İçeriğe geç

Ders 96.2

Gerçek kronoloji ve dramatik kronoloji

Senaryo Akademisi — Bölüm VIII, Modül 96

3.204 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 21 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Gerçek olayda iki sıra var: yaşanan sıra ve dramatik kronoloji.
  • Önce gerçek sıra eksiksiz kurulur, sonra her sapma gerekçelendirilir.
  • Kapsama şeridi kaynakların bildiği ve sustuğu saatleri gösterir.
  • Çatallı anlar bir sürüm seçerek, çatalı göstererek ya da kamerayı doğru yere koyarak çözülür.
  • Çakılı olgular yerinden oynamaz; aralarındaki saatler kayabilir.
  • Tekrarlanan işler sıkıştırılır, olayın kimliği kısaltılmaz.
  • Kaynak dikişi seyirciye kimsenin bilmediğini bildirir; bu bilginin dozu ayarlanır.
  • Olay tepesi tanıkların doruğudur; filmin doruğu bir karar anıdır.
  • Geri dönüş bir anlatıcıya bağlanırsa dramatik kronoloji onun hafızasının sırası olur.
  • Boşluğa konan sahne bir dayanak taşır.
  • Tanıkların doruğu ile filmin doruğu ayrı yerlerde durabilir.
  • Sonra notu sahnelemez, kaynaklı birkaç cümleyle aktarır.

Açılış sahnesi

Selim duvara uzun bir kâğıt şerit asıyor. Üstüne üç büyük daire çizmiş, her birinin içine bir kelime yazmış: birinci gün, ikinci gün, üçüncü gün. Altında boş bir çizgi uzanıyor.

Masada Münevver Hanım'ın defterinin fotokopileri duruyor. Kareli bir okul defteri, kurşun kalemle yazılmış. Burcu sayfaları sırayla diziyor ve bir yerde duruyor.

«Üçüncü gün yok,» diyor. «İkinci günden sonra doğrudan bu sayfa geliyor. Yazısı da başka. Mürekkepli kalem.»

Selim başını sallıyor. O sayfa günler sonra, okul boşaltıldıktan sonra yazılmış. Üçüncü günün sabahını, kapının açıldığı öğleden sonrayı defter ancak geriye bakarak anlatıyor.

Burcu sayfaların üst köşelerine bakıyor. Defterde hiç gece yok. Her sayfanın başında bir saat yazıyor ve hepsi gündüz.

Emre şeridin önüne geçiyor. «O zaman film nereden başlıyor? Karın ilk tanesinden mi, kapının açıldığı andan mı?»

Selim cevap vermiyor. Elindeki kırmızı kalemle şeridin altına ikinci bir çizgi çekiyor. Birinci çizgi olanların sırası. İkincisi filmin sırası olacak. Şimdilik bomboş.

Gerçek bir olay filme alınırken iki sıra vardır: olayların yaşandığı sıra ve seyircinin onları gördüğü sıra; ikisinin arasındaki her fark bir karardır.

Bu derste ne olacak

KAR OKULU'nun üç gününü iki ayrı çizgiye dökeceğiz. Önce eldeki kaynakların hangi saatleri bildiğini, hangilerinde sustuğunu işaretleyeceğiz. Tanıkların birbirini tutmadığı anlarla ne yapılacağını tartışacağız. Hangi olguların yerinden oynamayacağını, hangilerinin kayabileceğini ayıracağız. Filmin nereden açılacağına, geri dönüşün bir çerçeveye mi bağlanacağına karar vereceğiz. Okulun içiyle dışarıdaki kürekleri aynı kurguda buluşturacağız. Doruğu seçip sonrasını bir kapanış notuna bırakacağız. Her adımda aynı iki soruyu soracağız: bu sapmanın gerekçesi ne, hangi kaynağa dayanıyor? Filmler bir tren istasyonundan, bir yas evinden, bir yarış pistinden, Londra'dan ve buzlu bir denizden gelecek.

