Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Espri, bir beklenti kurup onu beklenmedik ama anlamlı bir yerden bozan kısa bir dizidir.
- Senaryoda zamanlama sayfanın düzenine gömülür: satır, paragraf, kesme.
- Yanlış yönlendirme dikkati bir yöne çeker, vuruşu başka yönden getirir.
- Vuruş, gülmenin doğduğu tek andır; satır sonu vuruşu onu okurun gözüne zamanında ulaştırır.
- Espri tanığı gülmeye izin verir; gülmeyi bastırdığında daha güçlü çalışır.
- Ek espri aynı malzemeden ikinci, daha kısa bir dönüştür.
- Geri çağırma malzemeyi değiştirerek getirir; üçlemenin gücü bozulmanın kalıbın içinden gelmesindedir.
- Geciktirilmiş karşılık, unutturma arasıyla güçlenir; seyirci kurulumu kendisi hatırlamalıdır.
- Kurulumu esprinin değil, karakterin bir parçası gibi yazmak onu saklar.
- Gülmenin hedefi karakterin katılığıdır; çiftlerin kimliği ya da bedeni değil.
- "Komik bir an" yazmak gülmeyi ilan eder; sıralama ise onu kurar.
Açılış sahnesi
Burcu SON NİKÂH'tan yarım bir sayfa getiriyor. Akşamüstü kıyılan dokuzuncu nikâh. Sayfayı yüksek sesle okuyor.
"Necmi Bey, dolma kaleminin mürekkebinin bittiğini bilmeden nasihatine başlar. Kalem yazmayınca şaşırır, Seda gülmemek için kendini zor tutar. Komik bir an."
Burcu başını kaldırıyor. Masada kimse gülmüyor. Emre çayını karıştırıyor. Selim sayfanın kenarına bir soru işareti koyuyor.
"Malzeme iyi," diyor Selim. "Otuz yıldır aynı kalemle imza atan bir adam. Son gününde kalemi yazmıyor. Ama ben gülmeye fırsat bulamadım. Sayfa bana sonucu ilk cümlede söyledi."
Emre sayfayı kendine çekiyor. "Bir de en sonda 'komik bir an' yazıyor. Kim için komik?"
Burcu yazarken güldüğünü hatırlıyor. Kafasında sahne çok komikti. Kalemin yazmaması, Necmi Bey'in onu sallaması, Seda'nın tavana bakışı. Hepsi oradaydı. Ama sayfada hepsi aynı cümlenin içine sıkışmış. Okur kalemi, sallamayı ve bakışı tek nefeste geçiyor. Hiçbirinde durmuyor.
Nermin Hanım kalemini alıyor. Birinci cümledeki "mürekkebinin bittiğini bilmeden" sözünü çiziyor. Sonra son cümleyi çiziyor.
"Espri burada," diyor. "Yalnız sıraya dizilmemiş."
Burcu'nun sayfasında espri vardı ama okur onu sayfanın ilk satırında, vuruştan önce öğrenmişti.
Bu derste ne olacak
Bir esprinin sayfada hangi parçalardan kurulduğunu tek tek ayıracağız. Kurulumun seyircinin kafasında nasıl bir beklenti açtığını ve yanlış yönlendirmenin o beklentiyi nasıl kullandığını göreceğiz. Vuruşun eylem satırında nereye düştüğünü, tepkinin neden ayrı bir çekim istediğini konuşacağız. Ek esprinin, geri çağırmanın ve üçlemenin aynı malzemeyi nasıl yeniden işlettiğini izleyeceğiz. Sabah kurulup akşam ödenen bir espriyi SON NİKÂH'ta deneyeceğiz. Örneklerin çoğu sayfadan gelecek. Bir eylem satırının nerede kırıldığı, bir tepkinin kendi satırını alıp almadığı. Beş film de bu parçaları birer sahnede gösterecek: bir ayna, bir uçak, bir şato, üç köpek ve bir hücre. Ölçü hep aynı soru olacak: okur, gülme anına sayfanın hangi satırında varıyor?
Sıfır noktası
Espri, seyircinin kafasında bir beklenti kurup onu beklenmedik ama anlamlı bir yerden bozan kısa bir dizidir. Bu dizinin bir başı, bir dönüşü ve bir de ardı vardır. Başı kurulumdur. Dönüşü vuruştur. Ardı, seyircinin ve karakterlerin buna verdiği tepkidir.
