Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Hikâye olanların kronolojik sırasıdır, olay örgüsü onların anlatıldığı sıradır.
- Aynı hikâyeden sayısız olay örgüsü kurulabilir.
- Kronolojik çizelge senaristin haritasıdır.
- Sıra farkı büyüdükçe seyirci o olaya daha çok soru taşır.
- Açılış anı seyircinin ilk sorusunu belirler.
- Sonuçtan başlamak "ne olacak" sorusunu "nasıl oldu"ya çevirir.
- Gizlenen geçmiş açıldığında önceki sahnelerin anlamını değiştirir.
- Saklanan geçmişin izleri erkenden bırakılmalıdır.
- Bilgi sırası seyircinin duygusunu adım adım kurar.
- Bakış açısı neyin saklanabileceğini belirler.
- Zaman atlaması seyirciye aradaki yılları hayal etmeyi bırakır.
- Atlanan zaman, karakterdeki değişimle hissettirilir.
- Paralel hatlar bir buluşma noktasına ihtiyaç duyar.
- Çerçeve, geçmişe bir anı ağırlığı verir.
- Kronolojik anlatım da bilinçli bir seçim olabilir.
- Sırayı bozmak ancak bir anlam üretiyorsa işe yarar.
Açılış sahnesi
Bir çalışma odası, gece yarısı. Senarist Zehra'nın duvarında uzun bir kâğıt şerit asılı. Şeridin üstünde bir kadının hayatı yazıyor, yıl yıl. Zehra'nın babaannesi Saniye'nin hayatı.
Bin dokuz yüz elli sekizde bir köyde doğuyor. On yedi yaşında şehre göç ediyor. Yirmi yaşında evleniyor. İki yıl sonra tek kız kardeşi Hatice'yle bir miras yüzünden küsüyor. Kırk yıl konuşmuyorlar. Kocası iki binde ölüyor. İki bin yirmide, yetmiş iki yaşında, Hatice'yi telefonla arıyor.
Zehra bu hayatı bir senaryoya çevirmek istiyor. Yapımcısı Ferit öğleden sonra aramıştı. İlk sahneyi yarın görmek istiyor.
Zehra şeridin başına bakıyor: doğum. Sonra sonuna: telefon. Arada altmış iki yıl var. Film doksan dakika sürecek.
Kalemi alıp şeridin en sonuna, iki bin yirmi yazan yere bir daire çiziyor. Saniye, elinde telefon, kardeşinin numarasını çeviriyor. Hat çalıyor. Kimse açmıyor.
Zehra kararını veriyor. Film buradan başlayacak. Seyirci bu iki kadının neden kırk yıl konuşmadığını bilmeyecek. Öğrenmek için filmin geri kalanını izleyecek.
Şerit duvarda olduğu gibi duruyor. Değişen tek şey, Zehra'nın anlatmaya nereden başlayacağı.
Hikâye olanların sırasıdır; olay örgüsü, o sıradan seyirci için kurulan yoldur.
Bu derste ne olacak
Bu derste hikâye ile olay örgüsü arasındaki farkı iş başında göreceğiz. Hikâye, olayların yaşandığı kronolojik sıradır. Olay örgüsü ise yazarın o olayları seyirciye anlattığı sıradır. İkisi arasındaki fark, yazarın en güçlü araçlarından biridir.
Bu farkı yaratan kararları tek tek inceleyeceğiz: anlatının nereden başlayacağı, hangi geçmişin saklanacağı, bilginin hangi sırayla verileceği, hikâyenin kimin gözünden anlatılacağı, zamanın nasıl atlanacağı ve paralel olayların nasıl birleşeceği. Zehra'nın babaannesinin hayatını ders boyunca taşıyacağız. Ders bittiğinde kendi hikâyenin kronolojik çizelgesini çıkarabilecek ve ondan birden fazla olay örgüsü kurmayı deneyebileceksin.
