Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Hazırlık hareketi, vuruştan önce seyirciye ne olacağını sezdirir.
- Abartı malzemenin izin verdiği kadardır; esnemeyen gövdede süreye ve sese geçer.
- Komik duraklama, seyircinin sonucu kendisinin tamamladığı boşluktur.
- Zamanlamayı senarist duyguyla yazar, animatik kareye çevirir.
- Üçlü kalıpta iki tekrar kalıbı öğretir, üçüncüsü onu saptırır.
- Varyasyon tek bir ayrıntıda olur.
- Kural önce gösterilir, sonra espri olarak işletilir.
- Kural sömürüsü, kuralın en kötü anda harfiyen işlemesidir.
- Sahte ihlal şaşırtır, sonra kuralı yeniden öğretir.
- Gerçek ihlal ancak bir faile bağlıysa güldürür.
- Tepki yüz olmadan da kurulur; gecikmeli fark edişte gülme ikinci bakışta gelir.
- Sözsüz espri sesle konuşur; ses imzası önce kurulur, sonra saptırılır.
- Espri dramın hazırlığı olabilir; dramın bedeli ise espriye harcanmaz.
- Esprinin bedelini kimin ödediği, gülmenin rengini belirler.
Açılış sahnesi
Selim animatiği duvara yansıtıyor. Kaba kutular, kurşun kalem çizgileri. Sesleri Burcu kendi ağzıyla kaydetmiş. Kaloriferin arkasında Çengelli İğne tırtıl gibi açılıp kapanarak ilerliyor.
Kalorifer gürlüyor. İğne irkiliyor ve ucu kapanıyor. Tık. Emre gülüyor.
Biraz sonra Makara konuşmaya başlıyor. İğne yine irkiliyor. Tık. Emre gülümsüyor.
Düğme yuvarlanıp İğne'nin yanına geliyor. Tık. Emre kalemiyle masaya vuruyor.
Uzakta bir parke gıcırdıyor. Tık. Odada kimse gülmüyor.
Selim videoyu durduruyor. Projeksiyon cihazının fanı odada uğulduyor. Burcu ekrana bakmaya devam ediyor. Tıkları evde kaydederken her birinde kendisi gülmüştü.
"Dördüncüsü en komiği olacaktı," diyor. "Artık herkes biliyor çünkü."
"Biliyoruz," diyor Selim. "O yüzden bakmıyoruz."
Nermin Hanım Emre'ye dönüyor. "Kaçıncıda güldün?"
"Birincide. İkincide biraz. Sonra bekledim."
"Neyi bekledin?"
Emre omuz silkiyor. "Tıkı. Geldi de."
Nermin Hanım animatiği üçüncü tıka geri sardırıyor. Görüntü donuyor: İğne kasılmış, Düğme dibinde. "Burada kalıbı biliyorsun," diyor. "Tıkı da biliyorsun. Bilmediğin tek şey ne zaman geleceği." Burcu kutunun altındaki "tık" kelimesinin üstünü çiziyor. Dördüncü kutuyu bütünüyle siliyor. Üçüncünün kenarına küçük bir soru işareti koyuyor.
Tekrar seyirciye bir kalıp öğretir; görsel komedi o kalıp öğrenildiği anda ondan sapar.
Bu derste ne olacak
Bu derste konuşmayan bir düğmeyle seyirciyi güldürmenin yollarını arayacağız. Önce esprinin vuruşundan önceki küçük harekete ve onun kurduğu beklentiye bakacağız. Sonra abartının ve zamanlamanın keçeyle, kareyle nasıl ölçüldüğünü göreceğiz. Tekrarın bir kalıp öğrettiğini, varyasyonun o kalıbı nasıl kırdığını izleyeceğiz. Kalorifer kuralının bir espri malzemesine dönüşmesini tartacağız. Kuralın bozulmuş gibi göründüğü anı ve gerçekten bozulduğu silinmiş taslağı karşılaştıracağız. Tepkiyi ve sesle kurulan sessiz espriyi sona bırakacağız. Filmlerde bir evin cephesi bir adamın üstüne devriliyor, bir sihirbaz kendi şapkasıyla boğuşuyor. Bir telde kuşlar itişiyor, bir ördek kendisini çizen ele kafa tutuyor, böcekler tek kelime etmeden anlaşıyor.
