İçeriğe geç

Ders 103.3

İlk yeniden okuma

Senaryo Akademisi — Bölüm VIII, Modül 103

3.293 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • İlk yeniden okuma bir taslağın bütün akışını ilk kez ölçer.
  • Kesintisiz okuma tek oturuşta, geri dönmeden ve düzeltmeden yapılır.
  • Okurun geri dönmek istediği yer, seyircinin kaçıracağı yerdir.
  • Kenar kodu deneyimi kaydeder, çözüm önermez.
  • Sıkılma noktası dikkatin gittiği yeri gösterir; nedeni çoğu zaman daha geridedir.
  • Merak noktası korunacak yeri gösterir.
  • Karışıklık işareti istenmeyen bulanıklığa konur, filmin bilerek sorduğu soruya değil.
  • Bağ kopması okurun bir kişinin yerinden bakmayı bıraktığı ânı kaydeder.
  • Kapanış hissi hemen ve tek cümleyle yazılır.
  • Hafızadan yazılmış liste okumanın sonunda açılır, okurken değil.
  • Okumanın eklediği, doğruladığı ve hiç hissetmediği sorunlar ayrı ayrı kaydedilir.
  • İşaretsiz kalan sahne de bir kayıttır.
  • Kararlar okumanın sonrasına kalır; işaret onları bekletir.

Açılış sahnesi

Dokuzuncu haftanın pazartesisi, sabah sekiz. Burcu mutfak masasında, önünde yüzü çevrilmiş deste. Telefon öbür odada, kapı kapalı. Elinde ince uçlu bir kurşun kalem.

İlk sayfayı çeviriyor. Yağhane kapısı, gece, yeni asma kilit. Nüzhet kulağını kapıya dayıyor. Burcu okumaya devam ediyor.

Bir süre sonra başını kaldırıp ocağın üstündeki saate bakıyor. Yirmi dakika geçmiş. Hâlâ ikinci sayfada.

Kenara bakıyor. Kilidin tarifinin yanına küçük harflerle yeni bir cümle yazmış: «Kilit yeni. Kapıdaki tek parlak şey.» Altına bir tane daha. Üçüncüsünün üstünü çizip yeniden yazmış. Sayfanın sağ kenarı, sahnenin ikinci bir taslağına dönmüş. Nüzhet hâlâ kapının önünde bekliyor. Burcu ise iki sayfadır onun yanına dönmedi.

Kendi kalemini tanıyor. Bu yazarın eli. Okurun eli değil.

Cümleleri silmiyor. Ama kurşun kalemi masanın öbür ucuna bırakıyor. Çekmeceden kalın uçlu, siyah bir keçeli kalem çıkarıyor. Ucuyla kenara bir harf çiziyor. Harf, kenarın yarısını kaplıyor. Bu kalemle cümle yazılmaz.

Saatin yanına bir not iliştiriyor: «Durma. Geri dönme. Yalnız işaret.» Sonra destenin başına dönmüyor. Üçüncü sayfayı çeviriyor.

İlk yeniden okumada kalem sayfayı düzeltmez; okurken ne yaşandığını yerinde işaretler.

Bu derste ne olacak

Burcu'nun pazartesi sabahını başından sonuna izleyeceğiz. Sabah sekizden öğleden sonraya kadar tek bir masada kalacağız. Bir taslağın neden bir oturuşta okunduğunu, okurken neden geri dönülmediğini konuşacağız. Kenara düşülen işaretlerin küçük bir dilini kuracağız. Dikkatin kaydığı yerle sayfanın kendiliğinden çevrildiği yeri ayıracağız. Okurun kaybolduğu yeri, kişiden koptuğu yeri, tonun kaydığı yeri ayrı ayrı göreceğiz. Son sayfa kapandığında kalan duyguyu tek cümleyle yazacağız. Okuma bittikten sonra işaretlerin hafızadan yazılmış listeyle nasıl karşılaştırıldığına bakacağız. Bu sabah hiçbir şeyin düzeltilmediğini de göreceğiz. Filmler bir otoyoldan, bir şatonun koridorundan, bir restoran masasından, bir kilise merdiveninden ve yağmurlu bir sirk kampından gelecek.

