Ne yapacaksın
Bir senaryo okuyacaksın ve tek sayfalık bir rapor yazacaksın.
Rapor dokuz başlık taşıyacak: tek cümlelik hikâye, başkarakter, amaç, engel, risk, dönüş noktası, güçlü yön, belirsiz kalan yön ve okuyucu üzerindeki etki.
Bu bir alıştırma değil, doğrudan mesleğin kendisi. Sektörde bu işi yapan insanlar var ve senin metinlerin de ilk olarak onların masasına düşecek.
Dokuz başlığın hepsi bu bölümde tek tek öğrenildi. Burada ilk kez hepsi aynı sayfada buluşuyor — ve bir metin hakkında bu dokuz soruya cevap verebiliyorsan, o metni gerçekten okumuşsun demektir.
Rapor bir eleştiri yazısı değil. Kimseyi ikna etmeye, hiçbir şeyi savunmaya çalışmıyorsun; yalnız metnin taşıyıcı unsurlarını adlandırıyorsun ve adlandıramadığın her başlık, tam olarak orada bir boşluk olduğunu gösteriyor.
Süre: metin okuma süresi artı bir saat. Çıktı: tek sayfalık bir rapor.
Neden bu alıştırma
Rapor yazmak, okumayı ölçülebilir hâle getiriyor.
Bir senaryoyu okuyup "güzeldi" diyebilirsin. Bu bir izlenimdir ve kimseye bir şey söylemez. Ama başkarakterin amacını tek cümleyle yazamıyorsan, o metinde bir sorun vardır ya da senin okumanda. İkisini ayırmanın tek yolu yazmayı denemektir.
Ve şu var: bu dokuz başlığın hiçbiri zevk sormuyor. Hepsi ölçülebilir. Bir metinde dönüm noktası ya vardır ya yoktur; sayfa numarasıyla gösterilir. Amaç ya adlandırılabilir ya adlandırılamaz. Rapor, bu yüzden bir eleştiri değil bir teşhistir.
İkinci fayda kendi metnin için. Bir gün birine metnini vereceksin ve o kişi böyle bir rapor tutacak. Raporun nasıl tutulduğunu bilen yazar, metnini bu dokuz başlığa göre kontrol edebilir — ve gönderilmeden önce yakalanan her boşluk, sonradan gelen bir reddin yerini alır.
Üçüncü fayda daha ince. Rapordaki en zor iki başlık "belirsiz kalan yön" ile "okuyucu üzerindeki etki". Birincisi cesaret ister, çünkü anlamadığını yazmak zordur. İkincisi dürüstlük ister, çünkü metin iyi ama seni hiç etkilemediyse bunu da yazman gerekir. Bu iki başlıkta iyi olan okuyucu, aranan okuyucudur.
Hazırlık
Bir senaryo bul. Yayımlanmış bir metin olabilir, bir arkadaşının taslağı olabilir, bir yarışmaya gönderilmiş bir iş olabilir. İlk denemede yayımlanmış bir metin öneriyorum: onun çalıştığını zaten biliyorsun, yani raporun tutmadığında suç metinde değil sende olur ve bu, öğrenmek için daha temiz bir başlangıç.
Metni tek oturuşta oku. Bölerek okuma; rapor bir bütün deneyimi ölçüyor ve üç güne yayılan okuma o deneyimi yok ediyor.
Okurken not tut ama az tut. Yalnız iki şeyi işaretle: ilgin düştüğü sayfaları ve bir şeyi anlamadığın sayfaları. Bu iki işaret raporun en zor iki başlığını hazır getirecek.
Yanına bir kâğıt daha al ve üstüne dokuz başlığı şimdiden yaz. Boş başlıkları görmek, okurken neye bakacağını hatırlatır.
Adımlar
Bu cümleyi kuramıyorsan iki ihtimal var: metin dağınıktır ya da sen bir şeyi kaçırdın. İkisini ayırmak için metnin ortasına dön ve karakterin orada ne peşinde olduğuna bak.
Cümleyi kurarken bir tuzağa dikkat: temayı yazma. "Aile bağlarının gücü üzerine bir hikâye" bir tema cümlesidir ve her metne uyar. Hikâye cümlesi yalnız bir metne uymalı.
Amaç metnin ortasında değişiyorsa ikisini birden yaz ve nerede değiştiğini not et. Amaç değişimi bir kusur değil; ama fark edilmemişse kusurdur.
Bir de amacın kime ait olduğunu kontrol et. Karakterin amacı ile yazarın karaktere biçtiği görev karıştığında metin didaktikleşir; okuyucu bunu adlandıramasa da hisseder.
