Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ergen karakterin sesi tek bir dil değil, muhataba göre değişen bir sesler dizisidir.
- Tek heceli duvar bilgi vermez, mesafe korur; bir kapısı olursa tercih olarak okunur.
- Grup ağzı kısa, birbirinin üstüne binen ve geçmişe işaret eden bir konuşmadır.
- Kod değiştirme en çok iki muhatap aynı sahnede çarpıştığında görünür.
- Mesajın gerilimini içi değil, cevap gecikmesi taşır.
- Mesaj yazımı bir kez kurulur ve tutarlı kalır.
- Şaka zırhı kırgınlığı saklar; tutmadığı an zırh çatlar.
- Taklit argo çabuk eskir ve karakterin değil yazarın sesini taşır.
- Ev yapımı kelime bir grubun kendi geçmişinden doğar ve eskimez.
- Dönemsel argo ancak bilinçli bir tarih kararıyla kullanılır.
- Gençleri dinlemek kelimeyi değil ritmi ödünç almak içindir.
Açılış sahnesi
Selim yeni sayfaları dağıtırken biraz gururlu. Küslük haftasını yazmış. Batu, Efe'yi iskele grubunun yazışmasında tiye alıyor. Selim repliği bu kez sokaktan almış.
"Geçen hafta otobüste iki liseli konuşuyordu," diyor. "Hep aynı iki kelimeyi kullanıyorlardı. Batu'ya onları verdim."
Burcu satırı yüksek sesle okuyor. Masada bir gülme yükseliyor. Ama gülen kimse Batu'ya gülmüyor.
"Komik değil mi?" diye soruyor Selim.
"Komik," diyor Burcu. "Ama seni komik buluyorum. Batu'yu değil."
Emre sayfayı çeviriyor. Aynı kelimeler iki sahne sonra Beren'in ağzından da çıkıyor. Bir sayfa sonra Efe de söylüyor. Yazlıkçı kız, kasabalı çocuk ve şehre taşınan arkadaş aynı otobüsten inmiş gibi.
Nermin Hanım kalemini bırakmadan bir soru soruyor. "Otobüsteki çocuklar o kelimeyi seneye de kullanacak mı?"
Selim omuz silkiyor. Bilmiyor. Kimse bilmiyor.
"Batu'nun dayısıyla konuştuğu sahneyi aç," diyor Nermin Hanım.
Selim açıyor. Batu orada da uzun, rahat cümlelerle konuşuyor. Efe'yle konuştuğu gibi. Annesiyle konuştuğu gibi. Taslaktaki çocuğun tek bir sesi var. O ses de Selim'in otobüste duyduğu ses.
Ergen karakterin sesi kime konuştuğuna göre her gün yeniden kurulur; kelime bu kurulumun en çabuk eskiyen parçasıdır.
Bu derste ne olacak
Batu'nun aynı yaz içinde kaç farklı sesle konuştuğunu dinleyeceğiz. Grup içinde nasıl konuştuğuna, dayısına ve annesine neden kısa cevap verdiğine bakacağız. Mesajların sayfada nasıl yazılacağını, cevabın gecikmesinin neyi söylediğini konuşacağız. Batu'nun Efe'ye kırgınlığını hangi şakanın arkasına sakladığını bulacağız. Sonra Selim'in otobüsten aldığı repliği söküp yerine kasabanın kendi kelimesini koyacağız. Bir Japon lisesinin koridoru, Seul'de bir dershane, Doğu Londra'da bir okul bahçesi, bir Amerikan lokantası ve bir hastalık buluşması örnek olacak. Hepsi gençlerin konuşmasını yetişkin taklidine düşmeden kuruyor. Dersin sonunda Batu'nun ağzında otobüsten gelen tek bir kelime kalmayacak. Yerine kasabanın iskelesinden gelen bir söz duracak.
Sıfır noktası
Yetişkin yazarın genç karakter yazarken ilk yaptığı şey çoğu zaman kelimeye koşmaktır. Gençlerin ağzında duyduğu, sosyal ortamda gördüğü, haberlerde okuduğu kelimeleri toplar. Sonra bunları replikleri gençleştirmek için serper. Sayfa bir süre canlı görünür. Sonra iki şey olur.
