Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kamu malı bir anlatı, onun her baskısının da serbest olduğu anlamına gelmez.
- Koruma süresi her katman için ayrı işler ve ülkeden ülkeye değişir.
- Bir aktarım ya da çeviri, çevirmenin kendi eseri sayılabilir.
- Önsöz, dipnot, düzenleme ve çizimler ayrı birer baskı katkısıdır.
- Bir karakterin sonradan eklenmiş görünüşü ya da kişisi kendi sahibine bağlı kalabilir.
- Bir aktarımın eklediği yorum ve tamamlama, anlatının kendisi gibi okunabilir; taslakta ayrılır.
- Alt yazı ve dublaj da birer metindir; hazır bir çeviriden alınan satır izin ister.
- Marka hakkı telif hakkından ayrı işler; ad ve logo ayrıca sorulur.
- Kamu malı bir kaynağın tekeli olmaz; uyarlamanın değeri eklenen katmandadır.
- Her katman tarihli bir kayıtla, güncel hukukla ve bir hukukçuyla teyit edilir.
Açılış sahnesi
Selim kitabı masaya koyduğunda sayfaların arasından sarı kâğıtlar taşıyor. Kapakta kuru bir derenin üstünde taş bir köprü çizili. Köprünün başında, eli kılıcında, iri bir adam duruyor. Kitap Dede Korkut hikâyelerinin bugünün Türkçesine aktarılmış bir baskısı. Selim'in aklındaki kısa film ise Deli Dumrul. Kuru bir derenin üstüne köprü kuran, geçenden de geçmeyenden de para alan, sonunda Azrail'e meydan okuyan adam. Selim filmi bugünün bir kasabasında değil, anlatının kendi bozkırında çekmek istiyor.
Emre kapağı okşuyor. «Bunun yazarı yok. Yüzlerce yıllık. İstediğimizi yaparız.»
Selim çantasından bir dosya çıkarıyor. İçinde Berna'nın ilk çizimleri var. Berna filmin görsel tasarımına yardım eden genç bir çizer. Dumrul'u kalın kaşlı, sırtında postla çizmiş.
Burcu çizimi kapağın yanına tutuyor. Duruş aynı, post aynı, kılıcın açısı bile aynı.
«Berna bu kapaktan mı çalıştı?» diye soruyor Nermin Hanım.
Selim başını sallıyor. Kitabı açıp önsöze, sonra dipnotlara bakıyor. Sayfaların neredeyse yarısı hazırlayanın kendi açıklamaları.
Nermin Hanım kitabı ters çevirip arka kapağa bakıyor. «Hikâyenin sahibi yok olabilir. Bu kitabın sahibi kim?»
Bir anlatı herkesin olabilir; onu bugün elimize getiren aktarım, notlar ve çizimler ise her biri ayrı bir emek olarak ayrıca sorulur.
Bu derste ne olacak
Selim'in kitabını katman katman ayıracağız. Önce bir eserin korumasının nasıl sona erdiğine bakacağız. Sonra eski metni bugünün diline aktaran kişinin payını konuşacağız. Önsöz, dipnot ve çizimlerin hangi tarafta durduğunu soracağız. Bir kişinin sonradan eklenmiş görünüşünü kaynağın kendisinden ayıracağız. Ülkeler arasındaki farka ve marka hakkına geleceğiz. Sonunda her katmanı tarihli bir kayda bağlayacağız. Bu kaydın neden bir kez yazılıp unutulamayacağını da göreceğiz. Yol boyunca bir laboratuvarda çakan şimşeğe, karanlıkta bekleyen bir ayıya, bir pazarda efendisini seçen bir kadına, ikiye yarılan bir oka ve tıkırdayan bir timsaha uğrayacağız.
Sıfır noktası
Kamu malı kelimesi kulağa basit gelir. Bir eserin koruması biter ve eser herkesin olur. Kimseden izin istemeden filme çekilir, sahnelenir, yeniden yazılır.
Bu cümle bir yere kadar doğru. Sorun, «eser» kelimesinin neyi kapsadığında başlıyor. Selim'in elindeki kitap tek bir eser değil. Sayfalarında başka başka ellerin emeği iç içe geçmiş. En altta anlatının kendisi duruyor: köprü, Azrail, can pazarlığı. Onu bugünün diline taşıyan bir aktarım var. Kitabı derleyip hazırlayan kişinin önsözü ve dipnotları var. Kapakta da bir çizerin kalemi.