Sıfır noktası

İlk yeniden okuma, yazarın bitmiş taslağını baştan sona ilk kez okumasıdır. Basit görünür. Yazar bu sayfaları haftalarca yazdı. Okumak onun için kolay olmalı.

Kolay değildir. Yazar taslağı hiçbir zaman bir okurun okuyacağı gibi görmedi. Her sahneyi ayrı bir sabah yazdı. Bir sahneyi yazarken bir önceki sahne aklındaydı. Bütünün akışını ise hiç yaşamadı. Yüz sayfayı aşan bir taslağın tek bir günde nasıl aktığını bilmiyor.

İlk yeniden okumanın işi bu akışı ölçmektir. Sorulan şey sahnelerin kalitesi değil. Soru şu: «Bu taslağı okurken bana ne oldu?» Nerede sıkıldım? Nerede sayfayı acele çevirdim? Nerede kim olduğunu kaçırdım? Nerede bir şey içimi kıpırdattı? Bu soruların cevabı bir okurun deneyimidir. Deneyim de yalnız okurken yazılabilir.

Burada yazarı bekleyen bir tuzak var. Taslağı açtığı anda eli düzeltmeye gider. Bir replik kısalır, bir tarif sıkılaşır. Her düzeltme okumayı durdurur. Duran okuma artık akışı ölçmez. Bir sahneyi ölçer, sonra bir sonrakini. Akış, tam da bu duraklarda kaybolur.

İkinci bir tuzak daha var. Yazar okurken nedeni arar. Bir yerde sıkılır ve hemen neden sıkıldığını düşünmeye başlar. Neden çoğu zaman o sayfada değil, birkaç sayfa geridedir. Ama yazar onu bulmak için geri dönerse akış yine kırılır. Sıkıntının yeri ile nedeni ayrı işlerdir. Yeri okurken, nedeni okumadan sonra bulunur.

Üçüncü tuzak listedir. Yazar taslağı bitirirken aklında kalan sorunları bir yere yazmıştır. Okurken o liste yanında açıksa göz onu doğrulamaya çalışır. Listedeki sorunu bulur, işaretler ve rahatlar. Listede olmayan sorun ise görünmez kalır. Okuma bir sınava, yazar da kendi notlarının denetçisine dönüşür.

Bu yüzden ilk yeniden okumanın kuralı dardır: tek oturuş, geri dönüş yok, düzeltme yok. Kalem yalnız işaret koyar. Liste okumanın sonuna kadar kapalı durur. Bütün kararlar okumanın sonrasına kalır. Burcu'nun perşembe başlayacak yapı turu bu işaretlerin üstüne kurulacak.

Bu dar kural bir kayıp gibi görünebilir. Okurken gördüğü bir yanlışı yazar orada bırakıyor. Ama yanlış kaybolmuyor, işaretli duruyor. Kaybolabilecek tek şey okurun deneyimi. O deneyim bir kez yaşanır. İkinci okumada yazar artık nerede sıkılacağını bilir.

Mekanizma

Tek oturuş

Burcu'nun önündeki taslak altmış iki sahne. İki sahnenin yerinde yalnız bir işaret var. Son sayfada geçici bir son, altında SON.

Seyirci salonda geri saramaz. Bir sahneyi kaçırırsa kaçırmıştır. Burcu bu koşulu kendine de uyguluyor. Gençlik hattının ilk sahnesine geliyor. Yağhanenin tozunda dolaşan kızın Nüzhet olduğunu sayfadan çıkaramıyor. Eli bir önceki sayfaya gitmek istiyor. Gitmiyor. Seyirci de gidemeyecek. Karışıklığı tam o sayfada işaretliyor ve devam ediyor.

Yıkım sabahının boş sahnesine geliyor. Sayfada yalnız başlık, iş satırı ve neden boş kaldığı yazılı. Burcu satırı okuyor, sahneyi kafasında yazmaya kalkmıyor. Sayfayı çeviriyor. Öğleye doğru bir bardak su için kalkıyor, o kadar.

Kenarın dili

Kalın uç cümleyi engelliyor. Ama bir çizginin ne anlama geldiğini kendiliğinden söylemiyor. Öğleden sonra kenarda bir çizgi gören Burcu, sabah onu neden çektiğini hatırlamayabilir.

