Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Hafıza sahnesi geçmişi hatırlandığı gibi gösterir.
- Hafıza boşluğu seyircide de bir boşluk açar.
- Yanlış anı bir düzeltmeyle eşlenmelidir.
- Bastırılmış anı bir tetikleyiciyle yüzeye çıkar.
- Rüya sahnesi bir korkuyu ya da arzuyu görünür kılar, ama bir açıklama kestirmesine dönüşebilir.
- Gerçeklik çıpası seyirciye gerçek dünyanın hâlâ orada olduğunu hatırlatır.
- Travmatik zaman bir bedende görünür.
- Duygusal zaman saatle ölçülen zamandan bağımsızdır.
- Seyirci kandırıldığını değil, bir kafanın içine girdiğini hissetmelidir.
- Öznel sahne, filmin bakış açısıyla uyumlu olmalıdır.
- Yanlış anı, karakterin ihtiyacıyla bağlantılıdır.
- Öznel sahnenin bir giriş ve bir çıkış kapısı olmalıdır.
- Travma yeniden üretilmez, temsil edilir.
- Uyanış seyirci için de bir uyanış olmalıdır.
- Nadir kullanılan öznel an daha güçlü kalır.
Açılış sahnesi
Emre bir gece sahnesi yazmış, ama bu kez kamera Kadir'in yanında değil. Babanın yatağının içinde. Baba gözlerini açıyor. Odanın kapısı aralık. Kapıda genç bir adam duruyor, fotoğraftaki yüz. Amca. Elinde iki çay bardağı. İçeri giriyor, yatağın kenarına oturuyor, bir bardağı babaya uzatıyor. İkisi de bir şey söylemiyor. Çay içiyorlar. Sonra koridordan bir ses, bir ışık, ve baba gözlerini yeniden açıyor. Kapıda kimse yok.
Leyla okurken sesi kısılıyor. Sonra bir soru soruyor: seyirci bunun bir rüya olduğunu ne zaman anlıyor? Emre, sonunda, diyor. Kapı boşalınca. Leyla başını sallıyor. O zaman seyirci bir dakika boyunca amcanın gerçekten geldiğini sanıyor. Sonra kandırıldığını anlıyor.
Nermin Hanım başka bir yerden itiraz ediyor. Bu film kimin filmi, diye soruyor. Emre, Kadir'in, diyor. Nermin Hanım sayfayı gösteriyor. O zaman bu sayfada neden Kadir yok?
Emre sayfaya bakıyor. Sahne güzel. Belki filmin en güzel sahnesi. Ama Nöbet'in bütün diğer sahneleri Kadir'in gördükleriyle sınırlı. Bu tek sahne, babanın kafasının içine giriyor ve bir kez girdikten sonra seyirci her gece o kafanın içini merak edecek.
Hafızayı, rüyayı ya da bir karakterin öznel zamanını gösteren bir film, seyircinin neyin gerçek olduğunu bilme hakkını korumak zorundadır; seyirci kandırıldığını değil, bir kafanın içine girdiğini hissetmelidir.
Bu derste ne olacak
Bu derste gerçek zamanın değil, bir karakterin zihnindeki zamanın anlatıldığı sahneleri inceleyeceğiz. Eksik ya da yanlış anıları, bastırılmış anıları göreceğiz. Rüyayı ve halüsinasyonu bir film sahnesi olarak nasıl yazacağımızı konuşacağız. Travmanın zamanı nasıl büktüğüne ve duygusal zamanın saatle ölçülen zamandan nasıl ayrıldığına bakacağız. Seyircinin neyin gerçek olduğunu anlamasını sağlayan işaretleri ve seyirciyle adil olmanın sınırlarını ele alacağız. Emre'nin rüya sahnesini bu ölçütlerle tartacağız. Ardından altı filmde hafızanın, rüyanın ve öznel zamanın nasıl kurulduğunu okuyacağız: bir demans hastasının dairesinden, bir savaşı hatırlamayan bir yönetmenin soruşturmasına kadar.
Sıfır noktası
Sözlükteki öznel anlatım, dünyanın bir karakterin algısından geçirilerek gösterilmesiydi. Sözlükteki güvenilmez deneyim ise karakterin algısının yanlış olması, olan ile gösterilen arasındaki farktı. Bu derste bu iki fikri zamana uyguluyoruz. Karakterin zihni yalnızca dünyayı değil, zamanı da büker.