Komedi yazarları bu yapıyı çoğu zaman sahneden, yani stand-up'tan öğrenir. Orada bir komedyen mikrofonun başındadır. Kurulumu söyler, susar, vuruşu söyler. Zamanlamayı sesiyle, nefesiyle, bir bakışıyla kendisi ayarlar. Salonun gülüp gülmediğini anında duyar ve bir sonraki cümleyi ona göre seçer.
Senaryo yazarının böyle bir imkânı yok. Okur sayfayı kendi hızında okur. Yazar orada değildir, susamaz, bakamaz. Zamanlama sayfanın düzenine gömülmek zorundadır. Bir satırın nerede bittiği, bir paragrafın nerede kırıldığı, bir kesmenin nereye konduğu. Senaryoda espri yalnız replikte yaşamaz. Eylem satırında, kurgu ritminde ve bir yüzün tepkisinde de yaşar.
Burcu'nun sayfası bu yüzden geri tepti. Malzemesi iyiydi. Ama sayfa okurun yapacağı işi önceden yapmıştı. "Mürekkebinin bittiğini bilmeden" sözü vuruşu kurulumdan önce verdi. Okur, kalemin yazmayacağını Necmi Bey'den önce öğrendi. Bu bazen işe yarar. Seyirci karakterden çok bildiğinde başka türlü bir gülme doğar. Ama Burcu'nun kurduğu espri sürpriz üzerine kurulmuştu. Sürprizi ilk satırda harcadı.
Son cümle de başka bir hata yaptı. "Komik bir an" yazmak, okura gülmesi gerektiğini söylemektir. Okur bunu bir rica gibi duyar. Gülme ise ricayla gelmez. Okur gülecekse bunu sahnenin kendisinden bulmalı.
Bir şey daha var. Espri tek başına bir sahne değildir. Bir sahnenin içinde birkaç espri çalışabilir, bir espri birkaç sahneye yayılabilir. Burada ele alınan en küçük birim: bir kurulumdan bir tepkiye uzanan kısa dizi. O dizi doğru kurulmadan sahne de güldürmez. Komik sahnenin bütün yükü sonunda bu küçük dizilerin üstüne biner.
Dramla bir karşılaştırma işe yarar. ANAHTAR TESLİMİ'nde Nermin Hanım duyguyu sayfada ilan eden bir sürümü sökmüştü. Piyano notunu, gözyaşını, özrü. Komedide de aynı tuzak var. Yazar gülmeyi ilan ettikçe seyirci geri çekilir. Fark şurada: dramda duygu yavaş birikir, komedide gülme bir anda patlar. O an sayfada tam yerine oturmazsa gülme hiç gelmez.
Mekanizma
Kurulum ve açılan beklenti
Espri bir kurulumla başlar. Kurulum, sonra işe yarayacak bir bilgiyi seyircinin önüne koyar. Komedide bu bilgi çoğu zaman bir alışkanlık, bir kural ya da bir söz olur. Kurulum aynı anda seyircinin kafasında bir beklenti hattı açar. Seyirci, olayların hangi yöne gideceğini sezer.
Burcu sayfasını sabaha taşıyor. Günün ilk nikâhından önce Necmi Bey masasını hazırlıyor. Nikâh defteri, mühür, ıstampa ve otuz yıllık dolma kalemi. Kalemi deftere paralel diziyor. Seda çantasından bir tükenmez kalem çıkarıp uzatıyor. Kalemin ucunda plastik bir papatya var. Necmi Bey kalemi almıyor. "Nikâh defterine tükenmez girmez," diyor. Bu bir kurulum. Seyirci bir kuralı ve bir nesneyi aynı anda öğreniyor. Beklenti hattı da açılıyor: bu kural bugün bir yerde sınanacak.
Yanlış yönlendirme
Seyircinin beklentisi bir kez açıldığında yazar onu kullanabilir. Seyircinin dikkatini bir yöne çeker, vuruşu başka yönden getirir.
