Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kısa film sorunları adlarına göre değil, çarelerine göre sınıflanır.
- Fazlalık sorunu silmeyle ya da birleştirmeyle çözülür.
- Eksiklik sorunu silmeyle çözülmez; bir eylem, bir iz ya da bir bedel kurulmasını ister.
- Her sorun taslağa sorulan tek bir soruyla aranır.
- Ziyaretçi düzeninde olaylar ana karaktere kapıdan gelir; karakter yalnız karşılık verir.
- Hareketsiz karakter pasif değildir; pasiflik, değişimi başkasına bırakmaktır.
- Şaka tavanı, tek buluşun ilk tekrarından sonra yeni bir şey söyleyemediği noktadır.
- İzsiz ters köşe geri okunamaz; kazanılmış sürprizin izi önceden ekrandadır.
- Final kuyruğu hiçbir açık soruyu kapatmayan son plandır.
- Gizli bütçe sayfada ucuz, sette pahalı satırdır.
- Sorunlar zincir hâlinde gelir; birini çözmek komşusunu görünür kılar.
- Silinen sayfalar yazarın eğilimlerinin haritasıdır.
- Silme turundan sonra bir eksiklik turu gerekir, çünkü fazlalığı silmek eksikliği görünür kılabilir.
Açılış sahnesi
Kepenk'in son taslağı masanın ortasında, zımbalı ve on sayfa. Emre çantasından bir de kalın karton dosya çıkarıyor. Üstünde keçeli kalemle tek kelime var: "Silinenler."
İçinde bir haftaya yayılan ilk hâl duruyor, yedi kişisiyle birlikte. Yirmi altı sayfalık deste orada. Oğulun telefonu, camlı salonun sahnesi, Tarık'ın "Usta, bırak ben yapayım" repliği de orada. Emre dosyayı çöp kutusuna doğru uzatıyor. Film bitti, diyor, bunlar artık yük.
Nermin Hanım dosyayı elinden alıp sayfaları masaya tek tek yayıyor. Tahtayı dikine ikiye bölüyor. Sol yanın başına "sil", sağ yanın başına "kur" yazıyor. Emre'den her sayfayı bir sütuna koymasını istiyor.
Emre hızlı başlıyor. Yedi kişi silindi, bir hafta silindi, kar da güvercin de silindi. Sayfalar birbiri ardına sol sütuna gidiyor. Sonra elinde ilk hâlin bir sayfası kalıyor. Oğul telefonda, yöneticinin adamı kapıda, müşteri koltukta konuşuyor. İsmail o sayfada hiçbir şey yapmıyor, yalnız cevap veriyor.
Selim sayfaya eğiliyor. Bunlar gidince dükkânda kim kalmıştı? Emre hatırlıyor: dükkânın ortasında eli boş bekleyen bir adam. O boşluğu silmek doldurmamıştı. İsmail'in eline yeni bir iş koymak gerekmişti.
Kısa film taslağının sorunlarının çoğu silinerek çözülür. Bir kısmı ise silindikçe görünür olur ve ancak bir şey kurularak çözülür.
Bu derste ne olacak
Kısa film taslaklarında en sık görülen sorunları bir haritaya dökeceğiz. Önce onları çarelerine göre iki aileye ayıracağız: silinerek çözülenler ve kurularak çözülenler. Sonra Emre'nin "Silinenler" dosyasını sayfa sayfa açacağız. Her silinmiş taslak bir sorunun örneği olacak. Kalabalık bir kadro, uzun bir geçmiş, şişmiş bir deste, açıklayan bir replik, kapıdan gelen olaylar. Her sorun için taslağa sorulacak tek bir soru arayacağız. Bazı sorunların silmekle değil, kurmakla düzeldiğini göreceğiz. Hepsini tek bir tabloda toplayacağız. Sınamaları beş kısa filmde de tekrarlayacağız: bir yemek masasında, bir ofiste, bir otopark gişesinde, bir parkta ve bir uçurumun kenarında.
