Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Hibrit yöntem büyük anları önceden yerleştirir, aralarını yazarken bulur.
- Sabit nokta hikâyenin yön değiştirdiği bir duraktır; uzak imge ise bir yöndür.
- Keşif aralığının başı ve sonu bilinir; yolu yazıda bulunur.
- Kısa plan bölümün yönünü ve sonunu söyler, sahneleri saymaz.
- Kısa plan okunur ve kapatılır; sahne nottan değil sayfadan doğar.
- Yürüyen döküm taslakla birlikte güncellenir; eski hâlleri saklanır.
- Kişi hakkında bulunan şey sabit noktaların biçimini değiştirebilir.
- Bir sabit nokta oynarsa arkasındaki aralıkların anlamı da değişir; deneme yan dosyada yapılır.
- Planlayıcı da keşfeden de aynı yönteme farklı uçlardan gelebilir.
- Planlayıcı boş bir kartla, keşfeden yazar birkaç durakla aynı yönteme girebilir.
- Uyarlamada kaynağın durakları ile yazarın eklediği duraklar ayrı tartılır.
- Ne kadarının sabitleneceği yazara, projeye ve takvime bağlıdır; tek doğru oran yoktur.
Açılış sahnesi
Selim masaya Berna'nın üç çizimini diziyor. Aralarında bir karış boşluk bırakıyor. Soldaki çizimde şafak vakti taş köprü var; bir yolcu kesesini açıyor. Ortadakinde karanlık bir oda, eşikte kıpırtısız bir gölge. Sağdakinde bir evin eşiğinde duran bir kadın, yüzü kapıdaki Dumrul'a dönük.
«Bunlar yerinden oynamayacak,» diyor Selim. «Arasını yine sabahları yazacağım.»
Emre boşluklara bakıyor. «Peki aralarında ne var?»
«Henüz bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum.»
Masanın öbür ucunda Burcu panosundan iki kart söküyor. İkisi de son haftanın ortasından, Nüzhet ile torununun birlikte geçirdiği günlerden. Yerlerine tek bir beyaz kart iğneliyor. Kartın ortasında kurşun kalemle yazılmış tek bir söz var: serbest. Emre kaşlarını kaldırıyor. Burcu omuz silkiyor; bu aralığı bu kez sayfada arayacak.
Nermin Hanım sağdaki çizimi eline alıyor. Kadının elleri boş, ardındaki kapı aralık. «Bu anı ne zaman sabitledin?»
«Ters dökümü çıkardığım akşam.»
«Kadın o akşam konuşmuş muydu? Dere yatağındaki cümlesini o zaman biliyor muydun?»
Selim duraksıyor. Cümle dökümden sonra gelmişti. Çizimdeki kadın, cümleyi henüz söylememiş bir kadın. Kocasının kapısını çalmasını evde bekleyen bir kadın.
Hibrit yöntem büyük anları önceden yerine koyar, aralarını yazarken bulur; yazıdan öğrenilen bir şey o anları da yerinden oynatabilir.
Bu derste ne olacak
Burcu'nun beyaz kartını ve Selim'in üç çizimini açacağız. Hangi anların sabitlenmeye değer olduğunu soracağız. İki sabit an arasındaki bölgeyi keşfe bırakmanın sınırlarına bakacağız. Her bölümden önce yazılan kısa bir planın neye yaradığını göreceğiz. Taslak ilerlerken dökümün nasıl güncellendiğini izleyeceğiz. Kişiler hakkında bulunanların yapıyı nasıl değiştirdiğini tartacağız. Sabit bir anın yerinden oynaması gerektiğinde ne olduğuna da bakacağız. Hiçbir oranı doğru ilan etmeyeceğiz. Örnekler Sicilya'dan kuzeye ilerleyen bir savaştan, küçülen bir rock turnesinden ve Tahran'da bir arabadan geliyor. Bir de Amerika'yı dondurma kamyonuyla geçen bir muhabirden, Chicago'da bir kongre haftasından.
Sıfır noktası
Plan yapan yazar ile keşfeden yazar çoğu zaman iki ayrı kamp gibi anlatılır. Masada ise çizgi bu kadar keskin değil. Pek çok yazar ikisinin arasında bir yerde çalışır. Hikâyenin birkaç büyük anını bilir, gerisini yazarken arar.
