Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Arketip bir kalıptır: biçimi bedavaya verir ve bütün emeğini madene ayırmanı sağlar.
- Mit inanılır, efsane inanılabilir, masal inanılmaz — üçü de bu yüzden ayrı işe yarar.
- Arketip bir kişilik değil bir işlevdir; ne yaptığıyla tanımlanır, kim olduğuyla değil.
- Arketip bir başlangıç noktası, stereotip bir varış noktasıdır; aradaki fark işlemedir.
- İşleve indirgemenin testi tek soru: bu karakterin kahramandan bağımsız bir isteği var mı?
- Kahraman yolculuğu bir gözlemdi, tarif değil; kalıbı önce koyup metni doldurmak metni sahteleştirir.
- Kahraman güçlü olmak zorunda değil, harekete geçen olmak zorunda; gölge kötü olmak zorunda değil, eksiği taşımak zorunda.
- Mit ancak dünyanın işleyişini belirlediğinde mittir; isim ya da sahne benzerliği gönderme sayılır, mit sayılmaz.
- Klişe olan örüntü değil, örüntünün işlenmemiş hâlidir.
Açılış sahnesi
Bir dökümhane düşün. Ortada bir kalıp var; yüzyıllardır kullanılıyor, ustadan çırağa geçmiş.
Kalıp bir biçim verir. Erimiş madeni içine dökersin, soğur, çıkarırsın — ve elindeki şey kalıbın biçimindedir.
Şimdi soru: bu işin ustalığı nerede?
Kalıpta değil. Kalıp hazır; onu kimse yeniden icat etmiyor. Ustalık madende — hangi alaşımı kullandığında, ne sıcaklıkta döktüğünde, çıkardıktan sonra nasıl işlediğinde.
Kalıp sana biçimi bedavaya verir. Verdiği için de bütün emeğini madene ayırabilirsin.
Arketipler böyle çalışır. Kahraman, mentor, gölge, düzenbaz. Bunlar binlerce yıldır kullanılan kalıplardır ve izleyici hepsini tanır — tanıdığı için de sen onları kurmakla vakit kaybetmezsin.
Ama burada bir tehlike var ve dersin yarısı ona ayrılacak.
Kalıptan çıkan her parça birbirinin aynısıdır. Dökümhanede bu bir avantajdır; anlatıda felakettir. Aynı kalıptan çıkmış ve maden ayrımı yapılmamış karakterlere bir adımız var: stereotip.
Bu derste hem kalıpları tanıyacağız hem de madenin nasıl işlendiğini. Ve şu soruyu sürekli soracağız: bu karakter kalıbın kendisi mi, yoksa kalıptan çıkıp işlenmiş bir şey mi?
Benzetmenin kırıldığı iki yeri baştan söyleyeyim. Dökümhanede kalıp sabittir ve her yerde aynı işi yapar; arketip ise kültüre göre değişir — bir kültürde kahraman sayılan davranış, başka bir kültürde kabalık sayılabilir. İkincisi: dökümde amaç kalıba tam uymaktır, anlatıda ise kalıbın kenarından taşan kısım karakteri var eder.
Bu derste ne olacak
Önce yedi anlatı türünü ayıracağız: mit, efsane, masal, destan, halk hikâyesi, fabl ve kent efsanesi. Karıştırıldıkları için sık sık yanlış araç seçiliyor. Sonra on tekrarlanan örüntüyü göreceğiz — yolculuk, eve dönüş, yasak, kurban ve diğerleri. Ardından sekiz arketibi ve işlevlerini açacağız. Son bölüm ise uyarılara ayrılacak: stereotipleşme, kültürel bağlamı yok sayma ve karakteri işleve indirgeme. Boyunca tek bir ilke dönecek: kalıp bedava, maden senin — ve değerlendirilen şey her zaman maden. On iki filmden örneklerle gideceğiz. Ders bittiğinde bir arketibi kullanıp ondan özgün bir karakter çıkarabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Önce yedi türü ayıralım, çünkü bunlar sürekli birbirinin yerine kullanılıyor ve yanlış tür, yanlış beklenti üretiyor.
Farkı bir cümlede toplarsak: mit inanılır, efsane inanılabilir, masal inanılmaz — ve üçü de tam olarak bu yüzden ayrı ayrı işe yarar.
