İçeriğe geç

Ders 6.2

Fikir üretme teknikleri

Senaryo Akademisi — Bölüm II, Modül 6

2.758 kelime12 film örneği≈ 13 dk okuma≈ 18 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Üretim ve eleme iki ayrı iştir; aynı anda yapıldığında üretim durur, çünkü her fikir doğduğu anda ölür.
  2. Hangi teknik olursa olsun ilk üç çıktı ezberden gelir; iyi olanlar neredeyse her zaman son üçtedir.
  3. Teknikler bir fikri iyi yapmaz, başka yapar; iyilik kararı elemede verilir.
  4. "Ya şöyle olsaydı" sorusunda tek değişken değiştirilir — üç şeyi birden değiştiren bir dünya kurar, hikâye bulmaz.
  5. Mekân ya da zaman değiştirmenin ölçütü tek: hikâye yeni yerde başka bir şey söylüyor mu?
  6. En kötü olasılık en şiddetli olan değil, o karakter için en zor olandır; bu yüzden karakteri tanımayı gerektirir.
  7. Kısıt bir fakirlik değil zenginleştirmedir; sonsuz seçenek felç eder, dar koşul özgün çözüm üretir.
  8. Teknikler birleştirilebilir ve asıl güç oradadır: tek teknik bir sapma, iki teknik tanınmaz bir malzeme üretir.
  9. İyi uygulanmış teknik görünmez; izleyici tekniği fark ediyorsa uygulanmış ama işlenmemiştir.

Açılış sahnesi

Bir satranç ustası tahtanın başına oturuyor. İlk hamlesini yapıyor. Sonra ikinci, sonra üçüncü.

İlk on hamleyi düşünmüyor.

Düşünmüyor, çünkü o hamleler yüzyıllardır oynanmış, denenmiş, adlandırılmış. Her birinin adı var, her birinin nereye vardığı biliniyor. Usta onları bilir ve bu yüzden onuncu hamleden itibaren düşünmeye başlar.

Bilmeyen kişi ise ilk hamlede düşünür, ikincide düşünür, üçüncüde yorulur ve onuncu hamleye vardığında hiç enerjisi kalmamıştır.

Açılışları bilmek seni tekdüze yapmaz. Asıl işe daha erken başlatır.

Fikir üretme teknikleri de böyle. Bunlar denenmiş açılışlar: elindeki ham malzemeye uygulanan, sonucu tahmin edilebilir işlemler. Hiçbiri sihirli değil, hepsi öğrenilebilir ve hepsi kötü bir günde bile uygulanabilir.

Geçen derste nereye bakacağını konuştuk. Şimdi baktığın yerde bulduğun şeyi ne yapacağını konuşuyoruz.

Benzetmenin kırıldığı iki yeri baştan söyleyeyim. Satrançta açılışlar sonludur ve ezberlenir; fikir teknikleri ise aynı malzemeye her uygulandığında başka bir sonuç verir — yani ezberlenmez, tekrarlanır. İkincisi ve daha ilginci: satrançta bir rakip vardır ve karşı hamleyi o yapar. Yazarken rakip yoktur; hem kendi hamleni hem karşı hamleyi sen yaparsın. Bu yüzden bir teknik uyguladıktan sonra kendi çıktına karşı çıkmayı da öğrenmek gerekir.

Bu derste ne olacak

Önce üretimle elemenin neden ayrı iki iş olduğunu göreceğiz — bu ayrım kurulmadan hiçbir teknik çalışmaz. Sonra on iki tekniği sırayla açacağız. İlk altısı: ya şöyle olsaydı, tersine çevirme, rol değiştirme, zaman ve mekân değiştirme, tür değiştirme, sonuçtan geriye gitme. Öteki beşi: iki fikri çarpıştırma, sıradanı olağanüstüleştirme, olağanüstüyü sıradanlaştırma, en kötü olasılığı arama ve kısıt koyma. Her tekniğin ne zaman işe yaradığını ve nerede çuvalladığını ayrı ayrı söyleyeceğim. Boyunca tek bir ilke dönecek: teknik fikri iyi yapmaz, başka yapar — ve on iki "başka" arasından seçmek, tek bir fikirle uğraşmaktan çok daha kolaydır. On iki filmden örneklerle gideceğiz.

