Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Montajın asıl işi bir başlangıç ile bir son arasındaki farkı göstermektir.
- Her görüntü bir öncekinden bir adım ileride olmalıdır.
- Hazırlık montajı bir eşiğe doğru eksikleri kapatır.
- Araştırma montajı ipuçlarını ve çıkmazları bir keşfe taşır.
- Yolculuk montajı bir iç değişimin haritası olabilir.
- Dönem montajı bir hikâyeyi bir tarih akışına yerleştirir.
- Değişen tekrar, tekrarın içindeki farkla bir yolculuk kurar.
- Bir nesne zamanın geçişini sözsüz ölçer.
- Montaj eğrisi hızlanarak ya da yavaşlayarak bir duygu taşır.
- Sıra karıştırıldığında anlam değişmiyorsa, montaj bir şey anlatmıyor.
- Montajın son karesi önce bulunur, adımlar ona doğru kurulur.
- Montajın sesi onun duygusunu belirler.
- Montaj sahnelerin arasındaki zamanı köprüler, sahnelerin yerini tutmaz.
Açılış sahnesi
Emre geceler bölümünü bir montaj olarak yazmış. Sayfada kısa satırlar alt alta. Kadir sandalyede. Kadir termosu açıyor. Kadir babasının ağzını siliyor. Kadir uyukluyor. Kadir pencereden bakıyor.
Selim satırları okuyor, sonra bir soru soruyor. Bu montaj ne anlatıyor?
Kadir'in gecelerini, diyor Emre. Bir haftanın gecelerini birkaç dakikada.
Ama bu satırlar sırayla değişse ne olur? Uyuklama başa, termos sona gelse?
Emre düşünüyor. Hiçbir şey değişmez, diyor sonunda.
İşte sorun bu, diyor Selim. Montajın bir başlangıcı ve bir sonu olmalı. Bir şey birikmeli, bir şey değişmeli. Yoksa bu bir montaj değil, bir slayt gösterisi.
Selim kalemi alıyor ve satırları yeniden diziyor. Birinci gece: Kadir sandalyede dimdik oturuyor, termos dolu. İkinci gece: biraz daha çökük, termosun yarısı bitmiş. Üçüncü gece: Kadir başını avuçlarına almış, uyumamak için direniyor. Son kare: Kadir başını yatağın kenarına koymuş, uyumuş. Sandalye artık yatağın tam dibinde.
Emre son satıra bakıyor. Sandalye artık yatağın dibinde, diye tekrarlıyor.
Bu bir son, diyor Selim. Montajın başında bir yabancı vardı. Sonunda bir oğul var. Montaj bu farkı birkaç görüntüde anlatıyor.
Montaj, uzun bir süreci birkaç görüntüye sığdırır; ama asıl işi zamanı sıkıştırmak değil, bir başlangıç ile bir son arasındaki farkı görünür kılmaktır.
Bu derste ne olacak
Bu derste montajın türlerini ve görsel çeşitliliğini inceleyeceğiz. Zaman sıkıştırmayı, eğitimi, hazırlığı, ilişki gelişimini, başarıyı ve gerilemeyi hatırlayacağız. Araştırma, yolculuk ve toplumsal değişim montajlarına bakacağız. Sonra montajın nasıl canlı tutulduğunu konuşacağız: farklı mekânlar, tekrarlanan eylemin değişimi, nesne ve sonuç, hızlanan ya da yavaşlayan ritim. Son olarak montajın başlangıcı ile sonu arasındaki farkın neden her şey olduğunu göreceğiz. Nöbet'in gecelerini ve evin hazırlandığı yedi günü baştan dizeceğiz. Beş film montajı farklı amaçlarla kullanıyor. Her filmde montajın başı ile sonu arasındaki farkı adlandıracağız. Dersin sonunda bir montajı bir değişim taşıyacak biçimde yazabileceksin.
Sıfır noktası
Montaj sekansı sözlükte yerini almıştı: uzun bir süreci birkaç dakikaya indiren, genellikle diyalogsuz kısa görüntülerden oluşan dizi. İlerleme, eğitim, ilişki, gerileme ve paralel montajı tanımıştık. Montaj kaçağını da biliyoruz: zor bir dramatik anın montajın içine gizlenmesi. O ders montajın hikâyedeki yerine bakıyordu. Bu ders montajı kurgu masasının gözünden okuyor ve onu canlı tutan araçlara odaklanıyor.
