Ne yapacaksın
Konsept kartındaki hikâyenin dünyasını kuracaksın — ama dünya kurmanın bütün araçlarını uygulamayacaksın. Bir oturuma sığacak kadarını.
Sekiz bölüm var. İlk yedisi: bir sayfalık dünya özeti, beş temel kural, beş önemli mekân, üç kurum, üç toplumsal çatışma, bir gündelik hayat örneği ve karakterin bu dünyadaki konumu. Sekizincisi, en sonda: dünyadan doğan on sahne fikri.
İyi kurulmuş bir dünyanın karşılığı, kurulan ayrıntıların sayısı değil; aramadan gelen sahnelerin sayısı.
Son bölüm bu alıştırmanın sınavı. İlk yedi bölüm doğru doldurulduysa on sahne fikri kendiliğinden çıkıyor. Zorlanıyorsan dünya değil, dünyanın karakterle bağı eksik.
Süre: yüz yirmi dakika. Sekiz bölüm için doksan dakika, on sahne fikri için otuz dakika. Çıktı: iki sayfalık bir dünya taslağı ve numaralı on sahne satırı.
Neden bu alıştırma
Dünya kurmak, yazarların en çok sevdiği ve en çok kaybettiği iş. Sevmesinin sebebi belli: hiçbir sahnede sınanmıyor. Bir harita çizmek, bir kronoloji tutmak, bir kurum icat etmek keyifli ve hepsi çalışmak gibi görünüyor.
Kaybetmesinin sebebi de aynı. Sınanmayan iş büyüyor ve büyüdükçe metinden uzaklaşıyor.
Bu alıştırma dünyayı bir sınavla kapatıyor: on sahne fikri. Kurduğun her katman sonunda bu sınavdan geçecek — bir katman tek bir sahne fikri üretmiyorsa metne girmeyecek.
İkinci fayda seçim disiplininde. Burada beş kural, beş mekân, üç kurum ve üç çatışma var. Sayılar bilerek küçük: bir dünyanın metne giren kısmı zaten bu kadar. Geri kalanı yazarın defterinde kalıyor ve orada bir iş yapıyor — ama sayfada değil.
Üçüncüsü, ve en çok atlanan: karakterin konumu. Bir dünya tek başına ölçülemiyor. Aynı kasaba birine sığınak, birine hapishane. O yüzden bu alıştırmanın yedinci bölümü, önceki altısının hepsini yeniden değerlendirtiyor: kurduğum bu şeyler tam olarak bu karakterin neresine basıyor?
Ve bir uyarı: gündelik hayat bölümü fazla önemsiz görünüyor ve genellikle atlanıyor. Oysa bir dünyaya inandıran şey büyük kuralları değil, bir sabahın nasıl geçtiği. Olağanüstü olan, sıradan olan sağlamsa inandırıcı oluyor.
Hazırlık
Konsept kartını, tema haritasını ve araştırma dosyasını yanına al. Bu üç belge dünyanın malzemesi; hiçbir şey sıfırdan uydurulmayacak.
İki sayfa ayır. Birinci sayfaya sekiz bölüm başlığı yaz, ikinci sayfayı on satır için boş bırak.
Bölüm boyları eşit olmasın: dünya özeti bir paragraf, kurallar beş satır, mekânlar beş satır, kurumlar üç satır. Yer sıkışsa iyi — sıkışan yer seçim yaptırıyor.
Ve bir kural: hiçbir bölümde sayının üstüne çıkmayacaksın. Altıncı kural, altıncı mekân, dördüncü kurum yazma. Sınırı aşmak bu alıştırmanın tek yasak hamlesi, çünkü alıştırmanın öğrettiği şey tam olarak sınırın kendisi.
Adımlar
Son parça en önemlisi. Bir dünyayı tanımlayan şey neyi barındırdığı değil, neyi barındırmadığı — ve bu cümle yazılmadığında dünyanın sınırı da yok.
Kuralların hepsi olağanüstü olmak zorunda değil. Gerçekçi bir metinde kural şu olabiliyor: "bu kasabada hiçbir iş, akrabalık olmadan kurulmuyor." Bu bir dünya kuralı ve olay örgüsünü doğrudan belirliyor.