Birincisi, kelime çabuk eskir. Bugün her yerde duyulan bir söz, film çekildiğinde çoktan geri çekilmiş olabilir. Film vizyona girdiğinde ise gülünç gelebilir. Seyirci bir anda tarihe bakar. Yazarın o kelimeyi hangi yıl duyduğunu sezer.
İkincisi daha sinsidir. Kelime doğru olsa bile yanlış ağza düşer. Her genç aynı kelimeyi kullanmaz. Kasabalı bir çocuk ile şehirden gelen bir kız aynı sözleri aynı biçimde söylemez. Bir grubun içinde bile herkesin kendi payı vardır. Biri hep şakayı yapar, biri hep susar, biri hep son sözü söyler. Yazar kelimeyi herkese dağıtınca bu paylar silinir. Geriye bir kalabalık kalır, karakterler kalmaz.
Gencin sesini kelime değil durum kurar. Kime konuşuyor? Kim dinliyor? O an neyi saklıyor? Bir on altı yaşındaki, dayısının yanında ayrı, arkadaşının yanında ayrı konuşur. Annesine ayrı, sevdiği kıza bambaşka konuşur. Bu sesler arasındaki geçiş, gencin en çok emek harcadığı iştir. Yetişkinler bunu çoğu zaman fark etmez. Ama seyirci fark eder.
Bu ayarı hepimiz yaparız. Bir yetişkin de patronuna ve annesine aynı biçimde konuşmaz. Ama gençte ayar daha hızlı değişir ve daha çok yerde sınanır. Okul, ev, iş, grup, telefon. Her biri ayrı bir oda, her odanın ayrı bir kapısı var. Genç günün içinde bu kapılardan defalarca geçiyor.
Selim bunu kendi mesleğinden de biliyor. Kurgu masasında bir oyuncunun sesi sahneden sahneye değişmezse sahneler birbirine yapışır. Karakter bir duvar kâğıdına döner. Kendi taslağında bunu ilk kez yazarken görüyor.
Selim'in taslağındaki sorun bu yüzden kelime seçiminden büyük. Batu'nun bir ses haritası yok. Her sahnede aynı biçimde konuşuyor. Otobüsten alınan iki kelime de bu tek sesi daha da düzleştiriyor. Atölye işe kelimeleri silerek değil, Batu'nun gününü kişi kişi dinleyerek başlayacak.
Mekanizma
Dayıya iki hece
Nermin Hanım, Batu'nun dayısıyla geçen bütün replikleri bir kâğıda yazdırıyor. Selim'in taslağında Batu, Yiğit'e her şeyi açıklıyor. Neden geç kaldığını, tüpün neden bittiğini, kitabı neden açmadığını uzun uzun anlatıyor.
Burcu bunu kendi on altı yaşından hatırlamıyor. "Ben dayıma iki kelimeden fazla bir şey söylemezdim," diyor. "Hem de onu çok severdim."
Yeni taslakta Batu'nun dayısına söyledikleri birkaç kelimeye iniyor. "Tamam." "Hallederim." "Açarım." Yiğit tezgâhtaki kitabı gösterip "Aç şu kitabı" dediğinde Batu yalnız "Açarım" diyor. Kitap açılmıyor. Dayı bunu söz dinleme sanıyor. Seyirci bir kapının kapandığını görüyor.
Annesiyle de aynı duvar var, ama başka bir harçla. Annesi gece "Yemek yedin mi?" diye soruyor. Batu "Yedim" diyor. Yemedi. Kavanoz rafta duruyor. Bu kez duvar bir mesafe için değil, bir koruma için örülüyor. Batu annesini yormamak için az konuşuyor.
Duvarın bir kapısı da var. Toptancı büfeye mal getirdiğinde Batu birden uzun konuşmaya başlıyor. Kasaları sayıyor, eksik malı söylüyor, fiyatı tartışıyor. Dayı yanında olsa bile cümleleri uzuyor. Bu dilde Batu kendinden emin. Çünkü kimse ona kim olduğunu sormuyor, yalnız ne bildiğini soruyor. Selim bu sahneyi ilk kez görüyor. Batu'nun uzun konuşabildiği tek yetişkin dünyası iş.
Bankın üstündeki kalabalık
Akşamları iskelenin ucundaki bankta yalnız Efe ile Batu oturmuyor. Grubun öbür çocukları da geliyor. Bunlardan biri İlker. Taslakta adı vardı, sesi yoktu.
