İçeriğe geç

Ders 35.2

Hikâye temposu

Senaryo Akademisi — Bölüm IV, Modül 35

2.853 kelime7 film örneği≈ 13 dk okuma≈ 19 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Hikâye temposu hikâyenin yön değiştirme sıklığıdır.
  • Canlı sahneler yerinde sayan bir hikâyeyi kurtarmaz.
  • Amaç bulanıklaştığında seyirci ilerlemeyi ölçemez.
  • Kapanan bir sorunun yerine yeni bir soru açılmalıdır.
  • Engel aralığı çok uzarsa hikâye gevşer.
  • Dönüm boşluğu hikâyenin durduğu hissini doğurur.
  • Alt öykü ana hikâyenin boşluğunu doldurmaz, yanında yürür.
  • Tekrar sahnesi değişim eklenmezse tempoyu düşürür.
  • Boş bekleme, neyin tehlikede olduğu gösterilince dolar.
  • Zaman atlaması seyirciyi değişim anlarına taşır.
  • Sahneler "bu nedenle" ile bağlandığında hikâye ilerler.
  • Yeri değişince bozulmayan sahneler arasında nedensellik yoktur.
  • Okurun "koptum" cümlesi çoğu zaman bir hikâye sorununu gösterir.
  • Alt öykü, ana hikâyenin dönümlerine yakın hareketlenmelidir.
  • Durgun bölüm atılmadan önce bir amaç, engel ya da dönümle sınanmalıdır.

Açılış sahnesi

Provanın ikinci günü. Nermin Hanım Nöbet'in ortasını okuyor. Kantinden sonra, hazırlık haftasından önce gelen on beş sayfa. Kadir hastanede. Babasının yanında oturuyor, gazete okuyor, çay getiriyor. Figen kocasıyla telefonda konuşuyor. Kadir yeniden babasının yanında. Tahlil sonuçları bekleniyor. Figen'in ikinci telefonu. Kadir koridorda yürüyor.

Nermin Hanım okumayı bitiriyor. Hiçbir sahne kötü değil, diyor. Hepsi güzel yazılmış. Ama film burada durdu.

Emre itiraz ediyor. Sahnelerin hiçbiri uzun değil. Her birinde bir şey oluyor. Babası su istiyor, Figen ağlıyor, Kadir bir doktorla konuşuyor. Leyla sayfaları alıp bir soru yazıyor: bu on beş sayfanın başında Kadir ne istiyordu, sonunda ne istiyor?

Emre düşünüyor. Başında babasının yanında olmak istiyordu. Sonunda da. On beş sayfa boyunca Kadir'in istediği şey değişmemiş. Önüne yeni bir engel çıkmamış. Hiçbir şey yön değiştirmemiş.

Leyla bir çizgi çiziyor. Sahneler tek tek canlı, diyor, ama hikâye yerinde sayıyor. Sahnelerin hızı ile hikâyenin hızı iki ayrı şey.

Hikâye temposu, sahnelerin hızından değil hikâyenin kendisinin ne sıklıkla yön değiştirdiğinden doğar: bir amaç netleşmedikçe, bir engel gelmedikçe, bir dönüm yaşanmadıkça en canlı sahneler bile yerinde sayar.

Bu derste ne olacak

Bu derste hikâyenin kendisinin hızına bakacağız. Sahnelerin içindeki hızdan ayrı olarak, bir hikâyenin neden ilerliyor ya da neden yerinde sayıyor gibi hissettirdiğini göreceğiz. Amaçların ne kadar açık olduğunu, engellerin hangi sıklıkla geldiğini ve dönüm noktalarının filme nasıl dağıldığını konuşacağız. Alt öykülerin dengesini, tekrarı, beklemeyi ve zaman atlamasını ele alacağız. Olaylar arasındaki nedenselliğin hikâyeyi nasıl ileri ittiğini izleyeceğiz. Emre'nin durgun on beş sayfasını teşhis edip yeniden kuracağız. Ardından yedi filmde hikâye temposunun nasıl kurulduğunu okuyacağız. Uzun bir çerçeve yolculuğunda, bir zaman döngüsünde ve geç gelen bir jenerikte aynı soruyu soracağız: hikâye ne zaman yön değiştiriyor?