Sıfır noktası
Kısa film yazanların takıldığı yerler şaşırtıcı ölçüde birbirine benzer. Atölyelerde, festival ön elemelerinde, yapımcı masalarında hep aynı notlar dolaşır. Arka plan fazla. Karakter çok. Film, uzun bir filmin malzemesini taşıyor. Tek bir espri on dakikaya yayılmış. Son dakikadaki sürpriz hiçbir yere bağlanmıyor. Görüntünün söylediği bir de replikle söyleniyor. Ana karakter yalnız olanları izliyor. Film bittiği hâlde sürüyor. Bir de sayfada iki kelime tutan ama sette bir gün isteyen satırlar var.
Bu sorunların neden kısa filmde bu kadar sık çıktığı da anlaşılır. Kısa film çoğu yazarın ilk bitirdiği iştir. İlk iş her şeyi söylemek ister. Yazar bir hayatı, bir mahalleyi, bir dönemi on dakikaya koymaya çalışır. Üstelik uzun filmlerle büyümüştür. Bir karakteri tanıtmak için ona bir sabah, bir aile, bir geçmiş verir. Bu alışkanlık uzun filmde işe yarar. Kısa filmde ise sayfaları tek değişimden önce doldurur.
Sorunlar bir de birbirini doğurur. Kadro kalabalıklaşınca ana karakter konuşmayı başkalarına bırakır ve edilgenleşir. Geçmiş uzayınca açıklama artar. Açıklama arttıkça film final sonrasına taşar, çünkü yazar anlattıklarını bağlamak ister. Bir sorunu bulmak çoğu zaman birkaçının izini sürmek demektir.
Bu listeyi ezberlemek tek başına bir şey kazandırmaz. Yazar kendi taslağını okurken sorunların çoğunu göremez. Her sayfanın bir gerekçesi vardır, çünkü her sayfayı kendisi yazmıştır. Emre'nin oğul telefonu güzel yazılmıştı. Yöneticinin adamı da gerçekçiydi. Sorun sayfaların tek tek kötü olması değildi. Kısa filmin tek değişimine hiçbir şey taşımamalarıydı.
Bu yüzden liste bir soru listesine çevrilmeli. Her sorun, taslağa sorulan tek bir soruyla aranır. Taslak her turda baştan okunur, ama yalnız o soruyla. Sözlükteki tek amaçlı okuma bu alışkanlığın adı: her turda tek bir hata türünün peşine düşmek.
İkinci adım sorunları sınıflamak. Sınıf, sorunun adına göre değil, çaresine göre kurulur. Bazı sorunlarda taslak fazla taşır ve çare silmektir. Bazılarında taslakta bir şey eksiktir ve silmek o eksikliği büyütür. Bu ayrım önemli. Kısa film yazarları silmeyi öğrenince her sorunu silerek çözmeye kalkar. Emre'nin elinde kalan son sayfa bunun sınırını gösteriyor.
Mekanizma
Silinen ve kurulan
Kepenk'in ilk hâli bir fazlalık kataloğu. Yedi kişi, bir haftalık zaman, iki dükkân, dört veda metaforu. Her biri kendi tanıtımını, kendi sahnesini istiyordu. Hepsi usta ile çırak arasındaki tek ilişkiden dikkat çalıyordu.
Kalabalık gidince İsmail'in sahnesi boşaldı. Taslakta onu konuşturan, ona iş çıkaran hep başkalarıydı. Emre bu boşluğu silerek kapatamazdı. İsmail'in eline bir iş koydu: zaten keskin olan usturayı bilemek, kepenge bakıp bir kez daha bilemek.
İki ailenin farkı sınama sorusunda da görünür. Fazlalık için soru şudur: bu çıkarsa film bir şey kaybeder mi? Eksiklik için soru başkadır: bu sahnede değişimi kim yürütüyor? Tahtadaki iki sütun sonunda şöyle bir tabloya dönüştü:
Arka plan ve kadro
Emre'nin ilk kartında İsmail'in bütün hayatı vardı. Çarşıya çırak geldiği yıl, evlendiği yaz, oğlunun başka şehre taşınması, Tarık'ın gittiği gün. Daha kısa bir taslakta bile ilk üç sayfa onun son gününe gidiyordu. Komşu çaycıyla şaka, gençliğini anlatan eski bir müşteri. Emre bu sayfaları seyirci İsmail'i sevsin diye yazmıştı.
