İçeriğe geç

Ders 3.8

Geri bildirim vermek ve almak

Senaryo Akademisi — Bölüm I, Modül 3

2.953 kelime20 film örneği≈ 13 dk okuma≈ 20 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Okuyucu semptomu doğru bildirir, reçeteyi yanlış yazar; teşhisi koymak yazarın işidir.
  2. Kendi metnini okuyamazsın çünkü sayfada yazanı değil, kafandakini okursun.
  3. Belirli soru sor; "nasıl olmuş" sorusu "güzel olmuş" cevabını üretir ve o cevap kullanılamaz.
  4. Okuma sırasında savunmaya geçme, sadece not al — odada verdiğin açıklama izleyiciye ulaşmaz.
  5. Ortak noktayı semptomda ara; üç okuyucudan ikisinin takıldığı yer artık zevk meselesi değildir.
  6. Notları envantere geçir ve yapısaldan repliğe doğru çalış; ters sıra boşa emek üretir.
  7. Geri bildirimi etki diliyle ver, örnekle göster, çözüm dayatma ve neyin çalıştığını mutlaka söyle.
  8. "Anlamadım" notu her zaman doğrudur; "beğenmedim" notu tartışılır.
  9. İyi geri bildirim vermek verenin işine daha çok yarar; başkasının metnindeki sorunu adlandıran göz, kendi metninde de görmeye başlar.

Açılış sahnesi

Karanlık bir mağaradasın. Ne kadar büyük olduğunu bilmiyorsun.

Bağırıyorsun.

Ses geri geliyor. Hemen geri geldiyse duvar yakın. Geç geldiyse mağara derin. Birden fazla yankı geldiyse birden fazla duvar var.

Şimdi dikkat et. Yankı sana duvarın nerede olduğunu söylüyor. Duvarı nasıl yıkacağını söylemiyor. Hatta duvarın orada durması mı gerekir, yıkılması mı gerekir — onu da söylemiyor.

Yankı bir teşhis değildir. Bir ölçümdür. Teşhisi sen koyarsın.

Metnini birine vermek tam olarak bu bağırıştır. Geri gelen şey de yankıdır: okuyucunun nerede sıkıldığı, neyi anlamadığı, nerede şaşırdığı.

Ve senaryo yazarlarının geri bildirimde yaptığı iki büyük hata buradan çıkar. Bazıları yankıyı emir sanır ve okuyucunun söylediği her şeyi uygular; metin dağılır. Bazıları da yankıyı gürültü sanır ve hiçbirini dinlemez; metin körleşir.

Doğrusu ortada değil, başka bir yerde: yankıyı veri olarak almak.

Bu benzetmenin kırıldığı yeri de baştan söyleyeyim, çünkü dersin en önemli kuralı oradan çıkıyor. Mağarada yankı fiziktir — tek ve nesneldir. Okuyucunun yankısı ise okuyucuya göre değişir. Bu yüzden tek bir yankıyla çalışmazsın; birkaç yankının kesiştiği yerle çalışırsın.

Bu derste ne olacak

Dersi dört bölüme ayıracağız. Önce geri bildirim istemek: kimden isteyeceğin ve nasıl soracağın. Sonra almak — burası en zor kısım, çünkü savunmaya geçmemek öğrenilen bir şeydir. Sonra vermek; iyi okuyucu olmak, iyi yazar olmanın kestirme yoludur. En sonda okuma grubu etiğini konuşacağız: gizlilik, fikir sahipliği ve grupları asıl öldüren şey olan gecikme. Boyunca tek bir ilke dönecek: okuyucu semptomu doğru bildirir, reçeteyi yanlış yazar. Yirmi filmden örneklerle gideceğiz. Ders bittiğinde bir okuma talebi metnin, notları eleme yöntemin ve grup kurarken uyacağın kuralların olacak.

Sıfır noktası

Önce şunu anlamamız gerekiyor: neden kendi metnini okuyamıyorsun?

Cevap zannedildiği gibi "fazla yakınsın" değil. Daha somut bir şey.

Metni okurken sen sayfada yazanı okumazsın. Kafandakini okursun. Yazarken kafanda kurduğun sahne, sayfaya eksik geçmiş olabilir; ama okurken zihnin eksiği otomatik tamamlar, çünkü tamamı zaten sende var.