Sıfır noktası

Bir filmin hızını iki katmanda düşünmek mümkün. Birinci katmanda sahneler var. Bir sahnenin içinde olayların sıklığı, bilginin yoğunluğu, duygunun ağırlığı. Bu katman sahnenin kendi hızını belirliyor. İkinci katmanda hikâye var. Karakterin istediği şey, önündeki engeller, yönün değiştiği anlar. Bu katman hikâyenin hızını belirliyor.

İki katman birbirinden bağımsız çalışabiliyor. Emre'nin on beş sayfası bunun örneği. Her sahne kendi içinde canlı. Ama hikâye katmanında hiçbir şey olmuyor. Seyirci sahneleri izliyor, ama hikâyenin nereye gittiğini sormayı bırakıyor. Bu his çoğu zaman "sıkıldım" diye değil, "film burada durdu" diye söyleniyor.

Tersi de mümkün. Sahneleri yavaş, sessiz, az olaylı bir film, hikâye katmanında hızla ilerleyebilir. Her sessiz sahnenin sonunda bir şey yön değiştirir. Seyirci sahnelerin yavaşlığına rağmen hikâyenin aktığını hisseder.

Sözlükteki neden–sonuç zinciri bu ikinci katmanın omurgası. Olaylar birbirini doğurduğunda hikâye akıyor, yalnızca yan yana dizildiğinde duruyor. Olaylar "bu nedenle" ile bağlandığında hikâye kendi kendini ileri itiyor. "Ve sonra" ile bağlandığında her olay bir öncekinin yanına konuyor ama onu ileri taşımıyor.

Emre on beş sayfayı yeniden okuyor. Sahneleri birbirine bağlayan kelimeleri arıyor. Kadir babasının yanında oturuyor, ve sonra Figen telefonda, ve sonra Kadir koridorda. Hiçbir sahne öncekinin sonucu değil. Sahneler yer değiştirse hiçbir şey değişmez.

Leyla bu gözlemin bir sınamaya dönüşebileceğini söylüyor. On beş fişi karıştırıp yeniden dizmesini istiyor. Emre fişleri rastgele diziyor ve Nermin Hanım'a okutuyor. Nermin Hanım farkı fark etmiyor. Bu, sayfaların sorununu kanıtlıyor. Sağlam bir bölümde fişlerin sırası bozulunca hikâye de bozulur.

Hikâye temposunun bir özelliği daha var. Seyirci onu çoğu zaman adlandıramıyor. "Sıkıldım" yerine "uzun geldi", "orada koptum", "bir süre kaybettim" diyor. Bu cümleler yazara sahnenin değil, hikâyenin bir sorunu olduğunu gösteren işaretler.

Mekanizma

Hikâyenin hızı

Emre'nin on beş sayfasında hikâye temposu sıfıra yakın. Sahnelerin temposu ise orta. Nermin Hanım'ın "film durdu" dediği şey bu fark. Hikâye temposunu ölçmek için sahnelere değil, sahnelerin arasındaki değişime bakmak gerekiyor. On beş sayfanın ilk satırındaki Kadir ile son satırındaki Kadir aynı yerde duruyorsa hikâye yerinde saymış.

Amacın açıklığı

Kantinden sonra Kadir'in amacı bulanıklaşıyor. Babasını eve götürmek mi istiyor, hastanede yanında kalmak mı? Kantinde Murat kalmaya karar vermişti ve Kadir'in önündeki soru kapanmıştı. Yeni bir soru açılmadı. Seyirci Kadir'in neyin peşinde olduğunu bilmediği için, hikâyenin ilerleyip ilerlemediğini de bilmiyor.

Emre on beş sayfanın başına bir sahne ekliyor. Kadir Serkan'a babasını evde bakmak için götürüp götüremeyeceğini soruyor. Serkan önce değerlerin toparlanması gerektiğini söylüyor. Artık amaç açık: babayı eve götürmek. Bundan sonraki her sahne bu amaca göre okunuyor.

Engellerin sıklığı

Emre'nin eski on beş sayfasında hiç engel yok. Kadir'in önüne hiçbir şey çıkmıyor, çünkü Kadir hiçbir şey istemiyordu. Yeni amaçla birlikte engeller de geliyor. Serkan'ın "önce değerler" sözü ilk engel. Birkaç sayfa sonra babanın gece ateşlenmesi ikinci engel. Sonra evde bakım için gereken hasta yatağının kiralanamaması. Engeller birbirine çok yakın gelirse seyirci yorulur. Çok uzak gelirse hikâye gevşer. Emre engelleri birkaç sayfa arayla yerleştiriyor.

