İçeriğe geç

Ders 20.6

Karakter ve nesne

Senaryo Akademisi — Bölüm III, Modül 20

2.708 kelime14 film örneği≈ 12 dk okuma≈ 18 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bir nesne karaktere ait olduğu için değil, sahiplik hattı üstünde durduğu için anlam taşır.
  2. Sahiplik hattının iki ucu vardır: geldiği yer ve gideceği yer.
  3. Taşınan ve hiç sınanmayan nesne bilgi vermez.
  4. Nesnenin değeri elden çıkarılırken ölçülür, taşınırken değil.
  5. Bir nesne bir ilişki artı bir sınama taşır; üçüncü anlam ilk ikisini söndürür.
  6. Kişisel eşyada, alınan değil alınmayan konuşur.
  7. Statü göstergesi ancak bulunduğu yere uymadığında bilgi taşır.
  8. Meslek nesnesine hâkimiyet, ona bakmadan davranmakla gösterilir.
  9. Hatıra nesnesinin hikâyesi anlatılmaz; anlatıldığında merak kapanır.
  10. Devralınan nesne, karakterin seçmediği tek nesnedir ve istenmemesi daha çok konuşur.
  11. Savunma nesnesi neyi koruduğunu değil, neyden korkulduğunu gösterir.
  12. Saklanan nesnenin yeri gizlenir, varlığı gizlenmez.
  13. Kaybedilen nesne geri gelirse kaybın etkisi silinir.
  14. Değişim nesnede değil, seyircinin nesneye bakışında olur.

Açılış sahnesi

Bir bilekte bir saat.

Birinci versiyon: Adam saati geçen yıl kendisi almış. Sahne bize adamın zevkini ve bütçesini söylüyor. Bu kadar.

İkinci versiyon: Saat babasından kalmış. Şimdi sahnede iki kişi var; biri görünmüyor.

Üçüncü versiyon: Saat babasından kalmış ve adam onu üçüncü perdede satıyor.

Birinci versiyonda bir aksesuar var. İkincisinde bir ilişki. Üçüncüsünde bir hikâye.

Bir nesne karaktere ait olduğu için anlam taşımıyor. Kimden geldiği ve kime gideceği belli olduğu için taşıyor.

Aradaki fark şu: aksesuar karakteri tarif ediyor, hikâye taşıyan nesne ise karakteri sınıyor. Satılan saat bir bilgi vermiyor, bir bedel ödetiyor.

Ve bir ayrıntı daha. Üçüncü versiyonda saatin ne kadar ettiği önemli değil. Adamın onu satarken ne kadar zorlandığı önemli. Nesnenin fiyatı piyasada belli; değeri yalnız elden çıkarılırken ölçülüyor.

Şimdi dördüncü bir versiyon dene. Saat babasından kalmış, adam onu satmıyor ve metin boyunca hiçbir şey olmuyor. Bu da bir seçim — ama o zaman saatin metinde bulunma gerekçesi kalmıyor. Taşınan ve hiç sınanmayan nesne, yalnız yer kaplıyor.

Bu derste ne olacak

Bu ders karakterin taşıdığı şeyleri ele alıyor. Önce bir eşyanın hangi noktada anlam taşımaya başladığını kuracağız — cevap sahiplik hattında. Sonra müfredattaki dokuz nesne türünü geçeceğiz: kişisel eşya, hatıra, statü göstergesi, meslek aracı, savunma aracı, saklanan, kaybedilen, başkasından kalan ve karakter değişimini gösteren nesne. Ardından bir bütçe kuralı koyacağız: bir nesne kaç anlam taşıyabilir? Nesnenin sahneye hangi yollardan girdiğini de ayıracağız: kullanılarak, fark edilerek ve aranarak. Kapanışta nesneyi sınamanın tek yoluna bakacağız — elden çıkarma; bir eşyanın değeri yalnız orada ölçülüyor. Bu dersin örnekleri on dört yapımdan.

Sıfır noktası

Senaryoda çoğu nesne çalışmıyor. Sebebi hep aynı: nesne var ama tarihi yok.

Bir eşya ancak bir hattın üstünde duruyorsa anlam taşıyor. Hattın iki ucu var: geldiği yer ve gideceği yer. İkisi de boşsa nesne dekor.

Geldiği yer, nesneye geçmişini veriyor. Gideceği yer ise geleceğini — ve asıl gerilimi orası üretiyor, çünkü seyirci nesnenin el değiştireceğini seziyor.

