İçeriğe geç

Ders 68.7

Kültürlerarası türler

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 68

3.419 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 23 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Tür yerelleştirmesi iskeleti koruyup kurumları, inançları, mizahı ve ilişki düzenini yeni toplumun içinden kurar.
  • Dekor yerelleştirmesi yalnız adları ve görüntüyü değiştirir, olayı yöneten düzeni olduğu gibi bırakır.
  • Taşıma testi, bir sahnenin hangi satırlarının yeni toplumda gerçekleşemeyeceğini gösterir.
  • Kurum katmanı kimin yardıma geleceğini, kimin haber alacağını, kimin sorumlu tutulacağını belirler.
  • Hane düzeni kimin kimi arayacağını ve yokluğu kimin fark edeceğini gösterir.
  • Yerel mit açıklanmaz, dramatik bir işi varsa kullanılır.
  • Mizah zemini çevrilmez, yeniden kurulur.
  • Kültürü insanları tarif ederek değil, eserler ve düzenler üzerinden yaz.
  • Yeniden çevrim iskeleti korur, kurum katmanını yeniden kurar; iki filmin farkı bir taşıma testinin cevap anahtarıdır.
  • Kendi kültürünü yazarken yabancı gözü dene; en tanıdık düzen en zor görülendir.

Açılış sahnesi

Emre iki sayfa getirmiş. ASANSÖR'ün korku denemesi. Selim sayfaları yüksek sesle okuyor.

Işık sönüyor, kabin sarsılıyor. Barlas duvardaki acil telefonu kaldırıyor. Hattın öbür ucunda güvenlik masasındaki gece görevlisi cevap veriyor. "Sakin olun, bina müdürünü arıyorum." Birkaç sahne sonra bina müdürü elinde fenerle merdivenlerden koşarak iniyor.

Selim sayfayı bırakıyor. "Bu binada güvenlik masası mı var?"

"Korku filmlerinde hep vardır," diyor Emre. "Biri ekranlardan izler, biri koşar."

Nermin Hanım tahtadaki çekirdeği gösteriyor. Eskişehir'de eski bir bina, kış gecesi. Kapıcı yok. Acil zil elektrikle çalışıyor ve ses çıkarmıyor.

"Bu apartmanda aidatı kim topluyor?" diye soruyor.

Emre cevap veremiyor. Sayfasına bakıyor. Adlar Türkçe, çay bardakları Türkçe, Şükran Hanım'ın poşeti Türkçe. Ama kabini kurtarmaya gelen düzen başka bir yerden geliyor. Bina müdürü, gece görevlisi, acil hat. Hiçbiri bu sokakta yok.

Burcu kendi sayfasını çantasına geri itiyor. Onun komedi denemesinde de bir kapıcı var. Kapıcı yok yazılı olduğu hâlde, eli alışkanlıkla onu sayfaya koymuş.

Nermin Hanım sayfaları masaya bırakıyor. Kızmıyor, yalnız merak ediyor. Bu düzeni hangi filmden aldıklarını soruyor. Emre iki film adı sayıyor, ikisi de başka bir ülkenin gökdelenlerinde geçiyor.

Nermin Hanım tahtaya iki kelime yazıyor: "Kim gelir?"

Emre'nin sayfasında adlar Türkçeydi, ama kabini kurtarmaya gelen bina başka bir ülkedeydi.

Bu derste ne olacak

Bu derste bir türün bir ülkeden ötekine nasıl geçtiğine bakacağız. Aynı korku, aynı komedi, aynı aile dramı başka bir toplumda neden başka biçim alır? Önce iki yerelleştirmeyi ayıracağız: dekoru değiştiren ile yapıyı değiştiren. Sonra bir türün altındaki katmanları tek tek açacağız. Yerel mitler, toplumsal kurumlar, mizahın dayandığı ortak bilgi, ev içindeki düzen. ASANSÖR'ü Eskişehir'in apartman hayatına gerçekten yerleştireceğiz. Filmler tarafında Japonya'dan, Kore'den, İsveç'ten, Fransa'dan ve İtalya'dan örnekler açacağız. Birçoğunun başka bir ülkede yeniden çekilmiş bir eşi var. Eşler arasındaki farkı satır satır okuyacağız. Neyin korunduğu türün iskeletini, neyin değiştiği o toplumun düzenini gösterecek. Ders boyunca bir soruyu elden bırakmayacağız: bu sahne bu sokakta olur mu?

