İçeriğe geç

Ders 59.10

Kâğıt kurgusu

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 59

3.353 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Belgeselde kurgu, var olan sözlerle yapılan bir yazım işidir.
  • Röportaj dökümü konuşmayı sorusu, duraksaması ve boşluklarıyla birlikte yazar.
  • Her satır kaydın neresinden geldiğini taşır; adresi olmayan söz kayda geri götürülemez.
  • Tema etiketi parçanın içinden gelir, kurmacanın kelimelerinden değil.
  • Seçilen alıntı anlamını koruyacak kadar geniş işaretlenir.
  • Kâğıt kurgusu sesi ve görüntüyü kaynağıyla birlikte sıraya dizer ve geçicidir.
  • Arşiv bağlantısı aynı ana mı, yalnız konuya mı ait, kâğıtta yazılır.
  • Anlatıcı boşluğu önce adıyla işaretlenir, sonra doldurulur ya da bırakılır.
  • Doğruluk kontrolü her satırı kulaklıkla kayda geri götürür.
  • İki ayrı anın parçalarından kurulan cümle, kelimeleri konuşmacının olsa da onun cümlesi değildir.
  • Malzeme henüz yoksa yöntem kendi notlarınla ya da açıkça uydurma bir örnekle denenir.

Açılış sahnesi

Atölyenin uzun masasında kâğıt şeritler dizili. Her şeritte bir iki cümle var. Emre onları bir makasla kesmiş ve soldan sağa bir sıraya koymuş. Uzaktan bakınca bir filmin iskeleti gibi duruyor.

Şeritler Emre'nin kendi sesinden geliyor. O kış telefonuna kaydettiği kısa sesli notlar bunlar. Koridorda, asansör önünde, sabaha karşı arabaya yürürken kendine söylediği cümleler. Dün gece hepsini dinleyip yazıya dökmüş, sonra beğendiklerini kesmiş.

"Sandalyedekiler'in ilk kurgusu," diyor. "Henüz çekim yok ama ses var."

Selim masanın ucuna gelip ortadaki şeridi alıyor. Üstünde tek cümle var: "Sandalyeyi yine katlamışlar." Selim şeridi ters çeviriyor. Arkası boş.

"Bu hangi gece?"

Emre düşünüyor. Aralık olabilir. Belki ocak. Telefonda yirmiden fazla not var, hepsi birbirine benziyor.

"Hangi notun hangi saniyesi?"

Emre bilmiyor. Dün gece bildiği şeyi bugün bilmiyor. Selim bir şerit daha çeviriyor, sonra bir tane daha. Hiçbirinin arkasında bir şey yazmıyor.

Burcu masadaki sıraya bakıyor. Sıra güzel. Ama hiçbir parçası nereden geldiğini söylemiyor.

Kâğıt kurgusunda her söz parçası nereden kesildiğini yanında taşır; kaynağını kaybeden parça, filmde kimsenin o hâliyle söylemediği bir cümleye dönüşebilir.

Bu derste ne olacak

Emre'nin şeritlerini masadan kaldırıp işi baştan kuracağız. Önce bir konuşmanın yazıya nasıl geçirildiğini, duraksamasıyla ve sorusuyla birlikte göreceğiz. Her parçanın kaydın neresinden geldiğini işaretleyeceğiz. Kenarlara konu adları yazıp kullanılacak sözleri seçeceğiz. Seçtiklerimizi kâğıt üstünde bir sıraya dizeceğiz ve fotoğrafları, mesajları o sıraya bağlayacağız. Malzemenin anlatmadığı yerleri boş bırakıp işaretleyeceğiz. En sonda her satırı kayıtla yeniden karşılaştıracağız. Sandalyedekiler henüz çekilmedi. Bu yüzden alıştırma iki kaynaktan beslenecek: Emre'nin kendi notları ve Nermin Hanım'ın uydurma bir konuşmacıyla hazırladığı bir örnek. Kurgu masasının başında bu kez Selim oturuyor.

Sıfır noktası

Kurmacada kurgucu bir senaryo alır. Nöbet'in her sahnesi sayfada yazılıydı. Selim çekilmiş görüntüyü o sayfayla karşılaştırır, aynı sahnenin farklı çekimlerinden en iyisini seçer. Sıra çoğu zaman bellidir. Kurgu sırasında değişse bile çıkış noktası yazarın sayfasıdır.