Sıfır noktası
Bir hikâyeyi yaşandığı sırayla anlatmak en doğal yol gibi görünür. Bir insan doğar, büyür, bir şey yaşar, ölür. Olaylar zaten bir sıra içinde olmuş. Neden o sırayı değiştirelim?
Zehra'nın şeridi bu sorunun cevabını gösteriyor. Saniye'nin hayatını doğumdan başlatırsak seyirci ilk yarım saati bir köy çocukluğunda geçirir. Bu çocukluk güzel olabilir ama bir soru taşımıyor. Seyirci neyi merak edeceğini bilmiyor. Filmin asıl meselesi, iki kardeşin küslüğü, ancak ortalarda ortaya çıkıyor.
Şimdi aynı hayatı iki bin yirmideki telefonla açalım. Yaşlı bir kadın, kırk yıldır konuşmadığı kız kardeşini arıyor. Seyirci hemen bir soru soruyor: neden kırk yıl? Bu soru bütün filmi taşıyor. Çocukluk sahneleri de artık boş değil. Seyirci o sahnelerde iki kız kardeşin ne kadar yakın olduğunu görürken aralarına neyin gireceğini merak ediyor.
Olaylar değişmedi. Doğum, göç, evlilik, küslük, ölüm, telefon. Hepsi aynı. Değişen tek şey, seyircinin onlarla karşılaştığı sıra. Ama bu değişiklik, aynı olaylardan bambaşka bir film kurdu. Birinci versiyonda seyirci bir kızın büyümesini izliyordu. İkinci versiyonda iki kardeşin arasındaki kırk yıllık sessizliği çözmeye çalışıyor. Konu aynı, merak başka.
Hikâye ile olay örgüsü arasındaki fark tam olarak budur. Hikâye olanların kendisi, olay örgüsü ise onları anlatma biçimi. Aynı hikâyeden sayısız olay örgüsü kurulabilir. Her biri başka bir seyirci deneyimi yaratır. Yazar önce hikâyesini bilmeli, sonra onu en güçlü biçimde anlatacak olay örgüsünü seçmelidir.
Bu seçim bir süs değil. Hangi bilginin ne zaman geleceğine, seyircinin kiminle özdeşleşeceğine, neyi merak edip neyi bekleyeceğine bu seçim karar verir. Zehra'nın duvarındaki şerit hiç değişmeyecek. Ama o şeritten kurulacak filmin her dakikası, şeridin hangi noktasından başlanacağına bağlı. Senarist şeridi değiştiremez; yalnızca üzerinde nasıl yürüyeceğini seçer.
Mekanizma
İki çizgi: olanlar ve anlatılanlar
Hikâye, olayların yaşandığı sıradır; olay örgüsü, onların anlatıldığı sıradır. Bu ayrım bir senarist için bir çalışma yöntemine dönüşür.
Zehra'nın duvarındaki şerit bir kronolojik çizelge. Filmde asla görünmeyecek olaylar da orada: Saniye'nin annesinin ölümü, bir taşınma, bir düşük. Çizelge senaristin haritasıdır. Olay örgüsünü kurarken nerede olduğunu bilmesini sağlar.
İki bin yirmideki telefon, çizelgenin en sonunda. Ama olay örgüsünün en başında. Bu olayın sıra farkı çok büyük. Saniye'nin çocukluğu ise hem çizelgenin hem olay örgüsünün başlarında. Onun sıra farkı küçük. Sıra farkı büyüdükçe seyirci o olaya daha çok soru taşır.
Sıra farkının bir bedeli de var. Olay yerinden ne kadar uzağa taşınırsa seyircinin onu yerine oturtması o kadar emek ister. Zehra'nın filminde telefonun başa taşınması kolay okunuyor, çünkü tek bir ses ve tek bir yüz. Ama küslük gününü sona, düğünü ortaya, doğumu en sona taşısaydı seyirci kaybolurdu. İyi bir olay örgüsü sıra farkını birkaç güçlü olaya harcar, geri kalanını düz bırakır.