Sıfır noktası

Türler ülke tanımaz gibi görünür. Bir korku filmi Tokyo'da da korkutur, İstanbul'da da. Bir romantik komedi her yerde iki kişiyi birbirine yaklaştırır. Bu yüzden yazarlar bir türü dünyanın bir yerinden alıp başka bir yere taşımayı kolay sanır.

Taşınabilir olan şey türün iskeletidir. Kapalı bir yerde mahsur kalmak her yerde korkutur. Yanlış anlaşılmak her yerde güldürür. Ama iskeletin üstündeki her şey bir toplumun içinden gelir. Kimin yardıma koşacağı, kime güvenileceği, neye gülüneceği, kimin kimi arayacağı.

Emre'nin sayfası bir yerelleştirme denemesiydi. Ama yalnız yüzeye dokunmuştu. Adları değiştirmiş, çayı koymuş, Eskişehir'i yazmıştı. Kabinin dışındaki dünyayı ise başka bir ülkeden olduğu gibi almıştı.

Bu ayrımın bir adı var. Çünkü en sık yapılan hata tam burada duruyor.

Dekor yerelleştirmesi ilk okumada çalışıyor gibi görünür. Okuyucu Türkçe adları görür, kendini evde sanır. Sonra bir yerde tökezler. Bina müdürü sahneye girdiği anda Eskişehirli bir izleyici durur. Bu apartmanda öyle biri yok. Gerilim o anda kırılır. İzleyiciyi artık korku rahatsız etmez, tanımadığı bir düzen rahatsız eder.

Kültürlerarası türleri konuşurken bir tuzaktan da uzak durmak gerekiyor. "Şu ülkenin insanları şöyledir" diye başlayan her cümle bir kalıp yargıdır. Biz eserlerden konuşacağız. Bir filmin hangi kurumu, hangi inancı, hangi şakayı kullandığına bakacağız. O filmin izleyicisinin neyi bildiğini varsaydığını göreceğiz. Kimin ne olduğunu değil, bir metnin neye yaslandığını okuyacağız.

Bir film kendi izleyicisine konuşur. O izleyicinin bildiği her şeyi bilmeden kabul eder. Bir apartman yöneticisinin kim olduğunu, bayramda kimin kimin kapısını çaldığını, bir şakada kime gülündüğünü. Bu kabuller filmde yazılı değildir, ama filmi taşıyan zemin onlardır. Başka bir ülkeden gelen bir tür bu zemini yanında getiremez. Yazarın işi, türü yeni zemine oturtmaktır. Emre'nin sayfasında tür taşınmıştı, zemin taşınmamıştı.

Mekanizma

Taşıma testi

Nermin Hanım Emre'nin sayfasını tahtaya yapıştırıyor. Her satırın kenarına aynı soruyu not ediyor: bu satır Eskişehir'de olur mu?

Emre'nin sayfasında üç satır kırmızıya boyanıyor. Acil telefonun bağlı olduğu güvenlik masası. Gece görevlisi. Fenerle koşan bina müdürü. Bu üç satır aynı şeyi söylüyor: bu binada yardım bir kurumdan gelir. Kurum gece de uyanıktır. Emre bu düzeni hiç düşünmeden yazmış. Çünkü izlediği filmlerde kurum hep oradaydı. Tür ona bir mekânla birlikte bir toplum da vermişti.

Eskişehir'deki eski apartmanda durum başka. Kapıcı yok. Asansörün bakımını bir firma ayda bir yapıyor, gece kimse nöbette değil. Mahallenin tamamı karanlık. Yardım bir kurumdan gelmeyecekse kimden gelecek?

Selim cevabı tahtaya yazıyor: komşudan. Belki gelir, belki gelmez.

Test kırmızı satırları silmek için yapılmaz. Kırmızı satır, sahnenin hangi toplumdan ödünç alındığını gösterir. Emre o satırları silerse elinde bir boşluk kalır. Asıl iş o boşluğu bu binanın kendi düzeniyle doldurmaktır.

