İçeriğe geç

Ders 55.3

Kısa film fikri

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 55

3.049 kelime5 film örneği≈ 14 dk okuma≈ 20 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Kısa film fikri bir hayatı değil, o hayatın taşındığı tek bir akşamı seçer.
  • Kapalı durum kendi süresi içinde çözülmek zorundadır; kaçış yolu yoktur.
  • Kilit seçim filmin bütün baskısını taşır; çoğu zaman yapılmayan bir hamledir.
  • Bütün yük tek bir ilişkide toplanır; ikinci ilişki ilkinin payından yer.
  • Geri okuma keşfi yeni bilgi eklemez, izleyiciye gördüklerini yeniden okutur.
  • Çatı metaforu başlıkta, bekleyişte ve son görüntüde aynı nesnedir.
  • Dar dünyanın kenarları kadraja sığar; dışarısı sesle ve camla gelir.
  • Eksen anı öncesini sonrasından ayırır; film onun hemen öncesinden başlar, hemen sonrasında biter.
  • Taşan fikir başka bir kaba aittir; içinde saklı kısa film aranır.
  • Küçük fikir basit fikir değildir; dar olduğu için derin olabilir.

Açılış sahnesi

Emre masaya üç kart diziyor. Üçü de aynı berber dükkânından çıkmış. İlk kartta "Kepenk" yazıyor, altında uzun bir paragraf. İsmail Usta'nın çarşıya çırak olarak geldiği yıl var orada. Evlendiği yaz, oğlunun başka bir şehre taşınması, Tarık'ın dükkândan ayrıldığı gün de var. Bina yönetimiyle kavga ve dükkânın son akşamı en sonda, tek satır.

İkinci kart daha kısa: "Çarşı boşalıyor." Bir yıl boyunca dükkânlar birer birer kapanıyor. Üçüncü kartta yalnız şu var: "Son akşam. Eski çırak son tıraş için geliyor."

Selim kartları sırayla okuyor. "Bunların hepsi aynı fikir mi?" diye soruyor.

Nermin Hanım ilk kartı alıyor. "Bu kartta bir hayat var," diyor. "Hayat on dakikaya girmez. İkincide bir çarşı var. O da girmez, onun için bir mevsim lazım." Üçüncü kartı Emre'nin önüne geri itiyor. "Bu bir akşam. Bir akşamı on dakikada gösterebilirsin."

Emre itiraz ediyor. Malzemenin en güzeli birinci kartta, kırk yıl orada. Nermin Hanım başını sallıyor. Kırk yıl da filme girecek, diyor, ama ayrı bir sahne olarak değil. Bir adamın usturayı tutuşunda, aynadaki fotoğraflarda girecek.

Kısa film fikri bir hayatı anlatmaz; o hayatın taşındığı tek bir akşamı seçer.

Bu derste ne olacak

Bu derste bir fikrin kısa filme sığıp sığmadığını ölçeceğiz. Emre'nin berber taslağını, Kepenk'i, sekiz soru üzerinden geçireceğiz. Önce tek bir durum ve o durumun içinde tek bir seçim arayacağız. Sonra filmi taşıyan tek ilişkiye ve tek keşfe bakacağız. Ardından bütün filmi toplayan tek görsel metaforu ve sınırlı dünyayı kuracağız. Bir anın öncesini ve sonrasını ayıracağız. Son olarak kısa anlatıya sığmayan fikirleri tanıyacağız. Emre'nin otogar taslağı bu sınavdan geçemeyecek ve nedenini göreceğiz. Yol boyunca beş kısa film bize eşlik edecek. Mekânları bir sürgün sabahı, gece yarısı bir ofis, bir arka bahçe, bir sahil ve boşlukta asılı bir platform.

Sıfır noktası

Her fikir bir süre ister. Bunu yazar belirlemez, fikrin kendisi belirler. Bir adamın kırk yılını anlatmak istiyorsan, kırk yılın içinden birkaç dönemeç seçmen gerekir. Her dönemeç kendi sahnesini, kendi hazırlığını ister. Bir çarşının boşalmasını anlatmak istiyorsan birçok dükkân, birçok insan gerekir. Bir mevsim geçmeli, kapanan her kepenk izleyiciye birer birer gösterilmeli.