Buradan pratik bir sınama çıkıyor. Metnindeki her taşıyıcı nesne için iki soru sor: bu nereden geldi, nereye gidecek? İkisine de cevabın yoksa nesneyi çıkar; metin bir şey kaybetmiyor.

Bu ilkenin sert bir sonucu var: taşınan ve hiç sınanmayan nesne bilgi vermiyor. Bir karakterin bir şeyi ne kadar sevdiğini onu taşırken değil, bırakmak zorunda kaldığında öğreniyoruz.

Sınama üç biçimde geliyor. Nesne isteniyor, nesne kayboluyor ya da nesne bir bedelin karşılığı oluyor. Üçünde de karakterin verdiği tepki, bütün taşıma sahnelerinden fazlasını söylüyor.

Burada bir asimetri var ve gözden kaçıyor: ilişki tek yönlü. Karakter nesneye bir anlam yüklüyor, nesne karaktere hiçbir şey yapmıyor. Bu yüzden nesne asla kendi başına hareket etmemeli — kırılan bardak, tam o anda çalan telefon, düşen fotoğraf çerçevesi. Bunlar nesnenin karaktere müdahalesi oluyor ve seyirci bunu yazarın parmağı olarak okuyor.

Bir saat hem babayı, hem zamanı, hem ölümlülüğü, hem de sınıf farkını temsil edemiyor. Denendiğinde seyirci hiçbirini almıyor ve nesne bir sembol gibi durup kalıyor. Kural şu: bir nesne bir ilişki artı bir sınama taşır. Üçüncü anlam eklendiğinde ilk ikisi de sönüyor.

Mekanizma

Dokuz tür, üç iş

Müfredattaki dokuz nesne türü aslında üç işten birini yapıyor. Türü ezberlemek yerine işi bilmek yeterli.

Bilgi veren nesneler. Karakteri tanıtıyorlar ve tek başlarına sahne taşımıyorlar.

Kişisel eşya. Karakterin kendi seçtiği şey. Ne aldığı değil, neyi almadığı daha çok konuşuyor.

Statü göstergesi. Bir konumun işareti. Kuralı şu: statü nesnesi ancak yanlış yerdeyken bilgi taşıyor. Pahalı bir saat pahalı bir odada görünmüyor; ucuz bir odada görünüyor.

Meslek aracı.

Meslek nesnesinin gücü, karakterin onunla kurduğu ustalıktan geliyor. Bir alete gerçekten hâkim olan biri, o aleti kullanırken hiç bakmıyor. Bu tek ayrıntı, on satırlık geçmiş anlatısının işini yapıyor.

Bağ taşıyan nesneler. Bunlar karakterin tek başına anlamlandıramadığı, bir başkasını gerektiren nesneler.

Hatıra. Bir olayın kalıntısı. Kuralı: hatıra nesnesinin hikâyesi anlatılmıyor. Anlatıldığı anda bir bilgiye dönüşüyor ve seyircinin merakı kapanıyor.

Başkasından kalan nesne.

Devralınan nesnenin özel bir işlevi var: taşıyan kişi onu istemiş olmak zorunda değil. Sevmediği bir babadan kalan bir eşyayı taşımak, sevdiğinden kalanı taşımaktan daha çok konuşuyor.

Sınama nesneleri. Bunlar doğrudan olay örgüsüne bağlı olanlar.

Savunma aracı.

Bir silah, bir sözleşme, bir kapı zinciri, hatta bir kalabalığın içinde tutulan bir telefon. Hepsi aynı işi yapıyor ve hiçbirinin gerekçesi söylenmiyor.

Saklanan nesne.

Saklanan nesnenin tek kuralı, seyircinin varlığını bilmesi. Seyircinin bilmediği bir sır nesnesi, ortaya çıktığında sürpriz üretiyor ama sürprizden önceki hiçbir sahneye çalışmıyor.

Kaybedilen nesne. Kaybın ölçüsü, nesnenin değerini geriye dönük olarak belirliyor. Ve kayıp geri alınamaz olmalı; bulunan nesne, kaybın bütün etkisini siliyor.

Değişimi gösteren nesne. Aynı eşya, metnin başında ve sonunda. Karakter değiştiği için nesnenin anlamı da değişiyor — nesneye hiçbir şey olmuyor.

Aynı nesne, farklı gözler

Bir nesnenin tek bir anlamı yok. Kaç karakter bakıyorsa o kadar anlamı var ve aradaki fark yazılabilir bir malzeme.

