İçeriğe geç

Ders 31.9

Her şeyin kaybedildiği an

Senaryo Akademisi — Bölüm IV, Modül 31

2.673 kelime12 film örneği≈ 12 dk okuma≈ 18 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Her şeyin kaybedildiği an ikinci perdenin en dip noktasıdır.
  • Dış yenilgi tek başına yetmez.
  • Dış yenilgi içeriye sızmalıdır.
  • İlişkisel kopuş kahramanı yalnızlaştırır.
  • İnanç krizi kahramanın dayanağını yıkar.
  • Kimlik kaybı kahramanın kendini tanımamasıdır.
  • Plan çöküşü son seçeneği de ortadan kaldırır.
  • Anlamsız başarı kaybı daha görünür kılar.
  • Ölüm gölgesi kaybı derinleştirir.
  • Eski yöntem tamamen tükenir.
  • Kayıplar aynı güne toplanabilir.
  • Dip an çemberin daralmasıyla hazırlanır.
  • Kaybın içinde bir tohum saklıdır.
  • Karşı güç bu anda kazanç elde eder.
  • Kahraman dip anın sonunda yalnızdır.
  • Ayağa kalkış karanlık geceden sonra gelir.
  • Kayıplar bir sırayla ağırlaşır.
  • Kahramanın da kopuşta bir payı vardır.
  • En dip anda bile küçük bir umut saklı durur.

Açılış sahnesi

Kadıköy'de senarist Pınar'ın evi, gece yarısını geçmiş. Masada bir dizüstü bilgisayar, yanında soğumuş bir ıhlamur. Ekranda Ada senaryosunun seksen üçüncü sayfası açık. İmleç yanıp sönüyor. Pınar bu sayfayı üç gündür yazamıyor.

Sayfanın üstünde tek bir satır var: Deniz duruşmadan çıkıyor. Altı boş. Pınar biliyor ki bu, filmin en karanlık anı olmalı. Deniz her şeyi kaybetmeli. Ama ne kaybedecek? Nasıl kaybedecek?

Pınar yapımcı Hülya'ya bir mesaj yazıyor. Kaybı bulamıyorum, diyor. Mahkeme davayı reddediyor, tamam. Ama bu yeterince derin değil. Deniz bir davayı kaybediyor, ertesi gün yeni bir dava açabilir.

Hülya'nın cevabı birkaç dakika sonra geliyor. Deniz yalnızca bir davayı kaybetmesin, diyor. Kendini kaybetsin. Neye inandığını, kim olduğunu, kimi sevdiğini. Dışarıdaki yenilgi, içerideki çöküşün kapısı olsun.

Pınar ekrana bakıyor. Sonra bir liste yapıyor. Mahkeme. Kaptan. Ev sahibesi. Kooperatif. Avukatlık. Hukuk. Listenin her maddesi Deniz'in dayandığı bir sütun. Birazdan hepsi aynı gün yıkılacak.

Her şeyin kaybedildiği an, kahramanın dışarıdaki yenilgisinin içerideki bir çöküşe dönüştüğü, eski yönteminin tamamen tükendiği ve hikâyenin en dip noktasına indiği andır.

Bu derste ne olacak

Bu derste her şeyin kaybedildiği anın farklı biçimlerini inceleyeceğiz. Kahramanın dışarıda yenildiği, bir ilişkinin koptuğu ve inandığı şeyin çöktüğü anları göreceğiz. Kim olduğunu kaybettiği, planının dağıldığı ve kazandıklarının anlamını yitirdiği anlara da bakacağız. Bildiği bütün yöntemlerin tükendiği an da bunlardan biri.

Bu kayıpların nasıl birleştirildiğini ve neden dışarıdaki yenilginin tek başına yetmediğini konuşacağız. Bir de dip anın içine, ileride kahramanı ayağa kaldıracak küçük bir tohumun nasıl saklandığına bakacağız. Pınar'ın seksen üçüncü sayfasını yeniden kuracağız. Ardından on iki filmde en dip anın nasıl yazıldığını okuyacağız.

