İçeriğe geç

Ders 70.9

Komedide etik

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 70

3.536 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 24 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Komedide etik bir yasak listesi değil, gülmenin nereye indiğini ölçmektir.
  • Yukarı vuruş güçlüye, aşağı vuruş kendini savunamayana gider.
  • Seçilmemiş bir özelliğe inen şaka, o özelliği taşıyan izleyiciyi de hedef yapar.
  • Konu-hedef ayrımı: ağır bir konu şakaya girebilir, acıyı yaşayan hedef olmaz.
  • Rıza, karakterin şakanın içinde mi altında mı olduğunu sorar.
  • Onur payı gülünen karakterin itibarını sahne sonunda korur.
  • Stereotip bir istekle kişiye döner.
  • Dışarıda kalan izleyici her şakanın görünmeyen sütunudur.
  • Taşan şaka perdeden sonra da sürer; seçilmemiş özelliğe inen şaka en kolay taşar.
  • Utandırma sahnesinde kameranın kaldığı yüz gülmenin hedefini belirler.
  • Silinen bir şakanın yeri kurumun başka bir kuralıyla doldurulabilir; karar her durumda yazarındır.

Açılış sahnesi

Burcu dosyanın bütün sayfalarını masaya yaymış. On nikâh, on ayrı kâğıt. On birincinin yeri boş. Her sayfanın kenarında kurşun kalemle küçük işaretler var.

"Son nikâhı yazmadan önce elimdekini tartmak istiyorum," diyor. "Hangi şakayı tutacağım, hangisini atacağım."

Emre hemen bir kâğıt uzatıyor. Kendi önerisi. Sekizinci nikâhın damadı memleket aksanıyla konuşuyor. Necmi Bey onun söylediklerini her seferinde yanlış anlıyor. Emre okurken gülüyor. Masada gülen başka biri yok.

Burcu da kendi sayfalarından birini öne çekiyor. Eski bir taslak. Dördüncü nikâhta fotoğrafçı geri geri gidiyor, gelini kadraja sığdıramıyor. Burcu bu satırı haftalar önce yazmış. Şimdi yüksek sesle okuyunca yüzü kızarıyor.

"İkisi de güldürür," diyor Selim. "Soru o değil."

"Soru ne?" diye soruyor Emre.

Selim cevap vermiyor. Nermin Hanım tahtaya üç sütun çiziyor. Başlıkları yazıyor: Şaka. Kime gülünüyor. Kim gülemiyor.

Burcu dosyadaki ilk şakayı yazıyor: dolma kalem. Necmi Bey'in tükenmezi reddettiği sabah. İkinci sütuna "Necmi Bey'in kuralı" yazıyor. Üçüncü sütun boş kalıyor.

Sonra Emre'nin aksan şakasını yazıyor. İkinci sütuna "damat" yazıyor. Kalemi üçüncü sütunda bir süre tutuyor.

Dolma kalem şakasının üçüncü sütunu boştu; aksan şakasının üçüncü sütununa Burcu bir isim yazamadı, çünkü o aksanla konuşan herkesi yazması gerekiyordu.

Bu derste ne olacak

Komedide etiği bir yasak listesi olarak değil, bir ölçme işi olarak ele alacağız. Bir şakanın kime yöneldiğini, kimin gülmeye katılamadığını ve gülmenin perdeden sonra nereye gittiğini soracağız. Güçlüye ve güçsüze vurmanın farkını, kimlik, beden, aksan ve yaş üzerinden kurulan mizahı tartacağız. Travmanın ve şiddetin komediye hangi koşulda girebildiğini, rızanın ve utandırmanın sınırını konuşacağız. Burcu'nun bütün dosyası bu soruların önünden geçecek. Veda günü adamı küçük düşürmeden nasıl güldürebilir, onu arayacağız. Beş film tartışmayı açacak. Bazıları bu sınırı ustaca yönetti, bazıları hâlâ tartışılıyor. Hükmü yazar verecek; bizim işimiz soruları netleştirmek ve etkiyi görünür kılmak.

Sıfır noktası

Her şaka bir yere çarpar. Gülme havada kalmaz. Bir insana, bir kurala, bir düşünceye ya da bir duruma iner. Komedi yazarının ilk sorusu bu yüzden "komik mi?" değil, "nereye iniyor?" sorusudur.