Sıfır noktası

Tekniklere geçmeden önce bir kural, çünkü bu kural olmadan hiçbiri çalışmaz.

Bu da yazma kipi ile düzeltme kipi ayrımıyla aynı mantıktır: biri üretir, öteki keser, ikisi aynı anda çalışamaz.

Pratik hâli şu: bir teknik uyguladığında en az on çıktı üret ve hiçbirini değerlendirme. İlk üçü tanıdık olacak, dördüncüden yedinciye kadar zorlanacaksın, sekizden sonra tuhaf şeyler çıkmaya başlayacak. İyi olanlar neredeyse her zaman son üçtedir.

Bunun sebebi de basit: zihin önce ezberindekileri boşaltır. Gördüğün filmler, duyduğun hikâyeler, türün kalıpları — hepsi en üstte duruyor ve önce onlar dökülüyor. O boşalma bitmeden yeni bir şey üretemezsin.

Bu yüzden "aklıma bir şey gelmiyor" ile "aklıma gelenler kötü" bambaşka iki durumdur. İkincisi iyi haberdir; boşalma başlamış demektir.

Bir uyarı daha. Bu teknikler bir fikri iyi yapmaz; bir fikri başka yapar. İyilik kararı eleme aşamasında verilir ve o aşamanın ölçütü de geçen dersten geliyor — cevabını bilmediğin bir soru açıyor mu?

Bu ayrım neden bu kadar önemli? Çünkü yeni yazar bir teknik uygular, çıkan şeyi beğenmez ve tekniği suçlar. Oysa teknik işini yapmıştır; beğenilmeyen çıktı da bir bilgidir — o yönün kapalı olduğunu söyler ve on iki yönden birini elemiş olursun.

Bir şey daha: teknikler tıkanmayı çözmek için değil, tıkanmayı önlemek için var. Malzeme bittiğinde hatırlanan araç, malzeme varken kullanılan araçtan çok daha az iş görür. Bu on iki işlemi fikir aşamasında toplu uygulayan yazar, ikinci perdenin ortasında boşta kalmaz.

Mekanizma

Bir: ya şöyle olsaydı?

Yeni yazarların en sık hatası burada: aynı anda üç şey değiştirirler ve ortaya bir dünya çıkar, bir hikâye değil. Tek değişken, çok sonuç.

İki: tersine çevirme

Bir ölçüt: tersine çevirme, tersi beklenen bir şeyse işe yaramaz. Herkesin "aslında kötü adam haklıydı" ihtimalini beklediği bir yerde bunu yapmak sürpriz üretmez.

Üç: rol değiştirme

Karakterlerin konumlarını takas et. Patron çalışan, avcı av, öğreten öğrenen olsun. Bu teknik özellikle güç ilişkisi taşıyan malzemelerde verimlidir; çünkü rol değişince gücün nereden geldiği görünür hâle gelir.

Dört ve beş: zamanı ve mekânı değiştirme

Aynı hikâyeyi başka bir çağa ya da başka bir coğrafyaya taşı. Uyarlamanın en eski yöntemi ve hâlâ en verimlisi.

Buradaki ölçüt şu: taşıdığın hikâye yeni yerde başka bir şey söylemeye başlıyorsa teknik işlemiştir. Hiçbir şey değişmiyorsa yalnız dekoru değiştirmişsindir.

Altı: tür değiştirme

Aynı olayı başka bir türün kurallarıyla yaz. Bir aile draması korku olarak, bir gerilim komedi olarak. Tür bir beklenti setidir; seti değiştirdiğinde aynı olaylar bambaşka bir anlam kazanır.

Bu teknik özellikle tıkanmış malzemede işe yarar. Bir hikâye çalışmıyorsa çoğu zaman yanlış türe konmuştur.