Grup ağzında kimse uzun konuşmaz. Bir kişi bir cümleye başlar, öbürü bitirir. Bir lakap, bir eski olay, yarım bir taklit yeter. "Geçen yılki tekne" deyince herkes güler. Seyirci o tekneyi bilmez. Gülmenin kendisi aidiyeti gösterir.
Grubun ağzında herkesin bir rolü var. İlker her şeyi abartıyor. Efe en son konuşuyor ve genellikle haklı çıkıyor. Batu ise grubun içinde gürültülü. Dayısına iki kelime söyleyen çocuk, bankta en çok şakayı yapan. Selim bu farkı yazınca Batu ikiye bölünmüyor. İki dünya arasında gidip gelen tek bir çocuk görünüyor.
Bu gidip gelme bir yalan değil. Batu'nun dayısına sessizliği de, bankta gürültüsü de gerçek. Bunun için yerleşik bir ad var: kod değiştirme. Konuşan, karşısındakine göre kelimesini ve hızını ayarlar; ayarların hiçbiri sahte değildir. Ergen hikâyesinde bu ayar bir sahne aracına dönüşüyor. Kodlar çarpıştığında sahne doğuyor.
Böyle bir çarpışma büfenin önünde oluyor. Grup bir akşam tezgâha geliyor. Yiğit tezgâhın arkasında, Beren ise sırada. Batu kime göre konuşacak? İlker bir şaka yapıyor ve Batu'dan cevap bekliyor. Batu dayısının yanında o cevabı veremiyor. Gülümsüyor, limonatayı uzatıyor. İlker "Ne oldu sana?" diyor. Grup bu sessizliği yazın sonuna kadar unutmayacak.
Bir teknenin adı
Beren'le konuşurken Batu'nun sesi yavaşlıyor. Tezgâhın önünde kısa konuşuyor, ama dayısına konuştuğu gibi değil. Burada kelimeleri seçiyor. Balıkçıların sözlerini, dayısının sitemlerini kullanmıyor. Kasabanın dilini bir an için bırakıyor.
Ama Beren bir gün o dili soruyor. İskeleye yanaşan bir teknenin adını merak ediyor. Batu tekneyi anlatırken birden kendi sesine dönüyor. Kelimeler hızlanıyor, eller konuşmaya katılıyor. Beren gülüyor. Bu kez Batu'ya gülüyor, Batu'nun kelimelerine değil. Selim bu sahneyi küçük tutmak istiyor. Bir tekne adı, bir el hareketi, yarım bir gülümseme.
Mesaj sayfada
Telefonlar taslağa geri döndü. Şimdi soru şu: mesajlar sayfaya nasıl yazılacak?
Selim'in ilk denemesinde mesajlar uzun ve düzgün. Noktalama yerinde, büyük harfler yerinde. Burcu bunun bir dilekçeye benzediğini söylüyor. Gençlerin mesajları çoğu zaman kısa olur. Bir kelime, yarım bir cümle, bir gülme işareti. Ama yazar bunu harf harf taklit etmeye kalkarsa sayfa okunmaz olur.
Atölye bir yol buluyor. Sayfadaki her mesaj ayrı satırda, gönderenin adıyla yazılıyor. Küçük harf ve noktasız yazım bir kez kuruluyor ve sonra tutarlı kalıyor. Kısaltma uydurmuyorlar, uygulamanın adını anmıyorlar. Asıl bilgiyi mesajın içi değil, mesajın zamanı taşıyor.
Küslük haftasının gecesi sayfada şöyle görünüyor:
İÇ. BATU'NUN ODASI — GECE
Batu yatakta, sırtı duvara dayalı. Telefon elinde.
EKRANDA (ON SCREEN) — İSKELE GRUBU
İLKER: bank?
İLKER: efe gelir mi
BATU: efe artık şehirli, bizim bankta oturmaz
Gülme işaretleri yağıyor. İlker'den, öbürlerinden.
Efe'den bir şey gelmez. Ne gülme ne söz.
Batu ekrana bakar. Bir dakika. İki.
BATU: şaka ya
Batu telefonu ters çevirip yatağa bırakır. Ekran bir süre yanık kalır.
Sahnedeki en ağır şey Efe'nin cevap vermemesi. Batu'nun ikinci mesajı ilkini geri almaya çalışıyor. Seyirci bunu görüyor, çünkü arada geçen süre sayfada yazılı. Mesajın içi kısa ve sıradan. Bekleme ise uzun.