Montaj sinemanın en verimli araçlarından biridir. Birkaç dakikada haftalar, aylar, yıllar geçer. Ama aynı zamanda en kolay bozulan araçlardan biridir. Kötü bir montaj, birbirine benzeyen görüntülerin rastgele dizilişine dönüşür. Seyirci bir şeyin geçtiğini anlar ama neyin değiştiğini hissetmez. Montaj bir süre doldurma aracı olur.
İyi bir montajın bir kuralı vardır: her görüntü bir öncekinden bir adım ileride olmalı. Bu adım küçük olabilir. Bir yorgunluk biraz daha derin, bir oda biraz daha düzenli, bir ilişki biraz daha yakın. Ama adım görünür olmalı. Seyirci montajın sonunda başladığı yerden farklı bir yerde olduğunu hissetmeli.
Montajın bir de ritmi vardır. Bazı montajlar giderek hızlanır: başarılar birbirini izler, heyecan artar. Bazıları giderek yavaşlar: bir gerileme, bir çöküş, bir yorgunluk. Ritmin yönü, montajın duygusunu belirler.
Senarist montajı sayfada kurar. Her görüntüyü kısa bir satırla yazar ve satırları bir değişim sırasıyla dizer. Montajın başını ve sonunu net belirler. Kurgucu bu satırları görüntülere çevirir ve ritmi ayarlar. Ama değişimin kendisi sayfada başlar.
Montajın bir de tehlikeli kolaylığı var. Bir montaj yazmak, bir sahne yazmaktan daha kolaydır. Diyalog gerekmez, çatışma gerekmez, bir karar gerekmez. Bu kolaylık yazarı montaja kaçmaya iter. Ama montaj bir sahnenin yerini tutamaz. Bir karakterin bir kararı, bir yüzleşmesi, bir kırılması montajda kaybolur. Montaj, sahneler arasındaki zamanı köprüler. Sahnelerin kendisini değil.
Senarist bu yüzden montajı bir araç olarak değil, bir karar olarak düşünmeli. Bu zaman neden sıkıştırılıyor? Bu süreçte değişen ne? Montajdan çıktığımızda karakter nerede duruyor? Bu sorular cevaplanmıyorsa, montaj bir dolgu olur.
Mekanizma
Montajın türleri
Eğitim, ilişki, başarı ve gerileme montajlarını sözlükten tanıyoruz. Bu ders bunlara üç tür daha ekliyor.
Nöbet'in hazırlık haftası bir hazırlık montajı. Yatak alt kata iniyor. Perdeler asılıyor. Kalorifer onarılıyor. İlaç kutuları diziliyor. Her görüntü evin bir eksiğini kapatıyor. Montajın sonunda ev babayı karşılamaya hazır. Ama bu montaj yalnızca bir evin hazırlanması değil. Kadir'in de hazırlanması. Her görüntüde onun eli biraz daha kararlı, yüzü biraz daha sakin.
Nöbet'te bir araştırma montajı küçük ölçekte kurulabilir. Çekmecedeki defterin arka kapağında numaralar. Kadir onları tek tek okuyor. Bir isim, bir eksik rakam, bir silinmiş satır. Sonunda bir numaranın yanında "bakkal" yazıyor. Montaj bu keşifle bitiyor ve bir sonraki sahneye bir telefon araması bırakıyor.
Kadir'in her akşam şantiyeden hastaneye gidişi bir yolculuk montajı olabilir. Pazartesi: vanda, radyo açık, yüzü dinç. Çarşamba: radyo kapalı, gözleri kızarık. Cuma: kırmızı ışıkta uyuyakalmış, arkadaki arabanın kornası onu uyandırıyor. Aynı yol, aynı vanın içi, ama Kadir her akşam biraz daha tükenmiş. Yolculuk montajı burada bir yorgunluğun haritası.
Nöbet bir dönem filmi değil. Ama dönem montajının küçük bir yankısı geçmişin fotoğrafında saklı. Eski bir siyah beyaz kare, babanın gençliğinin dünyasını sezdiriyor. Bir dönem montajı, bu dünyayı geniş bir tarih akışına bağlayabilirdi. Nöbet bunu yapmıyor, çünkü onun hikâyesi bir odanın içinde. Bu da bir karar.
