İçeriğe geç

Ders 81.3

İdeolojiyi karakterleştirmek

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 81

3.319 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Bir görüş bir cümledir; karakter o cümlenin bedelini ödeyen insandır.
  • Yazarın tarafı iki hatayı birden doğurur: broşür ve karikatür.
  • Görüşün kökeni bir anıdır; anı yazılınca karakter görüşü söylemek zorunda kalmaz.
  • Çıkar dökümü her tarafın neyi kazanıp neyi kaybedeceğini somutlaştırır.
  • Değer çatışması iki karakterin arasında olduğu kadar her birinin içinde de kurulur.
  • İnanç bedeli bir nesneye ya da bir insana bağlandığında görünür olur.
  • Bir replik herkesin ağzına uyuyorsa o replik bir broşürdür.
  • Karşı tarafın en güçlü gerekçesi, kahramanın görüşünü sınar.
  • İdeolojik değişim küçük kaymalarla gelir ve bir bedelle birlikte gelir.
  • Karakterin ideolojik etiketi değil, sahnedeki tercihleri görüşünü kurar.
  • Aynı şeyi isteyip ona farklı yollardan giden iki insan, bir düşmanlıktan daha derin bir çatışma kurar.

Açılış sahnesi

Selim MECLİS'in yeni sayfalarını dağıtıyor. Mahalle derneğinin salonu, akşam. Bekir ayağa kalkıyor ve konuşmaya başlıyor. Konuşma bir buçuk sayfa sürüyor.

Burcu ilk paragrafı yüksek sesle okuyor. "Bu arsa bu mahallenin hafızasıdır. Hafızası satılan mahalle ölür. Bugün fabrikamızı alanlar yarın sokağımızı alacak." Sonra başını kaldırıyor.

"Bunu bir duvar yazısında görsem inanırdım," diyor. "Bir adamın ağzında inanmıyorum."

Selim itiraz etmiyor. Sahneyi kendisi de sevmemiş. Ama Bekir'in haklı olduğunu düşünüyor. Onu güçlü göstermek istemiş. Konuşmanın en sevdiği cümlelerinin kenarına kurşun kalemle küçük işaretler koymuş. Burcu o işaretleri gösteriyor. Bir cümlenin doğru olması başka, bir insanın ağzında inandırıcı olması başka.

Emre bir sonraki sahneyi açıyor. Gece, Fahri'nin arabası. Nail Bey ön koltukta oturuyor, ikisi gülüyor. Nail Bey camdan mahalleye bakıp "Bağırırlar, sonra unuturlar," diyor.

"Burada da bir sorun var," diyor Emre. "Ama ters yönden."

Selim bu kez savunmaya geçiyor. Nail Bey'i kötü yazmadığını, yalnız gerçekçi yazdığını söylüyor. Burcu sayfayı ona geri uzatıyor. Arabadaki adamın tek bir gerekçesi bile yok.

Nermin Hanım iki sayfayı alıp üst üste koyuyor. Selim'in bir adama inandığı, ötekine inanmadığı belli. Ama sonuç iki sayfada da aynı çıkmış. İkisinde de bir insan konuşmuyor.

Bir görüş, onu taşıyan insan bir şey kaybedebildiği zaman sahnede yaşar.

Bu derste ne olacak

Bir görüşün bir karaktere nasıl bağlandığını konuşacağız. Her tarafın bir karardan neyi kazanıp neyi kaybedeceğini dökeceğiz. İyi ile iyi arasındaki çatışmayı Nail Bey ile Bekir üzerinde kuracağız. Bir görüşün sahibine neye mal olduğunu soracağız. İnsanların fikir değiştirmesinin sahnede nasıl inandırıcı olacağını tartışacağız. Bekir'in konuşmasını afişten geri alacağız. Nail Bey'i arabadaki kahkahadan çıkaracağız ve ona hak ettiği gerekçeyi vereceğiz. Selim'in iki sayfası sonuna kadar açık duracak. Filmler İrlanda'nın bir köyünden, savaşın bittiği gece bir Polonya otelinden, bir evliliğin içinden, Alplerde bir dağ evinden ve bir rehinenin karşısında oturan bir adamdan gelecek.