Okuyucuda o tamamlayıcı bilgi yoktur. Bu yüzden okuyucu, senin göremeyeceğin tek şeyi görür: sayfada gerçekten ne olduğunu.

Bu, geri bildirimin neden vazgeçilmez olduğunun teknik açıklamasıdır. Yetenek meselesi değildir; dünyanın en iyi yazarı da kendi metnini ilk kez okuyan biri olamaz. O deneyimi sadece ödünç alabilirsin.

Şimdi bu dersin merkezindeki ayrımı koyalım.

Sebebi basit: okuyucu kendi deneyiminin tek uzmanıdır — sıkıldıysa sıkılmıştır, tartışılmaz. Ama metnin nasıl çalıştığının uzmanı sensin. Reçete yazmak senin işin.

Bu ayrımı içselleştiren yazarla içselleştirmeyen yazar arasındaki fark, bir senaryonun ikinci taslakta düzelmesiyle dağılması arasındaki farktır.

Bir uyarı daha: reçete yanlış olsa bile atılmaz. Okuyucunun önerdiği çözüm, çoğu zaman sorunun ne kadar can sıktığını gösteren bir ölçüdür. Biri sahneyi tamamen silmeni öneriyorsa o sahne onu epeyce rahatsız etmiştir; öneriyi reddedip rahatsızlığı not al.

Ve şunu da bil: bu körlük geçici değil, kalıcıdır. Yirmi yıl yazan biri de kendi metnine ilk kez bakamaz. Deneyimin sağladığı tek şey, körlüğün nerede olduğunu tahmin edebilmektir — ortadan kalkması değil.

Mekanizma

Dört bölüm. Sırayla.

Bir: geri bildirim istemek

Geri bildirimin kalitesi, verenin zekâsından çok isteme biçimine bağlıdır. Kötü sorulmuş soru, iyi okuyucudan da kötü cevap alır.

Önce doğru okuyucuyu seç. İyi okuyucunun üç özelliği vardır: seni yazar olarak ciddiye alır, metni bitirecek kadar zaman ayırır ve kendi zevkini ölçüt sanmaz. Üçüncüsü en nadirdir. Aksiyon sevmeyen birine aksiyon senaryosu verirsen aldığın cevap metinle değil, o kişiyle ilgilidir.

İkincisi: kaç kişi? Üç ya da dört. Bir kişi az — tekil görüşü ortak sorundan ayıramazsın. On kişi çok; on farklı yön gelir ve metin pusulasını kaybeder.

Sonra taslağın seviyesini açıkla. "Bu ikinci taslak, diyaloglar kaba, üçüncü perde eksik." Bunu söylemezsen okuyucu senin zaten bildiğin şeyleri sayar ve okuma boşa gider.

En önemlisi: belirli soru sor. "Nasıl olmuş?" diye sorarsan "güzel olmuş" cevabını alırsın ve bu cevap hiçbir işe yaramaz. Bunun yerine:

  • Hangi sayfada ilgin düştü?
  • Kim olduğunu anlamadığın karakter oldu mu?
  • Sonu tahmin ettin mi, hangi sayfada?
  • Okumayı bıraksaydın nerede bırakırdın?

Son soru en değerlisidir ve çoğu yazar sormaya cesaret edemez.

İki: geri bildirim almak

Kural tek cümledir: okuma sırasında sadece not al. Açıklama yapma, itiraz etme, arka planı anlatma. Sadece "anladım, devam et" de.

Sebebi teknik: metni okuyucuya sen anlatamayacaksın. Metin kendi başına gidecek. Odada verdiğin açıklama, filmi izleyen kimseye ulaşmaz — yani o açıklamaya ihtiyaç duyman zaten sorunun kendisidir.

Şunu da ekle: ortak nokta semptomda aranır, reçetede değil. Üç okuyucu üç farklı çözüm önerse bile, üçü de aynı sayfada rahatsız olmuşsa sorun oradadır.

Sonra notun arkasındaki problemi bul. Bu, geri bildirim almanın en yaratıcı kısmıdır. Okuyucu "final zayıf" diyorsa sorun finalde olmayabilir; finali taşıyacak hazırlık ikinci perdede eksiktir. Notun geldiği yer, sorunun bulunduğu yer değildir.

Sıralama önemlidir çünkü yapıyı değiştirdiğinde alt katmandaki notların yarısı kendiliğinden geçersizleşir. Ters sıradan başlayan yazar, sonradan sileceği sahnelerin repliklerini cilalar.