Belgeselde kurgu masasına sayfa gelmez. Saatlerce kayıt gelir. Bir refakatçinin bir gece anlattıkları, koridorun sessiz görüntüleri, bir hemşirenin sabah devri. Bunların hiçbiri bir sahne olarak yazılmadı. Bir kısmı hiç kullanılmayacak. Kullanılacak olanların sırasını da kimse önceden bilmiyor.

Bu yüzden belgeselde kurgu bir yazım işidir. Yalnız kalem başkasının kelimelerini tutar. Kurgucu yeni bir cümle uyduramaz. Var olan cümleleri seçer, keser ve yan yana koyar. Bu kurmacadaki yazardan daha dar bir özgürlük. Ama sorumluluğu daha büyük, çünkü her cümlenin sahibi gerçek bir insan.

Kayıtla doğrudan kurgu programında çalışmak mümkün. Yine de belgeselcilerin çoğu önce kâğıda döner. Saatlerce kaydı ekranda ileri geri sarmak yavaştır. Kâğıt ise bir bakışta okunur. Üzerine not alınır, katlanır, masaya serilir. Yönetmen de yazar da kurgucunun ekranına bakmadan aynı sırayı okuyabilir.

Kâğıdın bir tuzağı da var, Emre'nin şeritlerinde görüldüğü gibi. Yazıya geçen söz kayıttan kopar. Kayıtta bir ses tonu, bir duraksama, bir "galiba" vardır. Kâğıtta bunlar kolayca kaybolur. Kâğıt kurgusunun bütün kuralları bu kopmayı engellemek için var.

Sandalyedekiler'in bir sorunu daha var: henüz çekilmedi. Hastane izni, kişilerin rızası, olası görüşmeciler hâlâ bekliyor. Kimsenin söylemediği bir sözle alıştırma yapılamaz. Elde iki dürüst malzeme kalıyor. Biri Emre'nin o kıştan kendi sesi. Öteki Nermin Hanım'ın sınıf için uydurduğu, uydurma olduğu en üstte yazan bir döküm.

Emre'nin notları küçük bir malzeme. Kısa, dağınık, çoğu kendi kendine söylenmiş cümleler. Ama gerçek bir kaydın bütün sorunlarını taşıyorlar. Tarihleri var, sesleri var, yanlış hatırlanmış yerleri var. Yöntemi denemek için bu kadarı yetiyor.

Mekanizma

Kayıttan kâğıda

Nermin Hanım herkese bir sayfa dağıtıyor. Sayfanın en üstünde büyük harfle bir uyarı var.

ALIŞTIRMA DÖKÜMÜ — konuşmacı uydurmadır, hiçbir filme girmez
Konuşan: FIRINCI (uydurma). Gece fırınında çalışan bir usta.
[on iki dakika, on saniye] SORU: Fırına gece kaçta giriyorsunuz?
FIRINCI: İkide. (durur) Bazen birde. Hamur erken kabarırsa.
[on üç dakika, kırk saniye] FIRINCI: Bu işi kimse için yapmıyorum dersem yalan olur. (güler) Ekmeği sabah kim alırsa onun için.
[on dört dakika, beş saniye] FIRINCI: Hamur beklemez. (anlaşılmıyor) ... öyle.

Nermin Hanım satırları tek tek gösteriyor. Soru da dökümde duruyor, çünkü cevabın anlamı ona bağlı. "Durur" ve "güler" yalnız olanı tarif ediyor. Kimse "üzgün" ya da "kırgın" yazmıyor, çünkü bu bir yorum olurdu. Duyulmayan kelime "anlaşılmıyor" diye kalıyor. Dökümcü onu tahminle doldurmuyor.

Emre kendi notlarını aynı biçimde yeniden yazıyor. Bu kez dün geceki temiz cümleler yok. "Şey"ler, yarım kalan cümleler, arka plandaki anons, hepsi sayfaya dönüyor.

Kaydın adresi

Sözlükteki zaman kodu, bir olayın filmin kaçıncı dakikasında geçtiğini kaydediyordu. Kâğıt kurgusunda aynı alışkanlık kayda çevrilir. Her paragrafın başında, o sözün kaydın neresinden geldiği yazar.

