İçeriğe geç

Ders 67.6

Görüntüden sese

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 67

1.944 kelime≈ 9 dk okuma≈ 13 dk seslendirmesıfırdan ileri

Ne yapacaksın

Bugün kendi senaryondan gözle anlaşılan bir sahne alacaksın. Diyaloğu az olan, işini görüntüyle yapan bir sahne. Onu yalnız kulağa yazılmış bir sesli drama sayfasına çevireceksin. Hikâye aynı kalacak. Kim ne yapıyor, ne kaybediyor, neyi buluyor, hepsi yerinde duracak. Değişecek olan, bilginin dinleyiciye hangi yoldan ulaştığı. Önce sahnenin gözle verdiği her bilgiyi bir listeye dökeceksin. Sonra her birine bir ses karşılığı arayacaksın. Mekânın sesi, eylemin sesi, gerekirse gerekçeli bir replik. Bulamadığın bilgi için karar vereceksin: sahne o bilgi olmadan da yürüyor mu? En sonda sayfayı gözü kapalı bir dinleyiciye okutacaksın. Elinde bir sesli drama sayfası kalacak. Yanında bir bilgi tablosu ve eklediğin, sildiğin satırların sayımı duracak. Sayım, kulağa yazarken nereye yaslandığını sana gösterecek. Sözcüğe mi, sese mi?

Neden bu alıştırma

Görüntü için yazan biri sahneyi kameranın gördüğü yerden kurar. Bir renk, bir uzaklık, bir yüz ifadesi tek karede iletilir. Kulakta bunların hiçbiri kendiliğinden gelmez. Dinleyici yalnız duyduğunu bilir. Bu yüzden uyarlamayı yapan yazar ilk hamlede karakterlere konuşturur. Karakter gördüğünü söyler, dinleyici de öğrenir. Sorun şu ki karakter artık kendisi için değil, dinleyici için konuşur. Bunu dinleyici hemen duyar. Sahnenin gerçekliği orada çatlar.

Alıştırma sana başka bir yol öğretir. Önce bilgiyi sesin taşıyabileceği parçalara ayırırsın. Bir kapı, bir tekerlek, bir kalabalık, bir adım. Sesin taşıyamadığı bilgi için iki seçenek kalır. Ya hikâyenin içinde birinin onu söylemesi için gerçek bir neden bulursun ya da bilgiden vazgeçersin. Vazgeçmek çoğu zaman sanıldığından kolaydır. Görüntüdeki bilgilerin bir kısmı sahneye değil, kareye aittir.

Bu çeviri senaryonun kendisini de sınar. Sessiz bir sahne kulağa geçerken neyin gerçekten gerekli olduğunu söyler. Sesli bir karşılık bulamadığın bir ayrıntı, belki görüntüde de fazlaydı. Tersine, kulakta kurduğun bir işaret bazen görüntüdeki sahneyi de zenginleştirir. Gözle okunan bir sahneyi kulağa taşıyabilen yazar, iki dilde de daha az söyleyip daha çok anlatmayı öğrenir.

Hazırlık

Kendi senaryondan iki ile dört sayfalık bir bölüm seç. İçinde az diyalog, çok eylem olsun. Bir arayış, bir kaçış, bir bekleyiş uygun düşer. En az bir anın yalnız görüntüyle anlaşılması gerekir. Bir renk, bir nesnenin yeri, uzaktan görülen bir yüz gibi.

Sayfaları yazdır. Yanına üç kâğıt koy. Birincisinin başına "bilgi tablosu" yaz ve üç sütun aç: bilgi, gözle mi geliyor, ses karşılığı. İkincisinin başına "mekân sesleri" yaz. Üçüncüsüne "sayım" yaz ve dört satır aç: eklenen replik, silinen replik, eklenen ses işareti, tarif repliği.

Bir dinleyici bul. Sahneyi hiç okumamış olsun. Okumayı en sona bırakacaksın. Dinleyicinin gözlerini kapatabileceği sessiz bir oda ayarla. Bir de saat tut. Okuma süresini not edeceksin. Özgün metin başka birinin eseriyse uyarlamaya başlamadan ondan yazılı onay al.

Adımlar

Çözümlü örnek

Yan Sokak'ın sayısı basıldıktan bir süre sonra Burcu bir öneri getiriyor. Kırmızı Şemsiye'nin bir bölümünü sese çevirmek. Öykü Selim ile Aylin'in ortak eseri. E-posta anlaşması her yeni kullanımı ikisinin onayına bağlıyor. Emre ikisine yazıyor. Cevaplar aynı akşam geliyor. Tek seferlik bir deneme olacak, yalnız atölyede dinlenecek. Selim bir koşul ekliyor. Öyküye eklenen her satır önce ona okunacak. Aylin'in cevabı tek satır: "Gölgeye dokunmayın."

Emre öykünün tamamını alıyor. En çok ikinci sayfa ile altıncının başı arasında zorlanıyor. İlk taslağını yüksek sesle okuyor.

