Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Geliştirme sırası her aşamayı bir öncekinin cevabıyla başlatır; geniş sorular dar sorulardan önce gelir.
- Sıra bir zincirdir; geri dönmek onu bozmaz.
- Hazır aşama kaynaktan gelir, ama film için yeniden sınanır.
- Dayanak aşama değişirse öbür kartlar da yıkılır; ilk o kilitlenir.
- Dayanak bir kişi olmak zorunda değildir; bir kural ya da imge olabilir.
- Uyarlamada tema öne, araştırma arkaya kayar.
- Kamera açığı, kaynağın bildiği için anlatmadığı ama kameranın göstermek zorunda olduğu ayrıntıdır.
- Araştırma bir sahneye, bir sese ya da bir nesneye dönmelidir.
- Atlanan aşama bir borç bırakır; borç daha pahalı bir yerde geri gelir.
- Takvim sıkışınca aşama kısaltılır, atlanmaz.
- YAĞHANE'nin dayanağı ad kuralı; araştırması yağhanenin işleyişi ve hasat.
Açılış sahnesi
Burcu atölyeye bilgisayarı açık geliyor. Ekranda boş bir senaryo sayfası var. En üstte tek bir sahne başlığı yazılı: İÇ. YAĞHANE – GECE. İmleç satırın sonunda yanıp sönüyor.
«Perşembe iyi geçti,» diyor Burcu. «Yapımcı belgeyi okudu, itiraz etmedi. Şimdi bir teslim tarihi istiyor. Ben de bu akşam ilk sahneye oturuyorum.»
Selim ekrana eğiliyor. «Bu sahnede taş dönüyor mu?»
«Gençlik hattında dönüyor. Uğulduyor.»
«Neyle dönüyor peki? Bir hayvan mı çeviriyor, bir motor mu?»
Burcu cevap veremiyor. Romanda taş hep dönüyor, hep uğulduyor. Onu neyin döndürdüğünü Nüzhet bir kez bile yazmamış. Torunu sormamış. Köyde de herkes biliyormuş.
«Jale Hanım da aynısını sordu,» diyor Burcu. «Mekânı buna göre arayacakmış.»
Emre omuz silkiyor. «Fikir hazır, kişiler hazır, köy hazır. Roman işin yarısını yapmış. Kalanını yazarken çözersin.»
Nermin Hanım çantasından bir deste boş kart çıkarıyor. Her birine tek bir kelime yazıp masaya sırayla diziyor. En başta fikir, en sonda yeniden yazım. Sonra Burcu'ya dönüyor.
«Tarihi sonra konuşuruz. Önce şunu ayıralım: bunların hangisini roman senin yerine yaptı, hangisini sen yapacaksın?»
Geliştirme sırası her aşamayı bir öncekinin cevabıyla başlatır; uyarlamada bu cevapların bir kısmı kaynaktan gelir, bir kısmı hiç gelmez.
Bu derste ne olacak
Nermin Hanım'ın on iki kartını tek tek açacağız. Her aşamanın hangi soruyu cevapladığını ve cevabını hangi aşamaya bıraktığını göreceğiz. Bazı aşamaların öbürlerini taşıdığını, bazılarının ise kaynaktan hazır geldiğini ayıracağız. Uyarlamada sıranın nerede kaydığını YAĞHANE üzerinden izleyeceğiz: hangi kart öne geçiyor, hangisi arkaya düşüyor. Burcu'nun araştırmasını romanın hiç anlatmadığı yere, hasada ve yağhanenin işleyişine çevireceğiz. Teslim tarihi sıkıştırınca bir aşamayı atlamanın neye mal olduğunu da konuşacağız. Sonunda Burcu'nun masasında yeniden dizilmiş bir sıra kalacak. Filmler Peru'da bir ormandan, Filipinler'deki bir setten, Mars'a uzanan uzun bir geliştirmeden, Montana'da bir çiftlikten ve Mogadişu sokaklarından gelecek.
