Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Komik karakter çoğu zaman sahnenin en ciddi kişisidir.
- Güçlü ve orantısız bir arzu, komedinin motorudur.
- Komik kör nokta tek bir gerçektir; izleyici onu ilk sahneden görür.
- Öz imge yanılgısı kanıt geldikçe zayıflamaz, güçlenir.
- Statü karşıtı düşman değildir; aynı işi daha rahat yapar ve sessizce yükselir.
- Tek anahtar, farklı sorunlara aynı yöntemi uzatmaktır.
- Ciddiyet fazlası, duruma taşıdığından çok ağırlık vermektir.
- Komik kusur zararsız kalmalı, altında gerçek bir korku taşımalıdır.
- Şefkatli gülüş, katılığın yanında gizli bir özen görüldüğünde doğar.
- Gülünen şey karakterin yöntemidir; yaşı, bedeni ya da kimliği değil.
- Kör noktanın kısa bir an açılması komediyi bitirmez, derinleştirir.
- Karakter yanılgısını kendi ağzıyla söylemez; davranışında taşır.
- Statü isteği bir nesneye bağlandığında sahnede görünür olur.
Açılış sahnesi
Burcu tahtaya tek bir ad yazıyor: NECMİ BEY. Altına üç sütun çiziyor. Birinin başına "İstiyor", ötekine "Görmüyor", sonuncusuna "Sanıyor" yazıyor.
"İlk sütun kolay," diyor Emre. "Son günü kusursuz bitirmek istiyor."
"İkincisi de kolay," diyor Selim. "Günün kendi günü olmadığını görmüyor."
Burcu üçüncü sütunun altına kalemi dayıyor ama bir şey yazmıyor. "Ne sanıyor peki?"
Emre omuz silkiyor. "Kendini iyi bir memur sanıyor. İyi bir memur zaten."
"O zaman nesine gülüyoruz?"
Emre ağzını açıyor, sonra kapatıyor. Selim kalemini masaya bırakıyor. Burcu çantasından plastik kaplı bir kart çıkarıyor. Otuz yıldır her çifte okunan nasihat. Kartın köşeleri yuvarlanmış, kaplamanın altındaki kâğıt sararmış. "Bunu otuz yıldır okuyor," diyor. "Ve bütün o çiftlerin bu nasihati hâlâ hatırladığını sanıyor."
Selim kartı alıp çeviriyor. Arkası boş. "Hatırlıyorlar mı?"
"Bilmiyorum. Necmi Bey de bilmiyor. Hiç sormamış."
Nermin Hanım arka sıradan konuşuyor. "Sorarsa ne olur?"
Burcu kartı geri alıyor. "Taslakta hiç sormuyor. Sorarsa belki film başka bir yere gider."
Üçüncü sütuna küçük harflerle bir şey yazıyor. Sonra siliyor. Bir daha yazıyor, yine siliyor. Silinen yazının izi tahtada soluk bir leke olarak kalıyor. Sütun yine boş.
Komik karakter, kendisi hakkında herkesin bildiği bir şeyi bilmeyen kişidir; bunu bilmeden dünyaya çarpar.
Bu derste ne olacak
Bu derste nikâh masasındaki adamı tek başına ele alıyoruz. Önce onu ileri iten güçlü arzuyu, sonra göremediği şeyi ayıracağız. Kendisi hakkında yanlış bildiği şeyi ve Seda karşısındaki statü isteğini tartacağız. Her soruna aynı anahtarı uzatmasını, aşırı ciddiyetini ve insanlarla uyuşmayan hâllerini göreceğiz. Komik kusurun nerede sevimli kaldığını, duygusal gerçekliğin gülüşü nasıl derinleştirdiğini konuşacağız. Burcu'nun boş bıraktığı üçüncü sütunu ders boyunca doldurmaya çalışacağız. En sonunda izleyicinin bu adama neden sevgiyle güldüğünü soracağız. Beş film bize bir Idaho lisesinde, bir Sicilya kasabasında, bir Fransız köyünde, bir benzin istasyonunda ve bir Roma mutfağında eşlik edecek.
Sıfır noktası
Bir komedide en komik kişi çoğu zaman en ciddi kişidir. Espri yapan karakter seyirciyi eğlendirir. Ama seyirci en çok, kendini çok ciddiye alan birinin dünyaya çarpmasına güler. Necmi Bey bütün gün tek bir şaka yapmayabilir. Gülüş onun düzeninden, saatinden, kartından doğar.