Yedi: sonuçtan geriye gitme

Riski de var — geriye kurulan yollar bazen fazla düzgün olur ve karakterin seçimleri kaderin taşıyıcısına dönüşür. Kurduktan sonra ileri doğru bir kez daha okumak gerekir.

Sekiz: iki fikri çarpıştırma

Bu, geçen dersteki "iyi fikir iki kaynağın kesişiminden gelir" cümlesinin yöntemsel hâlidir.

Dokuz ve on: ölçek değiştirme

Sıradanı olağanüstüleştirmek — küçük bir olayı, sonuçları büyük olacak biçimde kurmak. Bir komşu tartışması bir mahalleyi bölebilir.

Olağanüstüyü sıradanlaştırmak ise tersidir ve genellikle daha verimlidir. Olağanüstü bir durumu gündelik ayrıntılarla kur: dünyanın sonunda da birinin çöp çıkarması gerekir. Büyülü gerçekçiliğin tekniğe dönüşmüş hâli: olağanüstü olan, gerçekçi bir dünyada hiç açıklanmadan bulunur.

On bir: en kötü olasılığı arama

Bu teknik ikinci perde sarkmalarının en hızlı ilacıdır. Sahne durduysa sor: burada olabilecek en kötü şey ne?

On iki: kısıt koyma

Diyalog yasağıyla çalışmak tam olarak bunu öğretir: diyalog olmadan sahne kurmaya zorlanan yazar, sahnenin iskeletini görür.

On ikisinin ortak mantığı şu: hepsi malzemeye dışarıdan bir müdahale yapar. Zihnin kendi akışına bırakıldığında en tanıdık yöne gider; teknik, o akışı bozan bir engeldir. Bu yüzden hiçbiri "ilham verici" değildir ve olması da gerekmez — işleri akışı bozmak, güzel hissettirmek değil.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Birincisi, ve bu dersin taşıyıcı kuralı: teknikleri sırayla uygula, birini seçme. Elindeki malzemeye on iki tekniğin hepsini uygulamak yarım saat sürer ve on iki ayrı çıktı verir. Bir tekniği seçip diğerlerini denememek, en verimli olanı kaçırmanın en yaygın yolu.

İkincisi: ilk üç çıktıyı at. Hangi tekniği uygularsan uygula ilk üç cevap ezberden gelir. Zorlandığın dördüncüden sonrası senindir; sekizinden sonrası da genellikle metne girer.

Üçüncüsü, deneyimli yazarların bildiği: teknikler birleştirilebilir ve asıl güç oradadır. Tür değiştir, sonra tersine çevir. En kötü olasılığı bul, sonra kısıt koy. Tek teknik bir sapma üretir; iki teknik üst üste, tanınmaz bir malzeme üretir.

Dördüncüsü: en kötü olasılık tekniği karakteri tanımanı gerektirir. "En kötü" evrensel değil kişiseldir. Karakterini yeterince tanımıyorsan bu teknik sana yalnız felaket önerir; tanıyorsan tam yerinden vuran bir şey verir. Yani bu teknik aynı zamanda bir teşhis aracı — uygulayamıyorsan eksik olan teknik değil, karakter bilgisidir.

Beşincisi, ve tersine çevirme hakkında: en çok tüketilmiş teknik odur ve bu bir uyarıdır. Beklenen tersler artık ters sayılmıyor. Bu tekniği kullanacaksan, tersini çevirdiğin şeyin gerçekten beklenen taraf olduğundan emin ol.

Altıncısı: kısıt koymak bir fakirlik değil, bir zenginleştirmedir. Yeni yazarlar kısıtı bir sınırlama olarak görür ve kaçınır; oysa sonsuz seçenek felç eder. En özgün çözümler neredeyse her zaman en dar koşullarda çıkar — ve düşük bütçeyle çekilmiş filmlerin sık sık daha buluşlu olmasının sebebi de budur.

