Ne yapacaksın
Önceki uygulamada kurduğun bileşimi bir karta dökeceksin.
Kart on bir satırdan oluşuyor: geçici başlık, konsept cümlesi, başkarakter, amaç, engel, risk, dünya, tür, ton, hedef mecra ve benzer eserler. Her satır tek cümle — bir tanesi bile paragrafa taşmayacak.
Bir sayfaya sığmayan konsept, kimseye anlatılamayan konsepttir.
Kart bittiğinde iki şey yapacaksın. Birincisi: boş kalan satırları işaretleyeceksin — o satırlar henüz verilmemiş kararlar. İkincisi: kartı bir başkasına okutup tek soruyu soracaksın — bunu izlemek ister miydin?
Bu kart bölümün geri kalanında elinin altında duracak; sonraki uygulamaların hepsi bir satırını sınayacak.
Süre: altmış dakika. Kart on beş dakikada dolar; kalan kırk beş dakika boş satırları kapatmakla geçiyor. Çıktı: bir sayfalık kart ve kapatılmamış soruların listesi.
Neden bu alıştırma
Bir fikir zihinde her zaman tamam görünüyor. Yazar onu düşünürken bütün boşlukları farkında olmadan dolduruyor — bir karakter belirsizse hayalinde netleşiyor, bir engel yoksa "bir şey bulunur" diye geçiyor.
Kart bu doldurmayı engelliyor. Bir satır boş kalıyorsa gerçekten boş demektir.
Bu yüzden kartın asıl işi bir tanıtım hazırlamak değil. Eksik olanı görünür kılmak. Ve neredeyse her ilk kartta iki satır boş çıkıyor: risk ve ton. İkisi de yazarın kafasında olduğunu sandığı ama hiç karar vermediği şeyler.
İkinci fayda ölçekte. On bir satırın hepsi tek cümleye indirildiğinde fikrin gerçek büyüklüğü ortaya çıkıyor. Bir satıra sığmayan bir amaç, çoğu zaman iki amaçtır; bir satıra sığmayan bir engel, genellikle üç ayrı engelin karışımı.
Üçüncüsü, ve en sert olanı: karşılaştırma satırı. Benzer eserleri yazmak yazarları rahatsız ediyor çünkü özgünlük iddiasını sınıyor. Ama iş bu — benzerini yazamayan yazar, kendi işinin nerede durduğunu da bilmiyor. Ve ayrıştırıcı cümle, bütün kartın en değerli satırı.
Bir de pratik bir yanı var: bu kart, projeni anlatman gereken her yerde kullanacağın belge. Bir yapımcıya, bir yönetmene, bir arkadaşına. Şimdi doldurulmazsa o an doğaçlama yapılıyor.
Hazırlık
Kartı elle yaz. Bilgisayarda yazan yazar satırı uzatıyor; kâğıtta satır uzamıyor ve bu kısıt tam olarak istenen şey.
Bir sayfaya on bir satır çiz ve her satırın başına başlığını yaz. Satır aralarını dar bırak — geniş bıraktığın satırı doldurmaya çalışacaksın.
Yanına önceki iki uygulamanın çıktısını koy: yirmi fikir listesi ve on versiyon kâğıdı. Kartı doldururken bunlara bakacaksın, hafızana değil.
Ve bir kural: kartı bir oturuşta bitirme. On beş dakikada ilk hâlini yaz, kaldır, bir saat sonra dön. Aradaki boşluk boş satırları görünür kılıyor.
Adımlar
Bu cümle, logline hazırlığının doğrudan uygulaması. Cümle kurulamıyorsa sorun anlatım değil: kim, ne, engel üçlüsünden biri henüz belli değil.
Risk yazmanın kuralı şu: kaybedilecek şey somut ve karaktere ait olmalı. "Her şeyini" bir risk değil. "Kırk yıllık ustalığının izini taşıyan tek yer" bir risk.
Ve daha sert bir ölçü var: karakter hiçbir şey yapmasa ne olur? Cevap "hiçbir şey" ise risk yok, dolayısıyla hikâye de yok.
Ton satırını yazmanın en pratik yolu: izleyici salondan nasıl bir hâlde çıksın? Cevap bir duygu olmalı, bir yargı değil.