Selim bu yola ters dökümden geliyor. Kartsız tomarını sahne sahne tek satıra indirdi. Bazı satırlar sağlam çıktı, bazıları tekrar. Şimdi sağlam satırların bir kısmını yerine koymak istiyor. Ama sabahları sayfanın başına oturup ne bulacağını bilmeden yazma alışkanlığından da vazgeçmiyor.
Burcu bu yola öbür taraftan geliyor. Panosu dolu, kartları sıralı. Taslağın ilk sahneleri karta uygun çıktı. Ama Nüzhet'in erteleyen cümlesi ona bir şey gösterdi. Kartın bilmediği bir şey sayfada ortaya çıkabiliyor. Şimdi panosunda bilerek boş bıraktığı bir aralık açıyor.
İki yazar aynı yöntemin iki ucunda duruyor. Selim keşiften gelip birkaç sabit an ekliyor. Burcu plandan gelip birkaç boşluk açıyor. İkisinde de soru aynı: neyi önceden bilmek gerekir, neyi yazarken öğrenmek daha iyidir?
Hibrit yöntemin vaadi iki tarafın bedelini birden azaltmak. Keşfeden yazar sayfada kaybolmaz, çünkü önünde her zaman bir durak vardır. Planlayan yazar kartın kölesi olmaz, çünkü bazı yerleri bilerek açık bırakmıştır. Ama yöntemin kendi bedeli de var. Duraklar yanlış seçilirse aradaki keşif yanlış yere doğru akar. Duraklar hiç sorgulanmazsa yöntem gizli bir plana döner. Keşfin bulduğu şey bir durağı yerinden oynatmak istediğinde yazar karar vermek zorunda kalır.
Bir uyarlamada iş biraz daha incelir. Selim'in anlatısı ona bazı durakları zaten veriyor. Köprü, Azrail'in gelişi, can pazarlığı anlatıda var. Selim'in seçtiği, bu durakların filmdeki biçimi. Hangisinin hangi sahnede, hangi kişinin elinde gerçekleşeceği.
Bu sorunun herkese uyan bir cevabı yok. Ne kadarının sabitleneceği yazara, projeye ve takvime göre değişir. Kısa bir film birkaç sabit anla yürüyebilir. İki zamanlı uzun bir film daha sık durak isteyebilir. Bu derste yöntemi her iki yazarın masasında, onların kendi sorunlarıyla deneyeceğiz. Hangisinin daha iyi çalıştığına biz karar vermeyeceğiz.
Mekanizma
Çakılacak anı seçmek
Selim'in ilk sorusu hangi anların sabit olacağı. Ters dökümde kalın çizgiyle işaretlediği satırlar çok. Hepsini çakarsa yöntem bir plana döner. Çok azını çakarsa tomar yine dağılır.
Nermin Hanım bir ölçüt öneriyor. Sabit nokta, hikâyenin yön değiştirdiği bir an olmalı. Ondan sonra Dumrul'un dünyası aynı kalmamalı. Selim satırları bu gözle eliyor. Şafakta bir yolcunun parasını ödediği sahne açılış olarak kalıyor. Azrail'in sesi olmayan gecesi kalıyor. Kadının canını teklif ettiği an kalıyor. Babanın ağıldaki sahnesi ise sabit değil. Güzel, ama hikâyeyi döndürmüyor.
Selim bir de ters yönden soruyor: bu an olmasa film yine aynı film mi? Köprü sahnesi gitse Dumrul'un neye güvendiğini kimse bilmez. Azrail gecesi gitse meydan okumanın karşılığı kalmaz. Kadının teklifi gitse film yalnız bir adamın kurtuluşuna döner. Ağıl sahnesi gidince ise yalnız bir güzellik eksilir. Üç durak bu sorudan geçiyor, dördüncü geçmiyor.
Bir ayrım daha var. Selim'in elindeki uzak imge, kuru derede çıplak ayaklar, bir sabit nokta değil. O bir yön. Sabit nokta ise bir durak. Yazar yöne doğru yürür, durakta durur.
İki durak arasındaki bölge
Köprüden Azrail gecesine kadar uzanan bölge bir keşif aralığı. Selim sabahları yine aklına geleni yazıyor. Ama artık her sahnenin bir yöne bakması gerekiyor. Aralığın sonunda o karanlık oda bekliyor.