Montajı canlı tutmak
Farklı mekânlar montajı canlı tutar. Aynı odada geçen beş görüntü, birbirine benzer. Farklı mekânlarda geçen beş görüntü, bir yolculuk hissi verir. Hazırlık haftası evin farklı köşelerinde geçiyor: mutfak, merdiven, pencere, banyo. Her mekân montaja yeni bir renk katıyor.
Geceler montajı bir değişen tekrar. Aynı oda, aynı sandalye, aynı kadraj. Ama her gece bir şey farklı. Termos biraz daha boş. Kadir biraz daha çökük. Battaniye biraz daha dağınık. Seyirci tekrarın içinde farkı arıyor ve buluyor. Bu arayış, montajı bir bulmacaya çeviriyor.
Nesne ve sonuç da montajın güçlü araçlarıdır. Bir nesnenin durumu montaj boyunca değişir ve bu değişim bir sonucu gösterir. Termosun boşalması, bir yorgunluğun ölçüsü. Babanın evindeki takvim yaprağı bir gün koparılsa, durmuş zamanın yeniden işlemeye başladığının işareti olurdu.
Geceler montajının eğrisi yavaşlıyor. İlk geceler kısa, hızlı görüntülerle geçiyor. Kadir'in telaşı, yabancılığı. Son geceler uzun, durgun görüntülerle. Kadir artık telaşlı değil. Babasının yanında uyuyabiliyor. Yavaşlayan eğri bir duruluşu anlatıyor.
Başlangıç ve son arasındaki fark, montajın asıl anlamıdır. Geceler montajının başında Kadir babasına bir yabancı gibi bakıyor. Sonunda başı yatağın kenarında, sandalyesi yatağın dibinde uyuyor. Bu iki görüntü arasındaki mesafe, bütün montajın taşıdığı hikâye.
Filmlerden okuma
Beş filmi birlikte okuyunca montajın farklı işleri görünüyor. Kirli Düzine'de hazırlık bir grubu doğuruyor. Searching'de araştırma bir umudun ritmini taşıyor. Easy Rider'da yolculuk bir hayalin bozulmasını haritalıyor. Motosiklet Günlüğü'nde yolculuk bir iç dönüşümü taşıyor. Malcolm X'te dönem montajı bir hayatı bir tarihe bağlıyor. Hepsinde montajın başı ile sonu arasında bir fark var ve o fark montajın anlamı.
Nöbet'in montajları da aynı ilkeyle çalışıyor. Geceler montajı bir yabancıdan bir oğula. Hazırlık montajı boş bir evden bir yuvaya. Yolculuk montajı dinç bir adamdan tükenmiş bir adama. Selim'in yeniden dizdiği satırlar, artık bir slayt gösterisi değil.
Son kareye dikkat: montajın en güçlü anı çoğu zaman son görüntüsü. Malcolm X'in sınıfta ayağa kalkan çocukları, Motosiklet Günlüğü'nün son portreleri, Kirli Düzine'nin tatbikat zaferi. Montajın bütün görüntüleri o son kareye doğru birikiyor. Son kare bir sonuç, bir cevap ya da bir sürpriz. Senarist montajı yazarken önce o son kareyi bulmalı, sonra geriye doğru adımları kurmalı.
Bir de montajın sesi var. Easy Rider'ın rock şarkıları, Searching'in klavye sesleri ve bildirim tonları, Malcolm X'in konuşması. Montajın sesi onun ruhunu taşıyor. Aynı görüntüler farklı bir sesle bambaşka bir duygu verirdi. Nöbet'in geceler montajı belki müziksiz, yalnızca makinenin sesiyle kurulmalı. O düzenli bip sesi, gecelerin tekdüzeliğini ve sabrını taşıyor.
