Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kısa filmde karakter ilk sayfada okunmazsa okur onu sonraki sayfalarda artık aramaz.
- Davranış satırı karakteri sıfatla değil, onu anlatan bir eylemle tanıtır.
- Tanıtım ayrıntısı bir soru açar, birkaç satır sonra kapanır.
- İlk sayfa amacı birinci sayfa bitmeden bir eylemde ya da kısa bir replikte görünür.
- Ezber hareket geçmişi söylemeden bir bedene taşır.
- Karşı satır bir karakteri öbürünün karşılığında gösterir.
- Eş satır küçük arkı aynı kelimelerle iki uçta ölçer.
- Oyun payı duygu yazılmayınca oyuncuya kalan boşluktur.
- Oyun payı bırakmak için fiil kesin, duygu açık olmalı.
- Parantez ekonomisi her parantezi sayar, yalnız gerekçelisini bırakır.
- Kalan tek parantez çoğu zaman duygu eklemez, fazlasını geri çeker.
- Kartta verilen her tasarım kararı sayfada bir satıra dökülmek zorunda.
Açılış sahnesi
Okuma masasında Kepenk'in ilk taslağı var. Emre eski berber fikrini on sayfaya yakın bir senaryoya çevirmiş. Selim Tarık'ı okuyacak, Nermin Hanım İsmail'i.
Selim ilk replik bloğuna gelince duruyor. Adın altında bir parantez var: "mahcup, pişman". Bir sonrakinde "sesi titreyerek". Üçüncüsünde "ustasına bakamadan".
Yine de okuyor, parantezlerin hepsini oynayarak: "Usta. Kapatıyormuşsun, duydum." Sesi titriyor, gözü yerde, omuzları çökük. Masa gülüyor. Selim gülmüyor.
"Ben ne yapacağım?" diye soruyor. "Her şeyi yazmışsın. Ben yalnız okuyacağım."
Nermin Hanım sayfanın başına dönüyor. İsmail'in ilk satırını sesli okuyor: "Yorgun ve kırgın bir adam. Kırk yıldır bu dükkânda. Bu akşam dükkân kapanıyor ve İsmail buna hiç hazır değil." Sonra kalemiyle satırın üstüne bir soru yazıyor: kamera bunun neresini görecek?
Emre itiraz ediyor. On dakikalık bir filmde iki adamı tanıtacak vakti yok. Okur ilk sayfada kim olduklarını bilmeli. Sıfatları bu yüzden koymuş, parantezleri de oyuncu yanlış oynamasın diye.
Selim sayfayı masaya bırakıyor. Okur ilk sayfada bir şey bilmeli, diyor. Ama bir hüküm değil. İsmail'i bir iş yaparken görmek istiyor. Kırgınlığını oyuncu bulsun.
Kısa filmde karakter sayfada bir sıfatla kurulmaz. Okurun gözü önünde yaptığı bir işle ve öbür karakterin ona verdiği karşılıkla kurulur.
Bu derste ne olacak
Kepenk'in taslağını satır satır yeniden yazacağız. Önce İsmail'i bir aksiyon satırına sığdıracağız. Sonra Tarık'ın kapıdaki ilk görünüşünü kuracağız. İkisinin bu akşam ne istediğini ilk sayfanın bitimine yetiştireceğiz. Ayrılıklarını hiç söylemeden sayfaya nasıl taşıyacağımızı arayacağız. Tıraşın ortasındaki titremeyi iki adamın arasına yazacağız. Kayışın el değiştirmesini ölçecek satırı bulacağız. En son parantezleri tek tek sayacağız ve oyuncuya ne kaldığına bakacağız. Her adımı bir kısa filmle sınayacağız. Evinin düzenine bağlı yalnız bir adam, bir cenazede kürsüye çıkan bir polis, bir köprüde bekleyen bir mahkûm, bir hastane koridoru ve bir okul korosu bize eşlik edecek.