Şakanın arkası
Selim, Batu'nun dondurucu yüzünden Efe'ye kırgın olduğunu biliyor. Daha doğrusu, kendi hatasından kaçtığı için Efe'ye kızıyor. Taslakta bu kırgınlık bir kavga sahnesinde patlıyor. Batu, Efe'ye "Sana güvenmiştim" diye bağırıyor.
Nermin Hanım repliğin üstünü çizmiyor, yalnız soruyor. Batu bunu söyleyebilir mi? Kendi suçunu Efe'nin üstüne atmış bir çocuk, Efe'ye güven kelimesini kullanabilir mi?
Batu kırgınlığını hiç söylemiyor. Gruba Efe'yle ilgili şakalar yapıyor. Şehirli diyor, yakında bizi tanımaz diyor. Grup gülüyor. Her gülme Batu'yu biraz daha rahatlatıyor. Ama her şakada Efe biraz daha uzaklaşıyor.
Zırhın asıl çatlağı şakanın tutmadığı anda görünüyor. Bir akşam bankta Batu yine Efe'yle ilgili bir şey söylüyor. Bu kez kimse gülmüyor. İlker bile başını telefonuna eğiyor. Batu'nun şakası havada asılı kalıyor. Batu ayağa kalkıp büfeye dönüyor, tenteyi gereksiz yere düzeltiyor. Seyirci şakanın altındakini ilk kez görüyor.
Zırh başka yerlerde de var. Beren bir gün Batu'nun bileğindeki saate bakıyor. "Çok eski," diyor. Batu gülüyor. "Benden yaşlı. O yüzden yavaş gidiyor." Beren de gülüyor. Saatin babadan kaldığını söylemiyor. Seyirci biliyor. Şaka burada bir kapıyı kapatıyor, ama nazikçe.
Otobüsteki kelimeler
Şimdi Selim'in açılıştaki repliğine dönülüyor.
Selim'in otobüste duyduğu iki kelime belki gerçekten bugün kullanılıyor. Ama Batu onları nereden öğrendi? Kasabada mı, şehirden gelen yazlıkçılardan mı, telefondan mı? Bu sorunun cevabı yoksa kelime Batu'nun değil. Ayrıca bu kelimeler bir yıl sonra eskiyebilir. İki yıl sonra seyirciye bir dönem filmi gibi gelebilir. Eskiyen her kelime filme bir tarih damgası basar.
Atölye kelimeleri silip yerine ne koyacağını tartışıyor. Burcu bir öneri getiriyor. Gençlerin dili yalnız piyasadan gelmez. Her grup kendi kelimesini de üretir.
İskeledeki yaşlı bir balıkçı her şikâyete aynı cevabı veriyor: "Rüzgâr döner." Çocuklar bu sözü yıllar önce ondan kapmış. Şimdi grupta "boş ver, geçer" anlamında kullanılıyor. Biri sınavdan, biri bir kızdan, biri babasından yakındığında öbürü yalnız "rüzgâr döner" yazıyor.
Bu söz kasabaya ait. Otobüste duyulmaz. Bir yıl sonra da, on yıl sonra da aynı anlamı taşır. Üstelik bir hikâye aracına dönüşebilir. Küslük haftasının bir gecesinde Batu, Efe'nin adının üstüne "rüzgâr döner" yazıyor. Sonra siliyor. Göndermiyor. Seyirci, Batu'nun söyleyemediği özrü bu silinen sözde okuyor.
Selim yine de çekiniyor. "Gençler bugünün kelimelerini kullanıyor ama," diyor. "Hiç kullanmazlarsa yapay olmaz mı?" Dönemsel argo yasak değil. Ama seçilen kelime karakterin kendi dünyasından gelmeli ve bilinçli bir tarih taşımalı. Bir dönem filmi o yılın sözünü bile bile kullanır. Bugün geçen bir film ise kelimenin değil, konuşma biçiminin bugüne ait olmasına yaslanabilir. Kısa cümle, birbirinin üstüne binen replik, bir gülme işaretiyle verilen cevap. Bunlar daha yavaş eskir.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Ses haritasını kelimeyle değil muhatapla kur. Genç karakterin her muhatabı için ayrı bir satır aç: dayı, anne, en yakın arkadaş, grup, sevilen kişi, iş. Her satıra o kişiyle ortalama cümle uzunluğunu, en sık kullandığı sözü ve kaçındığı konuyu yaz. Sesler arasındaki fark bu tabloda görünür. Kelime listesi yazmana gerek kalmaz.