Bu sınır tekrarları kendiliğinden azaltıyor. Ters dökümde dört köprü sahnesi aynı işi yapıyordu. Aralıkta yalnız biri kalabiliyor; öbürleri sonraki durağa bir şey taşımıyor. Selim bunu karar vermeden önce yazarken görüyor. Bir sabah yeni bir köprü sahnesine başlıyor ve yarısında duruyor. Sahne Dumrul'un acımasızlığını bir kez daha gösteriyor, ama odaya bir adım bile yaklaşmıyor. Sayfayı kenara koyup yolcuyu değiştiriyor. Bu kez köprüden geçen genç bir adam. Ölümün ilk kez köprünün yakınına uğradığı sahne böyle doğuyor.
Burcu'nun beyaz kartı da bir keşif aralığı açıyor. Kartın solunda Nüzhet'in yıkımı görmek istediği sahne var. Sağında yıkım sabahı duruyor. Aradaki günlerde Nüzhet ile torunu ne yapıyor, Burcu bilmiyor. O günleri kartsız yazıyor.
Her bölümden önce yarım sayfa
Selim'in kısa filmi üç bölüme ayrılıyor: köprü, Azrail, can pazarlığı. Her bölüme girmeden önce bir eskizin arkasına birkaç satır yazıyor. Can pazarlığı için not şöyle: baba, ana, kadın; Dumrul her kapıda biraz daha küçülür; bölüm dere yatağında biter.
Kısa plan sahneleri saymıyor. Yalnız bölümün yönünü ve sonunu söylüyor. Selim bu satırları okuyup kapatıyor, sonra yazmaya geçiyor. Sabah ne bulacağını yine bilmiyor. Ama nereye gittiğini biliyor.
Burcu için kısa plan ters yönde çalışıyor. Onun panosunda her sahnenin kartı zaten var. Beyaz karta gelmeden önce kartları bırakıp yarım sayfa yazıyor: Ceren köyde kalıyor, Nüzhet ona bir şey gösteriyor, bölüm yıkım sabahına varıyor. Plan kalınlaşmıyor, inceliyor. Yazar sayfaya daha az bilgiyle oturuyor.
Döküm yazıyla birlikte yürür
Ters döküm bir kez çıkarılıp bırakılmıyor. Selim her cuma onu yeniden açıyor. O hafta yazdığı sahneleri satıra çeviriyor, düşenlerin üstünü çiziyor. Bu cumanın dökümünde ağıl sahnesinin üstü çizili. Ama babanın orada bulunan sözü, oğluna canını vermeyeceğini söylediği satır, can pazarlığına taşınmış. Dökümde yeni bir ok var. Ağıldan babanın kapısına uzanıyor.
Burcu'nun panosu da yürümeye başlıyor. Beyaz kartın ardındaki günlerde bir sahne yazdı. Nüzhet torununa bahçedeki zeytin ağaçlarını sayarken birini atlıyor. Ceren fark etmiyor. Burcu sahneyi okuyunca hasat başında atlanan adı hatırlıyor. Ağaç sahnesi için panoya yeni bir kart ekliyor. Plan yazıdan öğrenmiş oluyor.
Bulunanı yapıya taşımak
Kadının dere yatağındaki cümlesi ona bir şey söylüyor. Bu kadın köprünün düzenine katılmamış. O zaman canını kocası istediği için mi verecek? Anlatıda Dumrul anne ile babadan sonra karısına gidiyor. Selim'in çizimi de o sırayla yapılmıştı.
Selim bulduğunu yapıya taşıyor. Sıra aynı kalıyor: baba, ana, kadın. Ama kadın evde beklemiyor. Dumrul'u dere yatağında kendisi buluyor. Teklifi sorulmadan yapıyor. Sabit nokta yerinde, biçimi değişti. Uzak imge de birden yakınlaşıyor. Çıplak ayaklar artık o sahnenin ertesi sabahı.
Durak yerinden oynarsa
Emre işi daha da zorlaştırıyor. «Kadın anne ile babadan önce teklif etse?» Selim bunu bir sabah yazıyor. Sahne güçlü çıkıyor. Ama ardından gelen iki kapı boşa düşüyor. Dumrul'un anne ile babasından can istemesi için bir neden kalmıyor.
Sabit bir noktayı oynatmak tek bir sahneyi değiştirmiyor. Arkasındaki aralıkların anlamı da değişiyor. Selim denemeyi silmiyor, ayrı bir dosyaya koyuyor. Anlatının sırasına dönüyor. Ama denemenin bir şey öğrettiğini de biliyor. Anne ile babanın reddi, kadının teklifinden önce bir boşluk açıyor. O boşluğu kadının sözü dolduruyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Durağa olayı çak, sahneyi değil. «Kadın canını verir» bir olaydır. «Kadın evde bekler, Dumrul kapıyı çalar» ise bir sahnedir. Sahneyi sabitleyen yazar, keşfin bulacağı başka bir sahneyi baştan kapatır. Berna'nın çizimi evin eşiğindeki kadını gösteriyordu. Selim olayı değil, sahneyi çakmıştı.
