Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bir insanı karakter yapan şey orada bulunması değil, bir şey istiyor olması ve bunu bizim bilmemizdir.
- Dramatik karakterin üç şartı vardır: istek, engel, bedel — üçü birden.
- Karakteri tanımak onu kurmak değildir; sorun bilgi eksikliği değil bilginin türüdür.
- Bir metindeki kurmaca kişilerin çoğu doku olarak kalır ve kalması gerekir.
- Tip bir sahneyi taşır, bir metni taşımaz; arkı olmadığı için yayı da taşımaz.
- Tip bir araçtır, stereotip gerçek insanlara dokunan bir zarardır.
- Figüran görünür, takip edilmez — bir cümlelik geçmiş bile bir hat açar.
- İşlev kişilikten bağımsızdır: kişilik serbest, işlev bağlayıcıdır.
- Aynı işlevi taşıyan iki karakterden biri gereksizdir.
- Anlatıcı konumu bir üslup değil bir bilgi kararıdır; anlatan hâli anlatılan hâlinden farklıdır.
- Oyuncu avatarının isteği kendisinden gelmez; yazılan şey kişilik değil karar noktasıdır.
- On bir unsur bir liste değil bir zincirdir; en sık kopan yerler motivasyon–ihtiyaç ve karar–eylem.
Açılış sahnesi
Bir düğün fotoğrafı. Kırk kişi var.
Otuz sekizi arka planda. Hepsi gerçek insan; hepsinin bir evi, bir işi, bir derdi var. Ama fotoğrafta hiçbiri bir şey yapmıyor. Orada duruyorlar ve kalabalığı kuruyorlar.
İki kişiyi tanıyorsun.
Ve fotoğraf, ancak o iki kişiden birinin o gün ne istediğini bildiğinde bir şey anlatmaya başlıyor. Kimin kimin yanına oturmak isteyip oturamadığını, kimin gülümsemesinin bir dakika önce başlamış olduğunu, kimin kadrajın kenarına doğru bir adım kaydığını.
Bilgi fotoğrafta yok. Bilgi sende.
Bir insanı karakter yapan şey orada bulunması değil; bir şey istiyor olması ve bunu bizim biliyor olmamız.
İşte karakter bu. Bir kişi tasviri değil, bir istek ve o isteğin görünür hâli.
Benzetmenin kırıldığı iki yeri baştan söyleyeyim.
Birincisi: fotoğraftaki otuz sekiz kişi de gerçek. Hikâyede figüran gerçek değil; dokudan yapılmış. Ve bu bir kusur değil bir ekonomi — her figüranı derinleştiren metin, hiçbir karakteri derinleştiremiyor. Kimin doku, kimin karakter olduğuna karar vermek bu işin ilk kararlarından biri.
İkincisi: fotoğraftaki kişiyi sen tanıyorsun. Bilgi dışarıdan geliyor. Hikâyede izleyici kimseyi tanımıyor ve tanıma metnin içinde kurulmak zorunda. Kurulma anı da belli: karakter bir şey isteyip alamadığı an. Ondan önce ekranda bir kişi var; ondan sonra bir karakter var.
Bu derste ne olacak
Önce beş ayrı şeyi ayıracağız ve karıştırıldıklarında ne olduğunu göreceğiz: gerçek kişi, kurmaca kişi, dramatik karakter, karakter tipi ve figüran. Sonra kişilikten bağımsız bir şeye geleceğiz — karakterin anlatıdaki işi. Ardından iki özel konumu çalışacağız: anlatan karakter ve oyuncunun yerine geçen karakter. En sonda dramatik karakterin on bir unsurunu tek bir zincir hâlinde kuracağız ve her halkanın bu akademide nerede kurulduğunu göstereceğiz. Ders bittiğinde elinde bir kişilik listesi değil, kadronda kaç gerçek karakter olduğunu söyleyen üç sütunlu bir denetim olacak. On iki filmden örneklerle gideceğiz ve her örnekte tek soruyu soracağız: bu kişiyi karakter yapan şey ne?
Sıfır noktası
Yeni yazarın karakter sorunu neredeyse hiç "karakteri yeterince tanımamak" değil.