Kod değiştirmeyi çarpıştır. Karakter her muhatapla ayrı sahnelerde konuşursa ayar görünmez. İki muhatabı aynı sahneye koy. Dayı ve grup, anne ve sevilen kişi. Genç hangi sese göre konuşacağını seçemediği anda kendini ele verir.
Tek heceli duvara bir kapı aç. Gencin kısa cevaplarını tek yönlü bir inatçılık gibi yazma. Bir yetişkin dünyasında da uzun konuşabilsin: bir iş, bir hobi, bir öğretmen. Duvarın bir kapısı olunca seyirci duvarın bir tercih olduğunu anlar.
Grup ağzını rollerle yaz. Grubun her üyesine bir konuşma işlevi ver. Biri abartır, biri düzeltir, biri son sözü söyler. Bu işlevler sabit kalırsa grup bir sahnede tanınır. Biri işlevinden saparsa seyirci bir şeylerin değiştiğini fark eder.
Mesajı içiyle değil zamanıyla yaz. Mesajların içini kısa ve sıradan tut. Asıl gerilimi cevap gecikmesine, görülüp cevaplanmayan mesaja, silinen taslağa yükle. Bu bilgiler eylem satırında yazılır ve eskimez.
Yazım biçimini bir kez kur, sonra bozma. Küçük harf, noktasız yazım ya da kısaltma kullanacaksan ilk mesajda karar ver. Sonra tutarlı kal. Her karakterin yazma biçimi ayrı olabilir. Bir karakterin yazım biçimi değişirse bu bir olaydır.
Şakanın hedefini izle. Genç karakterin şakaları kime yöneliyor? Hedef değiştiğinde ilişki de değişmiştir. Batu'nun şakaları dayısından Efe'ye döndüğünde kırgınlığı sayfaya girmiştir.
Zırhın tutmadığı anı planla. Şaka zırhı ancak bir kez çatlarsa görünür. Kimsenin gülmediği bir an yaz. O anda karakterin yüzüne ve bedenine bak, ağzına değil.
Kelimeyi kasabadan, mahalleden, okuldan devşir. Gençlerin ortak sözleri çoğu zaman yerel bir olaydan, bir öğretmenden, bir yaşlıdan çıkar. Böyle bir söz hem karakteri bir yere bağlar hem de filmi bir yıla bağlamaz.
Dinle, ama kopyalama. Gençlerin nasıl konuştuğunu bilmek için onları dinle. Ama duyduğun kelimeyi aynen alma. Ritmi, kesintiyi, birbirinin cümlesini bitirme biçimini al. Bunlar kelimeden daha yavaş değişir.
Gençlere oku. Taslağı yaşı karakterlerine yakın okurlara oku. Hangi repliğin yapay geldiğini onlara sor. Bir replik onları güldürüyorsa bunun karaktere mi yazara mı gülmek olduğunu da sor.
Taklidi bir karaktere ver. Taklit argo yazarın elinde bir kusur, bir karakterin elinde bir özelliktir. Gençlere yaranmak için onların sözünü kullanan bir yetişkin komik ve dokunaklı olabilir. Yiğit bir akşam grubun sözünü yanlış yerde kullansa, çocuklar güler ve dayı ilk kez yaşını hisseder. Kelime bu kez bilerek yanlış ağızdadır.
Grubun üst üste binen konuşmasını sayfada okunur tut. Herkesin aynı anda konuştuğu bir an varsa bunu bir eylem satırıyla söyle, yalnız seyircinin duyması gereken repliği ayrıca yaz. Gerekirse çift sütun kullan. Kalabalığın her cümlesini yazmaya kalkan sayfa okunmaz olur.
Dönemsel argoyu bir karar olarak kullan. Film geçmişte geçiyorsa o yılın sözü bir dönem işaretidir. Film bugün geçiyorsa güncel kelime yarın geçmişi gösterecek. Kelimeyi seçeceksen bunu bilerek seç.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Bir repliği gençleştirmenin yolu argo kelime eklemektir."
Argo bir ayrıntıdır. Gencin sesini kime konuştuğu, ne sakladığı ve nasıl sustuğu kurar. Argosuz bir replik de tamamen genç gelebilir.