Hafıza bir kayıt cihazı değil. İnsanlar anıları eksik, yanlış ve değiştirerek hatırlar. Bazı anıları hiç hatırlamaz. Bazı anılar ise istemeden, bir koku ya da bir sesle geri döner. Bir film hafızayı gösterdiğinde, bu eksiklikleri ve çarpıklıkları da gösterebilir. Sözlükteki geri dönüş de geçmişe gidiyordu, ama çoğu zaman geçmişi olduğu gibi, bir tanığın gözüyle gösteriyordu. Hafıza sahnesi ise geçmişi hatırlandığı gibi gösterir.
Rüya ise zamanın hiç işlemediği bir alan. Rüyada mekânlar birbirine geçer, ölüler konuşur, yıllar bir kapının arkasına sığar. Bir film rüyayı gösterdiğinde gerçekliğin kurallarını askıya alır. Ama bir kural hiçbir zaman askıya alınmaz: seyirci er ya da geç neyin rüya olduğunu anlamalı.
Sözlükteki öznellik işareti, seyirciye öznel alana girildiğini bildiren sayfa işaretiydi. Sözlükteki adil oyun sınırı ise seyircinin hesabın yanlış olduğunu kendi başına anlayabilmesi için metnin vermek zorunda olduğu asgari malzemeydi. Hafıza ve rüya sahnelerinde bu iki araç birlikte çalışır. Film seyirciyi bir kafanın içine götürebilir, ama oraya gittiğini ona bir şekilde söylemelidir. Hemen ya da sonra.
Emre'nin rüyası bu iki aracın ikisini de sonraya bırakıyordu. Seyirci amcanın geldiğine inanıyordu. Bu bir şok yaratabilir. Ama şok bir kez kullanılınca seyirci her sahneye şüpheyle bakar. Nöbet gibi küçük ve sessiz bir filmde bu şüphe, seyircinin karakterlere duyduğu güveni aşındırır.
Bir de zamanın hissedilen hızı var. Bir bekleme odasında on dakika bir saat gibi geçer. Mutlu bir akşam bir göz kırpması gibi biter. İnsan zamanı saatle değil, duyguyla ölçer. Film bu ölçüyü seyirciye aktarabilir: kurguyla, sesle, sessizlikle. Öznel zaman yalnızca rüyalarda değil, uyanık bir insanın her gününde vardır.
Mekanizma
Hafızanın boşlukları
Nöbet'te bir hafıza boşluğu var, ama karakterde değil, ailede. Kimse amcanın neden küstüğünü tam olarak bilmiyor. Murat yalnızca babanın cenazeye gitmediğini biliyor. Kadir hiçbir şey bilmiyor. Babanın kendisi ise konuşmuyor. Aile hafızasındaki bu boşluk, fotoğrafın açılışına kadar filmin içinde bir soru olarak duruyor.
Emre bir yanlış anı fikri geliştiriyor. Bir gece baba uyanıyor, yatağın yanında oturan Kadir'e bakıyor ve ona amcanın adıyla sesleniyor. Kadir düzeltmiyor. Babanın zihninde zaman karışmış. Karşısındaki oğlu değil, gençliğindeki kardeşi. Bu an bir rüya değil, gerçek bir karışıklık. Seyirci bunu Kadir'in gözünden görüyor ve babanın kafasının içine girmiyor.
Nöbet'te bastırılmış bir anı yok. Ama Leyla bir soru soruyor: baba kardeşinin cenazesini hatırlıyor mu? Gitmediği bir cenazeyi. Belki bastırmış. Belki fotoğrafın büyük kopyasını bu yüzden çekmeceye koymuş. Emre bunu yazmıyor. Ama babanın davranışlarına bir katman olarak ekliyor: fotoğrafa hiç bakmıyor.
Rüya ve gerçeklik
Emre'nin amca rüyası bir rüya sahnesi. Babanın arzusunu görünür kılıyor: hiç yaşanmamış bir barış. Ama bu arzu Nöbet'in saklamak istediği bir şeydi. Babanın gizli amacı Murat'ı eve getirmekti ve bu amaç sonlara doğru tek bir görüntüyle açılıyordu. Rüya bu amacı çok erken, çok açık söylüyordu. Sözlükteki açıklama kestirmesi, bir karakteri tek bir sahneyle açıklama alışkanlığıydı. Güzel bir rüya da bir açıklama kestirmesi olabilir.
Nermin Hanım bir öneride bulunuyor. Rüya kalacaksa, içinde bir gerçeklik çıpası olsun. Makinenin sesi rüyanın içinde de devam etsin. Amca yatağın kenarına oturduğunda bile seyirci o bip sesini duysun. Böylece seyirci hem rüyanın içinde hem de hastane odasında olduğunu bilir. Kandırılmaz, bir kafanın içine girdiğini hisseder.