Dönüm noktalarının dağılımı

Emre Nöbet'in dönüm noktalarını tahtaya yazıyor. İlk gecenin sonu, kantin, son gece. Kantin ile son gece arasında yirmi sayfadan fazla bir boşluk var. Hazırlık montajı bu boşluğun içinde. Durgun on beş sayfa da. Leyla boşluğun ortasına bir dönüm koymayı öneriyor. Babanın gece ateşlenmesi yalnızca bir engel değil, bir dönüm olabilir. O gece Kadir ilk kez babasının eve gidemeyebileceğini düşünüyor. Hikâye yön değiştiriyor: artık soru "ne zaman gidecek" değil, "gidebilecek mi".

Sözlükteki dönüm noktası dengesi, birden çok merkezin dönümlerinin birbirine yakın düşmemesiydi. Aynı ilke bir merkezin kendi dönümleri için de geçerli. Dönümler filmin bir yerine yığılırsa başka bir yerinde uzun bir boşluk kalır.

Alt öykülerin dengesi

Figen'in boşanma hikâyesi Nöbet'in alt öyküsü. Emre'nin durgun on beş sayfasında Figen'in iki telefon sahnesi art arda geliyor. Ana hikâye dururken alt öykü öne çıkıyor. Seyirci ana hikâyenin nereye gittiğini unutuyor.

Leyla Figen'in sahnelerini ayırmayı öneriyor. Biri kantinden önce, biri ateşli geceden sonra. Alt öykü ana hikâyenin durduğu yerleri doldurmamalı. Onun hareketlendiği yerlerde yanında yürümeli. Figen'in ikinci telefonu ateşli gecenin sabahına taşınınca iki hikâye aynı yorgunluğu paylaşıyor.

Tekrar ve bekleme

Kadir'in babasının yanında oturduğu üç sahne var. Üçünde de Kadir sessiz, babası uykulu, oda aynı. İlk sahne bir durumu kuruyor. İkincisi ve üçüncüsü onu tekrarlıyor. Emre ikinci sahneyi atıyor. Üçüncüsüne tek bir değişiklik ekliyor: babası bu kez uyanık ve Kadir'e bir soru soruyor. Sahne artık tekrar değil.

Eski taslakta Kadir tahlil sonuçlarını bekliyor. Ama seyirci sonuçların neyi değiştireceğini bilmiyor. Bekleme boş. Yeni taslakta Serkan'ın sözü beklemeyi dolduruyor. Değerler toparlanırsa baba eve gidecek, toparlanmazsa gidemeyecek. Seyirci artık Kadir'le birlikte bekliyor. Sözlükteki beklenti gerilimi de burada devreye giriyor. Beklenen sonuç belli olunca her sahne o sonuca doğru sayılan bir dakika gibi okunuyor.

Atlama ve nedensellik

Sözlükteki zaman atlaması, iki olay arasındaki sürenin anlatıdan çıkarılmasıydı. Emre hastanedeki üç günü tek bir atlamayla birbirine bağlıyor. Kadir'in bir gece babasının yanında uyuyakaldığı sahneden, üç gün sonraki sabaha geçiyor. Aradaki tekrarlar kayboluyor. Atlama hikâye temposunu yükseltiyor, çünkü seyirciyi yalnızca değişimin olduğu anlara taşıyor.

Son olarak Emre sahneleri yeniden bağlıyor. Serkan "önce değerler" diyor. Bu nedenle Kadir babasının yemeğini kendisi yedirmeye başlıyor. Bu nedenle gece babasının ateşini ilk o fark ediyor. Bu nedenle sabah Figen'e ilk kez bir şey soruyor. Her sahne bir öncekinin sonucu. Sahnelerin yeri değişirse hikâye bozulur. Hikâye temposu buradan geliyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Bölümün başını ve sonunu karşılaştır. Herhangi bir on sayfalık bölümün başındaki ve sonundaki durumu yaz. Aynıysa hikâye yerinde saymıştır.

Amacı her bölümde yeniden sor. Karakter bu sayfalarda ne istiyor? Cevap belirsizse amaç bulanıklaşmıştır.

Kapanan bir sorunun yerine yenisini aç. Bir amaç gerçekleştiğinde ya da kapandığında hemen yeni bir soru kur.

Engelleri aralıklı yerleştir. Çok yakın engeller yorar, çok uzak engeller gevşetir. Aralığı bölümün işlevine göre ayarla.

