Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Her film izleyicisine bir şey öğretir; yazar neyi öğrettiğini bilmelidir.
- Öğrenme hedefi bir fiille yazılır.
- Gömülü öğrenmede bilgi karakterin amacına hizmet eden bir araçtır.
- Bilgi, soru doğduktan sonra verildiğinde akılda kalır.
- Yöntem tekrarı bir sırayı öğretir, değişiklik o sıranın anlamını gösterir.
- Model davranış yapılan ve sonucu görülen eylemdir; iki yönden sayılır.
- Görünür düzeltme yanılmayı öğrenmenin parçası olarak gösterir.
- Erken fark, izleyiciyi çerçeveyi kırmadan katılımcı yapar.
- Eve götürülen soru filmi salondan sonra da sürdürür.
- Bilgi kartı ve hüküm satırı izleyicinin kendi vardığı sonucu elinden alabilir.
- Bilmediğini söyleyen yetişkin, öğrenmenin bir yaşa ait olmadığını gösterir.
- Bilgi bir kez ve kısa verilirse izleyici onu kendi bağlar.
- Eğitsel istek reddedilmez, sahne diline çevrilir.
Açılış sahnesi
Emre telefonunu masaya bırakıyor. Ekranda uzun bir e-posta açık. Gönderen bir yapımcı, Kevser Hanım. ÇATIDAKİLER'i okumuş ve sevmiş.
"Bir isteği var," diyor Emre. "Filmin eğitsel değeri artsın. Çocuklar salondan bir şey öğrenerek çıksın."
Kevser Hanım iki öneri yazmış. Sabahat mutfakta torununa güvercinleri anlatsın. Film de ekrana kuşlar hakkında birkaç bilginin yazıldığı bir kartla bitsin.
Emre bu sabah o mutfak sahnesini yazmış bile. Burcu sayfayı yüksek sesle okuyor. Sabahat çayını koyuyor ve konuşmaya başlıyor. Güvercinler nerede yuva yapar, ne yer, yavrularını nasıl büyütür. Lale masada oturuyor. Arada bir "Hı hı" diyor.
Selim sayfanın sonuna kadar bekliyor. Kâğıdın kenarında tek bir not bile yok. "Lale bu sahnede ne yapıyor?"
"Dinliyor."
"Merdivende de dinliyordu," diyor Selim. "Onu oradan iki hafta uğraşıp indirmiştik."
Emre sayfaya bakıyor. Sahne doğru bilgilerle dolu. Hiçbir cümlesi yanlış değil. Ama Lale'nin defteri masada kapalı duruyor.
Nermin Hanım e-postayı baştan sona okuyor. "Kevser Hanım'ın isteği yerinde," diyor. "Takıldığım yer bu sayfanın ona verdiği cevap."
Çocuk filminde öğreten şey çoğu zaman anlatılan bilgi değildir; karakterin o bilgiye nasıl vardığıdır.
Bu derste ne olacak
Kevser Hanım'ın isteğini ciddiye alacağız. Önce şu soruyu soracağız: bu film izleyene ne öğretmek istiyor? Sonra öğrenilecek şeyin hikâyenin içine nasıl yerleştiğine bakacağız. Tekrarın burada neye hizmet ettiğini, çocuğun karakterden neyi kaptığını tartacağız. Lale bir sabah yanılacak ve yanılgısını kimse ona söylemeden düzeltecek. İzleyicinin bu düzeltmeye nasıl ortak olacağını konuşacağız. Filmin hangi soruyu cevaplamadan bırakacağına da karar vereceğiz. Son olarak Kevser Hanım'ın bilgi kartını tartacağız: film bir hükümle mi bitmeli, bir soruyla mı? Filmler Mumbai'de bir yatılı okuldan, New York'ta bir parktan, bir Fransız çiftliğinden, Moğol bozkırından ve Kampala'daki bir mahalleden gelecek.