Her kuralın yanına tek bir kelime yaz: bu kural hangi katmandan geliyor — zaman, coğrafya, toplum, ekonomi, kültür, kurum, teknoloji? Beş kural beş ayrı katmandan geliyorsa dünya dengeli; üçü aynı katmandansa diğer katmanlar boş.
İkinci yarısı asıl bilgi. Herkesin girebildiği bir mekân bir zemin; girişin sınırlı olduğu bir mekân bir sahne. Beş mekânın en az ikisinde giriş sınırlı olsun.
Kurum büyük olmak zorunda değil. Bir aile meclisi, bir esnaf odası, bir okul, bir mahalle derneği de kurumdur — kendini sürdürme kaygısı olan her düzen kurumdur.
Her çatışma için tek soruyu cevapla: bu çatışmanın iki tarafı da haklı mı? Cevap hayırsa o bir çatışma değil, bir suçlama.
Bu bölüm bir paragraf ve ana karakterinle ilgili olmayacak — bilerek. Ana karakterin günü olağandışı; dünyanın inandırıcılığı olağan olandan geliyor.
Sonra dört soruyu cevapla: bu dünyada hangi tip insan ödüllendiriliyor ve karakterim o tip mi? Bu dünyanın hangi kuralına uyamıyor? Bu dünyada kalabilmek için her gün ne ödüyor? Buradan çıkabilir mi, çıkamıyorsa neden?
İşaret alamayan katmanlar defterde kalacak. Bu bir kayıp değil — kalan kısım, giren kısmın doğru olmasını sağlıyor.
Kural şu: her sahne fikrinin yanına hangi katmandan çıktığını yaz. Bir kuraldan mı, bir mekândan mı, bir kurumdan mı, bir çatışmadan mı?
On satır dolduğunda bakılacak yer dağılım. Onunun sekizi aynı katmandan çıkıyorsa diğer katmanlar metne girmeyecek demektir; oraya harcanan zaman defterde kalıyor. Ve hiç sahne üretmeyen bir katman varsa, o katman ya değişecek ya çıkacak.
Çözümlü örnek
Kapanmış istasyondaki kırtasiyeci metni için doldurulmuş dünya. Kısaltılmış hâli.
Dünya özeti. Demiryolu hattı kapandıktan sonra küçülmüş bir kasaba, günümüz. Üç temel kural: kasabaya gelen giden yok, geçim büyük ölçüde başka şehirdeki çocuklardan geliyor, ve herkes birbirinin hâlini biliyor. Ton: sakin, biraz alaycı, acımasız değil. Mümkün olmayan şey: burada kimse yeni bir iş kurmuyor — kuran biri olsa bile müşterisi olmuyor.
Beş temel kural. Bir: kasabada hiçbir iş, akrabalık olmadan kurulmuyor (toplum). İki: kışın dört ay boyunca tek bir minibüs sabah gidip akşam dönüyor (coğrafya). Üç: kimse peşin ödemiyor, herkes deftere yazdırıyor (ekonomi). Dört: bir kararın alındığı yer resmî daire değil, çay ocağı (kurum). Beş: bir şeyi bıraktığını söylemek ayıp; bırakılan şeyin kendiliğinden unutulması bekleniyor (kültür).
Beş kural beş ayrı katmandan geliyor. Yazar dengeyi kontrol ediyor ve zaman ile teknoloji katmanlarının boş olduğunu görüyor — bu metinde ikisinin de basmadığına karar veriyor.
Beş mekân. İstasyon binası ve içindeki dükkân: kepenk kapalı, girişi yalnız kırtasiyecide (sınırlı). Çay ocağı: herkes girebiliyor ve kararlar orada alınıyor. Minibüs durağı: sabah kalabalık, gün boyu boş. Kırtasiyecinin evi: iki kişilik, mutfakta konuşuluyor. Belediyenin arka odası: yıkım dosyasının durduğu yer, girişi izinli (sınırlı).
Üç kurum. Belediye — kuruluş amacı kasabayı yönetmek, şu anda ölçtüğü şey harcanan bütçe; bu yüzden yıkım bir çözüm değil bir kalem. Esnaf odası — amacı esnafı korumak, ölçtüğü şey üye sayısı; üye azaldıkça kapanmaları hızlandırmakta çıkarı var. Aile — amacı bakmak, ölçtüğü şey kimin kimden haberdar olduğu; bu yüzden bir şeyi saklamak ailede en ağır suç.
