İçeriğe geç

Ders 47.2

Geçmişi diyalogla anlatmak

Senaryo Akademisi — Bölüm V, Modül 47

3.251 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Aile sahnelerinde dinleyen geçmişi çoğu zaman zaten bilir.
  • Diyalogda geçmiş bir bilgi değil, bir eylemdir.
  • Eski bir hesap çoğu zaman tek bir kelimeyle açılır.
  • Hatıra çekişmesinde kavga anının kime ait olduğu üzerinedir.
  • Anıyla suçlama, suçu dinleyene tamamlatır.
  • Gerekçeli itiraf yükün bir kısmını başkasına taşır.
  • İtirafta olgunun ve gerekçenin sırası karakteri ele verir.
  • Atlanan ayrıntı en çok dikkat çeken yerdir.
  • Anı hamlesinde anlatan bugün bir şey ister.
  • Geçmiş dökümü keşif payını yok eder.
  • Parça dağılımında kimse bütünü tek başına taşımaz.
  • Dinleyeni olmayan anı diyaloğa değil, görüntüye gider.
  • Nedeni yazar bilir, sayfa söylemez.
  • Farklı hatırlamada genellikle iki dürüst insan vardır, bir yalancı değil.
  • İtiraf bir hesabı kapatmaz, yeni bir hesap açar.
  • Bir anıya bir başka anıyla cevap verdirmek sahneyi albüme çevirir.

Açılış sahnesi

Emre bu hafta bir mutfak sahnesi getirmiş. Hazırlık haftası, babanın evi. Murat kapı kasasındaki boy çizgilerinin önünde duruyor. Sonra konuşmaya başlıyor ve yarım sayfa boyunca susmuyor. Evden hangi yıl çıktığını, o gün kimin ne dediğini anlatıyor. İki kardeşin neden küs olduğunu da açık açık söylüyor. Kadir arada bir başını sallıyor.

Selim okumayı yarıda kesiyor. Kadir bunları bilmiyor mu, diye soruyor. O gün oradaydı.

Biliyor, diyor Emre. Ama seyirci bilmiyor. Küslüğün nedenini bir yerde öğrenmesi lazım.

Sayfa Nermin Hanım'ın önüne geçiyor. Murat bunu kime anlatıyor, diye soruyor. Kardeşine mi, bir mahkemeye mi?

Emre cevap vermiyor. Nermin Hanım yarım sayfanın üstünü tek bir çizgiyle çiziyor. Kenara küçük bir soru yazıyor: Babanız bu çizgileri hangi gün çizerdi?

Bayram sabahları, diyor Emre hemen. Yeni ayakkabılarımızla dururduk.

Kadir de öyle mi hatırlıyor?

Emre duraksıyor. Kadir'in kendi hatırası olabileceğini hiç düşünmemiş. O hatıranın ağabeyininkini tutmayabileceğini de.

Selim kalemini masaya bırakıyor. Ben o tartışmayı izlerim, diyor. Bir bayram sabahı üstüne iki yetişkin adam. Küslüğün nedenini sormam bile.

Geçmiş diyalogda baştan sona anlatılmaz; iki karakterin bugün üzerinde anlaşamadığı küçük bir parça olarak sahneye girer.

Bu derste ne olacak

Bu derste geçmişin bir konuşmanın içine nasıl girdiğine bakacağız. Eski bir hesabın bugünkü tek bir kelimede nasıl açıldığını soracağız. Aynı anıyı iki karakterin farklı hatırlamasını, bir anının suçlamaya dönüşmesini izleyeceğiz. İtirafın içine yerleşen gerekçeyi ve anlatılan bir anıda atlanan parçayı göreceğiz. Bir anının bugün hangi amaca hizmet ettiğini soracağız. Biyografi dökümünün sahneyi neden durdurduğunu, geçmişin parçalara nasıl bölündüğünü konuşacağız. Nöbet'te boy çizgilerini, demliği ve hiç görünmeyen amcayı okuyacağız. Bir anının ne zaman diyaloğa, ne zaman görüntüye gitmesi gerektiğini de soracağız. Beş film geçmişi bir yazlık evde, bir göl kıyısında, bir beyzbol sahasında, bir avuç taşta ve bir gece konuşmasında açıyor.