Az çak. Sabit noktalar çoğaldıkça aralıklar daralır. Her aralık tek bir sahneye inerse yöntem bir plana dönüşür. Kısa bir filmde birkaç durak çoğu zaman yeter.
Durağı çıkarma sorusuyla sına. Bir anı sabitlemeden önce onu filmden çıkar ve ne kaldığına bak. Film başka bir filme dönüşüyorsa o an bir duraktır. Yalnız bir güzellik eksiliyorsa aralığa bırak.
Yön ile durağı karıştırma. Uzak bir imge yazarı çeker ama yerini bağlamaz. Sabit nokta ise bir yer kaplar ve aralıkları böler. İkisini aynı listeye yazarsan imgeyi zorla bir sahneye çakarsın.
Aralığa bir uzunluk ver. Keşif aralığı sınırsız bırakılırsa tomar yine uzar. Aralığın yaklaşık kaç sayfa süreceğini baştan yaz. Aşılınca dur ve neyin tekrar ettiğine bak.
Kısa planı yazdıktan sonra kapat. Not göz önünde durursa sahne notun kelimelerini tekrarlar. Oku, yönünü aklında tut, sonra sayfaya geç.
Kısa planı bölümün sonunda yeniden oku. Bölüm bitince notla sayfayı karşılaştır. Varılan yer notta yazan yer mi? Değilse hangisinin daha iyi olduğunu sor. Bazen not, bazen sayfa haklıdır.
Dökümün eski hâllerini sakla. Yürüyen döküm her hafta değişir. Eski hâli silersen hangi keşfin neyi değiştirdiğini göremezsin. Selim cuma dökümlerini tarihleriyle ayrı tutuyor.
Keşfi hemen yapıya taşıma, önce sına. Kadının cümlesi büyük bir şey gibi görünüyordu. Selim onu birkaç sahne daha taşıdıktan sonra sabit noktaya işledi. İlk günün heyecanı her zaman yapıya değmez.
Denemeyi ayrı bir dosyada yaz. Bir sabit noktayı oynatmak istiyorsan ana tomarda değil yan dosyada dene. Deneme tutmazsa ana tomar zarar görmez. Tutarsa dökümü bilerek değiştirirsin.
Oynayan noktanın etkisini izle. Bir durak yer değiştirince arkasındaki aralıkların anlamı da değişir. Önce onları listele, sonra kararı ver. Emre'nin önerisi tek bir sahne gibi görünüyordu, iki kapıyı birden boşalttı.
Planlayıcı da aralık açabilir. Burcu'nun beyaz kartı bir teslim değil, bir izin. Dolu bir panoda tek bir boş kart, yazarın sayfada bir şey bulmasına yer açar.
Aralığı yazmayı en zinde saatine koy. Kartı olan sahne yorgun bir akşam da yazılabilir. Kartsız aralık ise taze bir zihin ister. Burcu beyaz kartın günlerini sabah sekizle öğle arasına, dizi odasından uzak günlere koyuyor.
Kaynağın duraklarını kendi duraklarından ayır. Uyarlamada bazı duraklar anlatıdan gelir, bazılarını yazar ekler. İkisini dökümde farklı işaretle. Kaynaktan gelen durağı oynatmak, kendi koyduğunu oynatmaktan daha büyük bir karardır.
Bulduğun bağı karta yaz, cümlesini yazma. Burcu ağaç sahnesini panoya ekledi, ama atlanan adla bağını kartta açıklamadı. Bağ açıklanınca sahnede de açıklanma isteği doğar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Hibrit yöntem kararsız yazarın yoludur."
Hibrit bir karar türüdür. Yazar neyi önceden bileceğine ve neyi yazarken öğreneceğine bilerek karar verir.
Yaygın yanlış"Sabit nokta asla değişmez."
Sabit nokta taslak boyunca korunur, ama keşif onu değiştirebilir. Değişiklik bilerek ve etkisi görülerek yapılır.
Yaygın yanlış"Aralıkta yazılan her sahne serbesttir."