Burcu kodu destenin ilk sayfasının arkasına yazmış. Dalgalı çizgi: dikkatim kaydı. Ok: sayfayı acele çevirdim. Soru işareti: kim, nerede, ne zaman bilmiyorum. Dolu nokta: içimde bir şey kıpırdadı. Kesik çizgi: kişiden koptum. Büyük T: ton kaydı.

İşaretin yanına en fazla tek kelime. «Uzun», «yine», «kim?» gibi. Cümle gelirse kalem durur ve cümle okumanın sonuna kalır.

Dikkatin kaydığı yer

Taslağın ortasında, bugün hattında, Ceren büyükannesinin evini topluyor. Kutular, gazete kâğıdı, bir sandık. Burcu üçüncü kutu sahnesinde sayfanın dibine baktığını fark ediyor.

Kenara dalgalı bir çizgi çekiyor. Yanına tek kelime: «yine». Neden sıkıldığını düşünmüyor. Belki üç kutu sahnesi aynı şeyi söylüyor. Belki sorun daha önceki bir sahnede, Ceren'in neyi götürmek istediği hiç belirginleşmediği için. Bunu perşembe bulacak. Şimdi yalnız dikkatin nerede gittiğini biliyor.

Sayfanın kendiliğinden döndüğü yer

Tavla oynayan yaşlıların yanında küçük Hümeyra Ceren'e dönüyor: «Okunmaz. Gidenin adı okunmaz.» Burcu bu sayfayı neredeyse okumadan çeviriyor. Sonraki sayfayı da.

Kenara bir ok çiziyor. Bir ok da yıkım sabahının boş sahnesine konuyor. Okumanın en güçlü çekişini, yazılmamış bir sahne yaratmış. Okur o sahneyi istiyor, Burcu ise hâlâ yazamıyor. İkisi yan yana durunca boşluğun ne kadar acil olduğu görünüyor. Merak noktaları yeniden yazımda korunacak yerleri gösterir. Taslağın neyi iyi yaptığını, sorunlar kadar açık söylerler.

Okurun kaybolduğu yer

Gençlik hattında bir hasat gecesi. Sahnede değirmen taşının sesi yok. Burcu bir an hangi zamanda olduğunu bilemiyor. Bugün hattında taş durur ve susar. Gençlikte taş döner ve uğuldar. Bu sahnede taş susuyor.

Bir soru işareti koyuyor. Raşit'in yağhaneden çıkıp nereye yürüdüğünü soran sayfaya ise soru işareti koymuyor, bir ok çiziyor. O soru filmin kendisi. Okurun onu merak etmesi isteniyor. Karışıklık işareti yalnız istenmeyen bulanıklığa konur. Okur filmin sorusunu soruyorsa işaret ok olur, soru işareti değil.

Kişiden kopmak

Ceren üçüncü kez soruyor. Sekidekiler havadan sudan konuşmaya başlıyor. İçlerinden biri çayını bırakıp uzaklaşıyor. Burcu bu kez Ceren'in yanında değil. Uzaklaşan adamın yanında.

Kenara kesik bir çizgi. Yanına «ısrar». Ceren'in isteği yazılmış ama okur ona eşlik etmiyor. Defterdeki «Ceren soruyor. Nereye kadar?» satırı hafızadan yazılmıştı. Şimdi sayfada bir yeri var.

Duygu ve ton

Tebeşir sahnesine geliyor. Taşın başında Nüzhet, yanında fenerle Mükerrem. Burcu bu sahneyi haftalarca merak etmişti. Okuyor ve hiçbir şey olmuyor. Sahne düzgün, ama sıcak değil. Kenara bir şey koymuyor. İşaretsiz kalan yer de bir kayıttır.

Birkaç sayfa sonra Zekai çuvalları tebeşirle işaretliyor. Kısa bir sahne, yarım sayfa. Burcu'nun boğazı düğümleniyor. Dolu bir nokta koyuyor. Duygu beklenen yerde değil, kenardaki bir sahnede çıktı. Nokta bunu kaydediyor, nedenini değil.