Bu soru bir ahlak dersi değil. Ölçülebilir bir etkiyi soruyor. Bir salonda şaka okunduğunda kimin güldüğü, kimin sustuğu görülebilir. Kimin kendini şakanın içinde, kimin şakanın altında hissettiği sorulabilir. Yazar bu cevapları tahmin edebilir. Tahmin etmezse, cevabı izleyici verir.

Komedi her zaman biraz acımasızdır. Birinin düşüşüne, yanılgısına, kibrine güleriz. Bunu yasaklamak komediyi bitirir. Etik soru acımasızlığın olup olmadığı değil. Acımasızlığın kime yöneldiği ve neyin karşılığı olduğu.

Necmi Bey'e gülüyoruz. Bu bir acımasızlık. Ama gülme onun seçtiği bir şeye iniyor. Kurallarına sıkı sıkı sarılmayı o seçti. Nasihat kartını o yazdı. Tükenmezi reddeden de o. Gülme bir seçimin sonucuna iniyor ve bu sonuç hikâyenin konusu.

Emre'nin aksan şakası başka bir yere iniyor. Damat aksanını seçmedi. Doğduğu yerin sesiyle konuşuyor. Şaka bu sese gülerse, gülme bir seçime değil, bir kökene iner. O kökeni paylaşan herkes, salonda otursa da oturmasa da, şakanın altında kalır.

Burcu'nun fotoğrafçı satırı da aynı yere çarpıyor. Gelin bedenini sahneye bir espri olsun diye getirmedi. Nikâhına geldi. Şaka onun bedenini malzeme yapınca gelin karakter olmaktan çıkıp bir hedef tahtasına dönüyor.

Burada bir ayrım daha var. Bir konuda şaka yapmak ile birine şaka yapmak aynı şey değil. Ölüm, hastalık, savaş komedinin konusu olabilir. Ama o konunun içindeki acı çeken insan gülmenin hedefi olunca başka bir şey olur. Bir önceki derste onuncu nikâhın boş sandalyesi bunu göstermişti. Kasket orada durdukça gülme kurumun kuralına gidiyordu, dedeye hiç gitmiyordu.

Atölyenin bugünkü işi bir etik denetim. Burcu'nun dosyasındaki her şaka masaya gelecek. Her birine aynı sorular sorulacak. Hangi şakanın kalacağına ise Burcu karar verecek.

Mekanizma

Güçlüye ve güçsüze vurmak

Komedide güç ilişkisini anlatmanın kısa bir yolu var. Gülme yukarı mı gidiyor, aşağı mı? Yukarı vuruşu tanıyoruz. Bir otoriteye, bir kuruma, karakterden güçlü olana yönelen gülme. Necmi Bey küçük bir memur, ama salonda masanın sahibi. Defter onun, mühür onun, sıra onun. Gülme onun kurallarına gittiğinde, salondaki gücün sahibine gidiyor.

Tersi de var.

Aşağı vuruşta güç farkı gülmeyi büyütmez, gülmeyi taşır. Şaka zaten ezilmiş birine bir kez daha basar. İzleyicinin bir kısmı güler. Bir kısmı tanıdık bir yükü bir kez daha sırtında hisseder.

Atölye tahtaya Burcu'nun on nikâhından çıkan şakaları sıralıyor. Dolma kalem, nasihat kartı, telefon yasağı, müzik düğmesinin bir önceki çiftin davul zurnasını çalması. Hepsi yukarı gidiyor. Kurala, düzene, salonun mantığına. Emre'nin aksan şakası ve fotoğrafçı satırı ise aşağı gidiyor. Salonda en az söz hakkı olan, bir günlüğüne gelen konuklara.

Selim bir şey ekliyor. Güç her zaman unvanla ölçülmez. Seda stajyer, Necmi Bey kıdemli. Ama bir şaka Seda'nın gençliğine ya da kadınlığına gülerse, aşağı gider. Seda'nın tükenmeziyle ilgili şaka ise yukarı gider, çünkü o şakada gülünen Seda değil, Necmi Bey'in kalemi reddetmesi.

Kimlik üzerinden mizah

Kimlik, insanın kim olduğunu anlatan geniş bir alan. Bir kısmını seçeriz, bir kısmı bize verilir.

Şaka seçilmemiş bir özelliğe indiğinde gülme kişinin ne yaptığına değil, ne olduğuna yönelir. Karakter o özelliği değiştiremez. Şakadan kaçamaz. Aynı özelliği taşıyan izleyici de kaçamaz.