Sıfır noktası
"Eğitsel" kelimesi senaristin kulağına çoğu zaman bir uyarı gibi gelir. Akla ahlak dersi veren karakterler, sonunda öğüt okunan bölümler, tahtanın önünde duran kuklalar gelir. Bu yüzden pek çok yazar eğitsel isteği bir angarya sayar. İstek ya tümden reddedilir ya da senaryonun bir köşesine yamanır.
Oysa çocuklar filmden her durumda bir şey öğrenir. Kahramanın öfkesini nasıl yatıştırdığını görür. Yetişkinlerin hata yapan çocuğa nasıl davrandığını görür. Bir sorunun nasıl çözüldüğünü, ya da çözülmeden nasıl taşındığını görür. Yazar bunu planlamasa da film bir şey öğretir. Asıl soru, neyi öğrettiğini yazarın bilip bilmediğidir.
Sık görülen bir karışıklık da öğretmeyi bilgi aktarmak sanmaktır. Kevser Hanım'ın mutfak sahnesi buna bir örnek. Bilgi doğru, ama çocuk o bilgiyi hiçbir şey için kullanmıyor. Ekranda bilgi yalnızca söyleniyor. Çocuk izleyici bir sınıfta oturduğunu fark edince filmden kopar. Yetişkin izleyici de konuşmanın kime yapıldığını hemen anlar.
Ters yönden gelen bir korku da var. Bazı yazarlar öğretmekten o kadar korkar ki filmin hiçbir şey söylememesini ister. Ama boş bir film de bir şey öğretir. Çözümsüz bırakılmış bir kabalık, cezasız bir yalan, kimsenin fark etmediği bir haksızlık. Çocuk bunları da not eder.
Bazı yazarlar da eğitsel içeriği belirli bir türe ayırır. Okul öncesi programları, belgeseller, okulda izletilen kısa filmler. Oysa macera filmi de, komedi de, aile filmi de öğretir. Fark türde değil, yazarın öğrettiği şeyin farkında olup olmamasındadır.
Bu derste "eğitsel içerik" başka bir anlamda kullanılacak. Hikâyenin taşıdığı ve izleyicinin farkında olmadan yanında götürdüğü beceri, bilgi ya da tavır. Bunu yazmanın bir zanaatı var. O zanaat ders kitabından değil, sahne yazımından gelir.
Emre'nin elinde bunun malzemesi zaten var. Lale'nin kareli defteri bir gözlem defteri. Lale bakıyor, sayıyor, yazıyor. Emre'nin yeni mutfak sahnesinde ise bu defter hiç açılmıyor.
Mekanizma
Öğrenme hedefi
Nermin Hanım soruyu Kevser Hanım'ın e-postasından alıyor. "Film bitince dokuz yaşında bir çocuk ne yapabilecek?"
Emre önce bilgileri sayıyor. Güvercinlerin nerede yaşadığı, ne yediği. Nermin Hanım başını sallıyor. Bunlar bir ansiklopedi sayfasında da var. Film başka ne verebilir?
Atölyede bir öğrenme hedefi yavaş yavaş şekilleniyor ve bir beceriye dönüşüyor. Bakmak, gördüğünü kaydetmek, kaydı başkasıyla karşılaştırmak. Yanıldığında kaydı düzeltmek. Kuşlar bu becerinin konusu. Beceri, salondan çıktıktan sonra da işe yarayan kısım.
Burcu bunu tek satırla Emre'nin dosyasının iç kapağına yazıyor. Kapakta izleyici zaten yazılı. Altına ikinci bir satır ekleniyor: izleyici neyi yapabilir hâle gelecek.
Hikâyeye entegrasyon
Hedef belli olunca sıradaki soru, bu becerinin hikâyede ne işe yaradığı. Lale gözlem yapmayı izleyiciye öğretmek için yapmıyor. Kendi derdi için yapıyor.
Lale'nin derdi toplantı. Yönetici apartmanın kuşlarla dolduğunu söylüyor. Lale'nin elinde onun cümlesine karşı koyabileceği tek dayanak kendi saydığı sayılar. Defteri bu yüzden tutuyor. Gözlem bir okul ödevi değil, bir savunma.