Ve son ilke: her öneriyi uygulama. Yazarın niyeti korunmalıdır. Bir okuyucu "bu karakter fazla sessiz" diyorsa ve o sessizlik senin bilinçli kararınsa, notu reddedebilirsin. Ama reddederken kendine dürüst ol: karar mı, yoksa beceremediğin şeyi karar diye mi savunuyorsun? Ayırt etme ölçütü şudur — metinde o sessizliği çalıştırmak için ne yaptın?

Üç: geri bildirim vermek

Şimdi masanın diğer tarafı. Ve şunu baştan söyleyeyim: iyi okuyucu olmak, iyi yazar olmanın en kısa yoludur. Başkasının metnindeki sorunu adlandırabilen kişi, kendi metninde de görmeye başlar.

Önce metnin amacını anla. Bir kara mizah metnine "duygusal değil" demek geri bildirim değildir. Yazarın ne yapmaya çalıştığını sor, sonra o hedefe göre oku.

Sorunu örnekle göster. "Diyaloglar yapay" değil, "yirmi altıncı sayfadaki şu replikte kimsenin böyle konuşmayacağını düşündüm". Örneksiz eleştiri kullanılamaz.

Kişiye değil metne odaklan. "Sen karakter yazamıyorsun" bir eleştiri değildir. "Bu karakterin ne istediğini anlamadım" eleştiridir.

Çözüm dayatma. Yazarın yerine geçme dürtüsü çok güçlüdür — özellikle sen de yazarsan. Ama senin çözümün senin metnindir.

Güçlü tarafları da söyle. Bu bir nezaket değil, teknik bir zorunluluktur: yazar neyin çalıştığını bilmezse ikinci taslakta onu da siler. İyi geri bildirimin en çok atlanan cümlesi şudur: "bunu sakın değiştirme".

Dört: okuma grubu etiği

Okuma grubu, birbirinin metnini düzenli okuyan küçük yazar topluluğudur. Kurulması kolay, sürdürülmesi zordur ve zorluk her zaman etik kurallardan çıkar.

Gizlilik birincidir: okuduğun metin sana emanettir; içeriğini dışarıda anlatmazsın, fikrini kendi işinde kullanmazsın. Fikir sahipliği yazarındır ve grup içinde önerilen bir çözüm bile metnin sahibini değiştirmez.

Zamanında okuma ikinci kuraldır ve grupları asıl öldüren şeydir. Okumayacaksan baştan söyle; geciken okuyucu, kötü okuyucudan daha çok zarar verir.

Bir de hassas içerik meselesi var. Şiddet, taciz, yas gibi konular bir okuyucunun kendi hayatına dokunabilir. Yazar metni verirken kısaca uyarır; okuyucu da rahatsız olduğu bir metni okumamayı seçebilir ve bunun gerekçesini açıklamak zorunda değildir.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Birincisi: geri bildirim istemenin doğru anı vardır. Çok erken sorarsan — mesela ilk taslağın ortasında — gelen notlar metni daha doğmadan şekillendirir ve kendi sesini kaybedersin. Çok geç sorarsan yapısal notu uygulayacak enerjin kalmaz. Doğru an, ilk taslak bittikten ve sen bir kez elden geçirdikten sonradır.

İkincisi: okuyucunun sustuğu yer de veridir. Bir okuyucu metnin tamamı hakkında konuşup üçüncü perdeye hiç değinmediyse, orada söylenecek bir şey bulamamıştır. Sessizlik çoğu zaman kibarlıktır ve kibarlık bir bulgudur.

Üçüncüsü, ve deneyimli yazarların acıyla öğrendiği: "anlamadım" notu her zaman doğrudur, "beğenmedim" notu her zaman tartışılır. Anlaşılmamak teknik bir kusurdur; beğenilmemek bir zevk kesişimidir. İkisini aynı ağırlıkta ele alan yazar metnini yanlış yerden söker.

Dördüncüsü: kendi geri bildirim geçmişini tut. Aldığın notları ve sonunda ne yaptığını bir yerde biriktir. Bir yıl sonra bakınca hangi okuyucunun notlarının isabetli çıktığını görürsün. O kişi senin asıl okuyucundur ve bunu ancak kayıtla bulabilirsin.

