Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Karakter tutarlılığı, değişmemek değil, nedeni görünmeden değişmemektir.
- Tutarlılık taraması bir kişiyi bütün sahneleri boyunca tek başına izler.
- Eski kart sahnesi, kişinin eski tasarımını yeni adın altında yaşatır.
- Bilgi sızıntısı, yazarın ya da seyircinin bilgisinin karakterin ağzına geçmesidir.
- Beceri dayanağı, kilit eylemi önceden mümkün kılan küçük andır.
- Anma sözcüğü, bir yokluğa verilen adla kişinin o yoklukla bağını taşır.
- Korku bir sahnede silinmez; aşılırken bile izini bırakır.
- Tekdüze tepki, çekirdekle birlikte yüzeyin de donmasıdır.
- Kalıp kırılması, kalıp ve baskı önceden görünmüşse sürpriz olur.
- Tutarlılık yan kişilerde de aranır; az sahne her sahneye daha çok yük bindirir.
- Yanlış bir ad bazen bir sahneyi aramadan saklar.
- Tarama karakter turunun sonunda, her kişi için ayrı yapılır.
Açılış sahnesi
İkinci turun karakter kartları kapanmak üzere. Nüzhet'in, Ceren'in, Selahattin'in kartları masada üst üste duruyor. Her birinin köşesinde bu hafta eklenen satırlar var. Burcu atölyede dizüstünü açıyor. Eski listesinin en dibinde hâlâ bir satır duruyor: Selahattin bir sahnede başka adla geçiyor. Satır haftalardır orada, kimse ona dokunmadı. «Dosya açıkken bunu da bitireyim,» diyor.
Arama kutusuna kart panosunun ilk günlerindeki adı yazıyor: Sadri. Tek bir sonuç çıkıyor. Burcu sahneyi sesli okuyor.
DIŞ. YAĞHANE ÖNÜ, SEKİ — GÜN (BUGÜN)
Nüzhet elinde boş bir güğümle sekinin önünden geçer. Sadri zarları avucunda sallar.
SADRİ
Taşı sökecekler, Nüzhet. Bu sene onu nereye yazacaksın?
NÜZHET
O nereye gittiyse oraya.
Selim başını kaldırıyor. «Bu adam Nüzhet'le konuşmuyordu ki.»
«Konuşmuyor,» diyor Burcu. «Ölçüm günündeki iki satıra kadar.» Sonra duruyor. Karşı gücü kurarken Selahattin'in sahnelerini adıyla aramıştı. Bu sahne o aramaya hiç düşmemişti.
Emre gülüyor. «Ad yanlış, adam da yanlış.»
Nermin Hanım ekrana uzanıyor. «Adı düzeltirsen sahne yerinde kalır. İçindeki adam ise başkası olarak kalır. Hangisini düzelteceksin?»
Karakter tutarlılığı, kişinin bildiğinin, yapabildiğinin, değer verdiğinin ve korktuğunun sahneden sahneye korunmasıdır; değişim de bu çizgiden, sayfada hazırlanmış bir yoldan geçerek doğar.
Bu derste ne olacak
Burcu'nun son karakter akşamını izleyeceğiz. Önce bir kişiyi bütün sahneleri boyunca, olay örgüsüne bakmadan izlemeyi öğreneceğiz. Sadri'nin sahnesinin neden bir yazım hatasından fazlası olduğunu göreceğiz. Sonra kişinin bildiğini, elinin yapabildiğini, değer verdiğini ve korktuğunu tek tek sınayacağız. Ceren'in ağzından erken çıkan bir kelimeyi ve Nüzhet'in gece açtığı bagajı tartacağız. Adı anılmayan birini herkesin nasıl andığına bakacağız. Tutarlı bir kişinin neden tekdüze olmak zorunda olmadığını, bilinçli bir sürprizin neyle hazırlandığını konuşacağız. En sonda Burcu'nun taramasından çıkan küçük onarımları bir arada göreceğiz. Filmler, karakterini bir yerde bozmakla tartışılmış ya da sonradan onarılmış beş yapımdan gelecek.