Bu kuruluşun bir bedeli de var. Defterdeki kayıt Lale'nin işine yaramayan bir şey de gösterebilir. Gömülü öğrenmenin gücü buradan gelir. Bilgi karakterin işine yarıyor, ama ona boyun eğmiyor.
Tekrar
Emre'nin taslağında Lale defterine her gün aynı biçimde yazıyor. Saat, sayı, hava, Mürekkep nerede. Selim bu satırların filmde kaç kez görüneceğini soruyor.
Atölye üç sabah seçiyor. İlk sabah kamera Lale'nin kalemine yakın duruyor. Saat yazılıyor, sayı yazılıyor. İkinci sabah aynı satır daha hızlı geçiyor. Üçüncü sabah defterde ikinci bir el yazısı beliriyor. Ayaz da saymaya başlamış.
Küçük izleyici üçüncü sabah sıranın ne olduğunu biliyor. Saati, sayıyı, Mürekkep'i bekliyor. Kimse ona gözlemin nasıl yapıldığını anlatmadı. Gördü ve tanıdı.
Model davranış
Ayaz'ın el yazısı başka bir şeyi de açığa çıkarıyor. Ayaz Lale gibi sayıyor. Parmağıyla kuşları tek tek gösteriyor, saymayı bitirmeden yazmıyor. Lale ona bunu hiç söylemedi.
Çocuk izleyici karakterin ne dediğinden çok ne yaptığını alır. Bu, yazar için hem bir imkân hem bir sorumluluk. Ayaz'ın saymayı kapması filmin istediği bir şey. Ama Lale'nin yaptığı her şey aynı yoldan kapılabilir. Nermin Hanım'ın kırmızı işaretli sayfası hâlâ dosyanın ortasında duruyor. Ona ayrıca dönülecek.
Atölye burada bir ayrıntı daha yakalıyor. Model davranışın en güçlüsü çoğu zaman yetişkinden gelir. Emre'nin mutfak sahnesinde Sabahat her şeyi biliyor. Atölye onu değiştiriyor. Lale bir şey soruyor ve Sabahat "Bilmem. Bakalım," diyor. Bilmediğini söyleyen bir babaanne, çocuğa bir kuş ansiklopedisinden daha fazlasını öğretebilir.
Hata ve düzeltme
Bir sabah Lale mutfak penceresinden tuhaf bir şey görüyor. Mürekkep oluğun köşesine eğilmiş, başını sallıyor. Lale defterine yazıyor: Mürekkep hasta, kusuyor.
Bu hata Emre'nin taslağına atölyede giriyor. Ertesi günler Lale pencereden daha uzun bakıyor. Oluğun köşesinde gri, küçük bir şey kıpırdıyor. Mürekkep her gün ona eğiliyor. Lale bir öğle tatilinde okul kütüphanesinden kuşlarla ilgili resimli bir kitap alıyor. Kitapta güvercinlerin yavrularını kursaklarında oluşan bir tür sütle beslediğini okuyor. Bu besini yavrunun gagasına geri çıkarıyorlar. Lale "kursak" kelimesini defterine geçiriyor ve yanına bir ok çiziyor.
Lale "hasta" kelimesini silmiyor. Üstünü tek çizgiyle çiziyor ve yanına "besliyor" yazıyor. Kamera bu iki kelimeyi birlikte gösteriyor. Daha önce yöneticiyi çizip silen kız, bu kez yanlışını sayfada bırakıyor.
Düzeltmenin bir bedeli de var. Defterdeki sayı yediden sekize çıktı. Yöneticinin "yüzlercesi" sözüne karşı tuttuğu sayı büyüdü. Lale eski sayıyla toplantıya gidebilirdi. Öyle yapmıyor; o günün satırına sekiz yazıyor.