SON NİKÂH'ta bunun en temiz örneği salonun müzik düğmesi. Necmi Bey ayağa kalkıyor. Ceketinin düğmesini ilikliyor. Ciddi bir sesle çiftin salona girdiğini duyuruyor. Elini düğmeye götürüyor. Seyirci her şeyi tanıyor: nikâh marşı gelecek. Yazar bu beklentiyi Necmi Bey'in ciddiyetiyle besliyor. Düğmeye basılıyor. Hoparlörden davul zurna patlıyor. Bir önceki çiftin seçtiği kayıt hâlâ cihazda. Burada yanlış yönlendirme Necmi Bey'in kendi törensel hareketleri. Seyirciyi marşa onlar hazırlıyor.
Vuruş
Esprinin döndüğü an, tek bir kelime, görüntü ya da ses olabilir. Senaryoda bunun bir adı olmalı. Karşılık, bir kurulumun sonraki bir sahnede ödenmesidir ve çok daha geniş bir alanı kapsar. Esprinin kendi dönüş anı ise daha küçüktür.
Müzik düğmesinde vuruş davul zurnanın ilk sesi. Bir saniye bile sürmez. Yazar bu anı kurulumla tepki arasına sıkıştırmalı ve önüne başka bir şey koymamalı. Burcu'nun ilk sayfasında vuruş "Yazmaz" kelimesi olmalıydı. O kelime bir paragrafın ortasında kaybolmuştu.
Vuruşun satırdaki yeri
Stand-up'ta komedyen vuruştan önce susar. Sayfada bu suskunluğu beyaz alan yapar. Okurun gözü satırın sonunda durur. Yeni satıra geçmek bir an alır. O an komedyenin nefesi gibi çalışır.
Burcu'nun ilk sayfasında şöyle bir cümle vardı: Kalem yazmayınca şaşırır. Burada vuruş bir yan cümlenin içinde, şaşkınlık ise sonunda. Okurun gözü sonuca, yani yoruma takılıyor. Atölye cümleyi üçe bölüyor. Necmi Bey kalemi deftere değdirir. Bastırır. Yazmaz. Son kelime artık tek başına duruyor.
Tepki ve espri tanığı
Gülme çoğu zaman vuruşta değil, hemen ardından gelir. Seyirci önce şaşırır, sonra birinin yüzüne bakar. Bu yüz, gülmeye izin veren yüzdür. Tepki planı burada devreye girer. Kamera olaydan bir tanığın yüzüne geçer.
SON NİKÂH'ta espri tanığı Seda. Necmi Bey ciddi kalıyor. Davul zurna çalarken düğmeye ikinci kez basıyor, sonra üçüncü kez. Seda ise kürsünün yanında duruyor. Burcu onun tepkisini tek bir satıra yazıyor: Seda tavana bakar. Bu satır sayfada kendi başına durmalı. Kurgu da onu ayrı bir çekim olarak ister. Selim burada bir uyarı ekliyor. Seda gülerse gülmeyi seyirciden çalar. Tavana bakan bir yüz ise gülmeyi bastırıyor. Seyirci o bastırmayı görünce gülüyor.
Ek espri
Vuruş geldi, tepki geldi. Sahne burada bitebilir. Ama malzeme bazen bir tur daha kaldırır.
Stand-up'ta buna çoğu zaman "tag" denir. Senaryodaki etiket sahnesiyle karıştırmamak gerekir. Etiket sahnesi bir bölümün sonundaki kısa kapanıştır. Ek espri ise tek bir esprinin hemen ardındaki ikinci dönüştür. Müzik düğmesinde atölye bir ek espri buluyor. Necmi Bey sonunda müziği susturuyor. Salonda bir an sessizlik oluyor. Sonra arka sıradan bir büyükanne alkışlamaya başlıyor, davulun ritmiyle. Ek espri ilkini açıklamıyor. Aynı yanlışı salonun öbür ucundan bir kez daha çalıyor.
Geri çağırma ve üçleme
Bir esprinin malzemesi sonraki bir sahnede yeniden çağrılabilir. Geri çağırma, seyirciye ortak bir geçmiş verir. Seyirci tanıdığı şeyi yeniden görünce ikinci bir zevk alır. Ama geri çağırma tekrar değildir. Malzeme her dönüşünde biraz değişir.
