Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Fantastik alt türleri, büyü ile gündelik hayat arasındaki duvarla ve hikâyenin o duvarın hangi yanında yaşadığıyla ayrılır.
- Yüksek fantastik ile kılıç ve büyü ikincil bir dünyada yaşar; ölçekleri farklıdır.
- Portal fantastikte duvarın bir geçiş kapısı vardır ve kahraman bizimle birlikte şaşırır.
- Kentsel fantastikte büyü tanıdık bir kentin gizli katmanında saklanır.
- Düşük fantastikte büyü tek bir duvar çatlağından sızar.
- Büyülü gerçekçilikte duvar yoktur; şaşırmayan tanık olağanüstüyü sıradan karşılar.
- Masalsı anlatı masal mantığıyla yürür; mitolojik ve tarihî fantastik bir mitle ya da bir dönemle çalışır.
- Karanlık fantastik bir duvar biçimi değil, bir tondur.
- Alt türün adı, duvar belli olduktan sonra gelir.
- HATIRA PAZARI'nın duvarı çok ince; hangi alt türe yaslanacağı açık.
Açılış sahnesi
Selim HATIRA PAZARI'nın ilk sayfasını masanın ortasına bırakıyor. Kurumuş bir gölün tuzlu yatağında sabah pazarı kuruluyor. Ekmekçinin tezgâhı solda, tuzcununki sağda. Ortada Mahir Usta'nın dükkânı duruyor. Rafta ağzı mumla kapatılmış küçük cam şişeler sıralanmış. Sırma bir kadının bulanık bir anısını onarıyor. Kadın bu arada fiyat için pazarlık ediyor.
Emre sayfayı bitirip başını kaldırıyor. "Bu sahne fazla sakin," diyor. "Anı satılıyor ve kimse şaşırmıyor. Bence bir kraliçe lazım. Bütün kentin anılarını toplayan biri. Bir de savaş."
Burcu hemen itiraz ediyor. "Bence asıl güzel yanı bu sakinlik. Domates alır gibi anı alıyorlar."
Selim ikisine de cevap vermiyor. Kapağın altına üç satır karalamış ve üçünün de üstünü çizmiş. Birinde "yüksek fantastik" yazıyor, birinde "masal", sonuncusunda "karanlık".
Nermin Hanım tahtaya dikey bir çizgi çekiyor. Solun başına "çarşı" yazıyor, sağın başına "büyü". Sonra çizgiyi tebeşirle kalınlaştırıyor, bir yerinden de parmağıyla siliyor.
"Bu kentte bu çizgi ne kadar kalın?" diye soruyor. "Ekmekçi anı tezgâhına bakınca ne görüyor?"
Selim tebeşir izine bakıyor. Bu soruyu kendine hiç sormamış.
Fantastiğin kolları, büyülü olanla gündelik olan arasındaki duvarın kalınlığıyla ve hikâyenin o duvarın hangi yanında yaşadığıyla birbirinden ayrılır.
Bu derste ne olacak
Fantastiğin kollarını afiş adlarıyla ezberlemeyeceğiz. Her kola tek bir soru yönelteceğiz: büyü ile gündelik hayat arasında nasıl bir duvar var? Kimi kolda duvar hiç yok. Kimi kolda bir kapısı var, kimi kolda bir kentin altına gömülü. Karanlık fantastik gibi bir kol ise duvarla değil, tonla ayrılıyor; onu ayrı bir ayar olarak tartacağız. Sonra HATIRA PAZARI'nı duvarın bir yanından öbürüne taşıyıp hangi sayfanın ayakta kaldığına bakacağız. Her kol için Selim'in taslağından bir sayfa yazılacak. Örnekler bir kristal dünyadan, bir Meksika mutfağından, bir rüya ormanından, bir İrlanda manastırından ve bir mahallenin altından çıkıyor.