Sıfır noktası
Bir karakterle tanışan seyirci onun hakkında sessizce bir kayıt tutmaya başlar. Ne bildiğini, neyi beceremediğini, kime nasıl davrandığını not eder. Neye değer verdiğini, nelerden kaçındığını sezer. Sonraki her sahne bu kayda göre okunur. Kişi kayda uyarsa seyirci onu tanır. Uymazsa iki şeyden birini düşünür. Ya kişi değişti, ya da yazar onu unuttu.
Fark, değişimin bir nedeni olup olmamasındadır. Nedeni sayfada görünen her yeni davranış kişiyi büyütür. Nedeni görünmeyen davranış ise kişiyi değil, yazarın elini gösterir. Seyirci o anda hikâyeden bir adım geri çekilir.
Tutarsızlık en çok yeniden yazımda doğar. İlk taslakta kişi tek bir elden çıkar. Sonra turlar başlar. Bir sahne taşınır, bir karar değişir, bir kişinin geçmişi derinleşir. Her değişiklik yazıldığı sahnede doğrudur. Ama kişi onlarca sahneye yayılmıştır ve yazar her seferinde birine bakar. Eski sahneler kişinin eski hâlini taşımaya devam eder.
Bu yüzden karakter turu bir tutarlılık okumasıyla kapanır. Bu okuma olay örgüsünü bırakır ve bir kişinin peşine düşer. Her sahnede aynı soruları sorar. Bunu nereden biliyor? Bunu yapabilir mi? Bunu neden önemsiyor? Bundan neden korkmuyor? Bu kişiye neden böyle davranıyor?
Bu soruların her biri ayrı bir kayda bakar. Bilgi, kişinin olaylardan neyi öğrendiğidir. Beceri, elinin ve aklının neye yettiğidir. Değer, neyi her şeyden önde tuttuğudur. Korku, neyden kaçtığıdır. İlişki, kime nasıl yaklaştığıdır. Bunların üstünde bir de davranış kalıbı durur: kişinin bir şeye hep aynı yoldan karşılık vermesi. Seyirci kişiyi en çok bu kalıptan tanır.
Tutarsızlık çoğu zaman büyük bir sahnede değil, küçük bir satırda saklanır. Bir kelime, bir bakış, bir el hareketi. Yazar onu okurken görmez, çünkü kişiyi kafasındaki hâliyle okur. Seyirci ise kafadakini değil, sayfadakini görür.
Tutarlılık tekdüzelik de değildir. Her sahnede aynı tepkiyi veren kişi tutarlı değil, cansız görünür. Tutarlı kişinin çekirdeği sabittir, yüzeyi değişir. Aynı değer bir sahnede bir şakayla, başka bir sahnede bir susuşla korunabilir.
Bir kişi kendi çizgisinin dışına da çıkabilir. Bu bazen filmin en güçlü anıdır. Yeter ki seyirci o anı geriye dönüp okuyabilsin. Çizgi önce kurulmuş, baskı önce görünmüş olmalı. Hazırlanmış bir kopuş sürpriz gibi okunur. Hazırlanmamış olanı ise bir hata gibi.
Mekanizma
Bir kişinin peşinde
Burcu sahne listesini yazdırıyor. Bu akşam olay örgüsünü okumayacak. Yalnız bir kişiyi okuyacak.
Kâğıdın kenarına beş dar sütun açıyor: bilgi, beceri, değer, korku, ilişki. Siyah kalemle sayfada olanı, kırmızıyla kendi yorumunu yazacak. Önce Nüzhet'i, sonra Ceren'i, en son Selahattin'i okuyacak. Arama kutusuna artık güvenmiyor. Sahneleri tek tek çeviriyor.
Eski kartın adamı
Sadri'nin sahnesi taslak başlamadan önce, kart panosunun başında denemelik yazılmış bir sayfa. O günlerin kartında sekideki yaşlının adı Sadri'ydi. Kartta bir de sıfat vardı: «çenesi düşük». Taslağa oturunca Burcu adı değiştirdi, adamı da susturdu. Sayfa ise dosyaya olduğu gibi girdi.
Burcu sahnenin kenarına kırmızıyla notlar düşüyor. Selahattin yıllardır Nüzhet'e yüzünü dönmeden yaşıyor; burada ona takılıyor. Köy tebeşirden hiç söz etmiyor; burada tebeşir sekide yüksek sesle soruluyor. Selahattin'in Nüzhet'e ilk sözü ölçüm gününe saklanmıştı; bu sahne o sözü filmin başına çekiyor.