Yedincisi, ve tıkanma hakkında: metnin tıkandığı yer genellikle yanlış tekniğin uygulandığı yerdir. Sahne durduysa "ne yazayım" diye düşünme; hangi tekniği uygulamadığını sor. Çoğu zaman cevap en kötü olasılık ya da kısıt koymadır.

Sekizincisi, bir ölçek notu: bu teknikler fikir aşamasında bedavadır, yazma aşamasında pahalıdır. Elli sayfa yazdıktan sonra "türü değiştirsem" demek, on iki hafta demektir. Aynı kararı fikir aşamasında vermek yarım saat. Teknikleri erken ve toplu uygula.

Dokuzuncusu, ve teknikleri ilk kez kullanacak olana: çıktıları sakla, kullanmasan bile. On iki tekniğin on biri işe yaramayabilir; ama o on bir çıktı, bir sonraki projede hazır malzeme olarak durur. Elenmiş fikir çöp değildir, henüz sırası gelmemiş fikirdir.

Onuncusu, ve kimsenin söylemediği: bir teknik uyguladıktan sonra ortaya çıkan şeye kendin karşı çık. Satrançta rakip vardır; burada yoktur. Çıktını en sert biçimde eleştirebilecek kişi sensin ve bu, üretim bittikten sonra yapılır — asla üretim sırasında.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBirincisi: üretirken elemek.
Doğrusu

Bir fikir doğduğu anda "bu olmaz" diyen yazar hiçbir zaman sekizinci fikre varamaz. Üretim ve eleme ayrı oturumlar olmalı; mümkünse ayrı günler.

Yaygın yanlışİkincisi: "ya şöyle olsaydı" sorusunda birden çok değişken değiştirmek.
Doğrusu

Üç şeyi birden değiştirdiğinde ortaya bir dünya çıkar ve o dünyayı kurmak, hikâyeyi bulmaktan uzun sürer. Tek sapma, çok sonuç.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: teknikleri sihirli formül sanmak.
Doğrusu

Hiçbir teknik iyi fikir üretmez; başka fikir üretir. İyilik kararı eleme aşamasının işi ve ölçütü tek: cevabını bilmediğin bir soru açıyor mu?

Yaygın yanlışDördüncüsü: mekân değiştirmeyi dekor değiştirmek sanmak.
Doğrusu

Hikâyeyi başka bir çağa taşıdığında hiçbir şey değişmiyorsa teknik uygulanmamıştır. Ölçüt: yeni yerde başka bir şey söylüyor mu?

Yaygın yanlışBeşincisi: en kötü olasılığı en şiddetli olasılıkla karıştırmak.
Doğrusu

Bir karakteri öldürmek çoğu zaman en kötü şey değildir; en kötü şey, o karakterin en çok korktuğu küçük şeydir ve genellikle çok daha sessizdir.

Yaygın yanlışAltıncısı: sonuçtan geriye giderken karakteri unutmak.
Doğrusu

Hedefi belirleyip yol kurunca sahneler düzgün dizilir ama karakter bir taşıyıcıya dönüşebilir. Kurduktan sonra ileriden bir kez daha oku ve sor: bu adam bu seçimleri kendisi mi yaptı?

Yaygın yanlışYedincisi: fikir çarpıştırmayı iki fikri yan yana koymak sanmak.
Doğrusu

Çarpışma, ikisinin aynı sahnede birbirini değiştirmesidir. Yan yana duran ve birbirine dokunmayan iki fikir, iki ayrı metindir.

Yaygın yanlışSekizincisi: bir teknik denedikten sonra beğenmeyip tekniği suçlamak.
Doğrusu

Teknik işini yapmıştır — bir yön açmış ve o yönün kapalı olduğunu göstermiştir. Bu bir başarısızlık değil, bir eleme; on iki yönden biri kapandı demektir.