Sıfır noktası
Bir senaryo tek hamlede yazılmaz. Yazar önce bir fikir yakalar, sonra onu adım adım bir metne çevirir. Bu adımların yaygın bir sırası var: fikir, konsept, araştırma, karakter sistemi, tema, dünya, yapı, beat sheet, sekans planı, step outline, ilk taslak ve yeniden yazım.
Sıra keyfî değil. Her aşama bir soruya cevap verir ve cevabını sonrakine bırakır. Fikir neyin anlatılacağını söyler. Konsept bunun seyirciye ne vaat ettiğini. Araştırmada yazar bilmediği dünyayı öğrenir. Karakter sistemi, hikâyeyi kimlerin hangi bağlarla taşıyacağını kurar. Tema hikâyenin sorduğu soruyu adlandırır. Dünya kurallarını koyar. Yapı büyük dönüm noktalarını yerleştirir. Beat sheet bu yapının içindeki anları sıralar. Sekans planı anları büyük bölümlere toplar. Step outline sahneleri tek tek, diyalogsuz dizer. İlk taslak hepsini sayfaya döker. Yeniden yazım o sayfaları okuyup düzeltir.
Sıra bir zincire benzer: halkalar birbirine takılıdır ve yazar sık sık geri döner. İlk taslakta bir kişinin fazla olduğunu görür, karakter sistemine iner. Yeniden yazımda temanın başka bir soru olduğunu fark eder. Bu dönüşler sırayı bozmaz. Sıranın asıl işi, neyin neye dayandığını göstermektir. Geri dönen yazar nereye döndüğünü bilir.
Sıranın bir mantığı var: geniş sorular dar sorulardan önce gelir. Kimin hikâyesi olduğu belli değilken bir sahnenin replikleri yazılamaz. Hangi bölümde durduğu bilinmeyen bir sahnenin uzunluğu da bilinemez. Geniş bir karar değişince altındaki dar kararlar onunla birlikte değişir. Dar bir karar değişince ise üsttekiler çoğu zaman yerinde kalır. Bu yüzden emek önce geniş sorulara harcanır.
Sıra yükü de böler. Boş bir sayfanın önünde yazar on iki soruya birden cevap vermeye çalışır. Sıra bu soruları birer birer önüne koyar. Burcu'nun ekranındaki başlık bu yüzden tıkanıyor. O sahneyi yazmak için taşın neyle döndüğünü bilmesi gerekiyor. Sahnenin hangi bölümde durduğunu, Raşit'in o sırada nerede olduğunu da.
Uyarlamada sıra olduğu gibi kalmaz. Roman bazı soruları çoktan cevaplamıştır. Bazılarını hiç sormamıştır, çünkü okurunun buna ihtiyacı yoktu. Uyarlayan yazarın ilk işi bu ikisini birbirinden ayırmaktır. Emre'nin «roman işin yarısını yapmış» sözü bu yüzden hem doğru hem eksik. Hangi yarıyı yaptığını söylemiyor.
Mekanizma
Romandan gelen kartlar
Burcu kartları iki desteye ayırmaya başlıyor: romandan gelenler ve kendi yapacakları. İlk kart kolay. Fikir romanda var: bir kız kardeş, gidip dönmeyen ağabeyinin adını her yıl taşa yazıyor. Konsept kartında ise duraksıyor. Filmin vaadi Burcu'nun kendi belgesinden geliyor: hiç işitilmeyen bir adın, film bitince yokluğuyla hissedilmesi. Bu kartı kendi destesine koyuyor.
Sınama başlayınca desteler karışıyor. Dünya kartı romandan gelenlere gidecek gibi görünüyor. Köy, ad kuralı, Mükerrem'in mutfağı, hasatlar kitapta var. Ama filmin bugün hattı yağhanenin son haftasında geçiyor. O hafta romanda yok. Kapıya vurulan kilit, boşaltılan değirmen, Ceren'in kentten gelişi Burcu'nun kuracağı dünya. Burcu dünya kartını ortadan katlıyor. Bir yarısı hazır, öbür yarısı boş.