Bu yüzden bir tuhaflar listesi komik karakter kurmaya yetmez. Garip bir şapka, takıntılı bir el hareketi, ilginç bir konuşma biçimi bir karakteri komik yapmaz. Yalnızca renklendirir. Komik karakteri kuran şey bir yapıdır. Bir şeyi çok ister. Kendisi hakkında bir şeyi göremez. Dünyayla arasındaki bu fark her sahnede biraz daha büyür.
Bu yapı dramdaki karakterle büyük ölçüde örtüşür. Dram karakterinin de bir arzusu, bir kusuru vardır. Fark, kusurun nasıl izlendiğindedir. Dramda izleyici karakterin yanında durur ve onunla birlikte acı çeker. Komedide izleyici bir adım geride, biraz yukarıda durur. Karakterin göremediğini görür. Bu küçük mesafe gülüşü doğurur.
Ama mesafe çok açılırsa gülüş soğur. İzleyici bir karakterden tamamen uzaklaşırsa onu umursamayı bırakır. O zaman gülüş alaya döner. İyi bir komik karakter bu yüzden iki şeyi birden taşır. Gülünecek bir katılık ve sevilecek bir insan. Necmi Bey'e gülüyoruz, ama onun son gününün iyi bitmesini de istiyoruz.
Burcu'nun sorunu tam bu noktada. Necmi Bey'in ilk iki sütunu dolu. Arzusu da, kör noktası da belli. Ama üçüncü sütun boş kalınca karakter yarım kalıyor. Necmi Bey ya katı bir memur olarak kalıyor ya da acınacak bir yaşlı adama dönüşüyor. İkisi de Burcu'nun istediği şey değil. Gülünmesi gereken şey Necmi Bey'in yaşı değil, yöntemi. Bedeni değil, katılığı.
Emre'nin itirazı da yerinde. Necmi Bey iyi bir memur. Kayıtlarında tek bir hata yok. Peki iyi bir insanın hatası nasıl komik olur? Bu dersin işi, bu soruyu karakterin kendi içinden cevaplamak. Necmi Bey'in her parçasını ayrı ayrı tahtaya koyup birbirine nasıl bağlandığını görmek.
Mekanizma
Arzunun büyüklüğü
Burcu ilk sütundan başlıyor. Necmi Bey son günü kusursuz bitirmek istiyor. Bu, hikâyenin ciddi amacı. Ama komedide bir amaç yetmez. Amacın büyüklüğü de gerekir.
Komik karakterin arzusu çoğu zaman orantısızdır. Küçük bir şeyi hayat memat meselesi gibi ister. Necmi Bey için on bir nikâhın sırası bir ömrün özeti. Tek bir gecikme, otuz yılın lekesi gibi duruyor. İzleyici bunu görür ve güler. Ama karakter için mesele gerçekten büyüktür.
Bu yüzden güçlü arzu, komedinin motorudur. Karakter ne kadar çok isterse o kadar çok direnir. Ne kadar çok direnirse dünya o kadar sert çarpar. Gevşek bir arzu gevşek bir komedi doğurur. Necmi Bey sırayı biraz istese Seda'ya bırakır, eve gider. Çok istediği için masada kalır ve her gecikmede biraz daha gerilir.
Görmediği şey
İkinci sütun kör nokta. Ama komedide kör noktanın özel bir biçimi var.
Necmi Bey'in kör noktası basit. Salondaki her çift kendi gününü yaşıyor, onun gününü değil. Gelin heyecanlı, damat terli, aileler kalabalık. Necmi Bey bu kalabalığın ortasında yalnızca saatine bakıyor. İzleyici ise iki günü birden görüyor.
Bu kör nokta tek bir gerçek olmalı. Çok sayıda kör nokta karakteri bir aptala çevirir. Tek bir kör nokta ise onu bir insan yapar. Necmi Bey zeki, dikkatli, işini bilen biri. Yalnız bir şeyi göremiyor. Gülüş, o tek boşluktan sızıyor.
Kendisi hakkında yanlış bildiği
Burcu şimdi üçüncü sütuna dönüyor. "Sanıyor" sütunu kör noktadan biraz farklı. Kör nokta dünyaya dair bir eksik. Bu sütun karakterin kendi aynasına dair.
Burcu'nun önerisi şu: Necmi Bey kendini sevilen bir usta sanıyor. Kıydığı her nikâhın onun nasihatiyle başladığına inanıyor. Çiftlerin yıllar sonra bile o kartı hatırladığını düşünüyor. Bu bir deneme. Burcu bunu sınamak için bir sahne kuruyor.
