Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kaynak analiz dosyası uyarlamadan önce kaynağı kayda geçirir ve karar vermez.
- Kaynakta yazan ile uyarlamacının yorumu ayrı renkte, ayrı yerde durur.
- Kronolojik çizelge olayların yaşandığı sırayı, anlatım sırası okura ulaştıkları sırayı tutar.
- Sıra eşlemesi bu iki sırayı bağlar; dönüşleri ve boşlukları gösterir.
- Sahnesiz olay kaynağın yaşanmış saydığı ama sahneye çevirmediği olaydır.
- Tanık etiketi her bilginin kimden ve nasıl geldiğini işaretler.
- İlişki haritası oklarıyla, yönleriyle ve boşluklarıyla çizilir.
- Söz imgesi yalnız anlatıcının dilinde yaşar; olduğu gibi aktarılır.
- Görsel-işitsel fırsat perdenin kaynağa katabileceği yerdir.
- Uyarlama direnci çözümüyle değil, nedeniyle yazılır.
- Dönüm noktalarının bir kısmı sahnesiz olabilir; bu bir kusur değil, kaynağın bir özelliğidir.
- Dosyanın siyah satırları ekibin romanı diye bildiği şeye dönüşür; kayma orada büyür.
- Raşit'e ne olduğu bu dosyada da cevapsız.
Açılış sahnesi
Burcu masaya kalın bir klasör koyuyor. Kapağında kendi el yazısıyla tek kelime var: YAĞHANE. İçinde romanın bütün mektupları sırayla özetlenmiş.
Selim klasörü karıştırırken bir sayfada duruyor. "Raşit'in gittiği gece Nüzhet yağhanede mi?"
"Orada," diyor Emre. "Feneri anlatıyor. Kapının önünde sallanan ışığı, taşın son dönüşünü."
"O ilk mektuplardan biri," diyor Selim. "Sondan bir önceki mektupta başka bir şey yazıyor. O gece evde uyuduğunu, olanları sabah Mükerrem'den dinlediğini."
Burcu kitabı alıp iki sayfayı da buluyor. İkisi de orada. Nüzhet önce görmüş gibi yazmış, yıllar sonra duymuş gibi. Burcu'nun özeti ilkini almış, ikincisini atlamış. Özet romanın sırasını izlemiş, romanın kendi kendisiyle çeliştiğini görmemiş.
"Hangisi doğru?" diye soruyor Emre.
Nermin Hanım ikisinin de romana ait olduğunu söylüyor. Yaşlı bir kadının hafızası kendini düzeltebilir. Roman bunu bilerek yapıyor olabilir. Ama Burcu'nun özeti bir seçim yapmış ve seçtiğini söylemiyor.
"Yapımcı bunu okuyunca Nüzhet'in o gece kapıda olduğunu düşünecek," diyor Selim. "Sonra biri senaryoya bir fener sahnesi yazacak."
Burcu klasörü kapatmıyor. Özetin ilk sayfasını çıkarıp kenara koyuyor. Sonra boş bir sayfa açıyor ve en üste yalnız bir soru yazıyor: Kim söylüyor?
Kaynak analiz dosyası romanı yeniden anlatmaz; romanda neyin, nerede ve kimin ağzından yazıldığını kaydeder.
Bu derste ne olacak
Burcu'nun klasörünü baştan kuracağız. Önce romanın olaylarını yaşandıkları sırayla dizeceğiz. Ardından aynı olayları mektupların sırasıyla dizip iki sıranın nerede ayrıldığını tek bir tabloda göreceğiz. Her bilginin yanına onu kimin verdiğini yazacağız. Kişileri ve bağlarını çizeceğiz. Tebeşiri, yağmuru, taşı ve çakıyı tek tek izleyeceğiz. Romanın yalnız kelimelerde yaşayan imgelerini kameranın yakalayabileceklerinden ayıracağız. Romanın dönüm noktalarını da ayrı bir listeye alacağız. Zorlukları nedenleriyle not edeceğiz, çözümlerini kenara bırakacağız. Dosyanın hiçbir satırına bir karar yazılmayacak. Filmler bir İngiliz malikânesinden, Georgia'da bir çiftlikten, Hardy'nin Wessex'inden, eski Japonya'nın bir kıyısından ve Montana'da bir nehirden gelecek.
