Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kaydedilmeyen fikir kaybolmaz, daha kötüsü olur: bir şey kaybettiğini bilirsin ama ne kaybettiğini bilemezsin.
- Kayıt anında değerlendirme yapılmaz; toplama ile işleme iki ayrı iştir ve aynı oturumda yapılırsa toplama durur.
- Defterin değeri içindeki fikirlerde değil, gerektiğinde gidilecek bir yerin olmasındadır. Yüz fikirden üçü işe dönüşür ve bu oran normaldir.
- Asıl sıçrama tek bir fikrin beklemesinden değil, iki fikrin çarpışmasından gelir; tek fikir bir durumdur, iki fikir bir gerilim.
- Ayda en az bir fikir defterden çıkıp yarım sayfaya dönüşmeli; çıkmıyorsa defter bir arşiv değil, bir erteleme aracıdır.
- Defterin en büyük faydası içindekiler değil, dikkatini açmasıdır — kaydedecek bir yerin olduğunu bilmek, görmeni değiştirir.
Açılış sahnesi
Üç yıl önce bir şey duydun.
Bir kafede oturuyordun. Bir kadın telefonda konuşuyordu ve tek bir cümle kulağına çalıştı. O cümle o kadar tuhaftı ki bütün gün aklından çıkmadı. Eve gidince "bunu unutmam" dedin.
Şimdi hatırlamaya çalış.
Hatırlayamıyorsun. Bir kadın vardı, bir telefon vardı, bir de tuhaf bir cümle. Cümlenin kendisi gitti. Ve o cümle, bir filmin başlangıcı olabilirdi.
Kaydedilmeyen fikir kaybolmaz — daha kötüsü olur. Bir şey kaybettiğini bilirsin ama ne kaybettiğini bilemezsin.
Bu ders çok basit bir araç kuruyor: bir defter. Kâğıt da olabilir, telefonundaki bir dosya da. Kulağa fazla mütevazı geliyor, biliyorum. Ama bu, bütün akademideki en ucuz ve en çok işe yarayan araç.
Bir uyarıyla başlayalım: dolu bir defter tek başına hiçbir işe yaramaz. Hatta bir süre sonra suçluluk kaynağına döner — açarsın, otuz sayfa fikir görürsün, hiçbirini kullanmamışsındır ve kendini kötü hissedersin.
Bu yüzden defterin nasıl tutulacağı kadar nasıl açılacağını da konuşacağız. İkincisi olmadan birincisi bir kâğıt yığınıdır.
Bu derste ne olacak
Önce deftere ne girdiğine bakacağız — on ayrı kayıt türü var ve her biri başka bir işe yarıyor. Sonra bunları nasıl etiketleyeceğini konuşacağız, çünkü bulunamayan kayıt kaydedilmemiş sayılır. Ardından bu dersin asıl kısmına geleceğiz: fikirleri birleştirmek. Tek başına zayıf iki fikrin çarpışmasından güçlü bir üçüncü doğar ve bu, defterin gerçek işidir. En sonda düzenli fikir değerlendirmesini kuracağız. Boyunca tek bir ayrım dönecek: toplamak ile işlemek iki ayrı iştir. On dokuz filmden örneklerle bunu göreceğiz. Ders bittiğinde çalışan bir defter düzenin, bir etiketleme sistemin ve takviminde bir randevun olacak.
Sıfır noktası
Bir marangozun atölyesini düşün.
Bir köşede bir kutu var. İçinde artık parçalar: kesilmiş uçlar, küçük tahta blokları, garip açılarla kalmış kırıntılar.
Bunların çoğu asla kullanılmayacak. Marangoz bunu biliyor ve yine de atmıyor.
Neden? Çünkü bir gün bir iş sırasında tam o ölçüde bir parça gerekecek ve o an kutuya gidecek. Kutunun değeri içindeki herhangi bir parçada değil; kutunun var olmasında.
Defterin değeri içindeki fikirlerde değil, gerektiğinde gidilecek bir yerin olmasında.
Bu benzetme defterin üç kuralını birden veriyor.
Birincisi, çoğu kayıt kullanılmayacak ve bu normaldir. Yüz fikirden belki üçü bir işe dönüşür. Bu bir verimsizlik değil, oranın kendisidir. Hiçbir marangoz kutusundaki her parçayı kullanmaz.
İkincisi, kayıt anında değerlendirme yapılmaz. Marangoz kesilen ucu tutup "bu işe yarar mı" diye düşünmez; kutuya atar ve devam eder. Sen de bir fikri yazarken iyi mi kötü mü diye sormazsın. Değerlendirme ayrı bir iştir ve ayrı bir zamanda yapılır.
Üçüncüsü, kutu düzenli olmalıdır. Karmakarışık bir kutuda aradığın parçayı bulamazsın ve bulamadığın parça yok demektir. Etiketleme burada devreye girer.