Bu emeklerin her birinin kendi takvimi var. Anlatı yüzyıllar öncesinden geliyor. Aktarım ise belki birkaç on yıllık. Çizimi yapan kişi bugün hayatta olabilir. Aynı kapağın içinde biri çoktan serbest kalmış, öbürü hâlâ sahibine bağlı emekler yan yana duruyor. Kitabı elde tutan okur bunu görmez. Sayfalar tek bir ses gibi okunur.
Emre'nin «yazarı yok» sözü yalnız ilk katman için geçerli. Halkın ağzında doğmuş, yazarı bilinmeyen anlatılar anonim eser sayılır. Bunların sözü serbest olabilir. Ama belirli bir derlemesi, aktarımı ya da kaydı ayrıca hak taşıyabilir.
Yazar için asıl soru şu: ben bu kaynaktan neyi alıyorum? Olayları mı, cümleleri mi, bir çizimin duruşunu mu? Aldığı her parçanın hangi katmandan geldiğini bilmek zorunda.
Bu soru yazarı korkutmak için sorulmuyor. Tersine, kamu malı yazar için büyük bir alan açar. Yüzyıllardır anlatılan bir hikâye, izin beklemeden yeniden kurulabilir. Mitler, masallar, destanlar, eski oyunlar sinemanın en eski kaynakları arasında. Yazarın işi o alanın sınırını bilmek. Sınırı bilen yazar alanın içinde rahat dolaşır. Bilmeyen ise ya gereğinden fazla çekinir ya da farkında olmadan başkasının bahçesine girer.
Burada anlatılanlar kavramlardır; bir hukukçunun görüşü yerine geçmez. Kamu malının sınırı her ülkede başka yerden geçer ve yıllar içinde kayabilir. Her somut kaynak, güncel hukukla ve bir hukukçuyla kontrol edilir.
Bir şeyi de baştan söylemek gerek. Serbest bir kaynak, özensiz kullanılabilir demek değildir. Deli Dumrul'un anlatısı herkesin olabilir. Ama ona emek veren kişilerin payı, onların izni olmadan alınmaz.
Mekanizma
Korumanın sonu
Süre dolunca eser kamu malı olur. Ama süre her katman için ayrı işler. Nermin Hanım tahtaya kitabın künyesini yazıyor. Altına her emeğin sahibini sıralıyor. Anlatının sahibi yok. Aktarımı yapan kişi kitabın iç kapağında adıyla anılıyor. Çizerin adı arka kapakta küçük bir satır.
Selim hazırlayanın ne zaman yaşadığını bilmiyor. Kitabın künyesinde yalnız bu baskının bilgisi var. Daha önceki baskılar olup olmadığını bile bilmiyor. Burcu bunu not ediyor: aktarımın sahibi kim, hâlâ hayatta mı, haklar kime geçti? Sürenin dolup dolmadığını Burcu tahmin etmiyor. Soruyu hukukçuya gidecek listeye yazıyor.
Emre itiraz ediyor. «Ama hikâye aynı. Dumrul yine Azrail'le dövüşüyor.» Nermin Hanım başını sallıyor. Hikâye aynı kalabilir. Değişen, o hikâyeyi hangi kelimelerle, hangi sırayla, hangi açıklamalarla aldığın. Eski anlatının koruması çoktan geride kalmış olabilir. Onu taşıyan yeni emeğin koruması ise belki daha yeni başladı.
Bugünün diline aktarmak
Dede Korkut hikâyeleri eski yazmalarla bugüne gelmiş. Eski dil bugünün okuruna kolay açılmaz. Selim'in kitabındaki aktarım bu yüzden büyük bir emek. Hazırlayan her cümlede bir seçim yapmış. Hangi kelimeyi koruyacağına, hangisini bugünün sözüyle değiştireceğine kendisi karar vermiş.
Emre'nin en sevdiği bölüm Dumrul'un Azrail'e meydan okuduğu yer. Emre o cümleleri olduğu gibi diyaloğa koymak istiyor. Nermin Hanım soruyor: bu cümleler eski metnin mi, hazırlayanın mı? Selim iki sayfayı karşılaştırıyor. Kitabın sonunda eski metinden kısa bir parça var. Emre'nin sevdiği cümleler orada başka kelimelerle duruyor.