Burcu burada bir itiraz yapıyor. Necmi Bey'in yaşı da seçilmemiş bir özellik. Onun son günü bir yaş meselesi. Burcu'nun taslağında Necmi Bey gözlüğünü ararken onu alnında buluyor. Bu da mı gidecek?

Nermin Hanım soruyu masaya geri bırakıyor. Gözlük şakası neye gülüyor? Necmi Bey'in kuralına mı, yaşlanmasına mı? Burcu sahneyi yeniden okuyor. Gözlüğün kuralla hiçbir bağı yok. Yalnız yaşı gösteriyor. Burcu satırı çiziyor. Yerine memurun eski dolma kalemini koyuyor. Kalem de eski. Ama kalemi elinde tutan Necmi Bey'in kendi tercihi.

Kimlik üzerinden mizahın başka bir biçimi de var. Bir topluluk kendi hakkında şaka yapabilir. O zaman gülmenin sahibi değişir. Sekizinci nikâhın damadı kendi aksanıyla bir şaka yapsa, salon ona değil, onunla güler. Fark şakanın kimin ağzından çıktığında ve kime söz hakkı verdiğinde.

Travma ve şiddet

Komedi travmanın yanından geçebilir. Savaş, kayıp, hastalık, şiddet. Kara komedi bütün bir türü bunun üstüne kurar. Ama travmanın çevresinde gülmenin yolu dardır.

Atölye Burcu'nun dosyasındaki bir denemeyi bu ayrımla okuyor. Emre bir ara eski nişanlının salona girip olay çıkardığı bir sahne önermişti. Damat adamı kolundan tutup kapıdan atıyor, salon alkışlıyor. Selim soruyor: bu sahnede ne gülünç? Kavga mı, kavgayı izleyen Necmi Bey'in deftere bakması mı?

Burcu cevabı biliyor. Şiddet sahnenin vuruşu olursa, gülme şiddete iner. Şiddet sahnenin konusu olarak kalır, gülme Necmi Bey'in yönetmelik maddesi aramasına giderse, başka bir şaka olur. Burcu ilk biçimi çıkarıyor. İkinci biçimi bir deneme olarak kenara yazıyor.

Rıza

Rıza, bir insanın şakanın içinde olmayı kabul etmesi demek. Kurmacada karakterler rıza vermez; onları yazar kurar. Ama soru yine de sorulabilir. Karakter şakaya katılıyor mu, yoksa şaka onun başına mı geliyor?

Burcu'nun dosyasında bir deneme var. Beşinci nikâhta yaşlı bir çift evleniyor. Gelin yetmişlerinde. Taslakta salon onun yaşına gülüyor, sahne onun yavaşlığını uzatıyor. Atölye bunu çıkarıyor. Ama gelinin kendi repliğini tutuyor. Necmi Bey nasihatte mürekkebin her gün tazelenmesinden söz ediyor. Gelin gülümsüyor: "Kalemde ne kaldıysa, onu tazeleriz." Salon onunla birlikte gülüyor. Burada şaka geline yönelmiyor. Gelin şakanın sahibi.

Kurmacanın dışında rıza daha da somut. Gerçek insanların kayda alındığı bir komedide, o insanlar neye katıldıklarını biliyor mu? Burcu'nun belgesel taklidi denemesi yalnız oyuncularla çekilecek. Ama bu soru o biçimin içinde hep bekliyor.

Utandırma

Utandırma, bir karakterin başkalarının önünde küçük düşmesi. Komedinin eski bir aracı. Ama kimin utandırıldığı ve utancın neyi sergilediği önemli.

Burcu'nun ilk nikâhında gelin soru bitmeden "Evet" diye bağırıyor. Necmi Bey soruyu baştan okutuyor. Bu sahnede kim utanıyor? Atölye iki biçimi karşılaştırıyor. Birinde kamera gelinin kızaran yüzünde kalıyor, salon ona gülüyor. Öbüründe kamera Necmi Bey'in soruyu tek kelime atlamadan yeniden okumasında kalıyor. Gelin ailesiyle birlikte gülüyor. Utanç gelinden alınıp kuralın katılığına veriliyor.