Kararı deneme olarak veriyor. Sahne kalıyor, ama sessiz. Nüzhet güğümle geçiyor. Selahattin bir pulu kaydırıyor, başını kaldırmıyor. Başlık da artık doğru adı taşıyor. Burcu son okuma listesindeki satırın üstünü çiziyor. Yerine yeni bir satır yazıyor: her kişiyi, eski adlarıyla birlikte, tek tek ara.
Bunu nereden biliyor?
Ceren'in sütununda ilk takılan hücre bilgi. Yağhane duvarının dibindeki sahnede Ceren işyerini arıyor. Sonra kapının yanındaki yarım tebeşir izini Hümeyra'ya soruyor. Taslakta sorusu şöyle: «Ninemin ağabeyinin adı mı bu?»
Ceren büyükannesinin bir ağabeyi olduğunu mektuplardan biliyor. Ama taştaki yarım izin onun adı olduğunu bilemez; kimse ona söylemedi. Seyirci biliyor, çünkü ilk tebeşir gecesini gördü. Burcu da biliyor. Bağ ikisinin bilgisinden Ceren'in ağzına geçmiş.
Onarım küçük. Soru «Kimin adı bu?» oluyor. İzin ağabeyle ilgisi Ceren'e ancak akşam ulaşıyor, Hümeyra süt getirip dedesinin sözünü taşıdığında. Sızıntı kapanınca Ceren'in araması bir basamağı atlamıyor.
El neyi bilir?
Selim kalemiyle bir sahneyi gösteriyor. «Nüzhet gece o arabanın bagajını nasıl açtı?»
Taslakta yarım bir dayanak var. Ceren geldiği akşam bagajın kapağını kaldırıp yassı kolilerin yanındaki boşluğu gösteriyor. Nüzhet bir an bakıyor, sonra içeri yürüyor. Kapağın nasıl kalktığını görmüş. Ama anahtar Ceren'de. Burcu o akşama tek bir hareket ekliyor. Ceren arabanın anahtarını kapının yanındaki çiviye, Nüzhet'in önlüğünün yanına asıyor. Gece çantayla kapıya gelen Nüzhet anahtarı önlüğün yanından alıyor.
Ters harf de bu sütuna giriyor. Burcu onu yazım hatası diye son okumaya bırakmıştı. Oysa harf Nüzhet'in elinin kendisi. Çuvallarda Zekai'nin düzeltmediği el, her yüzeyde aynı harfi ters yazar. Harf bir sahnede düz kalırsa o sahnede yazan başka biridir. Burcu harfi bu akşam çeviriyor, son okumayı beklemiyor.
Gidene ne denir?
Nüzhet'in değer sütunu en uzunu. Burcu ad kuralına nasıl uyduğunu bütün sahnelerde arıyor.
Taslakta herkesin kendi kelimesi var. Mükerrem «ağabeyin» diyor. Sekidekiler «giden» diyor. Köyün geri kalanı yalnız «o» diyor. Nüzhet'in kelimesi romandaki mektuplardan geliyor: «ağabeyim». Adı söylemiyor, ama bağı her seferinde söylüyor.
Sadri'nin sahnesinde Nüzhet «o» diyordu. Köyün kelimesi onun ağzındaydı. Satır sahneyle birlikte gitti, ama Burcu sütunun geri kalanını da tarıyor. Başka kayma yok. Yaşayanların adını Nüzhet rahatça söylüyor. Mektupta sesi adın yazıldığı yerde kesiliyor. Değer her sahnede aynı yerde duruyor.
Korkunun izi
Korku sütununda Burcu bir yerde duraksıyor. Gençlik hattında jandarma, adı söylemeden defterdeki satırı göstermişti. Burcu o sabahı Nüzhet'in korkusunun kökü sayıyor: defter, sorgu demek. Peki ölçüm günü ustaya neden çay götürüyor? Ustanın elinde de bir defter var.