Nereden başlamalı
Zehra'nın önünde birkaç seçenek var. Doğumdan başlayabilir: seyirci her şeyi sırayla öğrenir. Küslük gününden başlayabilir: seyirci önce kavgayı görür, sonra nedenini arar. Telefondan başlayabilir: seyirci önce sonucu görür, sonra oraya nasıl gelindiğini merak eder.
Açılış anı seyircinin ilk sorusunu belirler. Doğumdan başlayan film "bu kız ne olacak" diye sorar. Telefondan başlayan film "bu kadınlara ne oldu" diye sorar. Zehra ikinci soruyu seçiyor, çünkü hikâyesinin kalbi o.
Neyi saklamalı
Küslüğün nedeni kronolojik çizelgede açık: miras. Ama asıl mesele başka. Babalarının evini Hatice satmış, Saniye'ye sormadan. O evde Saniye'nin annesinin mezarı bahçede. Zehra bu bilgiyi filmin son yarım saatine saklıyor. Seyirci bütün filmi "sıradan bir miras kavgası" sanarak izliyor. Gizlenen geçmiş açıldığında küslük başka bir anlam kazanıyor.
Hangi sırayla
Zehra'nın filminde seyirci önce telefonu görüyor. Sonra iki kız kardeşin çocukluktaki yakınlığını. Sonra küslük gününü, ama nedenini değil. En sonunda mezarı. Her bilgi bir öncekinin anlamını değiştiriyor. Bilgi sırası, seyircinin duygusunu adım adım kurar. Aynı bilgiler ters sırayla gelseydi seyirci çok daha az şey hissederdi.
Bilgi sırasının yakın bir akrabası bakış açısıdır: seyircinin olayları kimin bilgisiyle gördüğü. Zehra filmi Saniye'nin gözünden anlatıyor. Seyirci Hatice'nin evi neden sattığını Saniye kadar az biliyor. Filmin sonunda Hatice'nin kendi nedenini anlattığı bir sahne var. O ana kadar seyircinin elinde yalnızca Saniye'nin tarafı vardı.
Zamanı atlamak
Saniye'nin evliliği ile kocasının ölümü arasında yirmi iki yıl var. Zehra bu yirmi iki yılı tek bir kesmeyle geçiyor. Genç Saniye bir düğün fotoğrafı için gülümsüyor. Kesme. Yaşlı Saniye aynı fotoğrafı bir tabutun başında elinde tutuyor. Zaman atlaması seyirciye aradaki yılları hayal etmeyi bırakır. Doğru yerde yapıldığında, atlanan yıllar anlatılan yıllardan daha ağır hissedilir.
Aynı anda olanlar
Zehra filmin ortasında bir şey keşfediyor. Hatice'nin de kendi hayatı var ve o hayat da bir çizgi. Saniye şehirde çocuk büyütürken Hatice köyde babalarına bakıyor. Zehra iki kadının aynı yıllarını yan yana anlatmaya karar veriyor. Paralel hatlar, seyirciye iki tarafı da görme fırsatı verir. Ve bir noktada birbirine değmelidir. Zehra'nın filminde iki hat, iki bin yirmideki telefonda buluşuyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Önce kronolojik çizelgeyi yaz. Olay örgüsünü kurmadan önce hikâyenin bütün olaylarını yaşandığı sırayla yaz. Filmde görünmeyecek olanları da.
Çizelgeyi duvara as. Hikâyeyi bir bakışta görebilmek, olay örgüsü kararlarını kolaylaştırır. Nerede olduğunu her an bilirsin.
Açılış anını bir soruya göre seç. Seyircinin ilk sorusu ne olsun? O soruyu en keskin soracak olayı açılışa koy.
Sonuçtan başlamaktan korkma. Sonucu önce göstermek gerilimi öldürmez. Seyircinin sorusunu "ne olacak"tan "nasıl oldu"ya çevirir.
Gizlenen geçmişi bir yere bağla. Saklanan olay rastgele saklanmasın. Açıldığı an, seyircinin önceki her şeyi yeniden okuyacağı bir an olsun.
