Arka kapıdaki uzak davul dünya müziği. Film müziği ise yalnız bir kez, sessizliğin ardından giriyor. Şarkının adı sayfada yok, çünkü sahne o şarkıya değil, o şarkının yaptığı işe bağlı.

Usta katmanı

Müziğin ilk girişini sakla. Müziği geciken bir filmde müziğin ilk gelişi bir olaydır. Seyirci onu duyduğu anda bir şeyin değiştiğini anlar. Nöbet'in tek film müziği evdeki son karanlıkta. Seyirci o ana kadar müziksiz bir hastane duydu.

Teması dünyadan devşir. Bir karaktere ezgi bestelemeden önce onun dünyasına bak. Radyosu, telefon zil sesi, mırıldandığı bir türkü zaten bir tema olabilir. Dünyadan gelen tema seyirciye bir hile gibi gelmez.

Motifi yarım bırak, sonra tamamla. Bir ezgi hep yarıda kesilirse seyirci onun devamını bekler. Sonunda tamamlandığında beklenti çözülür. Murat'ın nakaratı film boyunca yarım kalıyor, evdeki son karanlıkta ilk kez bitiyor.

İşlev satırlarını bir gündem gibi yaz. Çekimden sonra yönetmen, kurgucu ve besteci filmi baştan izleyip müziğin nerede girip çıkacağına karar verir. Senaryodaki işlev satırları o oturumun ilk gündemidir. Satır ne kadar net bir iş söylüyorsa tartışma o kadar kısa sürer.

Temayı sınırdan bir kez geçir. Murat'ın şarkısı film boyunca radyoda, yani dünyanın içinde. Son gecenin karanlığında ilk kez dünyanın dışına çıkıyor. Bu geçiş Murat'ın yokluğuna denk geliyor. Bir tema sınırı bir kez ve bir kaybın ardından geçerse, seyirci o kaybı müzikten okur.

Sözlü şarkıyı diyalogla yarıştırma. Kaynaktan gelen bir şarkının sözleri, altındaki konuşmayla aynı anda anlam ister. Seyirci ikisini birden izleyemez. Diyaloglu bir sahnede ya sözsüz bir yer seç ya da sesi kıs.

Adı yazacaksan yedeğini de düşün. Zorunlu bir şarkı yazdıysan, izin alınamazsa sahnenin nasıl ayakta kalacağını yapımcıyla erkenden konuş. Sahneyi tek bir kayda bağlamak, filmi bir pazarlığa bağlamaktır.

Özgün şarkı bir çözümdür. Dönem havası isteyen bir sahne için besteci o yılların tadında yeni bir şarkı yazabilir. Haklar filmde kalır, şarkı motif olarak da serbestçe kullanılır.

Çalgıyı değil yönü yaz. "Çello" yazmak besteciye bir karar dayatır. "Yavaş, tek bir çalgı" yazmak ona yön verir. Besteci senin göremediğin bir çözüm bulabilir.

Müziğin bittiği yeri de yaz. Müzik satırları hep girişi söyler. Oysa çıkış da bir karardır. Bir müziğin nerede kesildiği, seyircinin sahneden hangi duyguyla çıkacağını belirler.

Destekleyen müziği geç kalmış duyguya ver. Seyirci bir duyguya henüz varamamışsa müzik onu taşıyabilir. Duygu sahnede çoktan varsa müziği çek.

Karşıtlığı dünyaya yasla. Ters düşen müzik dışarıdan eklenirse bir yorum gibi duyulur. Bir radyodan, bir komşudan, bir düğünden gelirse dünyanın kayıtsızlığı gibi duyulur. İkincisi çoğu zaman daha sert vurur.

Dünya müziğini kartpostala çevirme. Bir yerin müziği yalnız "burası Adana" demek için girerse süs olur. Sahnede bir şey değiştirmeli: bir zıtlık, bir hatıra, bir uzaklık.

Susacağı yeri sahnenin içinde seç. Müzik bir sahnenin ortasında kesilirse seyirci kesilen yeri bir olay gibi duyar. Bunu bir bakışa, bir kapıya, bir cümleye bağla. Kesilen müzik, sahnenin noktalama işaretidir.

Motifi tek başına bırakma. Bir motif yalnız müzikte yaşarsa seyirci onu fark etmeyebilir. Bir nesneye, bir mekâna, bir harekete yasla. Murat'ın notaları hep kontağın açıldığı ana bağlı.

Geçici müziğe âşık olma. Kurgu sırasında sahnelerin altına mevcut şarkılar konur. Ekip onlara alışır ve asıl müzik gelince yadırgar. Senaryoda bir şarkı adı yazmak bu alışkanlığı sayfada başlatır.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Müzik senaristin değil bestecinin işidir."
Doğrusu

Bestenin kendisi bestecinin işidir. Ama müziğin nerede girdiği, ne yaptığı ve nerede sustuğu senaryoda başlar.

Yaygın yanlış"Sevdiğim şarkının adını yazarsam ekip ne istediğimi anlar."
Doğrusu

Anlar, ama bir fatura da alır. Şarkı zorunlu değilse adı yerine işini yaz.

Yaygın yanlış"Duygusal bir sahne müzik ister."
Doğrusu

İstemeyebilir. Duygu sahnede varsa müzik onu tekrar eder ve küçültür. Nöbet'in piyanosu bu yüzden silindi.

Yaygın yanlış"Neşeli müzik acı sahneye yakışmaz."
Doğrusu

Bilerek konduğunda en güçlü sahnelerden birini kurar. Murat'ın radyosundaki hafif şarkı, yüzündeki kıpırtısızlığı daha görünür kılıyor.

