İçeriğe geç

Ders 3.2

Gözlem yapmayı öğrenmek

Senaryo Akademisi — Bölüm I, Modül 3

2.896 kelime20 film örneği≈ 13 dk okuma≈ 19 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Yazarın ham maddesi hayal gücü değil gözlemdir; hiç gözlem yapmayan yazarın hayal gücü, izlediği filmlerin soluk bir kopyasıyla beslenir.
  2. Gözlem üç şeydir: ne aradığını bilmek, beklemek ve kaydetmek. Üçünden biri eksikse bakmış olursun ama görmemiş olursun.
  3. En değerli buluş çelişkidir — söylenen ile yapılan arasındaki fark; karakterin çekirdeği orada durur.
  4. Mekân arka plan değil, hangi çatışmayı barındırabileceğini belirleyen bir sınırdır.
  5. Gerçek insanı olduğu gibi yazmak hem zayıf yazarlıktır hem etik olarak sorunludur; ayrıntıyı al, kimliği bırak.
  6. Gözlem not edilmezse kaybolur; hafıza ayrıntıyı değil izlenimi saklar ve izlenim sahnede kullanılabilir bir malzeme değildir.
  7. Yargıyı ertele. Erken anlam yükleyen göz bakmayı bırakır ve yalnızca kendi kararını doğrulamaya başlar; en çok şeyi, en geç karar veren görür.

Açılış sahnesi

Bir otobüs durağındasın. Yanında iki kişi bekliyor.

Birinci kişi telefonuna bakıyor. İkinci kişi de telefonuna bakıyor.

Sıradan bir görüntü. Geç.

Şimdi tekrar bak. Bu sefer bir dakika.

Birinci kişi telefonu iki eliyle tutuyor, ekrana yakın, kaydırıyor. İkinci kişi telefonu tek eliyle tutuyor, ekrana bakıyor ama kaydırmıyor. Yalnızca bakıyor. Ve on saniyede bir başını kaldırıp caddenin sonuna bakıyor.

İkinci kişi telefona bakmıyor. Bakıyormuş gibi yapıyor. Çünkü tek başına beklerken elinde bir şey olması gerekiyor.

İşte bu, bir karakter. Ve onu sen yaratmadın; sadece gördün.

Yazarın ham maddesi hayal gücü değil, gözlemdir. Ve gözlem, bakmakla aynı şey değildir.

Hayal gücü de gerçektir ama neyle beslendiğine bağlıdır. Hiç gözlem yapmayan bir yazarın hayal gücü, izlediği filmlerden beslenir; yazdığı da o filmlerin soluk bir kopyası olur.

İyi haber şu: gözlem öğrenilebilir bir beceri, doğuştan gelen bir yetenek değil. Kötü haber: öğrenilmesi sabır istiyor ve sabır, bu işin en az konuşulan kısmı.

Peki gözlem nasıl yapılır, ve nerede yapılmaz?

Bu derste ne olacak

Gözlemi üç alana ayıracağız: insan, mekân ve olay. Her alanda tam olarak neye bakacağını göreceğiz — çünkü "dikkatli bak" işe yaramaz bir tavsiyedir, aranan şeyin adı olmalıdır. İnsanda davranışa, çelişkiye ve statüye; mekânda işleve, kullanıcıya ve saklı alanlara; olayda değişime ve alternatiflere bakacağız. En sonda bu işin etiğini konuşacağız, çünkü gerçek insanları malzeme yapmanın bir sınırı var ve o sınır çoğu yazarın hiç düşünmediği yerde duruyor. On dokuz filmden örneklerle bunu göreceğiz. Ders bittiğinde günlük hayatta bir yazarın gözüyle bakabiliyor olacaksın.

Sıfır noktası

Bir kuş gözlemcisi düşün.

Ormanda oturuyor. Saatlerce. Elinde dürbün ve bir defter. Kimseye bir şey kanıtlamaya çalışmıyor.

Şimdi soru: onu senden ayıran ne? Sen de ormana gidersen kuş görürsün. Hatta belki aynı kuşu görürsün.

Üç şey ayırıyor.

Birincisi, ne aradığını biliyor. Gagayı, kanat desenini, uçuş biçimini. Adı olan şeyi görürsün; adı olmayan şey gözünden kayar.

İkincisi, beklemeyi biliyor. Kuş beş dakikada gelmez. Gözlemin en zor kısmı sabırdır ve sabırsız gözlemci yalnızca en gürültülü şeyi görür.