Dönümleri tahtaya yaz. Bütün dönümleri sırayla yaz ve aralarındaki sayfa sayısına bak. En uzun boşluğa bir dönüm koymayı düşün.

Alt öyküyü boşluk doldurmak için kullanma. Alt öykü ana hikâyenin hareketlendiği yerlerde onunla yürüsün.

Tekrar sahnesini bul. Aynı durumu gösteren iki sahne varsa birini at ya da ikincisine bir değişim ekle.

Beklemeyi doldur. Karakter bir şey bekliyorsa seyirciye neyin tehlikede olduğunu göster.

Zaman atlamasını cesurca kullan. Değişim olmayan günleri atla. Seyirciyi yalnızca yön değiştiren anlara taşı.

Sahneleri "bu nedenle" ile bağla. Her sahne bir öncekinin sonucu olsun. "Ve sonra" ile bağlanan sahneler hikâyeyi durdurur.

Sahnelerin yerini değiştirip sına. İki sahnenin yeri değiştiğinde hiçbir şey bozulmuyorsa aralarında nedensellik yoktur.

Uzun önsözü bir soruyla taşı. İlk dönüm geç gelecekse önsöz boyunca seyirciye bir merak ver.

Orta bölümü ayrıca oku. Hikâyelerin çoğu ortada yavaşlar. Orta bölümü başı ve sonu olmadan tek başına oku.

Hikâye temposunu sahne temposuyla karıştırma. Sahneleri hızlandırmak yerinde sayan bir hikâyeyi kurtarmaz. Önce hikâyeye bak.

Fişleri karıştırıp okut. Bir bölümün fişlerini rastgele diz ve birine okut. Fark edilmiyorsa bölümde nedensellik yoktur.

Okurun cümlesini çözümle. "Uzun geldi", "koptum", "kaybettim" gibi cümleler hikâye sorununa işaret eder. Sahne sorunları başka türlü söylenir.

Amaç kapanınca bir sonrakini aynı sahnede aç. Bir sorunun kapandığı sahne, yeni sorunun da açıldığı sahne olsun. Arada boşluk kalmasın.

Alt öykünün dönümlerini ana hikâyeninkilerle hizala. Alt öykü, ana hikâyenin durgun bir bölümünde değil, bir dönümünün yakınında hareketlensin.

Bölümün son sahnesine bir kapı koy. Bir bölüm bittiğinde seyirci bir sonrakine bir soruyla geçsin.

Tekrarın bedelini göster. Karakter aynı şeyi yeniden yaşıyorsa tekrarın ona neye mal olduğunu gösteren bir ayrıntı ekle.

Her bölüme bir soru başlığı ver. Bölümün fişlerinin üstüne o bölümün sorusunu yaz. Soru yazılamıyorsa bölüm bir yere gitmiyordur.

Beklemenin sonucunu iki yönlü kur. Bekleme iki farklı sonuca açılıyorsa seyirci her iki ihtimali de taşır ve bekleme dolar.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Durgun bir bölümü kurtarmak için sahneleri hızlandırmak gerekir."
Doğrusu

Gerekmez. Sorun çoğu zaman sahnelerde değil, hikâyenin yön değiştirmemesindedir.

Yaygın yanlış"Her sahnede bir olay varsa hikâye ilerliyordur."
Doğrusu

İlerlemeyebilir. Olaylar birbirinin sonucu değilse hikâye yerinde sayar.

Yaygın yanlış"Engel ne kadar sık gelirse o kadar iyi."
Doğrusu

Değil. Çok sık engel seyirciyi yorar ve hiçbir engeli önemli kılmaz.

Yaygın yanlış"Alt öykü ana hikâyenin durduğu yerleri doldurmak içindir."
Doğrusu

Değildir. Alt öykü ana hikâyenin yanında yürür, onun boşluğunu kapatmaz.

Yaygın yanlış"Tekrar her zaman kötüdür."
Doğrusu

Değildir. Her dönüşte bir değişim taşıyan tekrar bir yapı kurar.

Yaygın yanlış"Bekleme sahneleri yavaşlatır."
Doğrusu

Her zaman değil. Neyin tehlikede olduğu bilinen bir bekleme gerilimi artırır.

Yaygın yanlış"Zaman atlaması seyirciyi karıştırır."
Doğrusu

Karıştırmaz, açık bir işaretle yapılırsa. Seyirci atlamayı çabuk kabul eder.