Sıfır noktası
Uyarlama yapan yazar romanı çoğu zaman bir iki kez okur, sonra hafızasıyla çalışır. Hafıza kaynağı sessizce yeniden yazar. Sevilen sahneyi büyütür, sıkıcı bulunan bölümü unutur, çelişkiyi kendiliğinden düzeltir. Burcu'nun özeti bunun küçük bir örneğiydi.
Tanımın son parçası önemli. Dosya karar vermez. Hangi sahnenin kalacağı, hangi karakterin çıkacağı ondan sonra konuşulur. Dosyanın işi o konuşmanın basacağı zemini kurmaktır. Bir karar dosyaya erken girerse kaynak bir daha tarafsız okunamaz. Fener bunun örneği. Özet görmüş gibi yazan mektubu seçti. O seçim bir sonraki taslağa bir sahne olarak inecekti.
Dosya özetten de farklı. Özet kaynağın ne anlattığını kısaltır. Dosya bunu da yapar, ama yanında nasıl anlattığını da tutar. YAĞHANE'de "nasıl" sorusu "ne" sorusundan hafif değil. Yaşlı bir kadının kentteki torununa yazdığı mektuplar, genç kızlığa sıçrayan anılar, her mektupta başka bir yılın hasat sonu. Bunları atan bir özet romanı sıradan bir köy dramına çevirir.
Dosyanın bölümleri birbirine bakar. Olaylar bir yerde, mektuplar başka bir yerde durur. Kişiler bir haritaya, imgeler bir listeye, zorluklar ayrı bir sayfaya girer. Ama hepsi aynı kitaptan çıkar. Her satırın yanında hangi mektuptan geldiği yazılıdır. Biri itiraz ettiğinde kitaba geri dönülebilir.
Dosyanın birden çok okuru olur. Burcu onu önce kendisi için yazıyor. Ama yapımcı da okuyacak, ileride bir yönetmen de. Hiçbiri romanı Burcu kadar dikkatle okumamış olabilir. Onlar için dosya, kitabın yerine geçen ilk belge olacak. Dosyadaki bir kayma o yüzden tek bir kişinin yanılgısı olarak kalmaz. Bütün ekibin romanı diye bildiği şeye dönüşür.
Dosya bir de zamana karşı korur. Uyarlama aylar sürer. Burcu romanı bu hafta yeni okumuş gibi hatırlıyor. Üçüncü taslakta ise artık kendi sahnelerini hatırlayacak. O gün bir tartışma çıkarsa elinde romanın kendisiyle konuşan bir belge olmalı.
Burcu bir alışkanlık da ediniyor. Kaynakta yazanı siyah kalemle yazıyor. Kendi düşüncesini kırmızıyla, sayfanın kenarına. Selim bunu görünce kurgu masasındaki defterini hatırlıyor. Orada da çekilenle istenen ayrı sütunlarda durur. Karışırsa kimse neyin elde olduğunu bilmez.
Mekanizma
Yaşanan sıra, yazılan sıra
Burcu önce romanın olaylarını yaşandıkları sırayla diziyor. Senaryo atölyesinde buna kronolojik çizelge denir: anlatıda nerede durduklarına bakmadan, bütün olaylar oluş sırasıyla. En üstte Nüzhet'in çocukluğu ve Raşit'le yağhanede geçen hasatlar var. Sonra o gece. Ertesi sabah köyün tek kelimelik hükmü: kaçtı. Bir sonraki hasat sonunda ilk tebeşir. Ardından uzun yıllar, İhsan'ın sevgisi, Nüzhet'in kendi ailesi. En altta yağhanenin satılışı ve yıkımdan önce taşın altından çıkan çakı.