Ayrım cümlesi bir üstünlük iddiası olmayacak. "Daha derin" ya da "daha gerçekçi" değil; yapısal bir fark olacak — başka bir bakış açısı, başka bir dönem, başka bir engel türü.
Çözümlü örnek
Önceki uygulamanın on birinci versiyonundan doldurulmuş bir kart.
Geçici başlık: Peron.
Konsept cümlesi: Kapanmış bir tren istasyonundaki kırtasiyeci, bina yıkılmadan önce dükkânını yeniden açabilmek için uğraşırken, onu buradan koparmaya çalışan eşiyle karşı karşıya kalıyor.
Başkarakter: Altmışlarında bir kırtasiyeci; kırk yıl boyunca kendini bu dükkânla tanımlamış olduğu için dükkânın kapanması ona bir iş kaybı değil bir kimlik kaybı olarak geliyor.
Amaç: Yıkım kararı uygulanmadan önce dükkânı bir gün için de olsa yeniden açmak.
Engel: Eşi. Yıllardır bu dükkândan nefret ediyor ve yıkımı bir kurtuluş sayıyor; kararı hızlandırmak için elinden geleni yapıyor.
Risk: Açamazsa kırk yıllık emeğinin tek somut izi kalmıyor ve elinde yalnız bir tabela kalıyor.
Dünya: Coğrafya — kapanmış bir istasyon kasabası; tren durmadığı için gelen giden yok ve dükkânın müşterisi de yok.
Tür: Dram.
Ton: Sıcak ama acıklı; izleyici salondan bir kayba değil bir vedaya tanık olmuş gibi çıksın.
Hedef mecra: Uzun metraj. Motor doksan dakikada tükeniyor: yıkım tarihi bir geri sayım veriyor ve dükkân açıldığında hikâye bitiyor.
Benzer ve ayrıştırıcı eserler: Kapanan bir işyerini konu alan taşra dramlarına yakın. Ayrıldığı yer şu — o filmlerde engel dışarıdan geliyor: bir kurum, bir zengin, bir yasa. Burada engel evin içinde ve haklı; eşin istediği şey de bir kurtuluş.
Ayrıştırıcı cümlenin ikinci hâli. Yazar ilk yazdığı ayrım cümlesinden memnun değil ve bir kez daha deniyor: engelin evin içinde olması yeterince keskin bir fark değil, çünkü aile içi engel de sık görülüyor. Asıl fark başka bir yerde — bu metinde engelin istediği şey karakterin de iyiliğine. Eş haksız değil; dükkân gerçekten bitmiş. Yazar cümleyi şöyle düzeltiyor: "Bu metinde karşı tarafın haklı olduğu, karakterin de bunu biliyor olduğu bir veda anlatılıyor." Kartın en zor satırı bu ve iki denemede oturuyor.
İşaretlenen satırlar. Yazar bir saat sonra karta dönüyor ve iki satırı işaretliyor. Ton satırı fazla genel: "sıcak ama acıklı" pek çok filme uyuyor. Başkarakter satırı ise bir şeyi eksik bırakıyor — bu adamın dükkândan başka nesi var? Yazar cevabı bilmediğini fark ediyor ve karta bir not düşüyor: "Boş vaktinde ne yapıyor? Cevap yoksa karakter yalnız bir işlevden yapılmış."
Okutma. Kartı okuyan kişi "belki" diyor ve duraklattığı satırı gösteriyor: amaç. Bir gün için açmak neden yetiyor? Yazar bunun üstünde çalışıyor ve amacı değiştiriyor: dükkânı açmak değil, kasabadan gitmeden önce son bir siparişi teslim etmek. Amaç somutlaştığında engel de sertleşiyor.
Kendini değerlendir
Altı soru.
Birincisi: on bir satırın kaçı bir cümlede kaldı? İkiden fazla satır iki cümleye taştıysa, o satırlarda birden çok karar var demektir.
İkincisi: risk satırında somut bir şey var mı? "Her şeyini kaybeder" yazan kart bu satırı boş bırakmış sayılır.