Risk yazılamıyorsa metnin en yaygın sorunu ortaya çıkmış demektir: karakter bir şey istiyor ama alamazsa hiçbir şey olmuyor. Bu durumda hikâye ilerlemez, yalnız devam eder.
Birden fazla aday varsa hepsini yaz. Birden fazla dönüm noktası olması normaldir; hiç olmaması değildir.
Sayfa numarasını yazarken metnin toplam uzunluğuna göre nerede durduğunu da not et. Çok erken gelen dönüm noktası ikinci perdeyi uzatır; çok geç gelen, metnin yarısını hazırlık yapmakla harcadığını gösterir.
Bu başlık bir nezaket değil, teknik bir zorunluluk: yazar neyin çalıştığını bilmezse ikinci taslakta onu da siler.
Güçlü yönü seçerken metnin en gösterişli anını değil, en kendine ait anını ara. Gösterişli olan çoğu zaman türün kalıbıdır; kendine ait olan, o yazarın imzasıdır ve korunması gereken şey odur.
Burada çözüm önerme. Rapor teşhis eder, tedavi etmez — ve bu ayrım, geri bildirim dersinde konuştuğumuz semptom-reçete ayrımının ta kendisi.
Çözümlü örnek
Bir metin düşünelim. Kısa bir özet: taşrada bir kadın, ölen babasından kalan evi satmak için memlekete döner. Ev, kardeşinin üstüne kayıtlıdır ve kardeş satmak istemez. Kadın, İstanbul'da bir iş teklifi almıştır ve teklifin süresi bir aydır.
Rapor:
Tek cümlelik hikâye. Yeni bir hayat kurmak için parasına ihtiyacı olan bir kadın, memleketine dönüp babasından kalan evi satmaya çalışır; ama evin tapusu, orada kalmayı seçmiş kardeşindedir.
Başkarakter. Kadın. Metnin kararlarını o alıyor: dönme kararı, avukata gitme kararı, kardeşiyle yüzleşme kararı, finaldeki karar. Kardeş ise tepki veriyor — yani ikinci karakter.
Amaç. Evi satmak. Somut, ölçülebilir, süresi belli.
Engel. Kardeşin imzayı atmaması. İki katmanlı: hukuki ve duygusal. Hukuki katman aşılabilir görünüyor, duygusal katman aşılmıyor.
Risk. İş teklifi kaçarsa kadın bulunduğu yere geri dönecek. Ama burada bir zayıflık var: metin bu geri dönüşün ne kadar kötü olacağını hiç göstermiyor. Risk sözle söyleniyor, sahneyle kurulmuyor.
Dönüm noktası. Elli sekizinci sayfa. Kadın tapu dairesinde, babasının evi yıllar önce kardeşine devrettiğini öğreniyor — yani baba bir tercih yapmış. Bu andan sonra mesele para olmaktan çıkıyor ve geri dönüşü yok.
Güçlü yön. Otuz dördüncü sayfadaki akşam yemeği sahnesi. Üç kişi masada, kimse asıl meseleyi açmıyor, bütün konuşma yemekle ilgili. Sahne bittiğinde iki kardeşin ilişkisi hakkında her şeyi biliyorsunuz ve tek bir açıklayıcı replik geçmedi.
Belirsiz kalan yön. Kadının İstanbul'daki hayatı. Bu hayat metinde hiç görünmüyor, yalnız telefon konuşmalarında geçiyor. Sonuç olarak kadının neyi kazanmak için savaştığını göremiyorum ve bu, riskin zayıf kalmasının da sebebi. Yetmiş ikinci sayfadaki final kararı bu yüzden ağırlığını kaybetti.
Okuyucu üzerindeki etki. İlk kırk sayfa güçlü ve hızlı okundu. Elli altı ile altmış beş arası yavaşladı; iki sahne aynı işi yapıyor. Final beni ikna etti ama hazırlıksız yakalamadı. Aklımda kalan tek sahne yemek sahnesi ve bir hafta sonra da orası kalacak.
Şimdi bu rapora bak. Tek bir "beğendim" ya da "beğenmedim" yok. Dokuz başlığın altısı olumlu, üçü sorun gösteriyor ve üç sorunun üçü de sayfa numarasıyla işaretli. Yazar bu raporu aldığında ne yapacağını biliyor.
Kendini değerlendir
Altı soru.
