İçeriğe geç

Ders 67.5

Kurmacadan belgesele

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 67

1.967 kelime≈ 9 dk okuma≈ 13 dk seslendirmesıfırdan ileri

Ne yapacaksın

Bugün kendi kurmaca senaryonu alıp gerçek dünyadaki karşılığına götüreceksin. Senaryonun bir mesleği, bir mahallesi ya da bir zanaatı vardır. Onu yaşayan gerçek insanlar da vardır. Bu alıştırmada o insanlar hakkında bir belgesel denemesinin ilk kâğıtlarını hazırlayacaksın. Kimseyi çekmeyeceksin. Kimseye de henüz gitmeyeceksin. Önce kurmacanın neyi bildiğini, neyi uydurduğunu ayıracaksın. Sonra cevabını bilmediğin tek bir belgesel sorusu yazacaksın. Olası görüşmecilerin kartlarını, bir araştırma planını ve bir röportaj planını kuracaksın. En sonda iki sütunlu bir etik tablo dolduracaksın. Bir sütunda kurmacada senin verdiğin kararlar duracak. Öbür sütunda belgeselde o kararı kimin vereceği. Elinde altı kâğıt kalacak. Hiçbirinde kurmaca karakterinin adı geçmeyecek. Bu kâğıtlar bir belgeselin ilk dosyası olabilir. Belki de senaryona dönüp onu yeniden okumanı sağlar. Hangisi olursa olsun, kurmacanın nerede bittiğini ve gerçeğin nerede başladığını artık kâğıt üstünde göreceksin.

Neden bu alıştırma

Kurmaca yazan biri gerçek bir dünyaya ilk kez döndüğünde yanında hazır bir hikâye taşır. Karakterlerini tanır, sonunu bilir, merkez fikrini sevmiştir. Bu yük görünmez bir tehlike yaratır. Yazar karşısındaki gerçek insanda kendi karakterini arar. Sorularını o karakterin sırrına göre kurar. Cevap karaktere uymayınca da cevabı değil, insanı eksik bulur.

Belgeselde bu ters işler. Konuşan kişi senin karakterin değildir. Onun repliğini sen yazmazsın. Hayatı senin yapına uymak zorunda da değildir. Kurmacanın topladığı her şey yine de işe yarar. Bir mekânı gözünle görmüşsündür. Bir meslek dilini kulağınla duymuşsundur. Ama hangi bilginin gerçekten görüldüğünü, hangisinin sahneyi kurmak için uydurulduğunu bilmen gerekir. Alıştırmanın ilk adımı bu ayrımı kâğıda döker.

Etik farklar da aynı yerden doğar. Kurmacada bir elin titremesine sen karar verirsin. Belgeselde bir el titriyorsa bu bir insanın sağlığıdır. Onu göstermek ya da kesmek artık yalnız senin kararın değildir. Tablo sana bu kararların sahibini adıyla gösterir. Bir kararın sahibi değişince, yazarın yetkisi de daralır. Bir yapımcı ya da bir fon okuru da bu kâğıtlardan birini görüp projeye güvenir.

Hazırlık

Kendi kurmaca senaryonu seç. İçinde gerçek bir meslek, zanaat ya da topluluk olsun. Bir hastane, bir çarşı, bir liman, bir okul işe yarar. Tamamen hayalî bir dünyada geçen bir senaryo bu alıştırmaya uymaz.

Senaryonun son taslağını, varsa araştırma defterini ve çektiğin fotoğrafları yanına al. Defterin yoksa hatırladıklarını bir kâğıda dök. Ne zaman, nerede gördüğünü de yaz.

Altı kâğıt hazırla. Başlıkları sırayla şunlar olsun: kurmaca dökümü, belgesel sorusu, kişi kartları, araştırma planı, röportaj planı, etik tablo. Bir kurşun kalem ve bir kırmızı kalem al. Kurşun kalem değişebilecek her şey içindir. Kırmızı yalnız sildiğin satırlar içindir. Silinen satırı karalama, üstünü çiz. Neyi neden sildiğin sonra işine yarar.

Adımlar

Çözümlü örnek

Nermin Hanım tahtaya tek kelime yazıyor: Kepenk. Emre'nin kısa filmi kurmacaydı. Eskişehir'in eski çarşısında, bina yenilemesi yüzünden kapanan bir berber dükkânı. İsmail Usta, eski çırağı Tarık, bir bileme kayışı ve bir ustura. Nermin Hanım bu dünyanın gerçek karşılığına dönmesini istiyor. Çarşıda gerçekten kepenk indiren ustalar var mı, onları soracak bir film kurulabilir mi?