Beşincisi, ve deneyimli yazarların ölçüt olarak kullandığı: geri bildirimi kimin verdiğine değil, kaçıncı kez duyduğuna bak. Aynı notu üç ayrı metinde, üç ayrı kişiden duyduysan o artık bir metin sorunu değildir; senin yazarlığındaki tekrar eden bir eğilimdir. Bunlar en değerli notlardır çünkü tek bir metni değil, bundan sonra yazacağın her metni düzeltir.

Altıncısı: iyi bir not seni üzer. Metnin en zayıf yerini bulan not, kabul edilmesi en zor olandır — çünkü çoğu zaman sen de biliyordundur ve görmezden geliyordundur. Bir notu duyduğunda içinde beliren o kısa savunma isteği, notun isabetli olduğunun en güvenilir işaretidir.

Yedincisi: okuyucuyu eğitebilirsin. İyi okuyucu hazır bulunmaz; birkaç metin boyunca ona ne tür not istediğini söyleye söyleye oluşur. "Bana çözüm önerme, nerede sıkıldığını söyle" cümlesini üç kez tekrarlarsan dördüncü metinde tam istediğin notu alırsın. Yazarların çoğu bunu denemeden okuyucuyu değiştirir.

Sekizincisi, ve pratikte çok işine yarayacak olanı: okuyucuyu sayfa numarasıyla konuşmaya alıştır. "Ortalarda bir yerde sıkıldım" kullanılamaz bir nottur; "kırk ikinci sayfada sıkıldım" doğrudan çalışılacak bir veridir. Metni verirken tek bir şey rica et: rahatsız olduğun anda sayfayı yaz, sonra devam et.

Ve son olarak, kimsenin söylemediği: iyi geri bildirim vermek, verenin işine daha çok yarar. Başkasının metninde yapısal bir sorunu adlandırmak, o sorunu senin metninde de görünür kılar. Okuma grubuna giren yazarların hızlanmasının asıl sebebi aldıkları notlar değildir; verdikleri notlardır.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBirincisi: yakın arkadaşa ya da aileye okutmak.
Doğrusu

Onlar seni sevdikleri için metnini de sevmeye eğilimlidir; aldığın cevap bir okuma değil, bir destektir. Destek de gerekir ama başka bir şeydir.

Yaygın yanlışİkincisi: metni verirken anlatmak.
Doğrusu

"Şunu okumadan önce şunu bilmen lazım" diye başlayan her cümle, okumayı bozar. Metin kendi başına gidecekse odada da kendi başına gitsin.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: notları toplayıp hemen yazmaya oturmak.
Doğrusu

Notlar duyulduğu gün en kötü hâlindedir — biri seni gereksiz kırmış, biri gereksiz sevindirmiştir. Birkaç gün beklet, sonra envantere geç.

Yaygın yanlışDördüncüsü: gelen her notu uygulamak.
Doğrusu

Bu bir alçakgönüllülük değil, karar vermekten kaçınmadır. Metnin sahibi sensin; hangi notun uygulanacağına karar vermek de yazarlığın bir parçasıdır.

Yaygın yanlışBeşincisi: hiçbir notu uygulamamak.
Doğrusu

İlkinin aynadaki hâli. Üç okuyucudan üçü aynı sayfada takıldıysa ve sen "anlamamışlar" diyorsan, anlaşılmayan metni yazan sensin.

Yaygın yanlışAltıncısı: geri bildirimi bir sınav sonucu gibi almak.
Doğrusu

Not, metnin bir aşamasına dairdir; yazarın değerine dair değildir. Bu ayrımı kuramayan yazar, bir süre sonra kimseye metin göstermez.

Yaygın yanlışYedincisi: okuyucuya metnin hangi taslak olduğunu söylememek.
Doğrusu

Söylemeyen yazar, kendi bildiği eksikleri baştan sona dinlemek zorunda kalır ve okumanın yarısı boşa gider.

Yaygın yanlışSekizincisi: geri bildirimi sözlü olarak alıp yazıya geçirmemek.
Doğrusu

Konuşma sırasında en çok canını sıkan notu hatırlarsın, en isabetli olanı değil. Notlar yazılmadıysa envanter kurulamaz ve envanter yoksa ikinci taslak sezgiyle yazılır.