Sıfır noktası

Politik bir hikâye fikirlerle doludur. Karakterler bir şeyi savunur, bir şeye karşı çıkar. Bir düzeni korumak isteyen de vardır, değiştirmek isteyen de. Yazarın da çoğu zaman bir tarafı vardır. Bu doğaldır ve saklanması gerekmez. Taraf tutmayan bir yazar çoğu zaman yalnız bir şey söylemekten korkan yazardır.

Sorun, fikrin karakterin yerine geçmesiyle başlar. Bir görüş bir cümledir. Bir karakter ise o cümle için bir bedel ödeyen insandır. Cümle sayfada kalır, bedel sahnede görünür.

Yazarın kendi tarafı genellikle iki hataya birden yol açar. İnandığı karaktere fazla söz verir. O karakter bir davanın metnini okumaya başlar. İnanmadığı karakterden ise gerekçesini alır. Geriye bir kötülük, bir aptallık ya da bir kahkaha kalır.

İki hata ters yönlerden gelir ama aynı yere varır. Seyirci kimseyle tartışmaz. Hikâye kazanacağı tartışmayı baştan kazanmıştır. Bu kolay zafer, en çok yazarın kendi görüşünü zayıflatır. Rakibi olmayan bir fikir hiçbir şey sınamaz. Seyirci bunu sezer. Sinemadan çıkarken aklında bir soru kalmaz, yalnız bir bildiri kalır. Bildiriyi zaten bilen onu alkışlar, bilmeyen ise ikna olmadan kalkar.

Politik anlatının asıl işi başka bir yerdedir. Seyirciye, kendisinin katılmadığı birinin neden öyle düşündüğünü anlatır. Bu bir tarafsızlık talebi değildir. Her iki tarafa eşit sayfa vermek de bir çözüm değildir. Mesele sayfanın uzunluğu değil, gerekçenin ağırlığıdır. Yazar sonunda bir yere varabilir. Ama oraya varmak için karşı tarafın en iyi hâlini geçmek zorundadır.

MECLİS bu yüzden zor bir taslak. Nail Bey kötü adam değil. Belediyenin borcu gerçek, gençlerin ilçeden gitmesi gerçek. Bekir'in korkusu da gerçek. Mahalle dağılırsa insanlar birbirini bir daha bulamayacak.

Selim'in iki sayfası bu gerçekleri bir kenara koyup iki sesi bıraktı. Bekir bir dava gibi konuştu. Nail Bey bir kötülük gibi güldü. Bu derste o iki sesi iki insana geri çevireceğiz.

Mekanizma

Görüşün bir adresi var

Bekir'in konuşması "mahallenin hafızası" diyor. Ama hangi hafıza? Kimin? Sayfada bunun cevabı yok.

Burcu soruyor: Bekir fabrikada ne yaşadı? Selim not defterine bakıyor. Bekir ustabaşıydı. Fabrika kapanırken işten çıkarılanların listesini işçilere o okudu. Listeyi müdür yazmıştı. Ama adları yüksek sesle söyleyen Bekir'di.

Bu ayrıntı her şeyi değiştiriyor. Bekir'in bağlılığı fabrikaya değil. O listeden sonra mahallede kalan insanlara. Selim bir ayrıntı daha ekliyor. Bekir'in bir kulağı az duyuyor. Dokuma tezgâhlarının gürültüsü onu almış. Bekir fabrikayı cennet gibi anmıyor. Orada ne kaybettiğini biliyor.

Nail Bey'in de bir kökeni olmalı. Selim düşünüyor. Göreve geldiği ilk yıl belediyenin kasasında maaş parası yoktu. Bir bayram arifesinde işçilere ödeme yapılamadı. Nail Bey o akşam belediyenin kapısında bekleyen bir temizlik işçisiyle konuştu. O günden beri borç onun için bir rakam değil.