Son olarak bu filmlerde montaj çoğu zaman bir karakterin bakışıyla bağlanıyor. Motosiklet Günlüğü'nde portreler genç adamın gördüğü insanlar. Searching'de ekranlar babanın taradığı pencereler. Montajın görüntüleri birinin dikkatinden geçtiğinde, seyirci yalnızca bir süreci değil, bir insanın o süreci nasıl yaşadığını da görüyor. Nöbet'in geceler montajı da Kadir'in gözünden değil, onun bedeninden geçiyor. Kamera onun yorgunluğunu izliyor ve seyirci o yorgunluğu kendi omuzlarında hissediyor.
Usta katmanı
Önce başı ve sonu yaz. Bir montaj yazmadan önce, onun ilk ve son görüntüsünü belirle. Bu iki görüntü arasındaki fark, montajın hikâyesidir.
Her görüntüyü bir adım ileri at. Montajdaki her görüntü bir öncekinden biraz farklı olmalı. Bir yorgunluk, bir düzen, bir yakınlık, bir kayıp. Adım küçük ama görünür olsun.
Sıra testini uygula. Montajın görüntülerini karıştır ve yeniden oku. Anlam değişmiyorsa, montajda bir değişim yok demektir.
Tekrarı bir ölçü olarak kullan. Aynı eylemi ya da aynı kadrajı birkaç kez tekrarla. Seyirci tekrarın içindeki farkı arayacak ve bulacak.
Bir nesneyle zamanı ölç. Montaj boyunca değişen bir nesne seç: boşalan bir termos, dolan bir defter, uzayan bir sakal. Nesne zamanın geçişini sözsüz ölçer.
Mekânları çeşitlendir. Montajın görüntülerini farklı mekânlara yay. Bu çeşitlilik bir yolculuk hissi verir ve tekdüzeliği kırar.
Ritmin yönünü seç. Montaj hızlanmalı mı, yavaşlamalı mı? Hızlanan bir başarıyı, yavaşlayan bir yorgunluğu ya da bir duruluşu taşır.
Montajın sonunu bir sahneye bağla. Montaj bittiğinde bir sahne başlamalı. Montajın vardığı yer, o sahnenin açılış noktası olsun.
Zor anları montaja gizleme. Sözlükteki montaj kaçağını hatırla. Bir karakterin önemli bir kararını montajın içinde kaybetme. O anı ayrı bir sahne olarak yaz.
Montajı kısa tut. Uzun bir montaj, seyircinin ilgisini kaybettirir. Değişimi en az görüntüyle anlatmaya çalış.
Müziği montajın omurgası olarak düşün. Bir montajın üstünde tek bir müzik, görüntüleri bir duygu akışına bağlar. Ama müziğin montajın değişimini taşıdığından emin ol.
Son kareden geriye kur. Montajın son görüntüsünü önce bul. Sonra o kareye varan adımları geriye doğru diz. Son kare montajın cevabı olmalı.
Montajın sesini seç. Bir şarkı, bir ortam sesi, bir konuşma ya da sessizlik. Montajın sesi onun duygusunu belirler. Aynı görüntüler farklı bir sesle bambaşka bir anlam kazanır.
Montaja kaçma. Bir sahnenin zorluğundan kaçmak için montaj yazma. Bir karakterin kararı ya da yüzleşmesi gerekiyorsa, onu sahne olarak yaz.
Montajı bir bakışa bağla. Montajın görüntülerini bir karakterin dikkatinden geçir. Seyirci yalnızca süreci değil, onu yaşayan insanı da görür.
Montajın uzunluğunu sürecin ağırlığına göre ayarla. Önemli bir süreç biraz daha uzun bir montaj, küçük bir geçiş kısa bir montaj hak eder. Uzunluk, sürecin hikâyedeki yerini yansıtmalı.
Montajın içinde bir sürpriz bırak. Bazen montajın son görüntüsü beklenmedik bir şey göstermeli. Bütün gece dimdik oturan adamın yatağın kenarında uyuyakalması. Bu sürpriz, montajı bir sahneye dönüştürür.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Montaj yalnızca zaman sıkıştırmak içindir."
Değildir. Montajın asıl işi bir değişimi göstermektir. Zaman sıkıştırma yalnızca bir araçtır.
Yaygın yanlış"Montajın görüntüleri herhangi bir sırayla dizilebilir."
Dizilemez. Görüntülerin sırası bir değişimi taşımalı. Sıra karıştırıldığında anlam değişmiyorsa, montaj bir şey anlatmıyor.