Sıfır noktası
Kısa film karakteri önce masada tasarlanır. Kepenk'te bu iş yapıldı. İsmail'in baskın isteği belli: kepengi indirmemek. Görsel künyesi seçildi: deri bileme kayışı. Yük ilişkisi İsmail ile Tarık arasında. Değişim kanıtı da son görüntüde duruyor: kayış el değiştiriyor.
Ama tasarım bir not kartında yaşar. Okur not kartını görmez. Önüne yalnız sayfa gelir. Sayfanın da elinde beş araç var: sahne başlığı, aksiyon satırı, karakter adı, parantez ve diyalog. Kartta verilen her karar bu beş araçtan birine dökülmek zorunda. Dökülemeyen karar filmde yoktur.
Uzun metrajda bu dökümün bir payı var. Karakter ilk sahnede tam okunmasa bile ikinci sahnede, beşincide tamamlanır. Okur sabreder, çünkü önünde yüz sayfa var. Kısa film bu sabrı vermez. On sayfalık bir senaryoda ikinci sayfa bittiğinde filmin beşte biri geçmiş olur. Karakter ilk sayfada okunmazsa okur onu ikinci sayfada artık aramaz.
Bu baskı yazarı iki yanlış yola iter. Birincisi Emre'nin seçtiği yol: tanıtım satırını sıfatla doldurmak. "Yorgun ve kırgın" hızlı görünür, ama okura bir hüküm verir, bir görüntü vermez. Oyuncu da o hükmü oynamaya başlar. İkincisi tersi: hiçbir şey söylememek, okurun kendiliğinden anlamasını beklemek. Okur o zaman iki adam görür ama hangisinin derdini izlediğini bilmez. Emre'nin defterindeki en eski berber taslağı böyleydi: "Berber dükkânı. Yaşlı bir adam. Kapı açılır, biri girer." Okur oradan ne bir insan ne bir istek çıkarabiliyordu.
Doğru yol üçüncüsü. Sayfa karakteri anlatmaz, gösterir. Ama gösterdiği şeyi bilerek seçer. Karakterden bir davranış alır, bir amaç alır, geçmişinden de yalnız bir iz. Her biri bir aksiyon satırına ya da kısa bir repliğe sığar. Bu derste o satırları Kepenk'in sayfaları üzerinde arayacağız.
Bir okur daha var ve kısa filmde onun payı büyük: oyuncu. Kısa filmlerde provaya çoğu zaman az vakit kalır. Oyuncu sayfayı alır, birkaç kez okur ve sete gelir. Neyi oynayacağını sayfadan çıkarır. Sayfa ona bir hüküm verirse hükmü oynar. Bir eylem verirse eylemin içinde kendi okumasını arar. Selim'in masadaki itirazı bu yüzden bir kurgucu itirazı değil. O an Tarık'ı oynayan kişi olarak konuşuyor.
Mekanizma
Tek davranış, tek satır
Emre'nin taslağında İsmail dükkânın ilk satırında böyle tanıtılıyor:
İÇ. İSMAİL USTA'NIN DÜKKÂNI — AKŞAMÜSTÜ
İSMAİL USTA, altmışlarının sonunda, yorgun ve kırgın bir adam. Kırk yıldır bu dükkânda. Bu akşam dükkân kapanıyor ve İsmail buna hiç hazır değil.
Satırda dört bilgi var, hiçbiri görülmüyor. Kamera yorgunluğu çekemez, kırk yılı çekemez, hazır olmamayı hiç çekemez.
Emre İsmail'in bu akşam ne yaptığını düşünüyor. Dükkân kapanacak. Yapacak iş kalmamış. Ama İsmail iş arıyor. Emre satırı yeniden yazıyor:
Duvarda saat. Altıya az var.
İSMAİL USTA (altmışlarının sonu) kayışın ucunu tutar. Usturayı biler. Ağzını başparmağında dener.
Kepenge bakar. Bir kez daha biler.