Tam tersi: yazar karakterini fazla tanıyor. Yaşını, memleketini, çocukluğunu, sevdiği yemeği, hangi müziği dinlediğini biliyor. Sayfalarca biyografi var ve sayfada duran şey hâlâ bir kişi tasviri.
Sorun bilgi eksikliği değil, bilginin türü. Bir insanı bilmek onu karakter yapmıyor; bir insanı bir şey isteyip alamadığı bir durumun içine koymak yapıyor.
Ve bir uyarı: bu üçlü bir kalite ölçüsü değil bir tanım. Kadronda dokuz kişiden yalnız ikisinin üç sütunu doluysa metin kötü değil — yalnız iki karakteri var ve geri kalanı başka bir iş yapıyor. Sorun, dokuzunu da karakter sanıp dokuzuna da yer ayırmakta.
Bu ayrım kurulduğunda karakter çalışması bir tanıma işi olmaktan çıkıyor. Sorulacak soru "bu kişi kim" değil: "bu kişi ne istiyor, kim engelliyor, kaybederse ne kaybediyor?"
Mekanizma
Beş ayrı şey
Bir: kurmaca kişi. Metinde var olan ama bir isteği bulunmayan insan. Kötü bir şey değil — bir metinde çok sayıda kurmaca kişi bulunuyor ve hepsi karakter olmak zorunda değil.
İki: dramatik karakter. Yukarıda kurduk.
Üç: karakter tipi.
Tip bir kusur değil bir ayar. Komedide ve stilize anlatıda tip tam olarak istenen şey. Sorun, tipin dramatik karakter olduğu sanıldığında başlıyor: bir tip bir sahneyi taşıyor, bir metni taşımıyor.
Dört: figüran.
Ve buradaki tek kural: figürana bir cümlelik geçmiş verme. Verildiği an izleyici onu takip etmeye başlıyor ve takip ettiği şey hiçbir yere varmıyor.
Beş: gerçek kişi. Yukarıda kurduk. Sayfaya girdiğinde bir dönüşüm geçirmek zorunda.
Kişilik değil, iş
Şimdi bu dersin en çok işine yarayacak ayrımına geliyoruz.
Bu ayrımı bilmek iki şey kazandırıyor. Birincisi, bir kadroyu denetlemeyi sağlıyor: her karakterin karşısına işlevini yazdığında, aynı işlevi taşıyan iki karakter varsa biri gereksiz. İkincisi, bir karakteri değiştirmek gerektiğinde neyi koruyacağını söylüyor — kişilik serbest, işlev bağlayıcı.
Ama ters yönde bir tehlike var: işleve indirgeme. Bir karakter yalnız işi kadar varsa izleyici onu bir alet olarak görüyor. Doğru yer ikisinin arasında — her karakterin bir işi olacak ve o işten fazlası olacak.
İki özel konum
Ve dikkat: anlatan karakter iki ayrı kişi. Anlatan hâli ile anlatılan hâli aynı olmak zorunda değil — çoğu zaman aradaki fark hikâyenin kendisi.
On bir unsurun zinciri
Dramatik karakterin unsurları bir liste değil, bir zincir. Her halka bir sonrakini üretiyor ve bir halka kopunca zincirin geri kalanı taşımıyor.
Zincir şöyle: istek bir amaca dönüşüyor, amacın altında bir motivasyon duruyor, motivasyonun altında bir ihtiyaç ve bir korku var. Önünde bir engel çıkıyor, engel karakterin içindeki bir çelişkiyi açığa çıkarıyor, çelişki bir karar gerektiriyor, karar bir eylem doğuruyor, eylem bir sonuç getiriyor ve sonuç bir değişim bırakıyor.
Bu on bir halkanın çoğu bu akademide çoktan kuruldu: istek ile ihtiyaç ayrımı, amaç ile motivasyon farkı, engel ile çatışma, kurucu korku, karakter kusuru, geri dönüşü olmayan karar. Bu bölümün işi onları yeniden tanımlamak değil; birbirine bağlamak.