Sıfır noktası

Her karakter sahneye bir geçmişle girer. Seyirci o geçmişi merak eder. Yazar da onu bildiği için anlatmak ister. Tuzak burada başlıyor.

Geçmiş bir filme iki yoldan girer. Ya gösterilir ya söylenir. Geri dönüş onu görüntüyle verir. Diyalog ise bir karakterin ağzından. Bu ders ikinci yola bakıyor.

Gerçek ailelerde geçmiş nadiren baştan sona anlatılır. Bir bayram sofrasında biri "Yine mi?" der ve herkes susar. Bir teyze eski bir lakabı ağzından kaçırır. Bir kardeş "Hâlâ aynısın" der. Bu yarım cümlelerin arkasında yıllar durur. Ama kimse o yılları sırayla saymaz. Çünkü odadakilerin hepsi oradaydı.

Bu küçük gözlem bütün dersin temeli. Aile sahnelerinde dinleyen çoğu zaman geçmişi zaten bilir. Konuşan ona bilgi vermiyor. Başka bir şey yapıyor. Suçluyor, savunuyor, bir yer istiyor, bir hakkı geri alıyor. Diyalogda geçmiş bir eylemdir.

Yazar neden yine de anlatmak ister? Çünkü seyircinin yanlış anlamasından korkar. Karakterin neden kırgın olduğunu bilmezse ona acımayacağını düşünür. Bu korku sahnenin ortasına bir açıklama konuşması koyar. Konuşma bitince seyirci her şeyi bilir, ama sahnede artık hiçbir şey olmaz. Merak edilecek bir şey kalmamıştır.

Bir şey daha var. Bellek bir kayıt cihazı değildir. İki kardeş aynı günü yaşar ama aynı günü hatırlamaz. Bir düğün fotoğrafına bakan iki kardeşten biri o gün yağan yağmuru hatırlar. Öteki, fotoğrafçıya gülen annesini. İkisi de yanılmıyor. Her biri anıyı kendi işine yarayacak biçimde saklar. Bu yüzden bir anıyı dinlerken olayı değil, anlatanı öğreniriz.

Önceki derste bilginin bir ağızdan ötekine nasıl geçtiğine baktık. Orada dinleyen bilmiyordu. Burada dinleyen çoğu zaman biliyor. O hâlde soru değişiyor. Bilinen bir şeyi neden şimdi, neden böyle söylüyorsun?

Nöbet bu sorunun üstüne kurulu. Kardeşlerin küslüğünün nedeni filmde hiç söylenmiyor. Seyirci onu bir yerden öğrenmiyor. Ama geçmiş her sahnede orada. Bir kapı kasasında, bir demlikte, bir çekmecedeki fotoğrafta. Emre'nin işi o nedeni yazmak değil. O nedenin bıraktığı parçaları doğru yerlere dağıtmak.

Mekanizma

Hesap tek kelimeyle açılır

Bugünkü kavga çoğu zaman geçmişte ödenmemiş bir şeyden beslenir. Buna geçmiş hesap diyoruz. Yeni yazarlar bu hesabı uzun bir konuşmayla açmaya çalışır. Oysa hesap genellikle tek bir kelimeyle açılır.

İlk gece Kadir ağabeyine ilaç kâğıdını uzatıyor. Murat yazıya bakıp bunun kardeşinin yazısı olup olmadığını soruyor. Sonra ekliyor: hâlâ aynı. Bütün geçmiş bu "hâlâ" kelimesinde. Murat kardeşinin çocukluk yazısını tanıyor. Yani o yazıyı yıllardır görmediğini de söylüyor. Kadir cevap vermiyor. Hesap açıldı, ama kimse defteri okumadı.

Emre'nin silinen taslaklarında Murat evden uzak kaldığı yılları tek tek sayıyordu. O replik bir biyografi repliğiydi: Kadir'in zaten bildiği şeyi seyirciye sıralıyordu. "Hâlâ" ise aynı yılları saymadan ölçüyor.

Aynı anı, iki ayrı sahip

Emre mutfak sahnesini baştan yazıyor. Murat ceketi üstünde, kapı kasasının önünde duruyor. Kadir mutfakta bir şey arıyor. Aralarında yalnızca dört kısa replik geçiyor.

