Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İlk taslak, her sahnesi yazıldığında ya da yeri işaretlendiğinde ve bir sonla kapandığında tamamdır.
- Tamlık eşiği kaliteyi değil eksiksizliği ölçer ve önceden yazılır.
- Eksik sahne işareti boş sahnenin başlığını, işini ve neden boş kaldığını söyler.
- Son sekansta görülen yapı kusuru listeye yazılır, taslak ona rağmen sona yürür.
- Geçici son taslağı kapatır, kararı bağlamaz; hikâyenin dayanağına da uyar.
- SON taslağın bittiğini söyler, filmin doğru bittiğini değil.
- Dondurulmuş sürüm bittiği saatte alınır, kopyalardan biri başka bir yerde durur.
- Tamamlama kaydı, metnin nerede bırakıldığını hem yazara hem başkasına söyler.
- Sıcak göz niyeti okur; ilk okuma bir randevuya bağlanır.
- Taslak bitince haber verilir, metin gösterilmez.
- Bitirmek durmaktan farklıdır: biten yazar eksikleri adlandırır, kopyalar ve kaydeder.
- Dinlenme arası kısalsa da dosya kapalı kalır; gelen fikir ayrı deftere yazılır.
Açılış sahnesi
Yedinci haftanın cuması. Burcu oturur oturmaz çantasından tek bir kart çıkarıp masaya bırakıyor. Üstünde alt alta üç satır var: «Son sekansta iki sahne boş. Son görüntü yok. İlk sekansta kırmızı noktalar.»
Emre kartı okuyup kaşlarını kaldırıyor. «Şeritte bu pazar bitiyordu.»
«Bitmeyecek,» diyor Burcu. «Dinlenme haftasında bitiririm. Hazır elim değmişken kırmızı noktalı sahneleri de düzeltirim. Ceren baştan beri adı arıyormuş gibi olur.»
Selim kartı parmağıyla kendine çekiyor. «Mektup ne zaman okunacak? Yıkımdan önce mi, sonra mı?»
«Bilmiyorum. Son o yüzden yok.»
«O zaman beklemesi doğru,» diyor Emre. «Karar vermeden altına SON yazılmaz.»
Selim başını sallamıyor. «Kurgu odasında ilk kurgunun bir planı eksikse araya siyah bir kart koyarız. Kartın üstüne oraya ne geleceğini yazarız. Film yine baştan sona oynar. Kimse siyah kart yüzünden ilk kurguyu bekletmez.»
Nermin Hanım kartı alıp ters çeviriyor. Arka yüzü boş. «Sana tek bir soru soracağım. Bu taslağa bitti diyebilmen için sayfada ne olmalı? Doğru son demiyorum. Bir son.»
Burcu cevap vermiyor. Kalemini alıp kartın boş yüzüne yazmaya başlıyor.
İlk taslak, her sahnesi yazıldığında ya da yeri işaretlendiğinde ve son sayfasına bir son konduğunda tamamdır; o sonun doğru olması gerekmez.
Bu derste ne olacak
Kartın arka yüzüne Burcu'nun ne yazdığını okuyacağız: bir taslağın bitmiş sayılması için gereken ölçüyü. Yazılamayan iki sahnenin yerine nasıl birer işaret konduğunu göreceğiz. Bir yapı kusurunu düzeltmeden sona yürümenin neden işe yaradığını tartacağız. Sonra kararı verilmemiş bir son için geçici bir sayfa yazılacak ve altına SON düşülecek. Biten dosyanın nereye kopyalandığını, aynı gün hangi sayfanın yazıldığını izleyeceğiz. Son olarak bitişin ilk saatlerinde yazarın gözüne neden güvenilmediğini konuşacağız. Kısalan bir dinlenme arasının nasıl korunduğunu da izleyeceğiz. Filmler bir sfenks alayından, New York'ta bir otobüsten, bir koleksiyoncunun camekânından, yakın gelecekteki bir Los Angeles'tan ve çamurlu bir gezegenden gelecek.
