Ne yapacaksın
Bugün senaryondan iki karakteri aynı yere koyacaksın. Aralarındaki güç ilişkisini tek söz kullanmadan kuracaksın. Sahne bir sayfayı geçmeyecek. Biri öbüründen güçlü başlayacak, sahne bittiğinde güç yer değiştirmiş olacak. Sözün her biçimi yasak: replik de, ekranda okunan mesaj da, kendi kendine konuşma da. Ses serbest: bir sandalyenin gıcırtısı, bir düğmenin tıkı, uzaktan bir anons. Elinde yalnızca bedenler, aralarındaki mesafe ve mekânın eşyaları var. Hangisi oturuyor, hangisi ayakta duruyor? Hangisi odada rahatça dolaşıyor, hangisi eşikte bekliyor? Kim izin almadan bir şeye dokunuyor?
Sahneyi yazmadan önce mekânın kuşbakışı bir krokisini çizeceksin. Yazdıktan sonra iki kroki daha çizeceksin. Biri sahnenin ilk anında iki karakterin nerede durduğunu gösterecek, öteki son anında. İki kroki arasındaki fark, sahnenin anlattığı şeyin en kısa özeti olacak. Fark yoksa sahne henüz bir güç sahnesi değildir. Bir çatışmanın yalnızca fotoğrafıdır.
Neden bu alıştırma
Güç çoğu taslakta konuşmayla kurulur. Patron emir verir, çalışan itiraz eder, biri sesini yükseltir. Oysa bir odaya giren biri, kimse ağzını açmadan kimin evinde olduğunu anlar. Koltuğu kim seçmiş, kim kapının yanında kalmış, kim sormadan pencereyi açmış? Bu işaretler sözden önce okunur ve sözden daha az yalan söyler.
Statünün iki kaynağı vardır. Biri dışarıdan getirilir: yaş, para, unvan, kıyafet, meslek. Öteki o mekânın içinde kazanılır. Oranın düzenini bilmek, eşyaların yerini bilmek, orada uzun saatler geçirmiş olmak buna girer. İyi güç sahnelerinin çoğu bu iki kaynağın çarpıştığı yerde kurulur. Dışarıda güçlü olan biri, başkasının yönettiği bir odaya adım atar.
Sözsüz yazmak yazarı mekânı ölçmeye zorlar. Ayakta durmak her zaman üstünlük değildir. Kapıda ayakta bekleyen misafirdir, masanın başında ayakta duran ise işi dağıtandır. Aynı duruş, odadaki yerine göre ters anlam taşır. Yazar bunu ancak krokiye baktığında görür.
Son kazanç değişimin kendisinde. Replikle güç değiştirmek kolaydır: biri bir sır açar, öteki susar. Sözsüz bir sahnede değişim bir bedenin yer değiştirmesiyle gelir. Bir mesafe kapanır, bir eşik boşalır, bir eşya başka bir ele geçer. Seyirci değişimi duymaz, görür. Gördüğü şeyi de kolay kolay unutmaz.
Hazırlık
Senaryondan arasında çözülmemiş bir gerilim olan iki karakter seç. Statüleri farklı olsun ve farkın nereden geldiğini sen bil. Biri yaşça büyük olabilir, biri parayı veriyor olabilir, biri o yerde daha uzun zamandır yaşıyor olabilir.
Sahnenin geçeceği mekânı seç ve kâğıda kuşbakışı çiz. Kapıyı, pencereyi, oturulacak yerleri işaretle. Işığın nereden geldiğini ve onu kimin değiştirebileceğini de işaretle. Mekân ikisinden birine ait olsun, ya da ikisinin de kendine ait saydığı bir yer olsun.
Kâğıdın kenarına iki sütun aç. Birinin başına "dışarıdan getirilen güç", ötekinin başına "bu mekânda kazanılmış güç" yaz. Her karakter için iki sütuna da en az bir satır gir. Bu sütunlar sahneye girmeyecek, ama her adımda onlara döneceksin. Son olarak sahnenin saatini ve süresini tek satırla yaz. Güç ilişkisi gece ile gündüz arasında, kalabalıkla boş arasında değişebilir.
Adımlar
Çözümlü örnek
Emre, Nöbet'in hastane odası için bir soruyu çözmek istiyor. İlk gecelerde bu odanın sahibi kim? Filmde o geceler kapı eşiğindeki kısa atışmalarla geçiyor. Emre aynı ilişkiyi tek kelime kullanmadan kurmayı deniyor. Taslak atölyede bir alıştırma olarak kalabilir; filmdeki atışmaların yerini almayacak.
İlk taslak dört satır. "Gece, hastane odası. Kadir yatağın yanında oturuyor, kırgın. Murat kapıda, soğuk ve kendinden emin. Uzun bir sessizlik. Sonunda Murat çıkıp gidiyor."