Karakter sistemi de yarı hazır çıkıyor. Nüzhet, Raşit, Mükerrem ve Zekai romandan geliyor. İhsan gitti, Ceren geldi. Bir kişinin gidişi kalanların yükünü değiştirdi. Nüzhet tebeşiri artık Zekai'nin tezgâhından alıyor. Bu kart da katlanıyor.
Yapı kartını Burcu hiç düşünmeden kendi destesine koyuyor. Romanın düzenini mektuplar kuruyordu; her mektup başka bir yıla sıçrıyordu. Filmin iki hattı ise romanda yok. Beat sheet, sekans planı ve step outline da onun destesine gidiyor. Roman sahne dizmez. Bir okurun hızına göre yazılmıştır, bir seyircinin hızına göre değil. Masadaki desteler Emre'nin sandığı gibi eşit bölünmedi. Romandan gelenler önde duruyor, ama Burcu'nun destesi daha kalın.
Taşıyan kart
Emre kartları kenardan toplamaya uzanıyor. «Beat sheet'i atla. Belgen zaten ne olacağını söylüyor.»
Nermin Hanım dünya kartını masanın ortasına çekiyor. «Önce şunu sor. Hangisi değişirse öbürleri yıkılır?»
YAĞHANE'de dayanak, dünya kartının içindeki tek bir kural: gidenin adı anılmaz. Raşit'in adı perdede bir kez yüksek sesle söylense konsept çöker. Amaç cümlesi boşa düşer. Çuval sırasında kimsenin ağzına almadığı o ad, sahnelerin yarısını kuruyor. İhsan'ın çıkması büyük bir karardı, ama film ayakta kaldı. Ad kuralı giderse geriye başka bir film kalır.
Dayanağı bulmak sırayı da belirler. Burcu bu kuralı yapıya geçmeden kilitlemeli. Bir sahnede adın fısıltıyla söylenmesini düşünmeye başlarsa, beat sheet'in her satırı yeniden tartışmaya açılır.
Emre'nin önerisi de bu ölçüyle tartılıyor. Beat sheet dayanak değil; değişirse yalnız altındaki kartlar etkilenir. Ama atlanırsa, ad kuralının filmde nerelerde sınanacağı hiçbir yerde yazılı olmaz. Çuvalların başında söylenen «giden», jandarmanın «kaçtı» demesi, Zekai'nin okuduğu ad listesi: hepsi o kuralın birer sınavı. Bu sınavların sırası beat sheet'te kurulur.
Yer değiştiren kartlar
Özgün bir senaryoda tema çoğu zaman geç gelir. Yazar ilk taslağı bitirince neyi sorduğunu görür. YAĞHANE'de tema baştan masada. Burcu romanı okurken tematik soruyu yazmıştı; soru, sözü edilmeyen birinin gerçekten yok olup olmadığını soruyordu. Tema kartı en öne, fikrin yanına kayıyor.
Araştırma ise arkaya kayıyor. Özgün bir projede araştırma erken gelir, çünkü yazar dünyayı tanımak ister. Burcu dünyayı romandan tanıyor. Onun araştırması yapıdan sonra başlayacak. Neyi araştıracağını hangi sahnelerin kaldığı söyleyecek. Okulun sahneleri yağhaneye taşındı; köy okullarının tarihini okumasına gerek kalmadı. Yağhanenin içi ise filmin yarısında görünecek.
Romanın sustuğu yer
Nüzhet'in mektupları yağhaneyi içeriden bilen birinin mektupları. Torununa zeytinin nasıl ezildiğini, yağın nasıl ayrıldığını anlatmıyor. Okur bunları bilmeden de okuyor. Kamera ise bir sahneyi çekerken hepsini göstermek zorunda.
Kamera açığı, kaynağın parlak imgelerinden farklı bir yerdir. Tebeşir sahnesi romanda zaten görsel; kamera onu sevinerek alır. Açık ise romanın sustuğu sıradan işlerde durur. Kimse onları güzel diye anlatmamıştır, ama her sahnenin arka planı onlardan kurulur.