Kim neyi kaybedecek

Burcu bir kâğıdı ortadan katlıyor. Sol yarıya "kazanır", sağ yarıya "kaybeder" yazıyor. Sonra MECLİS'in adlarını sırayla yazmaya başlıyor.

Nail Bey oylama geçerse borcun bir kısmını kapatıyor. Seçimden önce bir şantiye açıyor. Ama mahallenin oyunu kaybediyor. Bekir oylama düşerse mahallesini yerinde tutuyor. Ama bir şeyi kaybediyor ve o şey henüz taslakta yok.

Fahri'nin satırı kısa: kazanç, kredi, takvim. Burcu'nun kalemi mahallenin satırında takılıyor. O satır tek değil. Evi kendine ait olanların hesabı başka, kiracıların hesabı başka. Bir ev sahibi değerlenen arsaya içten içe sevinebilir. Mahalle tek bir sesle konuşmuyor.

İyi ile iyi

Kâğıt doldukça bir şey belirginleşiyor. Nail Bey ile Bekir'in çatışması iyi ile kötü arasında değil. İkisi de korunmaya değer bir şeyi koruyor.

Değer çatışması burada iki adamın arasında kalırsa yarım kalır. Her birinin içinde de kurulmalı. Nail Bey ilçenin geleceğine karşı sorumlu. Ama bu mahallede büyüyen insanlara da bir sadakat borçlu. Bekir topluluğu koruyor. Ama karşısına çıkacak ilk insan kendi evinden.

Görüşün faturası

Selim, Bekir'in sağ sütundaki boşluğunu dolduruyor. Bekir'in oğlu İlhan yıllardır düzenli bir iş arıyor. Fahri'nin şantiyesi kurulursa ilk alınacak işçilerden biri o.

Yeni sahnede İlhan derneğe geliyor. Elinde yeni bir baret var. Babasıyla konuşmuyor. Bareti girişteki askıya, ceketlerin yanına asıyor ve çıkıyor. Bekir toplantı boyunca o bareti görüyor.

Nail Bey'in de bir bedeli var. Her sabah mahallenin fırınından ekmek alıyor. Fırıncı Hüsnü Usta yirmi yıldır onu adıyla karşılıyor. Taslağın ortasında bir sabah Hüsnü Usta ekmeği uzatıyor ama başını kaldırmıyor. Nail Bey parayı tezgâha bırakıyor.

Afişten insana

Şimdi Bekir'in konuşmasına dönülebilir. Atölye bir ayrım yapıyor. Sözcü karakterde yazar kendi düşüncesini bir karaktere söyletir. Bekir'in sorunu biraz başka.

Belirtisi basit. Bekir'in bir buçuk sayfasını Nail Bey'in karşısındaki herhangi birine verebilirsin. Aysel'e, bir komşuya, bir yabancıya. Hiçbir kelime değişmez.

Selim konuşmayı siliyor. Yeni sahnede dernek üyeleri Bekir'e ne yapacaklarını soruyor. Bekir arkasındaki anahtar dolabına bakıyor. Komşular uzun yola çıkınca anahtarlarını derneğe bırakıyor. Dolapta otuza yakın anahtar asılı. Bekir tek bir cümle söylüyor: "Meclise şunu sorun. Bu anahtarların sahipleri nereye taşınacak?" Sonra gözü askıdaki barete kayıyor.

Burcu sahneyi ikinci kez okuyor. Bekir artık bir dava değil. Bir soru soruyor ve o sorunun ona neye mal olacağını biliyor.

Karşı görüşün en iyi hâli

Sıra arabadaki kahkahada. Nermin Hanım Selim'e bir şart koyuyor. Nail Bey'in en iyi gerekçesini yaz. Bekir'in karşısında cevap veremeyeceği kadar iyi olanı.

Yeni sahne şafakta, fırının önünde geçiyor. Nail Bey ile Bekir aynı sırada bekliyor. Nail Bey alçak sesle konuşuyor. "O arsa yıllardır boş, Bekir Usta. Gece oradan çocuklar geçmeye korkuyor. Gençler kira yüzünden ilçeden gidiyor. Belediyenin borcu her ay büyüyor. Sen bana başka bir yol göster."