Sıfır noktası

Kurmaca bir senaryoda olayların sırasını yazar kurar. Önce kafasında bir kronolojik çizelge vardır, sonra filmin sırasına karar verir. İki sıra da onundur. Gerçek bir olayda ise birinci sıra yazara ait değildir. Olaylar onun masasına gelmeden yaşanmıştır. Yazarın işi o sırayı bulmak, sonra ondan bir film sırası çıkarmaktır. Bulmak, çıkarmaktan çoğu zaman daha uzun sürer. Bir romanın sırası sayfalarda durur. Gerçek bir olayın sırası ise defterlere, hatıralara ve haberlere dağılmıştır.

Bu ikinci sırayı bir adla anmak işimizi kolaylaştıracak.

KAR OKULU'nu hatırlayalım. Yıllar önce, adı verilmeyen bir dağ köyünde bir kar fırtınası tek derslikli okulu dış dünyadan koparıyor. Genç öğretmen Münevver Hanım on dört öğrencisiyle üç gün içeride kalıyor, soba için sıraları yakıyorlar. Öğrencilerden Adem'in ateşi yükseliyor, çoban Rüstem ve köylüler kürekle yol açıp üçüncü gün okula varıyor. Kimse ölmüyor.

Bu cümleler gerçek sıradır. Ama dramatik kronoloji olmadan film olmaz. Üç gün perdede üç gün sürmez. Soba için kırılan her sıra ayrı bir sahne olamaz. Seyirci kar yağarken köydeki kürekçileri de görmek isteyebilir. Oysa okuldakiler onları göremiyordu.

Burada iki kolay yol yazarı bekliyor. Biri gerçek sırayı olduğu gibi izlemek. Film o zaman bir tutanağa döner, doruk da rastgele bir saate düşer. Öbürü sırayı tamamen serbest bırakmak. O zaman film gerçek olayın biçimini kaybeder. Seyirci neyin yaşandığını, neyin kurulduğunu ayıramaz. Doğru yol, gerçek sırayı önce eksiksiz kurmak, sonra her sapmayı tek tek gerekçelendirmektir.

İşin zor yanı birinci sıranın kendisinde. Gerçek kronoloji çoğu zaman tam değildir. Kaynaklar bazı saatleri bilir, bazılarında susar. Bazı anlarda da birbirini yalanlar. Yazar filmin sırasını kurmadan önce gerçeğin sırasında nerede durduğunu bilmek zorundadır.

Mekanizma

Kaynakların bildiği saatler

Selim'in masasında dört kaynak var. Münevver Hanım'ın defteri. Köylülerin sonradan anlattıkları. Bir yerel gazetedeki kısa haber. Bir de Rüstem'in oğlunun, babasından dinleyip aktardıkları. Selim'in kendi kaynağı da var: Münevver Hanım'ın yıllar sonra ona anlattıkları.

Burcu dört kaynağı dört renkli kalemle şeridin altına işliyor.

Şerit çabuk doluyor ve tuhaf bir biçim alıyor. Defter yalnız gündüzleri yazılmış. Münevver Hanım gaz lambasını idareli kullanmak için yazmayı ışığa bırakmış. Geceler defterde boş. Köylülerin anlatıları yalnız dışarıyı biliyor: fırtınanın dinişi, küreklerin çıkışı, yamaçta açılan patika. Gazete yalnız sonucu biliyor, tek paragraf. Rüstem'in oğlu ikinci geceyi ve üçüncü günü babasının ağzından anlatıyor. Kendisi o gece evdeymiş.

Şeridin en boş yeri okulun içindeki geceler. Orada yalnız Münevver Hanım'ın bugünkü hafızası var. Bir de Adem'in hatırladıkları, ama Adem konuşmak istemiyor. Sözlükteki bilinmeyen alan burada bir saat dilimine dönüşüyor. Selim şeridin o kısmını taramıyor, boş bırakıyor. Film o gecelerden birini göstermek isterse, bunu neye dayanarak yaptığını yazmak zorunda kalacak.