Yedinci nikâhta damadın şahidi orta yaşlı bir adam. Necmi Bey onu tanıyor. Yıllar önce nikâhını kendisi kıymış. Masanın üstünden eğilip soruyor: "Nasihati hatırlıyor musunuz?" Adam düşünüyor. Sonra gülümsüyor. "O gün çok yağmur yağmıştı," diyor. "Gelinliğin eteği çamur olmuştu." Nasihatten tek bir kelime yok.
Necmi Bey kartı biraz daha sıkı tutuyor. Nasihati her zamankinden yavaş okuyor. Öz imge yanılgısı burada çalışıyor. Karakter yanılgısı sarsılınca onu bırakmıyor, daha sıkı sarılıyor. Gülüş bu sarılmadan doğuyor.
Statü isteği ve karşıtı
Necmi Bey'in bir statü arzusu var. Salonun en üstünde durmak istiyor. Bu istek Seda'nın karşısında en açık hâlini alıyor.
Seda genç, rahat ve gülümseyen bir stajyer. Necmi Bey ona işi öğrettiğini düşünüyor. Oysa Seda çiftlerle onun hiç kuramadığı bir yakınlıkla konuşuyor. Gelinlere hanım demiyor, adlarıyla sesleniyor. Telefonuyla geç kalan şahidi buluyor. Bir sahnede Necmi Bey'in yere düşürdüğü kartı alıp sessizce masaya koyuyor.
Statü karşıtının komik karakterle bir kavgası yoktur. Seda Necmi Bey'e karşı çalışmıyor. Hatta ona saygı duyuyor. Komedi, iki kişinin aynı terazide ters yönlere gitmesinden doğuyor. Necmi Bey yukarıda durduğunu sandıkça, Seda sessizce yükseliyor. Bu kaymayı salondaki herkes fark ediyor, yalnız o görmüyor.
Her kapıya aynı anahtar
Burcu tahtaya yeni bir sütun ekliyor: "Ne yapıyor?" Necmi Bey her sorunda aynı şeyi yapıyor. Nasihati baştan okuyor.
Şahit geç kalıyor, Necmi Bey baştan okuyor. Gelin ağlıyor, baştan okuyor. İki aile salonun önünde tartışıyor, Necmi Bey kapıyı kapatıp nasihate yine en baştan başlıyor. Okudukça sıra uzuyor, sıra uzadıkça daha çok okuyor.
Bu, başarısız bir stratejinin tekrarından biraz farklı. Başarısız strateji aynı sorunu aynı yöntemle defalarca çözmeye çalışır. Tek anahtar ise farklı sorunlara aynı yöntemi uzatır. Komedisi uyumsuzluktan doğar. Bir ağlayan gelin ile bir kayıp şahit aynı çözümü istemez. Necmi Bey'in elinde ise tek bir çözüm var.
Fazla ciddiyet ve uyumsuzluk
Necmi Bey'in ciddiyeti onun ölçüsünü aşıyor. Salona kravatla geliyor, kalemleri cetvelle çizilmiş gibi hizalıyor. Bir nikâh şekeri yere düştüğünde bunu bir kayıt hatası gibi karşılıyor.
Ciddiyet fazlası Necmi Bey'i insanlardan da ayırıyor. Aileler sarılırken o el sıkışıyor. Gelinin annesi ağlarken o defterin sayfasını düzeltiyor. "Tebrik ederim," diyor her çifte. Aynı tonla, aynı yerde. Bu, sosyal bir uyumsuzluk. Necmi Bey kalabalığın duygusuna hiç ayak uyduramıyor. Duyguları yanlış zamanda, yanlış ölçüde karşılıyor.
Uyumsuzluk tek başına acımasız olabilir. İzleyici yalnızca bunu görürse Necmi Bey'e tepeden bakar. Bu yüzden Burcu bir dengeyi arıyor.
Kusurun altındaki insan
Necmi Bey'in komik kusuru belli: katılığı. Bu kusur zararsız kalmalı. Kimseyi incitmemeli, kimsenin gününü gerçekten bozmamalı. Gecikmeler uzasa bile nikâhlar kıyılıyor.
Ama zararsız bir kusur yetmez. Altında gerçek bir şey olmalı. Burcu bunu son günün kendisinde buluyor. Necmi Bey'in kusurlu bir günden daha çok korktuğu bir şey var. Salonun yarın onsuz da sorunsuz işlemesi. Seda'nın rahatlığı bu korkuyu her sahnede biraz daha büyütüyor. Duygusal gerçeklik burada. Necmi Bey'in istediği şey komik çerçevenin altında da gerçek kalıyor.