Bekir'in bir cevabı yok. Ekmeğini alıp gidiyor.

"Bekir kaybetmiş gibi görünüyor," diyor Selim. Nermin Hanım kabul etmiyor. Bekir'in susması bir yenilgi değil. Seyirci artık iki tarafın da bir şey bildiğini biliyor.

Fikir değişirse

Emre bir soru soruyor. Bu iki adamdan biri fikrini değiştirebilir mi?

Görüşün bir sahnede tümüyle döndüğü ani dönüşüm inandırıcı olmaz. Kimse bir konuşmayla inancını bırakmaz. Ama bir soruyla aralık kalabilir.

Selim bir ihtimal yazıyor. Nail Bey bir akşam meclis gündemine yeni bir madde ekletiyor. Yeni dairelerin bir kısmı önce mahalle sakinlerine sunulacak. Bekir bu maddeyi duyunca karşı çıkmıyor. Ağzından tek bir soru çıkıyor: kaç daire? Bu soru bir teslimiyet değil. Ama hiçbir afişte de yazmıyor.

Nail Bey tarafında da bir kayma var. Dernek bir dilekçe gönderiyor. Dilekçenin ekinde anahtar dolabındaki adların listesi var. Nail Bey o listeyi gece odasında okuyor ve bir adın üstünde duruyor.

Bekir'in sorusunun nereye varacağı taslakta açık. Nail Bey'in o adda neden durduğu da.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Görüşü bir anıyla başlat. Karakterin görüşünü yazmadan önce, o görüşü doğuran tek bir anı yaz. Bekir'in okuduğu liste, Nail Bey'in ödeyemediği maaş. Görüş bu anıdan çıkınca karakter onu söylemek zorunda kalmaz.

Değiştirme testini yap. Bir karakterin politik repliğini başka bir karakterin ağzına koy. Hiçbir kelime değişmiyorsa o replik bir broşürdür. Replik ancak tek bir insanın ağzına uyduğunda o insana aittir.

Karşı tarafa bir sahne kazandır. Katılmadığın karaktere en iyi gerekçesini söyleyeceği bir sahne ver. O sahnede kahramanın cevabı olmasın. Sonraki sahnelerde kahraman bu sorunun ağırlığını taşısın.

Karikatürü gerçek bir yere koy. Politik bir dünyada fırsatçılar da vardır. Onları yazabilirsin. Ama karikatürü asıl rakibe değil, kenardaki bir figüre ver. Kül ve Elmas'taki sarhoş fırsatçı gibi. Böylece asıl çatışma ciddi kalır.

Bedeli nesneye bağla. Bir inancın faturası soyut kalırsa seyirci onu tartamaz. Bir baret, bir ekmek, bir anahtar. Seyirci nesneyi gördükçe bedeli hatırlar.

Taraf içindeki çatlağı göster. Bir mahalle, bir parti, bir hareket tek sesli değildir. Ev sahibi ile kiracının hesabı ayrıdır. Taraf içindeki çatlak, tarafın kendisini insanlaştırır.

İdeolojik değişimi sorularla yürüt. Fikir değiştiren karakter önce bir soru sorar. Sonra bir sessizlik. Sonra eskiden yapmayacağı küçük bir şey. Değişimi tek bir konuşmaya yüklersen seyirci yazarın elini görür.

Değişimi kazanç olarak yazma. Fikir değiştiren karakter yalnız bir şey öğrenmez. Bir şey de kaybeder: eski dostlarını, eski sözlerini, kendine olan güvenini. Hardenberg'in gençliği ona hâlâ bir borç gibi dönüyor.

Tartışmayı bir eylemin içine koy. İki karakter fikir tartışırken ellerinde bir iş olsun. Ekmek sırası, bir dilekçe, bir anahtar. Eylem cümleleri kısaltır ve tartışmayı bir sahneye çevirir.