Burcu'nun en güçlü malzemesi Necmi Bey'in nasihati. Nasihat her nikâhta kelimesi kelimesine tekrarlanıyor. "Evlilik bir dolma kalem gibidir," diye başlıyor. "Mürekkebini her gün tazelersiniz." Atölye bu nasihati gün boyunca üç kez gösteriyor. Sabahki ilk nikâhta tam okunuyor, bütün cümleleriyle. Öğlen kıyılan altıncı nikâhta çift acele ediyor ve nasihat iki cümleye iniyor. Akşamüstü kıyılan dokuzuncu nikâhta Necmi Bey ilk cümleyi söylüyor ve kalemi deftere değdiriyor. Kalem yazmıyor.
Bu bir üçlü kalıp. İlk iki gösterim seyirciye kalıbı öğretiyor. Üçüncüsü kalıbı bozuyor. Ama bozan şey dışarıdan gelmiyor. Nasihatin kendi benzetmesi, yani dolma kalem, nasihatin ortasında Necmi Bey'e ihanet ediyor. Üçlemenin gücü bu yakınlıktan geliyor. Bozulma kalıbın içinden çıkınca seyirci onu hem beklemiyor hem de kaçınılmaz buluyor.
Geciktirilmiş karşılık ve unutturma arası
Sabah sahnesinde Seda'nın papatyalı kalemi reddedilmişti. Dokuzuncu nikâhta dolma kalem yazmayınca Necmi Bey'in elinde tek bir seçenek kalıyor. Seda kalemi sessizce uzatıyor. Necmi Bey nikâh defterini papatyalı kalemle imzalıyor. Bu, geciktirilmiş bir karşılık. Kurulumla karşılık arasında bütün bir gün var.
Unutturma arası boş bırakılmaz. Sabahla akşam arasında SON NİKÂH'ta başka espriler çalışıyor. Müzik düğmesi, geç kalan bir şahit, kısalan nasihat. Seyirci papatyalı kalemi unutuyor. Dokuzuncu nikâhta Seda kalemi uzattığında seyirci onu bir anda hatırlıyor. Gülmenin bir kısmı bu hatırlamanın kendisinden geliyor. Burcu kurulum sahnesine geri dönüyor. Kalemin papatyası kurulum sahnesinde iyice görünmeli. Seyirci onu bir kez açıkça görmeli ki akşam tanıyabilsin.
Atölye dokuzuncu nikâhı sayfaya yeniden yazıyor:
İÇ. NİKÂH SALONU — GÜNDÜZ
NECMİ BEY kürsüde. Önünde nikâh defteri. Çift karşısında. SEDA kürsünün yanında.
NECMİ BEY
Evlilik bir dolma kalem gibidir.
Dolma kalemi deftere değdirir. Bastırır.
Yazmaz.
Kalemi sallar. Bir daha dener. Defterde kuru bir çizik.
Seda tavana bakar.
Necmi Bey elini uzatmaz. Seda uzatır: ucunda plastik bir papatya olan tükenmez kalem.
Necmi Bey kaleme bakar. Seda'ya bakar. Kalemi alır.
Papatya imza boyunca sallanır.
Burcu sayfayı yüksek sesle okuyor. Emre "Yazmaz" kelimesinde gülüyor. Selim papatyanın sallandığı satırda gülüyor. Sayfada iki ayrı vuruş var ve ikisi de kendi satırında duruyor.
Filmlerden okuma
Ayna sahnesi ile Ken'in üç girişimi aynı aracı iki ayrı yönden kullanıyor. McCarey kalıbı hareketle kurup bir kişiyle bozuyor. Crichton kalıbı ölümle kurup hedefi değiştirerek bozuyor. Nielsen'ın kıpırdamayan yüzü ile Ken'in dehşeti ise tepkinin iki ucunu gösteriyor: biri gülmeyi hiç tanımıyor, öbürü gülmeye bir acı ekliyor. Brooks'un kavanozu ile Hamer'in hücresi arasında bir ölçek farkı var. Biri birkaç sahne, öbürü bütün bir film boyunca unutturuyor. Burcu kendi gününe bakınca papatyalı kalemin bu iki ölçeğin ortasında durduğunu görüyor.
Usta katmanı
Kurulumu esprinin değil, karakterin parçası gibi yaz. "Nikâh defterine tükenmez girmez" sözü sabah bir espri gibi okunmamalı. Necmi Bey'in otuz yıllık kuralı gibi okunmalı. Kurulum espri gibi görünürse seyirci karşılığı bekler ve unutturma arası çalışmaz.