Yaygın yanlışDokuzuncusu: okuma grubunda herkesin aynı türde yazmasını beklemek.
Doğrusu

Farklı türden yazan okuyucu genellikle daha faydalıdır, çünkü türün kalıplarına körelmemiştir ve senin kanıksadığın şeye takılır.

Yaygın yanlışOnuncusu, ve en incesi: eleştiriyi verirken "ben olsam şöyle yazardım" demek.
Doğrusu

Bu cümle geri bildirim değil, kendi metnini yazma isteğidir. Okuyucunun işi senin metnini iyileştirmek, kendisininkini hayal etmek değildir.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  1. Okuyucu semptomu doğru bildirir, reçeteyi yanlış yazar; teşhisi koymak yazarın işidir.
  2. Kendi metnini okuyamazsın çünkü sayfada yazanı değil, kafandakini okursun.
  3. Belirli soru sor; "nasıl olmuş" sorusu "güzel olmuş" cevabını üretir ve o cevap kullanılamaz.
  4. Okuma sırasında savunmaya geçme, sadece not al — odada verdiğin açıklama izleyiciye ulaşmaz.
  5. Ortak noktayı semptomda ara; üç okuyucudan ikisinin takıldığı yer artık zevk meselesi değildir.
  6. Notları envantere geçir ve yapısaldan repliğe doğru çalış; ters sıra boşa emek üretir.
  7. Geri bildirimi etki diliyle ver, örnekle göster, çözüm dayatma ve neyin çalıştığını mutlaka söyle.
  8. "Anlamadım" notu her zaman doğrudur; "beğenmedim" notu tartışılır.
  9. İyi geri bildirim vermek verenin işine daha çok yarar; başkasının metnindeki sorunu adlandıran göz, kendi metninde de görmeye başlar.

Sonraki derse köprü

Artık elinde bir taslak, üç okuyucunun notu ve bir envanter var. Ve büyük ihtimalle şu da var: masaüstünde on yedi farklı dosya, hangisinin son sürüm olduğunu bilmediğin. Sıradaki derste yazarın proje düzenini kuracağız — klasörler, sürüm numaraları, revizyon günlüğü, yedekleme. Kulağa en sıkıcı ders gibi geliyor ve dürüst olmak gerekirse öyle de. Ama bir gün bir metni kaybedersen ya da hangi sürümü kime gönderdiğini karıştırırsan, hatırlayacağın ders bu olacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — karanlık mağara, bir ses dalgası gidiyor ve farklı gecikmelerle geri dönüyor; dönen dalgalardan mağaranın şekli beliriyor. Ders boyunca dönecek ana motif.
  • Semptom ve reçete — okuyucunun ağzından iki baloncuk çıkıyor; biri yeşil kalıyor (semptom), diğeri soluyor (reçete).
  • Ortak nokta — üç okuyucunun metni; üçünde de aynı sayfa işaretli, işaretler üst üste binince o sayfa parlıyor.
  • Savunma refleksi — yazarın ağzı açılıyor, üstüne bir sessizlik işareti düşüyor; not almaya devam ediyor.
  • Not envanteri — dağınık notlar tek listeye akıyor ve üç sütuna ayrılıyor; yapısal olanlar üste çıkıyor.
  • Okuma grubu — dört masa bir çember oluşturuyor; biri gecikince çemberde boşluk kalıyor.

Tekrar eden görsel motif

Yankı dalgası. Her ana bölümün açılışında bir dalga daha geri dönüyor ve mağaranın bir duvarı daha görünür oluyor; kilit özette mağaranın tamamı çizilmiş hâlde, ama duvarların hiçbiri yıkılmamış — teşhis ile müdahale arasındaki fark böyle işaretleniyor.

Önceki yedi dersin motifleriyle bağ: mağaranın duvarında koşu programı, dürbün, marangoz kutusu, üç ekran, nota sayfası, kepenk ve karanlık odanın düğmesi gölge olarak görünsün.

Ritim

  • Açılışta "teşhisi sen koyarsın" cümlesinden sonra iki saniye sessizlik; yankı sönsün.
  • Semptom ve reçete tanımı okunurken tempo düşsün, iki terim ayrı ayrı otursun.
  • Usta katmanının beşinci maddesinde ("iyi bir not seni üzer") müzik tamamen kessin.
  • Kapanış cümlesi ("bu dersi hatırlayacaksın") sonrası üç saniye siyah.