Gizlediğin geçmişin izlerini bırak. Seyirci saklanan olayın varlığını hissetmeli. Hiç iz bırakmadan saklanan geçmiş, açıldığında hile gibi durur.
Bilgi sırasını duyguyla planla. Seyircinin hangi sırayla ne öğrendiğini bir liste hâlinde yaz. Her bilginin bir öncekinin anlamını değiştirip değiştirmediğine bak.
Bakış açısını baştan seç. Seyirci kimin bilgisiyle ilerleyecek? Bu seçim, neyin saklanabileceğini ve neyin gösterilmek zorunda olduğunu belirler.
Bakış açısını değiştireceksen bunu işaretle. Başka bir karakterin gözüne geçiş, seyirciye hissettirilmeli. Belirsiz geçiş karışıklık yaratır.
Zaman atlamasını bir nesneyle bağla. Bir fotoğraf, bir kemik, bir saat, iki zamanı birbirine bağlar. Nesne, atlanan süreyi seyircinin gözünde kısa bir köprüye çevirir.
Atlanan yılları hissettir. Atlamadan sonra karakterin değiştiğini küçük ayrıntılarla göster. Seyirci aradaki zamanı bu ayrıntılardan tahmin etsin.
Paralel hatlara ortak bir hedef ver. İki çizgi aynı telefona, aynı düğüne ya da aynı kapıya doğru aksın. Ortak hedefi olmayan hatlar iki ayrı filme bölünür.
Paralel hatların ritmini dengele. Bir hat uzun süre görünmezse seyirci onu unutur. Hatların arasında düzenli geçişler kur.
Anlatan kişiyi de dinle. Geçmişi bugünden biri anlatıyorsa, anlatırken o kişinin de bir şey kazandığı ya da kaybettiği görülsün.
Kronolojik anlatımı da bir seçenek olarak dene. Sırayı bozmak her zaman daha iyi değildir. Bazı hikâyeler, düz bir sırayla en güçlü hâlini bulur.
Sıra farkını ölç. En önemli olayların çizelgedeki ve olay örgüsündeki yerlerini karşılaştır. Farkın büyük olduğu olaylar, seyircinin en çok merak edeceği olaylardır.
Gerçek zamanı düşün. Bazen olay örgüsü ile hikâye aynı süreyi paylaşabilir. Gerçek zaman, seyirciye karakterle birlikte nefes alma hissi verir.
Geçmişi konuşmayla açarken dikkatli ol. Diyalogla anlatılan geçmiş kolayca açıklamaya döner. Geçmişi bir anlaşmazlığın, bir itirafın ya da bir sorunun içinden sızdır.
Olay örgüsünü kartlarla kur. Her olayı bir karta yaz, kartları farklı sıralarla dene. Aynı hikâyenin kaç farklı filme dönüşebileceğini gör.
Hikâye ile olay örgüsünü ayrı dosyalarda tut. Biri olanların kaydı, öbürü anlatının planı. İkisini karıştırmak, neyin gerçekten olduğunu unutmana yol açar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Hikâye ile olay örgüsü aynı şeydir."
Değildir. Hikâye olanların kronolojik sırasıdır; olay örgüsü, yazarın onları seyirciye anlattığı sıradır. İkisini karıştıran yazar, anlatının en güçlü aracını elinden bırakır.
Yaygın yanlış"Olayları yaşandığı sırayla anlatmak her zaman en açık yoldur."
Her zaman değil. Kronolojik sıra açıktır ama seyirciye bir soru taşımayabilir.
Yaygın yanlış"Sonucu başta göstermek gerilimi öldürür."
Öldürmez, dönüştürür. Seyirci "ne olacak" yerine "nasıl oldu" diye sormaya başlar.
Yaygın yanlış"Kronolojiyi bozmak bir hikâyeyi daha sanatsal yapar."
Yapmaz. Sıra bozulduğunda bir anlam üretmiyorsa yalnızca seyirciyi yorar.
Yaygın yanlış"Gizlenen geçmiş sona kadar hiç sezdirilmemelidir."