Sıfır noktası
Görsel espri gülmeyi sözle değil, görüntüyle kurar. Bir hareket, bir nesne, kadrajda yanlış anlaşılan bir şey. Makara'nın karanlıkta bir düğme sanılması böyle bir espriydi. Bu ders tek bir esprinin ötesine bakıyor. Espriler bir film boyunca nasıl dizilir, birbirini nasıl hazırlar?
Canlı çekimde bir oyuncu düşer. Düşüşün zamanlaması onun bedenindedir, kamera da onu yakalar. İyi bir komedi oyuncusu bir duraklamayı kendisi bulur. Çekimde bulamazsa kurgucu bulur. Nöbet'te gülme azdır. Kantindeki çocuk kahkahası bile bir zamanlama işidir: tam iki kardeşin göz göze geldiği andan sonra duyulur. Onu bir ses kaydı getirir, kurgucu yerine koyar.
Animasyonda hiçbir şey yakalanmaz. Düşüşün her karesi yapılır. Bir duraklamanın ne kadar süreceğine biri karar verir. Keçeden bir düğmeyi kare kare oynatan el, gülmenin geleceği anı da kare kare kurar. Bu yüzden komedi animasyonda baştan bir yazı ve çizim işidir. Zamanlama sayfada başlar, animatikte sınanır, karede kesinleşir.
Düğme'nin güldürecek nesi var? Yüzü yok, konuşmuyor, kendi boyundan yükseğe sıçramıyor. Burcu'nun eli bağlı görünüyor. Oysa kısıt komediyi besler. Seyirci bir karakterin neyi yapamayacağını bildiğinde, ne yapacağını tahmin etmeye başlar. Tahmin bir beklentidir. Beklenti de görsel komedinin ham maddesidir.
Yazar önce seyirciye bir tahmin kurdurur, sonra o tahminle oynar. Tahmini tam zamanında karşılayabilir. Geciktirebilir. Ya da beklenenin yerine başka bir şey koyabilir. Bu dersteki araçların her biri bu oyunlardan birine hizmet ediyor. Hazırlık ve tekrar tahmini kurar. Duraklama onu geciktirir. Varyasyon, kural oyunları ve ses ise beklenenin yerine başka bir şey koyar. Tepki de seyirciye, tahmininin nerede yanıldığını gösterir.
Burcu'nun filmi bir komedi değil. Bir düğmenin utancını ve kararını anlatıyor. Ama yedi dakikalık bir gecede seyircinin gülmesi, hikâyeye nefes aldırır. Üstelik her espri dünyanın bir kuralını yeniden öğretir. Makara'yı düğme sanmak güldürdü. Aynı anda kameranın yerde durduğunu, antrenin karanlık olduğunu da öğretti. Bu derste espriler hep iki iş görecek. Seyirciyi güldürecek ve sabaha doğru işleyen saati ona bir kez daha duyuracak.
Mekanizma
Vuruştan önceki küçük geri çekiliş
Bir taş atmadan önce kol geriye gider. Bir zıplamadan önce diz bükülür. Animasyon bu küçük geri çekilişi büyütür, çünkü seyirci olacak şeyi ondan okur.
Düğme bir engelin üstünden aşacağı zaman önce kenarı üstünde hafifçe geri yalpalar. Sonra ileri yuvarlanır. Çengelli İğne korkmadan önce bir an kasılır, gövdesi gerilir. Seyirci kasılmayı görünce tıkı bekler. Bu bekleyiş, esprinin yarısıdır. Burcu bunu sayfaya da yazıyor: "İğne kasılır." Tek bir satır, ama çizen için bir talimat. Hazırlık yazılmazsa canlandırıcı onu atlayabilir, tık da habersiz gelir.
Burcu burada bir şey fark ediyor. Hazırlık bir söz veriyor. Espri ya bu sözü tam zamanında tutacak ya da başka bir şeyle karşılık verecek. Animatikteki dört tıkın hepsi sözü aynı biçimde tutuyordu. Emre bu yüzden üçüncüde beklemeyi bıraktı.