Necmi Bey için de onur payı gerekiyor. Gülme onun kuralına iniyor, ama onu ezmiyor. Dokuzuncu nikâhta dolma kalem yazmıyor, defter papatyalı kalemle imzalanıyor. Burcu buraya küçük bir deneme ekliyor. Necmi Bey tarihi deftere papatyalı kalemle, kusursuz el yazısıyla yazıyor. Kalem yanlış, ama kayıt hâlâ temiz. Gülme kurala gidiyor; otuz yılın emeği yerinde kalıyor.

Stereotip

Stereotip, işlenmemiş bir kalıp karakter. Komedi onu sever, çünkü hızlıdır. İzleyici karakteri ilk saniyede tanır. Ama hızın bir bedeli var. Stereotip bir grubu tek bir davranışa indirger ve o davranışı gerçekmiş gibi tekrarlar.

Burcu'nun taslağında bir kaynana var. Her nikâhta yüksek sesle ağlıyor, gelini süzüyor, damadın yakasını düzeltiyor. Selim buna "hazır kaynana" diyor. Atölye karakteri çıkarmıyor. Ona bir istek veriyor. Kaynana nikâhın kendi gençliğinde kıyılan nikâhtan daha uzun sürmesini istiyor ve dakikaları sayıyor. Davranış hâlâ komik. Ama artık bir grubun değil, bir kadının davranışı.

Bağlam

Aynı şaka iki salonda iki ayrı şey olabilir. Bir aile yemeğinde söylenen bir laf, ulusal kanalda yayınlanınca başka bir yere iner. Konuşanın kim olduğu, dinleyenin kim olduğu, şakanın ne zaman yapıldığı değişir.

Burcu'nun filmi bir salonda gösterilecek. Salonda sekizinci nikâhın damadı gibi konuşan biri de oturacak. Gelin gibi bedeni olan biri de. Atölye her şakayı bu izleyicinin koltuğundan bir kez daha okuyor. Dolma kalem şakası kimseyi dışarıda bırakmıyor. Belediyede çalışan biri bile güler, çünkü o kuralı tanıyor. Aksan şakası ise salonun bir bölümünü kapının dışına itiyor.

Mizahın hedefi

Gülme hedefi bir film boyunca sabit kalmayabilir. Bir şaka doğru hedefe yönelip yolda başka bir şeye çarpabilir. Yazarın işi her sahnede hedefi yeniden doğrulamak.

Atölye bunun için Burcu'nun dosyasındaki bütün şakaları tahtadaki üç sütuna yerleştiriyor. Hedefi Necmi Bey'in kuralı ya da belediyenin işleyişi olanlar bir yana. Hedefi bir konuğun bedeni, aksanı ya da yaşı olanlar öbür yana. Birinci liste uzun. İkinci liste kısa. Burcu ikinci listeyi tek tek siliyor. Silinen her şakanın yerinde bir boşluk kalıyor. Bazı boşlukları kurumun bir başka kuralıyla dolduruyor.

Sonuçların ciddiyeti

Komedi kurmacadır, ama gülme gerçektir. Gülme perde kapandıktan sonra da sürebilir.

Taşan şaka yazarın niyetine bakmaz. Bir aksan şakası sevilirse, ertesi gün bir okul bahçesinde aynı aksanla konuşan bir çocuğa söylenir. Bir beden esprisi bir lakap olur. Yazar bunu her zaman öngöremez. Ama hangi şakanın taşmaya daha yatkın olduğunu tahmin edebilir. Seçilmemiş bir özelliğe inen ve kolayca taklit edilen şaka en kolay taşar.

Necmi Bey'in şakası da taşabilir. Bir memura "nikâh defterine tükenmez girmez" diye takılabilirler. Ama bu taşma bir kurala gider. Taklit eden de taklit edilen de bundan bir şey kaybetmez.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Üçüncü sütunu doldur. Her şakanın yanına kimin gülemeyeceğini yaz. Sütun boşsa şaka güvende. Bir isim yazıyorsan, o ismin salonda oturduğunu düşün ve şakayı bir kez daha oku.

Hedefi bir eyleme bağla. Gülmeyi bir insanın ne olduğuna değil, ne yaptığına bağla. Memurun yaşına değil, tükenmezi geri çevirmesine. Eylem değişebilir; karakter de, izleyici de bunu bilir.

Söz hakkını kontrol et. Şakanın hedefi o sahnede cevap verebiliyor mu? Cevap veremeyen birine yönelen gülme aşağı iner. Hedefe bir replik ver ve şakanın ne olduğuna bak.