ARDA: Kırmızı şemsiye! Orada! Babaannemin şemsiyesi!

Nermin Hanım soruyor: "Kime söylüyor bunu?" Selim de ekliyor. Çizgi romanda Arda'nın o sayfadaki tek sözü "Babaanne?" Düşünce balonu yok, iç ses yok. Sesli dramada yalnız konuşan çocuk, düşünce balonunun kulağa kaçırılmış hâli olur. Anlatıcı da yok.

Asıl soru kırmızı. Sesin rengi yok. Emre rengin ne yaptığına bakıyor. Kırmızı, kalabalıkta Arda'nın izlediği iz. Kulakta da bir iz gerekiyor. Burcu kayıt aletiyle bir şemsiye açılışı kaydediyor: yay çıtı ve gerilen kumaş. Emre bu sesi birinci sayfaya koyuyor. Nazife Hanım şemsiyeyi güneşe karşı açarken. Arda'ya da tek bir replik ekliyor: "Elim kırmızı oldu." Nazife Hanım cevap veriyor: "Gölgesi öyle." Selim önce itiraz ediyor. Sonra satırı dinliyor. Bir çocuk şemsiyenin altında bunu gerçekten söyler. Dinleyiciye değil, babaannesine söyler. Satır kalıyor. Aylin de onaylıyor. Gölge yine kırmızı. Birinci sayfanın zeminine bir de simitçi giriyor. Pazarın girişinde, tek bir çağrıyla.

İkinci ve üçüncü sayfa böyle çıkıyor.

PAZAR — SABAH
(Kalabalık mırıltısı, sürekli. Dinleme noktası Arda'nın boyunda.)
SATICI (uzaktan): SATIYORUM! YARI FİYATINA SATIYORUM!
SES: Cüzdan çıtçıtı. Bozuk para.
NAZİFE HANIM (yakın, yukarıdan): Şurada dur. Kıpırdama.
ARDA (yakın): Tamam.
SES: El arabası yaklaşır. GICIR. Arda'nın iki geri adımı.
SES: Mırıltı yükselir, uzaklaşır. Arda'nın nefesi yakında.
ARDA (yakın, küçük): Babaanne?
SES: Çok uzakta, sağda, bir şemsiye açılır. Yay çıtı.
SESSİZLİK. Yalnız mırıltı.

Uzaktaki çıt, Aylin'in üçüncü sayfanın kenarına koyduğu kırmızı nokta oluyor. Dinleyici de Arda gibi o sesi tanıyor. Ama her şemsiye aynı sesle açılır. Tıpkı her şemsiyenin kırmızı olabilmesi gibi. Üçüncü sayfanın sessizliği ölü havaya dönmüyor. Pazar sürüyor, yalnız uzaklaşıyor. Arda o kalabalığın içinde küçülüyor. Dördüncü sayfanın başında satıcının bağırışı yarıda kesiliyor: "SATIYO—". Sonra yalnız koşan adımlar ve nefes. Önde, çok hafif, küçük bir tekerlek tıkırdıyor. Dinleyici onu adlandıramıyor. Selim bu sesi seviyor. Dinleyici sonradan hile yapılmadığını anlayacak.

Çevirme sürprizi en zor yer. Emre'nin ilk taslağında genç kadın konuşuyordu: "Bu şemsiye benim, evladım." Selim bunu da siliyor. Altıncı sayfada iki panel sessiz. Son sürümde Arda'nın koşusu durur. Kumaş hışırdar. Bir yen tutulmuş. Hemen yakında bir bebek mızırdanır. Az önceki tekerlek bir kez daha döner. Bir bebek arabasıymış. Kimse konuşmaz. Dinleyici bunun Nazife Hanım olmadığını sözden önce anlıyor.

Yedinci sayfada çıt hiç duyulmuyor. Arda yolu birinci sayfada geçtikleri simitçinin sesinden buluyor. "Simi—" yarım kalıyor. Sekizincide Nazife Hanım tek cümle söylüyor: "Buldun beni." Sonra şemsiye açılıyor, bu kez Arda'nın hemen üstünde. Selim'in gölge satırı kulakta şöyle karşılanıyor: iki ses de aynı yakınlıktan geliyor. Şemsiyenin kapalı olduğunu dinleyici ilk kez bu çıtla anlıyor. Neden kapandığını kimse söylemiyor. Emre'nin taslağında Nazife Hanım nedenini tek cümleyle veriyordu. Selim o cümleyi siliyor. Kırmızı domates sorusu bu sürümde hiç doğmuyor. Kulakta domatesin rengi yok.

Sayım şöyle. Özgün repliklerin hepsi kelimesi kelimesine korundu. Eklenen replik iki, taslaktan silinen satır üç. Eklenen ses işareti dokuz, tarif repliği sıfır.