Kurulumu bir başka işin arasına sakla. Seda'nın kalemi uzattığı an, sahnenin asıl işi kalem değil. Necmi Bey defteri hizalıyor, Seda'ya yerini gösteriyor, salonun saatine bakıyor. Kalem bu işlerin arasından geçip gidiyor. Kurulum en iyi, seyirci onu bir kurulum olarak görmediğinde saklanır.
Vuruştan sonra yazma. Vuruşu taşıyan kelimeden sonra aynı satıra bir şey eklemek, gülmenin üstüne konuşmak gibidir. "Yazmaz" kelimesinden sonra ne yazarsan yaz, yeni bir satırda yaz. Yeni satır bir nefes gibidir. Okura gülecek zamanı o verir.
Tepkiyi kimin vereceğini sahne başlamadan seç. Bir sahnede iki tanık varsa gülme bölünür. Seda tavana bakarken çift de gülerse seyirci kime bakacağını bilemez. Tek bir espri tanığı seç ve öbürlerini ciddi tut.
Tepkiye kendi satırını ver. Çekim ölçeği senaristin işi değil. Ama bir tepkinin ayrı bir görüntü olması gerektiğini sayfa söyleyebilir. Seda'nın tepkisini kendi satırına koymak, kurgucuya o yüzün ayrı bir an olduğunu söyler. Kamera komutu yazmadan bunu yapabilirsin.
Üçlemede üçüncüyü önce yaz. Üçlü kalıbın gücü bozulmadadır. Önce bozan halkayı bul, sonra onu hazırlayan iki halkayı geriye doğru kur. Atölye önce yazmayan kalemi buldu. Nasihatin dolma kalem benzetmesini ona göre kurdu.
Geri çağırmayı küçülterek ver. Bir espri ikinci kez geldiğinde genellikle daha kısa olmalı. Seyirci kalıbı biliyor. Ona kalıbın tamamını göstermek sıkar. Necmi Bey'in nasihati altıncı nikâhta iki cümleye iniyor. Bu kısalma kendi başına bir espri.
Geciktirilmiş karşılıkta nesneyi kurulumda net göster. Papatya kurulumda bir kez açıkça görünmeli. Karşılık geldiğinde seyirci onu hemen tanımalı. Kurulum belirsizse seyirci karşılığı bir tesadüf sanar.
Gülmenin hedefini her espride kontrol et. Davul zurnaya gülüyoruz, ama davul zurnayı seçen çifte gülmüyoruz. Gülünen Necmi Bey'in törensel ciddiyeti. Bir espri çiftin kimliğine, bedenine ya da sınıfına kaydığında hedefi değişir. Bu kayma çoğu zaman yazarın fark etmediği bir yerde olur.
Kelime oyunu çeviriye dayanmaz. Airplane!'ın "Shirley" esprisi Türkçeye geçmez. Senaryo yazarken dilin kendisine yaslanan bir vuruş, dublajda ve altyazıda kaybolabilir. Görüntüye ya da davranışa yaslanan vuruş her dilde çalışır.
Bir esprinin ömrünü ölç. Ek espri bir kez gelir. Üçüncü ek espri genellikle ilkini zayıflatır. Malzeme ne kadar iyiyse bırakmak o kadar zordur. Ama durmayı bilen yazar bir sonraki esprisine güvenli bir zemin bırakır.
Komik karakterin ciddiyetini espri anında artır. Kalem yazmadığında Necmi Bey'in ciddiyeti düşmemeli, yükselmeli. Kalemi sallarken de defteri hizalı tutuyor. Karakter ne kadar ciddi kalırsa vuruşla arasındaki mesafe o kadar büyür. Gülme o mesafeden doğar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Espri replikte yaşar."
Senaryoda espri çoğu zaman eylem satırında, kesmede ya da bir tepkide yaşar. Necmi Bey'in en komik anı tek kelimeyle yazılıyor: "Yazmaz." Bu bir replik değil.
Yaygın yanlış"Eylem satırına 'komik' yazmak okura neyin komik olduğunu gösterir."
Okur bunu bir ricaya benzetir ve geri çekilir. Komikliği sıralama gösterir. Kurulum, vuruş, tepki doğru sırada dururken "komik" kelimesine gerek kalmaz.
Yaygın yanlış"Karakter ne kadar çok gülerse seyirci o kadar güler."