Sıfır noktası
İlk tam taslak, hikâyenin ilk satırdan SON kelimesine kadar aralıksız yazılmış ilk hâlidir. Tanım basit. Ama tanımın son kelimesi, yazarların en çok takıldığı yerdir. Taslakların büyük bir kısmı başta değil sonda ölür.
Bunun bir nedeni var. Bir taslağın açık soruları yol boyunca birikir. Yazar her soruyu bir sonraki sahneye devreder. Son sekansa geldiğinde devredecek sahne kalmaz. Bütün sorular aynı sayfaya yığılır. O sayfa ağırlaşır ve yazar onu yazmaya oturamaz.
İkinci neden bir ayartma. Son yaklaştıkça yazar baştaki sayfaları daha iyi görür. Kusurlar artık gözüne batar. Sona varmadan önce onları düzeltmek ister. Bu istek akıllıca görünür, çünkü sonu da kusursuz bir zemine kurmak ister. Oysa baştaki düzeltme sonu bir kez daha uzaklaştırır.
Üçüncü neden bir korku. Bitmiş taslak artık bir nesnedir. Okunabilir, yargılanabilir. Bitmemiş taslak ise hâlâ bir ihtimaldir. Yazar bazen bitirmeyerek o ihtimali korur. Taslak masada durduğu sürece iyi bir film olabilir.
Bitirmek bu üç nedene karşı ayrı bir beceri ister. Yazmaktan farklıdır. Yazmak her sabah bir sahne üretmektir. Bitirmek ise bütün eksiklerin bir yere yazılıp taslağın kapatılmasıdır. Eksikler gitmez. Yalnız taslağın dışına, adı konmuş bir listeye taşınır.
Burcu bunu kendi geçmişinden biliyor. Geçen yıl bir senaryoyu yarıda bıraktı. Nerede tıkandığını hâlâ hatırlıyor. Ama o senaryo hiçbir zaman okunacak bir nesneye dönüşmedi. Elinde düzeltilecek bir taslak bile yok, yalnız bir hatıra var.
YAĞHANE'de durum farklı. Altmış sahnelik hedefin çoğu sayfada. Eksikler sayılabilir. Ama sayılabilir eksikler de bir taslağı bitirmeye yetmez. Neyin «bitti» sayılacağını yazar kendisi söylemezse taslak hiç bitmez.
Bir ayrım daha var: bitirmek ile durmak. Duran yazar dosyayı kapatır ve masadan kalkar. Taslağın nerede kaldığını, neyin eksik olduğunu kimseye söylemez. Kendine bile. Biten yazar ise dosyayı kapatmadan önce birkaç küçük iş yapar. Eksikleri adlandırır, bir kopya alır, bir sayfa yazar. Bu işler bir sabahtan uzun sürmez. Ama durmuş bir taslakla bitmiş bir taslak arasındaki farkı onlar kurar. Dinlenme haftası ancak bitmiş bir taslağa yarar. Durmuş bir taslak dinlenmez, yalnız bekler.
Mekanizma
Bitti demenin ölçüsü
Nermin Hanım'ın sorusu Burcu'yu hazırlıksız yakalıyor. Altı haftadır her yazı sabahı masada. Ama «bitti» kelimesinin ne demek olduğunu bir kez bile yazmadı. Kafasındaki ölçü günden güne değişiyor. Bir gün «her sahne iyi», bir gün «son doğru» oluyor. Bu ölçüyle hiçbir taslak bitmez.
Burcu kartın arka yüzüne üç satır yazıyor. Her sahne ya sayfada ya da yerinde işaretli. Son sahne yazılmış, altında SON var. Dosya ilk sayfadan son sayfaya durmadan okunabiliyor.