Üçüncüsü, kaydediyor. Hafıza ayrıntıyı saklamaz; hafıza özet saklar. Yazılmayan gözlem üç gün içinde "bir kuş gördüm"e iner.

Gözlem üç şeydir: ne aradığını bilmek, beklemek ve kaydetmek. Üçünden biri eksikse sadece bakmış olursun.

Ve şimdi dördüncü şey — ki bu dersin en önemli kısmı.

Kuş gözlemcisinin bir kuralı vardır: yuvaya dokunma. İzlersin, kaydedersin, ama müdahale etmezsin ve zarar vermezsin. Gözlemin bir etiği vardır ve o etik, gözlemin kendisi kadar eskidir. Bu dersin son bölümü tamamen ona ayrılmış durumda.

Beşincisi, ve pratikte en işine yarayacak olanı: gözlemci ne aradığını bilir ama ne bulacağını bilmez. Kuş gözlemcisi belli bir türü arar; bulduğu şey başka bir tür olabilir ve o an asıl kayıt orada başlar. Aradığını bulan gözlem doğrulamadır; aramadığını bulan gözlem keşiftir.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Kuş seni umursamaz; sen orada olsan da olmasan da aynı davranır. İnsan ise gözlendiğini bildiğinde değişir. Bu yüzden insan gözlemi hiçbir zaman tam anlamıyla nesnel olamaz — ve iyi yazar bunu bir kusur olarak değil, bir bilgi olarak kullanır: insanların gözlendiğini sandıklarında nasıl davrandığı da bir gözlemdir.

Bu kadarı temel. Şimdi üç alana bakalım.

Mekanizma

İnsan gözlemi

En zengin alan burası ve altı şeye bakılır.

Davranış birinci sıradadır. Ne yaptığı, ne söylediğinden çok daha güvenilirdir. Bir insan kendini anlatırken kendini düzenler; bir şey yaparken düzenlemez.

Jest ve mimik ikinci sırada. Ama dikkat: klişe jest yazma. "Ellerini ovuşturuyor" herkesin yazdığı şeydir. Aradığın şey, o kişiye özgü olandır — sürekli gömleğinin düğmesini kontrol eden biri, konuşurken hep aynı kelimeyle başlayan biri.

Konuşma biçimi üçüncü. Ne söylediği değil, nasıl söylediği. Cümleleri tamamlıyor mu? Sorulara cevap veriyor mu, yoksa cevap verir gibi yapıp başka bir şey mi anlatıyor?

Aceleyle geldiğini söyleyip yavaş yürüyen biri. Umursamadığını söyleyip telefonu sürekli kontrol eden biri. Bunlar hikâyedir.

Statü nereden okunur? Kim kimi bekletiyor. Kim kimin sözünü kesiyor. Kim oturuyor, kim ayakta. Kim kimin adını kullanıyor.

Ve son olarak sosyal roller: aynı insan patronunun yanında başka, çocuğunun yanında başkadır. Bir karakteri iki farklı rolde gözlemlemek, onu tek bir rolde on kez gözlemlemekten daha çok şey öğretir.

Mekân gözlemi

Mekân bir arka plan değildir; bir karakterdir.

Bir mekâna girdiğinde beş soruyu sor.

Bu mekân ne için yapılmış, ve bugün ne için kullanılıyor? İkisi çoğu zaman farklıdır ve o fark bir hikâyedir.

Kimler kullanıyor? Bir mekân, kullanıcılarının izini taşır: aşınmış bir eşik, hep aynı yere konmuş bir sandalye.

Gündüz ile gece arasında ne değişiyor? Aynı sokak iki ayrı mekândır.

Nereye bakılmıyor? Her mekânda bir görünür alan, bir de saklı alan vardır. Saklı alan, dramanın barındığı yerdir.

Ve son: burada ne olabilir? Buna dramatik potansiyel diyoruz.

Olay gözlemi

Sokakta bir şey oluyor. Gözlemci ne kaydeder?

Beş aşama var ve sırayla bakılır.

Önce başlangıç durumu: olay başlamadan önce ne vardı? Bu en çok atlanan kısımdır çünkü olay başladıktan sonra bakmaya başlarız.

Sonra beklenmeyen değişim: ne oldu, ne bozuldu?

Sonra insan tepkileri: kim ne yaptı? Burada asıl ilginç olan, olaya karışmayanlardır. Kim baktı ve geçti?