Sıfır noktası

İkinci perdenin sonunda kahraman bir uçurumun kenarına geliyor. Çember daralmış, müttefikler gitmiş, kaynaklar tükenmiş. Şimdi son ve en ağır darbe geliyor. Kahraman her şeyi kaybediyor. Bu an, filmin en karanlık anı. Seyirci o anda kahramanın gerçekten kaybedeceğine inanmalı. İnanmazsa üçüncü perdedeki dönüş bir kurtuluş değil, önceden bilinen bir sonuç gibi görünür.

Ama her şeyi kaybetmek ne demek? Yeni yazarlar bu anı çoğu zaman yalnızca dışarıdaki bir yenilgi olarak yazıyor. Kahraman bir savaşı, bir davayı, bir yarışmayı kaybediyor. Bu yenilgi önemli ama yeterli değil. Çünkü seyirci biliyor ki dışarıdaki bir yenilgi telafi edilebilir. Bir dava yeniden açılabilir, bir savaş yeniden verilebilir. Seyirci bunu bildiği için korkmaz.

Gerçekten her şeyin kaybedildiği an, dışarıdaki yenilginin içeriye sızdığı an. Kahraman yalnızca bir davayı değil, davaya olan inancını kaybediyor. Yalnızca bir ilişkiyi değil, o ilişkinin ona verdiği güveni kaybediyor. Yalnızca bir planı değil, kendini kim olarak gördüğünü kaybediyor. Dış kayıp bir kapı, iç kayıp o kapının arkasındaki oda. Seyirci kapıdan girip odayı gördüğünde, kahramanın neden yıkıldığını anlıyor.

Bu anın bir işi daha var. Kahramanın eski yöntemini tamamen tüketmek. Deniz filmin başından beri hep aynı araçla savaştı: hukuk. Dilekçe, dava, belge, duruşma. Her şeyin kaybedildiği anda bu araç tamamen işe yaramaz hâle geliyor. Deniz'in yeni bir yol bulması gerekecek. Ama önce eski yolun sonuna gelmesi, orada durması ve boşluğu hissetmesi gerekiyor.

Hülya'nın önerisi bu yüzden doğru. Pınar'ın listesindeki her madde bir sütun. Hepsi aynı gün yıkıldığında Deniz'in üstündeki çatı da yıkılıyor. Pınar'ın işi, bu yıkımı bir sıraya koymak. Önce dışarıdaki kayıp, sonra ilişki, sonra inanç, en son ölüm.

Mekanizma

Dışarıdaki ve aradaki kayıp

Pınar'ın yeni seksen üçüncü sayfası duruşma salonunda açılıyor. Mahkeme, şirketin itirazını kabul ediyor. Yürütmeyi durdurma kararı kalkıyor. İnşaat yarın başlayabilir. Deniz'in elindeki vakıf belgesinin fotokopisi kabul edilmiyor. Aslı hâlâ Ankara'da bir arşiv rafında. Dışsal yenilgi tam ve kesin. Şirketin avukatı salondan çıkarken Deniz'e başıyla selam veriyor. Kibar, sakin, kazanmış bir adamın selamı.

Duruşmadan çıkan Deniz, iskelede feribot kaptanını görüyor. Kaptan, şirketin iş makinelerini taşıyan ilk seferi yapmak üzere. Deniz ona gitmemesini söylüyor. Kaptan başını eğiyor. Çocuklarım var, diyor. Deniz arkasını dönüyor. Aralarındaki son köprü de yıkılıyor. Pınar burada Deniz'e bir hata da yüklüyor: kaptanın sözleşmesini balıkçılardan saklayan oydu. Kopuşta yalnızca kaptanın payı yok.

