Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bir insanın değeri, sakin havada söylediği değil; baskı altında taşıdığıdır.
- Dünya görüşü bir felsefe değil bir çalışma varsayımıdır ve karaktere görüş gibi değil dünya gibi görünür.
- Aynı olaya bakan iki karakterin farkı kişilikte değil dünya görüşündedir.
- Doldurulan her görüş alanı en az bir davranış üretmelidir.
- Değerler bir liste değil bir merdivendir ve merdiven ancak çarpışmada görünür.
- Dramatik seçim iyi ile kötü arasında değil, iyi ile iyi arasında yapılır.
- Bir metinde tek bir geçilmeyen çizgi bulunur ve o çizgiye yaklaşılır.
- Sessiz değer savunulmaz, tekrarlanır — ve savunulan her değerden ağır basar.
- Söylenen ile yaşanan arasındaki boşluk bilerek, bilmeden ya da sınav altında oluşur.
- Boşluğun yukarı yönü — savunduğundan iyi davranmak — bir sır taşır ve az kullanılır.
- Karakterin kanıt koleksiyonu, neye inandığını neyi hatırladığıyla gösterir.
- Karakterin görüşü en az bir kez haklı çıkmalıdır.
Açılış sahnesi
Masada oturmuş sohbet ediyorlar. Biri soruyor: "Evin yansa ne kurtarırsın?"
Herkes bir cevap veriyor. Biri albümü diyor, biri babasının saatini, biri kedisini. Cevaplar güzel çıkıyor; masadakiler birbirini onaylıyor. Sohbet başka yere kayıyor.
Yıllar sonra o evlerden birinde gerçekten yangın çıkıyor.
Kapıdan çıkan kişinin elinde albüm yok. Saat de yok. Elinde bir çanta var — içinde tapular, bir reçete ve bir şarj aleti.
Sonradan kendisi de şaşırıyor buna. Neden onu aldığını açıklayamıyor.
Bir insanın değeri, sakin havada söylediği değil; dumanın içinde taşıdığı şey.
Masadaki cevap yalan değildi. Sadece sınanmamıştı.
Benzetmenin kırıldığı iki yeri baştan söyleyeyim.
Birincisi: yangın bir kez oluyor ve seçim tek. Bir metinde baskı defalarca geliyor. Karakterin her seferinde aynı şeyi seçmesi gerekiyor — ta ki bir kez farklı seçene kadar. O tek fark, karakter arkının kendisi.
İkincisi: yangında taşınan şey bir nesne, yani görünür. Karakterde taşınan şey çoğu zaman bir nesne değil bir davranış: kimi aradığı, neyi söylemediği, kimi bıraktığı. Ve asıl bilgi taşıdığında değil, bıraktığında. Yazarın işi elde ne olduğunu değil, geride ne kaldığını yazmak.
Bu derste ne olacak
Önce dünya görüşünün ne olduğunu, nereden geldiğini ve neden hiç söylenmediğini kuracağız. Sonra on bir görüş alanını geçeceğiz — adalet, sevgi, başarı, para, otorite ve diğerleri — ve her birinin sahnede nasıl davranışa çevrildiğini göreceğiz. Ardından bu dersin asıl aracına geleceğiz: değer sıralaması. Karakterin neyi koruduğu, neyi feda ettiği ve hangi çizgiyi hiç geçmediği. En sonda söylenen değer ile yaşanan değer arasındaki boşluğa bakacağız — bu boşluk, karakter yazımındaki en verimli tek alan. On iki filmden örneklerle gideceğiz ve her örnekte tek soruyu soracağız: bu karakter neyi korumak için neyi bıraktı? Dersin sonunda elinde bir ilke listesi değil, baskı altında sınanabilir bir sıralama olacak.
Sıfır noktası
Bir önceki derste biçimlendirici deneyimlerin bir ayar bıraktığını kurduk. Ama insan yaşadıklarından yalnız ayar çıkarmıyor. Bir de sonuç çıkarıyor.
Bir kez aldatılan biri yalnız temkinli davranmıyor; "insanlar fırsat bulursa aldatır" diye bir kanaate varıyor. Bir kez emeğinin karşılığını almayan biri yalnız pazarlık öğrenmiyor; "çalışmak yetmez, tanıdık gerek" diye bir sonuca ulaşıyor. Bu sonuç bir olaydan çıkıyor ama bir olaya bağlı kalmıyor — bir kural hâline geliyor ve sonraki her olaya uygulanıyor.
Buradan bu dersin ilk pratik sonucu çıkıyor. İki karakter aynı olayı görüyor ve iki ayrı sonuç çıkarıyor. Aradaki fark kişilikte değil, dünya görüşünde. Ve sahnede bu fark, bir tartışmadan çok daha ucuza yazılıyor: aynı odaya giren iki kişiden biri kapıyı açık bırakıyor, öteki kapatıyor. İkisi de bir şey söylemiyor, ikisi de haklı olduğunu düşünüyor ve izleyici arada bir mesafe olduğunu hemen anlıyor.