Gülen karakter gülmeyi seyirciden alır. Espri tanığı gülmeyi bastırdığında seyirci daha çok güler. Seda'nın tavana bakması bir kahkahadan daha güçlü çalışır.
Yaygın yanlış"Geri çağırma, bir esprinin tekrarıdır."
Aynen tekrarlanan espri ikinci kez sıkar. Geri çağırma malzemeyi değiştirerek getirir. Nasihat her nikâhta biraz kısalıyor, sonunda bozuluyor.
Yaygın yanlış"Her espri üç kez yapılmalı."
Üçleme bir kural gibi anılır, ama bir araçtır. Bazı espriler bir kez, bazıları dört kez çalışır. Üçlemenin gücü saydığı sayıda değil, bozulmanın kalıbın içinden gelmesindedir.
Yaygın yanlış"Geciktirilmiş karşılıkta seyirciye kurulumu hatırlatmak gerekir."
Hatırlatma unutturma arasını öldürür. Seyirci kurulumu kendisi hatırladığında güler. Papatyalı kalemi akşamdan önce yeniden göstermek, karşılığı bir sürprizden bir onaya çevirir.
Yaygın yanlış"Yanlış yönlendirme seyirciyi kandırmaktır."
Yanlış yönlendirme seyirciye yalan söylemez. Bütün bilgiyi verir, yalnız dikkatini başka yöne çeker. Davul zurna kaydı oradaydı; seyirci yalnız marşı bekliyordu.
Yaygın yanlış"Espriler oyuncunun zamanlamasına bırakılır."
Oyuncu zamanlamayı inceltir, ama sıfırdan kurmaz. Sayfa vuruşu bir paragrafın ortasına gömmüşse oyuncu onu çoğu zaman bulamaz. Zamanlamanın iskeleti sayfada kurulur.
Yaygın yanlış"Komedi senaryosu sürekli espri demektir."
Esprisiz sahneler de gerekir. Kurulumlar çoğu zaman bu sahnelerde yapılır. Sabah masası komik bir sahne değil, ama akşamın en güçlü esprisini o hazırlıyor.
Yaygın yanlış"Vuruş sürpriz olmalı, öngörülürse ölür."
Bazı vuruşlar tam öngörüldüğü için çalışır. Seyirci Frau Blücher adının söylendiğini duyunca atları bekler. Gülme beklentinin doğrulanmasından gelir. Sürpriz bir araçtır, tek yol değil.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Espri, bir beklenti kurup onu beklenmedik ama anlamlı bir yerden bozan kısa bir dizidir.
- Senaryoda zamanlama sayfanın düzenine gömülür: satır, paragraf, kesme.
- Yanlış yönlendirme dikkati bir yöne çeker, vuruşu başka yönden getirir.
- Vuruş, gülmenin doğduğu tek andır; satır sonu vuruşu onu okurun gözüne zamanında ulaştırır.
- Espri tanığı gülmeye izin verir; gülmeyi bastırdığında daha güçlü çalışır.
- Ek espri aynı malzemeden ikinci, daha kısa bir dönüştür.
- Geri çağırma malzemeyi değiştirerek getirir; üçlemenin gücü bozulmanın kalıbın içinden gelmesindedir.
- Geciktirilmiş karşılık, unutturma arasıyla güçlenir; seyirci kurulumu kendisi hatırlamalıdır.
- Kurulumu esprinin değil, karakterin bir parçası gibi yazmak onu saklar.
- Gülmenin hedefi karakterin katılığıdır; çiftlerin kimliği ya da bedeni değil.
- "Komik bir an" yazmak gülmeyi ilan eder; sıralama ise onu kurar.
Sonraki derse köprü
Dokuzuncu nikâhta Necmi Bey papatyalı kalemle imzaladı ve sahne bitti. Ama kalem yazmadığı anda Necmi Bey güldüğümüzü bilmiyordu. Onun için bir sorun vardı: son gününde defteri temiz bitirmek. Kalem, ardından müzik, ardından geç kalan şahit bu amacın önüne üst üste çıkarsa ne olur? Espri tek bir anı kurar. Bir karakterin ciddi bir amaçla ve artan komplikasyonlarla boğuştuğu bütün bir sahne ise başka bir yapı ister. Burcu şimdi o yapıyı soruyor.