Yazarın tarafını sonda ara. Yazar bir sonuca varabilir. Ama bu sonuç, karşı tarafın en iyi gerekçesi yenildikten sonra gelirse ağırlık taşır. Tartışmasız varılan sonuç bir duyuru olur.

Sevdiğin tarafa bir kör nokta ver. Yazarın yakın durduğu karakter çoğu zaman kusursuz çıkar. Bu, ona yapılabilecek en büyük kötülüktür. Bekir'in de görmediği bir şey olmalı. Nail Bey'in sorusu tam oraya dokunuyor: gençler neden gidiyor? Bekir'in buna cevabı yok, çünkü kendi oğlu da gitmek üzere.

Her tarafa bir sabah ver. Politik karakterler çoğu zaman yalnız toplantıda, kürsüde, mecliste görünür. Onları bir de gündelik bir sabahta göster. Ekmek alırken, çocuğunu okula bırakırken, bir komşuyla selamlaşırken. Gündelik an, görüşün altındaki insanı açığa çıkarır. Seyirci kürsüdeki adamı o sabahla birlikte tartar.

İki tarafın ortak bir değerini bul. Karşıt görüşteki iki karakter çoğu zaman aynı şeyi ister ama ona farklı yollardan gitmek ister. Nail Bey de Bekir de gençlerin ilçede kalmasını istiyor. Ortak değeri bulduğunda çatışma bir düşmanlıktan bir trajediye döner. Seyirci, aynı şeyi isteyen iki insanın neden anlaşamadığını izler.

Görüşün dilini karakterin mesleğinden al. Bir ustabaşı ile bir belediye başkanı aynı fikri bile farklı kelimelerle söyler. Bekir tezgâhtan, vardiyadan, ustalıktan konuşur. Nail Bey bütçeden, takvimden, ihaleden. Görüşün sözlüğü karakterin hayatından gelince broşürden uzaklaşır.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Haklı tarafı güçlü göstermek için ona uzun bir konuşma vermek gerekir."
Doğrusu

Uzun konuşma bir davayı güçlendirir, bir karakteri zayıflatır. Güç, karakterin neyi kaybetmeyi göze aldığından gelir.

Yaygın yanlış"Karşı görüşü insanlaştırmak ona hak vermek demektir."
Doğrusu

Bir gerekçeyi anlamak, onu onaylamak değildir. Seyirci Nail Bey'i anlayıp yine de Bekir'in yanında durabilir.

Yaygın yanlış"Politik bir karakter görüşünü açıkça söylemeli."
Doğrusu

Görüş çoğu zaman bir huyda, bir alışkanlıkta, bir susuşta görünür. Açık beyan, en az inandırıcı biçimdir.

Yaygın yanlış"İdeolojik değişim bir aydınlanma sahnesidir."
Doğrusu

Gerçek değişim yavaştır ve sahibine bile görünmez. Tek bir sahnede dönen karakter, yazarın ihtiyacı için dönmüştür.

Yaygın yanlış"Mahalle, işçiler ya da halk tek bir ses olarak yazılabilir."
Doğrusu

Her topluluğun içinde çıkarları ayrılan insanlar vardır. Tek ses bir slogan, çok ses bir dünya kurar.

Yaygın yanlış"Nostalji karaktere duygu katar."
Doğrusu

Geçmişi yalnız güzel hatırlayan karakter bir afiş olur. Bekir fabrikanın gürültüsünü de, okuduğu listeyi de hatırlıyor.

Yaygın yanlış"Güçlü kurulmuş bir karşıt, hikâyenin mesajını bulandırır."
Doğrusu

Mesaj ancak sınandığında bir anlam taşır. Karşıtı zayıf olan bir fikir seyirciye hiçbir şey öğretmez.

Yaygın yanlış"Kötü bir karakterin politik görüşü de kötü olmalıdır."
Doğrusu

Bir görüşün doğruluğu ile onu savunanın kişiliği ayrı şeylerdir. Kaba bir adam haklı bir şey söyleyebilir, nazik bir adam yanlış bir şeyi savunabilir. Bu ayrım hikâyeye derinlik katar.