Burcu sahneyi iki türlü okuyor. Korku kaybolduysa sahne tutarsız. Korku sürüyor ve Nüzhet ona rağmen yürüyorsa, sahne bir adım. İkinci okumayı seçiyor ve ona bir iz veriyor. Nüzhet bardağı defterin yanına değil, ustanın öbür yanına, bir taşın üstüne bırakıyor. Adını sorduğu adamın sayfasına hiç bakmıyor.
Kime nasıl?
İlişki sütununda Burcu Selahattin'in kiminle konuştuğunu yazıyor. Ceren'le konuşuyor; ona «kızım» diyor, sorusunu ona geri çeviriyor. Hümeyra'nın getirdiği çayı alıyor, torununa başını sallıyor. Nüzhet'e ise yalnız tek bir cümle söylüyor, o da yüzünü çevirmeden. Sütun bir desen veriyor. Bu adam gençlerle konuşur, yaşıtıyla susar.
Desen bir ilişkiyi taşıyor. Yıllardır aynı yokuşu, aynı kapıyı, aynı susuşu paylaşan iki yaşlı. Sadri'nin takılması bu deseni tek sahnede bozuyordu. Bozulan desen yalnız Selahattin'i değil, Nüzhet'i de değiştiriyordu. Takılmaya kolayca karşılık veren bir kadın, köyle arasına duvar örmüş biri gibi durmuyordu.
Aynı kadın, başka yüz
Selim'in bir itirazı daha var. «Nüzhet her soruyu savuşturuyor. Bu tutarlılık mı, tekrar mı?»
Burcu savuşturmaları alt alta yazıyor. Torununa bir erteleme veriyor. Selahattin'e yağmuru gösteriyor. Yokuşta torununun sorusunu cevapsız bırakıyor. Telefonun çekmemesini bir takılmaya çeviriyor. Sofrada tek kelime etmiyor. Çekirdek aynı: soruyu kapalı tutmak. Yüzeyler farklı. Bu sütun temiz.
Önlük yoklaması ise riskli. Taslakta üç akşam aynı hareket aynı biçimde tekrarlanıyor. Burcu akşamları ayırıyor. İlkinde el tebeşiri hemen buluyor. İkincisinde Ceren odada; el cebin ağzında bekliyor. Üçüncüsünde yoklama yarım kalıyor, çünkü Ceren bir koliyi soruyor. Çakı geldiğinde seyirci hareketin kaç biçimi olduğunu artık biliyor.
Kalıbın kırıldığı yer
Selahattin'in sütunu finali bekliyor.
Selahattin film boyunca oturuyor, pul sürüyor, başını kaldırmıyor. Taş kalkınca ayağa kalkıyor. Kalkışın arkasında yıllarca susan bir bakış, ıslak bir bez ve yüzü çevrilmeden söylenmiş bir cümle var. Sadri'nin sabahı bu zincirin başına başka bir adamı koyuyordu. Şimdi halkalar aynı adamın.
Burcu Nüzhet'in kopuşlarına da aynı gözle bakıyor. Torunundan kâğıt saklayan kadın sonunda mektubu ona uzatıyor. Saklayış önceden görüldü, gidişin baskısı da. Kopuş yerinde duruyor.
Akşamın listesi
Tarama bitince Burcu'nun önünde kısa bir liste kalıyor. Sekideki sabah artık sessiz bir geçiş. Duvar dibindeki soru izi kimseye bağlamıyor. Çivide bir anahtar asılı. Bir bardak defterden uzakta duruyor. Üç akşamın yoklaması birbirinden ayrıldı. Ters harf yerine döndü.
Listede yeni bir sahne yok. Filmin iskeletine, kararlarına, finaline dokunulmadı. Emre listeye bakıp omuz silkiyor. «Bütün akşam bunun için mi?» Nermin Hanım kartları topluyor. «Bunlar olmasa finalde kalkan adam başka bir adam olurdu.»
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Taramayı kişi kişi yap. Bütün kişileri aynı okumada izlemeye çalışırsan olay örgüsüne kayarsın. Bir kişiyi seç ve öbürlerini görmezden gel.
Arama kutusuna güvenme. Bir kişinin sahnelerini adıyla aramak, adın yanlış yazıldığı sahneyi dışarıda bırakır. Eski kartlardaki adları da ara.
