İçeriğe geç

Ders 49.1

Monolog

Senaryo Akademisi — Bölüm V, Modül 49

3.354 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Monolog, karakterin sahnenin yükünü tek başına taşıdığı uzun konuşmadır.
  • Monolog bir şey ister ve bir şeyi değiştirir.
  • İtiraf, savunma, hikâye anlatma, ikna, veda ve tanıklık başlıca biçimlerdir.
  • Kendi kendine konuşma ve seyirciye hitap da monoloğun biçimleridir.
  • Monolog hakkı öncesinde biriken susuştan doğar.
  • Düşünce dönemeci konuşmanın yön değiştirdiği yerdir.
  • Susan dinleyici monoloğun ikinci oyuncusudur.
  • Monolog riski, konuşanın sürdürürse kaybedeceği şeydir.
  • Eşlik eden eylem sözün söylemediğini taşır.
  • Yarıda kalan monolog da bir sonuçtur.
  • Monolog filmin bütün sorusunu cevaplamamalıdır.
  • Söylenen ile istenen aynıysa monolog bir bildiriye döner.
  • Monoloğun ilk cümlesi bir önceki ana tutunur.
  • Kısa konuşan bir filmde tek bir monolog bütün filmin ağırlığını taşıyabilir.
  • Monolog çekilirken iki yüz çekilir: konuşanın ve dinleyenin.
  • Dışarıda işleyen bir saat monoloğu sıkıştırır ve cümleleri seçtirir.

Açılış sahnesi

Emre atölyeye tek bir sayfayla geliyor. Dördüncü gecenin çay sahnesi. Murat'ın kantin çayından yakındığı kısa söz büyümüş, bir sayfayı doldurmuş.

Nöbet'te bir tane monolog olsun istedim, diyor Emre. Hepsi kısa konuşuyor. Bir kez de biri uzun konuşsun.

Okuma masası her zamanki gibi kuruluyor. Murat'ı Emre okuyor, Kadir'i Selim.

Emre okumaya başlıyor. Murat sabahları evi saran yanık çay kokusunu anlatıyor. Babanın demliği ocakta unuttuğunu, kararmış çayı yine de içtiğini. Sonra sözü babanın hep söylediği bir şeye getiriyor. Ama bu kez durmuyor. Konuşma o evden ayrıldığı yıla doğru yürüyor.

Nermin Hanım elini kaldırıyor. Emre susuyor.

Selim, diyor Nermin Hanım. Bu sayfada sen ne yaptın?

Selim önündeki kâğıda bakıyor. Hiçbir şey, diyor. Bekledim. Bir ara bardağı tutayım dedim, sonra onu da bıraktım. Kurgu masasında bu sayfayı nasıl keserim, onu da bilmiyorum. Kamera bir sayfa boyunca kime bakacak?

Murat bu konuşmayla kardeşinden ne istiyor, diye soruyor Nermin Hanım.

Bir şey istemiyor, diyor Emre. Hatırlıyor.

Nermin Hanım sayfayı masanın ortasına itiyor. O zaman bunu bir anı defterine yaz, diyor. Sahneye değil.

Monolog, karşısındakinden bir şey isteyen uzun konuşmadır. İstek konuşmanın içinde yön değiştirir. Konuşma bittiğinde odada bir şey yerinden oynamış olur.

Bu derste ne olacak

Bu derste uzun konuşmanın sahnede ne zaman yer hak ettiğine bakacağız. Uzunluğun tek başına bir değer olmadığını göreceğiz. Önce monoloğun başlıca biçimlerini tanıyacağız: itiraf, savunma, hikâye anlatma, ikna, veda, tanıklık. Kendi kendine konuşmayı ve seyirciye doğrudan dönmeyi de bu listeye ekleyeceğiz. Sonra iyi bir monoloğun yedi sorusunu soracağız. Kimden ne istiyor? Düşünce nerede dönüyor? Kim dinliyor? Konuşan neyi riske atıyor? Altında ne var? Ekranda ne görünüyor? Bittiğinde ne değişti? Emre'nin çay sayfasını bu sorularla yeniden okuyacağız. Örnekler bir savaş sabahından, bir mahkeme salonundan, bir akıl hastanesinden, bir zafer balosundan ve bir manastır bahçesinden geliyor.

Sıfır noktası

Monolog denince akla önce tiyatro gelir. Bir oyuncu sahnenin ortasında durur ve dakikalarca konuşur. Seyirci ondan başka kimseye bakmaz. Oyuncu seçmelerinde de istenen budur: bir monolog hazırla, gel.