Ve zincirin en sık koptuğu iki yer var. Birincisi motivasyon ile ihtiyaç arasında: karakterin neden istediği yazılmış, ama gerçekte neye ihtiyaç duyduğu yazılmamış. İkincisi karar ile eylem arasında: karakter bir karar veriyor ve o karar hiçbir sahnede bir eyleme dönüşmüyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: üçlüyü ara. Bir kişiyi karakter yapan şey istek, engel ve bedeldir. Üçü birden yoksa elindeki şey bir kişi tasviri. Bunu bir kadro listesinin karşısına yazmak, ilk taslakta kaç gerçek karakter olduğunu gösteriyor.
İkincisi: biyografi yazmayı karakter kurmak sanma. Bir insanı bilmek onu karakter yapmıyor. Sayfa dolusu geçmiş, bir isteği olmayan kişiyi kişi olmaktan çıkarmıyor.
Üçüncüsü: her karakterin karşısına işlevini yaz. Aynı işlevi taşıyan iki karakter varsa biri gereksiz — ya birleştirilecek ya birine yeni bir iş verilecek.
Dördüncüsü: kişiliği serbest, işlevi bağlayıcı tut. Bir karakteri değiştirmek gerektiğinde koruyacağın şey işi; kişiliği tamamen değiştirebilirsin ve metin ayakta kalır.
Beşincisi: işleve indirgemenin sınırını bil. Her karakterin bir işi olacak ve o işten fazlası olacak. Fazlası yoksa izleyici onu bir alet olarak görüyor ve başına gelen şeyi umursamıyor.
Altıncısı: tipi bilerek kullan. Komedide ve stilize anlatıda tip istenen şey. Yanlış olan tek şey, tipin bir metni taşıyacağını sanmak: tip bir sahneyi taşıyor, bir yayı taşımıyor.
Yedincisi: figürana geçmiş verme. Bir cümlelik biyografi alan figüran, izleyicinin takip etmeye başladığı ve hiçbir yere varmayan bir hat açıyor.
Sekizincisi: kimin doku, kimin karakter olduğuna erken karar ver. Bu karar bir kadro listesinden değil, üç sorudan çıkıyor: istiyor mu, engelleniyor mu, ödüyor mu?
Dokuzuncusu: anlatıcı konumunu bir bilgi kararı olarak seç. Hikâyenin içinden anlatan kişi yalnız kendi bildiğini anlatabiliyor — ve bu bir kısıt değil, bir kaynak.
Onuncusu: anlatan hâli ile anlatılan hâli ayır. İkisi arasındaki fark çoğu zaman hikâyenin kendisi; aynı yazıldığında anlatım bir aktarma aracına düşüyor.
On birincisi: zincirin iki kopma yerini kontrol et. Motivasyon yazılmış ama ihtiyaç yazılmamış mı? Karar verilmiş ama hiçbir sahnede eyleme dönüşmemiş mi? İkisi de en sık görülen kopmalar.
On ikincisi: üçlüyü bir kalite ölçüsü değil bir tanım olarak kullan. Kadronda iki gerçek karakter olması bir kusur değil; dokuz kişiye dokuz karakter muamelesi yapmak kusur.
On üçüncüsü: kadroyu liste değil ağ olarak düşün. Bir karakter tek başına tasarlanamıyor; karşısındaki tarafından da kuruluyor. Aynı kişi, yanına başka biri konduğunda başka biri oluyor.
On dördüncüsü, ve en çok atlanan: gerçek bir kişiyi sayfaya olduğu gibi koymak bir karakter üretmiyor. Portre ile karakter ayrı şeyler; portrede bilgi, karakterde istek var. Gerçek kişiden yola çıkmak serbest, olduğu yerde bırakmak değil.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirincisi ve en yaygını: karakteri tanımakla kurmayı karıştırmak.
Yaşı, memleketi, sevdiği yemeği bilinen ama bir isteği olmayan kişi hâlâ bir tasvir. Bilgi eksikliği değil, bilginin türü sorun.
Yaygın yanlışİkincisi: bütün kurmaca kişilerin karakter olması gerektiğini sanmak.
Bir metinde çok sayıda kurmaca kişi bulunuyor ve çoğu doku olarak kalıyor. Hepsini derinleştirmeye kalkan metin hiçbirini derinleştiremiyor.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: tipi dramatik karakter sanmak.
Tip bir sahneyi taşıyor; bir metni taşımıyor. Ve tipin arkı olmadığı için tipe dayanan bir yay ortada kalıyor.