Şakayı ağızdan ağıza taşı. Aynı şaka hedefin ağzından çıkınca başka bir şakaya dönüşür. Yaşlı gelinin repliği bunu gösteriyor. Yazar bir şakayı atmadan önce onu kimin söyleyebileceğini sorsun.

Stereotipe bir istek ver. Kalıp karakteri çıkarmak yerine ona bir amaç yaz. Amacı olan karakter bir gruba değil, bir kişiye döner. Davranışı komik kalır, sadece sahibi değişir.

Kamerayı nereye koyduğuna bak. Utandırma sahnesinde kameranın kaldığı yüz, gülmenin hedefidir. Gelinin kızaran yüzünde kalırsan ona gülünür. Necmi Bey'in okumasında kalırsan kurala gülünür.

Onur payını korumak için bir yetkinlik göster. Gülünen karakterin bir yeteneğini aynı sahnede görünür kıl. Memur bir tek adı bile yanlış telaffuz etmez. Bu bilgi her şakadan sonra onu yerinde tutar.

Taşmayı tahmin et. Kolayca taklit edilen bir cümle ya da ses en hızlı taşar. Taklidi kimin üstünde kullanılacağını düşün. Bir kurala yapılan taklit kimseyi yaralamaz; bir sese yapılan taklit bir insanı yaralayabilir.

Ağır konuyu dekor yapma. Ölüm, şiddet, hastalık sahneye girdiğinde, gülmenin yolunu baştan çiz. Konu sahnede durabilir. Gülme onun çevresindeki davranışa, kurumun körlüğüne gider.

Okuma provasını genişlet. Taslağı yalnız seni güldüren insanlara okutma. Şakanın hedefini paylaşan birine de okut. Onun sessizliği bir hüküm değil, bir ölçüm.

Silinen şakanın yerini doldur. Bir şakayı çıkardığında sahne bir vuruş kaybeder. O boşluğu kurumun başka bir kuralıyla doldur. Burcu'nun dosyası her silinen şakadan sonra daha tutarlı bir Necmi Bey'e yaklaştı.

Gülmeyi say, sessizliği de say. Okuma provasında yalnız kahkahaları işaretleme. Kimin sustuğunu, kimin başını çevirdiğini de yaz. Sessizlik bir sahnenin ikinci sonucudur. Gülme kadar ölçülebilir.

Kurumu bir yüzle göster. Kuruma yönelen gülme soyut kalırsa izleyici kimseye gülmüyormuş gibi hisseder. Kurumun kuralını bir insanın elinde göster. Necmi Bey'in mührü belediyenin yüzü. Gülme o yüze gider, ama yüzün arkasındaki düzeni sergiler.

Kararı yazara bırak, gerekçeyi sayfaya yaz. Etik denetim yazarın yerine karar vermez. Yazarın kararını görünür yapar. Tutulan sınırlı bir şakanın neden tutulduğu bir notta yazılı olsun. Yapımcı, yönetmen ve oyuncu o notu okuyup aynı soruyu kendi işinde sorabilir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Etik komedi güvenli ve yumuşak olur."
Doğrusu

Etik soru şakanın sertliğini değil, yönünü ölçer. Bamboozled son derece sert bir film. Sertliği bir düzene yöneliyor. Yumuşak bir şaka da aşağı inebilir.

Yaygın yanlış"Her şeye gülünebilir, yeter ki komik olsun."
Doğrusu

Her konuda şaka yapılabilir. Ama her insana aynı şaka yapılamaz. Konu ile hedef ayrı şeyler. Blazing Saddles ırkçılığı konu ediyor; gülmeyi ırkçıya yöneltiyor.

Yaygın yanlış"Niyetim iyiyse şakam da iyidir."
Doğrusu

Niyet şakanın yolunu belirlemez. Tropic Thunder'ın hedefi oyuncu kibriydi. Yine de yolda kullanılan sözler bir grubu dışarıda bıraktı.

Yaygın yanlış"Gülünen karakter alçalmak zorundadır."
Doğrusu

Gülme bir yanı alır, bütünü almak zorunda değil. Necmi Bey'in kuralına gülünür, ama onun kusursuz kaydı her şakadan sonra yerinde kalır.