Üç toplumsal çatışma. Bir: kasabada kalanlarla gidenler arasındaki hesap — para gidenlerden geliyor ve söz kalanlarda. İki taraf da haklı. İki: yıkım bütçesi ile bakım bütçesi arasındaki seçim; belediyede kimse kötü niyetli değil ve para bir yere yetiyor. Üç: bir şeyin bittiğini söyleyenlerle söylemeyenler arasındaki sessiz ayrım — kültürel kural yüzünden bu çatışma hiç konuşulmuyor.
Gündelik hayat. Ana karakter değil, çay ocağını işleten adam. Altıda açıyor, ilk çayı minibüse yetişenlere veriyor. Sekizden ona kadar boş; on birde emekliler geliyor. Öğlen kapatıp eve gidiyor, iki saat sonra dönüyor. Akşamüstü kalabalıklaşıyor ve kararların çoğu o iki saatte alınıyor. Yediyi çeyrek geçe kapatıyor; kapatma saati mevsime göre değişiyor ve kimse ona sormuyor.
Karakterin konumu. Yazar işaretleri koyuyor. Beş kuraldan dördü basıyor: akrabalık kuralı basmıyor. Beş mekândan üçü basıyor. Üç kurumdan ikisi — esnaf odası doğrudan basıyor, belediye dolaylı, aile doğrudan.
Dört soru: bu dünya sabırlı ve sessiz kalabilen insanı ödüllendiriyor; karakter sabırlı ama sessiz değil, her sabah camı silerek bir şey ilan ediyor. Uyamadığı kural beşincisi — bıraktığını kabul etmiyor ve bunu görünür yapıyor. Her gün ödediği şey: eşiyle arasındaki mesafe. Çıkabilir mi — çıkabilir ve çıkmıyor; sebebi bir imkânsızlık değil bir seçim.
On sahne fikri. Bir: kırtasiyeci deftere yazdırılan eski borçları sayıyor, hiçbirini istemiyor (kural üç). İki: çay ocağında yıkım konuşuluyor, o gelince konu değişiyor (kural beş). Üç: esnaf odasından bir görevli, kapanma evrakını getiriyor ve iyi niyetli (kurum). Dört: minibüs kalkarken kızı biniyor ve o durakta kalıyor (kural iki). Beş: belediyenin arka odasına girmeye çalışıyor, izinli olmadığı için giremiyor (mekân). Altı: eşi mutfakta yıkım tarihini söylüyor, ikisi de yemeğe devam ediyor (mekân). Yedi: şehirden para gönderen oğluyla telefonda, oğlu dükkânı sormuyor (çatışma bir). Sekiz: belediyede yıkım ile çatı tamiri arasında seçim yapılıyor ve tamir kazanıyor; yıkım erteleniyor (çatışma iki). Dokuz: çay ocağı işletmecisi ona bir şey soruyor ve sorduğu şey dükkân değil (gündelik hayat). On: kepenk açılıyor ve içeride hiç kimse yok (mekân).
Dağılım kontrolü. Yazar sayıyor: üç sahne kurallardan, üç mekândan, bir kurumdan, iki çatışmadan, bir gündelik hayattan. Dengeli. Ama bir şey görüyor — aile kurumu tek bir sahne üretmemiş. Yazar not düşüyor: "Aile kurumu ya bir sahne üretecek ya listeden çıkacak. Sakladığı bir şey olmalı."
Kendini değerlendir
Sekiz soru.
Birincisi: hiçbir bölümde sayının üstüne çıktın mı? Altıncı kural yazan kâğıt, alıştırmanın tek yasağını çiğnemiş.
İkincisi: dünya özetinde "mümkün olmayan şey" cümlesi var mı? Yoksa dünyanın sınırı çizilmemiş.
Üçüncüsü: beş kural kaç ayrı katmandan geliyor? Üçü aynı katmandansa diğerleri boş kalmış ve dünya tek yönlü.
Dördüncüsü: beş mekândan en az ikisinde giriş sınırlı mı? Hepsi herkese açıksa elinde beş zemin var, beş sahne yok.