Sonra aynı olayları mektupların sırasıyla diziyor. İlk mektup bugünde açılıyor. Yaşlı Nüzhet o yılın hasat sonunu anlatıyor ve ağabeyinden yalnız "ağabeyim" diye söz ediyor. O gece ise tek parça anlatılmıyor. Kırık kırık, birçok mektuba dağılmış.
Burcu'nun tablosunda o gece tek satır. Karşısında ise birçok mektup duruyor. Gece her dönüşte biraz değişiyor. Önce fener var, sonra Mükerrem'in sesi, en sonda yalnız taşın susması. Bir mektupta Nüzhet gecenin yalnız sesini hatırlıyor, başka bir mektupta yalnız sabahını. Eşleme olmadan bu değişim görünmüyordu. Her mektup kendi içinde tutarlı okunuyordu.
Hiç kurulmayan sahneler
Tablonun bazı satırlarının karşısı boş. Olay romanda yaşanmış, ama hiçbir mektupta sahne olarak yazılmamış.
Yağhanenin satılışı böyle bir olay. Nüzhet son mektupta onu tek cümleyle yazıyor: sattılar. Kimin sattığı, kimin aldığı, pazarlığın nerede yapıldığı yok. Nüzhet'in evlenmesi de birkaç kelimeyle geçiyor. Emre bunları dosyadan silmek istiyor, nasılsa romanda yoklar. Nermin Hanım satırları bırakıyor. Film bir gün bu olaylardan birini sahneye çevirmek isterse, romanın onu bilerek sustuğunu bilmek zorunda.
Kim söylüyor?
Fenerin iki hâli Burcu'ya bir sütun daha ekletiyor. Romanın her cümlesi Nüzhet'ten geçiyor. Ama Nüzhet her şeyi aynı yoldan bilmiyor.
Tebeşirin yanına "gördü" yazılıyor, çünkü yazan kendisi. "Kaçtı" sözünün yanına "köy diyor" düşüyor. Raşit'in yolda olduğu bir sabahı Nüzhet bir mektupta uzun uzun hayal ediyor. Onun yanına "tahmin ediyor" giriyor. Fenerin yanında ise iki etiket var: ilk mektupta "gördü", sondan bir öncekinde "duydu, Mükerrem'den". Dosya ikisini de tutuyor. Hangisinin doğru olduğuna karar vermek dosyanın işi değil.
Harita ve ortadaki boşluk
Kişileri çıkarırken Burcu bir ilişki haritası çiziyor. Ortada iki Nüzhet var: genç kız ve yaşlı kadın. Mükerrem ikisine de bağlı, tek sırdaş o. İhsan'dan Nüzhet'e karşılıksız bir ok uzanıyor. Zekai'nin oku bir insana değil, taşa gidiyor. Köy de tek bir kişi gibi haritaya giriyor, kalabalık ama tek sesli. Torun kenarda, bütün mektupların muhatabı. Romanda onun cevabı yok.
Raşit haritanın tam ortasında, ama ondan çıkan hiçbir çizgi bugüne ulaşmıyor. Selim bir şey fark ediyor. Zekai taşın bakımını yapıyor. Çakı taşın altından çıkıyor. Burcu bu iki satırı alt alta yazıyor, aralarına çizgi çekmiyor. Roman çekmiyor çünkü.
Haritanın altına Burcu birkaç satır daha ekliyor. Bakış açısı: birinci tekil, yalnız Nüzhet. Zaman: iki katman, genç kızlık ve mektupların yazıldığı yaşlılık. Mekân: yağhane, zeytinlik, Mükerrem'in mutfağı, okul. Ana tema bir adın anılması. Yardımcı temalar sır tutmak ve karşılıksız sevgi. Üslup: torununa kısa ve takılan bir dil, anılara girince uzayan hasat betimleri.