Masadaki eski bir saat, onu babasından devralan için bir yük; onu ilk kez gören için bir merak; onun ne ettiğini bilen için bir fırsat. Üç bakış, tek eşya.

Bunun pratik karşılığı şu: bir nesneyi sahneye koyarken orada kaç kişi olduğunu ve her birinin ona nasıl baktığını ayrı ayrı bil. İki karakterin aynı nesneye aynı gözle bakması, ikisinden birinin gereksiz olduğu anlamına geliyor.

En verimli kurulum, bakışların çelişmesi. Biri için değersiz olan şey öteki için paha biçilmez olduğunda, nesne bir pazarlık aracına dönüşüyor ve sahne kendiliğinden bir amaç kazanıyor.

Nesnenin sahnedeki hâli

Bir nesne sahneye üç yoldan giriyor ve üçü farklı çalışıyor.

Kullanılarak. En sessizi. Karakter nesneyle bir iş yapıyor ve nesne hiç konu edilmiyor. En güvenilir biçim.

Fark edilerek. Bir başkası nesneyi görüyor ve bir şey soruyor. Riskli, çünkü konuşma nesneyi bir bilgiye çeviriyor.

Aranarak. Nesne yok ve karakter onu arıyor. En yüksek gerilimli biçim, çünkü nesnenin değeri yokluğundan ölçülüyor.

Sıralama bir tercih değil bir ölçek. Aynı nesne metin boyunca üç biçimden geçebiliyor: önce kullanılıyor, sonra fark ediliyor, en sonunda aranıyor. Bu sıra, nesnenin metindeki ağırlığını kademeli olarak artırmanın en temiz yolu.

Ters sıra daha az yazılıyor ama duruyor: nesne önce aranıyor, sonra bulunuyor, en sonunda sıradanlaşıyor. Bu sıra karakterin bir şeyden kurtulduğunu anlatıyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

İki soru sor. Her taşıyıcı nesne için: bu nereden geldi, nereye gidecek? İkisine de cevabın yoksa nesneyi metinden çıkar.

Nesneyi bir kez sına. Taşınan ve hiç sınanmayan nesne bilgi vermiyor. İstensin, kaybolsun ya da bir bedelin karşılığı olsun.

Yükü ikiyle sınırla. Bir nesne bir ilişki artı bir sınama taşıyor. Üçüncü anlamı eklediğinde ilk ikisi de sönüyor.

Hatıranın hikâyesini anlatma. Nesnenin nereden geldiği söylendiği anda merak kapanıyor. Taşınsın, sorulmasın.

Statü nesnesini yanlış yere koy. Pahalı bir eşya pahalı bir ortamda görünmüyor. Statü göstergesi ancak bulunduğu yere uymadığında bilgi taşıyor.

Ustalığı bakışsızlıkla göster. Meslek nesnesine gerçekten hâkim olan biri, onu kullanırken ona bakmıyor. Bu tek ayrıntı bir geçmiş anlatısının işini yapıyor.

Devralınan nesneyi istetme. Karakterin taşıdığı mirası istemiş olması şart değil. İstemediği bir şeyi taşıması daha çok konuşuyor.

Savunma nesnesinin gerekçesini yazma. Karakterin neden onun arkasına geçtiği söylenmemeli. Söylendiği anda savunma bir açıklamaya dönüşüyor.

Saklanan nesnenin varlığını seyirciye söyle. Seyircinin bilmediği nesne, ortaya çıkana kadar hiçbir sahneye çalışmıyor. Yerini gizle, varlığını gizleme.

Kaybı geri alma. Bulunan nesne, kaybın bütün etkisini siliyor. Kayıp geri dönüşsüz olmalı.

Üç biçimi sırayla kullan. Aynı nesne önce kullanılsın, sonra fark edilsin, en sonunda aransın. Bu sıra ağırlığı kademeli artırıyor.

Değişimi nesneye değil karaktere yaptır. Aynı eşya metnin başında ve sonunda aynı kalsın. Değişen şey seyircinin ona bakışı olsun.

Nesneyi hareket ettirme. Kırılan bardak, tam o anda çalan telefon, düşen çerçeve — bunların hepsi yazarın parmağı olarak okunuyor. Nesneye ne olacaksa bir karakter yapsın.

Odadaki bakışları say. Bir nesneyi sahneye koyarken orada kaç kişi olduğunu ve her birinin ona nasıl baktığını ayrı ayrı yaz. İki kişi aynı gözle bakıyorsa biri fazla.