Eski kartları atma. Garip davranan bir sahne eski bir kartla örtüşüyorsa nedeni bulunmuştur. Kartlar yoksa yazar o sahneyi bir kişilik kayması sanır.
Bilgiyi kaynağına bağla. Kişinin kullandığı her bilgi için «nereden?» diye sor. Kaynak bir sahne olmalı. Yazarın ya da seyircinin bilgisi kaynak sayılmaz.
Sahne taşıyınca bilgiyi yeniden say. Sıra değişince bilginin geldiği yer de değişir. Dün yerinde olan bir replik bugün bir sahne erken düşebilir.
Beceriyi sıradan bir anda kur. Dayanak kilit sahnenin hemen önünde gösterilirse bir açıklama gibi durur. Varış telaşı içinde çiviye asılan anahtar seyircinin gözünden kaçar, ama aklında kalır.
Eksik de bir beceridir. Kişinin yapamadığı şey, yapabildiği kadar tutarlı olmalı. Ters harf Nüzhet'in imzası; düz yazıldığı tek sahne onu başkasına çevirir.
Anma sözcüklerini listele. Yokluğa herkes başka bir ad veriyorsa kimin hangi kelimeyi kullandığını yaz. Kelime kayarsa ya ilişki kaymıştır ya da yazar.
Korkuyu birden silme. Korkan kişi bir gün korkusuna yürüyebilir. Ama korku bir sahnede kaybolmaz. Bir bardağın konduğu yer onun hâlâ orada olduğunu söyler.
Çekirdeği sabitle, yüzeyi değiştir. Aynı değeri her sahnede başka bir hareketle koru. Aynı hareket üçüncü kez aynı biçimde gelirse seyirci onu bir düzenek olarak görür.
Kopuşu geriye doğru oku. Kalıbın kırıldığı sahneden başla ve geriye yürü. Kalıbı kuran an, baskıyı gösteren an ve kopuşu mümkün kılan an yerinde mi?
Dışarıdan gelen kaydı tart. Seyirci bazı kişileri filmden önce tanır. Bir romandan, bir efsaneden, eski bir filmden. O kayıt perdede kurulmadıysa kırılması seyirciyi ikiye böler.
Yan kişileri de tara. Tutarlılık yalnız başkarakterin işi değil. Bir yan kişinin tek bir yanlış sahnesi, finaldeki tek hareketinin ağırlığını eritebilir.
Deseni sütundan oku. Bir kişinin kiminle nasıl konuştuğunu alt alta yazınca ilişkiler kendiliğinden belirir. Desene uymayan tek satır ya bir dönüşü ya da bir hatayı gösterir.
Kopuşu tek tut. Bir kişinin çizgisinden çıktığı an az olursa ağır gelir. Selahattin bütün film boyunca bir kez kalkıyor; ikinci bir kalkış birincisini sıradanlaştırırdı.
Değişimi kişiye sor. Bir sahnede kişi başka davranıyorsa önce «bu kişi bunu yapar mı?» diye değil, «bu kişi bunu şimdi neden yapar?» diye sor. İkinci soru hem hatayı hem dönüşü yakalar.
Oyuncunun gözüyle oku. Bir oyuncu her sahnede kişinin dünden bugüne neyi taşıdığını sorar. Cevap veremediğin sahne, oyuncunun da oynayamayacağı sahnedir.
Taramayı sona bırak. Yapı ve motivasyon turları kişileri yerinden oynatır. Tarama en sonda yapılırsa bir kez yapılır.
Düzeltmeyi kaynağında yap. Tutarsız sahneyi bulunca önce hangi karta göre yazıldığını sor. Kartı bulursan sahneyi yeni karta göre yazarsın. Bulamazsan iki kart arasında yama yaparsın.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Tutarlı karakter hiç değişmez."
Tutarlı karakter de değişir; yalnız nedeni görünmeden değişmez. Nüzhet bir ömür kaldıktan sonra gidiyor. Gidiş, adı koruma değerinin yeni bir biçimi olduğu için onun en tutarlı hareketlerinden biri.
Yaygın yanlış"Ad hatası her zaman yüzeyde bir hatadır."
Çoğu zaman öyledir. Ama yanlış ad bir sahneyi aramadan saklayabilir ya da eski bir tasarımın izi olabilir. Sadri'nin sahnesi ikisini birden yapıyordu.