Romanın dönemeçleri
Burcu romanın dönüm noktalarını ayrı bir listeye alıyor. Raşit'in gittiği gece. İlk tebeşir. Yağhanenin satılışı. Taşın altından çıkan çakı. Her birinin yanına tanık etiketini ve eşlemedeki yerini de yazıyor. Liste bitince bir şey göze çarpıyor. İlk tebeşir ile çakının çıkışı sahne gibi anlatılıyor, öbür ikisi değil. Gece parçalara bölünmüş, birbirini tutmayan tanıklıklarla geçiyor. Satış tek kelime. Romanın en çok şey değiştiren iki olayı, en az anlatılanları. Burcu bunu bir kusur olarak yazmıyor. Kaynağın bir özelliği olarak yazıyor.
Motifler, simgeler, kelimeler
Sonra imgeler. Tebeşir her hasat sonunda dönüyor, yağmur onu her yıl siliyor. İkisi birlikte romanın en güçlü tematik motifi. Taş her mektupta var, bazen bir cümlenin içinde, bazen bir sayfa boyu. Çakı ise bir kez görünüyor, son mektupta. Tek görünüşle yük taşıyan bir sembol. Fener de listeye giriyor, ama yanında iki tanık etiketiyle.
Nüzhet bir mektupta köydeki adları zeytine benzetiyor. Sıkılınca yağı kalır, posası atılır. Okurun aklında kalan cümlelerden biri bu. Ama perdede neye bakılacak? Kamera yağhanenin köşesinde yığılmış posayı gösterebilir. O zaman imge bir nesneye iner, cümledeki karşılaştırma kaybolur. Burcu cümleyi kelimesi kelimesine, "söz imgesi" başlığıyla yazıyor. Karşılığını şimdi aramıyor.
Perdenin yapabildiği, zorlandığı
Son iki sayfa dosyanın en çok tartışılan yeri oluyor.
Değirmen taşının dönerken çıkardığı ağır ses. Tebeşirin taşta gıcırdaması. Yağmurun bir adı harf harf silmesi, tek bir planda. Bir kalabalığın içinde biri o adı anınca konuşmanın kesilmesi. Romanda bunlar cümle. Perdede zaman ve ses olurlar.
Burcu'nun listesine ilk giren şey, Nüzhet'in sayfalarca kendi kendine düşündüğü yerler. Mektup biçiminin kendisi, cevabı hiç gelmeyen bir muhatapla. Onlarca yıl, aynı kadını iki yaşta oynatma gereği. Kalabalık köy kadrosu. Romanın her sayfasına sinmiş zeytinyağı kokusu. Selim ilk satırın yanına "dış ses" yazmak istiyor. Nermin Hanım kalemi alıp kırmızıyla kenara geçiriyor. O bir çözüm. Çözümler başka bir günün işi.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Önce iki kez oku, sonra dosyayı aç. İlk okuma kaynağı yaşamak içindir. Dosya ikinci okumadan sonra açılır. İlk okumanın heyecanı dosyaya girerse sevilen sahneler şişer, sıkıcı bulunan bölümler kaybolur.
Her satıra adres yaz. Bilginin hangi bölümden, hangi mektuptan geldiğini yanına not et. Adressiz satır tartışmada savunulamaz. Üç ay sonra kendin bile nereden aldığını hatırlamazsın.
Çelişkiyi düzeltme, kaydet. Kaynak bir yerde başka, bir yerde başka söylüyorsa ikisini de yaz. Fenerin iki hâli YAĞHANE'nin en verimli satırlarından biri çıktı. Düzeltilmiş bir çelişki, kaynağın belki de en bilinçli kararını siler.
Kronolojide tarih yerine bağ kullan. Kaynak yıl vermiyorsa uydurma. "Raşit'in gidişinden sonraki hasat" gibi olaylara bağlı ifadeler kullan. Yanlış bir yıl, filmin bütün yaş makyajını ve kostümünü bozar.