Kurum katmanı

Bir apartman yalnız beton ve merdiven değildir. İçinde yazılı ve yazısız kurallar yaşar.

Atölye ASANSÖR'ün kurum katmanını çıkarıyor. Apartmanın bir yöneticisi var. Binada oturan, emekli bir komşu, aidatları o topluyor. Merdiven boşluğundaki panoda bir aidat listesi asılı. Binanın bir de telefon mesaj grubu var. Yönetici duyuruları oradan yapıyor.

Barlas bu gruba henüz eklenmemiş. Yeni taşındı, kimse numarasını istemedi. Aidatı kime vereceğini de bilmiyor.

Şükran Hanım ise otuz yıldır bu binada. Aidat listesinde adı en üstte yazılı. Grubun ne olduğunu biliyor, ama telefonu yukarıda, mutfak masasında duruyor.

Kurum katmanı ortaya çıkınca korku sahnesi değişiyor. Barlas'ın telefonunda az şarj var. Gruba yazamaz, çünkü grupta değil. Yöneticinin numarası da onda yok. Numara Şükran Hanım'ın telefonunda kayıtlı, ama o hiç ezberlememiş. Telefon bir kişide, numara öbür kişinin mutfağında. Barlas'ın şarjı azaldıkça bu kopukluk büyüyor. Korkunun kaynağı da yer değiştiriyor. Emre'nin ilk sayfasında görevli gecikiyordu. Yeni sayfada iki komşu arasında hiç kurulmamış bir bağ eksik.

Hane düzeni

Kimin kimi arayacağı, kimin evde kimi beklediğine bağlıdır. Bir türün ilişki yapısı bu sorudan doğar.

ASANSÖR'ün dram denemesi bu satırla başlıyor. Şükran Hanım yalnız yaşıyor. Akşam onu kimse aramayacak. Ama bu apartmanda yalnızlığın bir tarihi var. Bayramlarda kapısını çalan çocuklar vardı. Elini öpüp şeker alan, sonra büyüyüp taşınan çocuklar.

Burcu bunu sorar sormaz dram değişiyor. Şükran Hanım karanlıkta Barlas'a hangi dairede oturduğunu soruyor. Barlas söylüyor. Şükran Hanım o dairede eskiden kimin oturduğunu anlatmaya başlıyor. Bayram sabahları kapıyı ilk o aile çalarmış.

Barlas'ın hane düzeni ise başka bir yerde. Ailesi bu şehirde değil. Onu bekleyen tek yer gece vardiyasındaki depo, ama depodakiler binasını bilmiyor.

Bir Amerikan asansör hikâyesi bu satırı başka doldururdu. Yaşlı kadını bir bakım kurumu ya da bir sosyal hizmet görevlisi arardı. Eskişehir'deki apartmanda o görevi yıllarca komşuluk ve bayram yaptı. Şimdi o görev boşta duruyor. Dram tam bu boşluğa yerleşiyor.

Yerel mit

Burcu korku denemesine dönüyor. Emre'nin sayfasında kabinin karanlığında uzun saçlı bir kız beliriyordu. Japon korkusundan alınmış bir figür.

Türk halk inancında karabasan diye bir figür var. Uykuda göğsüne çöküp insanı kıpırdatmayan bir varlık olarak anlatılır. Albastı ise lohusa kadına ve yeni doğana ilk kırk gün musallat olduğuna inanılan bir varlıktır. Bu adları birçok izleyici çocukken bir büyüğünden duymuştur.

Burcu albastıyı hemen eliyor. Kabinde ne lohusa var ne bebek. Mit oraya yalnız süs olarak girer. Karabasan ise kabinle bir şey paylaşıyor: karanlık, ağırlık, kıpırdayamamak.

Burcu bir sahne yazıyor. Şükran Hanım soğukta uyuklamaya başlıyor. Uyanınca nefes nefese kalmış, Barlas'a bir şey anlatıyor. Göğsüne biri oturmuş gibi olmuş. "Karabasan bastı," diyor. Barlas güler mi, korkar mı? Burcu henüz karar vermedi. Ama sahnede ne bir hayalet görünüyor ne bir kız. Korku izleyicinin kendi çocukluğundan geliyor.