Nermin Hanım tahtaya iki kroki çiziyor, biri sahnenin başı, biri sonu. İkisi de aynı: Kadir sandalyede, Murat kapıda. Tek fark, sonda Murat'ın yok olması. Selim üç kelimeyi kırmızıyla daire içine alıyor: kırgın, soğuk, kendinden emin. Statüyü sıfatlar taşıyor, mekân hiçbir iş yapmıyor. Murat'ın gidişi de bir karar değil. Sahne bittiği için gidiyor.
Emre ikinci denemede ters yöne savruluyor. Kadir ayağa kalkıp ağabeyinin karşısına dikiliyor, aralarında bir karış kalıyor. Selim başını iki yana sallıyor. Bu bir kavganın ilk saniyesi olmuş. Üstelik Kadir'in bu odadaki gücü ayağa kalkmaktan gelmiyor. Gelseydi bütün gece ayakta dururdu.
Emre hazırlık sütunlarına dönüyor. Murat'ın dışarıdan getirdikleri: büyük ağabey olmak, İstanbul, kravat, telefonda kararlar veren bir iş. Kadir'in bu odada kazandıkları: serumun hızını bilmek, yastığın nasıl düzeleceğini bilmek, gece kalacak tek refakatçinin kendisi olması. Sonra krokiye bir eşya ekliyor. Kapının hemen içinde, Murat'ın omzunu verdiği kasanın bir karış altında tavan ışığının düğmesi var.
Üçüncü taslağı ilk gecelerin sonuna, tavan ışığının ilk kez söndüğü geceye yazıyor.
Gece, dahiliye servisi, devirden önce. Tavanda floresan. Kadir yatağın bir yanındaki sandalyede, dizinde açık kitap. Öbür yandaki sandalye boş. Murat kasaya omzunu vermiş, ceketi sırtında. Elinde telefon.
Kadir kalkıyor. Serumun damlasına bakıp makarayı bir tık çeviriyor. Babanın yastığını düzeltiyor. Bunları yaparken kapıya bir kez bile dönmüyor. Yerine oturuyor.
Telefon titriyor. Murat koridora çıkıyor. Kadir bir sayfa çeviriyor. Murat geri gelip aynı kasaya aynı omuzla yaslanıyor. Gözü boş sandalyeye kayıyor, ayakları kıpırdamıyor.
Baba uykusunda yüzünü ışıktan kaçırıyor. Kadir kitabı kapatıp kalkıyor. Yatağın ayak ucunu dolanıp kapıya yürüyor. Dört adım. Düğmenin önünde ağabeyinin omzu var.
Kadir duruyor. Elini kaldırmıyor, ağabeyine de bakmıyor. Gözü düğmede. Murat önce düğmeye, sonra kardeşine bakıyor. Omzunu kasadan çekiyor ve koridora doğru bir adım geriliyor.
Kadir düğmeye basıyor. Floresan sönüyor. Oda yalnızca koridordan sızan ışıkla kalıyor ve o ışık şimdi Murat'ın üstüne düşüyor. Kadir karanlıkta yerine dönüp oturuyor. Kapıyı kapatmıyor. Murat ışığın içinde bir süre bekliyor, sonra koridor boyunca uzaklaşıyor.
Emre son iki krokiyi çiziyor. Başta Murat yüksekte ve eşikte, bütün odaya tepeden bakıyor. Sonda eşik boş, Murat koridorda, Kadir aynı sandalyede. Kadir'in yeri değişmemiş, değişen eşiğin sahibi. İzinsiz hareketlerin hepsi Kadir'in: makara, yastık, düğme. Murat'ın sahnedeki tek kararı geri çekilmek. Ona bunu kimse söylemiyor. Kadir yalnızca bekliyor ve beklemesi yeterli oluyor.
Selim'in en sevdiği ayrıntı ışığın yön değiştirmesi. Sahnenin başında bakan Murat, sonunda bakılan o. Karanlıkta oturan Kadir görünmüyor ama odayı o yönetiyor. Nermin Hanım bir yanlış okumayı da soruyor: seyirci Kadir'in beklemesini nezaket sanabilir mi? Emre ağabeyine dönmeyen gözü gösteriyor. Nezaket bakardı. Bu bekleyişte bakış yok, yalnızca kapanmış bir yolun açılmasını isteyen bir beden var.
Kendini değerlendir
Sahneni bitirdiğinde şu sorularla oku.
Sayfada sözden geriye bir şey kaldı mı? Telefon ekranı, kâğıda yazılmış bir not, bir iç çekişin içine saklanmış bir cümle de söz sayılır.
İlk ve son krokin birbirinden farklı mı? Farkı tek satırla söyleyebiliyor musun?
