Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İlk taslağın amacı iyi olmak değil var olmaktır; hikâyeyi okura değil, önce yazara gösterir.
- Mükemmeliyetçilik yüksek standart değildir — bitirmeden düzeltmektir ve bitirmeyi engeller.
- İç eleştirmen susturulmaz, randevuya bağlanır; düzeltme aşamasında en değerli aracındır.
- Yazma kipi ile düzeltme kipi aynı anda çalışmaz; taslak sırasında yazdığını geri okuma.
- Takıldığın yerde yer tutucu koy, köşeli parantez notu bırak, ilerle; akış kaliteden önce gelir.
- Eksik araştırmayla ilerle; doğrusunu ikinci taslakta öğrenmek hem daha hızlı hem daha isabetlidir.
- Metnin ortasındaki "bu berbat bir fikirdi" anı fikrin değil, konumun işaretidir.
- Erteleme çoğu zaman belirsizliktir; sıradaki sahneyi tek cümleyle yazmak ertelemeyi çözer.
- Taslağı bitirdikten sonra metni en az iki hafta kapat; düzeltme kipi ancak mesafeyle açılır.
Açılış sahnesi
Gece yarısı eve geliyorsun. Elektrikler kesik.
Kapıdan içeri giriyorsun. Zifiri karanlık. Düğmenin nerede olduğunu tam hatırlamıyorsun — duvarın bir yerinde.
Ne yapıyorsun?
Elini duvara koyup yürüyorsun. Bir sandalyeye çarpıyorsun. Masanın köşesi dizine geliyor. Bir şeye takılıp neredeyse düşüyorsun. Sonra elin düğmeyi buluyor ve ışık yanıyor.
Karanlıkta yürümenin tek yolu, karanlıkta yürümektir.
Şimdi dikkat et. Bu yürüyüş sırasında kimse kendine şunu sormuyor: bu ne kadar zarif görünüyor? Kimse çarptığı sandalye için utanmıyor. Çünkü herkes biliyor ki bu yürüyüş seyredilmek için değil, ışığa varmak için.
İlk taslak tam olarak budur. Karanlıkta yürümektir.
Ve senaryo yazmayı bırakan insanların çoğu, karanlık odanın kapısında durup içerinin ne kadar karanlık olduğuna bakarak bırakır. Ya da iki adım atıp sandalyeye çarpınca "ben bu işi beceremiyorum" diye geri çıkar.
Bu derste odaya nasıl girileceğini, karanlıkta nasıl yürüneceğini ve düğmeye varmadan ışığı yakmaya çalışmanın neden imkânsız olduğunu konuşacağız.
Bir de benzetmenin kırıldığı yeri baştan söyleyeyim, çünkü işine yarayacak. Gerçek odada duvarlar sen gelmeden önce vardır; senaryoda duvarlar sen yürüdükçe oluşur. Yani karanlıkta çarptığın sandalyeyi oraya yine sen koydun. Bu, işi zorlaştırmaz — tersine, çarptığın her şeyin bir işe yaradığı anlamına gelir.
Bu derste ne olacak
Önce ilk taslağın gerçek amacını netleştireceğiz — ki bu amaç, çoğu kişinin sandığı şey değil. Sonra üç düşmanı tanıyacağız: mükemmeliyetçilik, iç eleştirmen ve boş sayfa. Ardından ertelemenin gerçek sebebine gireceğiz; sebep tembellik değildir ve bunu bilmek çözümü değiştirir. Sonra en pratik kısım gelecek: yazarken takıldığın yerde ne yapacağın — yer tutucular, köşeli parantez notları, eksik araştırmayla ilerleme. Boyunca tek bir ayrım dönecek: üretmekle yargılamak iki ayrı iştir ve aynı saatte yapılamaz. On dokuz filmden örneklerle gideceğiz. Ders bittiğinde bir taslağı sonuna kadar götürmenin yöntemi, iki pratik aracın ve dört alıştırman olacak.
Sıfır noktası
Şu cümleyi bir yere yaz, çünkü bu dersin tamamı bunun üstüne kurulu:
İlk taslağın amacı iyi olmak değildir. Var olmaktır.
Bu kulağa teselli gibi geliyor. Değil. Teknik bir zorunluluk.
Neden düşünerek olmuyor? Çünkü hikâye, ancak somut cümlelere döküldüğünde direnç gösterir. Kafanda her şey işler. Sayfada karakterin o repliği söylemeyeceğini görürsün — ve bu bilgiyi başka hiçbir yerden alamazsın.