"Her bayram sabahı çizerdi."

"Okul açılırken."

"Bayramdı. Yeni ayakkabılarımızla dururduk."

"Ayakkabıyla ölçmezdi. Çıkarttırırdı."

Kimse kazanmıyor. Seyirci hangisinin doğru olduğunu öğrenmiyor. Ama iki adamı tanıyor. Murat babasını bir bayram fotoğrafı gibi saklamış. Kadir ise onu kurallarıyla hatırlıyor, çünkü yıllarca o kuralların yanında yaşadı. Murat'ın çizgileri kasanın bir yerinde bitiyor. Bunu ikisi de söylemiyor. Çekişme o boş yerin hemen altında yapılıyor.

Suç bir anının içinde

Aynı hafta Kadir alt katta yatağı pencerenin önüne sürüklüyor. Sonra koridordaki eski telefonun önünden geçerken duruyor. "Bayram sabahları bunun yanında otururdu," diyor. Başka bir şey eklemiyor.

Cümlede Murat'ın adı yok. Bir suç kelimesi de yok. Yalnızca bir babayı, bir sandalyeyi, bir telefonu anlatıyor. Ama Murat cümlenin kime söylendiğini biliyor. Telefonun çalmadığı sabahları da biliyor. Murat cevap vermiyor. Elindeki kendi telefonuna bakıyor.

Anıyla suçlamanın gücü buradan geliyor. Suçlanan itiraz edemez, çünkü kimse onu suçlamadı. Yalnızca bir şey hatırlandı.

İtirafın içindeki gerekçe

Kantinde Murat sonunda üç aydır bildiğini söylüyor. Ardından gerekçe geliyor: bunu isteyen babasıymış. İtiraf doğru. Gerekçe de doğru. Ama gerekçe yükün bir kısmını o masada olmayan, yukarıda serum altında yatan bir adama devrediyor. Kadir ikisini birden duyuyor.

Sıra önemli. Murat önce olguyu söylüyor, sonra nedeni. Tersini yapsaydı itiraf bir savunmaya dönerdi.

Filmin en kısa itirafı ise babanın. Bir sabah Kadir'e söyleyecek olduğunu söylüyor. Ne bir gerekçe var ne bir ayrıntı. Kadir'in cevabı tek kelime: biliyorum. Bir gerekçe istemiyor. Belki de babanın gerekçesiz itirafı, ağabeyininkinden daha kolay kabul ediliyor.

Boş bırakılan yer

Dördüncü gecenin çayları ilaç kutularının yanına konuyor, biri Kadir'in, biri Murat'ın. Murat kantin çayını beğenmiyor. Konuşma babanın ocakta unuttuğu demliğe, mutfağı saran yanık çay kokusuna kayıyor. Murat babasının hep bir şey dediğini anlatmaya başlıyor. Kadir ne dediğini soruyor. Murat vazgeçiyor: boş ver.

Babanın sözü atlanıyor. Seyirci onu hiç öğrenmeyecek. Sonra uzun bir sessizlik. Kadir bardağı avuçlarının arasına alıyor. "Hatırlıyorum ben."

Demek ki atlanan ayrıntıyı ikisi de biliyor. Murat onu bilmediği için değil, söylemek bir şeye mal olacağı için atladı. Kadir'in cümlesi de boşluğu doldurmuyor. Yalnızca o boşluğun ortak olduğunu söylüyor.

Anı bugün bir şey ister

Murat demliği neden şimdi anıyor? Kantindeki itiraf daha soğumadı. Kardeşinin gözünde artık yalan söylemiş biri. Demlik anısı bir kapıyı yokluyor: beni de bu evin geçmişine say. Kadir'in cevabı iki yöne okunabiliyor. Ben de oradaydım, diyebilir. Ben hep oradaydım, diyebilir. Murat cevap vermiyor, çünkü hangisi olduğunu bilmiyor.

Döküm yerine parçalar

Bir karakterin geçmişini tek konuşmada eksiksiz anlatmak geçmiş dökümüdür. Seyirci bilgiyi alır, keşif payını kaybeder. Emre'nin ilk mutfak sahnesi buydu.