İçerideki kayıp

Deniz'in inancı hukuktu. Adaletin bir gün kazanacağına, belgelerin doğruyu göstereceğine, mahkemenin güçsüzü koruyacağına inanıyordu. O gün bu inanç çöküyor. Mahkeme salonunda gördüğü şey adalet değil, bir hesap oldu. Akşam kahvede tek başına oturuyor. Yıllarca okuduğu hukuk kitaplarını düşünüyor. Hepsi bir yalan gibi geliyor. Çantasından bir kitap çıkarıyor, açmadan masaya ters koyuyor.

Deniz İstanbul'daki bürosunu bir avukat olarak bıraktı. Adaya bir avukat olarak geldi. Şimdi ne? Davayı kaybetti, balıkçılar ona güvenmiyor, eski bürosunun kapısını kendisi kapattı. Ne İstanbul'un avukatı ne adanın avukatı. Aynaya baktığında bir avukat değil, bir yabancı görüyor. Kahvenin camındaki yansıması ona hiç tanımadığı birinin yüzü gibi geliyor.

Plan, başarı ve ölüm

Vakıf belgesi Deniz'in son planıydı. Mahkeme onu kabul etmedi. Ankara'daki memur telefonu açmıyor. Başka belge yok, başka dava yok, başka yol yok. Filmin başından beri kurulan bütün plan bir öğleden sonra dağılıyor. Bildiği yöntem, yani hukuk yoluyla savaşmak, tamamen tükeniyor. Deniz dosyasını kapatıyor ve çantasının en dibine itiyor. Aylardır ilk kez, yarın ne yapacağını bilmiyor.

Kooperatif hâlâ çalışıyor. O sabah balıkçılar iyi bir av yapmış. Ama iskele yarın yıkılacak. Balıkları nereye çıkaracaklar? Deniz'in aylarca uğraşıp kurduğu kooperatif, iskelesi olmayan bir limanın süsüne dönüşüyor. Başarı, kaybı daha görünür kılıyor. Balıkçılardan biri ona bir kasa balık bırakıyor ve hiçbir şey söylemeden gidiyor.

Gece telefon çalıyor. İstanbul'dan, ev sahibesinin oğlu arıyor. Annesi bu akşam hastanede ölmüş. Deniz'e adanın eski hikâyelerini anlatan, ona sandığı açan kadın artık yok. Deniz'in adadaki ilk dostu, belgenin ilk sahibi gitti. Deniz telefonu kapatıp uzun süre karanlık odada oturuyor. Ölüm, bütün kayıpların üstüne bir ağırlık bırakıyor. Ama kadın Deniz'e bir şey bırakmış: sandığın dibinde, henüz okunmamış bir mektup. Dip anın içindeki tohum bu.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Dış yenilgiyi iç çöküşe bağla. Kahramanın kaybettiği şey yalnızca dışarıda kalmasın. İnancına, kimliğine ya da bir ilişkisine sızsın.

Kayıpları aynı güne topla. Her şeyin kaybedildiği an birkaç kaybın aynı zaman diliminde üst üste gelmesiyle güçlenir.

Eski yöntemi tamamen tüket. Kahramanın filmin başından beri kullandığı araç en dip anda işe yaramaz hâle gelsin.

Kaybı somut bir nesneyle göster. Bir fotokopi, bir boş kadro listesi, bir kafes. Seyirci kaybı o nesneye bakarak hatırlasın.

İlişkisel kopuşu kahramanın hatasıyla bağla. Kopuş yalnızca ötekinin suçu olmasın. Kahraman da bir şey yanlış yapmış olsun.

İnanç krizini sessiz bir sahneyle göster. Kahraman tek başına otursun. İnancının çöküşü bir konuşmayla değil, bir sessizlikle anlatılsın.

Kimlik kaybını aynayla kur. Kahraman bir aynada, bir fotoğrafta ya da bir yabancının gözünde kendini tanıyamasın.

Başarıyı alaya çevir. Kahramanın kazandığı bir şey en dip anda bir teselli değil, bir yara olsun.

Ölüm gölgesini ölçülü kullan. Gerçek bir ölüm ya da simgesel bir veda, kaybı derinleştirir. Ama keyfi bir ölüm seyirciyi rahatsız eder.