Sinema uzun konuşmaya daha şüpheyle bakar. Kamera bir yüzü yakından gösterebilir. Bir bakış, tiyatroda bir paragrafın taşıdığını taşıyabilir. Bu yüzden film senaryosunda kısa replik kuraldır. Uzun konuşma istisnadır.

Ama istisna güçlüdür. Akılda kalan film sahnelerinin bir kısmı işte bu uzun konuşmalardır. Bir savaş sabahı yapılan konuşma, bir mahkeme salonunda ayağa kalkan bir adam, ölmeden önce okunan bir mektup. Seyirci bu sahnelerde filmin akışının durduğunu hissetmez. Tersine, film o konuşmanın içinde hızlanır.

Fark nereden geliyor? Durduran uzun konuşma bilgi verir ve kimseyi değiştirmez. Akışı hızlandıran uzun konuşma ise bir şey ister ve bir şeyi değiştirir.

Uzun konuşmanın yazar için ayrı bir çekiciliği de var. Yazar karakterin ağzından kendi düşüncesini söylemeye başlar. Cümleler güzelleşir, karakter ise kaybolur. Okuyan biri bunu hemen sezer: konuşan artık karakter değil, yazar.

Sayfada da bir uyarı vardır. Senaryo okuru sayfanın ortasında uzun bir diyalog bloğu görünce yavaşlar. Gözü bloğun sonuna kayar, kaç satır olduğunu tartar. Bu blok okura bir söz vermiş olur: buraya kadar sabrettiysen, şimdi bir şey olacak. Söz tutulmazsa okur sonraki uzun bloğu atlar.

Kurgu masasında da durum benzer. Selim'in deyişiyle, uzun bir konuşmayı kurgucu hiçbir zaman tek bir yüzde bırakmaz. Arada dinleyenin yüzüne gider. Yani monolog çekilirken iki yüz çekilir. Senarist yalnız birini yazarsa kurgucu ötekini boşlukta arar.

Bir ayrımı da baştan yapalım. Monoloğu söyleyen sahnenin içindedir. Ağzı görünür, karşısında çoğu zaman biri vardır. Dış ses başka bir şeydir: konuşan o mekânda yoktur. Bir anlatıcının sesi, kâğıttan okunan bir mektup, akla gelen eski bir söz. Nöbet'te dış ses hiç yok. Emre bu kararı çoktan verdi.

Nöbet'in uzun konuşma geçmişi de kısa. Emre bir zamanlar merdivende Murat'a uzun bir konuşma yazmıştı. Murat orada neden gittiğini anlatıyordu. O sayfanın üstü çizildi, çünkü filmin bütün sorusunu tek seferde cevaplıyordu. Bugün filmdeki en uzun söz dördüncü gecenin çay sahnesinde. O da yarıda kalıyor. Emre'nin yeni sayfası o yarım sözü tamamlamaya çalışıyor.

Mekanizma

Uzun konuşmanın adı

Emre'nin yeni sayfası biçim olarak bir monolog. Murat bir sayfa boyunca konuşuyor. Kadir hiç araya girmiyor.

Uzunluk tek başına yetmez. Doktor Serkan'ın ilk taslakta değerleri iki sayfa boyunca anlatması da uzundu. Ama o bir mola konuşmasıydı: hikâyeyi bekletip yalnız bilgi taşıyan bir konuşma. Bittiğinde odada kimsenin durumu değişmemişti. Monolog ise bir hamledir. Konuşan karşısındakini bir yerden bir yere götürmeye çalışır.

Monoloğun biçimleri

Monologlar ne yaptıklarına göre ayrılır. Her biçimin Nöbet'te bir karşılığı var. Ama Nöbet o karşılıkların çoğunu bilerek kısa tutuyor.

İtiraf, karakterin sakladığı bir şeyi söylemesidir. Kantin masasında Murat hastalığı üç aydır bildiğini açıyor. Film bunu tek bir uzun konuşma yerine parça parça veriyor. Savunma, karakterin kendini aklamaya çalışmasıdır. Çizilen merdiven sayfası bir savunma monoloğuydu.

Hikâye anlatma, geçmişten bir olayı bugüne taşır. Çay sahnesi bu biçime yakın. İkna, karşıdakini bir karara götürmek ister. Kantinde Murat'ın sıraladığı liste bir ikna konuşmasının tohumu. Ama yalnız birkaç maddeden ibaret.