Sonra çatışma: kim kime karşı, ne için?

Ve sonuç: ne bitti, kim ne kaybetti?

Son olarak da gözlemcinin asıl işi: alternatif olasılıklar. Bu olay başka nasıl bitebilirdi? Şu kişi orada olmasaydı ne olurdu? Gerçek olay bir tanedir; senaryoyu doğuran şey, o olayın anlatabildiği yirmi ihtimaldir.

Gözlemin etiği

Şimdi en az konuşulan ve en çok gereken kısma geldik.

Gözlem, izinsiz alınan bir şeydir. Sokaktaki kimse sana malzeme olmayı kabul etmedi. Bu, gözlemi yasaklamaz — insanlık tarihi boyunca bütün anlatı böyle doğdu — ama bir sorumluluk yükler.

Dört kural var.

Birincisi, mahremiyeti koru. Duyduğun bir sırrı, tanınabilir hâlde yazamazsın. Ölçü şu: o kişi metni okusa kendini tanır mı, ve tanırsa zarar görür mü?

İkincisi, gerçek kişiyi kopyalama. Bir insanı olduğu gibi yazmak hem etik olarak sorunludur hem de sanat olarak zayıftır; çünkü gerçek insanlar hikâye için fazla dağınıktır.

Üçüncüsü, hassas bilgiyi taşıma. Hastalık, şiddet, borç, kimlik. Bunlar bir kişiyi savunmasız bırakan bilgilerdir ve gözlem yoluyla öğrenilmişse yazılmaz.

Dördüncüsü, ve en incesi: gözlem ile yargıyı ayır. Gördüğün şeyi kaydet, ne anlama geldiğine hemen karar verme. "Kadın sinirliydi" bir yargıdır. "Kadın çantasını üç kez açıp kapadı" bir gözlemdir. Yargı erken gelirse gözlem durur, çünkü artık bakmıyorsundur — kararını doğrulamaya çalışıyorsundur.

Şimdi teoriyi bırakıp perdeye bakalım.

Filmlerden okuma

Davranışın kendisi

Çelişki ve statü

Mekânın konuştuğu

Olayın beş aşaması

Gözlemin etiği

Dönüştürmenin işi

Usta katmanı

Buraya kadar söylediklerim doğru. Şimdi işin incesine inelim.

Birincisi, bir ayrım. Gözlem ile röntgencilik arasındaki fark niyette değil, kullanımdadır. İkisi de bakar. Farkı yaratan şey, baktığın şeyi ne yaptığındır: bir insanı anlamak için mi bakıyorsun, yoksa bir malzeme mi topluyorsun? Bu ayrım kulağa soyut gelir ama pratikte çok net bir sonucu vardır — anlamak için bakan yazar, o kişinin bakış açısını da yazabilir; malzeme toplayan yazar sadece dışını yazabilir.

İkincisi, bir meslek gerçeği. Deneyimli yazarlar en verimli gözlemi beklerken yapar. Kuyrukta, otobüste, hastane koridorunda. Sebebi şu: oralarda insanlar kendilerini sunmayı bırakır. Bir davette herkes rol yapar; bir vezne kuyruğunda kimse rol yapmaz.

Üçüncüsü, bir gözlem tekniği. Bir insanı izlerken kendine tek bir soru sor: bu kişi biraz sonra ne yapacak? Tahmin et, sonra bak. Tahminin tuttuğunda o davranışın kalıbını çözmüşsün demektir; tutmadığında ise elinde bir sürpriz vardır ve sürpriz, karakterin en değerli hammaddesidir.

Dördüncüsü, bir sınır durumu. Gözlem yapmayı aşırıya vardırmak da mümkün ve bunun bir bedeli var: sürekli gözlemci olan kişi, kendi hayatının içinde bulunmayı bırakır. Her sohbeti not eden yazar, o sohbete katılmıyordur. Ölçü şu — gözlem bir mod olmalı, sürekli bir hâl değil.

Beşincisi, bir ölçek etkisi. Kısa filmde tek bir gözlem yeter; bir davranış bir filmi taşıyabilir. Uzun metrajda birikim gerekir. Dizide ise gözlem sürekli beslenmelidir, çünkü aynı karakterler yıllarca yazılır ve yazarın hafızası bir noktada tükenir. Uzun soluklu işlerde gözlem defteri bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Altıncısı, bir gözlem tekniği daha. Bir mekâna girdiğinde gözünü kapat ve on saniye sadece dinle. Ne duyduğun, gördüğünden çok daha hızlı bir mekân kimliği verir; ve yazarken en çok atladığın katman zaten odur. Aynı şeyi kokuyla da yap — bir mekânın kokusunu yazabilen yazar, o mekâna gerçekten girmiş demektir.