Emre dökümü yapıyor. Sol sütun kısa kalıyor. Çarşıda kepenk inerken çıkan sesi duymuş. Bir berberde kayışın asıldığı yeri görmüş. Kolonya kokusu, köpük fırçası. Sağ sütun uzun. İsmail Usta, Tarık, titreyen el, uzatılan kayış, altıda inen kepenk. Camdaki yönetim duyurusu bile sağa gidiyor. Emre böyle bir kâğıt görmemişti, sahneye gerektiği için yazmıştı. Merkez fikir çerçevenin içine giriyor: devir.

Emre'nin ilk belgesel sorusu şu: "Dükkânını kapatan bir usta işini kime bırakır?" Selim kırmızıyı alıyor. Soru merkez fikri tekrar ediyor. Cevap da içinde: birine bırakır. Emre ikinci soruyu yazıyor: "Eski çarşıda dükkân kapatan ustalar son günlerinde neyi yanlarında götürüyor, neyi bırakıyor?" Hipotez kurşun kalemle altında: "Çoğu en çok aletini götürüyor." Çürütme satırı: "Her şeyi bırakıp giden ve buna yanmayan biri." Soruda ne İsmail var ne Tarık. Dosyanın kapağına da Kepenk yazılmıyor. Selim'in gerekçesi kısa: afişte bu adı gören, gerçek ustayı İsmail sanır. Kapakta yalnız şu var: USTALAR (deneme).

Kartlar açılıyor. Hepsinin köşesinde OLASI yazıyor. Çarşıda uzun süredir çalışan, adsız bir berber. Bir ustanın yanında yetişip ayrılmış, takma adlı bir berber. Yan dükkândan, kepengini aynı sokakta indiren bir esnaf. Uzun yıllar aynı koltuğa oturmuş bir müşteri. Karşı ses için Burcu bir kart ekliyor. Çarşının yenilenmesini bekleyen genç bir dükkân sahibi. Emre ikinci kartın kenarına önce "gerçek Tarık" yazmıştı. Nermin Hanım kalemi tutuyor. Gerçek bir insana kurmaca bir rol giydirirsen, o rolün repliğini ondan beklersin. Kart kırmızıyla çerçeveleniyor. Tarif yeniden yazılıyor: "İşi bir ustadan öğrenmiş, kendi dükkânını açmış." Ayrılığın nedeni karta girmiyor.

Araştırma planında çarşı yürüyüşü ve kayıtsız ön görüşmeler var. Bina yenilemesinin hangi kurala dayandığı ayrı bir satır. Emre'nin notu: "Yazılı kaynağı bulunacak, bulunamazsa ustanın kendi sözüyle anlatılacak." Kapalı kaynakta dükkânların kira ve tapu kayıtları duruyor. Yanında tek bir kelime var: dokunulmayacak. Karşı kaynak Burcu'nun kartı.

Röportaj planında Emre kayıştan yola çıkıyor. Kamera sorusu: "Bu kayışı kimden aldınız?" Ardından: "Dükkânı açtığınız ilk sabahı hatırlıyor musunuz?" İki soru sorulmayan sütununa gidiyor ve üstü çiziliyor. "Elleriniz eskisi gibi mi?" Kepenk'in titremesinden doğmuştu ve bir insanın sağlığını soruyordu. "Çırağınız neden gitti?" Kurmacanın açılmayan sırrıydı. Gerçek bir ustaya sorulursa yazarın merakını onun ağzına koyar. Durma işareti en üstte: görüşmeci elini kaldırdığında kayıt durur. Ön görüşme sütununda bilgi soruları duruyor. Dükkân kaç yıldır açık, işi kimden öğrenmiş, ne zaman boşaltacak. Bunlar kamerada sorulmuyor.

Kepenk senaryosunun ustaya gösterilip gösterilmeyeceği soruluyor. Emre göstermek istiyor. Selim karşı çıkıyor. Ustanın anlattıkları senaryoya benzemeye başlar. Karar: görüşmelerden önce gösterilmez, istenirse sonra gösterilir. Onam konusunda Sandalyedekiler'de kurulan kurallar aynen geçerli: her görüşmeciden ayrı yazılı onam, fragman ve tanıtım için ayrı izin.

Etik tablonun en uzun satırı aynadaki fotoğraflar. Kepenk'te onlar bir aksesuardı. Gerçek bir dükkânda her biri yaşayan ya da ölmüş bir insanın yüzü. Sağ sütunda karar şöyle: fotoğrafların sahibi usta değil, fotoğraftaki kişi. Yüzleri seçilecek biçimde çekilmez. Kapanış günü satırı da ayrı. Kurmacada akşamüstü Emre'nindi. Belgeselde son günün çekilip çekilmeyeceğine usta günler önce karar verir. İsterse o gün kamera hiç gelmez.

Kendini değerlendir

Altı kâğıdı masaya ser; her birini aşağıdaki sorulardan geçir.