Yaygın yanlış"Uzun bir önsöz seyirciyi kaybettirir."
Doğrusu

Kaybettirmez, taşıdığı bir soru varsa. Önsöz bir merak ve bir zemin kuruyorsa geç gelen dönüm daha güçlü olur.

Yaygın yanlış"Seyirci durgun bölümü sahnelerin kalitesinden anlar."
Doğrusu

Anlamaz çoğu zaman. Sahneler iyi yazılmış olsa da hikâye yön değiştirmiyorsa seyirci kopar.

Yaygın yanlış"Durgun bölümü atmak her zaman çözümdür."
Doğrusu

Değildir. Çoğu zaman bölüme yeni bir amaç, engel ya da dönüm eklemek yeterlidir.

Yaygın yanlış"Zaman atlaması önemli olayları kaçırır."
Doğrusu

Kaçırmaz, doğru seçilirse. Atlanan zaman, hiçbir şeyin yön değiştirmediği zamandır.

Yaygın yanlış"Hikâye temposunu kurguda düzeltmek mümkündür."
Doğrusu

Sınırlı ölçüde. Eksik bir amaç ya da dönüm kurguyla eklenemez.

Yaygın yanlış"Karakterin amacı film boyunca aynı kalmalıdır."
Doğrusu

Kalmak zorunda değil. Amaç değişebilir, yeter ki her an seyirci için açık olsun.

Yaygın yanlış"Dönüm noktaları filme eşit aralıklarla dağılmalıdır."
Doğrusu

Eşit olmak zorunda değil. Önemli olan uzun bir boşluğun hikâyeyi durdurmamasıdır.

Yaygın yanlış"Hikâye temposu yalnızca uzun filmler için önemlidir."
Doğrusu

Değil. Kısa bir filmde de hikâye birkaç dakika yerinde sayabilir.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Hikâye temposu hikâyenin yön değiştirme sıklığıdır.
  • Canlı sahneler yerinde sayan bir hikâyeyi kurtarmaz.
  • Amaç bulanıklaştığında seyirci ilerlemeyi ölçemez.
  • Kapanan bir sorunun yerine yeni bir soru açılmalıdır.
  • Engel aralığı çok uzarsa hikâye gevşer.
  • Dönüm boşluğu hikâyenin durduğu hissini doğurur.
  • Alt öykü ana hikâyenin boşluğunu doldurmaz, yanında yürür.
  • Tekrar sahnesi değişim eklenmezse tempoyu düşürür.
  • Boş bekleme, neyin tehlikede olduğu gösterilince dolar.
  • Zaman atlaması seyirciyi değişim anlarına taşır.
  • Sahneler "bu nedenle" ile bağlandığında hikâye ilerler.
  • Yeri değişince bozulmayan sahneler arasında nedensellik yoktur.
  • Okurun "koptum" cümlesi çoğu zaman bir hikâye sorununu gösterir.
  • Alt öykü, ana hikâyenin dönümlerine yakın hareketlenmelidir.
  • Durgun bölüm atılmadan önce bir amaç, engel ya da dönümle sınanmalıdır.

Sonraki derse köprü

Emre yeni on beş sayfayı Nermin Hanım'a veriyor. Nermin Hanım bu kez durmadan okuyor. Ama kantin sahnesine gelince bir şey söylüyor: sahnenin içinde bir yerde nefesi daralmış. Murat uzun bir konuşma yapıyor, Kadir hiç araya girmiyor, kimse susmuyor. Leyla, hikâyenin olduğu gibi tek bir sahnenin de kendi ritmi olduğunu söylüyor: konuşmaların uzunluğu, sessizlikler, kesintiler, giriş ve çıkış. Sonraki ders sahne ritmini inceliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — canlı ama birbirine hiç dokunmayan on beş fiş.
  • Hikâye temposu — hızla dönen küçük çarklar ve hiç kıpırdamayan büyük bir ibre.
  • Amaç — bulanık bir yazının birden netleşmesi.
  • Engel aralığı — bir yolda seyrek, sonra düzenli aralıklarla beliren taşlar.
  • Dönüm boşluğu — bir çizgide uzun düz bir bölüm ve ortasına eklenen bir kırılma.
  • Nedensellik — birbirine "bu nedenle" okuyla bağlanan fişler.

Ritim

Ders durmuş gibi görünen bir bölümün yeniden akmaya başlamasını izliyor; her yeni bağ bir çarkı döndürüyor ve en sonda büyük ibre kıpırdıyor.