Ne yapacaksın
Senaryondan beş karakter seçeceksin. Hepsine aynı isteği vereceksin. Biri bir şey istiyor ve bunu başkasından istiyor: bir yardım, bir izin, bir söz. İstek beş ağızda da aynı kalacak. Değişen, onu dile getirme biçimi olacak.
Önce beş repliği bilerek aynı sesle yazacaksın. Aynı kibar soru, aynı uzunluk, aynı açık duygu. Bu, senin varsayılan sesin. Sonra her karakter için kısa bir ses kartı dolduracaksın. Kartta beş satır olacak: hangi kelimeleri kullanıyor, cümlesi ne kadar uzun, muhatabına göre nerede duruyor, isteği hangi hamleyle yapıyor, aslında ne istiyor.
Kartlardan sonra beş repliği yeniden yazacaksın. Sonunda isimleri kapatıp birine okutacaksın. Okur kimin konuştuğunu adı görmeden bulabiliyorsa, sesler ayrışmış demektir. Bulamadığı her replik sana kartlarda neyin eksik olduğunu söyleyecek. Çıktı iki sayfa: on replik ve beş kart. Kartlar alıştırmadan sonra da masanda kalacak. Senaryonun her yeni sahnesinde onlara bakacaksın.
Neden bu alıştırma
Çoğu taslakta karakterler aynı insanın farklı kostümleridir. Hepsi yazarın kelimeleriyle konuşur. Hepsi tam cümle kurar, hepsi duygusunu adıyla söyler. Okur bunu ilk sayfada fark etmez. Onuncu sayfada repliklerin başındaki isimlere bakmaya başlar, çünkü sesten kimin konuştuğunu çıkaramaz.
Ses ayrımını tek tek repliklere bakarak görmek zordur. Her replik kendi içinde makul durur. Sorun ancak aynı iş beş ağza verildiğinde görünür. İçerik sabit kalınca geriye yalnız biçim kalır. Kelime seçimi, cümle boyu, hitap, taktik ve saklanan niyet çırılçıplak ortaya çıkar.
İstek bu iş için en iyi malzemedir. Bir bilgiyi herkes aşağı yukarı aynı biçimde aktarabilir. İstemek ise insanın kendini açması demektir. Kimi ister, kimi emreder, kimi istediğinin tersini söyler. Kimi hiç istemez ve karşısındakinin teklif etmesini bekler. İsteme biçimi karakterin statüsünü, korkusunu ve geçmişini tek replikte gösterir.
Alıştırmanın ikinci kazancı da var. Ses kartı bir kez yazılınca senaryonun geri kalanında bir ölçüye dönüşür. Yeni bir replik yazdığında karta bakarsın. Kelime bu karakterin mi, yoksa senin mi? Revizyonda da işe yarar. Bir yapımcı bir repliği "biraz daha açık" yazmanı istediğinde, karta bakarak o açıklığın hangi karakterin ağzına sığdığını görürsün.
Bir oyuncu da sesi kartta arar. Senaryoyu ilk okuduğunda karakterini kelimelerinden tanır. Kelimeler herkese aynıysa, oyuncu sesi kendisi uydurmak zorunda kalır.
Hazırlık
Senaryondan beş karakter seç. En az ikisi aynı sosyal katmandan gelsin. İki kardeş, iki iş arkadaşı, iki komşu olabilir. Seslerin en kolay karıştığı yer orasıdır.
Bir istek belirle ve karakterden bağımsız, düz bir cümleyle kâğıdın tepesine yaz. İstek hikâyende gerçekten önemli bir şey olsun. Beş karakterin de bu konuda bir derdi bulunsun.
Her karakterin karşısına bir muhatap yaz. İsteği kime yöneltiyor? Muhatap değişince statü de değişir. Aynı adam patronuna başka, kardeşine başka konuşur.
Yanına beş boş ses kartı hazırla. Her kartın satırları şunlar: kelime, ritim, statü, taktik, alt metin. Bir de kalem ayır. Kapak testinde isimleri onunla karalayacaksın.
Son olarak senaryonu hiç okumamış birini bul ve ondan on dakika iste. Kapak testi onun gözüne dayanacak. Senaryonu bilen biri sesleri değil, hikâyeyi tanır.
Adımlar
Çözümlü örnek
Emre isteği şöyle yazıyor: bu gece babanın yanında biri kalsın. Beş konuşmacı seçiyor. Figen Murat'a, Murat Kadir'e, Kadir Murat'a, baba iki oğluna, ustabaşı telefonda Kadir'e. Bu beş replik filmin bir sahnesi değil, atölyede sesleri sınamak için yazılan bir taslak.