Beşincisi: üç kurumun her birinde kuruluş amacı ile ölçülen şey farklı mı? Aynıysa o kurum çatışma üretmiyor.
Altıncısı: üç toplumsal çatışmanın hepsinde iki taraf da haklı mı? Bir tarafı haksız olan madde bir çatışma değil, bir suçlama.
Yedincisi: gündelik hayat paragrafı ana karakterinden başka biriyle mi ilgili? Ana karakterle yazıldıysa o paragraf dünyanın olağanını göstermiyor.
Sekizincisi: yedinci adımdaki işaretleri gerçekten koydun mu? İşaretsiz bir katman listesi, dünyanın karakterle hiç karşılaştırılmadığını gösteriyor.
Dokuzuncusu, ve en önemlisi: on sahne fikri kaç katmandan çıkıyor? Sekizi tek katmandan çıkıyorsa diğer katmanlar defterde kalacak. Ve hiç sahne üretmeyen katman ya değişecek ya çıkacak.
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışBirincisi ve en yaygını: sayıları aşmak.
Beş kural yerine on iki, üç kurum yerine yedi yazmak. Alıştırma bir dünya envanteri değil bir seçim alıştırması; sınırı aşan kâğıt hiçbir şey öğretmiyor.
Yaygın yanlışİkincisi: kuralları hep olağanüstü şeyler sanmak.
Gerçekçi bir metinde de dünya kuralı var: kimin kimden borç alabildiği, kışın kaç minibüs kalktığı, bir kararın nerede alındığı. Bunlar olay örgüsünü doğrudan belirliyor.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: bütün kuralları aynı katmandan yazmak.
Beş kuralın beşi de toplumsalsa coğrafya, ekonomi ve kurum katmanları hiç düşünülmemiş demektir.
Yaygın yanlışDördüncüsü: mekânları tarif etmek, işlevlerini yazmamak.
Bir mekânın nasıl göründüğü sahne üretmiyor; kimin girebildiği üretiyor.
Yaygın yanlışBeşincisi: kurumu büyük bir yapı sanmak.
Bir aile meclisi, bir esnaf odası, bir okul da kurumdur. Kendini sürdürme kaygısı olan her düzen kurum sayılıyor.
Yaygın yanlışAltıncısı: toplumsal çatışmayı bir kötü adama bağlamak.
Bir tarafın haksız olduğu madde yapısal bir çatışma değil; kişisel bir husumet ve metni uzun mesafeye taşımıyor.
Yaygın yanlışYedincisi: gündelik hayat bölümünü atlamak ya da baştan savma yazmak.
Bir dünyaya inandıran şey büyük kuralları değil, bir sabahın nasıl geçtiği. Bu bölüm boşsa dünya bir kurgu şeması olarak kalıyor.
Yaygın yanlışSekizincisi: karakterin konumunu bölümlerden önce yazmak.
Sıra önemli: önce dünya, sonra karakterin oradaki yeri. Ters sıra, dünyayı karakterin etrafına şekil verecek biçimde kuruyor ve dünya bir dekora dönüşüyor.
Yaygın yanlışDokuzuncusu: on sahne fikrini zorlayarak doldurmak.
Zorlanıyorsan sorun sahne fikrinde değil: dünya ile karakter arasındaki bağ kurulmamış. Listeyi doldurmak yerine yedinci adıma dön.
Yaygın yanlışOnuncusu, ve en incesi: sahne fikirlerinin yanına katman yazmamak.
Katman yazılmadığında dağılım görünmüyor, dağılım görünmediğinde hangi katmanın boşa çalıştığı da bilinmiyor.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Elinde bir dünya ve on sahne fikri var. Şimdi bütün bunların hangi kaba gireceğini sınayacaksın — ama bu sefer teoriyle değil, deneyerek.
Sıradaki uygulamada aynı fikri altı ayrı biçimde tasarlayacaksın: bir dakikalık video, on dakikalık kısa film, uzun metraj, mini dizi, devam eden dizi ve interaktif hikâye. Altısını da tasarlamak zorundasın — beğenmediklerini de. Çünkü bir kabın neyi mümkün kıldığını, ancak o kaba zorlandığında öğreniyorsun.