Kısa film bu isteklerin hiçbirini karşılayamaz. Elinde birkaç sahne vardır, belki tek bir sahne. İzleyici karakteri tanımaya vakit bulmadan film biter. Bu yüzden kısa filmde fikir seçimi, yazımın kendisinden önce gelen en büyük karardır. Yanlış fikir seçildiyse iyi yazılmış sahneler onu kurtarmaz. Film ya bir özet gibi koşar ya da yarım kalmış bir uzun filmin parçası gibi durur.

Emre bunu kendi uzun filminde de görmüştü. Nöbet'in fikri, bir sırrın hastane gecelerinde yavaş yavaş açılmasıydı. Kantindeki itirafın ağırlığı, ondan önce birikmiş gecelerden geliyordu. O geceler çıkarılınca itiraf bir bilgiye dönüşüyordu. Fikir uzun filme aitti, çünkü birikim istiyordu.

Durum ile olay ayrımı burada işe yarıyor. Durum zaman içinde kendiliğinden değişmeyen hâldir: dükkân eski, usta yaşlı. Olay ise durumu değiştiren şeydir: eski çırak kapıdan girer. Kısa film fikri genellikle ikisini aynı yerde, aynı akşamda toplar. Durum hazırdır, olay kapıdadır.

Kısa film fikrini sınamanın bir yolu, onu "tek" kelimesiyle sorgulamaktır. Fikirde kaç durum var? Kaç seçim, kaç ilişki, kaç keşif? Cevap birden fazlaysa fikir büyük ihtimalle başka bir kaba aittir. Bu bir yasak değil, bir ölçü. Bazı kısa filmler iki ilişkiyi, iki keşfi taşır. Ama her eklenen öğe ötekilerin payından yer. On dakikada her şeyin payı küçüktür.

Bir yanlış anlamayı da baştan kapatalım. Küçük fikir, basit fikir demek değildir. Kepenk'in üçüncü kartı tek bir akşamı anlatıyor. Ama o akşam bir ustalık, bir ayrılık ve bir veda taşıyor. Kısa film fikri dar olduğu için derin olabilir. Geniş fikir ise on dakikada her yerinden sığ kalır.

Mekanizma

Tek durum

Kepenk'in durumu bir saatle kapanıyor. Dükkân bu akşam son kez açık. Saat altıda İsmail Usta kepengi indirecek. Ertesi gün bu dükkân yok. Tarık bunu bildiği için geliyor. İsmail bunu bildiği için kepengi indirmeyi geciktiriyor. Durumun kendisi bir geri sayım taşıyor. Kimse "son kez" demek zorunda kalmıyor.

Emre'nin ilk kartında durum açıktı. Dükkân kapanacaktı, ama ne zaman? Bina yönetimiyle kavga aylarca sürüyordu. Açık durum, yazarı her yöne çağırır. Kapalı durum ise yazarı tek bir akşamın içine kilitler.

Tek seçim

Kepenk'in seçimi Tarık'a ait. Tıraşın ortasında İsmail'in eli titriyor. Tarık usturayı ondan alabilir. Kendi salonunda her gün ustura tutuyor, eli sağlam. Almıyor. Başını biraz indirip kıpırdamadan duruyor. Bu bekleyiş filmin seçimi. Ustasından ayrılan adam, bu kez ustasının elinin altında kalmayı seçiyor.

Emre'nin bir taslağında Tarık ikinci bir seçimle karşılaşıyordu: ustasına kendi salonunda bir koltuk teklif edecek miydi? Nermin Hanım o satırın üstünü çizdi. İkinci seçim ilkinin ağırlığını bölüyordu. Teklif kabul edilirse film bir iş anlaşmasıyla biterdi.

Tek ilişki ve tek keşif

Kepenk'in bütün baskısı usta ile çırak arasında duruyor. Taslaklarda başka sesler de vardı. Tarık'ın karısı arabada bekliyordu. İsmail'in oğlu telefonla emekliliği soruyordu. İkisi de silindi. Kalan tek ilişki, filmin yük ilişkisi: ayrılığı hiç konuşulmamış iki adam.

Emre açılışa küçük bir an ekliyor. Tarık koltuğa oturunca İsmail "Makineyle alayım, çabuk olur," diyor. Tarık "Ustura," diyor. İsmail kayışı uzun uzun biliyor, kepenge bakıyor, bir daha biliyor. İzleyici bunu yaşlı bir ustanın titizliği sanıyor. El titreyince anlıyor: makine önerisi tembellik değildi. Uzun bileme de titizlik değildi. Usta elinden şüphe ediyordu. Keşif tek, ama filmin ilk yarısını baştan aydınlatıyor.