Yaygın yanlış"Montaj diyaloğa ihtiyaç duymaz."
Çoğu zaman duymaz. Ama bazen tek bir cümle, montajın yönünü değiştirebilir.
Yaygın yanlış"Montaj her zaman bir müzikle yapılır."
Yapılmak zorunda değil. Sessiz bir montaj ya da ortam sesiyle kurulan bir montaj da güçlü olabilir.
Yaygın yanlış"Montaj ne kadar uzunsa, o kadar çok şey anlatır."
Anlatmaz. Uzun montajlar seyirciyi yorar. Kısa ve keskin montajlar daha çok iz bırakır.
Yaygın yanlış"Montaj yalnızca eğlenceli anlar içindir."
Değildir. Bir yorgunluk, bir hastalık ya da bir çöküş de montajla anlatılabilir.
Yaygın yanlış"Yolculuk montajı yalnızca manzara göstermektir."
Değildir. Yolculuk bir iç değişimin haritası olabilir. Manzara değiştikçe karakter de değişmeli.
Yaygın yanlış"Dönem montajı yalnızca tarihsel filmler içindir."
Değildir. Küçük bir kasabanın, bir ailenin ya da bir mahallenin değişimi de bir dönem montajıyla anlatılabilir.
Yaygın yanlış"Montaj yazmak sahne yazmaktan kolaydır, o yüzden tercih edilmeli."
Edilmemeli. Montajın kolaylığı bir tuzaktır. Karar ve çatışma gerektiren anlar sahne olarak yazılmalıdır.
Yaygın yanlış"Montajın son görüntüsü önemsizdir."
Değildir. Son kare montajın sonucudur ve bütün görüntüler ona doğru birikir.
Yaygın yanlış"Montaj nesnel bir özettir."
Olmak zorunda değil. Bir karakterin bakışından geçen montaj, öznel bir deneyime dönüşür ve daha çok duygu taşır.
Yaygın yanlış"Bir filmde birden fazla montaj fazladır."
Değildir, eğer her biri farklı bir değişimi taşıyorsa. Ama aynı türden montajların tekrarı, seyirciyi yorar.
Yaygın yanlış"Montajda zaman her zaman ileri akar."
Akmak zorunda değil. Bir montaj geçmişe doğru da dizilebilir ya da iki zamanı birbirine kesebilir.
Yaygın yanlış"Montajda karakterin yüzü görünmemeli."
Görünebilir. Yüzün montaj boyunca değişmesi, montajın en güçlü ölçüsü olabilir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Montajın asıl işi bir başlangıç ile bir son arasındaki farkı göstermektir.
- Her görüntü bir öncekinden bir adım ileride olmalıdır.
- Hazırlık montajı bir eşiğe doğru eksikleri kapatır.
- Araştırma montajı ipuçlarını ve çıkmazları bir keşfe taşır.
- Yolculuk montajı bir iç değişimin haritası olabilir.
- Dönem montajı bir hikâyeyi bir tarih akışına yerleştirir.
- Değişen tekrar, tekrarın içindeki farkla bir yolculuk kurar.
- Bir nesne zamanın geçişini sözsüz ölçer.
- Montaj eğrisi hızlanarak ya da yavaşlayarak bir duygu taşır.
- Sıra karıştırıldığında anlam değişmiyorsa, montaj bir şey anlatmıyor.
- Montajın son karesi önce bulunur, adımlar ona doğru kurulur.
- Montajın sesi onun duygusunu belirler.
- Montaj sahnelerin arasındaki zamanı köprüler, sahnelerin yerini tutmaz.
Sonraki derse köprü
Selim montajı kapatırken bir soru soruyor. Bu montajdan sonraki sahneye nasıl geçeceksin? Sert bir kesmeyle mi, bir kararmayla mı, yoksa babanın elinden başka bir ele uzanan bir eşlemeyle mi? Emre bunun da bir karar olduğunu fark ediyor. Montaj bitiyor ama geçiş başlıyor. Ve her geçiş, bir sonraki sahnenin ilk cümlesi. Sonraki ders sahne geçişlerini inceliyor: sert kesmeden kararmaya, zincirlemeden ironik geçişe ve geçiş kullanımında ekonomiye.