Mizah zemini

Burcu komedi denemesini de yeniden açıyor. Sayfasında Barlas kabinde bir şaka yapıyor, bir dizi repliğine gönderme. Kimse gülmüyor.

Atölye bu binanın mizah zeminini arıyor. Selim ilk satırı buluyor. Işık söner sönmez, karanlıkta Şükran Hanım'ın sesi duyuluyor: "Siz yeni gelen beyefendisiniz. Aidatı yatırdınız mı?"

Atölyede herkes gülüyor. Çünkü herkes böyle bir yöneticiyle, böyle bir aidat konuşmasıyla, apartman toplantısının sonu gelmeyen tartışmalarıyla bir yerde karşılaşmış. Şaka asansörden değil, apartmandan geliyor.

Aynı satırı başka bir ülkeye taşımak zor. Orada aidat bir yöneticinin kapı kapı dolaşarak topladığı bir para olmayabilir. Satır çevrilebilir, ama zemini çevrilemez. Burcu kendi şakasını siliyor. Yerine merdiven panosundaki aidat listesini koyuyor.

Korku kaynakları

Son soru korkunun nereden geldiği. İki kişinin karanlık bir kabinde kalması her yerde korkutur. Bu iskelet taşınır. Ama korkunun adı ve çaresi taşınmaz.

Nermin Hanım tahtaya iki sütun çiziyor. Bir sütunda Emre'nin ilk sayfası: güvenlik masası, görevli, müdür. Öbür sütunda yeni sayfa: mesaj grubu, yönetici, aidat listesi, karabasan, bayram sabahları. Sol sütunda korku, kurumun gecikmesinden doğuyor. Sağ sütunda korku, komşuluğun çözülmüş olmasından. Aynı kabin, iki ayrı korku kaynağı.

Emre sağ sütuna bakıyor. "Bu binada kimsenin bizi aramaması, birinin geç gelmesinden daha korkunç," diyor.

ASANSÖR'ün sonunu kimse yazmıyor. Ama kabinin dışındaki dünya artık bu sokağın dünyası.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Yeniden çevrimi taşıma testi gibi oku. Bir filmin başka ülkede yeniden çekilmiş eşini bul. İki filmi sahne sahne karşılaştır. Korunan sahneler türün iskeletidir. Değiştirilen sahneler o toplumun kurum katmanıdır. Bu karşılaştırma, kendi taşıma testine hazır bir cevap anahtarı verir.

Yerel miti açıklama. Ringu Sadako'yu, Janghwa, Hongryeon masalını anlatmıyor. İzleyicinin bildiğine güveniyor. Yerel bir figürü sahnede uzun uzun açıklamak, onu yabancı bir izleyiciye anlatmak demektir. O an film kendi izleyicisini kaybeder, bir turist rehberine döner.

Mitin işi yoksa onu sahneye koyma. Burcu albastıyı bu yüzden eledi. Bir yerel figürün dramatik bir görevi olmalı. Kabinin kıpırtısızlığı karabasanı çağırıyor. Hiçbir şeyi çağırmayan bir mit, dekor yerelleştirmesinin daha pahalı bir biçimidir.

Kurum katmanını üç soruyla çıkar. Kim yardıma gelir? Kim haber alır? Kim sorumlu tutulur? Bu üç sorunun cevabı ülkeden ülkeye, hatta mahalleden mahalleye değişir. Cevaplar değişince olay vaadi aynı kalır, ama riskin dokusu değişir.

Önyargıyı malzeme yap, hüküm yapma. Ch'tis ve Benvenuti al Sud önyargıyı sahneye koyuyor, sonra onu karakterlerin deneyimiyle çürütüyor. Bir önyargıyı tasdik eden şaka ise izleyiciyi bir topluluğa karşı güldürür. Mizah zeminini kurarken kimin güldüğünü ve kime gülündüğünü yaz.

Kendi kültürünü yazarken yabancı gözü dene. İçeriden yazan yazar en bildiği şeyi görmez. Aidat listesi Emre'ye dekor gibi geldi. Bir yabancının gözüyle bakınca o liste bütün bir komşuluk düzenini taşıyor. Kendi binanı, ilk kez gelen biri gibi yürü.