Aralığın sonunda bir durak var. Yöne bakmayan sahne güzel olabilir, ama aralıkta yer bulmayabilir.
Yaygın yanlış"Kısa plan sahneleri sıralamaktır."
Kısa plan yalnız bölümün yönünü ve sonunu söyler. Sahneleri sıralayan not, aralığı bir plana çevirir.
Yaygın yanlış"Döküm bir kez çıkarılır."
Keşfeden yazar için döküm yazıyla birlikte değişir. Güncellenmeyen döküm, taslağın eski bir fotoğrafı olarak kalır.
Yaygın yanlış"Planlayıcı yazarın boş karta ihtiyacı yoktur."
Burcu'nun en kalın planında bile Nüzhet'in yeni cümlesi sayfada çıktı. Bilerek açılan boşluk o cümlelere yer verir.
Yaygın yanlış"Doğaçlamayla çekilen film plansızdır."
This Is Spinal Tap bir olay taslağıyla çalıştı. Repliklerin serbestliği, taslağın tuttuğu dönemeçlere dayanıyordu.
Yaygın yanlış"Keşif aktarımı her zaman sırayı değiştirir."
Selim'in kadını sırayı değiştirmedi, bir sabit noktanın biçimini değiştirdi. Aktarım bazen bir sahnenin kimin elinde başladığını değiştirir.
Yaygın yanlış"Hibrit yöntem iki yöntemin ortalamasıdır."
Yarı plan, yarı keşif diye bir oran yok. Kimi yazar tek bir durakla, kimi neredeyse dolu bir panoyla çalışır. Oran projeden projeye değişir.
Yaygın yanlış"Sabit noktalar ilk günden belli olmalı."
Selim duraklarını keşif tomarını yazdıktan sonra seçti. Bazı yazarlar durakları ancak bir keşif taslağından sonra görür.
Yaygın yanlış"Yön veren imge de bir sabit noktadır."
Kuru derede çıplak ayaklar Selim'i çekiyor, ama bir yere çakılı değil. Yön bir sahneye dönüşebilir de dönüşmeyebilir de.
Yaygın yanlış"Aralıkta tıkanan yazar plana dönmelidir."
Tıkanma çoğu zaman aralığın sonundaki durağın bulanıklığından gelir. Önce durağı yeniden oku. Selim'in tıkandığı sabahlar babanın kapısında, can pazarlığının ilk durağında birikiyordu.
Yaygın yanlış"Hibrit yöntem yeniden yazımı ortadan kaldırır."
Duraklar dağınıklığı azaltır, ama aralıklarda yazılan sahneler yine elden geçer. Selim'in cuma dökümleri bu yüzden var.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Hibrit yöntem büyük anları önceden yerleştirir, aralarını yazarken bulur.
- Sabit nokta hikâyenin yön değiştirdiği bir duraktır; uzak imge ise bir yöndür.
- Keşif aralığının başı ve sonu bilinir; yolu yazıda bulunur.
- Kısa plan bölümün yönünü ve sonunu söyler, sahneleri saymaz.
- Kısa plan okunur ve kapatılır; sahne nottan değil sayfadan doğar.
- Yürüyen döküm taslakla birlikte güncellenir; eski hâlleri saklanır.
- Kişi hakkında bulunan şey sabit noktaların biçimini değiştirebilir.
- Bir sabit nokta oynarsa arkasındaki aralıkların anlamı da değişir; deneme yan dosyada yapılır.
- Planlayıcı da keşfeden de aynı yönteme farklı uçlardan gelebilir.
- Planlayıcı boş bir kartla, keşfeden yazar birkaç durakla aynı yönteme girebilir.
- Uyarlamada kaynağın durakları ile yazarın eklediği duraklar ayrı tartılır.
- Ne kadarının sabitleneceği yazara, projeye ve takvime bağlıdır; tek doğru oran yoktur.
Sonraki derse köprü
Selim kısa filmini tek başına yazıyor; tomarı kısa, durakları az. Burcu'nun önünde ise iki zamanlı bir uzun film, bir yapımcı ve perşembe sabahı bir teslim var. Haftanın iki günü de başkalarıyla aynı odada, başka bir hikâye için yazıyor. Aynı yöntem ikisine de uyar mı? Yöntemi yazarın alışkanlığı mı seçmeli, yoksa projenin ölçeği, takvimi ve yeniden yazıma kalan zaman mı? Bu ölçütleri tartmak sıradaki dersin işi: doğru yöntemi seçmek.