Kalan dört tür de kısaca. Destan, bir topluluğun kahramanlık anlatısıdır; uzundur, şiirsel bir dili vardır ve kolektif bir kimlik taşır. Halk hikâyesi, sözlü gelenekte anlatılan, çoğu zaman aşk ve ayrılık üzerine kurulu anlatıdır. Fabl, hayvanlar üzerinden ahlaki bir ders veren kısa anlatıdır. Kent efsanesi ise bugünün mitidir: kaynağı belirsiz, sürekli değişerek anlatılan ve "bir tanıdığımın başına gelmiş" diye başlayan hikâye.
Sonuncusu özellikle işine yarar. Kent efsanesi, mit üretiminin bugün de sürdüğünün kanıtıdır — yani arketipler müzelik değil, çalışan araçlardır.
Tür seçimi bir üslup tercihi değil, bir sözleşme kurar. Masal diyorsan izleyici gerçekçilik aramaz ve olağanüstüyü sorgulamaz. Efsane diyorsan bir doğruluk payı bekler. Miti bir süs olarak kullanırsan ikisi de olmaz ve izleyici neye bakacağını bilemez.
Bu yüzden ilk soru "hangi arketibi kullanayım" değil. İlk soru şu: hangi türün sözleşmesini imzalıyorum?
Mekanizma
On tekrarlanan örüntü
Yolculuk — karakter tanıdık olandan çıkar, bilinmeyene girer. En yaygın olanı.
Eve dönüş — çıkılan yere geri gelinir ama gelen kişi aynı değildir. Yolculuğun ikinci yarısıdır ve çoğu zaman daha zor yazılır.
Yasak — bir şey yasaklanır ve tam da bu yüzden yapılır. Anlatının en eski motoru; yasak koymak, merak üretmenin en kısa yoludur.
Kurban — bir şey elde etmek için değerli bir şeyden vazgeçilir. Bedel kavramının mitolojik hâli.
Yeniden doğuş — karakter sembolik olarak ölür ve başka biri olarak döner.
İntikam — bozulan bir denge zorla geri kurulmaya çalışılır. Neredeyse her kültürde var ve neredeyse her kültürde bedeli anlatılır.
Arayış — bir şey aranır; bulunan şey çoğu zaman aranan şey değildir.
Dönüşüm — karakter ya da dünya biçim değiştirir.
Düşüş — yükselen bir şey çöker; genellikle kendi kusurundan.
Kurtuluş — düşmüş olan geri kalkar. Düşüşün ikizidir ve ikisi çoğu zaman aynı metinde bulunur.
Bu on örüntünün pratik faydası şu: elindeki metnin hangisini kullandığını bilmek, sonunu da bilmeni sağlar. Yolculuk örüntüsü bir varışla kapanır, arayış bir bulmayla — ve bulunan şeyin aranan şey olmaması kuraldır. Örüntüyü adlandıramayan yazar, finali sezgiyle arar.
Sekiz arketip
Kalan beşi de kısaca.
Eşik bekçisi, kahramanın geçmesi gereken sınırda durur; genellikle asıl düşman değildir, bir sınavdır. Haberci, dengeyi bozan haberi getirir. Düzenbaz kuralları bozar ve bozarak dünyanın kurallarını görünür kılar; komedinin en verimli arketibi budur. Müttefik, kahramanın yalnız yapamayacağını gösterir. Şekil değiştiren, güvenilirliği belirsiz olan figürdür; kahramanın da izleyicinin de emin olamadığı kişi.
Sekizinin ortak özelliği şu: hiçbiri bir kişilik tarif etmiyor, hepsi bir konum tarif ediyor. Aynı kişi bir sahnede müttefik, başka bir sahnede eşik bekçisi olabilir; değişen şey karakter değil, kahramana göre durduğu yer.
Dört risk
Şimdi dersin ikinci yarısı. Bu araçların bedeli var.
Kültürel bağlamı yok sayma. Arketipler evrensel görünür ama içerikleri kültüreldir. Bir kültürde mentor yaşlı ve uzaktadır; başka bir kültürde ailenin içindedir. Kahramanın tek başına hareket etmesi bir kültürde erdem, diğerinde bencilliktir. Kalıbı alıp içeriği taşımak, en sık yapılan hatadır.