Keçe ne kadar esner
Abartı görsel komedinin en bilinen aracıdır. Her animasyon dünyasının bir abartı tavanı vardır: beden ve tepki ancak o kadar büyüyebilir. Burcu'nun tavanı malzemeden geliyor.
Selim kaba bir öneriyle geliyor. "Keçe esnemez. Düğme yassılaşmaz, uzamaz. Abartıyı başka yere koy."
Abartı iki yere taşınıyor. Biri süre. İğne korkunca titriyor, ama titreyişi gereğinden biraz uzun sürüyor. Öbürü ses. İğne'nin tıkı onun boyunda bir kapı çarpması kadar gür. Gövde abartılmıyor, gövdenin çevresindeki zaman ve ses abartılıyor.
Burcu bir öneri daha yapıyor: Makara korkunca ipliğinden bir tur çözülsün. Nermin Hanım bunu durduruyor. "O iplik Makara'nın bedeli. Gülmek için harcarsan, sonunda incelmesi kimseye bir şey söylemez."
Bir nefeslik boşluk
Burcu üçüncü tıkı yeniden kuruyor. Düğme yuvarlanıp İğne'nin dibinde duruyor. İğne yarı açık, kasılmış. Seyirci tıkı bekliyor. Gelmiyor. Düğme sekerek uzaklaşıyor. Bir boşluk. Sonra, kimse beklemezken: tık.
Selim boşluğun süresini animatikte deniyor. Kısa tutunca geç gelen tık normal bir tık gibi duyuluyor. Uzun tutunca sahne ölüyor, seyirci başka yere bakıyor. Bir nefes kadar tutunca Emre gülüyor.
Animasyonda süre karelerle ölçülür; sinemada bir saniye çoğu zaman yirmi dört karedir. Burcu kare saymıyor. Sayfasına "bir nefes" yazıyor. Kare sayısını animatik buluyor, Selim kaydediyor. Senarist süreyi bir duyguyla tarif eder, çizer onu kareye çevirir.
İki tık ve bir sapma
Burcu'nun dört tıkı artık üç. Birincisinde kalorifer gürlüyor, İğne kapanıyor. Seyirci İğne'nin korkak olduğunu öğreniyor. İkincisinde Makara söze giriyor, İğne yine kapanıyor. Seyirci kalıbı öğreniyor. Üçüncüsü geç geliyor. Kalıp bozuluyor.
Varyasyon küçük. Aynı hareket, aynı ses; değişen yalnız zamanı. Bu bir üretim kazancı da. Tık bir kez canlandırıldı ve üç kez kullanılıyor. Yeni olan yalnız boşluk.
Emre soruyor: "Neden üç? Beş olsa?"
"Beşi de kurulur," diyor Nermin Hanım. "Ama her tekrar bir dakikanın parçasını yer. Üçüncü tık seyirciye bir şey daha öğretiyor. İğne'nin korkusu bazen geç gelir. Ortada ucunu açtığında seyirci bunu hatırlayacak."
Komik kalıp böylece dramın da hazırlığı oluyor. Seyirci İğne'nin hep kapandığını bildiği için, açıldığı an onu şaşırtıyor. Gülerek öğrenilen bir alışkanlık, bozulduğunda gülmeyi değil soluğu keser.
Kuralı espriye çevirmek
Kalorifer kuralını seyirci iki yoldan öğreniyor. İlk sahnede her tıkırtıda Düğme kıpırdıyor. Sonra Makara söylüyor: sabaha karşı söner, o zaman kıpırdayamazsın. Kural önce gösteriliyor, sonra söyleniyor. Seyirci ancak bundan sonra onunla gülebilir.
Burcu'nun yeni taslağında konuşma da kurala bağlı. Sabaha karşı tıkırtılar seyrekleşiyor. Makara Düğme'ye kalorifer arkasından çıkışın yolunu tarif ediyor: "Borunun altından geçersen—" Donuyor. Düğme bekliyor; zaten kıpırdayamıyor. Sessizlik. Sonraki tıkırtıyla Makara kaldığı yerden sürdürüyor: "—toza batarsın." Hiçbir şey olmamış gibi. Cümlenin en çok gereken yarısı, en geç gelen yarısı oluyor.