Neden sevgiyle gülüyoruz
Son soru izleyicinin yeri. Necmi Bey'e nasıl hem gülüp hem de onu sevebiliriz?
Burcu bunun için Necmi Bey'e bir yetenek veriyor. Necmi Bey hiçbir adı yanlış okumuyor. Dokuzuncu nikâhın damadı, soyadını herkesin yanlış okuduğu bir adam. Seda bile tereddüt ediyor. Necmi Bey ilk denemede doğru okuyor. Damadın yüzü bir an değişiyor. Necmi Bey bunu görmüyor, sıradaki satıra geçiyor.
Şefkatli gülüş bu küçük anlardan beslenir. İzleyici Necmi Bey'in katılığına gülmeyi sürdürür. Ama artık onun bu katılığın içinde bir özen taşıdığını da bilir. Gülüş onu küçültmez, ona yer açar. İzleyici artık Necmi Bey'in kör noktasını bir eksik olarak değil, onun bir parçası olarak taşır. Bir sonraki gecikmede yine gülecek. Ama bu kez Necmi Bey'in yanında duruyor olacak.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Tek bir kör nokta, inatçı bir yanılgı. Komik karakterin tek bir kör noktası olmalı. İki ya da üç kör nokta onu bir aptala çevirir. Öz imge yanılgısı ise kanıt geldikçe güçlenmeli. Şahidin yağmur cevabı Necmi Bey'i sarsmaz, kartı daha sıkı tutturur. Yanılgının sarsıldığı her an karakterin daha da sarıldığı bir an olsun.
Statü karşıtına kendi arzusunu ver. Seda yalnızca Necmi Bey'in aynası olursa kâğıt gibi kalır. Onun da bir isteği olmalı. Belki Necmi Bey'den bir şey öğrenmek istiyor, belki de yalnızca günü sorunsuz bitirmek. Seda'nın kendi isteği olduğunda statü kayması bir oyun olmaktan çıkar, iki insanın sessiz ilişkisine döner.
Tek anahtarı her kullanımda biraz zorla. Aynı yöntem her seferinde aynı biçimde uygulanırsa tik olur. Necmi Bey nasihati ilkinde rahatça okur. Dördüncüde kapının önünde bekleyen kalabalığa rağmen okur. Dokuzuncuda okurken sesini yükseltmek zorunda kalır. Yöntem değişmez, ama dünya ona her seferinde biraz daha fazla direnir. Bu artan direnç tekrarı bir merdivene çevirir. İzleyici her basamakta neyin kırılacağını merak eder.
Statü isteğini bir nesneye bağla. Soyut bir statü arzusu sahnede görünmez. Bir nesne onu görünür kılar. Burcu bunun için nikâh defterini seçiyor. Günün son nikâhı defterin son boş sayfasına düşüyor. Necmi Bey o sayfayı kendi imzasıyla kapatmak istiyor. Seda'nın bir önceki nikâhta defteri alıp çiftlere uzatması, Necmi Bey için bir nikâh değil, bir taht meselesi. Nesne olunca izleyici statünün kimin elinde olduğunu her an görebilir.
Ciddiyeti karakterin sevdiği şeye bağla. Ciddiyet fazlası boş kalırsa soğuk bir takıntıya döner. Necmi Bey'in kartı ilk yılında kendi eliyle yazdığı bir metin. Ona bu kadar ciddi davranması bir sevginin biçimi. İzleyici bunu bir kez görünce her katılığına başka bir gözle bakar.
Yeteneği kör noktanın yanına koy. Şefkatli gülüşün en güvenilir yolu, kusurun hemen yanına gizli bir ustalık yerleştirmektir. Necmi Bey adları hiç yanlış okumaz. Ama aynı anda adın sahibinin yüzündeki değişimi görmez. Yetenek ve kör nokta aynı sahnede durursa karakter iki katmanlı olur.
Kör noktayı bir kez, kısa bir an aç. Komik karakter bir anda kendini görebilir. Bu an uzun sürerse komedi biter. Kısa sürerse derinleşir. Burcu böyle bir an düşünüyor. Necmi Bey son nikâhtan önce boş salonda kartı okumaya başlıyor ve kimsenin dinlemediğini fark ediyor. Bu anın ardından ne yaptığını Burcu henüz yazmadı. Yöntem geri gelebilir, değişebilir de.
Son günün gerçeğini kendisine söyletme. Necmi Bey "Yarın beni kimse hatırlamayacak" demez. Bunu söylerse komedi bir anda dramaya döner. Korkusu davranışında görünmeli. Saati Seda'nın saatiyle karşılaştırması, kartı her nikâhtan sonra mendille silmesi, sıradaki çifti kapıda beklerken kravatını düzeltmesi.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Komik karakter espri yapan karakterdir."