Sıfır noktası
Her fantastik hikâye, gerçekte olamayacak bir şeyi kabul ettirir. Bir kılıç taştan çıkar. Bir kadının gözyaşı pastaya karışır ve bütün düğün ağlar. Bir anı şişeye konur ve satılır. İzleyici bunu bir kez kabul edince film yürür.
Ama bir soru hep geride kalır. Bu dünyada büyü nerede duruyor? Herkes onu biliyor mu? Yoksa yalnız birkaç kişi mi görüyor? Büyüyle gündelik hayat aynı sokakta mı yaşıyor, ayrı yerlerde mi?
Bu sorunun cevabını bir duvar gibi düşünebiliriz. Bir yanda ekmek, kira, iş, hastalık var. Öbür yanda büyü, olağanüstü varlıklar, değişen doğa yasaları. Kimi filmde bu duvar hiç yoktur. Bütün dünya büyünün yanındadır, gündelik hayat da o büyüyle kurulmuştur. Kimi filmde duvar kalındır ve tek bir kapısı vardır. Karakter o kapıdan geçer, öbür yana düşer. Kimi filmde duvar bir kentin içinden geçer ama çoğu insan onu görmez. Kimi filmde ise duvar yıkılmıştır. Büyü sıradan bir mutfakta durur ve kimse ona dönüp bakmaz.
Bir kadının kendi çocukluğunu sattığını düşünelim. Duvar yoksa bu, o dünyanın sıradan bir ticaretidir. Duvarın bir kapısı varsa kadın bizim dünyamızdan gelmiş, bu pazara düşmüştür. Duvar kentin altına gömülüyse pazar gizli bir bodrumda kurulur ve kapıda bir parola sorulur. Duvar yıkılmışsa kadın satış sırasında yalnız fiyatı konuşur. Olay hep aynı. Değişen, büyünün gündelik hayata ne kadar yakın durduğu.
İkinci bir soru da hikâyenin nerede yaşadığıdır. Duvarın büyülü yanında mı, gündelik yanında mı? Kahraman büyünün içinde doğmuş biri mi, yoksa ona dışarıdan bakan bir yabancı mı? Bu soru izleyicinin nerede şaşıracağını belirler. Yabancı kahraman bizimle birlikte şaşırır. İçeride doğmuş kahraman ise şaşırmaz ve şaşkınlığı bize bırakır.
Afişteki adlar bu iki soruyu doğrudan söylemez. Yüksek fantastik bir ölçeği, kentsel fantastik bir mekânı anlatır. Karanlık fantastik bir tonu, tarihî fantastik bir dönemi çağırır. Taslağın yerini bulmak için adlardan önce duvara bakmak daha kısa bir yoldur.
Mekanizma
Duvar
Nermin Hanım tahtadaki çizgiyi bir kez daha kalınlaştırıyor.
Duvar bir yasa koymaz, yalnız bir yer gösterir. Selim'in ilk sayfasında anı tezgâhı ekmekçinin hemen yanında duruyor. Duvar orada neredeyse yok. Ekmekçi şişelere bakınca bir mal görüyor, bir mucize değil.
Duvarsız dünya: yüksek fantastik ve kılıç ve büyü
Yüksek fantastikte bizim dünyamız hiç yoktur. Haritası, tarihi, dili, yasaları olan başka bir dünya kurulur. Büyü o dünyanın havası gibidir.
Yüksek fantastik bu dünyada büyük bir şeyi tehlikeye atar. Bir krallık, bir tür, dünyanın kendisi. Emre HATIRA PAZARI'nı buraya itiyor. Kentin üstüne bir tuz kraliçesi koyuyor. Kraliçe yoksulların anılarını toplayıp dağdaki bir kentle savaşmak için ordu kuruyor. Sayfa genişliyor, şişeler cephaneye dönüyor. Burcu ise küçülen bir şeye bakıyor. Sırma'nın tezgâhı artık bir savaşın kenarında duran bir dekor. Kadının pazarlığı kimsenin umurunda değil.