Öznel zaman
Nöbet'te travmatik zaman bir kez var: babanın düştüğü gece, filmin başlamasından önce. Kadir o geceyi hiç anlatmıyor. Ama Emre tek bir an ekliyor: Kadir kantinde bir bardak yere düştüğünde irkiliyor. Seyirci nedenini bilmiyor. Sonradan, bir cümleden, babanın mutfakta düştüğü gece bir bardağın kırıldığını öğreniyor.
Son gece Nöbet'in duygusal zamanı en çok uzadığı yer. Kadir koridorda duruyor, kâğıt elinde. Saatle birkaç dakika. Kadir için bir ömür. Emre burada kurguyu yavaşlatıyor, sesleri kısıyor ve Kadir'in nefesini öne çıkarıyor.
Emre sonunda rüyayı siliyor. Ama yanlış anıyı tutuyor: babanın Kadir'e amcanın adıyla seslendiği an. Seyirci o anı Kadir'in gözünden görüyor ve babanın kafasının içine hiç girmeden, o kafanın içinde neler döndüğünü seziyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Kimin kafasında olduğunu bil. Hafıza, rüya ya da sanrı sahnesi yazıyorsan önce şunu sor: bu kimin zihni? Film bu kişinin bakış açısına ait mi?
Gerçeklik çıpasını erken kur. Seyirci öznel bir sahneye girdiğinde gerçek dünyayı hatırlatan bir ayrıntı duysun ya da görsün.
Rüyayı açıklama için kullanma. Bir rüya bir karakterin korkusunu gösterebilir. Ama bir sırrı açıklamak için kullanılırsa kestirme bir yola dönüşür.
Yanlış anıyı bir düzeltmeyle eşle. Karakter bir şeyi yanlış hatırlıyorsa, filmde onu düzeltecek bir kaynak olmalı: bir fotoğraf, bir tanık, bir belge.
Bastırılmış anıya bir tetikleyici ver. Anı kendi kendine gelmez. Bir koku, bir melodi, eski bir eşya onu yüzeye çıkarır.
Travmatik zamanı bir bedende göster. Bir irkilme, bir nefes, bir el titremesi. Seyirci travmayı görmeden önce onun izini görür.
Duygusal zamanı kurguyla genişlet. Bir karakter için uzun süren bir an, seyirci için de uzun sürmeli.
Adil ol, ama sıkıcı olma. Seyirciye her şeyi baştan söylemek zorunda değilsin. Ama sonunda geriye dönüp baktığında ipuçlarının orada olduğunu görmeli.
Öznel zamanı sınırla. Bir film boyunca bir kafanın içinde kalmak yorucudur. Seyirci gerçek dünyaya da dönebilmeli.
Rüya kurallarını tutarlı kıl. Rüya gerçekliğin kurallarını bozar, ama kendi kurallarını bozmaz. Bir rüyanın mantığı film boyunca aynı kalmalı.
Öznel sahneye giriş ve çıkış kapısı koy. Bir kesme, bir ses, bir ışık değişimi. Seyirci ne zaman içeri girdiğini ve ne zaman çıktığını fark etmeli.
Yanlış anıyı karakterin ihtiyacına bağla. İnsanlar geçmişi rastgele değil, ihtiyaç duydukları biçimde yanlış hatırlar. Karakterin neden böyle hatırladığı, neyi hatırladığından daha önemlidir.
Travmayı yeniden üretme, temsil et. Sarsıcı bir anı gösterirken seyirciyi o anın içine hapsetmek yerine, onun karakterde bıraktığı izi göster.
Duygusal zamanı karşıtlıkla vurgula. Uzun bir anın hemen ardından hızlı bir sahne koy. Seyirci iki hız arasındaki farkı hisseder.
Hafıza sahnesinde bir ayrıntıyı yanlış göster. Karakterin hatırladığı odada bir eşyayı bilerek yanlış yere koy. Seyirci sonradan gerçek odayı gördüğünde hafızanın ne kadar kaygan olduğunu hisseder.
Rüyanın bittiğini bir sesle duyur. Bir kapı, bir telefon, bir makine. Uyanış seyirci için de bir uyanış olsun.
Öznel sahneyi ölçülü kullan. Bir film boyunca bir ya da iki öznel an, sürekli bir akıştan daha etkili olabilir. Seyirci nadir olanı daha iyi hatırlar.
Hafızayı bir soruşturmaya çevir. Bir karakter bir şeyi hatırlamıyorsa, onu hatırlamaya çalışması bir olay örgüsü olabilir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Rüya sahnesi en etkili şaşırtmacadır."