Mekanizma
On bir alan ve sahnedeki karşılıkları
Dünya görüşü tek bir cümle değil; on bir ayrı alanda ayrı ayrı duruyor. Hepsini doldurmak gerekmiyor — ama doldurulan her biri bir davranış üretmek zorunda.
Doğru ve yanlış anlayışı. Karakter kuralı mı izliyor, sonucu mu? Kurala bakan biri, kimseye zararı olmayan küçük bir yalanı bile söyleyemiyor. Sonuca bakan biri, kimse zarar görmüyorsa yalanı sorun etmiyor. Sahnede bu, karakterin bir şeyi neden reddettiğinde görünüyor.
Adalet görüşü. Adalet veriliyor mu, alınıyor mu? Verildiğine inanan karakter şikâyet ediyor, dilekçe yazıyor, sırasını bekliyor. Alındığına inanan karakter beklemiyor. İkisi de aynı haksızlığa uğruyor ve iki ayrı sahne kuruyorlar.
Sevgi anlayışı. Sevgi bir duygu mu, bir emek mi, bir borç mu? Borç sayan karakter, sevdiği kişiden hesap istiyor. Emek sayan karakter, hiçbir şey söylemeden bir şey yapıyor.
Başarı tanımı. Görülmek mi, yetmek mi, bırakmak mı? Görülmeyi başarı sayan karakter, hiç kimsenin izlemediği bir işi yarım bırakıyor.
Güçle ilişkisi. Güç kirletir mi, korur mu? Kirlettiğine inanan karakter yetkiyi almıyor — ve almadığı için başkasının eline geçiyor.
Para anlayışı. Para bir araç mı, bir güvenlik mi, bir sayı mı? Güvenlik sayan karakter harcayamıyor, sayı sayan karakter durmadan karşılaştırıyor.
Aile görüşü. Aile bir sığınak mı, bir yük mü, bir borç mu? Bu alan Türk sinemasında en çok yazılan ve en az sınanan alan; sınandığı yerde metin hemen derinleşiyor.
Özgürlük anlayışı. Özgürlük bir yokluk mu — kimse karışmasın — yoksa bir imkân mı: istediğimi yapabileyim? İki tanım iki ayrı karakter üretiyor.
İnanç ve şüphe. Karakter neye dayanıyor ve o dayanak sarsıldığında ne yapıyor?
Otoriteyle ilişkisi. Karakter yetkiye baştan güveniyor mu, baştan direniyor mu, yoksa duruma mı bakıyor? Bir üniformalıyla konuşma biçimi bunu üç saniyede gösteriyor.
Ölüm ve kayıp anlayışı. Kayıp bir son mu, bir devir mi, bir haksızlık mı? Bu alan en az yazılanı ve karakteri en hızlı büyüteni.
Değer sıralaması
Bir karakterin beş değeri varsa, o beş değer bir liste değil bir merdiven.
Söylenen ile yaşanan
Boşluğun üç ayrı hâli var ve karıştırılmamaları gerekiyor.
Birincisi bilerek olan. Karakter savunduğuna inanmıyor, kullanıyor. Bu ikiyüzlülük ve genellikle kötü karakterlerde yazılıyor.
İkincisi bilmeden olan. Karakter savunduğuna gerçekten inanıyor ve ihlal ettiğini görmüyor. Bu en insani hâli ve en zor yazılanı — çünkü yazarın da yargılamadan durması gerekiyor.
Üçüncüsü sınav altında olan. Karakter savunduğuna inanıyor, ihlal ettiğini görüyor ve yine de yapıyor. En acı verici hâli bu; çoğu iyi dramanın orta bölümü buradan çıkıyor.
Ve boşluğun yönü de bilgi taşıyor. Karakter savunduğundan daha kötü davranıyorsa bir zaaf yazılıyor; savunduğundan daha iyi davranıyorsa bir sır yazılıyor. İkincisi çok daha az kullanılıyor ve neredeyse her seferinde işe yarıyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: dünya görüşünü bir cümle olarak yaz, sonra o cümleyi metinden çıkar. Karakterin kanaati yazarın notunda dursun, replikte durmasın. Söylenen görüş bir açıklama olur; gösterilen görüş bir karakter. Cümleyi yazmanın faydası da bu: neyi göstermen gerektiğini bilmek.
İkincisi: on bir alanın hepsini doldurma. Üç dördü yeterli — ama doldurduğun her biri en az bir davranış üretmeli. Davranış üretmeyen alan bir künye satırı. Bir alanı doldurduktan sonra kendine sor: bu bilgiyi hangi sahnede görürüm?
Üçüncüsü: en az yazılan iki alanı hatırla. Ölüm ve kayıp anlayışı ile özgürlük anlayışı. İkisi de karakteri hızla büyütüyor ve ikisi de neredeyse hiç kullanılmıyor. Bir karaktere kaybı sorduğunda aldığın cevap, ona hayatı sorduğunda aldığından daha çok şey söylüyor.
Dördüncüsü: değeri anlatma, çarpıştır. Sakin havada bütün değerler eşit görünüyor. Sıralama ancak ikisi aynı anda korunamadığında ortaya çıkıyor. Yazarken sıralamayı sen bilmiyorsan, sahne de bilmiyor.