Kılıç ve büyü de ikincil dünyada yaşar, ama ölçeği küçüktür. Kahraman bir krallığı değil, kendi canını ve kesesini kurtarır. Büyü çoğu zaman öbür taraftadır, düşmanın ya da tapınağın elindedir. Emre bunu da deniyor. Sırma'nın yerine kılıçlı bir anı hırsızı koyuyor. Hırsız gece dükkâna giriyor, raftan en pahalı şişeyi alıyor. Selim gülüyor ve sayfayı geri veriyor. "Güzel bir kovalamaca," diyor. "Ama bu benim filmim değil."
Duvarda bir kapı: portal fantastik
Portal fantastikte iki dünya vardır ve aralarındaki duvar kalındır. Ama bir yerinde bir kapı açılır.
Kapının asıl işi izleyiciyi taşımaktır. Kahraman da bizim kadar yabancıdır ve her şeyi bizimle öğrenir. Emre bu yüzden Sırma'yı bizim dünyamızdan getirmeyi öneriyor. Sırma bir sabah tuzun ortasında uyanıyor, kimseyi tanımıyor. Burcu kalemini masaya bırakıyor. "O zaman Sırma'nın sorusu değişir," diyor. "Neden hatırlamıyorum sorusu gider. Yerine eve nasıl dönerim gelir." Selim itirazı not ediyor ama denemeyi silmiyor. Sırma'nın hatırlamadığı çocukluk bu kentte mi geçti? Bu soru açık kalıyor.
Duvar kentin altında: kentsel fantastik
Kentsel fantastikte büyü bugünün kentinde yaşar. Metro, apartman, gece otobüsü tanıdıktır. Büyü ise bunların altında ya da arasında saklıdır.
Selim bunu kısa bir sayfayla deniyor. Pazar bugünkü bir kentin terk edilmiş bir yer altı çarşısına taşınıyor. Üstte trafik akıyor, altta şişeler el değiştiriyor. Sayfa ilginç, ama tuz gidiyor. Göl yatağı gidiyor. Selim o sayfayı katlayıp dosyanın en arkasına sıkıştırıyor.
Duvarda bir çatlak: düşük fantastik
Düşük fantastikte dünya neredeyse sıradandır. Büyü tek bir yerden, sınırlı bir biçimde sızar. Bir nesne, bir kişi, bir lanet.
Nermin Hanım burada Selim'in taslağına geri dönüyor. Kentte başka büyü var mı? Uçan bir şey, konuşan bir hayvan, bir büyücü? Selim başını sallıyor. Yok. Yalnız anılar şişeleniyor. Tuz tuzdur, ekmek ekmektir. Mahir Usta'nın titreyen ellerinin nedeni bile henüz açık. Bu durumda taslakta tek bir çatlak var.
Duvarsız gündelik: büyülü gerçekçilik
Büyülü gerçekçilikte duvar yıkılmıştır ama dünya büyülü değil, gündeliktir. Olağanüstü olan sıradan bir hayatın içinde durur ve açıklanmaz. Bu biçim en çok Latin Amerika edebiyatıyla tanınır. García Márquez'in romanları bu adın en bilinen örnekleri sayılır. Sinemada ise gücünü bir yüzden alır.
Burcu bunu HATIRA PAZARI'nda zaten görüyor. Ekmekçi her sabah anı tezgâhına selam veriyor. Bir müşteri annesinin sesini almak için fiyat soruyor, satıcı indirim yapmıyor. Kimse büyüden söz etmiyor. Burcu'ya göre Selim'in ilk sayfası en çok buraya yaslanıyor.
Duvar yerine bir giriş cümlesi: masalsı anlatı
Masalsı anlatıda duvar bir sözleşmeyle ortadan kalkar. "Bir varmış, bir yokmuş" der anlatıcı ve izleyici her şeyi kabul eder.
Burcu taslağı bir masal gibi açmayı deniyor. Mahir Usta Sırma'ya tek bir yasak koyuyor: kendi şişeni hiçbir zaman açma. Neden olduğu söylenmiyor. Selim bu cümleyi beğeniyor. Ama Nermin Hanım bir gerilimi işaret ediyor. Masal mantığı her şeyi açıklamadan kabul ettirir. Selim ise anı ticaretinin nedenini bir gün açıklamak istiyor. Bu iki istek birbirini zorlayacak.