Altına bilerek dışarıda bıraktıklarını ekliyor. Doğru son eşikte yok. İlk gençlik geçişinin düzelmesi yok. Cilalı replik de yok. Bunlar taslağın arkasındaki film sorunları sayfasında duruyor. Orada kalacaklar.
Eşik yazılınca kartın ön yüzündeki üç satır başka görünüyor. Son sekansın iki boş sahnesi bir sabaha sığıyor, çünkü yazılmaları gerekmiyor. Kırmızı noktalı kartlar eşiğe hiç girmiyor. Geriye bir son görüntü kalıyor. Onun için bir karar gerekiyor. Ama doğru bir karar değil, herhangi bir karar.
Yazılmayan sahnenin yeri
Mektubun kendisi çoktan sayfada. Nüzhet onu mutfakta yazıyor, Ceren kâğıttaki ters harfi tanıyor. Ama mektuba varan yolda iki sahne boş. Birincisi yıkım sabahı. Makineler kapıya dayanıyor ve Nüzhet'in ertelemesi bitiyor. Burcu sahnenin ne iş göreceğini biliyor. Nüzhet'in o sabah ne yapacağını bilmiyor.
Sahnenin yerinde şimdi şu duruyor:
[EKSİK SAHNE]
DIŞ. YAĞHANE KAPISI — SABAH (BUGÜN)
İş: Yıkım ekibi gelir. Nüzhet'in «sonra»sı biter; bir şey seçmek zorunda kalır.
Neden boş: Nüzhet'in kararı yok.
İşaret köşeli parantezden başka bir iş görüyor. Parantez yazılmış bir sahnenin içindeki ayrıntıyı bekletir. İşaret ise bütün bir sahnenin yerini tutar. Okuyan biri o sahnenin ne yapacağını bilir. Yalnız onu göremez.
İkinci işaret taşın kalktığı an. Çakı toprağın altından çıkacak. Burcu onun kimin eline geçeceğini bilmiyor. Ceren yıkımdan önce adı öğrenmek istiyor. Çakı ona giderse adın ardından akıbeti de aramaya başlayabilir. Film o soruyu açık bırakacak. «Neden boş» satırına yazıyor: «Çakıyı kim bulur?»
İki «neden boş» satırı alt alta durunca ortak yanları belli oluyor. İkisi de eksik bir bilgi değil, verilmemiş bir karar. İkisi de sona yakın. Taslağın açık soruları en çok sonun çevresinde birikir. Boş sahneler de orada toplanıyor.
İki işaret konunca son görüntüye giden yol açılıyor. Artık hiçbir boş sahne Burcu'yu yerinde tutmuyor.
Kırığıyla sona varmak
Son sekansın ilk sayfalarında yapıdaki kırık da görünüyor. Nüzhet, Ceren'in götürme isteğini ertelemişti: «Yıkımı göreyim, sonra.» Şimdi yıkım geliyor. Ama yazılmış hiçbir sahne o ertelemenin nasıl kapandığını söylemiyor. Nüzhet torunuyla gidecek mi, kalacak mı? Sayfa susuyor. Yıkım sabahı da bu yüzden boş.
Panoda bir kusur daha var. Ceren'in amacı taslağın ortasında değişti. İlk sekansın kartlarında hâlâ eski amaç yazılı, köşelerinde kırmızı noktalar var. Taslağın başı ile sonu iki ayrı Ceren anlatıyor.
Bunlar sahne sorunu değil. Biri iki kişinin ilişkisinde eksik bir halka, öbürü bir kişinin bölünmüş yolu. Düzeltmek için geri dönmek gerekiyor. Erteleme sahnesini, onun öncesini, Ceren'in köye vardığı sabahı açmak gerekiyor.
Burcu geri dönmüyor. Film sorunları sayfasına bir satır ekliyor: «Erteleme kapanmıyor. Nüzhet'in kararı yok.» Kırmızı noktalar zaten kayıtlı. Sonra ileri yazıyor. Kırıklar ikinci taslağa kadar yerinde duracak. Taslak onlara rağmen sona varacak.