Emre'nin notlarında iki bilgi gerekiyor. Hangi not ve o notun içinde kaçıncı saniye. Selim bir biçim öneriyor: notun telefondaki tarihi, sonra saniye. Emre ilk notu böyle yazıyor: "Aralık başı, gece, ses notu. Başından yirmi saniye sonra." Rakam kullanmıyorlar. Yazıyla yazmak daha yavaş, ama sayfayı okuyan herkes aynı yeri bulabiliyor.

Selim bunun neden önemli olduğunu masadaki şeritlerle gösteriyor. Adresi olan bir söz kayda geri götürülebilir. Adresi olmayan söz yalnız Emre'nin hafızasında yaşar.

Kenardaki adlar

Emre notların kenarına kurşun kalemle etiket yazıyor: "sandalye", "devir", "ses", "bekleyiş". Sandalyenin katlanma sesini anlatan not iki etiket alıyor. Biri "sandalye", öteki "ses".

Yarım saat sonra Selim kenarları okuyor ve bir etikette duruyor: "ceket". Bir başkasında "Murat'ın kapısı". Emre fark etmeden Nöbet'in kelimeleriyle etiketlemiş. Notta ceketten söz eden kimse yok. Etiket, notu kurmacanın bir sahnesine çekiyor.

Emre o etiketleri siliyor. Yerlerine notun içinden bir kelime koyuyor. Selim bir kural ekliyor: etiketin kelimesi parçanın içinde ya da ana soruda geçmeli.

Seçilen parça

Selim fırıncının dökümünü alıp yeşil kalemle bir yer işaretliyor: "Bu işi kimse için yapmıyorum." Güçlü bir cümle. Ama sonu yanlış yerde. Konuşmacı cümlenin devamında "dersem yalan olur" diyordu. Kesilen yer anlamı tersine çeviriyor.

Selim işareti genişletiyor. Seçilen alıntı artık "Bu işi" ile başlıyor ve "onun için" ile bitiyor. Daha uzun, daha az parlak. Ama söylenenin kendisi.

Sonra Burcu bir şey deniyor. On dördüncü dakikadaki "Hamur beklemez" parçasını kesiyor. Arkasına bir dakika önceki "kimse için yapmıyorum"u ekliyor. İki kelime de fırıncının. Okuyunca kulağa sert, bitmiş bir replik gibi geliyor. Selim kalemini kâğıdın üstüne bırakıyor. Bu iki parçayı kâğıtta bile birleştirmiyor. Kelimeler konuşmacının, ama cümle Burcu'nun. Fırıncı onu hiçbir zaman bu hâliyle söylemedi.

Kâğıt üstünde sıra

Selim bir sayfayı ikiye bölüyor. Solda ses, sağda görüntü. Her satırın başında kaynak ve kaydın içindeki yer var.

SANDALYEDEKİLER — kâğıt kurgusu, alıştırma (yalnız Emre'nin notları)
SES: EMRE (ses notu, aralık başı, gece; başından yirmi saniye) — "Sandalyeyi yine katlamışlar. Açarken ses çıkarıyor."
GÖRÜNTÜ: boş sandalye fotoğrafı (telefon kaydı: aralık başı)
SES: EMRE (ses notu, sabaha karşı; başından on saniye) — "Devir oluyor. Hemşire deftere bir şey yazdı. Ne yazdığını görmedim."
GÖRÜNTÜ: siyah.
[BOŞLUK: refakatçi kuralı. Kimse söylemiyor.]

Sahne sırası burada ilk kez bir karar oluyor. Emre notları tarihe göre dizmek istiyor. Selim ise tahtadaki yapı kartını hatırlatıyor: GECE, SABAH, DEVİR. Notları bu üç bölüme dağıtıp okuyorlar. GECE kalabalık, DEVİR'de iki not var. SABAH ise bomboş. Emre o kış sabahları hiç kendine bir şey söylememiş. Bu boşluk bir kusur değil, bir bilgi. Çekim başlayınca sabahlar ayrıca aranacak.

Sayfanın en üstüne Selim büyük harfle "GEÇİCİ" yazıyor. Kâğıt kurgusu bir geçici yapıdır. Çekim başlayınca bu notların çoğu yerini refakatçilerin, hemşirenin seslerine bırakacak. Belki hiçbiri filme girmeyecek. Ama yöntem aynı kalacak.