Tersi. Gizlenen geçmişin izleri erkenden hissettirilmelidir; aksi hâlde açıldığında hile gibi durur. Seyirci bir şeyin saklandığını bilmeli, neyin saklandığını bilmemeli.
Yaygın yanlış"Bakış açısı yalnız anlatıcılı filmlerde vardır."
Her filmde vardır. Seyircinin kimin bilgisiyle ilerlediği, anlatıcı olmasa da belirlenmiştir.
Yaygın yanlış"Zaman atlaması her zaman bir yazıyla işaretlenmelidir."
Gerekmez. Değişen bir saç, bir ev ya da bir iş de atlanan zamanı söyler.
Yaygın yanlış"Paralel hatlar birbirinden bağımsız ilerleyebilir."
İlerleyemez. Birbirine hiç değmeyen hatlar tek bir filmde durmaz; bir buluşma noktası gerekir.
Yaygın yanlış"Kronolojik çizelge yalnız karmaşık filmler için gereklidir."
Değildir. En düz anlatılan hikâye bile, yazarın her olayın yerini bilmesinden yararlanır.
Yaygın yanlış"Açılış anı hikâyenin ilk olayı olmalıdır."
Olmak zorunda değil. Açılış anı, seyircinin ilk sorusunu en iyi kuracak olaydır.
Yaygın yanlış"Geçmiş, bir karakterin anlatmasıyla verilmelidir."
Tek yol bu değil. Geçmiş bir nesneyle, bir yerle, bir çatışmayla da açığa çıkabilir.
Yaygın yanlış"Bilgi sırası yalnız gizem hikâyelerinde önemlidir."
Her hikâyede önemlidir. Bir aile dramında da seyircinin neyi ne zaman öğrendiği, duygusunu belirler. Bir babanın hastalığını ilk sahnede öğrenen seyirci ile son sahnede öğrenen seyirci aynı filmi izlemez.
Yaygın yanlış"Olay örgüsü bir kez kurulunca değişmemelidir."
Değişebilir, değişmelidir de. Olay örgüsü yazım boyunca defalarca yeniden sıralanabilir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Hikâye olanların kronolojik sırasıdır, olay örgüsü onların anlatıldığı sıradır.
- Aynı hikâyeden sayısız olay örgüsü kurulabilir.
- Kronolojik çizelge senaristin haritasıdır.
- Sıra farkı büyüdükçe seyirci o olaya daha çok soru taşır.
- Açılış anı seyircinin ilk sorusunu belirler.
- Sonuçtan başlamak "ne olacak" sorusunu "nasıl oldu"ya çevirir.
- Gizlenen geçmiş açıldığında önceki sahnelerin anlamını değiştirir.
- Saklanan geçmişin izleri erkenden bırakılmalıdır.
- Bilgi sırası seyircinin duygusunu adım adım kurar.
- Bakış açısı neyin saklanabileceğini belirler.
- Zaman atlaması seyirciye aradaki yılları hayal etmeyi bırakır.
- Atlanan zaman, karakterdeki değişimle hissettirilir.
- Paralel hatlar bir buluşma noktasına ihtiyaç duyar.
- Çerçeve, geçmişe bir anı ağırlığı verir.
- Kronolojik anlatım da bilinçli bir seçim olabilir.
- Sırayı bozmak ancak bir anlam üretiyorsa işe yarar.
Sonraki derse köprü
Zehra filmini telefonla açtı, küslüğün nedenini sona sakladı, iki kardeşin yıllarını yan yana anlattı. Ama olay örgüsünü nasıl kurarsa kursun, seyirci yine bir başlangıç, bir gelişme ve bir sonuç yaşayacak. Başlangıçta bir dünya, bir denge ve o dengeyi bozan bir olay tanıyacak. Gelişmede artan bedelleri, sonuçta bir cevabı arayacak. Sonraki ders bu üç bölümün her birinin ne iş gördüğünü ayırıyor: başlangıç, gelişme ve sonuç.