Jandarmanın «kaçtı» dediği sahnede ise başka bir şey oluyor. Sayfa bir anda polis dizisine dönüyor. Burcu kenara büyük bir T yazıyor.

Son sayfa

Öğleden sonra üçe doğru son sayfaya varıyor. Moloz, düzlenmiş toprak, elinde mektupla Ceren, rüzgârın kaldırdığı ince toz. Köşeli parantezde: NÜZHET NEREDE?

Burcu desteyi kapatıyor. Elini üstünde tutuyor. Sonra son sayfanın arkasına yazıyor: «Toz güzel. Nüzhet'i yolda kaybettim.»

Bu cümle bir karar değil. Sonun neden böyle hissettirdiğini söylemiyor. Ama perşembe sabahı geçici sonu tartarken masada duracak. Sonra Burcu kalkıyor, pencereyi açıyor. Desteyi açmadan film sorunları sayfasını önüne çekiyor.

Okumadan sonra

Film sorunları sayfası on bir satırlık. Yanında defterdeki perşembe listesi. Burcu işaretleri sayfa sırasıyla tek bir kâğıda döküyor, sonra iki listeyle yan yana tutuyor.

Bir kısmı örtüşüyor. Kilidin uzun tarifi listede vardı, okumada da kalem ilk sayfada takıldı. «Kim bu kız?» satırı gençlik hattının ilk sahnesinde bir soru işaretine dönüştü. Ceren'in ısrarı listedeydi, okumada bir kesik çizgi aldı.

Bir kısmı yalnız okumada çıkıyor. Sessiz taşın karışıklığı listede yoktu. Jandarma sahnesinin tonu da. Zekai'nin çuvallarındaki nokta hiç beklenmedikti.

Listedeki bir satır ise okumada hiç hissedilmedi. Selahattin'in bir sahnede başka adla geçmesi listedeydi. Burcu bu sabah onu fark etmedi bile. Demek ki o hata yüzeyde duruyor, okurun akışına dokunmuyor.

Burcu üç sütunun hiçbirine çözüm yazmıyor. Kâğıdı desteyle birlikte klasöre koyuyor. Bugünlük iş bitti.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Kodu okumadan önce yaz. İşaretlerin anlamını destenin ilk sayfasına yaz. Okurken yeni işaret icat edersen, okumanın sonunda ne anlama geldiğini hatırlamazsın.

Kodu küçük tut. Altı işaret bir sabaha yeter. On işareti olan kod, okuru her sayfada bir sınıflandırma sorusuna sokar.

Kalemi elinden al. Cümle yazabilen kalem cümle yazdırır. Kalın uçlu bir kalem, kenarı yalnız işarete ayırır.

Hiç işaret koymadığın yerleri de oku. Okuma bitince işaretsiz geçen sahnelere bak. Kimi akıp gitmiştir, kimi hiçbir şey hissettirmemiştir. Kenarda ikisi aynı boşluk gibi görünür.

Beklediğin duyguyu önceden yazma. «Burada ağlayacağım» diye okumaya oturan yazar, ağlamadığında kendini suçlar. Duygu nerede çıktıysa noktayı oraya koy.

Merak işaretlerini koru. Ok koyduğun sahneler revizyonda en az dokunulacak yerlerdir. Onların yanına küçük bir not düş: bunu bozma.

Karışıklığı seyircinin koşuluyla ölç. Geri dönüp bakman gereken her yer, seyircinin kaçıracağı bir yerdir. Salonda kimse sayfayı geri çeviremez.

Bilerek açık bıraktığın soruyu ayrı tut. Filmin sorusu bir karışıklık değildir. Onu soru işaretiyle değil, okla işaretle.

Kapanış hissini kalkmadan yaz. Desteyi kapattığın an ilk cümleyi yaz. Kalkıp bir kahve yaptıktan sonra gelen cümle artık bir eleştiridir.

Okumayı film sorunları sayfasıyla karşılaştır, okurken değil. Liste yanında açıksa göz listedeki sorunları arar. Listede olmayanı ise görmez.

Okumanın saatini kaydet. Ne zaman başladın, nerede su içmeye kalktın, ne zaman bitirdin. Kalktığın sayfa çoğu zaman bir dalgalı çizginin yakınındadır.