Dördüncüsü, ve en çok atlanan: kutuya bakma alışkanlığı, kutuyu doldurma alışkanlığından daha zor kazanılır. Marangoz kutuya bakmayı unutursa kutu bir çöp yığınına döner. Defterin de böyle; doldurmak kolaydır, açmak disiplin ister.
Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Tahta parçası kutuda beklerken değişmez; bir yıl sonra da aynı parçadır. Fikir ise bekledikçe değişir. Aklının bir köşesinde işlenmeye devam eder, başka fikirlerle temas eder, bazen kendi kendine büyür. Bu yüzden defter bir depo değil, bir demleme kabıdır. Bir fikri altı ay bekletip geri döndüğünde çoğu zaman onu bıraktığından farklı bulursun.
Bu kadarı temel. Şimdi deftere ne girdiğine bakalım.
Mekanizma
On kayıt türü
Deftere giren her şey şu on türden birine girer. Türü bilmek önemli, çünkü türü yazarsan sonradan bulabilirsin.
Birincisi günlük gözlem. Geçen derste konuştuğumuz her şey buraya iner: bir davranış, bir çelişki, bir mekân ayrıntısı. Yargısız, kısa, tarihli.
Üçüncüsü "ya şöyle olsaydı" sorusu. Bilinen bir durumu alıp tek bir değişkenini oynatmak. Ya bu şehirde kimse uyuyamıyor olsaydı? Ya o mektup hiç gönderilmemiş olsaydı? Bu soru, fikir üretmenin en güvenilir motorudur çünkü sıfırdan bir şey icat etmez; var olanı büker.
Yedincisi haber ve tarih notu. Bir gazete haberi, bir tarih kırıntısı, bir istatistik. Bunları kaydederken kaynağı da yaz — ileride araştırman gerekecek.
Sekizincisi rüya ve anı kaydı. İkisi de mantıksızdır ve tam da bu yüzden değerlidir; hikâye mantığından farklı bir mantık taşırlar.
Dokuzuncusu görsel referans. Bir fotoğraf, bir tablo, bir kare. Kelimeyle tarif edemediğin bir atmosferi bunlar taşır.
Onuncusu tema sorusu. Cevabını bilmediğin ve seni rahatsız eden bir soru. Bunlar en yavaş olgunlaşan ama en uzun yaşayan kayıtlardır.
Etiketleme: bulunamayan kayıt yoktur
Basit bir sistem yeter. Her kaydın başına türünü yaz: gözlem, fikir, karakter, mekân, replik, haber, rüya, görsel, tema. Yanına iki üç kelime: yalnızlık, taşra, borç, kardeşlik.
Neden bu kadar basit? Çünkü karmaşık sistemler terk edilir. Otuz kategorili bir etiketleme düzeni kuran kişi, üç hafta sonra hiç etiketlemez hâle gelir. Ölçü şu: etiketleme kaydın kendisinden uzun sürmemeli.
Bir de tarih koy. Tarih, fikrin ne kadar beklediğini gösterir ve beklemiş fikirlerin başına gelen ilginç şeyi görmeni sağlar.
Fikirleri çarpıştırmak
Şimdi bu dersin kalbine geldik.
Bir defterde yüz fikir varsa, orada yüz fikir yoktur. Çok daha fazlası vardır — çünkü iki fikir birleştiğinde üçüncü bir şey doğar.
Neden işe yarar? Çünkü tek bir fikir genellikle bir durumdur ve durumda hikâye yoktur. İkinci bir fikir eklendiğinde araya bir gerilim girer ve gerilim hikâyeyi başlatır.
Bir karakter tohumun var: herkese adıyla hitap eden ama kimsenin adını hatırlamayan adam. Tek başına ilginç, hikâye değil.
Bir mekân tohumun var: kapanmak üzere olan bir taşra oteli. Tek başına atmosfer, hikâye değil.
İkisini yan yana koy. Şimdi bir şey var.
Bunu nasıl yaparsın? Rastgele. Defteri iki farklı yerden aç ve çıkan iki kaydı zorla birleştirmeye çalış. Çoğu deneme boşa gider ve gitmesi normaldir; ama beş denemeden biri tutar ve o bir tanesi bütün oturumu haklı çıkarır.
Düzenli fikir değerlendirmesi
Defter tutmakla defteri kullanmak iki ayrı iştir ve çoğu kişi yalnız birincisini yapar.
Bu oturumda üç şey yaparsın.
Önce oku ve işaretle. Hangi kayıtlar hâlâ ilgini çekiyor? Aylar sonra hâlâ canlı duran fikir, gerçekten bir şeyi olan fikirdir. Zamanın kendisi bir süzgeçtir ve senden daha iyi eler.