İzleyici katılımı
Emre kalemini kaldırıyor. Lale kameraya dönsün ve sorsun: "Sen kaç tane sayıyorsun?" Okul öncesine yazılan televizyon programları bu tür doğrudan soruları sık kullanır. Dokuz yaşındakiler için bir sinema filminde bu soru başka bir etki yapar. Çerçeve kırılır ve izleyici bir anlığına filmden çıkar.
Atölye katılımı çerçevenin içinde kurmayı deniyor.
Lale'nin "kusuyor" yazdığı sabah kamera bir an oluğun köşesine kayıyor. Gri, küçük şey orada. Lale onu görmüyor, izleyici görüyor. Salondaki dokuz yaşındaki çocuk sekizi Lale'den önce sayıyor. Lale'nin yanılgısı izleyiciye bir sır gibi geçiyor. Ertesi sahnelerde çocuk Lale'nin bakmasını bekliyor. Katılım bir soruyla değil, bir beklemeyle kuruluyor.
Açık soru
Kevser Hanım'ın e-postasındaki ikinci öneri hâlâ masada duruyor. Film ekrana yazılan birkaç bilgiyle bitsin. Belki son satırda bir hüküm de olsun: güvercinler şehrin dostudur.
Nermin Hanım bilgi kartını hemen reddetmiyor. Kartın içindeki bilgiler doğru olabilir. Sorun kartın filme yaptığı şey. Film boyunca izleyiciyi kendi gözüyle düşündüren film, son anda ona ne düşüneceğini söylüyor. Üstelik apartmanın yarısı kuşlardan gerçekten şikâyetçi. Hüküm onları filmin dışına itiyor.
ÇATIDAKİLER'de bu soru en baştan beri var. Kuşlar kimin? Lale'nin mi, Ayaz'ın mı, apartmanın mı, hiç kimsenin mi? Film bu soruya cevap vermiyor. Ama soruyu düşünmek için gereken her şeyi veriyor. Sayılmış kuşlar, haklı bir yönetici, bir kuş evi, sekize çıkmış bir sayı.
Ders vermeden öğretmek
Atölye mutfak sahnesine geri dönüyor. Sabahat'ın uzun konuşması siliniyor. Yerine üç satırlık bir sahne yazılıyor. Lale okuldan geliyor ve çantasını bırakmadan pencereye koşuyor. Sabahat çay bardaklarını diziyor. Arkasını dönmeden soruyor: "Bugün kaç?"
Lale defteri açıyor. "Sekiz."
Sabahat bardağı bırakıp pencereye geliyor. İkisi birlikte oluğun köşesine bakıyor. Açıklama yapan tek bir ağız yok.
Kevser Hanım'ın istediği bilgi filmde var. Güvercinlerin yavrularını nasıl beslediği, Lale'nin defterinde bir ok ve tek kelimeyle duruyor. Ama bilgi ekrana bir anlatıcının sesiyle gelmiyor. Bir çocuğun yanılgısından, merakından ve kütüphane kitabından geçerek geliyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Öğrenme hedefini fiille yaz. "Güvercinleri öğrenir" yalnız bir konuyu adlandırır. "Gördüğünü kaydeder" ya da "kaydını düzeltir" bir hedef kurar. Fiille yazılan hedef bir sahneye dönüşür, konuyla yazılan hedef bir konuşmaya.
Hedefi kapağa, bilgiyi sayfaya koy. Öğrenme hedefi yapımcıyla, yayıncıyla ve danışmanla konuşmak için gereklidir. Ama hedef cümlesi hiçbir karakterin ağzına girmez. Kapakta kalır, sahneleri ölçmek için kullanılır.
Bilgiyi soru doğduktan sonra ver. Lale önce yanılıyor, sonra merak ediyor, sonra kitabı açıyor. Bilgi bu sırayla geldiğinde izleyici de onu bekliyor. Aynı bilgi sahnenin başında verilseydi kimse onu hatırlamazdı.
Bilgiyi karakterin işine yarat, ama işine boyun eğdirme. Gömülü öğrenmede bilgi bir araçtır. Ama araç bazen sahibini yaralar. Lale'nin sekiz yazması bilgiyi dürüst kılıyor. Bilgi karakterin her zaman işine yarıyorsa bir propaganda gibi görünmeye başlar.