Aynı soru yabancı dilde de açılıyor. Selim'in hedefinde dışarıdaki festivaller de var. Alt yazı için hazır bir İngilizce çeviriden satır almak kolay görünüyor. O çevirinin de bir çevirmeni var. Selim'in iki yolu görünüyor. Ya o çevirmenden izin alacak ya da alt yazıyı kendi ekibine yeniden çevirtecek. İkinci yolda bile çevirmenin önüne eski metin konur, hazır çeviri değil.
Önsöz, dipnot, çizim
Selim'in kitabında hazırlayan bir yerde eksik bir parçayı kendi tahminiyle tamamlamış. Eklediği satırları köşeli parantezle göstermiş. Dipnotların birinde Dumrul'un köprüsünün nerede olabileceğine dair kendi yorumunu yazmış. Önsözde hikâyelerin hangi sırayla okunması gerektiğini anlatmış.
Burcu bu satırları Selim'in taslağıyla karşılaştırıyor. Taslakta köprü tam da dipnottaki yerde duruyor. Köşeli parantezli satırlardan biri de bir sahnenin açılışı olmuş. Selim bunu bilerek yapmamış. Kitabı defalarca okumuş, dipnotla anlatı kafasında birleşmiş. Hazırlayanın bir tahmini, taslakta anlatının kendisi gibi duruyor.
Nermin Hanım kitabın katmanlarını tahtada alt alta yazıyor. Anlatı en altta. Üstünde aktarım, onun üstünde notlar. En üstte kapak ve iç çizimler. Selim'in taslağındaki her sahnenin yanına, hangi katmandan beslendiğini işaretliyorlar. Çoğu sahne en alttan geliyor. Üç sahne üst katlara uzanıyor.
Berna'nın çizimi en üst katmanda. Anlatı Dumrul'un nasıl göründüğünü pek söylemiyor. Kalın kaşlar, post, kılıcın açısı kapaktaki çizerin seçimi. Berna yeni bir Dumrul çizecek. Bu kez yalnız anlatıdan çalışacak.
Sonradan gelen kişi
Emre çocukken izlediği bir çocuk oyununu hatırlıyor. O oyunda Dumrul'un konuşan bir atı varmış. At Dumrul'la tartışıyor, ona akıl veriyormuş. Emre filme o atı da koymak istiyor. Ona göre at Deli Dumrul'un ayrılmaz bir parçası. Çocukken hikâyeyi hep onunla birlikte düşünmüş.
Selim kitabı karıştırıyor. Anlatıda öyle bir at yok. Atı o oyunu yazan kişi eklemiş olmalı. Anlatının kendisi serbest olsa bile at onun buluşu. Emre'nin çocukluk anısı bir kaynağa dönüşmüş, ama o kaynak kamu malı değil.
Ülke, marka, kayıt
Selim'in filmi tek bir ülkede kalmayacak. Bir katman bir ülkede serbest, başka bir ülkede korunuyor olabilir. Bazı ülkelerde halk kültürünün ürünleri için ayrı kurallar bile vardır. Festival takvimi bu yüzden hak dosyasına da bir satır ekliyor. Burcu her katmanın yanına iki sütun açıyor: burada ve dışarıda. Sütunlar şimdilik boş. Onları dolduracak olan bir tahmin değil, her ülkenin güncel hukukuna bakan bir hukukçu.
Berna film için bir yazı tasarımı da yapmış: «DELİ DUMRUL», kalın, eski harflere benzer. Burcu soruyor: bu ad bir oyuncak, bir oyun ya da bir yiyecek için tescil edilmiş mi? Kimse bilmiyor. Anlatının serbest olması, adın her kullanımda serbest olduğunu göstermez. Afiş ve tişört için bu soru ayrıca sorulur.
Nermin Hanım dosyanın kapağına «DELİ DUMRUL — katmanlar» yazıyor. Her satırın yanında üç bilgi duracak: hangi ülke, hangi gün, kim baktı. Dosya hukukçu Nezihe Hanım'a gidecek. Çekimden önce bir kez daha bakılacak. Çünkü dosyanın her satırı bir ana ait. Bugün serbest görünen bir katman için yarın yeni bir bilgi çıkabilir. Hazırlayanın bir mirasçısı ortaya çıkabilir, bir ülkenin kuralı değişebilir.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Kitabı değil, katmanı sor. «Bu kitap serbest mi?» yanlış bir soru. «Bu kitaptaki anlatı, aktarım, notlar ve çizimler ayrı ayrı kimin?» doğru başlangıç.