Sonra birleştir. İşaretlediğin kayıtları ikişerli dene.
Sonra birini seç ve büyüt. Ayda bir tek fikri alıp yarım sayfa yaz. Bu, o fikrin ilk sınavıdır: yarım sayfaya dayanamayan fikir, yüz on sayfaya hiç dayanmaz.
Ve bir şey daha: fikir silmek yasaktır. Kötü görünen bir kayıt, iki yıl sonra başka bir kaydın anahtarı olabilir. Kutudan parça atılmaz.
Şimdi teoriyi bırakıp perdeye bakalım.
Filmlerden okuma
Defterin kendisi
Bekleyen fikirler
İki fikrin çarpışması
Karakter ve mekân tohumları
Anı ve çocukluk
Dolu defterin tuzağı
Usta katmanı
Buraya kadar söylediklerim doğru. Şimdi işin incesine inelim.
Birincisi, bir ayrım. Defter tutmanın iki ayrı modu var ve karıştırılmamalı: toplama ve işleme. Toplama hızlı, yargısız ve kısa olmalı — yürürken, beklerken, uyanınca. İşleme ise oturarak, sakin ve değerlendirerek yapılır. Aynı oturumda ikisini birden yapmaya çalışan kişi, toplarken yargılar ve yargıladığı için toplamayı bırakır.
İkincisi, bir meslek gerçeği. Deneyimliler defterlerini tek bir yerde tutar. Telefonda not, masada defter, bilgisayarda dosya diye dağıtan kişi, aradığını hiçbir zaman bulamaz ve bir süre sonra hiçbirine bakmaz. Hangi araç olduğu önemli değil; tek olması önemli.
Üçüncüsü, bir gözlem. Bir fikri kaydettikten sonra ona hemen dönme isteği duyarsın; direnmeyi öğren. Yeni fikir en parlak görünen fikirdir çünkü henüz sınanmamıştır. En az bir hafta bekletilen bir fikir, gerçek büyüklüğünü gösterir — ve çoğu zaman ilk sandığından küçüktür.
Dördüncüsü, bir sınır durumu. Defterin bir bağımlılığa dönüşmesi mümkündür. Sürekli toplayan ama hiç yazmayan kişi, kendini üretken sanır çünkü defter doluyor. Ölçü şu: ayda en az bir fikir defterden çıkıp yarım sayfaya dönüşmeli. Çıkmıyorsa defter bir arşiv değil, bir erteleme aracı hâline gelmiştir.
Beşincisi, bir ölçek etkisi. Kısa film yazan biri için defter küçük bir kutudur; birkaç iyi gözlem yeter. Dizi yazan biri için ise defter bir zorunluluktur, çünkü aynı karakterler yıllarca beslenmelidir ve tek bir yazarın hafızası buna yetmez. Dizide yazar odasının ortak bir defteri bile olur.
Altıncısı, bir gözlem. Defterde en çok geri dönülen kayıt türü, en beklenmedik olanıdır: diyalog kırıntıları. Sebebi şu — bir replik bağlamsız kaydedildiğinde açık kalır ve açık kalan şey yıllar sonra bile bir yere oturabilir. Oysa tam kurulmuş bir fikir kapalıdır; ya kullanılır ya kullanılmaz.
Yedincisi, bir uyarı. Deftere yazarken kendine güzel yazma. Süslü cümle kuran kişi, kaydı bir esere çevirmeye çalışıyordur ve bu, kaydı yavaşlatır. Not çirkin olabilir, yarım olabilir, sadece sana anlaşılır olabilir. Defter okunmak için değil, geri dönülmek için tutulur.
Ve son bir şey. Bu defterin en büyük faydası içindeki fikirler değil. En büyük faydası şu: defter tutmaya başladığın andan itibaren dünyaya farklı bakarsın. Kaydedecek bir yerin olduğunu bilmek, dikkati kendiliğinden açar. Bir hafta defter tutan kişi, tutmadan önceki hâline göre daha çok şey fark eder — ve o fark, deftere hiç bakmasa bile kalır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: gerçekten iyi bir fikirse unutulmaz.
Mantıklı geliyor çünkü bazı fikirler gerçekten yapışır. Ama açılış sahnesindeki gibi, hatırladığın şey fikrin kabuğu olur — bir kadın, bir telefon, tuhaf bir cümle. Değerli olan ayrıntıdır ve ayrıntı hafızanın sakladığı şey değildir.
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: deftere yalnız iyi fikirler yazılır.
Yazılmaz; hepsi yazılır. Kayıt anında yapılan değerlendirme, toplamayı öldürür. Marangoz kesilen ucu tutup düşünmez, kutuya atar. Değerlendirme ayrı bir iş, ayrı bir zaman ve ayrı bir zihin hâlidir.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: kaydettiğim şeyi bulabilirim, etiketlemeye gerek yok.