Yetişkini bilmeyen biri olarak yaz. Her şeyi bilen yetişkin öğretmenliği tek kişiye toplar. Bilmediğini söyleyen yetişkin ise öğrenmenin bir yaşa ait olmadığını gösterir. Bu, çocuğa bilgiden daha kalıcı bir şey öğretir.
Model davranışı iki yönden say. Senaryodaki her eylem bir öneri gibi okunabilir. Taklit edilmesini istediğin şeyleri say. Sonra taklit edilmesini istemediklerini de say. İkinci liste çoğu zaman birinciden daha önemlidir.
Hatayı çocuğa ver, ama düzeltmeyi de ona ver. Çocuk kahramanın hatasını bir yetişkinin düzeltmesi kolaydır. Ama o zaman izleyici yanılmanın bir yetişkine muhtaç olmak olduğunu öğrenir. Lale hatasını kendi gözü ve kendi kitabıyla düzeltiyor.
Tekrarı değişiklikle bitir. Yöntem tekrarı izleyiciye bir sıra öğretir. Ama sıra ancak bozulduğunda bir anlam kazanır. Üçüncü sabahta Ayaz'ın el yazısı, dördüncüde sekizinci kuş. Değişiklik yoksa tekrar yalnız bir alışkanlıktır.
Katılımı izleyiciye bir iş vererek kur. Doğrudan soru bir seçenek. Ama sinema izleyicisini çoğu zaman bir ayrıntıyı ondan önce göstererek de çalıştırabilirsin. İzleyici sayar, bekler, karakterle birlikte bilir.
Hüküm satırını son sayfaya yazıp sil. Filmin vermek istediği dersi bir cümleyle yaz. Sonra o cümlenin hiçbir karakterin ağzından çıkmadığından emin ol. Cümle sayfada görünmüyorsa ve izleyici yine de onu düşünüyorsa, film öğretmiş demektir.
Eğitsel isteği karşı taraf sayma. Kevser Hanım'ın isteği filme karşı yazılmış bir talep sayılmamalı. Çoğu zaman yapımcı yazarın görmediği bir boşluğu işaret eder. Cevap isteği reddetmek değil, onu sahne diline çevirmektir.
Bilgiyi bir kez ve kısa ver. Kursak kelimesi filmde bir kez geçiyor. Bilgi tekrarlanırsa bir slogana döner. Tek kez verilen bilgiyi izleyici kendi bağlar ve bağladığı için sahiplenir.
Danışmanla konuş, ama kararı sahnede ver. Hayvan bilgisi, sağlık bilgisi, bilimsel bir olgu uzmanla doğrulanır. Uzman bilginin doğru olup olmadığını söyler. Hangi sahnede, hangi karakterin gözünden, ne kadar uzun görüneceğine yazar karar verir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Eğitsel film, bilgi veren filmdir."
Eğitsel film izleyicide bir beceri, bir tavır ya da bir merak bırakan filmdir. Bilgi bunun yalnız bir parçasıdır, çoğu zaman en kısa ömürlü olanı.
Yaygın yanlış"Öğrenme hedefi eklenince hikâye zayıflar."
Hedef hikâyenin dışından yapıştırılırsa zayıflar. Karakterin amacına bağlanırsa hikâyeye yeni bir engel ve yeni bir hamle verir.
Yaygın yanlış"Çocuklar her şeyi bir yetişkin açıkladığında öğrenir."
Çocuklar karakterlerin yaptıklarından ve yaptıklarının sonuçlarından da öğrenir. Açıklayan yetişkin çoğu zaman sahnenin hızını keser.
Yaygın yanlış"Kahraman örnek olsun diye hata yapmamalı."
Hatasız kahraman çocuğa yanılmanın utanç verici olduğunu öğretir. Yanılan ve düzelten kahraman ise öğrenmenin nasıl işlediğini gösterir.