Üçüncüsü: karakter hiçbir şey yapmazsa ne olur? Cevap "hiçbir şey" ise risk kurulmamış.
Dördüncüsü: amaç bir sahnede elde edilip edilmediği görülebilecek bir şey mi? "Huzur bulmak" testten geçmiyor.
Beşincisi: ton satırı kaç filme uyuyor? Elliye uyuyorsa ton satırı yazılmamış demektir. Tonun ölçüsü, yanlış olabilecek kadar belirli olması.
Altıncısı: engel satırında tek bir engel mi var? İki engel yazan kart, hangisinin merkezde olduğunu henüz seçmemiş.
Yedincisi: hedef mecra satırının yanında bir gerekçe var mı? Yalnız kabın adı yazılmışsa o karar verilmemiş, varsayılmış demektir.
Sekizincisi, ve en önemlisi: ayrıştırıcı cümle yapısal bir fark söylüyor mu? "Daha derin" ve "daha samimi" ifadeleri fark değil, iddia. Fark; bakış açısı, dönem, engel türü ya da kap düzeyinde olur.
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışBirincisi ve en yaygını: kartı bir tanıtım metni gibi yazmak.
Kartın muhatabı sen olacaksın. Süslü cümleler boş satırları gizliyor ve gizlenen boşluk, yazının ortasında ortaya çıkıyor.
Yaygın yanlışİkincisi: amaç yerine ruh hâli yazmak.
"Kendini bulmak", "huzura ermek", "geçmişiyle yüzleşmek" — hiçbiri bir sahnede ölçülemiyor. Bunların hepsi bir amacın sonucu olabilir ama amacın kendisi olamaz.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: üç engel yazmak.
Kartta tek engel satırı olmasının sebebi var: merkezde bir tane duruyor. Üç yazan yazar seçim yapmamış ve seçimi metnin ortasında yapmak zorunda kalacak.
Yaygın yanlışDördüncüsü: risk satırını atlamak ya da genel yazmak.
En sık boş kalan satır bu ve en pahalıya çıkan da bu. Risk yoksa izleyicinin bir şey umması için sebep yok.
Yaygın yanlışBeşincisi: dünya satırına bütün katmanları sıkıştırmak.
Bir satır, bir katman. Hepsini yazmak "hangisi asıl" sorusunu cevaplamamak demek.
Yaygın yanlışAltıncısı: türü üç kelimeyle yazmak.
"Dram, komedi, gerilim" bir tür değil, bir kararsızlık. İzleyiciye ne vaat ettiğini bilmeyen kart, metni de kararsız bırakıyor.
Yaygın yanlışYedincisi: tonu türle karıştırmak.
Tür ne olduğunu, ton nasıl hissettirdiğini söylüyor. İkisi aynı satıra yazıldığında ton hiç düşünülmemiş oluyor.
Yaygın yanlışSekizincisi: benzer eserleri yazmaktan kaçınmak.
"Benzeri yok" cümlesi bir özgünlük göstergesi değil; alan bilgisinin eksik olduğunun göstergesi. Benzerini bilmeyen yazar farkını da bilemiyor.
Yaygın yanlışDokuzuncusu: ayrım cümlesini bir üstünlük iddiasına çevirmek.
"Daha derin" bir fark değil. Fark yapısal olmalı ve karşı tarafın eserini küçültmeden söylenmeli.
Yaygın yanlışOnuncusu, ve en incesi: kartı bir kez doldurup bitmiş saymak.
Kart yaşayan bir belge. Metin yazıldıkça satırlar değişiyor ve değişmeyen kart, iki hafta sonra yanlış bir kart oluyor.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Kartta bir amaç ve bir engel var. Ama bir hikâyeyi ayakta tutan tek şey amaç değil — izleyicinin cevabını beklediği bir soru.
Sıradaki uygulamada dört ayrı dramatik soru yazacaksın: dışsal, içsel, ilişkisel ve tematik. Dördünü yazmak kolay; zor olan dördünün finalde ne olacağını belirlemek. Ve orada çoğu metnin gerçek sorunu ortaya çıkıyor — dört soru dört ayrı yöne bakıyorsa metin dağılıyor, dördü de aynı şeyi soruyorsa tekrar ediyor.