Duvarın tarihi ve tanrıları: mitolojik ve tarihî fantastik
Mitolojik fantastikte duvar insanlarla tanrıların arasındadır. Film var olan bir mit geleneğinden ödünç alır ve onu yeniden anlatır. Tarihî fantastikte ise duvar gerçek bir geçmişin içinden geçer. Büyü kayıtlı bir dönemin boşluklarına gizlenir.
HATIRA PAZARI ikisine de yaslanamıyor. Kent hiçbir haritada yok, gerçek bir dönemde geçmiyor. Selim gerçek bir mitten ad ya da inanç almak istemiyor. Burcu soruyor: anı ticaretini bir tanrı mı başlattı? Selim kendi mitini kurabilir, ama şimdilik o satır boş.
Duvarın öbür yanı tehlikeliyse: karanlık fantastik
Karanlık fantastik bir duvar biçimi değil, bir tondur. Her alt tür karanlığa çekilebilir. Duvarın öbür yanı korkutucudur; geçmek bir şeyi kirletir ya da yok eder.
Selim bunu kendisi deniyor. Pazara geceleri adsız bir alıcı geliyor. Şişeleri satın alıp tezgâhın arkasında içiyor. Satanların bir kısmı ertesi sabah kendi adını hatırlamıyor. Mahir Usta'nın titreyen elleri bu sayfada bir yaşlılık değil, bir uyarı gibi görünüyor. Sayfa güçlü, ama Burcu bir sınır çiziyor. Karanlık ton yalnız bir gece sahnesine sıkışırsa bir ürperti olarak kalır. Bütün taslağa yayılırsa pazarın sakinliğini öldürür.
HATIRA PAZARI hangisine yaslanıyor?
Nermin Hanım tahtadaki çizgiye geri dönüyor. Selim sahnelerini çizginin iki yanına yazıyor. Ekmekçi, tuzcu ve pazarlık gündelik yanda. Şişeler ve onarım tezgâhı da gündelik yanda. Büyülü yanda tek bir şey kalıyor: anının bedelinin hafızadan düşmesi.
Burcu'ya göre taslak büyülü gerçekçiliğe yaslanıyor, çünkü kimse şaşırmıyor. Emre'ye göre bu bir ikincil dünya, çünkü kent bizim haritamızda yok. Selim'in kendi notu üçüncü bir yere düşüyor. Ona göre taslak düşük fantastik, tek bir çatlakla. Nermin Hanım tahtanın köşesine üç ad yazıyor, hiçbirinin altını çizmiyor. Selim karanlık sayfayı da dosyada tutuyor. Hangi alt türün ağır basacağı açık.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Afiş adını toplantıdan önce duvardan çıkar. Yapımcı alt türün adını erkenden ister. Yazar buna büyünün gündelik hayata ne kadar yakın durduğunu bilerek cevap vermeli. Etiketten yola çıkan yazar, o etiketin ejderhasını ve kalesini de yanında getirir; kendi sorusu bu kalabalıkta kaybolabilir.
Duvarı tek bir yüzle göster. Duvarın kalınlığı açıklamayla değil, bir bakışla kurulur. Büyüye kim bakıyor, nasıl bakıyor? Ekmekçinin sabah selamı, bir sayfalık dünya anlatısından daha çok şey söyler.
İkincil dünyada tanıdık bir jest bırak. Her şey yeni olunca izleyici her şeyi öğrenmek zorunda kalır. Tek bir tanıdık jest yükü hafifletir: bir pazarlık, bir terazi, bir çay bardağı.
Portalda sorunun yön değiştirdiğini bil. Kapıdan giren karakterin sorusu çoğu zaman "eve nasıl dönerim?" olur. Bu soru taslağın asıl sorusuyla çatışıyorsa kapı yanlış yerdedir.