Neden? Çünkü bu kırıklar ancak bütün görülünce doğru tamir edilir. Belki ertelemenin çözümü ertelemede değil, sonun kendisinde. Bunu sonu yazmadan bilemez.
Geçici bir son
Sekizinci haftanın perşembesi Burcu son görüntüye oturuyor. Masada iki aday var. Birincisi eski son: mektup, iki kadının paylaştığı bir hatıra olarak kapanır. İkincisi Emre'nin adayı: yıkımdan sonra Ceren adı bir taşa tebeşirle kendisi yazar. Bir de mektubun yeri belirsiz: yıkımın öncesi ya da sonrası.
Burcu adaylardan hangisinin daha iyi olduğunu tartmıyor. Hangisini bu sabah yazabileceğine bakıyor. Mektubu yıkımın sonrasına koyuyor ve ardına yalnız bir görüntü ekliyor. Sayfa şöyle bitiyor:
DIŞ. YAĞHANENİN YERİ — GÜN (BUGÜN)
Moloz. Taşın durduğu yerde düzlenmiş, açık renkli bir toprak.
Ceren orada durur. Elinde katlanmış mektup.
Rüzgâr toprağın üstünden ince bir toz kaldırır.
[GEÇİCİ SON. Öbür adaylar: mektup yıkımdan önce okunur; Ceren adı taşa tebeşirle yazar. NÜZHET NEREDE?]
Geçici son neyi yapmadığıyla da önemli. Raşit'e bir son yazmıyor. Adı kimsenin ağzına koymuyor. Ceren'e akıbet sordurmuyor. Burcu'nun kusur payında serbest olmayan iki şey, geçici sonda da serbest değil.
Köşeli parantezdeki son soru da bir işaret. Nüzhet'in o gün nerede olduğu, kırığın öbür ucu. Burcu onu sona da taşıyor.
Sonra son satıra kapanış ibaresini yazıyor: SON. Eli bir an duruyor. Geçici bir sonun altına SON yazmak ona yalan gibi geliyor. Ama ibare bu sayfada küçük bir şey söylüyor. Filmin bittiğini değil, okumanın burada durduğunu.
Bir kopya, bir sayfa
Dosya kaydedilir kaydedilmez Burcu çalışma dosyasından bir kopya alıyor. Adını farkıyla koyuyor: «ilk tam taslak, geçici sonlu». Bu kopya dondurulmuş sürüm. Bir daha açılmayacak. Pazartesiden sonra yazılacak her satır yine çalışma dosyasına gidecek.
Kopya diske ve çevrim içi alana gidiyor. Üçüncüsü bir bellek çubuğunda, başka bir evde duracak. Burcu çubuğu bir zarfa koyup Dilber teyzesine bırakıyor. Teyzesi zarfı açmayacak. Taslağı gelecek hafta Burcu'nun sesinden dinleyecek.
Burcu'nun sayfası kısa. Üstte tarih. Altmış iki sahne, ikisi yalnız işaret. Geçici son: mektup yıkımdan sonra, son görüntü yağhanenin yerinde. Öbür adaylar: yıkımdan önce okunan mektup, Ceren'in tebeşiri. Film sorunları sayfasında on bir satır. Açık sorular: Nüzhet son gün nerede, çakıyı kim buluyor? Raşit'in sayfası açık ve öyle kalacak. İlk okuma dokuzuncu haftanın pazartesi sabahı. Sayfanın dibinde bir duygu satırı: «Yorgunum. Tebeşir sahnesini merak ediyorum. Açmıyorum.»