Eşlemede dönüşleri say. Bir olay kaç mektupta geri geliyor? Çok dönen olay, kaynağın neye takıldığını gösterir. Raşit'in gecesi bunun en açık örneği. Hiç dönmeyen bir olay ise kaynağın neyi geride bırakmak istediğini söyler.
Boş satırları silme. Sahnesiz olaylar kaynağın sustuğu yerlerdir. Sonradan bir yazar o boşluğu doldurmak isterse, neyi doldurduğunu bilmeli. Boş satır bir uyarı levhası gibi durur.
Tanık etiketinde dürüst kal. Anlatıcının hayal ettiğini gördüğü gibi işaretleme. Bu ayrım ileride bir sahnenin gerçek mi, hatıra mı, düş mü olacağını belirler. Etiket yanlış konursa yönetmen yanlış bir ışıkla çeker.
Haritada okları yön ile çiz. Karşılıklı olmayan sevgi tek yönlü bir oktur. İhsan'ın oku Nüzhet'e gidiyor, geri dönmüyor. Çift başlı bir ok, romanın söylemediği bir şeyi söyler.
Yan yana duran satırları birleştirme. Zekai ile çakı aynı sayfada duruyor. Aralarına çizgi çekmek bir yorumdur. Yorumu kırmızıyla kenara yaz, siyah satırı temiz bırak.
Söz imgelerini olduğu gibi aktar. Anlatıcının cümlesini kendi kelimelerinle özetleme. İmgenin gücü çoğu zaman tam o kelimelerdedir. Özetlenen imge dosyada bir fikre dönüşür, görüntüsünü kaybeder.
Fırsatları sesle de ara. Kaynakta görüntüden çok ses saklı olabilir. Değirmen taşının sesi romanda yalnız bir sıfat, perdede bütün bir yağhane. Sessizlik de bir sestir; adın anılmadığı bir odayı da listeye yaz.
Dirençleri nedeninden tut. "Mektuplar zor" yazma. "Mektupların muhatabı hiç cevap vermiyor, anlatı tek yönlü bir konuşma" yaz. Neden açık olunca çözüm seçenekleri de çoğalır.
Anlatma anını ayrı bir zaman say. Mektupların yazıldığı yaşlılık bir çerçeve gibi görünür. Ama orada da olaylar yaşanıyor. Kronolojiye bugünün satırlarını da ekle.
Topluluğu tek kişi olarak dene. Kalabalık bir kadroyu önce tek tek yaz. Sonra hangilerinin aynı sözü söylediğine bak. Aynı sözü söyleyenleri haritada tek bir daire yap.
Dosyayı başkasına okut. Bir okur kaynağı bilmeden dosyayı okusun. Aklında kalan hikâye romanınkine benzemiyorsa, dosyada bir kayma var demektir. Kaymanın yeri çoğu zaman en sevdiğin bölümdür.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Kaynak analiz dosyası uzun bir özettir."
Özet olayları kısaltır. Dosya bunun yanında anlatım biçimini, tanıklığı ve boşlukları da tutar. Burcu'nun ilk özeti fenerin iki hâlinden birini kaybetti.
Yaygın yanlış"Dosyaya uyarlama fikirlerini de yazmak zaman kazandırır."
Erken giren fikir kaynağın okunuşunu bozar. Tess'in sahnesiz olayları ancak karar verilmeden işaretlenince bir seçim olarak görünür.
Yaygın yanlış"Kronoloji ile anlatım sırası aynıysa eşlemeye gerek yoktur."
Sıralar aynı olsa bile bazı olaylar birden çok kez döner, bazıları hiç anlatılmaz. Eşleme bunu da gösterir.
Yaygın yanlış"Birinci tekil anlatıcının söylediği her şey olmuş şeydir."
Anlatıcı görebilir, duyabilir, hayal edebilir. The Color Purple'da dünya, ikinci bir tanığın mektuplarıyla genişliyor.
Yaygın yanlış"Yalnız bir kez görünen nesne dosyaya girmez."
Motif tekrar ister, ama sembol tek görünüşle de çalışır. YAĞHANE'nin çakısı bir kez görünüyor ve romanın en ağır nesnesi.