Hane düzeni değişince karakter değişir. Let Me In'de babanın yalnız telefonda var olması Owen'ı başka bir çocuk yapıyor. Bir karakteri başka topluma taşırken önce kiminle yaşadığını yeniden yaz. Repliklerine ondan sonra dokun.

Biçim ortaksa iskelet daha kolay taşınır. Ringu'nun kaseti her evde vardı. ASANSÖR'ün asansörü de her şehirde var. Ortak bir eşya ya da mekân, yerel katmanın üstüne oturacağı sağlam bir zemindir. Ortaklık ne kadar güçlüyse, yerel katmanı o kadar ince işleyebilirsin.

İki izleyiciyi birden düşün. Janghwa, Hongryeon masalı bilen ve bilmeyen iki izleyiciye iki ayrı gerilim veriyor. Kendi yerel katmanını kur, ama onu bilmeyen izleyicinin de içeri girebileceği bir kapı bırak. O kapı çoğu zaman evrensel bir duygudur: yalnızlık, kayıp, utanç.

Kurumu bir karaktere bağla. Aidat listesi tahtada kaldıkça bilgi olur. Şükran Hanım'ın adı listenin en üstünde yazılı olunca karakter olur. Kurum katmanı bir kişinin alışkanlığına, korkusuna ya da gururuna değdiği anda sahneye girer.

Testi ters yönde de yap. Kendi sahneni kafanda başka bir ülkeye taşı. Hiçbir satırı kırmızıya boyanmıyorsa, sahne hiçbir yere kök salmamış demektir. Her yerde geçebilen bir sahne çoğu zaman hiçbir yerde geçmez. Bir satırın kırılması, o satırın bu toplumdan geldiğinin kanıtıdır.

Dönemi de yerelleştir. Let Me In hikâyeyi bir ülkeye değil, o ülkenin belirli bir yılına taşıdı. Kurumlar zamanla değişir. Bayram ziyaretinin otuz yıl önceki hâli ile bugünkü hâli aynı değil. Şükran Hanım ile Barlas aynı binada iki ayrı dönemin içinde yaşıyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Yerelleştirmek adları değiştirmektir."
Doğrusu

Adları değiştirmek dekor yerelleştirmesidir. Emre'nin sayfası Türkçe adlarla doluydu ama yardım hâlâ başka bir ülkenin kurumundan geliyordu.

Yaygın yanlış"Bir yerel figür eklemek yeter."
Doğrusu

Mitin dramatik bir işi yoksa sahnede yalnız süs olur. Burcu albastıyı bu yüzden eledi. Karabasanı kabinin kıpırtısızlığına bağladığı için tuttu.

Yaygın yanlış"Komedi evrenseldir."
Doğrusu

Yanlış anlaşılmak her yerde güldürür. Ama şakanın büyük kısmı ortak bilgiye dayanır. Aidat şakası bir apartman yöneticisi tanımayana bir şey söylemez. Ch'tis'in şive şakaları da altyazıyla izleyen birine çoğu zaman ulaşmaz.

Yaygın yanlış"Korku evrenseldir, çevirmeye gerek yok."
Doğrusu

Karanlık ve kapalı alan taşınır. Korkunun adı, kaynağı ve çaresi taşınmaz. Kimin geleceği sorusu her toplumda başka cevaplanır.

Yaygın yanlış"Bir kültürü anlatmak için insanları tarif etmek gerekir."
Doğrusu

Tarif bir kalıp yargıya döner. Kültürü eserler, kurumlar ve gündelik düzenler üzerinden göster. İnsanları değil, onları çevreleyen kuralları yaz.

Yaygın yanlış"Yeniden çevrim orijinalin kopyasıdır."
Doğrusu

İyi bir yeniden çevrim iskeleti korur, kurum katmanını yeniden kurar. Let Me In aynı vampiri başka bir aileye, başka bir siyasete yerleştirdi.

Yaygın yanlış"Kendi kültürümü zaten biliyorum, araştırmaya gerek yok."
Doğrusu

İçeriden bakan en tanıdık şeyi görmez. Emre her gün bir apartmanda yaşıyor, yine de güvenlik masasını sayfasına koydu.