Ustura zaten keskin. İsmail onu yine kayışa sürüyor. Tek eylem üç şeyi taşıyor: el hâlâ ustanın eli, saat ilerliyor, adam kapatmayı geciktiriyor. Okur bunları kendisi topluyor ve topladığı için inanıyor. Kepenge atılan bakış da davranışın parçası. Bakış ile kayışa dönüş birlikte okununca bir karar görünüyor: bu adam kepengi henüz indirmeyecek.
Kapıdaki ilk görünüş
Tarık'ın tanıtım satırı da aynı ölçüyle kuruluyor: büyük harfle ad, yaklaşık yaş, ayırt edici ayrıntı. Emre'nin ilk hâlinde Tarık'ın paltosu yeni, ayakkabıları parlaktı. Selim iki ayrıntının aynı şeyi söylediğini fark ediyor: bu adam iyi kazanıyor. Emre paltoyu tutuyor, ayakkabıyı değiştiriyor.
Kapı zili. Soğuk içeri dolar. TARIK (kırklarının ortası) eşikte. Paltosu yeni. Sakalı birkaç günlük.
Şimdi iki ayrıntı iki ayrı iş görüyor. Yeni palto Tarık'ın bu dükkânın dışında kurduğu hayatı haber veriyor. Kesilmemiş sakal ise bir soru açıyor: bu adam sakalını kime saklamış? Okur bir şeyin bilerek bekletildiğini seziyor. Bu sezgi birkaç satır sonra yerine oturacak.
Amaç ilk sayfada
Kısa filmde amaç birkaç sayfa sonra açılırsa okur o sayfaları amaçsız okur.
Emre amaçları iki replikle veriyor:
İSMAİL USTA
Makineyle alayım. Çabuk olur.
TARIK
Ustura.
İsmail makineyi öneriyor, çünkü elinden emin değil. Tarık ustura istiyor, çünkü buraya onun için geldi. Amaç ile çatışma bu kısa alışverişte doğuyor. İsmail'in asıl amacı ise başka yerde, duvardaki saatte duruyor. Kepengi indirmemek için şimdi elinde bir iş var. Tarık'ın isteği onun bekleyişine bir gerekçe veriyor.
Söylenmeyen ayrılık
İsmail ile Tarık arasındaki asıl konu, Tarık'ın yıllar önce bu dükkândan ayrılması. Filmde kimse bunu açmayacak. Ama okur bu geçmişin var olduğunu bilmeli.
Tarık tezgâha yaklaşır. Eli kayışa uzanır.
İsmail kayışı kendi tarafına çeker.
Bir müşteri berberin kayışına el atmaz. Tarık'ın eli ise yolu biliyor, düşünmeden gidiyor. Okur bu adamın bir zamanlar bu tezgâhın arkasında durduğunu öğreniyor. İsmail'in geri çekişi de bir şey söylüyor: o tezgâh artık Tarık'ın değil. Kimse bir şey söylemedi.
Emre'nin taslağında Tarık paltosunu da bakmadan kapı arkasındaki çiviye asıyordu. Selim çiviyi siliyor. İki ezber hareket bir gösteriye döner, okur yazarın elini görür.
Ayrılığın ikinci izi iki replikte duruyor:
İSMAİL USTA
Senin dükkân açık mı bu saatte?
TARIK
Kalfa bakıyor.
Tarık'ın artık kendi kalfası var. Çırak usta olmuş. Neden ayrıldığını film hiç söylemiyor. Okurun elinde yalnız ayrıldığı bilgisi kalıyor. Devralınan geçmiş geri kalanını tamamlıyor.
Titreme iki adamın arasında
Taslakta titreme anı Tarık'ın içinden yazılmıştı: "Tarık ustasının elinin titrediğini görür ve içi sızlar, ama belli etmez." Kamera içi sızlamayı çekemez.
Ustura boyna iner. İsmail'in eli durur. Ucu titrer.