Tahtada Nöbet'in parçaları alt alta diziliyor; tebeşir Nermin Hanım'ın elinde. Kasadaki çizgiler kardeşlerin arasında. Demlik Murat'ın ağzında, hatırlama hakkı Kadir'de. Çekmecedeki fotoğrafta iki genç adam var, kimse adlarını söylemiyor. Amca kantinde tek bir kelime, defterde bir ad, eşikte bekleyen bir kuzen. Defterin arka kapağındaki numarayı Kadir arıyor, kesme cevaptan önce geliyor. Tıraş anısı ise hiç konuşulmuyor. Yalnızca bir geri dönüşte, su sesinin altında, makinenin vızıltısıyla geliyor.

Her parça eski bir aile hikâyesine işaret ediyor. Hiçbiri küslüğün nedenini söylemiyor. Nermin Hanım Emre'ye nedeni bilip bilmediğini soruyor. Emre biliyor. O zaman parçalar birbirini tutar, diyor Nermin Hanım.

Filmlerden okuma

Emre filmlerden çıkıp kendi parçalarına dönüyor ve her birine bir eş buluyor. Mary'nin otel doktoru, Kadir'in telefon cümlesine benziyor. İkisi de suçu bir anıya saklıyor. Ray'in son ana kadar söylemediği kelime, Murat'ın "boş ver"ine yakın. Daigo'nun hatırlayamadığı yüz, çekmecedeki adsız fotoğrafı hatırlatıyor. Boris'in uyarısı ise demliğe benziyor. İkisinde de anı bir şey istiyor.

Bir ayrım da Altın Göl'den geliyor. Chelsea şikâyetini yanlış kişiye götürüyor. Nöbet'te de geçmiş hiç doğru adrese gitmiyor. Murat'ın hesabı babayla, ama o hesap yatağın başında açılamıyor. Kadir'in hesabı da babayla. O yüzden ikisi birbirine anlatıyor.

Usta katmanı

Geçmişin kipini seç. Türkçede geçmiş üç sesle konuşur. "Gittin" tanıklık eder. "Gitmişsin" duyulanı aktarır ve mesafe koyar. "Giderdin" bir alışkanlık kurar. Kadir'in telefon cümlesi bu üçüncü sesle kurulduğu için tek bir sabahı değil, yılları suçluyor.

Kesin anıdan şüphelen. Gerçek bellek deliklidir. Tarihi, saati ve kimin ne giydiğini eksiksiz sayan bir anı ezberlenmiş gibi durur. Murat'ın demlik anısında bir koku ve bir alışkanlık var, bir tarih yok. Bu yüzden inandırıcı.

Hatıra çekişmesine hakem koyma. Bayram sabahını gösteren bir geri dönüş eklersen çekişme bitip bilgiye döner. Seyirci kimin haklı olduğunu öğrenince karakterleri dinlemeyi bırakır. Çekişme açık kaldıkça iki adam da konuşmaya devam eder.

Nedeni bil, sayfaya koyma. Bütün parçalar senin bildiğin tek bir nedene işaret etmeli. Parçalar ayrı ayrı nedenlere işaret ederse seyirci bir dağınıklık sezer. Nöbet'in bütün parçaları aynı merkezin çevresinde dönüyor.

İtirafta sırayı oynat. Olgu önce gelirse itiraf ağır düşer, gerekçe sonra gelirse bir açıklama olur. Gerekçe önce gelirse dinleyen itirafı duymadan savunmayı duyar. Bir karakterin hangi sırayı seçtiği, onun kendini nasıl gördüğünü gösterir.

Her anıya bir dinleyen bul. Bir anının anlatılması için ona ihtiyaç duyan biri gerekir. Tıraş anısını Kadir kimseye anlatamaz. O anının dinleyeni yok. Bu yüzden diyaloğa değil, geri dönüşe gidiyor. Dinleyeni olmayan anıyı ya göster ya da tamamen dışarıda bırak.

Anıyı bir nesneye yasla. Kasa, demlik, telefon, fotoğraf. Nesne karakterin geçmişe dokunmasına izin verir. Karakter anlatmak yerine bakar, dokunur ya da yanından geçer. Konuşma bir cümleyle yetinebilir, çünkü gerisini nesne taşır.