Sayfa iki okura yazılıyor. Biri pazartesi sabahının Burcu'su. Öbürü, proje bir gün durursa onu açacak biri. Geçen yılın yarım senaryosunda böyle bir sayfa yoktu. Burcu nerede tıkandığını hatırlıyor. Ama hangi sahnelerin bittiğini, hangisinin kaba kaldığını dosyayı açmadan söyleyemiyor.
Sıcak göz
SON'dan yarım saat sonra Burcu'nun eli dosyaya gidiyor. Tebeşir sahnesini bir kez okumak istiyor. Emre'ye «Bitti, bakmak ister misin?» yazmak istiyor.
Sıcak gözle okunan sahne ya kusursuz görünür ya utanç verici. İki yargı da güvenilmez. Yazar her satırın altında ne demek istediğini hâlâ duyuyor. Sayfanın gerçekten ne dediğini duyamıyor. Taslak bu günlerde paylaşılırsa okurun yargısı da bu sıcaklığa karışır. Okur yorgun bir metni, yazar da yorgun bir yargıyı aynı akşam taşır.
Burcu dosyayı açmıyor. Kapalı taslak kapalı kalıyor. Yapımcıya tek satır gidiyor: «İlk tam taslak bitti. Okuma turları başlıyor, teslim günü yerinde.» Dilber Hanım akşam arıyor. «Bitti mi?» «Bitti.» «Tebeşir var mı?» «Var. Gelecek hafta okuyacağım.»
Dizi odasının yediği hafta yüzünden yedinci haftanın sütunu dört gün taşmıştı. Dinlenme arası bu yüzden üç güne indi. Burcu üç günü dosyasız geçiriyor. Cumartesi sabahı aklına bir cümle düşüyor: mektup taşın tozunda okunsa? Cümleyi ayrı deftere yazıyor. Dosyayı yine açmıyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Eşiği taslağa başlamadan yaz. Bitti demenin ölçüsünü son haftada aramaya kalkma. İlk sabah üç satırla yaz. Son yaklaştıkça ölçü yükselmeye çalışır; yazılı ölçü yerinde durur.
Eşiğe dışarıda kalanı da yaz. Neyin tamlık sayılmayacağını açıkça not et. «Doğru son», «düzgün geçiş», «cilalı replik» listede dururken, yorgun bir sabah onları eşiğe geri sokamaz.
Eksik sahnenin işini yaz, sahnesini yazma. İşaret bir mini sahne değil. Başlık, iş ve neden boş kaldığı. Fazlası, sahneyi aceleyle yazmaya döner.
İşaretin nedenini bir satıra indir. «Nüzhet'in kararı yok» gibi. İkinci taslakta o sahneyi açtığında önce neyin eksik olduğunu bilirsin.
İşaretleri birlikte oku. Taslak bitince bütün «neden boş» satırlarını alt alta yaz. Satırlar aynı yere çıkıyorsa sorun sahnelerde değil, orada verilmemiş bir kararda.
İşaretleri tek biçimde aç. Bütün eksik sahneler aynı etiketle başlasın. Okumaya oturduğunda hepsini tek bir aramayla bulursun.
Sonu doğru seçenekle değil, yazılabilir seçenekle kapat. Geçici sonu seçerken en doğrusunu değil, o sabah yazabileceğini seç. Doğru son bütün taslak okunduktan sonra seçilecek.
Geçici sona öbür seçeneği iliştir. Elediğin sonu silme. Köşeli parantezde, tek satırla dursun. İkinci taslakta karar verirken iki seçenek de önünde olur.
Geçici sonun sınırını bil. Geçici son taslağı kapatır, hikâyenin dayanağını kırmaz. Açık kalacak bir soruyu geçici olarak bile cevaplama; o cevap sayfada kaldıkça gerçek sanılır.
Kırığı listeye yaz, tamire kalkma. Son sekansta görülen yapı kusuru en çok geri dönme isteği uyandırır. Film sorunları sayfasına yaz ve sona yürü. Tamirin yeri çoğu zaman ancak son yazılınca belli olur.