Tarık kıpırdamaz. Başını hafifçe yana eğer, boynunu açar. Bekler.
İsmail'in korkusu hiç yazılmadı. Tarık'ın bekleyişi onu gösteriyor. Tarık'ın kim olduğu da aynı satırda: usturayı almayan, boynunu titreyen bir ele uzatan adam. Tek satır iki karakteri birden kuruyor.
Kayıştan kayışa
Küçük bir ark sayfada ölçülmezse okur onu kaçırır.
Tarık'ın kayışa uzandığı an sayfada şöyleydi: "İsmail kayışı kendi tarafına çeker." Emre finali aynı iskeletle yazıyor:
İsmail kayışı tezgâhtan çözer. Tarık'ın tarafına uzatır.
Tarık kayışı alır.
Özne aynı, nesne aynı. Değişen yalnız yön: kendi tarafı ile Tarık'ın tarafı, çekmek ile uzatmak. Okur iki satırı üst üste koyunca arkı görüyor. Değişim kanıtı masada seçilmişti. Eş satır onun sayfadaki yazımı.
Oyuncunun payı
"Bekler" bir fiil. Neyi beklediğini, nasıl beklediğini sayfa söylemiyor. Oyuncu bir okuma seçecek: sabır, utanç, ya da şefkat. Sayfa bunlardan birini yazsaydı öbürleri kapanırdı. Payı bırakmak boş bırakmak demek değil. Fiil kesin olmalı. "Bekler" ile "dişini sıkar" başka oyunlar ister. Yazar fiili seçer, oyuncu fiilin içini doldurur.
Taslakta on bir parantez vardı. Emre her birini sorguluyor. Dokuzu duygu tarifiydi, siliniyor. Biri eyleme dönüşüyor. Sonuncusu ters çevriliyor. Tıraş bitince İsmail'in söylediği sözün altında "hüzünle" yazıyordu. Emre onu değiştiriyor:
İSMAİL USTA
(her zamanki gibi)
Sıhhatler olsun.
Bu söz, kırk yıllık tıraş sonu sözü. Oyuncu onu veda gibi söylerse sahne ağlamaklı olur. Parantez duygu eklemiyor, duyguyu geri çekiyor.
Filmlerden okuma
Hublot'nun ışıkları ile polisin kürsüsü karakteri ilk dakikada kuruyor: biri bir alışkanlıkla, öteki açıkça söylenen bir amaçla. Köprüdeki adam geçmişini bir bahçe görüntüsünde taşıyor. Enzo ile Zsófi ise kendi satırlarında değil, başkasının karşılığında görünüyor. Beşinde de sayfanın yaptığı iş aynı yöne bakıyor: karakteri anlatmak yerine okura bir eylem vermek. Sıfatı okurun kendisi buluyor.
Usta katmanı
Sıfatı fiile çevir. Tanıtım satırında her sıfatın altını çiz. Her biri için sor: bu adam bunu hangi eylemle gösterir? Bulamazsan sıfat sayfada değil, senin kafanda. Kafandaki sıfat değerli, onu atma. Ama oyuncuya ve okura giden sayfaya eylem olarak geçir.
Davranışı bir zamana bağla. İsmail'in bilemesi saatle birlikte okunuyor. Aynı eylem sabah yapılsa yalnız iş olurdu. Davranışın anlamı çoğu zaman yanındaki tek ayrıntıdan geliyor.
Tanıtım ayrıntısını sonraki satıra hazırla. Tarık'ın kesilmemiş sakalı tek başına bir merak. Ustura isteyince merak cevap buluyor. İyi bir tanıtım ayrıntısı bir soru açar, birkaç satır sonra kapanır.
Amacı söyletmekten korkma. Kısa filmde amaç düz bir replikle de verilebilir. Saklanacak olan amaç değil, amacın altındaki şey. Tarık ustura istediğini söylüyor. Neden istediğini söylemiyor.