Şaşırmayan tanığa bir istisna ver. Büyülü gerçekçilikte herkes sakin kalırsa izleyici de bir süre sonra şaşırmayı bırakır. Tek bir şaşıran yüz, öbürlerinin sakinliğini görünür kılar. Bu yüz çoğu zaman bir çocuğun ya da yeni gelen birinin yüzüdür.
Masal yasağının nedenini ya geç söyle ya hiç söyleme. Yasağın gerekçesi açıklanınca masal bir sisteme dönüşür. Bunu ne zaman yapacağın bir yapı kararıdır.
Gizli katmanın kime ait olduğunu düşün. Kentsel fantastik büyüyü çoğu zaman bir azınlığın mahallesine yerleştirir. Bu seçim o mahallenin insanlarını egzotik bir dekora çevirebilir. Katmanı bilen karakterlere kendi akılları ve kendi amaçları verilmeli.
Karanlık tonu bir dekora değil, bir kayba bağla. Karanlık fantastik çoğu zaman gece sahneleri ve kan sanılır. Asıl karanlık, büyüye dokunan herkesin bir şey yitirmesidir.
Mitolojik fantastikte ödünç aldığın şeyi tanı. Var olan bir miti anlatmak bir sorumluluktur. O mitin hâlâ yaşayan bir inancın parçası olup olmadığını öğren. Kendi mitini kuruyorsan gerçek bir dinden parça taşımadığından emin ol.
Tarihî fantastikte kayıtlarla çatışma. Büyüyü gerçek bir dönemin boşluklarına yerleştir. Bilinen bir olayı değiştirirsen film alternatif tarihe kayar.
Düşük fantastikte çatlağı genişletme. Tek bir büyülü şey taşıyan dünyaya ikinci bir büyü eklemek çatlağı kapıya çevirir. Her yeni büyü, ilk büyünün ağırlığını azaltır.
Duvarın kalınlığını film boyunca oynat. Duvar sabit bir dekor değildir. Bir kapı kapanabilir, bir çatlak genişleyebilir, büyü bir krallıktan çekilip gidebilir. Duvarın yer değiştirdiği an çoğu zaman filmin dönüm noktasıdır. Bu hareketi bilerek yazan yazar, alt türü bir etiket olmaktan çıkarıp bir olaya çevirir.
Kılıç ve büyüde keseyi büyütme. Bu alt türün gücü kişisel çıkardadır. Kahraman bir krallığı kurtarmaya başladığında film yüksek fantastiğe kayar ve havasını kaybedebilir.
İki alt türü karıştırırken soruyu sahiplen. Pek çok fantastik iki kolda birden yaşar. Ama izleyicinin merakı tek bir yerden beslenir. Selim'in taslağında bu yer şimdilik Sırma'nın hatırlamadığı çocukluk. Alt tür ne olursa olsun, her sayfa bu soruya bir adım yaklaşmalı ya da ondan bilerek uzaklaşmalı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Fantastik, ejderha ve kılıç demektir."
Ejderha ve kılıç bir ikonografidir. Bir mutfakta ağlatan bir pasta da fantastiktir. Fantastiği belirleyen dekor değil, gerçekte olamayacak bir şeyin kabul edilmesidir.
Yaygın yanlış"Yüksek fantastik ağır, düşük fantastik hafif bir türdür."
İkisini ayıran şey büyünün dünyaya ne kadar yayıldığıdır. Düşük fantastik tek bir çatlakla çok ağır bir hikâye taşıyabilir.
Yaygın yanlış"Büyülü gerçekçilik, büyüsü az olan fantastiktir."
Büyünün miktarı değil, ona nasıl bakıldığı belirleyicidir. Büyülü gerçekçilikte olağanüstü olan, sıradan bir olay gibi karşılanır ve açıklanmaz.
Yaygın yanlış"Portal fantastik çocuklar içindir."