Atlanan parçayı iki kişi bilsin. Yalnızca anlatanın bildiği bir eksik, bir bilmece numarasıdır. İki karakterin de bildiği bir eksik ise bir ailedir. "Boş ver" bu yüzden işliyor. Kadir'in ne kaçırıldığını bildiğini seyirci hissediyor.

Ad yerine akrabalık sözü kullan. Bir ad biyografi çağırır: kim, nerede, ne zaman. "Amcamız" ise bir ilişki çağırır. Kardeşler amcadan adıyla değil, akrabalığıyla söz ettikçe geçmiş aile içinde kalıyor.

Her anıya "neden şimdi" diye sor. Bir anı sahneye ancak bugün bir işe yarıyorsa girer. Demlik itiraftan sonra geldiği için bir rica gibi duyuluyor. Aynı anı ilk gece anlatılsaydı yalnızca bir nostalji olurdu.

Anıya anıyla cevap verdirme. Bir karakter bir anı anlattığında öteki de kendi anısıyla karşılık verirse sahne bir aile albümüne döner. Herkes sırayla bir fotoğraf gösterir ve kimse bir şey istemez. İkinci cevap bugünden gelmeli. Kadir demliğe başka bir demlikle karşılık vermiyor. Üç kelimeyle bugünkü yerini söylüyor.

İzi hikâyeden önce göster. Seyirci Murat'ın çizgilerinin bittiği yeri bir anı duymadan önce görüyor. Yaranın kendisi yerine bugüne bıraktığı izi göstermek, sonraki her anıyı daha ağır yapar. Anı geldiğinde seyirci onu zaten bekliyordur.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Seyirci karakteri anlamak için geçmişini bilmelidir."
Doğrusu

Seyirci geçmişin varlığını hissetmelidir. Ayrıntısını bilmesi gerekmez. Nöbet'te küslüğün nedeni hiç söylenmiyor, ama hiçbir sahne nedensiz durmuyor.

Yaygın yanlış"Küslüğün nedeni sonunda açıklanmazsa seyirci aldatılmış hisseder."
Doğrusu

Seyirci ancak ona bir sır vaat edilip sonra verilmezse aldatılmış hisseder. Parçalar bir açıklama vaat etmiyorsa seyirci boşluğu bir eksik değil, bir ağırlık olarak okur.

Yaygın yanlış"Farklı hatırlamada biri yalan söylüyordur."
Doğrusu

Çoğu zaman ikisi de dürüsttür. Bellek her anıyı sahibinin işine yarayacak biçimde saklar. Bayram ile okul açılışı arasındaki fark bir yalan değil, iki hayat.

Yaygın yanlış"İtiraf ne kadar ayrıntılıysa o kadar güçlüdür."
Doğrusu

Ayrıntı arttıkça itiraf bir rapora döner. En güçlü itiraflar kısadır. Babanınki tek bir cümle.

Yaygın yanlış"Suçlama açık söylenmezse seyirci onu kaçırır."
Doğrusu

Seyirci suçu dinleyenin yüzünden okur. Murat'ın telefona bakışı, Kadir'in cümlesinin kime gittiğini söylüyor.

Yaygın yanlış"Biyografi repliğini kısaltmak yeterlidir."
Doğrusu

Sorun uzunluk değil, adres. Dinleyenin bildiği bir şey kısaltılınca da seyirciye söylenmiş olur. Çözüm, repliği karakterin bugünkü bir isteğine bağlamaktır.

Yaygın yanlış"Anı anlatan karakter geçmişe dalmıştır."
Doğrusu

Anı anlatan karakter bugünün içindedir. Anlattığı şeyle karşısındakinden bir şey istiyor. Bunu unutan yazar anı sahnesini bir mola sahnesine çevirir.

Yaygın yanlış"İtiraf bir karakteri temize çıkarır."
Doğrusu

İtiraf bir hesabı kapatmaz, yeni bir hesap açar. Murat itiraf ettiği an kardeşinin gözünde yalan söylemiş biri oluyor. İtirafın ardından gelen sahne, o yeni hesabın sahnesidir.