Bakışları çeliştir. Biri için değersiz olan şey öteki için paha biçilmez olsun. Çelişen iki bakış, sahneye kendiliğinden bir amaç veriyor.

Alınmayanı da yaz. Kişisel eşyada asıl bilgi seçilende değil, seçilmeyende. Karakterin almadığı şeyi bir kez göster.

Nesneyi geç tanıt, erken kullan. Bir eşyayı sahneye ilk koyduğunda ona dikkat çekme; bir iş yaptır ve geç. Dikkat, ikinci görünüşte çekilsin.

Bir metinde iki taşıyıcı nesne yeter. Üçüncüsü eklendiğinde seyirci hangisini takip edeceğini bilemiyor ve üçü de zayıflıyor.

Elden çıkarma sahnesini önceden yerleştir. Nesnenin bırakılacağı sahneyi metnin planında baştan işaretle. Sonradan aranan sınama, zorlama görünüyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Karakterin bir nesnesi olması onu derinleştirir."
Doğrusu

Derinleştirmiyor. Tarihi olmayan nesne dekor kalıyor; anlam sahiplik hattından geliyor.

Yaygın yanlış"Bir nesnenin hikâyesi anlatılırsa daha çok anlam taşır."
Doğrusu

Tersine. Anlatılan hikâye nesneyi bir bilgiye indirgiyor ve merakı kapatıyor.

Yaygın yanlış"Bir nesne ne kadar çok şeyi temsil ederse o kadar güçlüdür."
Doğrusu

Güçlü olmuyor, sönüyor. İkiden fazla anlam yüklenen nesne hiçbirini taşımıyor.

Yaygın yanlış"Statü göstergesi karakterin zenginliğini anlatır."
Doğrusu

Anlatmıyor. Ancak bulunduğu yere uymadığında bilgi taşıyor; uyduğunda görünmez oluyor.

Yaygın yanlış"Meslek aracı bir dekordur."
Doğrusu

Değil. Karakterin ona hâkimiyeti, geçmişini anlatmanın en kısa yolu ve kimliğinin bir parçası.

Yaygın yanlış"Devralınan nesne sevgiyi gösterir."
Doğrusu

Göstermek zorunda değil. En güçlü hâli, taşıyanın onu hiç istememiş olması.

Yaygın yanlış"Saklanan nesne seyirciden de saklanmalıdır."
Doğrusu

Saklanmamalı. Seyirci varlığını bilmezse nesne ortaya çıkana kadar hiçbir sahneye çalışmıyor.

Yaygın yanlış"Kaybedilen nesne sonunda bulunmalıdır."
Doğrusu

Bulunmamalı. Bulunan nesne kaybın bütün ağırlığını siliyor.

Yaygın yanlış"Nesnenin değeri sahnede belirtilmelidir."
Doğrusu

Belirtilmiyor, ölçülüyor. Değer ancak elden çıkarma anında görünüyor.

Yaygın yanlış"Bir metin ne kadar çok taşıyıcı nesne barındırırsa o kadar zengindir."
Doğrusu

Zengin olmuyor. İkiden fazla taşıyıcı nesne varsa seyirci hangisini takip edeceğini bilemiyor ve üçü birden zayıflıyor.

Yaygın yanlış"Bir nesne sahneye girdiği anda tanıtılmalıdır."
Doğrusu

Tanıtılmamalı. İlk görünüşte bir iş yapsın ve geçilsin; dikkat ikinci görünüşte çekilirse nesne kurulmuş oluyor.

Yaygın yanlış"Nesnenin sahnede bir şey yapması gerekir."
Doğrusu

Gerekmiyor ve yapmamalı. Kendi başına hareket eden nesne yazarın müdahalesi olarak okunuyor; ilişki tek yönlüdür.

Yaygın yanlış"Bir nesnenin sahnedeki anlamı tektir."
Doğrusu

Değil. Kaç karakter bakıyorsa o kadar anlamı var ve bakışların çelişmesi sahneye bir amaç veriyor.

Yaygın yanlış"Nesne bir kez kurulduktan sonra kendini taşır."
Doğrusu

Taşımıyor. Sahneye üç ayrı biçimde girebiliyor — kullanılarak, fark edilerek, aranarak — ve biçim değişmezse ağırlığı da artmıyor.