Birincisi: dokuz başlığın kaçını sayfa numarasıyla destekledin? En az dördü olmalı. Numarasız rapor, tartışılamaz bir rapordur.
İkincisi: tek cümlelik hikâyende hem amaç hem engel var mı? Yalnız durumu tarif eden bir cümle — "bir kadın memleketine döner" — hikâye cümlesi değildir.
Üçüncüsü: risk başlığında yazdığın şey gerçekten bir kayıp mı? "Başaramazsa üzülür" risk değildir. Somut, geri alınamaz bir kayıp aranıyor.
Dördüncüsü: güçlü yön başlığında kaç şey saydın? Bir tane. Beş şey sayan rapor kibarlık yapıyordur ve yazar hangisinin gerçekten çalıştığını anlayamaz.
Beşincisi: raporda kaç öneri cümlesi var? Sıfır olmalı. "Şu sahneyi çıkarmalı" bir rapor cümlesi değil, bir reçetedir.
Altıncısı: dokuz başlıktan hangisini yazarken en çok zorlandın? O başlığı bir kenara not et — zorlanma çoğu zaman senin okuma alışkanlığındaki eksiği gösterir, metnin eksiğini değil, ve tekrar tekrar aynı başlıkta zorlanıyorsan orada çalışman gereken bir şey var.
Yedincisi, ve en zoru: bu raporu metnin yazarına verebilir miydin? Veremeyeceğin bir cümle varsa iki ihtimal var — ya cümle haksız, ya da doğru ama kişiye yazılmış. İkisi de düzeltilir; metne yazılmış her cümle verilebilir.
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışBirincisi: raporu özet sanmak.
Rapor olayları anlatmaz. Tek cümlelik hikâye dışında hiçbir başlık olay örgüsünü tekrar etmez; hepsi metnin yapısı hakkında bir yargı taşır.
Yaygın yanlışİkincisi: amacı soyut yazmak.
"Kendini bulmak istiyor" cümlesi hiçbir sahneye çevrilemez ve bu yüzden ölçülemez. Amaç, kamerayla çekilebilecek bir sonuca bağlanmalı.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: dönüm noktasını duygusal bir ana koymak.
Dönüm noktası, karakterin geri dönemeyeceği yerdir; en çok duygulandığın yer değil. Ölçüt tek — bu andan sonra karakter eski hayatına dönebilir mi?
Yaygın yanlışDördüncüsü: belirsiz kalan yönü yumuşatmak.
"Biraz kafam karıştı ama sanırım benim dikkatsizliğim" diye yazan okuyucu işe yaramaz. Anlamadığını net yaz; yanılıyorsan yazar seni düzeltir ve bu da bir bilgidir.
Yaygın yanlışBeşincisi: etkiyi abartmak.
Metin seni hiç etkilemediyse bunu yazmak zordur ama zorunludur. Yazar, sahte bir coşkuyla yazılmış rapordan hiçbir şey öğrenemez ve o rapora güvenip metni gönderirse asıl zarar orada başlar.
Yaygın yanlışAltıncısı: kendi zevkini ölçüt yapmak.
Tür sevmiyorsan bunu raporun başında yaz ve okumaya öyle devam et. Aksiyon sevmeyen birinin aksiyon metni hakkındaki raporu, metni değil kendisini anlatır.
Yaygın yanlışYedincisi: raporu okurken değil, okuduktan hemen sonra yazmak.
İkisi de yanlış. Okurken yazan kişi akışı ölçemez; hemen sonra yazan kişi ayrıntıya boğulur. Bir saatlik bekleme, raporun yapısal olmasını sağlar.
Yaygın yanlışSekizincisi, ve en incesi: dokuz başlığı doldurmayı bir form doldurmak gibi görmek.
Başlıklar bir kontrol listesi değil, bir teşhis sırası. Amacı yazamadığında durup düşünürsün — ve o duraklama, raporun asıl işini yaptığı andır.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Bu, Bölüm birin son uygulaması. Buraya kadar senaryonun ne olduğunu öğrendin, sayfayı okumayı öğrendin, yazarın çalışma düzenini kurdun ve altı alıştırmayla ilk kez kendi metnini ürettin.
Sırada bölüm sonu ölçme ve değerlendirme var: bilgi kontrolü, beceri kontrolü ve bölüm portfolyosu. Portfolyoya bu altı uygulamanın çıktısı giriyor; yani buraya kadar ürettiğin her şey saklanacak. Ardından Bölüm iki açılıyor ve orada tek bir konu var — hikâyenin kendisi. Fikirden yapıya, karakterden çatışmaya.