Veda, bir ayrılığı sözle kapatır. Son gece Murat kardeşine bir mesaj yazıyor, siliyor, kısaltıyor. Uzun bir veda tek satıra iniyor. Tanıklık, karakterin gördüğü bir şeyi başkasına aktarmasıdır. Figen babanın ağrıyla uyanık kaldığı geceyi gördü. Sabah kardeşlere yalnız gecenin sakin geçtiğini söylüyor.

İki biçim daha var. Biri iç konuşmanın dışa vurumu: karakter kendi kendine yüksek sesle konuşur. Öteki seyirciye doğrudan hitap: karakter kameraya döner. Nöbet'te ikisi de yok. Kadir arka kapıda konuştuğunda bile karşısında ustabaşı var, telefonda.

Biçimler birbirine karışabilir. Bir hikâyenin içinde bir savunma, bir vedanın içinde bir itiraf saklı olabilir.

Hak edilen konuşma

Murat ilk geceler neredeyse hiç konuşmuyor. Kapı eşiğinde tek kelimelik sorular soruyor, tek kelimelik cevaplar alıyor. Uyudu mu, ilaç, doktor. Üçüncü akşam Kadir ayağıyla boştaki sandalyeyi ağabeyine doğru itiyor. Murat teşekkür ediyor ama ayakta kalıyor. Dördüncü gece elinde iki bardakla geliyor ve ilk kez oturuyor. Sözün uzaması bu oturmanın içinden çıkıyor. Seyirci üç gecedir bu uzun cümleyi bekliyordu.

Merdiven sayfasının böyle bir hakkı yoktu. Kavga iki repliğin ardından patlıyordu. Arkasında birikmiş bir susuş yoktu.

Kimden ne istiyor

Her monoloğun bir sahne amacı vardır. Konuşan, karşısındakinin bir şey yapmasını, hissetmesini ya da kabul etmesini ister. Emre'nin sayfasında bu soru boş kaldı. Murat "hatırlıyordu".

Oysa çay sahnesinde Murat bir şey istiyor. Babanın mutfağında kendine bir yer arıyor. O evde onun da sabahları olduğunu kardeşine kabul ettirmek istiyor. Bunu hiç söylemiyor. İstek demliğin hikâyesinin altında, alt metinde duruyor.

Selim'in sayfada yapacak bir şeyi yoktu. Bu Selim'in değil, sayfanın sorunuydu. Filmdeki çay sahnesinde ise Kadir susarken çalışıyor. Bardağı avuçlarının arasına alıyor, içmiyor. Murat sözü babaya getirince Kadir tek bir soru soruyor: "Ne derdi?" O soru Murat'ı durduruyor. Dinleyicinin ilgisi konuşmanın bedelini yükseltiyor. Murat ilgisiz bir kardeşe anlatabilirdi. İlgi gösteren bir kardeşe anlatamıyor.

Konuşmanın içindeki dönüş

Çay sahnesinin ilk dönemeci kantinden mutfağa geçiş. Murat bir şikâyetle başlıyor. Çayın tadı onu bir anda babanın ocağının başına götürüyor. Emre'nin sayfasında ikinci bir dönemeç daha vardı. Konuşma mutfaktan, Murat'ın o evden çıktığı yıla dönüyordu. Küslüğün nedeni o dönemecin arkasında bekliyordu. Filmdeki söz tam ikinci dönemecin eşiğinde kesiliyor.

Bedel, görüntü, sonuç

Murat konuşmayı sürdürse babayla arasındaki şeyi açmak zorunda kalacak. Babadan söz ettikçe babayla son konuşmalarına da yaklaşıyor. O konuşmalarda, kardeşinden üç aydır sakladığı hastalık var. "Boş ver" bu riskin faturası. Murat konuşmayı bırakarak ödüyor. Emre'nin sayfasında Murat hiçbir şey kaybetmeden konuşuyordu. Bu yüzden sayfa ne kadar uzarsa o kadar hafifliyordu.

Riskin yanında bir de saat var. Gece odada tek refakatçi kalabiliyor. Devir saati gelince Murat kalkıp gidecek. Çay sahnesi bu saatin altında oynanıyor. İki kardeşin aynı odada oturabildiği süre kısa. Murat'ın konuşması o kısa süreyi harcıyor. Seyirci sözün yarıda kalmasını biraz da bu yüzden ağır duyuyor. Saat dolmadan söylenmeyen söz, ertesi gece aynı cesaretle gelmeyebilir.