Tek görsel metafor

Emre'nin ilk taslağında metafor çoktu. Duvarda durmuş bir saat vardı. Vitrinde kuruyan bir saksı, camda bir güvercin, dışarıda lapa lapa kar. Selim saydı ve "Bu dükkân bana dört kez veda ediyor," dedi. Hepsi gitti, kepenk kaldı. Kepenk başlıkta duruyor. Bütün film boyunca indirilmeyi bekliyor. Son karede yarıya kadar iniyor; arkasındaki lamba bir müddet daha yanıp kararıyor. Kayış ise metafor değil, el değiştiren nesne. Çatı tek, altındaki nesneler ona hizmet ediyor.

Sınırlı dünya

Kepenk'in dünyası bir dükkân ve kapısının önü. Eskişehir'in eski çarşısı camın ardından görünüyor: kış akşamüstü, yanan birkaç vitrin. Tarık'ın camlı salonu hiç görünmüyor. Emre bir taslakta oraya bir sahne yazmıştı. Nermin Hanım sordu: o salonu görmeden izleyici neyi kaçırır? Hiçbir şeyi. Tarık'ın kendi işi olduğu, elinin sağlamlığından okunuyor.

Bir anın öncesi ve sonrası

Kepenk'in ekseni titreyen el. Film o andan birkaç dakika önce, Tarık'ın gelişiyle açılıyor. İsmail'in sabahı yok, çarşıya yürüyüşü yok. Film o andan birkaç dakika sonra bitiyor. Kayış uzatılıyor, kepenk iniyor, ışık sönüyor. Ertesi gün yok. Emre'nin sayfasında eksen şöyle duruyor:

İSMAİL'in eli Tarık'ın çenesinin altında durur. Ustura titrer.
TARIK gözlerini açmaz. Başını bir parmak eğer. Bekler.
İSMAİL nefes alır. Ustura yeniden kayar.

Kısa anlatıya uygun olmayan fikirler

Emre'nin otogar taslağı buraya düşüyor. Taslakta bir anne, oğlunu askere uğurluyordu. Bilet üzerinden konuşuyorlardı ve asıl konuyu açmıyorlardı. Ama Emre taslağa üç gün sığdırmıştı. Otobüs bir kez kaçırılıyordu. Babanın cenazesi geri dönüşle geliyordu. Oğlun nişanlısı ikinci yarıda ortaya çıkıyordu. Her biri kendi sahnesini istiyordu. Bekleyişin kendisi kayboldu. Nermin Hanım taslağın tek cümlesini kurtardı: bekleme salonu, otobüsün kalkmasına yarım saat. Gerisi uzun bir filmin malzemesi.

Filmlerden okuma

Kahramanların dünü de yarını da bu filmlerin dışında kalıyor. Kara delikli kâğıdın nereden geldiğini kimse sormuyor. Kum kuşunun büyüdüğünü görmüyoruz. Kedinin kutuya nasıl düştüğü anlatılmıyor. Her fikir bir sabahı, bir geceyi ya da tek bir öğle sahilini seçmiş. Geri kalanı izleyici o seçimin içinden kendisi tamamlıyor.

Usta katmanı

Fikri tek cümleyle değil, tek kareyle sına. Fikrinin bütününü tek bir görüntüde gösterebiliyor musun? Kepenk için bu kare var: yarıya inmiş kepenk ve içeride yanan ışık. Böyle bir kare yoksa fikir bir olay örgüsüne yaslanıyordur. Kısa filmde olay örgüsü az yer bulur.

Kilit seçimi yapılmayan bir hamle olarak da düşün. Kısa filmlerde en güçlü seçim çoğu zaman bir şeyi yapmamaktır. Tarık usturayı almıyor. Yapılmayan hamle sözsüz kalır ve oyuncuya yer bırakır. Yapılan hamle ise çoğu zaman bir açıklama ister.

Keşfi geriye bağla. Keşif yeni bir bilgi getirdiğinde film genişler. Var olanı yeniden okuttuğunda film derinleşir. Kısa filmde ikincisini ara. Keşiften sonra yazacak yeni sahne gerekiyorsa fikir büyük ihtimalle taşıyor.