Eski metne mümkün olduğunca yakın çalış. Bir anlatının en eski biçimine ne kadar yakın durursan, aradaki emeklerden o kadar az şey taşırsın. Selim kitabın sonundaki eski metin parçasını bu yüzden ayrıca okuyor.
Birden çok aktarımı karşılaştır. Tek bir aktarımdan çalışan yazar, farkında olmadan o aktarımın seçimlerini taşır. İki ya da üç kaynak okumak, anlatının kendisini aktarımdan ayırmayı kolaylaştırır.
Dipnotu ve köşeli parantezi işaretle. Hazırlayanın yorumları sahneye kolayca sızar. Selim'in köprüsü dipnottaki yere oturmuştu. Taslağını bir kez de bu gözle oku.
Çizerin yüzünü kendi yüzünle değiştir. Bir karakterin tanınan görünüşü çoğu zaman bir çizerin, bir stüdyonun ya da bir makyajcının buluşudur. Kendi görsel dilini anlatının söylediğinden kur.
Çocukluk anını kaynak say. Aklında kalan bir sahne, bir at, bir şarkı, belki hiç bilmediğin bir yazardan geliyor. Onun kökünü bulmadan sahneye koyma.
Alt yazıyı ve dublajı da katmana dahil et. Filmin dışarıdaki hâli de bir metin taşır. Hazır bir çeviriden satır almak, o çevirmenin emeğini filme katmak demektir.
Adı ve logoyu ayrıca sorgula. Bir anlatının serbest olması, adının her malda serbest olduğunu göstermez. Afiş, ürün ve tanıtım ayrı bir sorudur.
Teyidi tarihle yaz. Bugün serbest olan bir katmanın durumu, başka bir ülkede ya da başka bir yılda farklı olabilir. Kaydın değeri, ne zaman yapıldığını göstermesinde.
Hazırlayanın adını kaynakçada an. İzin gerekmese bile bir aktarımdan yararlandıysan bunu söylemek yazarı korur. Kimden ne öğrendiğin kayıtta durursa, sonradan gelen bir soruya cevabın hazır olur.
Kendi ekiplerinin çizimini de katmana yaz. Berna'nın yeni Dumrul'u da bir emek. Onun hakkının kimde kalacağı, film ekibinin kendi sözleşmesinde yazılı olmalı. Serbest bir kaynaktan yola çıkan bir film, kendi yeni katmanlarını üretir.
Bilinen bir yapımın gölgesinden çık. Aynı kaynağın ünlü bir uyarlaması varsa, seyirci de yazar da o uyarlamanın seçimlerini kaynak sanabilir. Ünlü sahneleri kaynakla tek tek karşılaştır. Kaynakta olmayanı ya bırak ya da kendi yolunla yeniden kur.
Serbest kaynağın tekeli olmaz. Deli Dumrul'u Selim'den başka biri de aynı yıl filme çekebilir. Kamu malı bir anlatı için kimseden opsiyon alınamaz. Projenin değeri bu yüzden kaynakta değil, senin eklediğin katmanda durur.
Kendi katmanını ayırt edilir kur. Yeni bir sahne, yeni bir kişi, kendine özgü bir bakış. Anlatıya senin eklediğin şey, senin eserini başka uyarlamalardan ayıran tek şeydir. Onu bilinçle tasarla ve dosyada ayrı yaz.
Serbestliği özenle karıştırma. Kamu malı bir anlatı izin istemez. Ama onu yaşatan topluluk, ona dokunurken gösterilen dikkati fark eder. Hukukun sustuğu yerde yazarın kendi ölçüsü başlar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Yazarı bilinmeyen her şey herkesindir."
Anlatı serbest olabilir. Ama onu toplayan, aktaran ve resimleyenlerin emeği ayrı katmanlardır.
Yaygın yanlış"Eski bir hikâyenin her baskısı serbesttir."
Bir baskıya eklenen önsöz, dipnot ve düzenleme ayrı bir eser sayılabilir. Selim'in kitabının yarısı hazırlayanın açıklamaları.