Seyirci güler. Ama aynı anda saati duyar: tıkırtılar arası uzuyor. Espri bir de Makara'nın sonunu hazırlıyor. Donan bir hece, sabah kalorifer arkasında kalacak sessiz bir makarayı şimdiden sezdiriyor.
Bozuldu sanılan an
Burcu bu anı yeni bir sayfaya yazıyor:
İÇ. APARTMAN DAİRESİ, ANTRE, KALORİFER ÖNÜ — GECE
Tık. Düğme kenarı üstünde yola çıkar. Kapı askısına doğru.
Tıkırtı kesilir.
Düğme yuvarlanmayı sürdürür. Ama dönmesi gereken yerde dönmez. Dümdüz gider.
Yalpalar. Daire daralır. Vınlaması hızlanır, hızlanır.
Yere yapışır. Sessizlik.
Uzakta bir tık. Düğme kıpırdar. Ters dönmüş. Askı hâlâ uzakta.
Emre ilk okumada itiraz ediyor. "Kural bozuldu. Tıkırtı yok, Düğme hâlâ gidiyor."
"Giden Düğme değil," diyor Selim. "Bir düğme. Herhangi bir düğme."
Hareket eden artık karakter değil, bir nesne. Bir yere yönelmiyor, yalnız hızının bittiği yere kadar gidiyor. Kural bozulmamış, bütün çıplaklığıyla işlemiş.
Burcu'nun silinmiş bir taslağında kural gerçekten bozuluyordu. Kalorifer tümüyle soğuduktan sonra Düğme son bir gayretle bir kez daha yuvarlanıyordu. İstediği için yapabiliyordu. Selim o sayfaya tek bir not yazmıştı: "Bütün gece saati izledik. Demek saat yokmuş."
Nermin Hanım nedenini açıyor. Kural bir kez bozulursa seyirci gülmez. Kandırıldığını düşünür. Gece boyunca kurulan bütün beklenti geri ödenir. Burcu o sayfayı attı.
Gülmeyi kim taşıyor
Seyirci çoğu zaman olaya değil, ona tanık olanın tepkisine güler. Düğme'nin dünyasında yüz yok. Tepkiyi bir makara taşıyacak.
Düğme cansız yuvarlanırken Makara'nın önünden geçiyor. Makara yarı uykuda. Ağır ağır yarım tur dönüyor, sonra yerine geri dönüyor. Bir an. Sonra birden yeniden dönüyor, bu kez hızla. Bakışın yerini dönüş tutuyor. Selim iki dönüşü animatikte ayrı hızlarla denedi. İkinci dönüş öbüründen belirgin biçimde hızlı olmalıydı, yoksa seyirci tepkiyi okumuyordu.
Konuşmayan bir düğmenin sesi
Düğme hiç konuşmuyor. Bütün esprileri hareket ve ses. Sessiz espri burada sözsüz espri demek. Sesten yoksun değil, tersine sesle dolu.
Sahte ihlalin vınlaması bir ses esprisi. Yere düşen bir madeni paranın sesi gibi giderek hızlanıyor, sonra birden kesiliyor. Gülme o kesilişte. Geç gelen tık da öyle: ses görüntüden sonra düşüyor. Burcu bu sesleri sayfaya yazıyor. Yazmazsa ses tasarımcısı başka sesler bulur, espri de başka yere düşer.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Her esprinin hangi kuralı yeniden öğrettiğini sor. Kısa bir animasyonda espri süre yer. O süreyi geri kazanmanın yolu, esprinin dünyanın bir kuralını da taşımasıdır. Makara'nın donan hecesi hem güldürür hem saati duyurur.
Hazırlığı seyirciye göster, karaktere değil. Seyirci karakterden önde olunca beklenti birikir. Kuşlar teli görmez, seyirci görür. Bu aralığı ne kadar uzun tutacağın bir zamanlama kararıdır.
Varyasyonu tek ayrıntıda yap. Kalıbın her şeyini değiştirirsen seyirci onu yeni bir olay sanar. Aynı hareketi, aynı sesi koru. Yalnız bir şeyi kaydır: zamanı, yönü ya da sonucu.