Metaforu başlığa ver, diyaloğa verme. Çatı metaforu karakterlerin ağzına girdiği anda süse döner. Kepenk filmde bir kez bile adıyla konuşulmuyor. Yalnız iniyor.

Eksen anının yerini ölç. Eksen erken gelirse sonrası uzar ve sarkabilir. Geç gelirse bekleyiş sıkıntıya dönebilir. Kesin bir oran yok, ama bir soru var: izleyici eksene vardığında neyi biliyor olmalı? Kepenk'te el titrediğinde makine önerisi ve uzun bileme çoktan oynanmış olmalı. Keşfin geriye okuyacağı malzeme ancak böyle birikir.

Dar dünyanın kenarını sesle aç. Dışarısı görünmese de duyulabilir. Kepenk'te çarşıdan bir komşunun kepengini indirişi duyulabilir. İsmail o sesi duyar ve kendi kepengine bakar. Dünya genişlemez, ama baskı artar.

Taşan fikri çöpe atma, ölçeğini değiştir. Emre'nin ilk kartı uzun bir filmdi, ikincisi bir diziydi. Hiçbiri kötü değil. Yalnız on dakikaya ait değiller. Bir taşan fikrin içinde çoğu zaman bir kısa film saklıdır. O akşamı bulmak yazarın işi.

Geçmişi tek bir nesneye yük. Kırk yıl sahne olarak girmez, ama aynanın kenarındaki fotoğraflarda durur. Kepenk'te Tarık'ın fotoğrafı da orada olabilir. Hiç gösterilmese de izleyicinin gözü onu arar.

Seçimi ve keşfi aynı kişiye ver. Keşfi bir karakter yapıp seçimi başka biri yaparsa film ikiye bölünür. Kepenk'te titremeyi Tarık çenesinde hissediyor, seçimi de o yapıyor. İsmail'in payı başka: o, tıraşı bitirmeyi ve kayışı uzatmayı seçiyor. İkisi aynı eksene bağlı olduğu için ayrı hikâyelere dağılmıyor.

Fikri yaşadığın yerden değil, baktığın yerden al. Emre'nin ilk kartı bir hayat anlatıyordu, çünkü Emre o berberi yıllardır tanıyordu. Tanıdığın malzeme çok olunca hepsini koymak istersin. Kısa film için tanıdığın hayattan tek bir akşam seç. Gerisini bildiğin için yazabilirsin, ama yazmak zorunda değilsin.

Durumun saatini dışarıdan koy. Kapalı durumun en sağlam kilidi karakterlerin elinde değildir. Kepenk'te kapanış bina yenilemesinden geliyor. İsmail istese de dükkânı açık tutamaz. Kilit karakterin kararına bağlı olsaydı izleyici her an "neden kapatmıyor?" diye sorardı.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Kısa film fikri, kısa bir hikâyedir."
Doğrusu

Değildir. Kısa bir hikâye de çok sayıda olay taşıyabilir. Kısa film fikri az olayla çok yük taşıyan fikirdir. Ölçü olay sayısı değil, kaç ayrı şeyin anlatılmak istendiğidir.

Yaygın yanlış"Uzun bir fikri kısaltırsam kısa film olur."
Doğrusu

Olmaz, bir özet olur. Sahneler koşar, hiçbiri nefes almaz. Uzun fikrin içinden tek bir akşamı seçip geri kalanı dışarıda bırakmak gerekir.

Yaygın yanlış"Kısa filmde mutlaka bir ters köşe olmalı."
Doğrusu

Ters köşe bir keşif biçimidir, tek biçimi değildir. Kepenk'in keşfi izleyiciyi şaşırtmaktan çok anlamaya götürüyor. İzleyiciyi kandırmıyor, ona yeniden baktırıyor.

Yaygın yanlış"Ne kadar çok sembol, o kadar zengin film."
Doğrusu

On dakikada her sembol ötekinin önüne geçer. Emre'nin durmuş saati, kuruyan saksısı ve güvercini birbirini sildi. Tek çatı metaforu daha çok taşır.

Yaygın yanlış"Karakterin geçmişini anlatmazsam izleyici onu tanımaz."
Doğrusu

İzleyici geçmişi davranıştan okur. İsmail'in usturayı tutuşu, kırk yıllık ustalığı bir sahne harcamadan verir.

Yaygın yanlış"Dar dünya ucuz film demektir."
Doğrusu

Dar dünya bir bütçe kolaylığı olabilir ama asıl işi odaktır. Tek mekân izleyicinin dikkatini dağıtmaz. Kepenk'in dükkânı küçük olduğu için usturanın sesi büyüktür.