Yaygın yanlış"Filmin sonunda dersi açıkça söylemek akılda kalmasını sağlar."
Söylenen ders çoğu zaman izleyicinin kendi vardığı sonucu elinden alır. Kendi bulduğu fikir, ona söylenenden daha uzun yaşar.
Yaygın yanlış"İzleyici katılımı, karakterin kameraya soru sormasıdır."
Bu yollardan yalnız biri. Ayrıntıyı karakterden önce göstermek, izleyiciye saydırmak, tahmin ettirmek de katılımdır.
Yaygın yanlış"Açık son, çocuk izleyiciyi huzursuz eder."
Çocuk açık bir soruyu taşıyabilir, açık bir tehlikeyi taşıyamaz. Kuşların kalıp kalmayacağı açık kalabilir. Lale'nin güvende olup olmadığı açık kalmaz.
Yaygın yanlış"Bilgi doğruysa nasıl verildiği önemli değildir."
Doğru bilgi de yanlış anda verilince kaybolur. Merak edilmeden gelen bilgi izleyicinin kulağından geçer. Aynı cümle bir sorunun cevabı olduğunda yerine oturur.
Yaygın yanlış"Çocuk kahramanın bilgisi her zaman doğru olmalı, yoksa izleyici yanlış öğrenir."
Karakterin yanılgısı filmde kalabilir. Önemli olan, filmin sonunda o yanılgının görünür biçimde düzeltilmiş olmasıdır. Düzeltilmeden bırakılan yanlış bilgi ise gerçekten izleyiciye geçer.
Yaygın yanlış"Eğitsel istek yapımcının işidir, yazarın değil."
İstek yapımcıdan gelebilir. Ama hangi sahnede ve hangi karakterin eliyle karşılanacağı sayfada çözülür. Yazar bu işi devrederse istek bir kart olarak filmin sonuna eklenir.
Yaygın yanlış"Eğitsel içerik yalnız çocuklara yazılır."
Pek çok yetişkin filmi de izleyicisine bir şey öğretir. Çocuk filminde fark, öğretmenin daha görünür olma tehlikesidir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Her film izleyicisine bir şey öğretir; yazar neyi öğrettiğini bilmelidir.
- Öğrenme hedefi bir fiille yazılır.
- Gömülü öğrenmede bilgi karakterin amacına hizmet eden bir araçtır.
- Bilgi, soru doğduktan sonra verildiğinde akılda kalır.
- Yöntem tekrarı bir sırayı öğretir, değişiklik o sıranın anlamını gösterir.
- Model davranış yapılan ve sonucu görülen eylemdir; iki yönden sayılır.
- Görünür düzeltme yanılmayı öğrenmenin parçası olarak gösterir.
- Erken fark, izleyiciyi çerçeveyi kırmadan katılımcı yapar.
- Eve götürülen soru filmi salondan sonra da sürdürür.
- Bilgi kartı ve hüküm satırı izleyicinin kendi vardığı sonucu elinden alabilir.
- Bilmediğini söyleyen yetişkin, öğrenmenin bir yaşa ait olmadığını gösterir.
- Bilgi bir kez ve kısa verilirse izleyici onu kendi bağlar.
- Eğitsel istek reddedilmez, sahne diline çevrilir.
Sonraki derse köprü
Kevser Hanım'ın yeni e-postası geldi. Mutfak sahnesini sevmiş. Bir sorusu daha var: tanıdığı bir firma filme destek olmak istiyor, ürünü kuş evinin yanında görünebilir mi? Aynı hafta Burcu, Lale'nin defterinin bir sayfasını telefonda fotoğraflayıp bir sınıf grubuna gönderdiği bir sahne öneriyor. Nermin Hanım'ın kırmızı işaretli çatı sayfası da hâlâ açık. Çocuğa yazılan bir filmde reklam nerede başlar? Taklit edilebilir bir tehlike ne zaman sayfadan çıkarılmalı? Bir çocuğun defteri kime aittir?