Burcu araştırma sayfasına bu boşlukları soru soru yazıyor. Hasatta zeytin, ağaçların altına serilen örtülere silkelenir ya da elle toplanır. Çuvallarla yağhaneye taşınır. Toplanan zeytin uzun bekletilirse bozulur. Bu yüzden mevsimde çuvallar kapıda sıra bekler, yağhanenin işi geceye taşar. Eski bir yağhanede zeytin, büyük bir taşın altında çekirdeğiyle birlikte ezilip hamura döner. Hamur örgü yaygılara sürülür. Yaygılar üst üste dizilip preste sıkılır. Akan sıvıda yağ suyun üstüne çıkar ve ayrılır. Geriye posa kalır.
Burcu son satırda duruyor. Romandaki benzetme buradan geliyor: köyde adlar zeytin gibidir, sıkılınca yağı kalır, posası atılır. Araştırma o cümleyi çekilebilir kılıyor. Gençlik hattında bir sahnenin arkasında posa kapıdan dışarı taşınıyor.
Taşın neyle döndüğü ise hâlâ açık. Eski yağhanelerde taşı çoğu zaman hayvanlar çevirirdi, sonraları motorlar. Cevap filmin dönemine bağlı. Jale Hanım, Burcu'yu gençliğinde bir taş yağhanede çalışmış Vahit Usta'yla tanıştırıyor. Vahit Usta telefonda tarih anlatmıyor, kulağının hatırladığını anlatıyor. Ona göre taş doluyken boğuk döner, boşalınca sesi incelir. Taşın başında konuşan herkes de sesini yükseltirmiş. Burcu iki cümleyi de doğrudan gençlik hattının ses notuna yazıyor.
Atlanan kartın faturası
Teslim tarihi yakın görünüyor. Burcu sekans planını ve step outline'ı atlamayı düşünüyor.
Selim bunu kurgu masasından tanıyor. Çekimde verilmeyen karar kurguda verilir, ama yalnız elde ne varsa onunla. Burcu sekans planını atlarsa bir soru cevapsız kalacak. Ceren köye filmin hangi bölümünde geliyor? Erken gelirse bugün hattı onun sorularıyla dolar. Geç gelirse büyükannesinin tebeşirine yetişemez. Bu soru bir kartta beş dakikalık bir iş. İlk taslağın ortasında ise yazılmış sahneleri söker.
Borcun bir özelliği daha var. Faizi aşamadan aşamaya büyür. Sekans planında bir kartı kaydırmak tek bir el hareketidir. Step outline'da birkaç sahneyi yeniden dizmek gerekir. İlk taslakta ise yazılmış sayfalar silinir, replikler başka sahnelere taşınır. Sette sorulursa bütün bir ekip bekler.
Burcu sırayı kısaltmıyor, sıkıştırıyor. Sekans planı tek sayfa olacak. Step outline birkaç günde bitecek. Ama ikisi de yapılacak.
Akşamüstü masada yeni bir diziliş duruyor. Fikir ile tema en önde duruyor; Burcu onları yalnız sınayacak. Karakter sistemi ile dünya katlanmış kartlar. Ad kuralı dünya kartının üstünde, kırmızı kalemle çerçevelenmiş. Araştırma yapının arkasına geçmiş, artık bir soru listesi. Son üç kart yerinden kıpırdamamış.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Kartları iki renge ayır. Uyarlamada her aşama ya kaynaktan gelir ya senden. Arada kalanları ortadan katla. Hangi yarının senin olduğunu görmeden takvim konuşulmaz, çünkü süre yalnız senin destene biçilir.
Hazır aşamayı yeniden yapma, sına. Kaynağın cevabını kopyalamak da, baştan yazmak da hata olabilir. Sor: bu cevap romanın okuru için mi verilmiş, filmin seyircisi için de geçerli mi? Geçerliyse al ve geç. Değilse kartı katla.