Geçmişi bir bedene ver. Bir karakterin bir yeri bildiğini anlatmak yerine onu o yerde rahat hareket ettir. Düşünmeden uzanan el, ezbere açılan çekmece, yokluğu fark edilen bir eşya.
Geçmişi kısa bir alışverişte bırak. "Kalfa bakıyor" iki kelime. Bir ikinci, üçüncü ipucu ayrılığı açıklamaya başlar. Okura merak edecek kadar ver, çözecek kadar verme.
Karşı satırı ötekinin yüzüne yaz. Bir karakterin en güçsüz anını yazarken kamerayı ona değil, karşısındakine çevir. Zayıflık seyredilince utanç olur, başkasının tepkisinde görülünce ilişki olur.
Eş satırın iskeletini koru. Özneyi ve nesneyi aynı kelimelerle tekrarla, yalnız değişen parçayı değiştir. "İsmail kayışı" iki satırda da aynı. Kelimeler kayarsa okur iki satırı eşleştiremez. Eşleşmeyen satır ark ölçmez.
Parantezleri en son say. Taslağı yazarken parantezler akar, bu doğal. Bitince hepsini işaretle. Her biri için sor: bu olmasa oyuncu repliği ters mi söyler? Söylemezse sil.
Parantezle duyguyu geri çek. Gerekli tek parantez çoğu zaman duygu eklemez, fazlasını engeller. "Her zamanki gibi" bir sahneyi melodramdan kurtarabilir.
Kaçılan nesneye bir bakış yaz. İsmail kepenge bakıyor ve kayışa dönüyor. Bakış tek başına bir şey söylemez. Ardından gelen dönüşle birlikte bir kaçış olur. Karakterin kaçındığı şey, yaptığı şey kadar onu anlatır. Bir satır ona ayır.
Tanıtım ayrıntılarına ayrı işler ver. İki ayrıntı aynı şeyi söylüyorsa biri fazladır. Tarık'ın yeni paltosu ayrı bir hayatı, kesilmemiş sakalı bir isteği haber veriyor. Biri geçmişe, öteki bu akşama bakıyor.
Geçmiş izini tekrarlama. Kayışa uzanan el bir kez çalışıyor. Tarık çiviyi de bakmadan bulsa, havluyu da kendisi alsa iz bir gösteriye döner. Bir ezber hareket yeter, ikincisi onu açıklamaya başlar. Hangisinin kalacağını eş satıra bakarak seç: sonda karşılığı olan iz kalır.
Karşı satırda ikisini birden sına. Satırı yazdıktan sonra iki soru sor. Bu satır birinci karakter hakkında ne söylüyor? İkinci karakter hakkında ne söylüyor? Yalnız birine cevap veriyorsa satır henüz karşı satır değil.
Sayfayı oyuncuya okut. Masada bir oyuncu varsa ona sor: bu satırda ne yapacağını biliyor musun? Biliyorsa ve sayfa onun yerine karar vermemişse satır doğru. Bilmiyorsa fiil zayıftır. Bildiği hâlde nasıl oynayacağını da biliyorsa sayfa fazla konuşmuştur.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Kısa filmde vakit az, karakteri sıfatlarla hızla tanıtmak gerekir."
Sıfat hızlı okunur ama çekilemez. Okur bir hüküm alır, kamera boş kalır. Bir davranış satırı aynı hızda daha çok şey taşır ve oyuncuya oynayacak bir şey verir.
Yaygın yanlış"Amaç sonlara doğru anlaşılsa da olur, merak yaratır."
Kısa filmde amaçsız geçen her sayfa filmin büyük bir parçası. Merak amacın altına konur, amacın yerine değil.
Yaygın yanlış"Geçmiş söylenmezse okur karakteri anlamaz."
Okur karakterin geçmişini değil, bir geçmişi olduğunu bilmeli. Kayışa düşünmeden uzanan bir el bunu söyler. Açıklama ise kısa filmin en pahalı satırıdır.