Yaygın yanlış"Seyirci biliyorsa karakter de bilir."
Seyircinin bilgisi karakterin bilgisi değildir. İkisi ayrı yollardan gelir ve ayrı zamanlarda tamamlanır. Ceren'in izi ağabeye bağlaması, gençlik hattını izleyen seyircinin bilgisinden sızmıştı.
Yaygın yanlış"Beceri ancak bir eğitim sahnesiyle kurulur."
Bir bakış, asılı bir anahtar, açılıp kapanan bir kapak yetebilir. Uzun bir eğitim sahnesi çoğu zaman becerinin önüne bir açıklama koyar.
Yaygın yanlış"Korkusunu yenen kişi artık korkmaz."
Kişi korkusuna rağmen yürüyebilir. Korku bu yürüyüşte de sürer. İzi görünürse yürüyüş bir cesaret olur, görünmezse bir unutkanlık.
Yaygın yanlış"Tutarlılık için her sahnede aynı tepki gerekir."
Aynı tepki tekdüzeliktir. Çekirdek sabit kalır, yüzey sahneden sahneye değişir. Nüzhet soruyu her seferinde kapatıyor, ama hiçbir seferinde aynı biçimde değil.
Yaygın yanlış"Beklenmedik davranış tutarsızlıktır."
Kalıbı ve baskısı önceden görülmüş bir kopuş sürprizdir. Tutarsızlık, geriye dönüp bakınca yolu görünmeyen kopuştur.
Yaygın yanlış"Seyirci karakterin değerini zaten bilir."
Dışarıdan getirilen bilgi perdede kurulmadıysa güvenilmez. Seyircinin bir kısmı onu bilir, bir kısmı bilmez. Değer filmin içinde bir sahneye bağlanmalı.
Yaygın yanlış"Tutarlılık okuması olay örgüsü okumasıyla birlikte yapılabilir."
Olay örgüsü göze ilk çarpan şeydir ve kişiyi gölgeler. Okur merak ettiği yere koşar, küçük bir kaymayı atlar. Kişi ancak tek başına izlenirse görünür.
Yaygın yanlış"Yan kişilerin tutarlılığı ikinci derecedir."
Yan kişi az sahnede görünür, bu yüzden her sahnesi daha çok yük taşır. Selahattin'in finaldeki tek hareketi, yanlış bir sahne yüzünden ağırlığını kaybediyordu.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Karakter tutarlılığı, değişmemek değil, nedeni görünmeden değişmemektir.
- Tutarlılık taraması bir kişiyi bütün sahneleri boyunca tek başına izler.
- Eski kart sahnesi, kişinin eski tasarımını yeni adın altında yaşatır.
- Bilgi sızıntısı, yazarın ya da seyircinin bilgisinin karakterin ağzına geçmesidir.
- Beceri dayanağı, kilit eylemi önceden mümkün kılan küçük andır.
- Anma sözcüğü, bir yokluğa verilen adla kişinin o yoklukla bağını taşır.
- Korku bir sahnede silinmez; aşılırken bile izini bırakır.
- Tekdüze tepki, çekirdekle birlikte yüzeyin de donmasıdır.
- Kalıp kırılması, kalıp ve baskı önceden görünmüşse sürpriz olur.
- Tutarlılık yan kişilerde de aranır; az sahne her sahneye daha çok yük bindirir.
- Yanlış bir ad bazen bir sahneyi aramadan saklar.
- Tarama karakter turunun sonunda, her kişi için ayrı yapılır.
Sonraki derse köprü
Sadri'nin sahnesi artık sessiz bir geçiş. Nüzhet güğümle yürüyor, Selahattin başını kaldırmıyor. İçindeki kişiler tutarlı. Ama sahne ne için orada? Nüzhet orada ne istiyor, önüne ne çıkıyor? Sahne bittiğinde bir şey dönüyor mu, yoksa sonraki sahne aynı yerden mi açılıyor? Sahne çıkarılsa film bir şey kaybeder mi? Burcu'nun ikinci turu bu akşam kişilerden sahnelere iniyor. Her sahne bir amaçla mı açılıyor, bir dönüşle mi kapanıyor? Sahne işlevi denetimi bu sorulardan doğuyor.