Yaygın yanlış"Çeviri, aslının gölgesidir; ayrıca sorulmaz."
Aktarım da bir emektir. Azrail sahnesinde Emre'nin altını çizdiği satırlar hazırlayanın kalemindendi.
Yaygın yanlış"Bir karakter serbestse her görünüşü de serbesttir."
Tanınan görünüş çoğu zaman sonradan eklenmiştir. Frankenstein'ın cıvatalı yüzü romanda yok.
Yaygın yanlış"Bir ülkede serbest olan her yerde serbesttir."
Süreler ve istisnalar ülkeden ülkeye değişir. Peter Pan'ın hastane payı yalnız bir ülkede işler.
Yaygın yanlış"Telif bittiyse marka da biter."
Marka kendi kurallarıyla yaşar ve yenilendikçe sürebilir. Berna'nın afişindeki ad bu yüzden ayrıca sorgulanıyor.
Yaygın yanlış"Bir kez baktım, serbest; konu kapandı."
Hukuk değişebilir, yeni bir katman ortaya çıkabilir. Teyit tarihiyle tutulur ve çekimden önce yenilenir.
Yaygın yanlış"Eski görünen her şey kamu malıdır."
Anlatı eski olabilir. Ama onu bugüne taşıyan kitap, belki birkaç on yıl önce hazırlandı.
Yaygın yanlış"Serbest bir kaynağı ilk ben buldum, artık başkası yapamaz."
Kamu malı herkese açıktır. Selim'in Dumrul'u ancak kendi eklediği katmanlarla korunur.
Yaygın yanlış"Kaynağı kamu malı olan film de herkesindir."
Serbest bir anlatıdan yapılan film yeni bir eserdir. Senaryosu, çekimi, müziği ve tasarımı kendi sahiplerine aittir.
Yaygın yanlış"Kapakta yazar adı yoksa kitap serbesttir."
Kapakta anlatının yazarı olmayabilir. Ama künyede bir hazırlayan, bir çevirmen, bir çizer yazılıdır.
Yaygın yanlış"Bir aktarımdan yalnız olay aldıysam sorun yoktur."
Olaylar anlatıdan geliyorsa büyük ölçüde öyle. Ama hazırlayanın tamamladığı bir boşluk, olay gibi görünen bir yorum olabilir.
Yaygın yanlış"Alt yazı filmin dışında kalır."
Alt yazı da bir metindir. Hazır bir çeviriden kopyalanan her satırın bir sahibi vardır.
Yaygın yanlış"Konuşan at Deli Dumrul'un bir parçasıdır."
Akılda kalan her ayrıntı anlatıdan gelmez. At, bir oyun yazarının eklediği bir unsur olabilir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Kamu malı bir anlatı, onun her baskısının da serbest olduğu anlamına gelmez.
- Koruma süresi her katman için ayrı işler ve ülkeden ülkeye değişir.
- Bir aktarım ya da çeviri, çevirmenin kendi eseri sayılabilir.
- Önsöz, dipnot, düzenleme ve çizimler ayrı birer baskı katkısıdır.
- Bir karakterin sonradan eklenmiş görünüşü ya da kişisi kendi sahibine bağlı kalabilir.
- Bir aktarımın eklediği yorum ve tamamlama, anlatının kendisi gibi okunabilir; taslakta ayrılır.
- Alt yazı ve dublaj da birer metindir; hazır bir çeviriden alınan satır izin ister.
- Marka hakkı telif hakkından ayrı işler; ad ve logo ayrıca sorulur.
- Kamu malı bir kaynağın tekeli olmaz; uyarlamanın değeri eklenen katmandadır.
- Her katman tarihli bir kayıtla, güncel hukukla ve bir hukukçuyla teyit edilir.
Sonraki derse köprü
Deli Dumrul'un anlatısında izin istenecek bir yazar yok. CİLTÇİ'nin yazarı ise yaşıyor ve Emre onunla hiç konuşmadı. «Teslim» bir festivale gidecek. Emre kitabın adını, Vecdi'nin adını, birkaç olayı değiştirse, film onun kendi eseri olur mu? Bir portfolyo çalışması ile satışa çıkan bir film aynı riski mi taşır? Bir hayranın internete yazdığı devam öyküsü ile festivale giden bir film aynı yerde mi durur? Sıradaki ders izinsiz bir uyarlamanın nerede başladığını soruyor.