Şimdi işin en zor kısmı. Bunu kabul etmek, kabul ettiğini sanmaktan farklıdır.
Herkes "ilk taslak kötü olur" cümlesini duymuştur. Ama masaya oturduğunda aynı kişi, yazdığı ilk paragrafı okur ve o paragrafın kötü olmasından rahatsız olur. Bilgi zihinde durur, davranışa geçmez.
Bir de şu var. İlk taslağı kötü yazmak bir izin değil, bir hızdır. İyi yazmaya çalışan insan sayfada saatte iki yüz kelime ilerler; keşif kipinde yazan insan sekiz yüz. Aradaki fark, altı ayla bir buçuk yıl arasındaki farktır.
Ve hız burada estetik bir tercih değil, yapısal bir gerekliliktir. Bir senaryoyu yavaş yazarsan başındaki sen ile sonundaki sen aynı kişi olmaz; altı ay boyunca fikrin değişir, ilgin kayar, karakterin sesini unutursun. Hızlı yazılmış kötü taslak en azından tek bir zihnin ürünüdür ve tutarlıdır.
Son olarak şunu kabul et: ilk taslağın ne kadarının kalacağını kimse baştan bilemez. Bazı yazarlarda yarısı kalır, bazılarında bir sahne. Bu oran, taslağın değerini ölçmez — çünkü atılan kısım da yolu göstermiş olur.
Mekanizma
Üç düşman ve bir ayrım. Sırayla.
Birinci düşman: mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçilik yüksek standart değildir. Yüksek standardı olan insan bitirir, sonra düzeltir. Mükemmeliyetçi ise bitirmeden düzeltir ve bu yüzden hiç bitiremez.
Belirtisi çok nettir: ilk on sayfayı yirmi kez yazmış ama on birinci sayfaya hiç geçmemiş olmak. Bu insan çok çalışmıştır. Ama tek bir şeyi öğrenmemiştir — hikâyesinin nasıl bittiğini.
Aynı on sayfayı yirmi kez yazmak, iki yüz sayfa yazmak değildir.
Sebebi de dürüstçe söylenmeli: ilk on sayfayı cilalamak güvenlidir. O sayfalar tanıdıktır, orada başarısız olma riski yoktur. On birinci sayfa ise karanlıktır.
İkinci düşman: iç eleştirmen
Şunu net söyleyeyim: iç eleştirmeni susturmaya çalışma. Susmaz ve susturmaya harcadığın enerji yazıdan düşer.
Yapılacak şey onu randevuya bağlamaktır. Şimdi konuşmuyorsun, üç ay sonra düzeltme aşamasında konuşuyoruz. O aşamada gerçekten çok işime yarayacaksın.
Çünkü ilginç olan şu: iç eleştirmen düzeltme aşamasında yazarın en değerli aracıdır. Yanlış olan sesin kendisi değil, sesin taslak sırasında konuşmasıdır.
Üçüncü düşman: boş sayfa
Boş sayfa korkusu, aslında sayfayla ilgili değildir. İlk cümlenin doğru cümle olması gerektiği inancıyla ilgilidir.
Çözüm basittir ve biraz aptalca gelir: ilk cümleyi kasten kötü yaz. Kendi kendine "şimdi berbat bir açılış yazacağım" de ve yaz. Boş sayfa, üstünde tek satır olduğu anda boş sayfa olmaktan çıkar; geriye kalan iş düzeltmektir ve düzeltmek yazmaktan çok daha kolaydır.
Bir yöntem daha: sahneyi baştan başlatma. Ortasından başla. Karakterler zaten tartışıyor olsun. Nasıl geldiklerini sonra yazarsın.
Üçüncü bir yöntem, en az bilineni: sayfayı boş bırakma, konuşarak doldur. Sahnede ne olduğunu sesli anlat ve anlattığını yaz. Konuşurken kimse mükemmel cümle kurmaya çalışmaz; boş sayfa korkusu yazılı dile özgüdür ve konuşma diline geçince kaybolur.
Dördüncü düşman: erteleme
Ertelemeyi ayrı bir başlığa koyuyorum çünkü diğer üçüyle karıştırılıyor ve kaynağı bambaşka.
Erteleme çoğunlukla tembellik değildir. Belirsizliktir. Zihin, sonucunu göremediği işe girmekte zorlanır; sıradaki sahnede ne olacağını bilmiyorsan masaya oturmak fiziksel olarak zorlaşır.