Aynı modeli her hikâyeye uygulamak. Kahraman yolculuğu her hikâyeye uymaz ve zorla uygulandığında metin kendi malzemesine ihanet eder. Bazı hikâyelerde çağrı yoktur, bazılarında dönüş yoktur, bazılarında kahraman yoktur.
Ve bunların hepsinin cevabı tek bir işte toplanır: arketipi özgün karakterleştirmek. Bunun üç yolu var ve ders boyunca göreceğiz — arketibe kendi isteğini vermek, beklenen davranışın tersini yaptırmak, ve arketibi kültürün içine yerleştirmek.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, ve bu dersin taşıyıcı bilgisi: arketip bir başlangıç noktasıdır, bir tarif değil. Kalıbı kullan, sonra kenarından taşır. Beklenen davranışı bir kez, önemli bir yerde bozan karakter, hem tanıdık hem yeni olur — ve bu ikisi bir arada, izleyicinin en sevdiği şeydir.
İkincisi: arketibe kendi isteğini ver. Mentor yalnız öğüt vermesin; kendi peşinde olduğu bir şey olsun ve o şey bazen kahramanla çatışsın. İşleve indirgemeyi bozmanın en hızlı yolu budur ve tek bir cümlelik bir eklemedir.
Üçüncüsü, deneyimli yazarların bildiği: bir karakter birden çok arketip taşıyabilir ve en ilginçleri taşır. Mentor aynı zamanda eşik bekçisi olabilir; müttefik aynı zamanda şekil değiştiren. Arketipler kutulara değil, katmanlara benzer.
Dördüncüsü: kahraman yolculuğu bir gözlemdi, tarif değil. Yüzlerce anlatıya bakıp ortak örüntüyü çıkaran bir çalışmadan doğdu. Tarif olarak kullanıldığında ürettiği şey, birbirine benzeyen ve hepsi biraz sahte duran metinlerdir. Kendi metnini yazdıktan sonra bu kalıpla karşılaştırmak meşrudur; kalıbı önce koyup metni ona doldurmak değildir.
Beşincisi, ve kültürel bağlam hakkında: arketibi taşırken içeriğini de taşımak zorunda değilsin, ama neyi değiştirdiğini bilmelisin. Bir anlatıyı başka bir kalıba dökmek meşru bir uyarlamadır. Farkında olmadan yapmak ise kaynağı sessizce silmektir.
Altıncısı: düzenbaz arketibi en az kullanılan ve en verimli olanıdır. Kuralları bozarak dünyanın kurallarını görünür kılar; bir dünyayı anlatmanın en ekonomik yolu, o dünyada kuralı çiğneyen birini göstermektir. Bir sahnede dünyayı kurmak istiyorsan bir düzenbaz koy — kuralı anlatmana gerek kalmaz, çiğnendiğini gören izleyici kuralı kendi çıkarır.
Yedincisi, ve mit hakkında kimsenin söylemediği: mit kullanmak gönderme yapmak değildir. Bir karaktere mitolojik bir isim vermek ya da bir sahneyi bilinen bir anlatıya benzetmek, mitten yararlanmak sayılmaz. Mit ancak dünyanın işleyişini belirlediğinde çalışır — yani bir süs değil, bir yasa olduğunda.
Sekizincisi, ve arketipleri ilk kez kullanacak olana: önce kendi metnindekileri adlandır, sonra ekleme yap. Neredeyse her metinde bu sekiz arketipten birkaçı zaten vardır; yazar farkında olmadan koymuştur. Adlandırmak, olmayanı eklemekten çok daha verimlidir — çünkü eksik olan genellikle bir arketip değil, var olan bir arketibin işlenmemiş olmasıdır.
Dokuzuncusu, bir ölçek notu: kısa metin tek bir örüntü taşır, uzun metin iç içe geçmiş birkaçını. On dakikalık bir işte hem yolculuk hem yeniden doğuş kurmaya çalışırsan ikisi de yarım kalır. Dizide ise örüntüler katman olur: sezon bir arayış, bölüm bir yasak taşıyabilir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirincisi: arketibi karakter sanmak.
Arketip bir işlevdir; karakter, o işlevi yapan belirli kişidir. "Mentor" bir karakter değil, bir roldür — ve o rolü kimin oynadığı yazarın işidir.
Yaygın yanlışİkincisi: masal karakterlerinin inceliğini kusur sanıp masal yapısını da atmak.