Emre'nin sayfasında bir sayfa boyunca hiçbir el hareket etmiyordu. Selim'in sorusu da buydu: kamera bir sayfa boyunca kime bakacak? Filmde cevap hazır. Murat kardeşinin bardağına sormadan iki şeker atmıştı. Konuşurken kendi bardağını parmaklarıyla çeviriyor. Dil babayı anlatırken eller kardeşlerin arasında dolaşıyor. Şeker, Murat'ın kardeşini hâlâ tanıdığını söylüyor. Dönen bardak, konuşmanın nereye gittiğinden emin olmadığını.

Son soru sonuç. Konuşma bitti, odada ne değişti? Çay sahnesinde son sözü Kadir söylüyor: "Hatırlıyorum ben." O evin geçmişinde ilk kez kendi payını istiyor. Murat cevap vermiyor. Monolog yarım kaldı ama odada bir şey yer değiştirdi.

Filmlerden okuma

Bu filmlerin her birinde konuşmayı ilerleten bir istek var. Henry bir orduyu savaşa sokmak istiyor. Janning gerçeğin kayda geçmesini. Karl yalnız olanı söylemek. Richard bir suç ortağı. Cyrano ise aslında hiçbir şey istemiyor, yalnız mektubu son kez okumak. Onun monoloğunu da kararan ışık ele geçiriyor.

Nöbet'in çay sahnesi bu filmlerin hiçbirinin uzunluğunda değil. Ama aynı soruları cevaplıyor. Murat'ın bir isteği var. Bir düşünce dönemeci, susan bir dinleyici, bir risk ve iki bardak çay var. Emre'nin sayfasının eksiği uzunluk değildi. Eksik olan, isteğin kaybolmasıydı.

Bu konuşmaların hiçbiri seyirciye "şimdi uzun bir konuşma geliyor" demiyor. Henry'nin konuşması bir dilekten doğuyor. Janning'inki bir tanığın ezilmesinden. Cyrano'nunki bir mektup isteğinden. Hepsi bir önceki anın içinden çıkıyor. Monolog sahneye dışarıdan getirilmiyor, sahnenin kendi baskısıyla yükseliyor.

Usta katmanı

Monoloğu bir ricanın, bir sorunun ya da bir saldırının içinden başlat. Henry'nin konuşması bir komutanın dileğine cevap. Murat'ınki bir çayın tadına. Monolog bir önceki repliğe tutunursa seyirci uzun konuşmaya geçildiğini fark etmez.

Dönemeci bir kez yaz, iyi yaz. Bir monoloğa birden fazla dönemeç sığar. Ama en güçlüsü tektir. Emre'nin sayfasında ikinci dönemeç birincinin işini yok ediyordu. Hangi dönemecin asıl olduğunu seç ve konuşmayı ona doğru kur.

Dinleyiciye tek bir hamle ver. Susan dinleyici bütün konuşma boyunca bir şey yapmak zorunda değil. Doğru yere düşen bir soru, bir bakış ya da bir el hareketi yeter. Kadir'in "Ne derdi?" sorusu bütün sahneyi çeviriyor.

Riski konuşmanın ortasına koy. Risk en başta gelirse karakter hiç konuşmaz. En sonda gelirse konuşma riski olmadan akar. Risk ortada belirmeli. Karakter yarı yolda bir eşiğe varmalı ve devam edip etmeyeceğine karar vermeli.

Konuşmanın altına başka bir istek koy. Murat demliği anlatıyor, kardeşinin kabulünü istiyor. Henry onurdan söz ediyor, korkuyu dağıtmak istiyor. Söylenen ile istenen aynı olursa monolog bir bildiriye döner.

Eli konuşmadan ayrı yönet. Eşlik eden eylem sözün tekrarı olmamalı. Murat babadan söz ederken bardağı çeviriyor, kardeşine bakmıyor. El, sözün söylemediği huzursuzluğu taşıyor.

Monoloğu bölmekten korkma. Richard'ın konuşması iki mekâna yayılıyor. Bir monolog kesmeyle iki parçaya ayrılabilir. Parçalar arasındaki fark yeni bir anlam üretir.

Kesilen monoloğu bir sonuç say. Murat'ın yarıda kestiği cümle bir başarısızlık değil. Monolog riskini seyirciye en açık biçimde gösteren an. Yarıda bırakılan konuşma, söylenmeyen kısmın ağırlığını büyütür.