Yaygın yanlış"Karakter değiştiğinde nesnesi de değişmelidir."
Doğrusu

Değişmemeli. Nesne aynı kalırken anlamının değişmesi, değişimi gösteren en temiz araç.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  1. Bir nesne karaktere ait olduğu için değil, sahiplik hattı üstünde durduğu için anlam taşır.
  2. Sahiplik hattının iki ucu vardır: geldiği yer ve gideceği yer.
  3. Taşınan ve hiç sınanmayan nesne bilgi vermez.
  4. Nesnenin değeri elden çıkarılırken ölçülür, taşınırken değil.
  5. Bir nesne bir ilişki artı bir sınama taşır; üçüncü anlam ilk ikisini söndürür.
  6. Kişisel eşyada, alınan değil alınmayan konuşur.
  7. Statü göstergesi ancak bulunduğu yere uymadığında bilgi taşır.
  8. Meslek nesnesine hâkimiyet, ona bakmadan davranmakla gösterilir.
  9. Hatıra nesnesinin hikâyesi anlatılmaz; anlatıldığında merak kapanır.
  10. Devralınan nesne, karakterin seçmediği tek nesnedir ve istenmemesi daha çok konuşur.
  11. Savunma nesnesi neyi koruduğunu değil, neyden korkulduğunu gösterir.
  12. Saklanan nesnenin yeri gizlenir, varlığı gizlenmez.
  13. Kaybedilen nesne geri gelirse kaybın etkisi silinir.
  14. Değişim nesnede değil, seyircinin nesneye bakışında olur.

Sonraki derse köprü

Nesneler taşınabiliyor. Bir karakter saatini çıkarıp cebine koyabiliyor, bir başkasına verebiliyor, satabiliyor.

Ama bazı şeyler taşınamıyor.

Bir oda taşınamıyor. Bir karakterin büyüdüğü ev, çalıştığı masa, girmekten çekindiği koridor — bunlar onunla gelmiyor, onu bekliyor. Ve karakter oraya her girdiğinde başka biri oluyor.

Mekân bir arka plan değil. Kimin nerede rahat ettiği, kimin nereye ait olmadığı ve kimin hangi odayı değiştirebildiği, taşıdığı bütün eşyalardan fazlasını söylüyor.

Sıradaki ders mekânı çalışacak: kişisel alan, güvenli ve tehlikeli mekân, yabancı mekândaki davranış ve bir odanın sahibi hakkında ne anlattığı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir bilek, bir saat. Aynı görüntü dört kez, altında dört farklı çizgi uzunluğu.
  • Sahiplik hattı — bir nesne ve ondan iki yöne uzanan çizgi. Bir uç geçmişe, bir uç geleceğe.
  • Dekor nesne — aynı nesne, iki ucu da kesik. Çizgi yok.
  • Bedel — nesne bir elden ayrılıyor. Ayrılırken el biraz geriliyor.
  • Yük — nesnenin üstünde iki küçük etiket. Üçüncü etiket eklenince üçü de soluyor.
  • Statü göstergesi — pahalı bir eşya sade bir odada. Odanın rengi değişiyor, eşya aynı.
  • Meslek nesnesi — bir el aleti kullanıyor. Göz başka yere bakıyor.
  • Devralınan nesne — bir el nesneyi uzatıyor, ikinci el onu almadan önce bir an duruyor.
  • Savunma nesnesi — figürün önünde bir nesne. Ardındaki alan boş bırakılıyor, hiç çizilmiyor.
  • Saklanan nesne — bir oda, içinde işaretli bir alan. Alan boş, işaret duruyor.
  • Üç biçim — aynı nesne üç karede: elde, bir bakışın ucunda, boş bir yerde.
  • Kapanış — saat yeniden. Bilek başka.

Tekrar eden görsel motif

Uzatılan el. Ders boyunca birkaç kez beliriyor; her seferinde bir nesne uzatıyor. Kilit özette el boş.

Ritim

  • Açılışta dört versiyon arasındaki duraklama giderek uzasın.
  • Dokuz tür sayılırken üç grup arasına belirgin boşluk konsun.
  • Bedel bölümünde tempo düşsün ve elden çıkarma cümlesinden sonra kısa bir sessizlik olsun.
  • Yük kuralı anlatılırken üçüncü anlamdan söz edilirken ton bir tık alçalsın.
  • Üç biçim sıralanırken tempo kademeli hızlansın.
  • Kapanışta nesne kelimesi son kez geçtiğinde arkasından gelen boşluk ötekilerin iki katı olsun.