İşaretleri sonra sayfa sayfa geçir. Okuma bitince bütün işaretleri tek bir kâğıda sahne sırasıyla dök. Aynı bölgede toplanan çizgiler, tek tek işaretlerin söyleyemediğini söyler.

Dalgalı çizgilerin arasındaki mesafeye bak. Çizgiler taslağın bir bölgesinde sıklaşıyorsa sorun tek tek sahnelerde değil, o bölgenin işindedir. Dağınık duran çizgiler ise çoğu zaman yerel sorunlardır.

Okları da çizgiler kadar ciddiye al. Yazar okumadan sonra yalnız sorunlara bakar. Oysa okların dizilişi filmin omurgasını gösterir. Okların seyreldiği bölge, okurun bir soruyu beklemeyi bıraktığı yerdir.

Okuma gününü takvime yaz. «Biraz dinlenince okurum» diyen yazar okumayı haftalarca erteler. Günü ve saati önceden belirle. O sabah başka bir randevu koyma.

Ortada kalkarsan nereden kalktığını işaretle. Kalkmak zorunda kaldığın sayfaya küçük bir çarpı koy. Döndüğünde o sahnenin başından başla, ama bir önceki sahneyi yeniden okuma.

Kendini yazarlıkla suçlama, okurluğunu kaydet. Bir sahneyi utançla okuyorsan utancı işaretleme. Utanç yazarındır. Okurun yaşadığı ise sıkıntı, merak ya da kayıptır. Kenara yalnız onu koy.

Okumanın ertesi günü desteyi açma. İşaretler bir gün beklesin. Ertesi gün açılan deste çoğu zaman düzeltmeye başlatır. Kararların günü bellidir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Okurken gördüğün sorunu hemen düzeltmek zaman kazandırır."
Doğrusu

Her düzeltme okumayı durdurur. Duran okuma akışı ölçemez. Burcu'nun ikinci sayfadaki yirmi dakikası bunun ölçüsü.

Yaygın yanlış"Kenara ne kadar çok not düşersen o kadar iyi okumuşsundur."
Doğrusu

Uzun notlar okurken yazılan bir ikinci taslaktır. Kenar yalnız deneyimi kaydeder; cümle okumanın sonuna kalır.

Yaygın yanlış"Sıkıldığın sahne kötü sahnedir."
Doğrusu

Sıkılma noktası dikkatin gittiği yeri gösterir. Sorun çoğu zaman daha önceki bir sahnededir. The Brown Bunny'nin uzun yolu kısa sürümde de yerinde kaldı.

Yaygın yanlış"Kendi taslağında karışıklık olmaz, ne olduğunu bilirsin."
Doğrusu

Sen bilirsin, sayfa bilmeyebilir. Burcu genç kızın kim olduğunu biliyordu. Sayfa bunu söylemiyordu.

Yaygın yanlış"Her açık soru bir karışıklıktır."
Doğrusu

Filmin bilerek açık bıraktığı soru merakı besler. Gidiş gecesinin cevapsız yönü Burcu'nun kenarında bir soru işareti değil, bir ok aldı.

Yaygın yanlış"Okurken bir kişiden koptuysan o kişiyi sevimli yapmalısın."
Doğrusu

Bağ kopması sevimlilik ölçmez. Okur birinin yerinden bakmayı sürdürüyor mu, ona bakar. Julianne sevimsizleşti, ama seyirci bağını George'a taşıdı.

Yaygın yanlış"Son, doğru şeyi söylüyorsa doğru hissettirir."
Doğrusu

Aynı fikri söyleyen iki son farklı his bırakabilir. Death Becomes Her'ın iki sonu da ölümsüzlüğün kötü bir pazarlık olduğunu söylüyordu.

Yaygın yanlış"İlk okumada her şeyi görmek gerekir."
Doğrusu

İlk okuma akışı ölçer. Ad hataları, devamlılık, yazım sonraki okumalara kalır. Burcu Selahattin'in yanlış adını bu sabah fark etmedi bile.

Yaygın yanlış"Hafızadan yazılmış sorun listesi okumanın yerini tutar."
Doğrusu

Liste yazarın hatırladığıdır. Okuma ise okurun yaşadığıdır. Burcu'nun listesinde sessiz taş da jandarmanın tonu da yoktu.