Çoğu zaman değil. Seyirci bir kez kandırıldığını hissederse filmin geri kalanına güvenmez.
Yaygın yanlış"Hafıza sahneleri geri dönüşlerle aynıdır."
Değildir. Geri dönüş geçmişi olduğu gibi, hafıza sahnesi hatırlandığı gibi gösterir.
Yaygın yanlış"Rüyaların bir anlamı olmak zorunda değildir."
Filmde olmak zorundadır. Bir rüya sahnesi karakterin iç dünyasından bir şey göstermiyorsa yalnızca bir süstür.
Yaygın yanlış"Travma bir geri dönüşle anlatılır."
Her zaman değil. Travma çoğu zaman bir bedende, bir tepkide ya da bir boşlukta daha güçlü anlatılır.
Yaygın yanlış"Seyirci neyin gerçek olduğunu hemen bilmelidir."
Hemen bilmek zorunda değil. Ama sonunda bilmeli, ya da bilemeyeceğini baştan kabul etmeli.
Yaygın yanlış"Öznel zaman deneysel sinemanın malıdır."
Değildir. Bir aile dramı, bir polisiye, bir aşk hikâyesi de karakterinin zihnindeki zamanı kullanabilir.
Yaygın yanlış"Yanlış anı karakterin yalan söylemesidir."
Değildir. Yanlış anı çoğu zaman karakterin kendisinin de inandığı bir hatadır.
Yaygın yanlış"Hafıza sahneleri renk ya da ışıkla ayrılmalıdır."
Zorunlu değil. Bir kıyafet, bir yaş ya da bir mekân da hafızayı işaretleyebilir. Bazen işaretsizlik, karışıklığın kendisini anlatır.
Yaygın yanlış"Rüya sahnesinde her şey mümkündür."
Mümkün değil. Rüyanın kendi mantığı vardır ve o mantık bozulursa seyirci rüyadan kopar.
Yaygın yanlış"Bastırılmış anı açıldığında karakter iyileşir."
İyileşmek zorunda değil. Açılan anı bazen yeni bir yük getirir ve karakterin hikâyesini daha ağır bir yere taşır.
Yaygın yanlış"Duygusal zamanı göstermek için ağır çekim şarttır."
Şart değil. Sesin kısılması, bir nefesin öne çıkması ya da kesmelerin seyrekleşmesi de bir anı uzatır.
Yaygın yanlış"Bir karakterin hafızası güvenilmezse bütün film güvenilmez olur."
Olmaz. Güvenilmez bir hafıza, güvenilir bir anlatımın içinde de gösterilebilir.
Yaygın yanlış"Halüsinasyon sahnesi abartılı görüntüler ister."
İstemez. En rahatsız edici sanrılar, gerçeğe çok yakın küçük bir farkla kurulur.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Hafıza sahnesi geçmişi hatırlandığı gibi gösterir.
- Hafıza boşluğu seyircide de bir boşluk açar.
- Yanlış anı bir düzeltmeyle eşlenmelidir.
- Bastırılmış anı bir tetikleyiciyle yüzeye çıkar.
- Rüya sahnesi bir korkuyu ya da arzuyu görünür kılar, ama bir açıklama kestirmesine dönüşebilir.
- Gerçeklik çıpası seyirciye gerçek dünyanın hâlâ orada olduğunu hatırlatır.
- Travmatik zaman bir bedende görünür.
- Duygusal zaman saatle ölçülen zamandan bağımsızdır.
- Seyirci kandırıldığını değil, bir kafanın içine girdiğini hissetmelidir.
- Öznel sahne, filmin bakış açısıyla uyumlu olmalıdır.
- Yanlış anı, karakterin ihtiyacıyla bağlantılıdır.
- Öznel sahnenin bir giriş ve bir çıkış kapısı olmalıdır.
- Travma yeniden üretilmez, temsil edilir.
- Uyanış seyirci için de bir uyanış olmalıdır.
- Nadir kullanılan öznel an daha güçlü kalır.
Sonraki derse köprü
Emre rüyayı silerken Nermin Hanım ona bir görev veriyor. Filmin bütün tarihlerini ve sürelerini bir tabloya yaz. Hastanede kaç gün geçiyor? Murat'ın izni kaç gün? Kuzenin otobüsü kaç günde geliyor? Amcanın cenazesi kaç yıl önceydi? Emre tabloyu yazarken bir yerde duruyor. İki sayı birbirini tutmuyor. Emre tabloyu, iki sayının yanına bir soru işareti koyarak Nermin Hanım'a uzatıyor. Sonraki ders zaman çizelgesi kontrolünü inceliyor.