İlk tur bilerek düz.
Selim beş repliği tahtaya geçiriyor ve iki kelimeyi daire içine alıyor: "kalabilir" ve "yalnız". Beş ağızda da aynılar. Nermin Hanım başka bir şeye dikkat çekiyor. Beş kişi de duygusunu adıyla söylüyor. Üstelik zayıf Kadir, filmin ona hastanede hiç söyletmediği kelimeyi söylüyor. Filmde Kadir bu sözü ancak bir kez, çok geç ve evde söyler.
Emre beş kart dolduruyor ve ikinci turu yazıyor.
Figen masasında, kalemi formun üstünde: "Murat Bey, gece tek refakatçi kalabiliyor. Kimi yazayım?" Unvanla hitap, kural cümlesi, kalem hazır.
Murat eşikte, telefon elinde: "Kurala göre biri kalacak. Bu geceyi şöyle netleştirelim. Sen buradasın, ben sabah ilk iş devralırım. Uygunsa." Kadir başını sallayınca "Teşekkür ederim" diyor.
Kadir kitabı kapatıyor, ağabeyine bakmıyor: "Serum gece yarısı biter. Yedek torba dolabın üst rafında. Isıtıcının fişi gevşek." Hitap yok, kalma kelimesi yok. Talimat veriyor, sanki karar çoktan verilmiş gibi.
Baba gözünü tavandan ayırmıyor: "Gidin evinize. Ben buradan bir yere kaçmam." Oğulları ayağa kalkınca alyansı korkuluğa bir kez vuruyor. Sözü gidin diyor, alyansı kalın.
Ustabaşı telefonda: "Sen orada dur, oğlum. Ama pazartesi sabah altıda kazanın başındasın." Kadir "Tamam, abi" diyor. Ustabaşı izni verirken sınırını da aynı nefeste çiziyor.
Nermin Hanım ikinci turda bir şey daha görüyor. İki kardeş aynı gece birbirinden aynı şeyi istiyor. Kimse istemiş görünmek istemiyor. Biri iş dilinin, öbürü serumun arkasına saklanıyor.
Emre kartları tahtaya bir tabloyla geçiriyor.
Kapak testi için Emre isimleri karalıyor ve replikleri karışık sırayla, senaryoyu hiç okumamış bir arkadaşına gönderiyor. Yanına yalnız beş kişinin birer satırlık tanıtımını ekliyor. Cevap akşam geliyor. Arkadaşı babayı, Kadir'i ve ustabaşını hemen bulmuş. Bir çifti ise karıştırmış: Figen ile Murat.
Figen de Murat da kibar. Bir kâğıdın arkasından konuşuyorlar ve ağızlarında aynı kural dolaşıyor. Emre farkı kartlarda arıyor ve statü satırında buluyor. Figen'in nezaketi kişisiz, Murat'ınki kişisel. Figen'in arkasında kurum duruyor, kimin yazacağını söylemesine gerek yok. Murat birinci çoğul şahıs kullanıyor: netleştirelim. Birlikte karar veriyormuş gibi yapıyor, ama kararı çoktan vermiş. Emre Figen'in sorusunu siliyor ve yerine edilgen bir cümle koyuyor: formda bir isim olacak. Murat'ın repliğinden kural kelimesini çıkarıyor. Kural artık yalnız Figen'in. İkinci denemede arkadaşı ikisini ayırıyor.
Emre son hâli zayıf turun yanına yazıyor. Aynı istek, beş ağız.
Zayıf turda daire içine alınan iki kelime son hâlde hiç geçmiyor. Kalma isteği beş replikte de duruyor, ama hiçbiri onu adıyla söylemiyor.
Takas testini Selim yapıyor. Kadir'in repliğini Murat'ın ağzına koyunca masa gülüyor. Murat yedek torbanın hangi rafta durduğunu bilemez. Isıtıcının fişini de hiç fark etmemiştir. Nermin Hanım bunu not ediyor: bazen sesi bilgi taşır. Kadir'in kelimeleri odayı geceler boyu tanımış birinin kelimeleri. Selim ters yönü de deniyor. Murat'ın yumuşatmasını Kadir'e veriyor. Kadir'in ağzında o tek kelime bir alaya dönüşüyor. Emre "uygunsa" kelimesini Kadir'in kartına yasak kelime olarak yazıyor.
Kendini değerlendir
Kartları ve on repliği bitirince aşağıdaki sorulara dürüst cevap ver.
Zayıf versiyonda daire içine aldığın kelimeler güçlü versiyonda hâlâ duruyor mu? Duruyorsa hangi karakterin ağzında?