Yaygın yanlış"Hiçbir şey hissetmediğin sahne sorunsuzdur."
Doğrusu

İşaretsiz kalan sahnenin bir kısmı akıp gitmiştir, bir kısmı ise hiçbir şey vermemiştir. Burcu'nun en çok merak ettiği tebeşir sahnesi işaretsiz kaldı. Bu bir övgü değildi.

Yaygın yanlış"İlk okumayı birkaç güne bölmek daha dikkatli bir okumadır."
Doğrusu

Bölünen okuma akışı da böler. Her yeni gün okur, bir önceki günün yorgunluğunu ve kararlarını yanında getirir.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • İlk yeniden okuma bir taslağın bütün akışını ilk kez ölçer.
  • Kesintisiz okuma tek oturuşta, geri dönmeden ve düzeltmeden yapılır.
  • Okurun geri dönmek istediği yer, seyircinin kaçıracağı yerdir.
  • Kenar kodu deneyimi kaydeder, çözüm önermez.
  • Sıkılma noktası dikkatin gittiği yeri gösterir; nedeni çoğu zaman daha geridedir.
  • Merak noktası korunacak yeri gösterir.
  • Karışıklık işareti istenmeyen bulanıklığa konur, filmin bilerek sorduğu soruya değil.
  • Bağ kopması okurun bir kişinin yerinden bakmayı bıraktığı ânı kaydeder.
  • Kapanış hissi hemen ve tek cümleyle yazılır.
  • Hafızadan yazılmış liste okumanın sonunda açılır, okurken değil.
  • Okumanın eklediği, doğruladığı ve hiç hissetmediği sorunlar ayrı ayrı kaydedilir.
  • İşaretsiz kalan sahne de bir kayıttır.
  • Kararlar okumanın sonrasına kalır; işaret onları bekletir.

Sonraki derse köprü

Burcu'nun destesi işaretlerle dolu: çizgiler, oklar, soru işaretleri, bir dolu nokta, bir büyük T. Yanında film sorunları sayfası ve hafızadan yazılmış perşembe listesi. Bütün bunların aynı anda masaya yayılması bir kalabalık. Perşembe sabahı tek bir tur başlıyor. Gençlik hattındaki soru işaretiyle jandarma sahnesindeki T aynı ağırlıkta mı? Ceren'in isteği bulanıksa, onun sahnelerindeki repliklere dokunmanın anlamı var mı? Önce hangisi ele alınacak? Bunun cevabı bir sonraki derste: sorunları önem sırasına koymak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — kenarı küçük el yazısıyla dolmuş bir sayfa; ince bir kurşun kalem masanın öbür ucuna kayıyor, yerine kalın uçlu bir keçeli kalem geliyor.
  • Kesintisiz okuma — çevrilen sayfalar tek bir yönde akıyor; geri dönmek isteyen bir el havada duruyor.
  • Kenar kodu — altı işaret bir kartın üstünde tek tek beliriyor.
  • Sıkılma noktası — bir sayfanın ortasında göz satırlardan aşağı kayıyor, kenarda dalgalı bir çizgi çiziliyor.
  • Merak noktası — sayfalar hızlanıyor, kenarda bir ok.
  • Karışıklık işareti — değirmen taşı bir karede dönüyor, bir karede duruyor; ikisinin arasında bir soru işareti.
  • Bağ kopması — iki kişiyi bağlayan ince bir çizgi kopuyor, kenara kesik bir çizgi düşüyor.
  • Kapanış hissi — kapanmış bir destenin arka yüzünde tek bir el yazısı satırı.

Ritim

Sabah sahnesinde ocağın üstündeki saatin tik takı ve kâğıdın çevrilişi duyulur. Keçeli kalem kenara her değdiğinde kısa, kuru bir sürtünme. Merak noktalarında sayfa sesleri sıklaşır, sıkılma noktasında seyrekleşir. Karışıklık işaretinde değirmenin uğultusu bir an kesilir. Film kutularında alt planda uzak bir otoyol uğultusu. Ders bir pencerenin açılmasıyla ve dışarıdan gelen kuş sesiyle biter.