Kurmaca dökümünün sol sütunundaki her satırın yanında bir yer ve bir zaman var mı? Yoksa o bilgi uydurulmuş olabilir. Belgesele kaynak diye taşınmamalı.

Belgesel sorun, cevabını gerçekten bilmediğin bir soru mu? Kendine sor: bu soruya nasıl bir cevap gelirse film boşa çıkar? Böyle bir cevap düşünemiyorsan soru cevabını içinde taşıyordur.

Hipotezin altındaki çürütme satırı gerçek bir insan tarif ediyor mu? Böyle birini aramaya razı mısın?

Kişi kartlarının hiçbirinde kurmaca karakterinin adı geçmiyor mu? Çerçevelediğin kartların yeni tarifi karakterin sırrını hâlâ taşıyor mu?

Araştırma planında kuralı ya da kurumu ilgilendiren her satırın bir kaynağı ya da "kendi sözüyle" notu var mı? Kurumun adını, yönetmeliğin maddesini tahminle yazdıysan sil.

Röportaj planında kökü olmayan soru kaldı mı? Sorulmayan sütunu boş mu? Boşsa kurmacanın sırrı kamera sorularının arasına karışmış olabilir. Kamera sütununu bir kez daha, yalnız senaryonu düşünerek oku.

Etik tablonun sağ sütununda "ben" yazan satırlar gerekçeli mi? Bir yüzün, bir sağlık hâlinin ya da bir son günün sahibi olarak kendini yazdıysan o satırı yeniden oku.

Yaygın tuzaklar

Yaygın yanlışKurmaca karakteri gerçek bir kişinin üstüne giydirmek.
Doğrusu

Görüşmecide karakterini ararsan, ondan karakterinin repliğini beklersin. Gelmeyen replik sana eksik bir görüşme gibi görünür.

Yaygın yanlışMerkez fikri belgesel sorusu diye yazmak.
Doğrusu

Kurmacanın fikri bir cevaptı. Belgesel sorusu bir cevabı değil, bir arayışı tarif eder.

Yaygın yanlışUydurulmuş ayrıntıyı araştırma bilgisi sanmak.
Doğrusu

Sahne için yazılmış bir duyuru, bir alışkanlık, bir söz zamanla görülmüş gibi hatırlanır. Döküm bu kaymayı yakalar.

Yaygın yanlışKurmacanın sırrını röportaj sorusuna çevirmek.
Doğrusu

Senaryonda açılmayan bir ayrılık ya da bir hastalık varsa, onu gerçek bir insana sormak yazarın merakını onun ağzına koyar.

Yaygın yanlışKurmacanın adını belgesele vermek.
Doğrusu

Afişte aynı adı gören seyirci, gerçek kişiyi senin karakterin sanır. Gerçek bir insan, hiç yaşamadığı bir hikâyenin içine yerleşmiş olur.

Yaygın yanlışSenaryoyu görüşmeden önce göstermek.
Doğrusu

Görüşmeci okuduğuna benzemeye çalışabilir. Film kendi senaryosunu doğrulayan cevaplar toplar.

Yaygın yanlışAksesuarı aksesuar sanmak.
Doğrusu

Kurmacada duvardaki fotoğraf bir dekordu. Gerçek bir mekânda her nesnenin bir sahibi, her yüzün bir hakkı vardır.

Yaygın yanlışKural ve kurum adlarını tahminle yazmak.
Doğrusu

Bir yenilemenin, bir iznin, bir kaydın hangi kurala dayandığı belgeselde bir iddiadır. Kaynağı yoksa ya kişinin kendi sözü kalır ya bilinmediği söylenir.

Yaygın yanlışOlası kişiyi çekilmiş gibi anlatmak.
Doğrusu

Kartlar bir plandır. Kimse konuşmadan sunum dosyasına onun sözünü koymak, kurmacanın alışkanlığını belgesele taşır.

Yaygın yanlışKendi tanıdıklığına güvenmek.
Doğrusu

Bir çevreyi senaryo için gözlemiş olman, oradaki insanların seni tanıdığı anlamına gelmez. Tanısalar bile bu, kameraya izin verdikleri anlamına gelmez.

Varyasyonlar

Sonraki adım

Bu birimde bir hikâyeyi bir mecradan ötekine taşırken neyin kaldığını, neyin bırakıldığını sınadın. Sıradaki birimde taşıma başka bir yöne gidiyor: görüntüden sese. Bu kez gerçek bir insan yok, ama yeni bir seyirci var. O seyirci hiçbir şey görmeyecek. Görsel bir sahneyi sesli dramaya uyarlayacaksın. Perdede bir bakışla anlatılan eylem, dinleyiciye nasıl anlaşılır kılınır? Mekânın sesleri hangi bilgiyi taşır? Karakterlerin gördüklerini birbirine anlatması neden yapay durur, bu betimleme nasıl azaltılır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.