Kalıbı kurmak için çoğu zaman iki kez yeter. Üçüncü özdeş tekrar seyirciyi öne geçirir ve sıkar. Kısa filmde her tekrar bir parça süredir, onu bir sapmaya harca. İlk tekrar bilgi verir, ikincisi alışkanlık kurar.
Abartıyı malzemenin taşıyamadığı yerden taşı. Keçe esnemiyorsa abartı süreye ya da sese geçer. Gövde küçük kalabilir, çevresindeki zaman büyüyebilir.
Dramın malzemesini espriye harcama. Makara'nın ipliği bir bedel. Gülmek için çözülürse, sondaki inceliği bir anlam taşımaz. Bir karakterin en değerli kaybı espride harcanmaz.
Süreyi duyguyla yaz, kareyle değil. "Bir nefes", "uzun tut", "geç" gibi. Kare sayısını animatik bulur. Senarist süreyi tarif eder ve sonucu animatikte izler.
Sahte ihlalden hemen sonra kuralı onaylat. Şaşkınlık kısa sürmeli. Seyirci bir sonraki anda kuralın işlediğini görmeli. Yoksa sahte ihlal gerçek bir ihlal gibi okunur.
Kuralı bozacaksan bozanı göster. Kural bozulduğunda seyirci bir fail arar. Fail varsa yeni bir kural öğrenir. Yoksa eski kurala da güvenmeyi bırakır. Saat kilidi taşıyan bir kural hiç bozulmamalı mı? Bunu her film kendi sorusu olarak cevaplar; ama bozulmanın bedelini yazarın bilmesi gerekir.
Yüz yoksa tepkiyi harekete ver. Makara bakmaz, döner. Düğme kaşlarını kaldırmaz, kıpırdamadan durur. Tepki, karakterin malzemesinin izin verdiği hareketle kurulur.
Konuşmayan karakterin ses imzasını sabitle. Seyirci sesin normalini bilmezse sapmasına gülemez. İlk sahnelerde imzayı kur, espriyi sonraya bırak.
Espriyi dramın hazırlığı olarak kullan. İğne'nin üç tıkı ortadaki açılışı hazırlar. Komik bir kalıp, bozulduğu anda dramatik bir şaşkınlık doğurabilir.
Animatiği sessiz izlet ve gülme yerlerini işaretle. Seyircinin güldüğü anı, gülmediği tekrarı not et. Gülme gelmeyen yerde ya hazırlık eksik ya duraklama yanlış. Espriyi bilen ekibin gülmesine güvenme, onlar sonucu zaten biliyor.
Esprinin bedelini kimin ödediğine bak. Kuşlar kendi kibirleriyle tüylerini kaybediyor, seyirci onlara gülebiliyor. Bedeli masum biri öderse gülme acımaya döner. Düğme'nin espriye düştüğü anlarda bedel hep küçük ve geçici kalmalı.
Sona yakın esprinin duyguya ne yaptığını sına. Bu bir kural değil, bir deneme. Animatiği bir kez espriyle, bir kez esprisiz izlet. Hangi hâlde son sahne daha çok taşıyor, onu seyirciler söylesin.
Tekrarın uzun dalgasını bil. Bazı komediler bir tekrarı sıkıcı olana kadar sürdürür, sonra o sıkıntının kendisi güldürür. Bu dalga uzun bir süre ister. Yedi dakikalık bir filmde o süre nadiren bulunur.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Görsel komedi abartıdır."
Abartı bir araçtır, tek araç değildir. Keaton'ın cephesinde abartı yok, yalnız zamanlama var. Abartı tavanını aşan espri tehlikeyi de ciddiye almaz hâle getirir.
Yaygın yanlış"Tekrar ne kadar çoksa o kadar komik."
Özdeş tekrar kısa sürede beklemeye dönüşür. Gülme kalıbın kendisinden değil, ondan sapmadan gelir. Animatikteki dördüncü tık bunu gösterdi.
Yaygın yanlış"Kural bozulunca seyirci şaşırır ve güler."
Seyirci önce şaşırır, sonra kandırıldığını düşünür. Kuralın bozulması ancak bir faile, bir bedele bağlıysa espri olur.