Sınama sorusu basit: seyirci bunu bilmeden finali anlar mı? Kayış uzatıldığında seyircinin bilmesi gereken iki şey var. Tarık bir zamanlar burada çıraktı ve aralarında kapanmamış bir hesap var. Bunları Tarık'ın tezgâha bakmadan giden eli ve "Kalfa bakıyor" cevabı taşıyor. Evlilik de, oğul da bu ana hiçbir şey eklemiyor.
Kadro için soru başka: bu kişi bir nesneye dönüşebilir mi? Yöneticinin adamı dönüştü. Kapıyı çalan bir yüzün yerine camda bir duyuru kaldı. Haber aynı, tanıtım gereksiz. Oğul ise hiçbir nesneye dönüşemedi, çünkü taşıdığı şey tıraşa bağlanmıyordu. Tarık'ın arabada bekleyen karısı da öyle gitti. Kısa filmde her yüz bir tanıtım ister, her tanıtım da tek değişimden zaman çalar.
Hacim ve açıklama
Yirmi altı sayfalık deste başka bir sorunun belirtisiydi. Titreme yirmi ikinci sayfadaydı. Ondan önceki sayfalar ayrı hikâyeler taşıyordu: oğulun emeklilik ısrarı, kapıyı iki kez çalan adam, Tarık'ın kendi salonunda tıraş ettiği müşteri. Uzun metraj hacmi sayfa sayısından değil, değişim sayısından okunur. Sınama sorusu da buradan çıkıyor: bu taslakta kaç ayrı şey değişiyor? Kepenk'in fikri taşan bir fikir değildi, taslağı şişmişti. Sözlükteki taşan fikir başka bir durumu adlandırır: fikrin kendisi kısa süreye sığmaz. İkisini ayırmak gerekir. Şişmiş taslak budanır, taşan fikir ise başka bir kaba taşınır.
"Usta, bırak ben yapayım" titremenin hemen ardından geliyordu. Seyirci titreyen eli ve kıpırdamayan Tarık'ı görüyor. Aradaki anlamı kendisi kuruyor. Replik bu işi onun elinden alıyordu. Aynı hastalık başka yerlerde de vardı. "Yorgun ve kırgın" sıfatları okura bir hüküm veriyordu. On bir parantezin çoğu, oyuncunun bulacağı duyguyu önceden yazıyordu. Sınama sorusu: görüntü bunu zaten söylüyor mu? Söylüyorsa söz gider.
Kapıdan gelen olaylar
Kepenk'in ilk hâli bu düzenle kurulmuştu. Oğul arıyor, yöneticinin adamı kapıyı çalıyor, müşteri gelip konuşuyor. Her sahneyi bir ziyaretçi başlatıyor, İsmail cevap veriyor. Ziyaretçiler silinince geriye bekleyen bir adam kaldı. Sözlükteki pasif başkarakter uzun bir filmde bir biçim olabilir. On dakikada ise edilgenliğin birikecek zamanı yoktur. Emre İsmail'e kendi işini verdi: kepengi geciktirmek. Saat altıya yaklaşırken usturayı ikinci kez bileyen adam artık bir şey yapıyor. Bir şeyi erteliyor.
Tarık'ın titremedeki bekleyişi bu sorunun tersi. Kıpırdamıyor ama pasif değil. Sözlükteki yapılmayan hamle burada iş görüyor: beklenen eylemi yapmamak da bir seçimdir. Hareketsiz karakteri pasif karakterden ayıran soru şu: değişimi kim yürütüyor? Kepenk'te cevap iki adam. Ziyaretçilerin hiçbiri değil.