Yaygın yanlış"Duyguyu sayfaya yazmazsan oyuncu bulamaz."
Oyuncu duyguyu durumdan ve eylemden bulur. Yazılan duygu onu bir okumaya kilitler. Oyun payı bırakılmış satır daha çok okuma açar.
Yaygın yanlış"Parantez oyuncuya yardım eder, ne kadar çok o kadar iyi."
Fazla parantez oyuncuya talimat listesi verir. Oyuncu satırı oynamaz, parantezi uygular. Kalan her parantez gerekçeli olmalı.
Yaygın yanlış"Küçük ark sayfada gösterilemez, yalnız hissedilir."
Hissedilen ark ölçülebilir de. Eş satır aynı eylemi iki uçta yazar. Okur farkı görür ve kendisi ölçtüğü için ona inanır.
Yaygın yanlış"Kısa filmde her iki karaktere de ayrı tanıtım sahnesi gerekir."
Gerekmez, sığmaz da. Tarık kapıda tanıtılıyor ve ilk repliğiyle çatışmaya giriyor. Tanıtım ile ilk sürtüşme aynı sayfayı paylaşmak zorunda.
Yaygın yanlış"Ark küçükse karakter değişmemiş sayılır."
Kısa filmde ark çoğu zaman bir elin ya da bir kararın değişmesidir. Küçüklüğü onu geçersiz kılmaz. Sayfada ölçülmemesi geçersiz kılar.
Yaygın yanlış"Parantezsiz sayfa oyuncuyu yalnız bırakır."
Parantezsiz sayfa oyuncuya fiil bırakır. Oyuncunun ihtiyacı talimat değil, oynanabilir bir eylemdir. Gerekirse bir parantez yeter.
Yaygın yanlış"Oyuncuya alan bırakmak satırı belirsiz yazmaktır."
Tersi doğru. Alan, kesin bir fiilin içinde açılır. "Bir şeyler hisseder" oyuncuya alan bırakmaz, onu boşlukta bırakır. "Bekler" ise oynanır.
Yaygın yanlış"Karakter en çok kendi repliklerinde görünür."
Kısa filmde karakter çoğu zaman karşısındakinin tepkisinde görünür. Tarık'ın bekleyişi İsmail'i kendi sözünden daha iyi anlatıyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Kısa filmde karakter ilk sayfada okunmazsa okur onu sonraki sayfalarda artık aramaz.
- Davranış satırı karakteri sıfatla değil, onu anlatan bir eylemle tanıtır.
- Tanıtım ayrıntısı bir soru açar, birkaç satır sonra kapanır.
- İlk sayfa amacı birinci sayfa bitmeden bir eylemde ya da kısa bir replikte görünür.
- Ezber hareket geçmişi söylemeden bir bedene taşır.
- Karşı satır bir karakteri öbürünün karşılığında gösterir.
- Eş satır küçük arkı aynı kelimelerle iki uçta ölçer.
- Oyun payı duygu yazılmayınca oyuncuya kalan boşluktur.
- Oyun payı bırakmak için fiil kesin, duygu açık olmalı.
- Parantez ekonomisi her parantezi sayar, yalnız gerekçelisini bırakır.
- Kalan tek parantez çoğu zaman duygu eklemez, fazlasını geri çeker.
- Kartta verilen her tasarım kararı sayfada bir satıra dökülmek zorunda.
Sonraki derse köprü
Kepenk'te İsmail ile Tarık ayrılığı hiç konuşmuyor. Ama on dakika boyunca da susmuyorlar. Ağızlarından çıkan her söz kısa ve başka bir şeyin üstünden konuşuyor. Peki bu iki adam geçmişi açıklamadan ne kadar konuşabilir? Son görüntüde kayış uzatılırken Emre'nin eli yine bir cümleye gidiyor. Kısa filmin sonunda o son cümle neden bu kadar çekici, ve neden çoğu zaman filmi küçültüyor? Sonraki ders kısa filmde diyaloğu ele alıyor.