Yaygın yanlış"Karakterin ideolojisini açıkça adlandırmak netlik sağlar."
Doğrusu

Etiket seyirciyi düşünmekten kurtarır. Seyirci etiketi görünce kendi önyargısını çağırır ve karakteri izlemeyi bırakır. Bir görüşü adıyla değil, sahnedeki tercihleriyle kur.

Yaygın yanlış"İki tarafa eşit konuşma süresi vermek adil bir anlatıdır."
Doğrusu

Adalet sayfada değil, gerekçenin gücündedir. Kısa bir sahnede söylenmiş ağır bir gerekçe, uzun bir konuşmadan daha çok yer tutar.

Yaygın yanlış"Fikir değiştiren karakter zayıf ya da tutarsız görünür."
Doğrusu

Seyirci, fikrini bedel ödeyerek değiştiren karaktere saygı duyar. Zayıf görünen değişim, gerekçesi gösterilmeyen değişimdir. Tutarsızlık değişimin kendisinde değil, eksik basamaklardadır.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Bir görüş bir cümledir; karakter o cümlenin bedelini ödeyen insandır.
  • Yazarın tarafı iki hatayı birden doğurur: broşür ve karikatür.
  • Görüşün kökeni bir anıdır; anı yazılınca karakter görüşü söylemek zorunda kalmaz.
  • Çıkar dökümü her tarafın neyi kazanıp neyi kaybedeceğini somutlaştırır.
  • Değer çatışması iki karakterin arasında olduğu kadar her birinin içinde de kurulur.
  • İnanç bedeli bir nesneye ya da bir insana bağlandığında görünür olur.
  • Bir replik herkesin ağzına uyuyorsa o replik bir broşürdür.
  • Karşı tarafın en güçlü gerekçesi, kahramanın görüşünü sınar.
  • İdeolojik değişim küçük kaymalarla gelir ve bir bedelle birlikte gelir.
  • Karakterin ideolojik etiketi değil, sahnedeki tercihleri görüşünü kurar.
  • Aynı şeyi isteyip ona farklı yollardan giden iki insan, bir düşmanlıktan daha derin bir çatışma kurar.

Sonraki derse köprü

Nail Bey ile Bekir artık iki insan. Biri borcu, öteki anahtarları taşıyor. Ama oylama yalnız onların arasında yapılmayacak. Kararı bir kurum verecek: imar müdürlüğünün dosyaları, meclisin kuralları, kimin hangi imzayı atabildiği. O kurumun içinde Pervin bir tutarsızlık gördü. Sistem onu konuşmaya mı teşvik eder, susmaya mı? Sessiz kalırsa kimi korur, konuşursa ne kaybeder? Bir sistemin görünür amacı ile gerçek işleyişi arasındaki boşlukta tek bir mühendisin ne kadar yeri var?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir buçuk sayfalık konuşma; satırlar bir duvar afişine dönüşüyor.
  • Görüşün kökeni — bir fabrika avlusunda bir adamın elinde uzun bir ad listesi.
  • Çıkar dökümü — ortadan katlanmış bir kâğıt; iki sütunda adlar ve küçük nesneler.
  • İnanç bedeli — dernek girişinde ceketlerin arasında asılı yeni bir baret.
  • Konuşan broşür — aynı konuşma balonunun farklı yüzlerin üstünde dolaşması.
  • En güçlü gerekçe — şafakta bir fırın sırası; iki adam ve buharı tüten ekmekler.
  • Görüş kayması — gece bir masada bir dilekçe; lambanın altında bir adın üstünde duran parmak.
  • Kapanış — bir dolapta asılı anahtarlar; biri hafifçe sallanıyor.

Ritim

Ders bir afiş gibi okunan konuşmayla açılıyor. Görüşü önce bir anıya, sonra bir kâğıda, sonra bir nesneye bağlıyor. Fırın sırasındaki sessizlikten bir gece masasına iniyor. Açık bir soruyla kapanıyor.