Yaygın yanlış"Karakter teması yalnız büyük kahramanlar içindir."
Doğrusu

Küçük bir dramda da işler. Bir radyo, bir zil sesi, bir mırıltı bir karakterin teması olabilir.

Yaygın yanlış"Dönem müziği yalnız dönem filminde kullanılır."
Doğrusu

Bugünde geçen bir hikâyede de eski bir şarkı bir geçmişi çağırır. Murat'ın şarkısı tam olarak bunu yapıyor.

Yaygın yanlış"Bir şarkıyı yeniden kaydettirirsem telif sorunu kalmaz."
Doğrusu

Kalır. Yeni kayıt, eski kaydın iznini gereksiz kılar. Ama beste ve söz hâlâ sahiplerine aittir.

Yaygın yanlış"Karakter teması her göründüğünde çalmalı."
Doğrusu

Çalmamalı. Her girişte duyulan tema bir alışkanlığa döner. Tema, karakterle ilgili bir şey değiştiğinde dönerse anlam taşır.

Yaygın yanlış"Müzikal motif ile karakter teması aynı şeydir."
Doğrusu

Değildir. Tema bir kişiyi izler. Motif daha kısadır ve bir fikri taşır. Murat'ın şarkısı tema, nakaratın yarım kalan notaları motif.

Yaygın yanlış"Dünya müziği yerel renk katmak için kullanılır."
Doğrusu

Yalnız renk katıyorsa süstür. Arka kapıdaki uzak davul, hastanenin dışında hayatın sürdüğünü söylediği için orada.

Yaygın yanlış"Film müziği olmayan film eksik kalır."
Doğrusu

Kalmaz. Müziği az ya da hiç olmayan film, seyirciyi dünyanın sesine yaslar. Nöbet'in tek film müziği, öncesindeki uzun müziksizlik sayesinde duyulacak.

Yaygın yanlış"Sözlü şarkı sözsüzden daha çok şey anlatır."
Doğrusu

Bazen daha az anlatır. Sözler sahnenin duygusunu birebir söylerse sahne bir açıklamaya döner. Murat'ın radyosunda sözler duyulmuyor bile; şarkının havası yetiyor.

Yaygın yanlış"Müzik satırı ne kadar ayrıntılıysa o kadar iyidir."
Doğrusu

Çalgıyı, tempoyu, tonu tek tek yazan satır besteciye yer bırakmaz. İşlevi yaz, ayrıntıyı ona bırak.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Senaryoda müziğin adı değil, işi yazılır.
  • Destekleyen müzik duyguyu büyütür; duygu zaten varsa onu küçültür.
  • Duyguya karşı çalışan müzik, dünyadan geldiğinde en inandırıcıdır.
  • Uzun bir sessizlik, müziğin ilk girişine ağırlık verir.
  • Karakter teması bir kişiyi izler; müzikal motif bir fikri taşır.
  • Dünya müziği bir yere, dönem müziği bir zamana aittir.
  • Bir şarkı ancak sahne onsuz çöküyorsa zorunludur.
  • Tanınmış bir kayıt iki ayrı izin ister: eserin ve kaydın.
  • İşlev satırı müziğin girişini, bağını ve bitişini söyler.
  • Çalgıyı ve tonu yönetmene ve besteciye bırak.
  • Dönem havası isteyen sahnede özgün bir şarkı, telif sorununu baştan çözer.
  • Müziğin nerede sustuğu da bir karardır ve sayfaya yazılır.
  • Bir tema sınırı bir kez geçerse o geçiş bir olay gibi duyulur.

Sonraki derse köprü

Murat'ın şarkısı tekrarlandıkça anlam kazandı ve bir motife dönüştü. Ama radyo susunca geriye başka tekrarlar kalıyor, hiçbiri müzik değil. Babanın alyansı, hemşire zilinin yerine, yatağın demir korkuluğuna vuruyor. Evdeki buzdolabının kompresörü tekliyor. Bunlar da bir kişiye, bir eve, bir geçmişe bağlanabilir mi? İlk sahnede duyulan bir ses son sahnede başka bir şey söyleyebilir mi? Sonraki ders ses motifini açıyor: notası olmayan bir sesin tekrar ederek nasıl anlam taşıdığını.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — tahtada iki sütun: "Ad" ve "İş"; ad sütunundaki tırnaklı şarkı adının üstü çiziliyor.
  • Destekleyen müzik — bir sahnenin duygu çizgisi ile müzik çizgisi üst üste biniyor; ikisi birlikte yükseliyor ve sahnenin kendi çizgisini örtüyor.
  • Karakter teması — direksiyonun yanında bir düğme dönüyor; küçülen ses dalgası Murat'ın silüetine bağlanıyor.
  • Müzikal motif — beş küçük nota beliriyor, sondaki notalar her seferinde soluyor; en sonda ilk kez hepsi yerinde kalıyor.
  • Dünya müziği — boş otoparkın üstünde, ufuktan gelen uzak bir davul dalgası.
  • Zorunlu şarkı — sahne bir ipe bağlı; ip koptuğunda sahnenin parçaları dağılıyor.
  • İşlev satırı — bir senaryo satırı; içinden "giriş", "bağ" ve "bitiş" etiketleri çıkıyor, çalgı resmi boş bırakılıyor.

Ritim

Ders adı yazılmış bir şarkıyla açılıyor. Önce müziğin sahnede gördüğü işleri ayırıyor: desteklemek, karşı çıkmak, susmak. Sonra müziği bir kişiye, bir fikre, bir yere ve bir zamana bağlıyor. En sonda sayfaya dönüyor ve adın yerine işin yazıldığı tek bir satırla kapanıyor.