Yaygın yanlışDokuzuncusu, ve en incesi: teknik kullandığını metne sızdırmak.
Doğrusu

İyi uygulanmış teknik görünmez. Bir izleyici "burada tersine çevirme yapılmış" diyorsa teknik uygulanmış ama işlenmemiştir — kalıp ile maden ayrımı burada da geçerli.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  1. Üretim ve eleme iki ayrı iştir; aynı anda yapıldığında üretim durur, çünkü her fikir doğduğu anda ölür.
  2. Hangi teknik olursa olsun ilk üç çıktı ezberden gelir; iyi olanlar neredeyse her zaman son üçtedir.
  3. Teknikler bir fikri iyi yapmaz, başka yapar; iyilik kararı elemede verilir.
  4. "Ya şöyle olsaydı" sorusunda tek değişken değiştirilir — üç şeyi birden değiştiren bir dünya kurar, hikâye bulmaz.
  5. Mekân ya da zaman değiştirmenin ölçütü tek: hikâye yeni yerde başka bir şey söylüyor mu?
  6. En kötü olasılık en şiddetli olan değil, o karakter için en zor olandır; bu yüzden karakteri tanımayı gerektirir.
  7. Kısıt bir fakirlik değil zenginleştirmedir; sonsuz seçenek felç eder, dar koşul özgün çözüm üretir.
  8. Teknikler birleştirilebilir ve asıl güç oradadır: tek teknik bir sapma, iki teknik tanınmaz bir malzeme üretir.
  9. İyi uygulanmış teknik görünmez; izleyici tekniği fark ediyorsa uygulanmış ama işlenmemiştir.

Sonraki derse köprü

Artık elinde bir yığın var. On iki teknik, on iki çıktı ve muhtemelen daha fazlası. Hepsi ilginç görünüyor ve hiçbirinin hangisinin taşıyacağını bilmiyorsun.

Sıradaki derste eleme aşamasına geleceğiz. Bir fikri değerlendirmenin ölçütleri var ve bunlar zevkle ilgili değil: taşıma kapasitesi, özgünlük, kişisel bağ, üretilebilirlik. Ve en zor soruyla başlayacağız — bir fikri bırakmayı ne zaman bilirsin? Çünkü yazarların çoğu yanlış fikri bırakmadığı için değil, doğru fikri erken bıraktığı için kaybediyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir satranç tahtası; ilk on hamle hızla ve düşünülmeden oynanıyor, onuncuda el duraklıyor ve saat yavaşlıyor. Ders boyunca dönecek ana motif.
  • Üretim ile eleme — iki ayrı oda; birinde fikirler çoğalıyor, diğerinde eleniyor. Aradaki kapı kapalı. Kapı açıldığında üretim odası boşalıyor.
  • On çıktı — bir sütun; ilk üçü soluk, ortadakiler zorlanmış, son üçü parlak.
  • On iki teknik — aynı ham kayıt on iki kez işleniyor ve on iki ayrı şekil çıkıyor. Kayıt aynı, çıktılar farklı.
  • Kısıt üretkenliği — geniş bir alan daraltılıyor; seçenekler azaldıkça kalanların rengi koyulaşıyor.
  • Teknik birleştirme — iki işlem üst üste uygulanıyor ve çıkan şey ikisine de benzemiyor.

Tekrar eden görsel motif

Satranç tahtası. Her ana bölümün açılışında bir hamle daha oynanıyor. Kilit özette tahta ortada ve oyun asıl kısmına gelmiş; açılış hamleleri arkada soluk duruyor. Kapanışta karşı tarafta oturan sandalye boş gösteriliyor — rakibin de yazarın kendisi olduğu böyle işaretleniyor.

Bir önceki dersin motifiyle bağ: tahtanın yanında balıkçı ağı ve içindeki kayıtlar dursun; bu dersteki her teknik, o ağdan çıkan bir kayda uygulanıyor.

Ritim

  • Açılışta "asıl işe daha erken başlatır" ifadesinden sonra iki saniye sessizlik.
  • "Hem kendi hamleni hem karşı hamleyi sen yaparsın" cümlesi tek başına dursun.
  • On iki teknik sayılırken her biri arasında yarım vuruş; kısıt koymada tam vuruş.
  • Kapanış sorusundan ("ne zaman bilirsin?") sonra üç saniye siyah.