Kapıyı kim açtı

Şeridin üçüncü gününde iki renk üst üste biniyor. Köyden KEZBAN Hanım, Rüstem'in kapıyı omzuyla ittiğini anlatıyor. Kardan duvar yıkılmış, Rüstem içeri ilk o girmiş. ORUÇ Bey ise kapının içeriden açıldığını söylüyor. Kürek sesini duyan öğretmen kapıyı kendisi çekmiş. Kaç sıra yakıldığı da tutmuyor. Defterde ikinci günün sonunda üç sıra yazıyor. Kezban Hanım hepsinin yandığını söylüyor. Rüstem'in oğlu öğretmenin masasını da sayıyor.

Emre bir sürüm seçmek istiyor: Rüstem açar, çünkü filme bir kahraman lazım. Burcu çatalı göstermek istiyor: aynı kapı iki kez açılır, iki anlatıcıyla. Selim üçüncü yolu deniyor. Kamera dersliğin dibinde, sobanın çevresine toplanmış çocukların yanında kalıyor. Kapı kadrajın dışında. Kürek sesleri yaklaşıyor. Tahta tabana bir ışık şeridi düşüyor, ardından kar içeri savruluyor. Kapıyı kimin açtığını göremiyoruz, yalnız çocukların yüzlerini görüyoruz. Sahne ikisini de yalanlamıyor.

Sıralar için seçim başka. Selim defterin sayısını alıyor, çünkü o sayı o gün yazılmış. Masa ise filme giriyor ama yakılmıyor. Son sahnede yerinde duruyor mu, onu da göstermiyor.

Yerinden oynamayanlar

Selim şeridin üstüne bu kez siyah kalemle birkaç çivi çiziyor.

KAR OKULU'nun çivileri az. Fırtına okulu üç gün kapattı. Odun bitti, sıralar yakıldı. Adem ateşlendi. Köylüler kürekle yol açtı ve üçüncü gün okula vardı. Kimse ölmedi. Dört kaynak bunlarda birleşiyor, gazete bile.

Gerisi kayabilir. Adem'in ateşinin tam hangi saatte başladığını kimse bilmiyor. Defter ikinci gün öğleden sonra «Adem'in alnı sıcak» diyor. Münevver Hanım ise ateşin gece çıktığını hatırlıyor. Selim ateşi ikinci gecenin karanlığına koyuyor. Böylece defterin sustuğu saate düşüyor. Film o saati doldurursa, belgeyle çelişmiyor, yalnız bir boşluğu kullanıyor.

Sıkıştırma da bu çivilerin arasında yapılıyor. Üç gün korunuyor, çünkü üç gün bir çivi. Ama sıraların yakılışı, iki gün boyunca birçok kez tekrarlanmış bir iş. Film bunu iki ana indiriyor. İlk sıranın kırılışı bir karar sahnesi: kimin sırası, kim kırıyor. Son sıra ise doruğa saklanıyor. Aradaki bütün sıralar sobanın önünde büyüyen bir tahta yığınında görünüyor. Defterdeki odun sayımı da bir alışkanlığa dönüşüyor. Münevver Hanım her sabah kalanı sayıyor ve sayı her sabah biraz küçülüyor.

Okulun içi, yamacın üstü

Emre'nin en sevdiği fikir paralel kurgu. Okulun içi ve yamaçta kürek sallayan adamlar, dönüşümlü.

Burcu itiraz ediyor. İçeridekiler kimsenin gelip gelmediğini bilmiyordu. Seyirci ilk geceden kürekleri görürse, içerideki her bekleyiş bir gecikmeye döner. Korku, sabırsızlığa. Hem dikiş, defterden köylülerin anlatısına geçen bir kesmedir. İki kaynağın güvenilirliği de aynı değil.

Selim dışarıyı yalnız sesle verme kararını bir kez esnetiyor. Dışarısı görüntüyle yalnız ikinci gecenin sonunda giriyor. Yamaçta karanlıkta bir fener, bir kürek sesi, sonra rüzgâr. Rüstem'in yüzü görünmüyor. Ardından film içeri dönüyor ve bir daha çıkmıyor. Seyirci birinin geldiğini biliyor, ne zaman varacağını bilmiyor. İçeridekiler hiçbir şey bilmiyor. Dikişin iki yanı arasındaki bu fark, Adem'in gecesine bir ağırlık katıyor.