Fotoğrafın yeri

Emre'nin üç fotoğrafı var. Boş sandalye fotoğrafının tarihi telefon kaydından biliniyor: aralığın başı. Sandalye notu da aynı akşamdan. Bu bağlantı sağlam. Söz ve görüntü aynı geceden geliyor.

Kâğıt bardaktaki soğumuş çayın fotoğrafı ise başka bir haftadan. Emre onu devir notunun altına koymak istiyor. Selim engellemiyor ama yanına bir not yazıyor: "aynı gece değil, aynı yer." Sözlükteki temsilî görüntünün küçük bir hâli bu. Fark kâğıtta kalmalı. Seyirciye nasıl söyleneceğine sonra karar verilecek.

Dayısıyla mesajlar ise başka bir yerde duruyor. Bir notta Emre "Dayım bu gece kalacak galiba" diyor. Mesajlar o geceyi gösterebilir de göstermeyebilir de. Ekrana girmeyecekler, içlerinde başkalarının adları ve sözleri var. Selim kâğıda üçüncü, dar bir sütun açıyor: doğrulama. Mesajlar yalnız orada anılıyor, yanında bir soru işaretiyle. Emre onları dayısıyla birlikte okumadan hiçbir satıra bağlamayacak.

Söylenmeyen yer

Emre'nin notlarında refakatçi kuralını söyleyen tek bir cümle yok. Emre o kuralı biliyordu, kendine söylemeye gerek duymamış. Seyirci ise bilmiyor. Neden yalnız bir sandalye var? Neden biri gece kalıyor?

Selim boşluğu doldurmuyor. Kâğıda köşeli parantez içinde adını yazıyor. Nermin Hanım üç yol sayıyor: bir ekran yazısı, Emre'nin sesi ya da çekimde kuralı söyleyecek biri. Bir dördüncü yol da var: boşluğu bırakmak ve seyircinin sandalyeye bakarak anlamasını beklemek. Karar çekimden sonraya kalıyor. Ama boşluğun yeri bugün belli.

Son okuma

Selim kulaklığı Emre'ye uzatıyor. Kâğıttaki her satır kayıttan bir kez daha dinlenecek. Emre ilk iki notta bir şey bulmuyor.

Üçüncüde duruyor. Dün gece dökümüne "Dayım bu gece kalacak" yazmış. Kayıtta cümlenin sonunda bir kelime daha var: "galiba". Emre onu fark etmeden atmış. Kesin bir bilgi, aslında bir tahminmiş.

Küçük bir kelime. Ama dayısının gece sırası zaten Emre'nin hafızasıyla tutmuyordu. "Galiba"sız cümle o tartışmada bir kanıt gibi duracaktı. Emre kelimeyi geri koyuyor. Satırın yanına da "düzeltildi" yazıyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Dökümü iki kişiyle yap. Biri yazar, öteki kaydı ikinci kez dinleyip karşılaştırır. Kendi yazdığını kendi dinleyen kişi, kulağının duymak istediğini duyar. Emre'nin "galiba"sı böyle kayboldu.

Kendi sesini de konuşmacı gibi dök. Emre'nin notlarında konuşan Emre. Dökümde de etiketi EMRE. Yazarın kendi sözü de bir kaynaktır ve aynı kurallarla adreslenir.

Seçilen alıntıyı geniş işaretle. Önce cümlenin öncesini ve sonrasını da al. Kısaltmayı en sona bırak. Kurgu masasında kısaltmak kolaydır. Kaybolan bağlamı geri getirmek ise zor.

Etiket sayısını sınırla. Her parçaya beş etiket yazan biri, sonunda hiçbirini bulamaz. Ana soruya bağlı az sayıda etiket seç. Yeni bir etiket ancak eskilerin hiçbiri uymuyorsa doğsun.

Tarifle yorumu ayır. Dökümde "güler", "durur", "sesi kısılır" yazılabilir. "Üzgün", "kırgın", "rahatlamış" yazılmaz. Yorum dökümden kâğıt kurgusuna, oradan filme sızar.

Boşluğa yer aç, metin yazma. Anlatıcı boşluğunu kâğıt kurgusunda doldurmaya çalışma. Önce yalnız adını yaz. Ne gerektiğini, bütün sıra kurulunca görürsün. Erken yazılan metin malzemenin yerine geçmeye başlar.