Yaygın yanlış"Yerel olan her şeyi açıklamalıyım ki yabancı izleyici anlasın."
Doğrusu

Açıklama, filmi kendi izleyicisinden koparır. Ringu Sadako'yu hiç açıklamıyor ve yine de dünyanın dört bir yanında izlendi. Evrensel bir duygu kapıyı zaten açık tutar.

Yaygın yanlış"Yerel bir hikâye yalnız kendi ülkesinde anlaşılır."
Doğrusu

Hachikō'nun hikâyesi başka bir ülkede de ağlattı. Yerel olan düzendir, duygu taşınabilir. Yerel bir katmanı ince işlemek, filmi kapatmaz. Çoğu zaman yabancı izleyiciyi daha çok çeker, çünkü sahici bir dünyaya bakar.

Yaygın yanlış"Yeniden çevrimde iskeleti de değiştirmek gerekir."
Doğrusu

İskeleti değiştirirsen başka bir tür yazmış olursun. Benvenuti al Sud olay örgüsüne neredeyse dokunmadı. Yalnız önyargının yönünü ve şivenin sesini yeniden kurdu.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Tür yerelleştirmesi iskeleti koruyup kurumları, inançları, mizahı ve ilişki düzenini yeni toplumun içinden kurar.
  • Dekor yerelleştirmesi yalnız adları ve görüntüyü değiştirir, olayı yöneten düzeni olduğu gibi bırakır.
  • Taşıma testi, bir sahnenin hangi satırlarının yeni toplumda gerçekleşemeyeceğini gösterir.
  • Kurum katmanı kimin yardıma geleceğini, kimin haber alacağını, kimin sorumlu tutulacağını belirler.
  • Hane düzeni kimin kimi arayacağını ve yokluğu kimin fark edeceğini gösterir.
  • Yerel mit açıklanmaz, dramatik bir işi varsa kullanılır.
  • Mizah zemini çevrilmez, yeniden kurulur.
  • Kültürü insanları tarif ederek değil, eserler ve düzenler üzerinden yaz.
  • Yeniden çevrim iskeleti korur, kurum katmanını yeniden kurar; iki filmin farkı bir taşıma testinin cevap anahtarıdır.
  • Kendi kültürünü yazarken yabancı gözü dene; en tanıdık düzen en zor görülendir.

Sonraki derse köprü

Burcu'nun yeni sayfasında iki satır yan yana duruyor. Karanlıkta Şükran Hanım "Karabasan bastı" diyor. Birkaç satır sonra aynı ses aidatı soruyor. Biri ürpertiyor, öbürü güldürüyor. Kabin aynı kabin, gece aynı gece. Bu sayfa bir korku filmi mi, araya şaka giren bir korku filmi mi, yoksa korkuyu kullanan bir komedi mi? Atölye iki satırı ayrı kâğıtlara yazıyor, sonra yeniden yan yana koyuyor. İki tür aynı sahnede durunca hangisi ana tür olur, hangisi yardımcı türe çekilir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — Emre'nin reddedilen korku sayfası; güvenlik masası, gece görevlisi, fenerle koşan bina müdürü; tahtada tek soru: "Kim gelir?"
  • Dekor yerelleştirmesi — aynı sayfa iki katman: üstte Türkçe adlar ve çay bardakları, altta değişmemiş bir yabancı bina planı.
  • Taşıma testi — Emre'nin satırları; üç satır kırmızıya boyanır.
  • Kurum katmanı — merdiven boşluğundaki panoda aidat listesi; Barlas'ın telefonunda eklenmediği bir mesaj grubu.
  • Hane düzeni — Şükran Hanım'ın kapısı; bayram sabahları kapıyı çalan çocukların silik siluetleri.
  • Yerel mit — karanlık kabin; Şükran Hanım nefes nefese uyanır; sahnede hiçbir figür yok.
  • Mizah zemini — karanlıkta tek replik: "Aidatı yatırdınız mı?"
  • Kapanış — tahtada iki sütun: solda kurumun gecikmesi, sağda çözülmüş komşuluk.

Ritim

Ders adları Türkçe ama düzeni yabancı bir sayfayla açılıyor, sayfayı satır satır Eskişehir'e taşıyor ve kabinin dışındaki dünyanın artık bu sokağın dünyası olduğu bir tahtayla kapanıyor.