Doruk nerede

Bütün kaynaklar aynı ana doğru akıyor: kapının açılması. Köylülerin anlatısı orada doruğa çıkıyor. Gazetenin tek paragrafı da onu anlatıyor.

Kapının açılması KAR OKULU'nun olay tepesi. Ama o anda içeride kimse bir karar vermiyor. Kurtuluş dışarıdan geliyor. Selim doruğu bir önceki geceye çekiyor. Üçüncü günün sabaha karşısında soba sönmek üzere ve Adem'in ateşi en yüksekte. Münevver Hanım son sırayı kırıp kırmamaya karar vermek zorunda, çünkü sabah için hiçbir şey kalmayacak. Defter o geceyi bilmiyor. Selim sahneyi Münevver Hanım'ın hatırladığı tek ayrıntıyla kuruyor: çocukların hepsini sobanın çevresine, sırt sırta oturttuğu. Kapının açılışı doruktan sonra geliyor ve kısa.

Sonrası

Film kapıyla bitmiyor. Ama gerçek kronoloji kapıdan sonra da sürüyor. Adem iyileşiyor. Münevver Hanım yıllar sonra kente taşınıyor. Rüstem ölüyor.

Emre'nin ilk notu uzun: her çocuğun nereye gittiği, Münevver Hanım'ın sonraki öğrencileri. Nermin Hanım satırları tek tek siliyor. Adem görünmek istemiyor, adı da notta durmamalı. Münevver Hanım'ın yıllar sonra Selim'in öğretmeni olması da bu filmin konusu değil. Geriye iki cümle kalıyor. On dört çocuğun hepsi evlerine döndü. Çoban Rüstem o yolu, sonraki kışlarda da açmaya devam etti. Selim ikinci cümleye bir soru işareti koyuyor. Bunu yalnız Rüstem'in oğlu söylüyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Önce gerçeğin sırasını yaz, sonra kendi sırana geç. Gerçek kronolojiyi tamamlamadan film sırasını kuran yazar, sapmalarının farkına varmaz. Hangi olayı yerinden oynattığını bilmeden oynatır.

Kapsama şeridini saat saat çiz. Kaynakların bildiği yerler kadar sustuğu yerler de haritanın parçası. Defterin boş geceleri, filmin en serbest ama en sorumlu bölgesi.

Boşluğa sahne koyarken dayanağını yaz. Tanığı olmayan bir saate sahne yerleştirmek meşru. Ama o sahnenin hangi ayrıntıdan doğduğunu dosyada tutmak gerekir. Adem'in gecesi tek bir hatıraya bağlı.

Çatalı sahne seçimiyle çöz. Bazen iki sürümü de doğru bırakmanın yolu kameranın nerede durduğudur. Kapıyı içeriden gören biri, kapıyı kimin açtığını görmez.

Belgenin yazıldığı günü tart. Aynı gün yazılan bir sayı, yıllar sonra anlatılan bir sayıdan ağır basar. Defterin mürekkepli son sayfası bile, köylülerin bugünkü anlatısından daha erken.

Kaydırdığın olayın izini kaynakta bırak. Bir olayı başka saate taşırken kaynağın verdiği ilk işareti atma, kurulum olarak kullan. Defterin öğleden sonraki «alnı sıcak» satırı bir dokunuş olarak kalıyor. Ateş ise geceye düşüyor ve iki kaynak da yerini koruyor.

Çivileri say ve az tut. Her olgu çivi değildir. Kaynakların birleştiği olgular çivilenir. Tek bir tanığa dayanan ayrıntı kayabilir.

Sıkıştırmayı tekrarlanan işlerde yap. İki gün süren sıra yakma, iki ana indirilebilir. Üç günün kendisi ise olayın kimliği. Onu kısaltmak başka bir olay anlatmaktır.

Paralel kurguya bir bilgi bütçesi koy. Her kesme seyirciye karakterlerin bilmediği bir şey verir. Bu bilgi ne kadar erken gelirse, içerideki korku o kadar çabuk beklemeye döner.