Yedincisi, bir uyarı. Gözlem defterini insanların önünde tutma. Not alan biri fark edilir ve fark edilen gözlemci artık gözlem yapamaz; çevresindeki herkes rol yapmaya başlar. Sonradan yaz — çıkışta, otobüste, evde. Kaydın hızı değil, varlığı önemlidir.

Ve son bir şey. Bu dersin en zor kısmı teknik değil, yargıyı ertelemektir. İnsan gördüğü şeye anında bir anlam yükler; bu bir kusur değil, zihnin çalışma biçimidir. Ama yazar için bu, gözlemin düşmanıdır. Anlamı ertelemeyi başaran yazar, herkesin gördüğü bir sahnede kimsenin görmediği şeyi bulur.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: gözlem, ilginç şeylere bakmaktır.
Doğrusu

Değildir; sıradan şeylere yeterince uzun bakmaktır. Perfect Days'te olduğu gibi aynı rutinin içindeki küçük sapmalar, olağanüstü bir olaydan daha çok şey anlatır. İlginç olanı aramak, gözlemi ava çevirir ve avcı sadece kendi aradığını bulur.

Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: gözlemi hatırlarım, yazmama gerek yok.
Doğrusu

Yoktur ama hafıza ayrıntıyı saklamaz; özet saklar. Üç gün sonra elinde kalan şey "bir adam gördüm, tuhaftı" olur. Tuhaf olan neydi — işte kaybolan tam olarak odur ve yazının işe yarayan tek kısmı da odur.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: gerçek bir insanı olduğu gibi yazmak, karaktere gerçeklik katar.
Doğrusu

Katmaz, tam tersi olur. Gerçek insanlar hikâye için fazla dağınıktır; hepsinin birbiriyle ilgisiz onlarca özelliği vardır. Karakter, gözlemin damıtılmış hâlidir. Ayrıntıyı al, kimliği bırak.

Yaygın yanlışDördüncüsü: gözlem tarafsız olabilir.
Doğrusu

Olamaz. Neye baktığın zaten bir seçimdir ve seçim yorumdur. Ama tarafsızlığa çalışmak yine de değerlidir; çünkü yargıyı geciktiren yazar daha çok şey görür. Amaç nesnellik değil, erken karardan kaçınmaktır.

Yaygın yanlışBeşincisi: duyduğun ilginç bir sırrı yazmak, ismini değiştirirsen sorun olmaz.
Doğrusu

Olur. İsim değişse de durum tanınabilir kalıyorsa kişi de tanınır. Ölçü isim değil, durumun benzersizliğidir. Ne kadar özel bir durumsa, o kadar tanınabilir demektir ve tam da o özellik onu yazmak istemenin sebebidir. Bu gerilimi çözmenin tek yolu gerçekten dönüştürmektir.

Yaygın yanlışYedincisi: gözlemin doğuştan gelen bir yetenek olduğunu sanmak.
Doğrusu

Değildir; öğrenilebilir bir beceridir ve öğrenilmesinin tek yolu tekrar etmektir. "Ben dikkatli biri değilim" cümlesi bir kişilik tarifi değil, sadece henüz yapılmamış bir alıştırmanın adıdır.

Yaygın yanlışAltıncısı, ve en incesi: gözlemi sürekli açık tutmanın iyi yazarlık olduğunu sanmak.
Doğrusu

Değildir ve bedeli ağırdır. Her ânı malzeme olarak gören kişi, hiçbir ânın içinde bulunmaz — ve yazarlığın beslendiği asıl kaynak, yaşanmış olandır. Gözlem bir mod olmalı, sürekli bir hâl değil.

Uygulama — kendin dene

Bir kişi seç. Yanındaki değil; biraz uzaktaki biri olsun ve seni fark etmesin.

On dakika boyunca sadece gördüğünü yaz. Kural tek: hiçbir sıfat, hiçbir duygu adı, hiçbir yorum. "Sıkılmış" yazma; ne yaptığını yaz.

On dakika sonra durup okuduğuna bak. Muhtemelen on beş yirmi satır olacak.