Kapıdan geçmek bir çocuk masalının değil, bir yabancılaşmanın biçimidir. Kapı her yaşta bir karakteri yerinden edebilir. Öbür yana düşen yetişkin, kendi dünyasının kurallarını da yanında taşır ve orada çarpışır.
Yaygın yanlış"Kentsel fantastik, bir kentte geçen fantastiktir."
Yüksek fantastikte de büyük kentler vardır. Kentsel fantastiği belirleyen, büyünün bugünkü tanıdık bir kentin altına gizlenmesidir.
Yaygın yanlış"Karanlık fantastik bir korku filmidir."
Korku izleyiciden bir tepki ister. Karanlık fantastik ise büyünün bedelini ağırlaştırır. İkisi örtüşebilir, ama aynı şey değildir. Karanlık bir fantastik izleyiciyi hiç korkutmadan da derinden huzursuz edebilir.
Yaygın yanlış"Masal mantığı mantıksızlıktır."
Masalın kuralları vardır ve sıkı işler. Yalnız nedenleri sorulmaz. Yasak çiğnenince sonuç kesin gelir. Masalı dağıtan şey açıklama eksikliği değil, kuralın bir sahnede unutulmasıdır.
Yaygın yanlış"Mitolojik fantastik, tanrıların savaşıdır."
Kimi mitolojik film bir tanrıyı hiç göstermez. Mit, bir dünyanın nasıl kurulduğunu ve neden değiştiğini anlatır. Tanrılar orada bir kuvvet olarak durur, bir oyuncu kadrosu olarak değil.
Yaygın yanlış"Tarihî fantastik, kostümlü fantastiktir."
Kostüm bir dönem sinyalidir ve çoğu zaman bir ikincil dünyada da giyilir. Tarihî fantastik büyüyü gerçek bir geçmişin içine yerleştirir ve o geçmişin kayıtlarıyla çatışmaz.
Yaygın yanlış"Kılıç ve büyü, ucuz bir yüksek fantastiktir."
İkisi aynı ikincil dünyayı paylaşabilir. Ama kılıç ve büyü bilerek küçük oynar. Kahramanın kaybı bir krallık değil, kendi derisi ve kesesidir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Fantastik alt türleri, büyü ile gündelik hayat arasındaki duvarla ve hikâyenin o duvarın hangi yanında yaşadığıyla ayrılır.
- Yüksek fantastik ile kılıç ve büyü ikincil bir dünyada yaşar; ölçekleri farklıdır.
- Portal fantastikte duvarın bir geçiş kapısı vardır ve kahraman bizimle birlikte şaşırır.
- Kentsel fantastikte büyü tanıdık bir kentin gizli katmanında saklanır.
- Düşük fantastikte büyü tek bir duvar çatlağından sızar.
- Büyülü gerçekçilikte duvar yoktur; şaşırmayan tanık olağanüstüyü sıradan karşılar.
- Masalsı anlatı masal mantığıyla yürür; mitolojik ve tarihî fantastik bir mitle ya da bir dönemle çalışır.
- Karanlık fantastik bir duvar biçimi değil, bir tondur.
- Alt türün adı, duvar belli olduktan sonra gelir.
- HATIRA PAZARI'nın duvarı çok ince; hangi alt türe yaslanacağı açık.
Sonraki derse köprü
Tahtadaki çizginin büyülü yanında tek bir satır duruyor: anının bedeli hafızadan düşüyor. Nermin Hanım satırın altına bir soru ekliyor: bu ticaret nereden geliyor? Selim'in sorusu daha somut: anıyı şişeye kim koyabiliyor, herkes mi, yalnız onarıcılar mı? Burcu ise bir tehlikeyi seziyor. Şişeler her kapıyı açabiliyorsa taslağın düğümleri de kolayca çözülür. Büyünün kaynağı, kuralı ve sınırı kurulmadan alt tür kararı da bekleyecek. Mahir Usta'nın titreyen elleri bu kuralın neresine düşüyor? Selim bu soruların hiçbirine bugün cevap vermiyor; dosyayı açık bırakıyor.