Kâğıt kurgusunu yüksek sesle oku. Selim her taslağı bir kez okutur. Göz bir sırayı hızla geçer. Kulak ise iki söz arasındaki atlamayı hemen duyar.

Değişikliği kâğıtta bırak. Bir sözün yerini değiştirdiysen, bir görüntüyü başka bir geceden aldıysan satırın yanına yaz. Bu notlar film bittiğinde bitmiş metnin kaynağı olur.

Kayıt dışını dökümde de tutma. Konuşmacının kayıt dışı saydığı yer, dökümde yalnız "kayıt dışı" diye bir satırla geçer. İçeriği yazılmaz. Kâğıtta duran bir söz, bir gün kurguya da sızabilir.

Dökümün tarihini at. Döküm de bir belge. Kim yazdı, hangi gün, kayıtla kim karşılaştırdı? Bir itiraz geldiğinde bu satırlar sorulur.

Görüntüyü de dök. Konuşmasız kayıtlar da kâğıda geçer. "Koridor, sabaha karşı, sabit kamera; uzakta bir anons" gibi kısa tarifler yeter. Sessiz görüntü dökümsüz kalırsa kâğıt kurgusunda yalnız sözler yer bulur. Film de farkında olmadan konuşan bir filme döner.

Sıranın iki sürümünü birlikte sakla. Tarih sırası ile bölüm sırası aynı malzemeden iki ayrı film çıkarır. İkisini de kâğıda dök ve aynı gün oku. Hangisinin ana soruya daha yakın durduğu, okuyunca görünür.

Silineni at değil, rafa koy. Kâğıt kurgusundan çıkan bir alıntıyı ayrı bir sayfaya taşı. Adresi ve etiketi onunla gelir. Çekim ilerledikçe o söz başka bir yerde yeniden işe yarayabilir.

Seçimi bir gün beklet. İlk dinleyişte işaretlenen alıntılar çoğu zaman en parlak olanlardır. Ertesi gün aynı dökümü yeniden okumak, sessiz ama doğru cümleleri gösterir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Döküm temize çekilmelidir; şeyler, duraksamalar gereksizdir."
Doğrusu

Temiz döküm okunur ama kayda yalan söyler. Duraksama bir anlamın parçasıdır. "Galiba" gibi küçük bir kelime bir bilgiyi tahmine çevirir.

Yaygın yanlış"En güçlü cümle en iyi alıntıdır."
Doğrusu

Güçlü cümle çoğu zaman kesildiği yer yüzünden güçlüdür. Fırıncının "kimse için yapmıyorum"u devamıyla birlikte tersini söylüyordu.

Yaygın yanlış"Kâğıt kurgusu kurgu programında daha hızlı yapılır."
Doğrusu

Program kesmeyi hızlandırır, düşünmeyi değil. Kâğıt herkesin aynı sırayı aynı anda okumasını sağlar. Her satıra kaynak yazmayı da zorunlu kılar.

Yaygın yanlış"Arşiv görüntüsü konuyla ilgiliyse her sözün altına girer."
Doğrusu

Konu bağı ile an bağı ayrı şeylerdir. Ayrımı kâğıtta yazmayan kurgucu, seyirciye farkında olmadan bir tarih söyler.

Yaygın yanlış"Anlatıcı boşluğu bir eksiktir, mutlaka doldurulmalıdır."
Doğrusu

Boşluk bilerek bırakılabilir. Önemli olan yerinin bilinmesidir. Doldurma kararı bütün sıra görüldükten sonra verilir.

Yaygın yanlış"Kâğıt kurgusu bir kez yazılır ve filmin planı olur."
Doğrusu

Kâğıt kurgusu geçicidir. Çekim ilerledikçe, yeni kayıtlar geldikçe yeniden yazılır. Sayfanın başındaki "geçici" kelimesi bunu hatırlatır.

Yaygın yanlış"İki yarım cümleyi birleştirmek yalnız kısaltmaktır."
Doğrusu

Kısaltma söyleneni daraltır. İki ayrı anın parçalarından kurulan cümle ise konuşmacının hiç söylemediği bir cümledir.

Yaygın yanlış"Kendi notlarımı istediğim gibi kullanırım."
Doğrusu

Notun sahibi yazar olabilir. Ama notta başkaları geçiyorsa, onların görünüşü ve sözü yine onlara aittir. Emre'nin devir notundaki hemşire de bir gün filmi izleyebilir.