Tek buluş ve izsiz sürpriz
Kepenk bir komedi değil, ama Emre'nin dört veda metaforu aynı tavana çarpıyordu. Durmuş saat veda diyordu. Kuruyan saksı, camdaki güvercin, dışarıda yağan kar da aynı şeyi diyordu. İkinci metafor birinciye bir şey eklemiyordu, yalnız tekrar ediyordu. Çare iki adımlıydı. Önce üç metafor silindi; bu bir fazlalık işiydi. Sonra kalan kepengin yerinden oynaması gerekti. Başlıkta duruyor, film boyunca bekletiliyor, sonda yarıya iniyor. Buluşa bir gelişme kurmak bir eksiklik işiydi.
Kepenk'te ters köşe yok, ama küçük bir keşif var. Titreme gelince seyirci iki satırı yeniden okuyor: makine önerisini ve keskin usturanın ikinci kez bilenmesini. İkisi de titremeden önce ekranda. Bu iki satırı kapatıp taslağı okursan titreme bir talihsizliğe döner. Filmin içinden doğmaz, dışarıdan çarpar. Sürprizi kazanılmış yapan şey, izin önceden orada olması. Bu yüzden izsiz ters köşe bir eksiklik sorunu: çare geriye dönüp iz kurmak.
Bitişten sonrası ve sayfanın bedeli
Kepenk'te değişim, Tarık kayışı aldığında tamamlanıyor. Ardından iki plan daha geliyor: kepenk yarıya iniyor, içerideki lamba biraz daha yanık duruyor, sonra sönüyor. Bunlar kuyruk mu? İlk karede bir soru açılmıştı: İsmail kepengi ne zaman indirecek? Kepenk planı o soruyu cevaplıyor, lamba da son bekleyişi gösteriyor. Tarık'ı çarşıda kayışla yürürken gösteren bir plan eklenseydi hiçbir soruyu kapatmazdı. Seyirciye yalnız bildiğini yeniden gösterirdi.
"Dışarıda lapa lapa kar" yazmak bir saniye sürer. Sette kar ya beklenir ya üretilir. Camdaki güvercin eğitilmiş bir hayvan ister ya da şans. Radyodaki maç, gerçek bir yayının sesini ister ve o ses izinsiz kullanılamaz. Camlı salon ikinci bir mekân, yeni yüzler, ayrı bir çekim günü demek. Bir haftaya yayılan hikâye kostüm ve ışık sürekliliği ister. Kepenk'in son hâli tek mekânda, iki oyuncuyla, bir akşamüstünde geçiyor. Bu bir taviz sayılmamalı, çünkü fikrin kendisi de o kadar.
Filmlerden okuma
Bu filmlerde sorunlar görünmüyor, çünkü yazarları onları çözmüş. Çözümleri de iki aileye dağılıyor. Masadaki gölgeler ve parktaki tek adam silerek kazanılmış ekonomiler. Biri bir geçmişi konuşmadan taşıyor, öteki iki kişiyi tek bir bedene sığdırıyor. Yumak, otopark gişesi ve uçurum ise kurularak kazanılmış. Purl'e her basamakta bir iş verilmiş. Hugh'nun iltifatına bir engel konmuş. Kuşun emeği, anlamı son ana saklanarak ekrana yayılmış. İlk iki filmin yazarları bir şeyleri dışarıda bırakmayı seçmiş. Son üçünün yazarları ise içeri bir şey koymak zorunda kalmış. Kendi taslağına bakarken hangi tür işin önünde durduğunu bilmek, yarı yarıya çözüm demek.
Usta katmanı
Sorunu çaresine göre adlandır. "Bu sahne kötü" bir teşhis değil. Fazla mı, eksik mi? Cevap, kalemi silgiye mi yoksa yazıya mı götüreceğini söyler.
Silme turundan sonra bir eksiklik turu yap. Silmek başarı gibi hissettirir. Ama her silinen sahne bir şey de götürür. Silme bitince taslağa bir tur daha ayır. Bu turun sorusu başka: her sahnede değişimi kim yürütüyor?
Kişiyi nesneye çevirmeyi dene. Bir yan karakteri silmeden önce onun taşıdığı haberi bir nesneye ver. Duyuru, mektup, telefon ekranı. Haber kalır, tanıtım gider. Nesneye de dönüşemiyorsa o kişi tek değişime bağlı değildir.