Bunun testi kolaydır. Ertelediğin gün kendine tek soru sor: sıradaki sahnede tam olarak ne oluyor? Cevabı tek cümleyle veremiyorsan sorun disiplin değildir. Otur ve o tek cümleyi yaz; çoğu zaman erteleme o cümleyle çözülür.
İkinci bir kaynak daha var ve daha az konuşulur: erteleme bazen doğru bir sinyaldir. Bir sahneyi haftalardır yazamıyorsan belki o sahne metne ait değildir. Ayırt etme ölçütü şudur — sahneyi atladığında hikâye bozuluyor mu? Bozulmuyorsa erteleme sana bir şey söylüyordu.
Ve asıl ayrım: iki kip
Bu ayrım bu dersteki en uygulanabilir bilgidir. Somut hâli şu: taslak yazarken yazdığını geri okuma. Dünkü sayfayı açıp okumak, kaçınılmaz olarak düzeltmeye döner ve o gün hiç yeni sayfa üretmezsin.
Peki nereden devam edeceğini nasıl hatırlarsın? Geçen ders konuştuğumuz gibi cümlenin ortasında bıraktıysan sorun yok. Bir de her oturumun sonunda kendine tek satırlık not bırak: "yarın şuradan devam".
Bu ayrımın bir de takvim tarafı vardır. Taslağı bitirdikten sonra metni en az iki hafta kapat. Açmadan, okumadan, düşünmeden. Bu bekleme, düzeltme kipine geçebilmen için gereken mesafeyi üretir; sıcak metni düzeltmeye çalışan yazar kendi hatalarını göremez, çünkü sayfada yazanı değil kafasındakini okur.
Filmlerden okuma
Şimdi bu psikolojinin sinemadaki karşılıklarına bakalım — çünkü film karakterleri de aynı odalarda yürüyor.
Şimdi mükemmeliyetçiliğe.
Şimdi iç eleştirmen ve karşılaştırma.
Ve bitirmenin kendisi.
Usta katmanı
Şimdi taslak sırasında takıldığın yerde ne yapacağın. Bu bölüm en pratik olanıdır.
Buradaki ilke şu: akış, kaliteden önce gelir. Bir sahnede takılıp üç gün kaybetmek, o sahneyi kabaca yazıp ilerlemekten her zaman kötüdür — çünkü çoğu zaman o sahnenin çözümü, otuz sayfa sonra yazacağın bir şeyde saklıdır. Henüz oraya varmadığın için çözemiyorsun.
Bu iki araç birlikte kullanılır. Yer tutucu ilerlemeni sağlar, parantez notu ise ilerlerken neyi borçlandığını kaydeder. Borcunu kaydetmezsen ikinci taslakta ne yapacağını bilemezsin.
Eksik araştırmayla nasıl ilerlenir? Şöyle: bilmediğin şeyi olması gerektiğini düşündüğün gibi yaz, parantez notu bırak, devam et. Bir mahkeme sahnesi yazıyorsun ve usulü bilmiyorsun. Bilmiyormuş gibi yaz. Doğrusunu ikinci taslakta öğrenirsin ve o zaman öğrenmen çok daha hızlı olur, çünkü artık tam olarak neyi sorman gerektiğini bilirsin.
Bir usta gözlemi daha: taslağı bitirmek, bir sonraki taslağı bitirmeyi öğretir. İlk senaryosunu bitiren yazarla, üç senaryosunu yarıda bırakmış yazar arasındaki fark yetenek değildir. Birincisi bir metnin ortasındaki çöküşün geçici olduğunu bilir, ikincisi bilmez. Bu bilgi sadece bitirerek edinilir ve hiçbir kitaptan alınmaz.
Bir usta alışkanlığı daha: taslak boyunca ayrı bir atık dosyası tut. Sildiğin hiçbir şeyi gerçekten silme, oraya taşı. Bunun teknik bir faydası vardır — silmek zorlaşırsa kesme kararı geciker, ama silinen geri alınabilirse kesmek kolaylaşır. Yazarlar iyi cümlelerini kaybetme korkusuyla kötü sahneleri taşır; atık dosyası bu korkuyu ortadan kaldırır.
Son olarak, kimsenin söylemediği bir şey: ilk taslağın kötü olması gerekmez, ama kötü olması serbesttir. Bazen iyi çıkar; o zaman da sevin ve devam et. Buradaki kural "kötü yaz" değil, "kalitesine bakmadan yaz"dır. İkisi aynı şey değildir ve karıştıranlar bilerek kötü yazmaya çalışıp kendilerini yorar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirincisi: ilk taslağı kimseye göstermek.