Dikişte iki kaynağın ağırlığını hesaba kat. Defterden köylü anlatısına geçmek, güvenilirlik düzeyini de değiştirir. Dış hattın ayrıntıları bu yüzden daha seyrek olabilir.

Doruğu karar anında ara. Olay tepesi çoğu zaman dışarıdan gelen bir şeydir. Doruk ise bir karakterin seçim yaptığı yerde durur.

Olay tepesini küçültme, yerini değiştir. Kapı açılışı sinemada güçlü bir an. Selim onu kesmiyor, yalnız doruktan sonraya bırakıyor ve kısa tutuyor.

Sonra notunu bir fiş gibi yaz. Kapanış yazısı açıklama yapmaz, sonuç bildirir. Bir cümle ancak bir kaynakla destekleniyorsa yazılır.

Notta kimin adının durduğuna dikkat et. Görünmek istemeyen bir tanık, adıyla ya da dolaylı bir tarifle bile notta yer almamalı.

Sapma listesini dosyaya ekle. Gerçek sıradan her ayrılışı bir satıra yaz: ne kaydı, nereye kaydı, neden. Bu liste yapımcının ve hukukçunun soracağı soruların cevabını önceden verir.

Gün sınırlarını görünür kıl. Çakılı bir süre varsa seyirci onu sayabilmeli. Münevver Hanım'ın her sabahki odun sayımı, yazıya gerek bırakmadan yeni bir günün başladığını söylüyor.

Seyircinin sonu bilip bilmediğini hesaba kat. Haberi duymuş bir seyirci kurtuluşu bekler, duymamış biri korkar. Dramatik kronoloji iki seyirciyi de aynı geceye taşıyabilmeli.

Çerçeveyi bir karar olarak tart. Bugünden anlatan bir çerçeve geri dönüşü kolaylaştırır. Ama filmin konusu olayın kendisinden hatırlamaya kayar.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Gerçek olaya sadakat, olayları yaşandığı sırayla anlatmaktır."
Doğrusu

Gerçek sıra çoğu zaman bir film sırası değildir. Sadakat sırayı korumakta değil, her sapmayı gerekçelendirip çivileri yerinde tutmaktadır.

Yaygın yanlış"Kaynakların boş bıraktığı yerler hayal gücüne açıktır."
Doğrusu

Boşluğa sahne konabilir, ama o sahne bir dayanakla gelmeli. Defterin sustuğu geceler en çok dikkat isteyen geceler.

Yaygın yanlış"Tanıklar çelişiyorsa en dramatik sürüm seçilir."
Doğrusu

Dramatik olan çoğu zaman en az desteklenen sürümdür. Rush'ı hatırla: film en görünür kazayı değil, en büyük kararı doruğa koydu. Kapının açılışında da kamera, iki sürümü birden ayakta tutabilir.

Yaygın yanlış"Her gerçek ayrıntı korunmalı."
Doğrusu

Tekrarlanan işler sıkıştırılabilir. Çivilenen olgular korunur, aralarındaki saatler kayabilir.

Yaygın yanlış"Paralel kurgu her zaman gerilim katar."
Doğrusu

Paralel kurgu seyirciye bilgi verir. O bilgi içerideki korkuyu bir bekleyişe çevirebilir. A Night to Remember bu dengeyi her kesmede yeniden kuruyor.

Yaygın yanlış"Doruk, gerçek olayın en büyük anıdır."
Doğrusu

En büyük an çoğu zaman dışarıdan gelen bir şeydir. Doruk bir seçimin yeridir.

Yaygın yanlış"İcat edilen bir sahne yalnız çiviyi değiştirirse sorun olur."
Doğrusu

Darkest Hour'ın metro yolculuğu hiçbir çiviye dokunmadı. Yine de filmin en çok hatırlanan anı oldu. İcat edilen sahne, yerinin ağırlığını taşır.