Yaygın yanlış"Konuşmayan karakter espri yapamaz."
Düğme'nin bütün esprileri hareket ve ses. Sözsüz komedi sinemanın en eski komedilerinden biridir. Kısıt seyirciyi tahmine iter, tahmin de beklenti doğurur.
Yaygın yanlış"Zamanlama animatörün işidir, senaryoya yazılmaz."
Kare sayısını animatör belirler. Ama duraklamanın varlığını, yerini ve duygusunu senarist yazar. Yazılmazsa duraklama hiç olmayabilir. Canlandırıcı sahneyi akıcı kılmaya çalışır, boşluğu kapatır ve espri de onunla kapanır.
Yaygın yanlış"Espri dramatik bir filmin tonunu bozar."
Espri yerini bilirse dramın önünü açar. İğne'nin tıkları onun açılışını hazırlıyor. Sorun espride değil, espriye harcanan dramatik malzemede.
Yaygın yanlış"Tepki için yüz gerekir."
Tepki bir hareket, bir duraklama ya da bir sestir. Makara yüzsüz bir gecikmeli fark ediş yapıyor. Yalnız dönüşleri yeterince farklı hızda olmalı. Keaton'ın yüzü vardı, ama tepkisini neredeyse hiç kullanmadı.
Yaygın yanlış"Hazırlık esprinin sürprizini öldürür."
Seyirci bilmediği bir şeye şaşırır, bildiği bir şeye güler. Hazırlık sürprizi değil, belirsizliği alır. Ne olacağını sezen seyirci ne zaman olacağını merak eder.
Yaygın yanlış"Espri çizim masasında sonradan eklenir."
Bazıları öyle doğar. Ama kuralı, kalıbı ve hazırlığı sayfa kurar. Sayfada hazırlığı olmayan espriyi çizer bulsa bile, seyirci onu bir sürpriz değil bir rastlantı gibi okur.
Yaygın yanlış"Seyirci kuralı bir kez duyunca öğrenir."
Duyduğu kurala seyirci yarım inanır. Gördüğü kurala tam inanır. Kalorifer kuralı önce tıkırtılarla gösteriliyor, sonra Makara ağzından söyleniyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Hazırlık hareketi, vuruştan önce seyirciye ne olacağını sezdirir.
- Abartı malzemenin izin verdiği kadardır; esnemeyen gövdede süreye ve sese geçer.
- Komik duraklama, seyircinin sonucu kendisinin tamamladığı boşluktur.
- Zamanlamayı senarist duyguyla yazar, animatik kareye çevirir.
- Üçlü kalıpta iki tekrar kalıbı öğretir, üçüncüsü onu saptırır.
- Varyasyon tek bir ayrıntıda olur.
- Kural önce gösterilir, sonra espri olarak işletilir.
- Kural sömürüsü, kuralın en kötü anda harfiyen işlemesidir.
- Sahte ihlal şaşırtır, sonra kuralı yeniden öğretir.
- Gerçek ihlal ancak bir faile bağlıysa güldürür.
- Tepki yüz olmadan da kurulur; gecikmeli fark edişte gülme ikinci bakışta gelir.
- Sözsüz espri sesle konuşur; ses imzası önce kurulur, sonra saptırılır.
- Espri dramın hazırlığı olabilir; dramın bedeli ise espriye harcanmaz.
- Esprinin bedelini kimin ödediği, gülmenin rengini belirler.
Sonraki derse köprü
Burcu'nun esprileri kime yazılıyor? Makara'nın donan hecesine okumayı yeni söken bir çocuk mu güler, yanındaki yetişkin mi? Kalorifer arkasının karanlığı, sabaha doğru incelen bir iplik, kapının ardından gelen anlaşılmaz sesler küçük bir seyirci için ne kadar korkutucu? Selim'in önerdiği tartışma sesi filmi yetişkinlere mi kaydırır, yoksa yetişkinler için ikinci bir katman mı olur? Çocuk seyircinin kafasında tahmin başka hızda kurulur. Tekrar da onda başka bir iş görür. Sonraki ders çocuklara yönelik animasyonu, yaş grubunu ve korku düzeyini ele alıyor.