Taslak yarım bir odadır ve yarım odaya davet edilen insan mobilyaları eleştirir. Geri bildirim aşaması ayrıdır ve sıradaki derste konuşacağız.
Yaygın yanlışİkincisi: taslağın ortasındaki çöküşü işaret sanmak.
Her metnin ortasında "bu berbat bir fikirdi" anı gelir. Bu an, fikrin kötü olduğunu değil, metnin ortasında olduğunu gösterir. Neredeyse istisnasız gelir ve neredeyse istisnasız yanıltır.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: ertelemeyi tembellik sanmak.
Erteleme çoğu zaman belirsizlikten doğar — sıradaki sahnede ne olacağını bilmiyorsundur ve zihin bilmediği işe girmez. Çözüm disiplin değil, netliktir: sıradaki sahneyi tek cümleyle yaz, erteleme çözülür.
Yaygın yanlışDördüncüsü: yeniden yazmayı ilerleme sanmak.
Aynı sahneyi beşinci kez yazan insan çalışıyordur ama ilerlemiyordur. Ölçüt sayfa sayısıdır; taslak aşamasında tek geçerli ölçüt budur.
Yaygın yanlışBeşincisi: taslağı bir yerde kesip "sonra dönerim" demek.
Dönülmez. Bırakılan metin soğur ve soğuyan metne dönmek, yeni bir metne başlamaktan daha zordur — çünkü hem eski hâlini çözmen hem de eski coşkunu bulman gerekir.
Yaygın yanlışAltıncısı: her sahneyi sırayla yazmak zorunda olduğunu sanmak.
Zorunda değilsin. Bugün canın hangi sahneyi çekiyorsa onu yaz; enerjinin olduğu yerden yazmak, olması gereken yerden yazmaktan daha çok sayfa üretir. Sıralama düzeltme aşamasının işidir ve orada zaten baştan kurulur.
Yaygın yanlışYedincisi: taslak süresince başka bir fikrin daha parlak görünmesine kanmak.
Yeni fikir her zaman daha parlaktır, çünkü henüz yazılmamıştır ve hiçbir kusuru görünmemiştir. Not al, kapat, mevcut metne dön.
Yaygın yanlışSekizincisi: taslağın uzunluğunu baştan tutturmaya çalışmak.
İlk taslak uzun olur; normaldir. Kısaltma düzeltmenin işidir ve elinde fazlası varken kısaltmak, eksiği varken uzatmaktan çok daha kolaydır.
Yaygın yanlışDokuzuncusu, ve en incesi: "ilk taslak kötü olur" cümlesini kalitesiz çalışmanın gerekçesi yapmak.
Cümle, taslak sırasında yargılamayı ertelemeni söyler; özensiz olmanı değil. Düzeltilecek bir metin bırakmalısın, enkaz değil.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- İlk taslağın amacı iyi olmak değil var olmaktır; hikâyeyi okura değil, önce yazara gösterir.
- Mükemmeliyetçilik yüksek standart değildir — bitirmeden düzeltmektir ve bitirmeyi engeller.
- İç eleştirmen susturulmaz, randevuya bağlanır; düzeltme aşamasında en değerli aracındır.
- Yazma kipi ile düzeltme kipi aynı anda çalışmaz; taslak sırasında yazdığını geri okuma.
- Takıldığın yerde yer tutucu koy, köşeli parantez notu bırak, ilerle; akış kaliteden önce gelir.
- Eksik araştırmayla ilerle; doğrusunu ikinci taslakta öğrenmek hem daha hızlı hem daha isabetlidir.
- Metnin ortasındaki "bu berbat bir fikirdi" anı fikrin değil, konumun işaretidir.
- Erteleme çoğu zaman belirsizliktir; sıradaki sahneyi tek cümleyle yazmak ertelemeyi çözer.
- Taslağı bitirdikten sonra metni en az iki hafta kapat; düzeltme kipi ancak mesafeyle açılır.
Sonraki derse köprü
Taslağı bitirdin. Elinde iki yüz sayfa var ve iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyorsun — bilemezsin de, çünkü metnin içindesin. Sıradaki derste bu sorunu çözen tek şeye geleceğiz: başka bir göz. Geri bildirimi kimden isteyeceğini, nasıl soracağını ve gelen cevapla ne yapacağını konuşacağız. Ve en zor kısmıyla başlayacağız — konuşmakla değil, dinlemekle. Çünkü bu iş, kendi metnini savunmayı bıraktığın gün ilerlemeye başlar.