Yaygın yanlış"Bütün gençler aynı biçimde konuşur."
Bir grubun içinde bile her gencin kendi payı var. Kasabalı ile şehirli, sessiz ile gürültücü aynı kelimeyi aynı biçimde söylemez.
Yaygın yanlış"Genç karakter yetişkine karşı hep kabadır."
Kısa cevap her zaman kabalık değildir. Bazen bir korumadır, bazen bir mesafe, bazen bir yorgunluk. Duvarın nedenini sahne bilmeli. Batu dayısına kızdığı için değil, ona borçlu hissettiği için az konuşuyor.
Yaygın yanlış"Mesajları gerçekçi yazmak için gençlerin kısaltmalarını aynen taklit etmek gerekir."
Harf harf taklit sayfayı okunmaz yapar ve hızla eskir. Kısalık, gecikme ve sıra çok daha fazla şey söyler. Yazım biçimi bir kez kurulup tutarlı kaldığında okur onu ikinci mesajdan sonra fark etmez bile.
Yaygın yanlış"Mesaj sahneleri sıkıcıdır, çünkü kimse konuşmuyor."
Mesajlaşmada da bir diyalog var. Gerilim bekleme süresinden, silinen cümleden, gelmeyen cevaptan doğar.
Yaygın yanlış"Gencin sesi tek bir sahnede kurulur."
Ses, sahneler arasındaki farkla kurulur. Tek bir sahnede karakter yalnız bir muhataba konuşur. Ses haritası ancak birkaç sahne yan yana okununca görünür.
Yaygın yanlış"Şakacı genç karakter mutlu bir karakterdir."
Mizah sık sık bir zırhtır. En çok şaka yapan, en çok saklayan olabilir. Batu bankta en çok gülen çocuk, ama en çok susan da o.
Yaygın yanlış"Kırılganlığı göstermek için gence bir itiraf konuşması yazmak gerekir."
Gençler kırılganlıklarını çoğu zaman söylemez. Tutmayan bir şaka, kalkıp gidilen bir bank, silinen bir mesaj daha çok şey anlatır.
Yaygın yanlış"Güncel kelime kullanmayan film yapay görünür."
Yapaylık kelimesizlikten değil, ritimsizlikten gelir. Konuşmanın ritmi bugüne aitse seyirci eksik kelimeyi aramaz.
Yaygın yanlış"Yazar kendi gençlik argosunu kullanırsa sahici olur."
Kendi argon da bir tarih taşır. Bugün geçen bir hikâyede yazarın gençliği bir dönem kayması olarak görünür. Genç seyirci o kelimeyi annesinden ya da dayısından duymuş olabilir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Ergen karakterin sesi tek bir dil değil, muhataba göre değişen bir sesler dizisidir.
- Tek heceli duvar bilgi vermez, mesafe korur; bir kapısı olursa tercih olarak okunur.
- Grup ağzı kısa, birbirinin üstüne binen ve geçmişe işaret eden bir konuşmadır.
- Kod değiştirme en çok iki muhatap aynı sahnede çarpıştığında görünür.
- Mesajın gerilimini içi değil, cevap gecikmesi taşır.
- Mesaj yazımı bir kez kurulur ve tutarlı kalır.
- Şaka zırhı kırgınlığı saklar; tutmadığı an zırh çatlar.
- Taklit argo çabuk eskir ve karakterin değil yazarın sesini taşır.
- Ev yapımı kelime bir grubun kendi geçmişinden doğar ve eskimez.
- Dönemsel argo ancak bilinçli bir tarih kararıyla kullanılır.
- Gençleri dinlemek kelimeyi değil ritmi ödünç almak içindir.
Sonraki derse köprü
Batu'nun sesleri artık sayfada ayrılıyor. Dayısına iki hece, gruba şaka, Beren'e seçilmiş kelimeler. Ama bu sesler bir yere varıyor mu? Yaz başında dayısının sözüne ve annesinin parasına bağlı bir çocuk, yazın sonunda kendi başına bir karar verebilir mi? Dondurucudan sonra yaptığı yanlış seçimin bedelini kim ödüyor? Bir gün Yiğit'in karşısında iki heceden uzun bir cümle kurarsa, o cümle hangi kimliği seçiyor? Ve gelecek kapısı ardına kadar açık kalırken hikâye nerede durmalı?