Ölümü kahramanın yolculuğuna bağla. Ölen kişi kahramana bir şey vermiş olsun: bir bilgi, bir cesaret, bir anahtar. Kayıp bir miras bıraksın.

Kaybı hazırla. İkinci baskı noktasında çember daralmış olmalı. Seyirci darbeyi beklemeli, yalnızca ne zaman geleceğini bilmemeli.

Kaybın içinde bir tohum bırak. En dip anda bile kahramanın ileride kullanacağı bir şey sessizce durmalı.

Kaybı abartma. Her şeyin kaybedildiği an melodrama dönüşmemeli. Sade ve dürüst bir kayıp daha güçlüdür.

Kaybın ardından karanlık geceye alan bırak. Kahraman kaybın hemen ardından harekete geçmesin. Önce yas tutsun.

Kaybı türüne göre ayarla. Bir komedide kayıp hafif ama gerçek olmalı. Bir dramda derin ve ağır.

Seyircinin umudunu da sars. Seyirci bir an kahramanın gerçekten kaybedeceğine inanmalı.

Kaybı kahramanın değeriyle ölç. Kahraman en çok neye değer veriyorsa, en dip anda o tehlikeye girsin.

Kaybı karşı gücün zaferiyle göster. Karşı güç bu anda bir kazanç elde etsin. Seyirci onun güldüğünü görsün.

Kaybı yalnızlıkla bitir. Her şeyin kaybedildiği anın son görüntüsünde kahraman yalnız olsun.

Kayıpları bir sıraya koy. Önce dış, sonra ilişki, sonra inanç, en son ölüm. Her biri bir öncekinin açtığı yaraya dokunsun. Sıra kaybın ağırlığını adım adım büyütür.

Sayfayı bir sütun listesiyle kur. Kahramanın dayandığı sütunları listele. En dip anda hangilerinin yıkılacağını seç.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Her şeyin kaybedildiği an yalnızca dışarıdaki bir yenilgidir."
Doğrusu

Değildir. Güçlü bir dip anda dışarıdaki yenilgi içeriye sızar ve bir inancı, bir ilişkiyi ya da bir kimliği yıkar.

Yaygın yanlış"Kahraman her şeyi aynı anda kaybetmelidir."
Doğrusu

Kaybetmek zorunda değil. Birkaç önemli kayıp yeterlidir; her şeyi yıkmak melodrama kayabilir.

Yaygın yanlış"Dip anda mutlaka biri ölmelidir."
Doğrusu

Ölmek zorunda değil. Bir ölüm gölgesi simgesel de olabilir: bir veda, bir yıkım, bir hayalin sonu.

Yaygın yanlış"Kahraman bu anda hemen ayağa kalkmalıdır."
Doğrusu

Kalkmamalı. Önce kaybı yaşamalı; ayağa kalkış karanlık geceden sonra gelir.

Yaygın yanlış"Başarı dip anda tamamen kaybolmalıdır."
Doğrusu

Kaybolmak zorunda değil. Bazen başarı durur ama anlamını yitirir ve bu daha acıdır.

Yaygın yanlış"Kayıp yalnızca dram türüne aittir."
Doğrusu

Değildir. Komedi ve animasyon filmleri de kahramanlarını en dip noktaya indirir.

Yaygın yanlış"İlişkisel kopuş kalıcı olmalıdır."
Doğrusu

Olmak zorunda değil. Üçüncü perdede ilişki yeniden kurulabilir; önemli olan dip anda kopmuş görünmesidir.

Yaygın yanlış"İnanç krizi bir konuşmayla anlatılmalıdır."
Doğrusu

Anlatılmamalı. Sessiz bir sahne, bir bakış ya da bir hareket daha güçlüdür.

Yaygın yanlış"Dip an sürpriz olmalıdır."
Doğrusu

Olmamalı. Dip an çemberin daralmasıyla hazırlanmış bir sonuç gibi görünmelidir.