İki karakterin güç kaynağı sayfada görünüyor mu? Dışarıdan getirilen güç bir eşyada ya da kıyafette, mekânda kazanılan güç bir bilgide duruyor mu?
Oturan ve ayakta duran karakterin duruşu tek anlamda okunuyor mu? İkinci bir okuma kaldıysa onu bilerek mi bıraktın?
Mesafe sahne boyunca en az bir kez değişiyor mu? Her değişimi kimin başlattığını biliyor musun?
İzinsiz hareket listende iki karakterin de adı geçiyor mu?
Güç değişimini iki karakterden biri mi başlattı? Yoksa bir telefon, bir ziyaretçi, bir rastlantı mı?
Değişimi bir fiil mi taşıyor? Bir bakışa ya da yüz ifadesine bırakılan değişim okurun gözünden kaçar.
Fiil listeni okuyan kişi gücün yönünü doğru söyledi mi? Yanlış söylediği yerde hangi fiil yanlış iş gördü?
En sonda bu sahneyi filmin öbür sahneleriyle birlikte düşün. Burada kurduğun yerleşim ileride geri dönebilir mi? Aynı oda başka bir gece aynı düzende görünürse, seyirci aradaki her kaymayı kendiliğinden okur.
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışStatüyü sıfatla yazmak.
"Kibirli", "ezik", "otoriter" kelimeleri oyuncuya bir duygu verir ama bir yer vermez. Kibri bir duruşa, ezikliği bir mesafeye çevir.
Yaygın yanlışAyakta durmayı her zaman üstünlük saymak.
Kapıda ayakta bekleyen, odanın içinde oturandan güçsüz olabilir. Duruşun anlamını mekândaki yeri belirler.
Yaygın yanlışGücü boyla çözmek.
Birini merdivenin tepesine, ötekini dibine koymak tek başına bir şey anlatmaz. Yukarıda duranın orada neden durduğunu da göstermen gerekir.
Yaygın yanlışDeğişimi dışarıdan getirmek.
Kapıdan bir doktor giriyor ve odanın düzeni bir anda değişiyorsa, gücü iki karakterden biri almamıştır. Onu yazar dağıtmıştır.
Yaygın yanlışDeğişimi kavgaya çevirmek.
İki karakterin göğüs göğüse gelmesi gücü değil, öfkeyi gösterir. Sözsüz güç çoğu zaman daha küçük bir hareketle el değiştirir: bir adım geri, bir düğme, bir eşyanın yeri.
Yaygın yanlışMekânı boş bırakmak.
Krokide yalnızca iki insan varsa, aralarındaki ilişkiyi taşıyacak hiçbir şey yok demektir. Bir sandalye, bir masa, bir kapı mesafeyi görünür yapar.
Yaygın yanlışBütün hareketleri tek karaktere vermek.
Biri her şeyi yönetir, öteki yalnızca izlerse sahne bir güç gösterisi olur, çekişme olmaz. Zayıf taraf da bir sınırı yoklamalı.
Yaygın yanlışMesafeyi sahne boyunca sabit tutmak.
İki karakter başta nerede duruyorsa sonda da oradaysa, güç değişse bile seyirci bunu göremez. En az bir adım atılmalı.
Yaygın yanlışEşyayı simgeye çevirmek.
Taht gibi bir koltuk ya da ortada duran bir taç, güç ilişkisini seyircinin yerine söyler. Gündelik bir eşya, biri onu kullandığı anda gücü kendisi gösterir.
Yaygın yanlışBakışmayı uzatmak.
Söz yok diye sahne ağırlaşmak zorunda değil. İki karakterin yalnızca birbirine baktığı her satır, sahneden bir hareket çalar.
Yaygın yanlışDeğişimi yüze bırakmak.
"Murat yenildiğini anlıyor" satırı çekilemez. Yenilgiyi bir adıma, bırakılan bir yere, yön değiştiren bir ışığa koy.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Bugünkü sahnede gücü taşıyan her şey odanın içindeydi ve kameranın görebileceği bir yerde duruyordu. Bir sandalye, bir eşik, bir düğme. Sıradaki birimde baskı kadrajın dışından gelecek. Kaynağını hiç görmeyeceğimiz bir tehdidi bir sesle ve onu duyan karakterin tepkisiyle kuracaksın. Nöbet'te Kadir odanın sahibi oldu, ama koridoru yönetmiyor. Tavanını söndürdüğü odaya uzaktan ince bir alarm ulaşıyor, kaynağı hiç görünmüyor. Ses kesildiğinde Kadir rahatlamalı mı? Kesilen bir ses yanlış bir güveni nasıl besler? Ertesi sabah geriye hangi görüntü kalır?