Masalın karakterleri ince olabilir ama örüntüsü son derece sağlamdır. Yapıyı al, karakteri kendin doldur.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: mit ile gönderme arasındaki farkı atlamak.
Bir isim ya da bir sahne benzerliği mit kullanımı değildir. Mit, o dünyanın nasıl işlediğini belirlediğinde mit olur.
Yaygın yanlışDördüncüsü: kahramanı güçlü olmak zorunda sanmak.
Kahraman arketibinin tek şartı harekete geçmektir. Zayıf, korkak, hatta ahlaken sorunlu bir kahraman da kahramandır — çünkü işlev güçle değil, eylemle tanımlanır.
Yaygın yanlışBeşincisi: gölgeyi kötü karakter sanmak.
Gölge bir ahlaki kategori değil, bir ilişkidir: kahramanın bastırdığı ya da eksik olduğu şeyi taşıyan güç. Bazen sevimli, bazen haklı, bazen de kahramanın en yakınıdır.
Yaygın yanlışAltıncısı: örüntüleri kaçınılacak şeyler sanmak.
"Bu klişe olur" diye yolculuktan ya da intikamdan kaçan yazar, elindeki en dayanıklı araçları bırakmış olur. Klişe olan örüntü değil, örüntünün işlenmemiş hâlidir.
Yaygın yanlışYedincisi: kültürel malzemeyi bağlamından koparıp süs olarak kullanmak.
Başka bir kültürün mitini estetik bir katman olarak almak kültürel temellüktür: bir topluluğun anlatısını bağlamından koparıp, genellikle onun sesi olmadan kullanmak. Kural aynı: danış, kaynağını göster, tek sesli anlatma.
Yaygın yanlışSekizincisi: arketip sayısını çoğaltmayı zenginlik sanmak.
Sekiz arketibin hepsini bir metne koymak zorunda değilsin; çoğu güçlü metin üç ya da dördüyle çalışır. Hepsini dolduran metinlerde karakterler birbirine yer açmak zorunda kalır ve hiçbiri yeterince derinleşmez.
Yaygın yanlışDokuzuncusu, ve en incesi: kalıbı bozdum sanıp aslında bozmamak.
Beklenen davranışın tersini yaptırmak, bir süre sonra kendi kalıbına dönüşür; "aslında mentor kötüydü" ya da "kahraman sonunda kaybetti" artık beklenen sürprizlerdir. Gerçek kırılma, kalıbı değil beklentiyi okumakla bulunur.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Arketip bir kalıptır: biçimi bedavaya verir ve bütün emeğini madene ayırmanı sağlar.
- Mit inanılır, efsane inanılabilir, masal inanılmaz — üçü de bu yüzden ayrı işe yarar.
- Arketip bir kişilik değil bir işlevdir; ne yaptığıyla tanımlanır, kim olduğuyla değil.
- Arketip bir başlangıç noktası, stereotip bir varış noktasıdır; aradaki fark işlemedir.
- İşleve indirgemenin testi tek soru: bu karakterin kahramandan bağımsız bir isteği var mı?
- Kahraman yolculuğu bir gözlemdi, tarif değil; kalıbı önce koyup metni doldurmak metni sahteleştirir.
- Kahraman güçlü olmak zorunda değil, harekete geçen olmak zorunda; gölge kötü olmak zorunda değil, eksiği taşımak zorunda.
- Mit ancak dünyanın işleyişini belirlediğinde mittir; isim ya da sahne benzerliği gönderme sayılır, mit sayılmaz.
- Klişe olan örüntü değil, örüntünün işlenmemiş hâlidir.
Sonraki derse köprü
Bu derste kullandığımız kalıpların çoğu batı anlatı geleneğinden geliyor ve o gelenek, dünyanın tek anlatı geleneği değil. Sıradaki derste Anadolu ve Orta Doğu anlatılarına, meddaha, gölge oyununa, Hint ve Uzak Doğu geleneklerine bakacağız. Ve şu soruyu soracağız: bu derste öğrendiğin kalıpların hangisi gerçekten evrensel, hangisi sadece yaygın? İkisi arasındaki fark küçük görünüyor ama sonuçları büyük — çünkü yaygın olanı evrensel sanan yazar, kendi geleneğini herkesin ölçüsü sanır.