Yaygın yanlış"Karşı güç bu anda görünmez kalabilir."
Doğrusu

Kalmamalı çoğu zaman. Karşı gücün zaferini görmek, kahramanın kaybını daha acı kılar.

Yaygın yanlış"Eski yöntemin tükenmesi kahramanın yenilmesi demektir."
Doğrusu

Demek değildir. Eski yöntemin tükenmesi, yeni bir yolun aranmasının başlangıcıdır.

Yaygın yanlış"Dip an uzun olmalıdır."
Doğrusu

Olmak zorunda değil. Dip an birkaç sahne sürebilir; asıl ağırlık ardından gelen karanlık gecededir.

Yaygın yanlış"Dip anda seyirciye umut bırakılmamalıdır."
Doğrusu

Bırakılmalı. Küçük bir tohum, seyircinin kahramanı bırakmamasını sağlar.

Yaygın yanlış"Kahraman dip anda hiçbir şey yapmamalıdır."
Doğrusu

Yapmamalı değil. Kahraman bir tepki verebilir: öfke, ağlama, bırakma kararı. Ama henüz yeni bir yol bulmamıştır.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Her şeyin kaybedildiği an ikinci perdenin en dip noktasıdır.
  • Dış yenilgi tek başına yetmez.
  • Dış yenilgi içeriye sızmalıdır.
  • İlişkisel kopuş kahramanı yalnızlaştırır.
  • İnanç krizi kahramanın dayanağını yıkar.
  • Kimlik kaybı kahramanın kendini tanımamasıdır.
  • Plan çöküşü son seçeneği de ortadan kaldırır.
  • Anlamsız başarı kaybı daha görünür kılar.
  • Ölüm gölgesi kaybı derinleştirir.
  • Eski yöntem tamamen tükenir.
  • Kayıplar aynı güne toplanabilir.
  • Dip an çemberin daralmasıyla hazırlanır.
  • Kaybın içinde bir tohum saklıdır.
  • Karşı güç bu anda kazanç elde eder.
  • Kahraman dip anın sonunda yalnızdır.
  • Ayağa kalkış karanlık geceden sonra gelir.
  • Kayıplar bir sırayla ağırlaşır.
  • Kahramanın da kopuşta bir payı vardır.
  • En dip anda bile küçük bir umut saklı durur.

Sonraki derse köprü

Deniz gece kahvede tek başına. Mahkeme kaybedildi, kaptan gitti, ev sahibesi öldü, hukuk artık işe yaramıyor. Önünde iki yol var ve ikisinin de bedeli ağır. Biri eski inancına sarılmak, öbürü hiç denemediği bir şeyi yapmak. Belki bir şeyi feda etmesi gerekecek. Belki kaçacak, belki yüzleşecek. Doruktan önce kendi içinde bir seçim yapmak zorunda. Sonraki ders krizi ve o seçimi inceliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — gece yarısı bir masa, yanıp sönen bir imleç, boş bir sayfa.
  • Sütun listesi — bir kâğıtta altı madde, her biri bir sütun gibi dikilmiş.
  • Dışsal yenilgi — bir mahkeme salonu, masaya bırakılan bir fotokopi.
  • İlişkisel kopuş — iskelede bir feribot, arkasını dönen bir kadın.
  • İnanç krizi — boş bir kahvede soğumuş bir çay bardağı, masada ters duran bir hukuk kitabı.
  • Kimlik kaybı — kahvenin camında yansıyan tanımadık bir yüz.
  • Anlamsız başarı — iskelede balık dolu kasalar, arkada bekleyen iş makineleri.
  • Ölüm gölgesi — gece çalan bir telefon, ekranda bir İstanbul numarası.

Ritim

Her kayıpla birlikte ekrandaki sütunlardan biri yıkılıyor; sonuncusu yıkıldığında ekran kararıyor ve yalnızca kahvedeki tek bir lamba yanık kalıyor.