Yaygın yanlış"Bir grup hakkında şaka yapmamak için o grubu hikâyeden çıkarmak gerekir."
Doğrusu

Grubu çıkarmak bir başka dışarıda bırakma olur. Doğru hamle o gruptan bir karaktere söz hakkı ve bir amaç vermek. Sorry to Bother You bir sesi hikâyenin merkezine koyuyor.

Yaygın yanlış"Rıza yalnız belgeselin sorunudur."
Doğrusu

Kurmacada da rıza sorusu sorulabilir: karakter şakanın içinde mi, altında mı? Yaşlı gelin kendi repliğiyle şakanın sahibi oluyor.

Yaygın yanlış"Şaka perde kapanınca biter."
Doğrusu

Bir şaka bir lakap, bir taklit ya da bir okul bahçesi alayı olarak sürebilir. Taşmaya en yatkın olan, seçilmemiş bir özelliğe inen ve kolay taklit edilen şakadır.

Yaygın yanlış"Kendi grubundan biri yazarsa her şaka serbesttir."
Doğrusu

Yazarın kimliği şakanın yönünü kendiliğinden düzeltmez. İçeriden yazılan bir şaka da aşağı inebilir. Soru yine aynı: gülme kime iniyor ve o kişinin söz hakkı var mı?

Yaygın yanlış"Stereotip zararsız bir kısayoldur."
Doğrusu

Kısayol hızlıdır, ama aynı davranışı bir gruba yapıştırır. Burcu'nun kaynanası bir istekle bir kişiye dönünce şaka hız kaybetmedi.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Komedide etik bir yasak listesi değil, gülmenin nereye indiğini ölçmektir.
  • Yukarı vuruş güçlüye, aşağı vuruş kendini savunamayana gider.
  • Seçilmemiş bir özelliğe inen şaka, o özelliği taşıyan izleyiciyi de hedef yapar.
  • Konu-hedef ayrımı: ağır bir konu şakaya girebilir, acıyı yaşayan hedef olmaz.
  • Rıza, karakterin şakanın içinde mi altında mı olduğunu sorar.
  • Onur payı gülünen karakterin itibarını sahne sonunda korur.
  • Stereotip bir istekle kişiye döner.
  • Dışarıda kalan izleyici her şakanın görünmeyen sütunudur.
  • Taşan şaka perdeden sonra da sürer; seçilmemiş özelliğe inen şaka en kolay taşar.
  • Utandırma sahnesinde kameranın kaldığı yüz gülmenin hedefini belirler.
  • Silinen bir şakanın yeri kurumun başka bir kuralıyla doldurulabilir; karar her durumda yazarındır.

Sonraki derse köprü

Burcu silinen kâğıtları ayırıyor, kalanları sıraya diziyor. On birinci nikâhın sayfası hâlâ boş. Dosyayı kapatıp çantasına koyuyor. Masada Selim'in getirdiği yeni bir taslak var: SÖZÜN ARASI. Bir çeviri kabininde iki tercüman. Selim ilk kez kendi sayfasıyla açıkta. Bu kez soru gülmenin nereye indiği değil. İzleyici bu iki insanın birlikte olmasını ne zaman istemeye başlar? Romantik anlatı izleyiciden bir ilişkiye yatırım yapmasını bekler; o yatırım hangi sözle başlar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masada on kâğıt, on birincinin yeri boş; tahtada üç sütun.
  • Aşağı vuruş — bir ok yukarı, masaya ve mühre; bir ok aşağı, konuk sıralarına.
  • Seçilmemiş özellik — gözlük kâğıttan siliniyor, yerine dolma kalem çiziliyor.
  • Konu-hedef ayrımı — kapıda bir kavga gölgesi; ön planda Necmi Bey yönetmelik sayfası çeviriyor.
  • Onur payı — papatyalı kalem, kusursuz el yazısıyla yazılmış bir tarih.
  • Dışarıda kalan izleyici — sinema salonu; bir koltukta kimse gülmüyor.
  • Taşan şaka — perdeden çıkan bir konuşma balonu bir okul bahçesine düşüyor.
  • Kapanış — Burcu dosyayı çantasına koyuyor; masaya yeni bir dosya bırakılıyor.

Ritim

Ders tahtadaki üç sütunla açılıyor, Burcu'nun on nikâhındaki şakaları tek tek tartıyor, aksan ve beden şakalarını çıkarıp yerlerine kurumun kurallarını koyuyor ve on birinci nikâh yazılmadan kapanan bir dosyayla bitiyor.