Yaygın yanlışDördüncüsü: tip ile stereotipi karıştırmak.
Tip bir kişinin sadeleştirilmiş hâli; stereotip bir insan grubuna dair kalıp. Birincisi bir araç, ikincisi gerçek insanlara dokunan bir zarar.
Yaygın yanlışBeşincisi: figürana bir cümlelik geçmiş vermek.
"Yıllardır burada çalışan yaşlı bekçi" cümlesi, izleyicide bir hat açıyor ve o hat kapanmıyor. Figüran görünür, takip edilmez.
Yaygın yanlışAltıncısı: kişilik özelliklerini karakter derinliği sanmak.
Bir listeye yazılmış on özellik, biri bile bir eyleme dönüşmedikçe metinde yok. Özellik, sahnede bir seçime yol açtığında var oluyor.
Yaygın yanlışYedincisi: aynı işlevi iki karaktere vermek.
İkisi de gerekli görünüyor ve ikisi de yarım kalıyor. Birleştirildiğinde ortaya çıkan kişi neredeyse her zaman ikisinden ilginç.
Yaygın yanlışSekizincisi: anlatıcıyı bir kolaylık aracı olarak kullanmak.
Anlatan bir karakter varsa neyi bilebileceği de sınırlı; bu sınırı görmezden gelen anlatım, bilgi sınırını çiğniyor.
Yaygın yanlışDokuzuncusu: oyuncu avatarına bir kişilik yazmak.
Avatarın isteği oyuncudan geliyor; ona bir istek yazıldığında oyuncu iki isteğin arasında kalıyor ve hiçbiriyle bağ kurmuyor.
Yaygın yanlışOnuncusu, ve en incesi: on bir unsuru bir liste olarak öğrenmek.
Bunlar bir zincir; her halka bir sonrakini üretiyor. Listeden okunduğunda hangisinin eksik olduğu görünmüyor, zincirden okunduğunda kopan yer hemen belli oluyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Bir insanı karakter yapan şey orada bulunması değil, bir şey istiyor olması ve bunu bizim bilmemizdir.
- Dramatik karakterin üç şartı vardır: istek, engel, bedel — üçü birden.
- Karakteri tanımak onu kurmak değildir; sorun bilgi eksikliği değil bilginin türüdür.
- Bir metindeki kurmaca kişilerin çoğu doku olarak kalır ve kalması gerekir.
- Tip bir sahneyi taşır, bir metni taşımaz; arkı olmadığı için yayı da taşımaz.
- Tip bir araçtır, stereotip gerçek insanlara dokunan bir zarardır.
- Figüran görünür, takip edilmez — bir cümlelik geçmiş bile bir hat açar.
- İşlev kişilikten bağımsızdır: kişilik serbest, işlev bağlayıcıdır.
- Aynı işlevi taşıyan iki karakterden biri gereksizdir.
- Anlatıcı konumu bir üslup değil bir bilgi kararıdır; anlatan hâli anlatılan hâlinden farklıdır.
- Oyuncu avatarının isteği kendisinden gelmez; yazılan şey kişilik değil karar noktasıdır.
- On bir unsur bir liste değil bir zincirdir; en sık kopan yerler motivasyon–ihtiyaç ve karar–eylem.
Sonraki derse köprü
Karakterin ne olduğunu ayırdın. Şimdi ilk pratik soruya geliyoruz — ve bu soru her yeni projede yeniden karşına çıkıyor.
Bir karakter yaratmaya nereden başlanır?
Cevap tek değil ve olmaması bir eksiklik değil. Bir karakter bir görsel imgeden de doğabiliyor, bir davranıştan da, bir meslekten, bir sırdan, bir kusurdan ya da doğrudan olay örgüsündeki bir ihtiyaçtan. Ve başlangıç noktası, o karakterin sonunda nasıl bir karakter olacağını da büyük ölçüde belirliyor.
Sıradaki derste on dört ayrı başlangıç noktasını çalışacağız ve her birinin ne verdiğini göreceğiz. Sonra hepsi için aynı soruyu soracağız — bu başlangıç noktasını dramatik bir karaktere çeviren adım ne?