SON yazmaktan çekinme. Kapanış ibaresi taslağın bittiğini söyler. Filmin doğru bittiğini iddia etmez. Onu yazmayan yazar, taslağı kendi gözünde açık tutar.
Dondurulmuş sürümü bittiği saatte al. Ertesi sabaha bırakma. Ertesi sabah bir satırı düzeltmek istersin ve dondurulan şey artık biten taslak olmaz.
Kopyalardan birini başka bir çatının altına koy. Diskle bilgisayar aynı masadaysa aynı kazaya uğrar. Üçüncü kopya başka bir evde, başka bir şehirde ya da çevrim içi bir alanda dursun.
Tamamlama kaydını aynı gün yaz. Bir gün sonra yazılan kayıt hatırlanandan yazılır. Taslağın sıcağında yazılan kayıt, sayılarla ve işaretlerle konuşur.
Kayda bir duygu satırı ekle. «Yorgunum», «tebeşiri merak ediyorum». Bu satır ilk okumada gözünün nereye kaçacağını önceden söyler.
Sıcak gözü bir takvim satırıyla bağla. «Açmıyorum» demek yetmez. İlk okumanın gününü ve saatini yaz. Belirli bir randevu, bekleyişi bir yasak olmaktan çıkarır.
Bitiş haberini metinsiz ver. Bekleyen herkese taslağın bittiğini söyle, taslağı gösterme. Haber sabrı besler, sayfa yargıyı.
Dinlenme kısalırsa kuralı koru. Üç gün, bir haftanın yerini tutmaz. Ama üç günde de dosya açılmaz. Gelen fikir ayrı deftere gider.
Ayrı defterdeki fikre hemen inanma. Dinlenme günlerinde gelen fikir de sıcaktır. Burcu'nun «taşın tozunda okusa?» cümlesi bir seçenek, bir karar değil. İlk okumada geçici sonun yanına konur ve onunla birlikte tartılır.
Bitiş gününü küçük bir törenle işaretle. Bir yürüyüş, bir yemek, bir telefon. Tören, taslağı bitirdiğini bedenine de söyler. Söylenmeyen bitiş, ertesi sabah yazarı yine masaya çağırır.
Son sayfayı yazdığın sabahı kayda geçir. Hangi saatte bitirdiğini, kaç gün kaydığını yaz. Bir sonraki projenin takvimini bu satır daha dürüst kurar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Taslak, son sahnesi doğru olduğunda biter."
Taslak, bir son yazıldığında biter. Doğru son ikinci taslakta aranır. Burcu geçici bir sonla bitirdi ve öbür seçeneği yanına iliştirdi.
Yaygın yanlış"Eksik sahne bırakan taslak bitmemiştir."
Yeri ve işi işaretlenmiş sahne taslağın parçasıdır. Okur o sahnenin ne yaptığını bilir. Bitmemiş taslak, boşluğu adsız olandır.
Yaygın yanlış"Bitirmeden önce baştaki kusurları düzeltmek sonu sağlamlaştırır."
Baştaki düzeltme sonu uzaklaştırır. Burcu'nun erteleme kırığı belki sonun kendisinde çözülecek. Bunu sonu yazmadan bilemezdi.
Yaygın yanlış"Geçici son, yazarın kararsızlığının işaretidir."
Geçici son bir karar. Taslağı kapatma kararı. Asıl karar, bütün taslak bir kez okunduğunda verilecek.
Yaygın yanlış"Geçici sonda her şey serbesttir."
Geçici son da hikâyenin dayanağına uyar. Burcu'nunki Raşit'e bir son yazmıyor, adı kimseye söyletmiyor.
Yaygın yanlış"Bilgisayarda kayıtlıysa taslak güvendedir."
Tek yerde duran dosya tek bir kazaya bağlıdır. Oyuncak Hikâyesi İki'yi planlanmış bir yedek değil, bir evdeki rastlantı kurtardı.