Yaygın yanlış"Geri dönüş, gerçek olayı daha nesnel kılar."
Doğrusu

Geri dönüş birinin hatırlayışına bağlanınca öznelleşir. Jackie'de geçmiş, anlatanın seçtiği sırayla geliyor.

Yaygın yanlış"Gazete haberi en güvenilir kaynaktır."
Doğrusu

Haber erken yazılmıştır, ama dışarıdan yazılmıştır. KAR OKULU'nun haberi yalnız sonucu biliyor, içerideki tek bir saati bilmiyor.

Yaygın yanlış"Tanığı olmayan saat filmden çıkarılmalı."
Doğrusu

Boş saat çoğu zaman olayın en ağır saatidir. Sahne konabilir, yeter ki dayanağı yazılı olsun. Adem'in gecesi Münevver Hanım'ın tek bir hatırasına yaslanıyor.

Yaygın yanlış"Sonra notu her şeyi toparlamalı."
Doğrusu

Not uzadıkça bir ikinci film olur. Selim'in notunda yalnız iki cümle kaldı ve ikincisi hâlâ sorgulanıyor.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Gerçek olayda iki sıra var: yaşanan sıra ve dramatik kronoloji.
  • Önce gerçek sıra eksiksiz kurulur, sonra her sapma gerekçelendirilir.
  • Kapsama şeridi kaynakların bildiği ve sustuğu saatleri gösterir.
  • Çatallı anlar bir sürüm seçerek, çatalı göstererek ya da kamerayı doğru yere koyarak çözülür.
  • Çakılı olgular yerinden oynamaz; aralarındaki saatler kayabilir.
  • Tekrarlanan işler sıkıştırılır, olayın kimliği kısaltılmaz.
  • Kaynak dikişi seyirciye kimsenin bilmediğini bildirir; bu bilginin dozu ayarlanır.
  • Olay tepesi tanıkların doruğudur; filmin doruğu bir karar anıdır.
  • Geri dönüş bir anlatıcıya bağlanırsa dramatik kronoloji onun hafızasının sırası olur.
  • Boşluğa konan sahne bir dayanak taşır.
  • Tanıkların doruğu ile filmin doruğu ayrı yerlerde durabilir.
  • Sonra notu sahnelemez, kaynaklı birkaç cümleyle aktarır.

Sonraki derse köprü

Şeridin üçüncü gününde kürek tutan çok el var. Kezban Hanım'ın anlattığı Rüstem kapıyı omzuyla itiyor. Oruç Bey'in anlattığı adamlar dışarıda bekliyor. Rüstem'in oğlu ise babasının yanında başka adlar sayıyor. Perdede bu kadar kürekçiye yer yok. Her birine bir yüz ve bir replik vermek, kapının önünü bir kalabalığa çevirir. Birkaç köylünün işi tek bir adamda birleşebilir mi? Birleşirse o adam kimin adını taşır ve gerçek köylülerden hangisi kendini onda tanır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — duvarda uzun bir kâğıt şerit, üç daire; altında boş ikinci bir çizgi.
  • Dramatik kronoloji — iki paralel çizgi; olaylar birinden ötekine oklarla kayıyor.
  • Kapsama şeridi — dört renkli şerit; gece dilimlerinde renk yok.
  • Çatallı an — aynı kapı iki kez açılıyor, iki ayrı gölgeyle.
  • Çakılı olgu — şeridin üstüne çakılan siyah çiviler; aralarında kayan küçük kartlar.
  • Kaynak dikişi — karanlık yamaçta tek bir fener; kesme, sobanın kızıl ışığı.
  • Olay tepesi — kapı aralığından içeri dökülen kar ve ışık.
  • Sonra notu — siyah bir kare, üstünde iki satır; ikinci satırın yanında bir soru işareti.

Ritim

Ders bir kâğıdın duvara iğnelenme sesiyle açılıyor. Mekanizma boyunca uzaktan rüzgâr ve bir sobanın çıtırtısı sürüyor. Kaynak dikişinde çıtırtı kesiliyor, yerine tek bir kürek sesi geliyor. Kapanışta yalnız bir kalemin kâğıda değdiği ses duyuluyor.