Dayanağı bir yıkım sorusuyla bul. «Bu değişirse ne yıkılır?» diye her kartı tek tek sına. En çok kartı yıkan, ilk kilitlenecek karttır. Onu kilitlemeden yapıya geçme.
Dayanağı hazır destede de ara. Uyarlamada dayanak çoğu zaman kaynaktan gelen bir kartın içinde saklanır. Hazır kart sorgulanmadan geçilir. Ad kuralı da romandan geliyordu, ama filmin bütün yükünü o taşıyor.
Dayanak her zaman bir kişi değildir. Bir kural, bir imge, bir mekân da olabilir. YAĞHANE'den bir kişi çıktı ve film ayakta kaldı. Ad kuralı çıksaydı film başka bir şeye dönerdi.
Dayanağı yazılı bir cümleyle kilitle. «Raşit'in adı perdede hiç söylenmez» bir cümledir. Aklında tuttuğun bir niyet ise ilk yorgun gecede gevşer.
Temayı erkene al, ama kapatma. Uyarlamada tematik soru okumadan gelir. Yazmak onu inceltebilir. Erken gelen tema yön gösterir; son sözü yine taslaklar söyler.
Araştırmayı yapıdan sonra hedefle. Uyarlamada genel araştırma çoğu zaman kaynağın tekrarıdır. Kalan sahnelerin listesini çıkar. Her sahnenin önüne «kamera burada ne görecek?» diye yaz.
Kamera açığını anlatıcının en rahat olduğu yerde ara. Anlatıcı en iyi bildiği şeyi en az anlatır. Nüzhet yağhanede büyüdü, bu yüzden onu hiç tarif etmiyor.
Araştırmada dönem sorusunu ayrı tut. Taşın neyle döndüğü bir dönem kararıdır. Bilgi toplamadan önce filmin hangi yıllarda geçtiğini sabitle. Yoksa doğru ama yanlış zamana ait bir ayrıntı toplarsın.
Araştırmayı sahne notuna çevir. Bilgi bir sahneye, bir sese ya da bir nesneye dönmüyorsa defterde kalır. Vahit Usta'nın kulağı bir ses notuna, posa bir arka plana döndü.
Tanığa bedenini sor. Eski bir ustaya tarih sorarsan ansiklopedi cevabı alırsın. Ellerinin, kulağının, burnunun hatırladığını sor. Kameranın göreceği şey oradadır.
Kamera açığını görsel fırsattan ayır. Kaynağın parlak imgesi kendini zaten gösterir. Açık, kimsenin güzel bulup anlatmadığı gündelik işte durur. Araştırma listesini işlerden kur, imgeler kendi başının çaresine bakar.
Atlamak yerine kısalt. Takvim sıkışınca aşamanın boyunu küçült, kendisini silme. Tek sayfalık sekans planı, hiç yapılmamış bir plandan iyidir.
Borcu yaz. Bir aşamayı kısalttıysan, cevapsız bıraktığın soruları kartın arkasına not et. İlk taslakta o soruyla karşılaşınca şaşırmazsın.
Geri dönüşü kayda geçir. İlk taslaktan karakter sistemine indiysen nedenini yaz. Aynı karta üçüncü kez iniyorsan sorunu bir üstte, dayanakta ara.
Son kartları uyarlamada da yerinden oynatma. Step outline, ilk taslak ve yeniden yazım kaynak ne verirse versin senin işin. Roman sahne dizmez, sayfa yazmaz.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Uyarlamada geliştirme sırasına gerek yoktur, kaynak her şeyi verir."
Kaynak bazı kartları doldurur, bazılarını hiç açmaz. YAĞHANE'nin son haftası romanda yok. Filmin iki hattı da yok. Kaynağın verdiği kartlar bile filmin seyircisi için yeniden sınanır.
Yaygın yanlış"Sıra bir kez izlenir, geri dönülmez."
Sıra bir zincirdir. Geri dönmek onu bozmaz. Neyin neye dayandığını bilen yazar nereye döneceğini de bilir. Bilmeyen yazar ise her sorunda en başa döner ve haftalarını kaybeder.