Yaygın yanlış"İyi bir kısa film fikri, uzun bir filme genişletilebilmelidir."
Doğrusu

Bazıları genişletilebilir. Ama iyi kısa film fikrinin ölçüsü bu değil. Kepenk'i doksan dakikaya çıkarmak fikri bozar. Fikrin değeri tam olarak bu akşamın darlığında.

Yaygın yanlış"Kısa film fikri bir espri ya da bir numaradır."
Doğrusu

Bazı kısa filmler bir şakayla biter. Ama bir numaraya dayanan fikir ikinci izleyişte boşalır. Kepenk'te izleyici sonu bilse de titreyen el yine işler. Fikrin ağırlığı sürprizde durmuyor, iki adamın arasında duruyor.

Yaygın yanlış"Taşan fikir kötü fikirdir."
Doğrusu

Taşan fikir yanlış kaba konmuş fikirdir. Emre'nin çarşı kartı iyi bir dizi olabilir. Otogar taslağının üç günü uzun bir filme yeter. Düzeltilecek olan fikir değil, ölçek.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Kısa film fikri bir hayatı değil, o hayatın taşındığı tek bir akşamı seçer.
  • Kapalı durum kendi süresi içinde çözülmek zorundadır; kaçış yolu yoktur.
  • Kilit seçim filmin bütün baskısını taşır; çoğu zaman yapılmayan bir hamledir.
  • Bütün yük tek bir ilişkide toplanır; ikinci ilişki ilkinin payından yer.
  • Geri okuma keşfi yeni bilgi eklemez, izleyiciye gördüklerini yeniden okutur.
  • Çatı metaforu başlıkta, bekleyişte ve son görüntüde aynı nesnedir.
  • Dar dünyanın kenarları kadraja sığar; dışarısı sesle ve camla gelir.
  • Eksen anı öncesini sonrasından ayırır; film onun hemen öncesinden başlar, hemen sonrasında biter.
  • Taşan fikir başka bir kaba aittir; içinde saklı kısa film aranır.
  • Küçük fikir basit fikir değildir; dar olduğu için derin olabilir.

Sonraki derse köprü

Kepenk'in fikri artık tek bir akşama, tek bir seçime ve titreyen bir ele indi. Ama fikir sıra demek değil. Şimdi o akşamı baştan sona dizmek gerekiyor. Tarık kapıdan girdikten kaç dakika sonra izleyici neyin söz konusu olduğunu anlamalı? Tarık'ın son tıraşı bir hedefse, önüne çıkan engel ne: inmeyi bekleyen kepenk mi, ustanın eli mi? Yoksa film hiçbir hedefin peşine düşmeyen bir durum anlatısı mı? Sonraki ders kısa film yapısını ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masada üç kart; ilki yoğun paragraflarla dolu, ikincisi yarı dolu, üçüncüsünde tek satır. Kartlar soldan sağa küçülüyor.
  • Kapalı durum — dükkân duvarında saat değil, kapının üstünde asılı kepengin alt kenarı; dışarıda kış akşamüstü kararıyor.
  • Kilit seçim — titreyen ustura, Tarık'ın eli koltuğun kolunda kıpırdıyor, kalkmıyor; baş bir parmak eğiliyor.
  • Geri okuma keşfi — makine önerisi, uzun bileme ve kepenge bakış hızla geri sarılıyor; her biri yeni bir ışıkta yeniden oynuyor.
  • Çatı metaforu — durmuş saat, saksı ve güvercin birer birer silinip yalnız kepenk kalıyor.
  • Dar dünya — kadrajın kenarı dükkânın camında bitiyor; camın ardında bulanık vitrin ışıkları.
  • Eksen anı — bir zaman çizgisi; ortanın biraz ötesinde titreyen el, iki ucu kısa.
  • Taşan fikir — otogar kartından cenaze, nişanlı ve kaçırılan otobüs taşıp masadan düşüyor; kartta tek satır kalıyor.
  • Son kare — yarım inmiş kepengin ardında lamba bir müddet yanıp kararıyor.

Ritim

Ders dolu bir kartla açılıyor, sekiz soruyla onu tek bir akşama indiriyor, beş kısa filmle her sorunun cevabını sınıyor ve kepengin yarıya indiği kareyle kapanıyor.