Kendini değerlendir

Bilgi tablosundaki her olay örgüsü bilgisinin karşısında bir ses, bir gerekçeli replik ya da bilinçli bir vazgeçme var mı? Boş kalan satır, gözü kapalı dinleyicinin kaybolduğu yer olabilir.

Dinleme noktası sahne boyunca aynı yerde mi kaldı? Kaydıysa bunu bir sesle bildirdin mi?

Her mekân ilk saniyelerde kendini tanıtıyor mu? Ses tabelasını sil ve sahneyi yeniden oku. Dinleyici yine de nerede olduğunu biliyorsa tabela yanlış sese verilmiştir.

Eklediğin her repliği kendine sor: karakter bunu dinleyici olmasa da söyler miydi? Cevap hayırsa o satır bir tarif repliğidir.

Özgün metinde iç ses yoksa uyarlamada da yok mu? Yalnız konuşan bir karakter, mırıldanan bir düşünce, açıklayan bir anlatıcı kaldı mı?

Sesle eşlediğin işaret sahnenin başında açıkça duyuluyor mu? Gözü kapalı dinleyici onu sonra tanıdı mı?

Sessiz bir anı ölü havaya çevirdin mi? Sessizliğin altında bir zemin sesi sürüyor mu?

Sayım kâğıdında eklediğin replikler, eklediğin seslerden az mı? Değilse sahnenin yükünü yine konuşmaya bindirmişsin.

Dinleyicinin anlattığı sahne, özgün sahnenin vardığı yere vardı mı? Varmadıysa hangi bilgi eksik kaldı, onu bilgi tablosunda işaretle.

Yaygın tuzaklar

Yaygın yanlışRengi söyletmek.
Doğrusu

Karakterin "kırmızı şemsiye" demesi rengi kulağa taşımaz. Yalnız dinleyiciye bir bilgi fişi uzatır.

Yaygın yanlışİç sesi geri getirmek.
Doğrusu

Görüntüde düşünce yoksa kulakta da yoktur. Kendi kendine konuşan bir karakter, görüntüde olmayan bir kapıyı açar. Dinleyici bundan sonra her sessizlikte bir düşünce bekler.

Yaygın yanlışHer eylemi sesle doldurmak.
Doğrusu

Her adıma, her nefese bir ses işareti koymak sahneyi gürültüye boğar. Olay örgüsünü yürütmeyen eylem sessiz kalabilir.

Yaygın yanlışSessizliği boş bırakmak.
Doğrusu

Görüntüdeki sessiz sayfa kulakta ölü hava olursa dinleyici bir arıza sanar. Sessizliğin de altında bir zemin sürer.

Yaygın yanlışMekânı genel bir uğultuyla açmak.
Doğrusu

Her kalabalık aynı uğultuyla duyulursa pazar, otogar ve hastane karışır.

Yaygın yanlışSürprizi bir replikle bozmak.
Doğrusu

Çevirme sürprizini bir karakterin açıklamasıyla vermek, dinleyiciden keşfi alır. Sürprizi bir ses kurar.

Yaygın yanlışKapalı bir soruyu kulakta kapatmak.
Doğrusu

Özgün metin bir nedeni açık bırakmışsa uyarlama onu bir replikle cevaplamaz.

Yaygın yanlışRepliği aynen koruyup yerini değiştirmek.
Doğrusu

Görüntüde bir bakışın ardından gelen söz, kulakta bir sesin ardından gelmezse başka bir anlam kazanır.

Yaygın yanlışYön verirken adı her satıra koymak.
Doğrusu

Kimin konuştuğunu söylemek için her replikte bir ad geçerse dinleyici adları sayar, sahneyi değil.

Yaygın yanlışGözü kapalı okumayı atlamak.
Doğrusu

Sayfayı yazan, sesleri kafasında zaten duyar. Eksik bilgiyi ancak sahneyi bilmeyen bir kulak yakalar.

Yaygın yanlışSahneye yeni bir tanık eklemek.
Doğrusu

Dinleyiciyi yönlendirmek için yorum yapan bir yoldan geçen yazmak, özgün sahnenin yalnızlığını bozar.

Yaygın yanlışÖzgün eserin sahibine sormadan uyarlamak.
Doğrusu

Ortak bir eser yeniden kullanılacaksa onay önce gelir, uyarlama sonra.

Varyasyonlar

Sonraki adım

Bugün bir sahneyi başka bir duyuya taşıdın, ama sahne yine tek bir yoldan ilerledi. Sıradaki birimde aynı türden bir sahne çatallanacak. Okur ya da oyuncu bir anda üç seçenekten birini seçecek. Bir seçimin sonucu hemen görünecek, bir başkasınınki sahnelerce sonra. Diyalog da yapılan seçimi hatırlayacak. Sahnenin sonu artık tek değil. Arda pazarda "Tamam." dedikten sonra kıpırdamasaydı ne olurdu? Aynı sahne iki ayrı finale nasıl varır? Ve hangi seçim gerçekten ana seçimdir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.