Yirmi kayıtta doğru, iki yüz kayıtta değil. Harika Çocuklar'daki devasa müsvedde gibi, bulunamayan bir birikim yok sayılır. Ama sistem basit olmalı — etiketleme kaydın kendisinden uzun sürüyorsa terk edilir.
Yaygın yanlışDördüncüsü: fikirler tek başına gelişir, beklemek yeter.
Kısmen doğru ama eksik. Bekleyen fikir olgunlaşır, evet; ama asıl sıçrama başka bir fikirle çarpıştığında olur. İlk İnek'taki gibi iki ayrı fikrin birleşmesi, tek bir fikrin yıllarca beklemesinden daha verimlidir.
Yaygın yanlışBeşincisi: kötü fikirler silinmeli, defter temiz tutulmalı.
Silme. İki yıl sonra başka bir kaydın anahtarı olabilir ve o anahtarlığı bugünden göremezsin. Kutudan parça atılmaz; yer kaplaması bir sorun değildir.
Yaygın yanlışYedincisi: defterin güzel yazılması gerektiğini sanmak.
Gerekmez ve zararlıdır. Süslü cümle kurmaya çalışan kişi kaydı bir esere çevirmeye uğraşır; bu yavaşlatır ve yavaşlayan kayıt hiç yapılmaz. Not çirkin, yarım ve yalnız sana anlaşılır olabilir — defter okunmak için değil, geri dönülmek için tutulur.
Yaygın yanlışAltıncısı, ve en tehlikelisi: defterin dolmasının ilerleme olduğunu sanmak.
Değildir. Toplayıp hiç işlemeyen yazar kendini üretken hisseder ama üretmez. Ölçü nettir: ayda en az bir fikir defterden çıkıp yarım sayfaya dönüşmeli. Çıkmıyorsa defter bir erteleme aracına dönüşmüştür.
Uygulama — kendin dene
Önce bugünü doldur. Dün ya da bugün fark ettiğin beş şeyi yaz. Beşi de kısa olsun, birer iki cümle. Türlerini de yaz: gözlem mi, replik mi, mekân mı.
Zorlanacaksın ve bu normal. Defter tutmayan kişinin ilk günü hep zor geçer, çünkü dikkat henüz açılmamıştır.
Şimdi ikinci adım ve asıl olanı. Yazdığın beş kaydı al ve rastgele iki tanesini yan yana koy. Aralarında hiçbir ilişki olmasın; ne kadar alakasız o kadar iyi.
Şimdi tek bir soru sor: bu ikisi aynı hikâyede olsaydı, aralarındaki bağ ne olurdu?
Zorla. Cevap saçma olabilir. Üç ayrı ikili dene.
Son adım: üç denemeden en az saçma olanını seç ve tek cümlelik bir fikir yaz. Bu cümle iyi olmak zorunda değil. Sadece var olması yeterli — çünkü defterinden çıkan ilk şey o olacak.
Ve takvimine bir ay sonrası için not düş: fikir değerlendirmesi. O gün defteri baştan sona okuyacak, hâlâ canlı duranları işaretleyecek ve birini yarım sayfaya çıkaracaksın.
Kilit özet
- Kaydedilmeyen fikir kaybolmaz, daha kötüsü olur: bir şey kaybettiğini bilirsin ama ne kaybettiğini bilemezsin.
- Kayıt anında değerlendirme yapılmaz; toplama ile işleme iki ayrı iştir ve aynı oturumda yapılırsa toplama durur.
- Defterin değeri içindeki fikirlerde değil, gerektiğinde gidilecek bir yerin olmasındadır. Yüz fikirden üçü işe dönüşür ve bu oran normaldir.
- Asıl sıçrama tek bir fikrin beklemesinden değil, iki fikrin çarpışmasından gelir; tek fikir bir durumdur, iki fikir bir gerilim.
- Ayda en az bir fikir defterden çıkıp yarım sayfaya dönüşmeli; çıkmıyorsa defter bir arşiv değil, bir erteleme aracıdır.
- Defterin en büyük faydası içindekiler değil, dikkatini açmasıdır — kaydedecek bir yerin olduğunu bilmek, görmeni değiştirir.
Sonraki derse köprü
Defteri kurduk ve dış dünyadan besliyoruz. Ama bir yazarın en yoğun beslendiği kaynak henüz açılmadı: izlediği filmler. Sorun şu ki çoğu insan filmi yanlış izliyor — daha doğrusu tek bir kez ve tek bir biçimde izliyor. Sıradaki derste aktif izlemeyi öğreneceğiz: aynı filmi üç ayrı gözle izlemek, zaman kodu tutmak, sahne listesi çıkarmak. Bir film izlemek ile bir filmden öğrenmek arasındaki fark, oradaki yöntemde.