Yaygın yanlış"Sıra herkes için aynıdır."
Kartların adları aynı kalır, yerleri projeye göre kayar. Uyarlamada tema öne, araştırma arkaya geçer. Sırayı ezberleyen yazar, kaynağın çoktan yaptığı işi bir daha yapar.
Yaygın yanlış"Araştırma her zaman ilk iştir."
Uyarlamada araştırma çoğu zaman yapıdan sonra gelir. Black Hawk Down'ın kaynağı araştırmayı hazır getirmişti; ilk soru kimin izleneceğiydi.
Yaygın yanlış"Fikir hazırsa konsept de hazırdır."
Total Recall'da fikir yıllarca aynı kaldı. Konsept her yeni elde yeniden kuruldu. Fikir neyi anlattığını söyler; konsept seyirciye ne vaat ettiğini. İkincisi her uyarlamada yeniden yazılır.
Yaygın yanlış"En önemli karakter, projenin dayanağıdır."
Fitzcarraldo'dan bir yardımcı rol çıktı ve film ayakta kaldı; gemi çıkamazdı. Dayanak bir kural ya da imge olabilir.
Yaygın yanlış"Kaynağın anlatmadığı ayrıntı önemsizdir."
Kaynak onu bildiği için anlatmamış olabilir. Köpeğin Gücü'nün sonu, romanın tek cümleyle geçebileceği bir el işine bağlı.
Yaygın yanlış"Araştırma doğruluk içindir, hikâyeye dokunmaz."
İyi araştırma bir sahneyi ya da bir sesi değiştirir. Posa, YAĞHANE'de bir benzetmeyi çekilebilir kıldı. Vahit Usta'nın kulağı da gençlik hattına bir ses verdi.
Yaygın yanlış"Bir aşamayı atlamak zaman kazandırır."
Atlanan aşamanın sorusu geri gelir. Hearts of Darkness'ta o soru, bütün ekibin önünde, ormanın ortasında cevap bekledi.
Yaygın yanlış"Ayrıntıyı ilk taslakta yazarken öğrenirim."
Yazarken öğrenilen ayrıntı çoğu zaman sahneyi durdurur. Burcu'nun imleci, taşın neyle döndüğünü bilmediği için ilk satırda kaldı.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Geliştirme sırası her aşamayı bir öncekinin cevabıyla başlatır; geniş sorular dar sorulardan önce gelir.
- Sıra bir zincirdir; geri dönmek onu bozmaz.
- Hazır aşama kaynaktan gelir, ama film için yeniden sınanır.
- Dayanak aşama değişirse öbür kartlar da yıkılır; ilk o kilitlenir.
- Dayanak bir kişi olmak zorunda değildir; bir kural ya da imge olabilir.
- Uyarlamada tema öne, araştırma arkaya kayar.
- Kamera açığı, kaynağın bildiği için anlatmadığı ama kameranın göstermek zorunda olduğu ayrıntıdır.
- Araştırma bir sahneye, bir sese ya da bir nesneye dönmelidir.
- Atlanan aşama bir borç bırakır; borç daha pahalı bir yerde geri gelir.
- Takvim sıkışınca aşama kısaltılır, atlanmaz.
- YAĞHANE'nin dayanağı ad kuralı; araştırması yağhanenin işleyişi ve hasat.
Sonraki derse köprü
Burcu'nun kartları artık sıralı. Ama hiçbirinin yanında bir süre yazmıyor. Yapımcı bir teslim günü bekliyor, Burcu da haftanın iki günü başka bir yazı odasında çalışıyor. Vahit Usta'yla konuşmalar ve yağhane ziyaretleri kaç hafta sürer? İlk taslak bittikten sonra metne hiç dokunmadan beklemek, yani dinlenme arası, takvimde boş bir hafta mı, yoksa kendi başına bir aşama mı? Okumalar ve revizyon turları nereye sığacak? Sıradaki ders bu kartlara süre biçiyor: proje takvimi.