Yaygın yanlış"Kameranın çekemeyeceği imge uyarlamada kaybolur."
Söz imgesi doğrudan çekilmez, ama bir karşılık bulabilir. Sanshō Dayū'da birkaç dize, yılları aşan bir sese dönüşüyor.
Yaygın yanlış"Uyarlama zorlukları çözümüyle birlikte yazılmalıdır."
Çözüm erken yazılınca nedeni gizler. A River Runs Through It'in direnci olaylarda değil, anlatıcının dilinde.
Yaygın yanlış"Anlatılmayan olay dosyada yer kaplamaz."
Kaynağın sustuğu yer bir bilgidir. Uyarlamacı onu bilmeden doldurursa kaynağın en dikkatli kararını bozabilir.
Yaygın yanlış"İlişki haritası yalnız karakterleri gösterir."
Bir harita nesneleri, mekânları, hatta bir topluluğu da taşıyabilir. Zekai'nin oku bir taşa gidiyor, köy tek bir ses olarak duruyor.
Yaygın yanlış"Dosya bir kez yazılır ve biter."
Kaynak her okunuşta başka bir şey gösterir. The Go-Between'deki gibi bir yapı farkı, eşleme yeniden kurulunca ancak görünür.
Yaygın yanlış"Anlatıcının bugünü yalnız bir çerçevedir, dosyaya kısaca girer."
Anlatma anı da bir zaman katmanıdır ve kendi olaylarını taşır. Nüzhet'in yaşlılığında yağhane satılıyor, taş kaldırılıyor, çakı bulunuyor.
Yaygın yanlış"Kalabalık kadronun her üyesi ayrı ayrı haritaya girmeli."
Topluluk bazen tek bir ses gibi davranır. YAĞHANE'nin köyü kalabalık ama tek bir hükmü var. Haritada onu tek bir kişi gibi çizmek bunu görünür kılıyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Kaynak analiz dosyası uyarlamadan önce kaynağı kayda geçirir ve karar vermez.
- Kaynakta yazan ile uyarlamacının yorumu ayrı renkte, ayrı yerde durur.
- Kronolojik çizelge olayların yaşandığı sırayı, anlatım sırası okura ulaştıkları sırayı tutar.
- Sıra eşlemesi bu iki sırayı bağlar; dönüşleri ve boşlukları gösterir.
- Sahnesiz olay kaynağın yaşanmış saydığı ama sahneye çevirmediği olaydır.
- Tanık etiketi her bilginin kimden ve nasıl geldiğini işaretler.
- İlişki haritası oklarıyla, yönleriyle ve boşluklarıyla çizilir.
- Söz imgesi yalnız anlatıcının dilinde yaşar; olduğu gibi aktarılır.
- Görsel-işitsel fırsat perdenin kaynağa katabileceği yerdir.
- Uyarlama direnci çözümüyle değil, nedeniyle yazılır.
- Dönüm noktalarının bir kısmı sahnesiz olabilir; bu bir kusur değil, kaynağın bir özelliğidir.
- Dosyanın siyah satırları ekibin romanı diye bildiği şeye dönüşür; kayma orada büyür.
- Raşit'e ne olduğu bu dosyada da cevapsız.
Sonraki derse köprü
Burcu klasörün son sayfasını kapatıyor. Elinde artık romanın siyahla yazılmış bir dökümü var. Kırmızı notlar kenarlarda bekliyor. Sıradaki iş o notlara dönmek. Her siyah satırın yanına bu kez bir karar düşecek. Tebeşir olduğu gibi mi kalacak? Nüzhet'in mektup sesi ve uzun iç düşünceleri perdede neye dönüşecek? İhsan'ın yan öyküsü çıkarılırsa köyün kuralı hâlâ aynı ağırlıkta mı? Korumak, dönüştürmek ve çıkarmak ayrı kararlar. Her biri dosyanın başka bir sayfasına dayanacak.