Yaygın yanlış"Biten taslağı hemen okutmak zaman kazandırır."
Erken okuma bir yargı bırakır. Southland Tales'in bitmemiş kopyası hakkındaki yargı, filmin bitmiş sürümünü de gölgede bıraktı.
Yaygın yanlış"Bitirince ilk iş baştan okumaktır."
Bitişin ilk günlerinde yazarın gözü sıcaktır. Burcu ilk okumayı dokuzuncu haftanın pazartesisine bağladı.
Yaygın yanlış"Tamamlama kaydı gereksiz bir evraktır; yazar ne yaptığını bilir."
Yazar bilir, ama unutur. Burcu yarım senaryosunun nerede tıkandığını hatırlıyor. Hangi sahnenin bittiğini ise dosyayı açmadan söyleyemiyor.
Yaygın yanlış"Dinlenme arası kısalırsa hiç vermemek daha iyidir."
Kısa bir ara da gözü değiştirir. Burcu'nun arası üç güne indi, ama dosya o üç gün de kapalı kaldı.
Yaygın yanlış"Kusursuz bir sürüm çıkmadıkça iş teslim edilmemeli."
Kusursuz sürüm ancak bitmiş bir sürümün üstüne kurulur. Margaret'in biten sürümü uzun sürümün önünü kesmedi; ikisi de bugün izlenebiliyor.
Yaygın yanlış"Eksik sahneyi sonra yazmak için yeri boş bırakmak yeter."
Boş bırakılan yer unutulur. İşaret, sahnenin başlığını ve işini sayfada tutar. Burcu'nun iki işareti tamamlama kaydında da sayılı.
Yaygın yanlış"SON yazmak taslağı kilitler."
SON yalnız okumanın nerede durduğunu söyler. Taslak ikinci turda baştan sona açılacak; geçici son da, kapanış ibaresi de değişebilir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- İlk taslak, her sahnesi yazıldığında ya da yeri işaretlendiğinde ve bir sonla kapandığında tamamdır.
- Tamlık eşiği kaliteyi değil eksiksizliği ölçer ve önceden yazılır.
- Eksik sahne işareti boş sahnenin başlığını, işini ve neden boş kaldığını söyler.
- Son sekansta görülen yapı kusuru listeye yazılır, taslak ona rağmen sona yürür.
- Geçici son taslağı kapatır, kararı bağlamaz; hikâyenin dayanağına da uyar.
- SON taslağın bittiğini söyler, filmin doğru bittiğini değil.
- Dondurulmuş sürüm bittiği saatte alınır, kopyalardan biri başka bir yerde durur.
- Tamamlama kaydı, metnin nerede bırakıldığını hem yazara hem başkasına söyler.
- Sıcak göz niyeti okur; ilk okuma bir randevuya bağlanır.
- Taslak bitince haber verilir, metin gösterilmez.
- Bitirmek durmaktan farklıdır: biten yazar eksikleri adlandırır, kopyalar ve kaydeder.
- Dinlenme arası kısalsa da dosya kapalı kalır; gelen fikir ayrı deftere yazılır.
Sonraki derse köprü
Pazartesi sabahı Burcu taslağı basıp tek oturuşta okuyacak. Yanında film sorunları sayfası olacak. Kilidin uzun tarifini kısaltmak bir iş. Erteleme kırığını kapatmak başka bir iş. Geçici sonu atıp mektubu taşın başına taşımak ise bambaşka. Yıkım sabahının boş sahnesini yazmak bunlardan hangisine benzer? Hepsine aynı adla «düzeltme» denebilir mi? Her biri taslağın başka bir katmanına dokunuyor, başka bir cesaret istiyor. Bir repliği değiştirmekle filmin iskeletini yeniden kurmak aynı kalemle mi yapılır? Sıradaki ders bu farkla açılıyor: yeniden yazmak nedir?