Arka planı finalden geriye ölç. Son kareyi yaz ve sor: seyircinin bunu anlamak için neyi bilmesi gerek? Listede olmayan her bilgi filmin dışında kalabilir. Listede olanlar için bir eylem ya da bir nesne bul.
Hacmi değişim sayısıyla ölç. Sayfa sayısı belirtidir, hastalık değil. Taslakta birden fazla şey değişiyorsa önce sor: fikir mi büyük, taslak mı şişmiş? Şişmiş taslak budanır. Taşan fikir ise başka bir kap ister.
Açıklayan repliği sesli oku, sonra sessiz oyna. Repliği okuduktan sonra sahneyi onsuz oyna. Anlam yine geçiyorsa replik yalnız tekrar ediyordu. Geçmiyorsa sorun replikte değil, görüntüde.
Ziyaretçileri say. Taslaktaki her sahnenin başına onu kimin başlattığını yaz. Sütunda hep başka adlar varsa ana karakterin elinde iş yok demektir.
Buluşa bir bedel bağla. Tek bir buluşa dayanan filmde ilk tekrarı yazmadan önce dur. Buluşun işlemediği yer neresi? O yeri bulduğunda film espriden hikâyeye geçer.
İzi değil, anlamını sakla. Ters köşenin izleri ekranda olmalı. Saklanan, onların ne anlama geldiği. Seyirci izi görmüş ama okuyamamış olmalı.
Her son planı bir soruyla eşle. Değişim tamamlandıktan sonraki her planın yanına, filmin başında açılmış hangi soruyu kapattığını yaz. Karşısı boş kalan plan kuyruktur.
Bütçeyi kelimeyle değil, günle oku. Taslağı bir kez yapımcı gözüyle oku. Her hava durumu, her hayvan, her ikinci mekân, her yayın sesi için kenara bir not düş. Notların çoğu bir satırı silmekle kapanır.
Bir sorunu çözünce komşusuna bak. Sorunlar zincir hâlinde gelir. Kadroyu daralttıysan ana karakterin elinde iş kaldı mı diye bak. Açıklamayı sildiysen o bilgiyi taşıyacak görüntü yerinde mi diye bak.
Taşıyıcı nesneye yük biniyor mu, kontrol et. Yan karakterleri nesnelere çevirdikçe bir nesne fazla iş alabilir. Bir duyuru üç haber taşımaya başladıysa o da bir açıklamaya döner. Her nesneye tek bir haber yeter.
Silmeden önce bir cümle yaz. Bir sahneyi silmeden önce onun taşıdığı şeyi tek cümleyle not et. Cümle filmin ihtiyaç duyduğu bir bilgiyi adlandırıyorsa o bilgiyi bir nesneyle veya bir hareketle taşı. Adlandırmıyorsa sahne gönül rahatlığıyla gider.
Silinenler dosyasını sakla. Atılan sayfalar yazarın eğilimlerinin haritasıdır. Emre'nin dosyası onun nerede fazla yazdığını gösteriyor: kalabalık kadro, metafor ve açıklama. Bir sonraki taslakta ilk o üç yere bakacak.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Kısa filmin her sorunu kısaltarak çözülür."
Sorunların çoğu öyle, hepsi değil. Pasif bir karakter, izsiz bir sürpriz, tek notaya kalmış bir buluş silinerek düzelmez. Onlara bir eylem, bir iz ya da bir bedel kurmak gerekir.
Yaygın yanlış"Hareket etmeyen karakter pasif karakterdir."
Tarık titreme anında kıpırdamıyor, ama filmin dönüşü onun elinde. Pasiflik hareketsizlik değil, değişimi başkasına bırakmaktır. İsmail'in ilk hâli bunun tersini gösteriyor. Konuşuyordu, cevap veriyordu, ama hiçbir şeyi o başlatmıyordu.
Yaygın yanlış"Yan karakterler dünyayı zenginleştirir."
Uzun filmde zenginleştirebilir. Kısa filmde her yüz ayrıca tanıtılmak zorunda ve bu tanıtım tek ilişkiden zaman çalar. Dünyayı bir duyuru da zenginleştirir.