Monoloğu filmin sorusuna dokundurma. Merdiven sayfası filmin bütün sorusunu cevaplıyordu. Bir monolog o soruya yaklaşabilir, onu sezdirebilir. Ama cevaplarsa filmin geri kalanı boşalır.

Sesli oku, dinleyeni de oku. Monoloğu okuma masasında yalnız konuşan okumasın. Dinleyen rolündeki kişi her satırda ne yaptığını yazsın. Boş kalan satırlar, kameranın bakacak yer bulamayacağı satırlardır.

Monoloğun ilk cümlesini kısa tut. Uzun konuşma kısa bir cümleyle açılırsa seyirci geçişi fark etmez. Murat'ın sözü bir çayın tadıyla başlıyor. İlk cümle uzun olursa seyirci daha baştan bir konuşma dinleyeceğini anlar ve geri çekilir.

Dinleyenin sorusunu doğru yere koy. Susan dinleyicinin tek sorusu monoloğun en hassas yerine düşmeli. Erken gelirse konuşmayı boğar. Geç gelirse iş işten geçmiştir. Kadir'in sorusu, Murat babanın sözüne vardığı an geliyor.

Monoloğa bir saat koy. Henry'nin konuşması savaştan hemen önce. Cyrano'nunki ışık sönerken. Murat'ınki devir saatinden önce. Dışarıdan gelen bir son, konuşanı acele ettirir ve her cümleyi seçilmiş kılar.

Seyirciye hitabı erken kur. Kameraya dönen karakter seyirciyle bir anlaşma yapar. Richard bunu filmin ilk dakikalarında yapıyor. Filmin ortasında ilk kez kameraya dönen karakter, seyirciye yeni bir anlaşma önerir. Bu yapılabilir, ama bilerek yapılmalı. Seyirci kuralın neden şimdi değiştiğini sezmeli.

Monologları say. Kısa konuşan bir filmde tek bir uzun konuşma, bütün filmin ağırlığını taşıyabilir. İkinci bir monolog birincinin değerini bölebilir. Hangi anın o tek konuşmayı hak ettiğini baştan seç.

Uzunluğu sayfayla değil nefesle ölç. Bir monoloğun kaç satır olacağına sayfa karar vermez. Karakterin bir nefeste söyleyebileceği kadar uzun olur. Nefesin kesildiği yer çoğu zaman dönemecin yeridir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"İyi bir oyuncu için uzun bir konuşma yazmak gerekir."
Doğrusu

Oyuncuya gereken uzunluk değil, oynanacak bir istek. İstek olmayan sayfayı en iyi oyuncu da kurtaramaz.

Yaygın yanlış"Monolog filmi yavaşlatır."
Doğrusu

Yavaşlatan uzunluk değil, istek eksikliğidir. İsteği olan bir monolog sahneyi hızlandırabilir. Seyirci konuşmanın nereye varacağını merak ettikçe zaman kısalır.

Yaygın yanlış"Monoloğun dinleyicisi sadece bir dekor."
Doğrusu

Dinleyici monoloğun ikinci oyuncusudur. Onun tek bir hareketi konuşmanın yönünü değiştirebilir.

Yaygın yanlış"Monolog bitene kadar konuşan aynı şeyi düşünür."
Doğrusu

İyi monologda düşünce yolda döner. Konuşan başladığı yerde bitirmez.

Yaygın yanlış"Monolog karakteri açıklamak için iyi bir fırsattır."
Doğrusu

Karakteri açıklayan monolog çoğu zaman bir mola konuşmasına dönüşür. Monolog bir şeyi açıklamak için değil, bir şeyi değiştirmek için yazılır.

Yaygın yanlış"Yarıda kalan konuşma yazarın eksiğidir."
Doğrusu

Kesilen monolog da bir sonuçtur. Karakterin neyi söyleyemediğini gösterir.

Yaygın yanlış"Seyirciye doğrudan konuşmak her zaman bir hiledir."
Doğrusu

Doğrudan hitap bir sözleşmedir. Film onu baştan kurarsa seyirciyi karakterin ortağı yapar.

Yaygın yanlış"İtiraf monoloğu her şeyi bir kerede söylemelidir."
Doğrusu

Bir itiraf parça parça da gelebilir. Nöbet'te Murat'ın itirafı kantin masasında küçük cümlelere bölünüyor. Her parçanın arasında Kadir'in yüzü bir sonrakini bekliyor.