En komik karakter çoğu zaman hiç espri yapmaz. Gülüş onun ciddiyetinden, kendini savunmasından doğar. Espri yapan karakter seyirciyle aynı tarafta durur ve kör noktası kalmaz.
Yaygın yanlış"Tuhaf alışkanlıklar karakteri komik yapar."
Bir tik, bir şapka, bir söz kalıbı yalnızca süstür. Karakteri komik yapan arzusu ile kör noktası arasındaki gerilimdir. Süs bu gerilime hizmet etmiyorsa çıkarılabilir.
Yaygın yanlış"Komik karakter değişmez."
Yöntemi çoğu zaman değişmez. Ama karakter tek bir anda bir şeyi görebilir. Bu an bütün komediyi taşımaz, yalnızca ona bir derinlik ekler. Sonra yöntem genellikle geri gelir.
Yaygın yanlış"Kusur ne kadar büyükse gülüş o kadar büyük olur."
Büyük bir kusur karakteri itici kılar. İzleyici artık onu sevmez, yalnızca izler. Komik kusur zararsız kaldığı sürece izleyiciyi yanında tutar.
Yaygın yanlış"Komik karakter yalnız gülmek için vardır."
İzleyici bir karaktere gülerken onun istediği şeyin gerçek olduğunu da bilmek ister. Duygusal gerçekliği olmayan bir karakter birkaç sahne sonra yorar.
Yaygın yanlış"Yaşlı, şişman ya da yabancı karakter kendiliğinden komiktir."
Bir kimliğe, bedene ya da yaşa gülmek bir karakter yazmak değildir. Gülünecek şey karakterin davranışı ve katılığıdır. Necmi Bey'in yaşı değil, yöntemi komik.
Yaygın yanlış"Kör nokta, karakterin aptallığıdır."
Kör nokta ile zekâ ayrı şeylerdir. Çok zeki karakterlerin de görmedikleri bir şey vardır. Komik kör nokta çoğu zaman karakterin en çok emek verdiği alanda durur.
Yaygın yanlış"Komik karakterin yöntemi işe yaramaz."
Bazen yarar. Necmi Bey'in nasihati bazı çiftlere gerçekten dokunur. Yöntem işe yaradığında izleyici şaşırır. Bu şaşkınlık karakteri daha da sevilir kılar.
Yaygın yanlış"Statü karşıtı karakterin düşmanıdır."
Statü karşıtı çoğu zaman komik karakteri sever ve ona yardım eder. Gülüş ikisinin farklı rahatlıkla aynı işi yapmasından doğar. Düşmanlık eklersen komedi bir rekabet hikâyesine döner.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Komik karakter çoğu zaman sahnenin en ciddi kişisidir.
- Güçlü ve orantısız bir arzu, komedinin motorudur.
- Komik kör nokta tek bir gerçektir; izleyici onu ilk sahneden görür.
- Öz imge yanılgısı kanıt geldikçe zayıflamaz, güçlenir.
- Statü karşıtı düşman değildir; aynı işi daha rahat yapar ve sessizce yükselir.
- Tek anahtar, farklı sorunlara aynı yöntemi uzatmaktır.
- Ciddiyet fazlası, duruma taşıdığından çok ağırlık vermektir.
- Komik kusur zararsız kalmalı, altında gerçek bir korku taşımalıdır.
- Şefkatli gülüş, katılığın yanında gizli bir özen görüldüğünde doğar.
- Gülünen şey karakterin yöntemidir; yaşı, bedeni ya da kimliği değil.
- Kör noktanın kısa bir an açılması komediyi bitirmez, derinleştirir.
- Karakter yanılgısını kendi ağzıyla söylemez; davranışında taşır.
- Statü isteği bir nesneye bağlandığında sahnede görünür olur.
Sonraki derse köprü
Necmi Bey nasihati ilk kez okuduğunda izleyici yalnızca dinler. İkinci kez okuduğunda bekler. Üçüncü okuyuşa gelindiğinde izleyici neyin bozulacağını sezer. Bu bekleyişi kim kuruyor ve gülüş tam hangi kelimede patlıyor? Bir kurulum ile bir karşılık arasındaki mesafe sayfada nasıl ölçülür? Necmi Bey'in tek anahtarı aslında hazır bir kurulum. Espri yapısı bu soruların peşine düşüyor. Necmi Bey'in kartı bu kez bir saat gibi açılacak; kurulumu, beklentiyi ve karşılığı tek tek görmek için.