Yaygın yanlış"Seyirci geçmişi bilmezse karaktere bağlanmaz."
Seyirci bir geçmiş olduğunu bilmeli, geçmişin kendisini değil. Kayışa uzanan bir el, bir hayat hikâyesinden daha hızlı bağlar.
Yaygın yanlış"Ters köşesiz kısa film sönük kalır."
Ters köşe bir araçtır ve izi yoksa bir numaraya döner. Kepenk hiçbir şeyi ters çevirmiyor. Seyirciyi tutan, ilk karede açılan sorunun son karede kapanması.
Yaygın yanlış"Finalden sonra kısa bir sahne seyirciyi rahatlatır."
Seyirciyi rahatlatan şey, soruların kapanmasıdır. Değişimden sonra gelen ve hiçbir soruyu kapatmayan sahne, seyircinin kendi içinde kurduğu sonu elinden alır.
Yaygın yanlış"Bütçe yapımcının işi, yazar sadece hikâyeyi düşünür."
Kısa filmde bunu ayırmak zor. Yazarın bir kelimeyle kurduğu kar, setteki herkesin bir gününü alabilir. Fikri yapılabilir sınırın içinde tutmak yazının parçası. Kepenk'in kış akşamüstü kar istemiyor. Soğuğu Tarık'ın paltosu ve kapı açılınca içeri dolan hava taşıyor.
Yaygın yanlış"Espri iyiyse on dakikayı taşır."
İyi bir espri bir dakikayı taşır. On dakikayı ise espriye bağlanan bir bedel taşır.
Yaygın yanlış"Metafor çoğaldıkça film şiirselleşir."
Aynı şeyi söyleyen dört metafor bir şiir kurmaz, bir notayı dört kez çalar. Kalan tek metafor film boyunca değişirse anlam birikir.
Yaygın yanlış"Sorunları tek okumada yakalamak mümkün."
Tek okumada göz hikâyeyi izler, sorunları değil. Her sorun ayrı bir turda, ayrı bir soruyla aranır. Dört veda metaforunu da hikâyeyi izleyen okuma bulmadı. Onları Selim'in tek tek sayan okuması buldu.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Kısa film sorunları adlarına göre değil, çarelerine göre sınıflanır.
- Fazlalık sorunu silmeyle ya da birleştirmeyle çözülür.
- Eksiklik sorunu silmeyle çözülmez; bir eylem, bir iz ya da bir bedel kurulmasını ister.
- Her sorun taslağa sorulan tek bir soruyla aranır.
- Ziyaretçi düzeninde olaylar ana karaktere kapıdan gelir; karakter yalnız karşılık verir.
- Hareketsiz karakter pasif değildir; pasiflik, değişimi başkasına bırakmaktır.
- Şaka tavanı, tek buluşun ilk tekrarından sonra yeni bir şey söyleyemediği noktadır.
- İzsiz ters köşe geri okunamaz; kazanılmış sürprizin izi önceden ekrandadır.
- Final kuyruğu hiçbir açık soruyu kapatmayan son plandır.
- Gizli bütçe sayfada ucuz, sette pahalı satırdır.
- Sorunlar zincir hâlinde gelir; birini çözmek komşusunu görünür kılar.
- Silinen sayfalar yazarın eğilimlerinin haritasıdır.
- Silme turundan sonra bir eksiklik turu gerekir, çünkü fazlalığı silmek eksikliği görünür kılabilir.
Sonraki derse köprü
On dakika Kepenk'e yetiyor. Fikri bir tıraşa ve bir kayışa sığıyor, fazlası onu dağıtıyordu. Nöbet ise yüz üç sayfa. Aynı atölyede, aynı yazarın elinde iki fikir iki ayrı kaba gitti. Peki Nöbet'i o uzunlukta ayakta tutan ne? Tek refakatçi kuralı her gece aynı çatışmayı yeniden mi kuruyor? Yoksa iki kardeşin istediği şey geceden geceye mi değişiyor? Sonraki ders uzun metrajı taşıyan fikri ele alıyor. Bir kısa film fikrini uzatmakla bir uzun film fikrini kurmak arasındaki farka bakıyor.