Şimdi ikinci adım. Listende bir çelişki ara: söylediği ile yaptığı, göstermek istediği ile ele verdiği arasında bir fark. Bulduysan altını çiz; bulamadıysan bu da bir bilgi — belki daha uzun bakman gerekiyordu.

Üçüncü adım: bu kişiyi başka bir hayata taşı. Yaşını değiştir, şehrini değiştir, mesleğini değiştir. Ama gözlemlediğin o tek davranışı koru.

Elinde artık gerçek bir insan yok. Bir karakter var. Ve o karakteri kurarken hiçbir şey uydurmadın; sadece bir davranışı yerinden aldın.

Son adım ve etik olan: notlarında o kişiyi tanınabilir kılan hiçbir şey kalmadığından emin ol. Kalmışsa sil. Bu silme işlemi, bu dersin gerçek sınavıdır.

Kilit özet

  1. Yazarın ham maddesi hayal gücü değil gözlemdir; hiç gözlem yapmayan yazarın hayal gücü, izlediği filmlerin soluk bir kopyasıyla beslenir.
  2. Gözlem üç şeydir: ne aradığını bilmek, beklemek ve kaydetmek. Üçünden biri eksikse bakmış olursun ama görmemiş olursun.
  3. En değerli buluş çelişkidir — söylenen ile yapılan arasındaki fark; karakterin çekirdeği orada durur.
  4. Mekân arka plan değil, hangi çatışmayı barındırabileceğini belirleyen bir sınırdır.
  5. Gerçek insanı olduğu gibi yazmak hem zayıf yazarlıktır hem etik olarak sorunludur; ayrıntıyı al, kimliği bırak.
  6. Gözlem not edilmezse kaybolur; hafıza ayrıntıyı değil izlenimi saklar ve izlenim sahnede kullanılabilir bir malzeme değildir.
  7. Yargıyı ertele. Erken anlam yükleyen göz bakmayı bırakır ve yalnızca kendi kararını doğrulamaya başlar; en çok şeyi, en geç karar veren görür.

Sonraki derse köprü

Gözlem yapmayı öğrendik ama bir sorun var: gözlem kaydedilmezse kaybolur ve üç gün sonra elinde bir şey kalmaz. Sıradaki derste yazarın en eski aracını kuracağız — fikir ve gözlem günlüğü. Ne kaydedilir, nasıl etiketlenir, ve en önemlisi: biriken bu ham maddeyi ne zaman, nasıl açıp bir hikâyeye çevirirsin? Çünkü dolu bir defter tek başına hiçbir işe yaramaz — hatta bir süre sonra suçluluk kaynağına döner.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — durakta iki figür, ikisi de telefona bakıyor. Sonra kamera yaklaşır ve ikincinin başını kaldırıp caddeye bakışı belirginleşir.
  • Sıfır noktası — kuş gözlemcisi, dürbün, defter; uzun bir bekleyiş, sonra tek bir kanat çırpışı kaydediliyor. Ders boyunca dönecek ana motif.
  • İnsan gözlemi — aynı figür üç ayrı rolde: patronun yanında, çocuğunun yanında, yalnızken. Duruş her seferinde değişiyor.
  • Statü — iki figür arasındaki denge çubuğu; konuşma boyunca birkaç kez yön değiştiriyor.
  • Mekân gözlemi — bir oda; görünür alan aydınlık, saklı alan karanlıkta kalıyor ve kamera saklı alana kayıyor.
  • Etik — defterdeki bir satırın üstü çiziliyor ve siliniyor.
  • Uygulama — yirmi satırlık gözlem listesi; bir satır işaretleniyor ve o satır başka bir bedene taşınıyor.

Tekrar eden görsel motif

Dürbün ve defter. Her ana bölümün açılışında deftere bir satır daha ekleniyor; kilit özette defter kapanıyor ve üstünde "yuvaya dokunma" yazan küçük bir not duruyor.

Önceki dersin koşu parkuru motifiyle bağ: gözlemci parkurun kenarında oturuyor olsun.

Ritim

  • Açılışta "Bakıyormuş gibi yapıyor" cümlesinden sonra iki saniye sessizlik.
  • Üç alan sayılırken her alanın başında bir duraklama.
  • Etik bölümünde anlatım belirgin biçimde yavaşlasın ve sertleşsin.
  • Nanook ve Bir Yazın Güncesi bölümlerinde ağırlaşsın.
  • Kilit özette beş madde arasında birer saniye boşluk.
  • Son cümleden sonra iki saniye kara ekran.