Yaygın yanlış"Monolog en güçlü repliklerin toplandığı yerdir."
Doğrusu

Güzel cümlelerle dolu bir monolog çoğu zaman yazarın sesiyle konuşur. Karakterin kendi kelimeleri daha sade olabilir. Güç cümlelerin parlaklığından değil, isteğin baskısından gelir.

Yaygın yanlış"Monolog ancak uzun bir sahnenin içine sığar."
Doğrusu

Bir monolog kısa bir sahnenin ortasında da yer alabilir. Çay sahnesinin tamamı birkaç dakikadır. Uzun konuşma onun içinde bir yükseliş olarak durur.

Yaygın yanlış"Monolog yalnız filmin doruğunda kullanılır."
Doğrusu

Sling Blade'de de III. Richard'da da monolog ilk dakikalarda geliyor. Açılıştaki monolog seyirciyle bir anlaşma kurar. Doruktaki monolog ise o anlaşmanın hesabını görür.

Yaygın yanlış"Kendi kendine konuşma gerçekçi değildir."
Doğrusu

İnsanlar yalnızken de konuşur. Sorun kendi kendine konuşmanın gerçekçiliği değil, seyirciye bilgi vermek için kullanılmasıdır. Karakter kendine bildiği bir şeyi anlatıyorsa konuşma seyirci için yazılmıştır.

Yaygın yanlış"Seyirci uzun konuşmayı sevmez."
Doğrusu

Seyirci isteği olmayan uzun konuşmayı sevmez. İsteği olan bir konuşmayı nefesini tutarak dinler.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Monolog, karakterin sahnenin yükünü tek başına taşıdığı uzun konuşmadır.
  • Monolog bir şey ister ve bir şeyi değiştirir.
  • İtiraf, savunma, hikâye anlatma, ikna, veda ve tanıklık başlıca biçimlerdir.
  • Kendi kendine konuşma ve seyirciye hitap da monoloğun biçimleridir.
  • Monolog hakkı öncesinde biriken susuştan doğar.
  • Düşünce dönemeci konuşmanın yön değiştirdiği yerdir.
  • Susan dinleyici monoloğun ikinci oyuncusudur.
  • Monolog riski, konuşanın sürdürürse kaybedeceği şeydir.
  • Eşlik eden eylem sözün söylemediğini taşır.
  • Yarıda kalan monolog da bir sonuçtur.
  • Monolog filmin bütün sorusunu cevaplamamalıdır.
  • Söylenen ile istenen aynıysa monolog bir bildiriye döner.
  • Monoloğun ilk cümlesi bir önceki ana tutunur.
  • Kısa konuşan bir filmde tek bir monolog bütün filmin ağırlığını taşıyabilir.
  • Monolog çekilirken iki yüz çekilir: konuşanın ve dinleyenin.
  • Dışarıda işleyen bir saat monoloğu sıkıştırır ve cümleleri seçtirir.

Sonraki derse köprü

Murat'ın sözü bir yerde kesiliyor ve seyirci devamını hiç duymuyor. Kadir'in ise filmde neredeyse hiç uzun sözü yok. Peki film bir kez onun kafasının içine girse? Seyirci bir ses işitse ve sahnedeki kimse onu duymasa? O ses, yüzün zaten gösterdiğini mi tekrar eder, yoksa yüzün sakladığı bir şeyi mi açar? Sonraki ders, İç ses, düşünceye doğrudan erişimin görüntüye ne zaman bir şey eklediğini, ne zaman yalnızca bir açıklamaya dönüştüğünü konuşuyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — okuma masasında tek bir sayfa; bir kişi okuyor, karşısındaki kâğıda bakıyor ve elleri boş.
  • Monolog hakkı — üç gece boyunca kısa konuşma balonları; dördüncü gece tek bir uzun balon beliriyor.
  • Düşünce dönemeci — bir cümle çizgisi bir yerde kıvrılıp yön değiştiriyor; ikinci kıvrım kalemle siliniyor.
  • Susan dinleyici — iki bardak arasında tek bir soru işareti; uzun balon onun karşısında duruyor.
  • Monolog riski — bir konuşma çizgisi bir uçurumun kenarına kadar uzanıyor ve orada kesiliyor.
  • Eşlik eden eylem — masada dönen bir bardak; üstte akan sözler, altta hareket eden el.

Ritim

Ders isteği kaybolmuş bir sayfayla açılıyor, monoloğun biçimlerini ve yedi sorusunu çay sahnesi üzerinden açıyor, yarım kalan sözün bir sonuç olduğunu göstererek kapanıyor.