Yaygın yanlış"Döküm bir kez yapılır, sonra hep ondan çalışılır."
Doğrusu

Döküm kaydın bir okumasıdır. Kurgunun her önemli aşamasında şüpheli satırlar yeniden kayda götürülür. Esas olan her zaman kayıttır, döküm ona hizmet eder.

Yaygın yanlış"Sorular dökümden çıkarılabilir, filmde zaten duyulmayacak."
Doğrusu

Soru silinince cevap yalnız kalır ve başka bir soruya verilmiş gibi okunabilir. "Evet" diyen birinin neye evet dediği ancak soruyla bilinir.

Yaygın yanlış"Etiketleri kurgucu koyar, yazarı ilgilendirmez."
Doğrusu

Etiket, malzemenin hangi sorulara bölüneceğini belirler. Bu bir yazım kararıdır. Emre'nin "ceket" etiketi, bir kurgucunun bile göremeyeceği bir eğilimi ele verdi.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Belgeselde kurgu, var olan sözlerle yapılan bir yazım işidir.
  • Röportaj dökümü konuşmayı sorusu, duraksaması ve boşluklarıyla birlikte yazar.
  • Her satır kaydın neresinden geldiğini taşır; adresi olmayan söz kayda geri götürülemez.
  • Tema etiketi parçanın içinden gelir, kurmacanın kelimelerinden değil.
  • Seçilen alıntı anlamını koruyacak kadar geniş işaretlenir.
  • Kâğıt kurgusu sesi ve görüntüyü kaynağıyla birlikte sıraya dizer ve geçicidir.
  • Arşiv bağlantısı aynı ana mı, yalnız konuya mı ait, kâğıtta yazılır.
  • Anlatıcı boşluğu önce adıyla işaretlenir, sonra doldurulur ya da bırakılır.
  • Doğruluk kontrolü her satırı kulaklıkla kayda geri götürür.
  • İki ayrı anın parçalarından kurulan cümle, kelimeleri konuşmacının olsa da onun cümlesi değildir.
  • Malzeme henüz yoksa yöntem kendi notlarınla ya da açıkça uydurma bir örnekle denenir.

Sonraki derse köprü

Selim'in makası bu kez uydurma bir fırıncının sözünde durdu ve iki yarım cümleyi birleştirmedi. Çekim başladığında makasın ucunda gerçek bir refakatçinin sesi olacak. Sözü kısaltmak ile onu bağlamından koparmak arasındaki çizgiyi kim çizecek? Kurgu masasındaki Selim mi, yoksa kendi bölümünü izleyen refakatçi mi? Uykusuz bir gecede söylenmiş bir cümle, sabah yeniden sorulmadan filme girebilir mi? Sonraki ders belgesel etiğini ele alıyor: makası tutanın gücüyle konuşanın savunmasızlığı arasındaki dengeyi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masada soldan sağa dizili kâğıt şeritler; bir el ortadakini çeviriyor, arkası boş.
  • Röportaj dökümü — bir ses dalgası yazıya dönüşüyor; duraksamaların yerinde küçük parantezler beliriyor.
  • Zaman kodu — her paragrafın başında küçük bir adres etiketi yanıp sönüyor, bir ok kayıttaki yeri gösteriyor.
  • Tema etiketi — kenarda kurşun kalemle yazılmış kelimeler; "ceket" yazan etiket siliniyor.
  • Seçilen alıntı — yeşil kalem bir cümleyi işaretliyor, sonra işaret sağa doğru uzuyor.
  • Kâğıt kurgusu — ikiye bölünmüş sayfa: solda ses, sağda görüntü; en üstte büyük harfle "GEÇİCİ".
  • Arşiv bağlantısı — bir fotoğraf bir satıra iple bağlanıyor; ipin üstünde "aynı an" ya da "aynı konu" yazıyor.
  • Anlatıcı boşluğu — köşeli parantez içinde boş bir satır.
  • Doğruluk kontrolü — kulaklık; dökümdeki cümlenin sonuna küçük bir kelime geri ekleniyor.

Ritim

Ders makasın kâğıdı kesme sesiyle açılsın. Doğruluk kontrolü bölümünde kısa bir kulaklık uğultusu duyulsun. Kapanışta sayfaların üst üste konma sesi, müzik yok.