Beş kartta beş ayrı taktik fiili var mı? İki kart aynı fiili taşıyorsa o iki karakter de büyük ihtimalle kapak testinde karışmıştır.
Her karakterin hitabını tek kelimeyle yazabiliyor musun? Adı, unvanı, akrabalık sözü ya da hiçbir şey. Hitabı belirsiz kalan karakterin statüsü de belirsizdir.
Alt metin satırı replikte görünmüyor ama işini yapıyor mu? Satırı sildiğinde repliği yeniden yazman gerekiyorsa, satır çalışıyor demektir.
Kapak testinde kaç replik doğru bilindi? Yanlış bilinen her repliğin kartında aynı satırı bul.
Takas testinde hangi replik yeni ağızda en rahat oturdu? O karakterin sesi henüz senin sesin olabilir.
Güçlü versiyonda bir karakter isteğini davranışla mı yaptı? Yaptıysa, söz ile davranış aynı şeyi mi söylüyor, yoksa birbirine mi çarpıyor?
Son olarak bütün replikleri yüksek sesle oku. Hangisinde dilin takıldı? Kâğıtta iyi duran bir ses, ağızda yabancı kalabilir.
Bir de senaryonda bu karakterin daha önce yazdığın üç repliğini bul. Kartla karşılaştır. Eski replikler karta uymuyorsa kart mı yanlış, yoksa replikler mi? Hangisini düzelteceğine bu karşılaştırmadan sonra karar ver.
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışSesi ağız ile karıştırmak.
Bir karaktere şive, bir başkasına argo vermek sesleri ayırmaz. Şiveli bir karakter de herkes gibi düşünüyorsa, yalnız aksanı farklı bir kopya çıkar.
Yaygın yanlışTek bir sözcük tikine yaslanmak.
Her cümlesinin sonuna aynı kelimeyi ekleyen karakter ilk sayfada akılda kalır. Beşinci sayfada yorar. Ses bir kelime değil, bir seçimler düzenidir.
Yaygın yanlışKibarlık ile yumuşaklığı aynı saymak.
İki kibar karakter aynı sesle konuşmak zorunda değil. Biri kurumun arkasından, öbürü mesafe koymak için kibardır. Nezaketin kaynağını kartta ayır.
Yaygın yanlışZayıf versiyonu atlamak.
Varsayılan sesini görmeden onu güçlü versiyonda da kullanırsın. Daire içine alınmış kelimeler sana neye dikkat edeceğini söyler.
Yaygın yanlışAlt metni repliğe yazmak.
"Aslında korkuyorum ama" diye başlayan bir replik alt metni yüzeye çıkarır. Kart onu saklamak için var, açıklamak için değil.
Yaygın yanlışStatüyü yalnız rütbeyle belirlemek.
Bir hasta yatağındaki baba yatağın içinden de baba olarak konuşur. Statü o anki duruma ve muhataba göre her sahnede yeniden kurulur.
Yaygın yanlışBeş karakteri aynı uzunlukta konuşturmak.
Biri dört kelimeyle, biri üç cümleyle istiyorsa bu farkın kendisi bir bilgi taşır. Repliklerin boyunu eşitleme.
Yaygın yanlışKapak testini kendine yapmak.
Sen isimleri zaten biliyorsun. Okurun senaryonu hiç okumamış biri olsun.
Yaygın yanlışSes kartını bir kez yazıp kenara koymak.
Karakter hikâye boyunca değişiyorsa sesi de değişir. Kartı ikinci perdenin sonunda yeniden aç ve hangi satırın kaydığını yaz.
Yaygın yanlışBütün sesleri aynı yöne itmek.
Beş karakterin hepsi kısa ve kuru konuşuyorsa, sesler yine birbirine benzer. Ayrışma, karakterlerin birbirinden uzaklaşmasıdır, senin üslubundan değil.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Bugün alt metin her karakterin tek repliğine sığdı ve kartın son satırında saklı kaldı. Sıradaki alıştırmada o satır bütün bir sahneyi taşıyacak. Görünürde konuşulan konu ile gerçekten kavga edilen şey birbirinden ayrılacak. Konuşma ilerledikçe karakterler hamle değiştirecek, güç el değiştirecek. Nöbet'te hazırlık haftasının merdiven başını düşün. Kardeşler bir tutamaktan, bir peteğin ısıtmamasından ve yukarıdaki odadan konuşuyor. Aralarındaki asıl çatışma ne, kim kimden ne saklıyor? Sahne neden bir cevapla değil, havada kalan bir soruyla kapanıyor?