Yaygın yanlış"Atlanan ayrıntı sonunda mutlaka açıklanmalıdır."
Doğrusu

Bazı boşluklar açıklandığında küçülür. Babanın ne dediğini seyirci hiç öğrenmiyor ve bu yüzden o söz filmin en büyük cümlesi gibi duruyor. Boşluğu doldurmak, ona verilen ağırlığı geri almaktır.

Yaygın yanlış"Geçmişi parçalara bölmek seyirciyi şaşırtır."
Doğrusu

Parçalar bir merkeze işaret ettiği sürece seyirci onları kendiliğinden birleştirir. Şaşırtan şey parçalanma değil, parçaların birbirini tutmamasıdır.

Yaygın yanlış"Geri dönüş her zaman diyalogdan daha etkilidir."
Doğrusu

Geri dönüş olayı gösterir, ama çekişmeyi bitirir. Diyalog olayı göstermez, ama iki karakterin onu nasıl taşıdığını gösterir. Hangisinin gerektiği, anının bir dinleyeni olup olmadığına bağlıdır.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Aile sahnelerinde dinleyen geçmişi çoğu zaman zaten bilir.
  • Diyalogda geçmiş bir bilgi değil, bir eylemdir.
  • Eski bir hesap çoğu zaman tek bir kelimeyle açılır.
  • Hatıra çekişmesinde kavga anının kime ait olduğu üzerinedir.
  • Anıyla suçlama, suçu dinleyene tamamlatır.
  • Gerekçeli itiraf yükün bir kısmını başkasına taşır.
  • İtirafta olgunun ve gerekçenin sırası karakteri ele verir.
  • Atlanan ayrıntı en çok dikkat çeken yerdir.
  • Anı hamlesinde anlatan bugün bir şey ister.
  • Geçmiş dökümü keşif payını yok eder.
  • Parça dağılımında kimse bütünü tek başına taşımaz.
  • Dinleyeni olmayan anı diyaloğa değil, görüntüye gider.
  • Nedeni yazar bilir, sayfa söylemez.
  • Farklı hatırlamada genellikle iki dürüst insan vardır, bir yalancı değil.
  • İtiraf bir hesabı kapatmaz, yeni bir hesap açar.
  • Bir anıya bir başka anıyla cevap verdirmek sahneyi albüme çevirir.

Sonraki derse köprü

Kantinde geçmiş bir kez daha masaya gelecek, ama bu kez anı olarak değil, bir silah olarak. İlk gece söylenmiş iki kelime geri dönecek ve bu kez bir kâğıdın ucunda durmayacak. Murat konuşmayı bir iş listesiyle açıyor. Kadir listeye girmiyor, bir kalorifer peteğini masaya koyuyor. Bir övgü kardeşe rolünü dağıtıyor, bir soru cevap yerine geri çevriliyor. Konuşmanın sahibi kim? Her biri açıkça ne istiyor, saklayarak ne istiyor? Sonraki ders çatışmalı diyaloğu inceliyor: sesin yükselmeden sertleştiği konuşmayı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — yarım sayfalık bir replik tek bir çizgiyle siliniyor; kenarda küçük bir soru beliriyor: hangi gün?
  • Hatıra çekişmesi — bir kapı kasasındaki boy çizgileri; çizgilerin üstünde bir an bayram süsü, bir an okul çantası beliriyor.
  • Anıyla suçlama — koridorda eski bir telefon ve yanında boş bir sandalye; telefon hiç çalmıyor.
  • Gerekçeli itiraf — bir terazinin bir kefesine bir itiraf, öteki kefesine bir gerekçe iniyor; terazi yatağa doğru eğiliyor.
  • Atlanan ayrıntı — bir cümle balonunun ortasında boş bir kutu; iki kardeş de kutuya bakıyor.
  • Parça dağılımı — bir tahtada dağınık parçalar: çizgi, demlik, fotoğraf, numara, tıraş makinesi; ortada boş bir daire.

Ritim

Ders silinen bir biyografi repliğiyle açılıyor, geçmişi tek kelimelere, çekişen anılara ve atlanan sözlere bölüyor ve ortası bilerek boş bırakılan bir haritayla kapanıyor.