Beşincisi: iyi ile kötü değil, iyi ile iyi arasında seçtir. Kötüyü reddeden karakter bir bilgi vermiyor; iki iyiden birini bırakan karakter bütün sıralamasını gösteriyor. Ve bıraktığı şey sahnede kalsın; görünmeyen bedel bedel sayılmıyor.
Altıncısı: tek bir geçilmeyen çizgi koy. İki çizgi, ikisinin de ağırlığını düşürüyor. Ve o çizgiye metin boyunca yaklaş — hiç zorlanmayan çizgi bir özellik değil bir künye satırı.
Yedincisi: çizgiyi geçtirmeyi bir final olarak düşün. Geçildiğinde metin bitmiyor, başka bir metin oluyor. Bu yüzden çizgi ortada geçilecekse, sonrası için bir hikâyen olmalı.
Sekizincisi: sessiz değeri tekrarla yaz. Aynı küçük hareket üç sahnede tekrarlandığında izleyici bir kural olduğunu anlıyor. Savunulan değerden her zaman ağır basıyor.
Dokuzuncusu: söylenen ile yaşanan arasındaki boşluğun hangi hâli olduğunu bil. Bilerek olan ikiyüzlülük, bilmeden olan trajedi, sınav altında olan drama. Üçü aynı sahnede yazılmıyor.
Onuncusu: boşluğun yönünü seç. Savunduğundan daha kötü davranan karakter bir zaaf taşıyor; daha iyi davranan bir sır taşıyor. İkincisi az kullanılıyor ve neredeyse her seferinde işe yarıyor.
On birincisi: görüşün kanıt koleksiyonunu yaz. Karakter neyi hatırlıyor, neyi unutuyor? Hatırladığı üç olay, inandığı şeyin listesi. Bir de tersini yaz: hiç anlatmadığı, ama yaşadığını bildiğin bir olay.
On ikincisi: iki karakteri aynı olaya baktır. Farkı bir tartışmayla değil bir davranışla göster: biri kapıyı açık bırakıyor, öteki kapatıyor.
On üçüncüsü, ve en çok atlanan: karakterin görüşünü bir kez haklı çıkar. Sürekli yanılan görüş bir kusur olarak okunuyor; bir kez haklı çıkan görüş bir dünya deneyimi olarak okunuyor. Fark, karaktere saygıdan geçiyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirincisi ve en yaygını: dünya görüşünü repliğe yazmak.
"Bu dünyada kimseye güvenilmez" cümlesi bir karakter kurmuyor, bir afiş asıyor. Görüş söylenmez, davranıştan çıkarılır. Repliğe yazıldığında izleyicinin yapacak işi kalmıyor.
Yaygın yanlışİkincisi: on bir alanın hepsini doldurmak.
Doldurulan ama davranış üretmeyen alan metne hiçbir şey katmıyor, yalnız yazarın belgesini kalınlaştırıyor.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: değerleri bir liste olarak yazmak.
Liste bir sıralama vermiyor ve sıralama olmadan hiçbir baskı sahnesi yazılamıyor. Beş değeri yan yana değil alt alta yaz.
Yaygın yanlışDördüncüsü: karakteri iyi ile kötü arasında seçtirmek.
Kötüyü reddetmek bir bilgi vermiyor; herkes reddediyor. Seçim iki iyi arasında olduğunda anlam taşıyor.
Yaygın yanlışBeşincisi: birden fazla geçilmeyen çizgi koymak.
İkisi de ağırlığını kaybediyor ve karakter bir ilkeler listesine dönüşüyor.
Yaygın yanlışAltıncısı: çizgiye hiç yaklaşmamak.
Zorlanmayan çizgi sınanmamış demek ve sınanmamış değer, açılıştaki masa sohbetinden farksız. Bir çizgi koyduysan onu en az bir kez tehdit et.
Yaygın yanlışYedincisi: sessiz değeri karaktere savundurmak.
Savunulduğu anda sessiz değer olmaktan çıkıyor ve ağırlığının yarısını kaybediyor. Bir karakter ilkesini açıkladığında izleyici onu tartmaya başlıyor.
Yaygın yanlışSekizincisi: söylenen ile yaşanan arasındaki boşluğu her zaman ikiyüzlülük olarak yazmak.
En insani hâli bilmeden olan; karakter ihlal ettiğini görmüyor ve yazar da onu yargılamıyor. Yargılayan metin, izleyiciye bakacak bir şey bırakmıyor.
Yaygın yanlışDokuzuncusu: boşluğu yalnız aşağı yönde kullanmak.
Savunduğundan daha iyi davranan karakter bir sır taşıyor ve bu yön neredeyse hiç kullanılmıyor.
Yaygın yanlışOnuncusu: karakterin görüşünü hiç haklı çıkarmamak.
Sürekli yanılan görüş bir kusura dönüşüyor ve izleyici karakterle değil yazarla konuşmaya başlıyor.
Yaygın yanlışOn birincisi, ve en incesi: dünya görüşünü bir siyasi etikete indirgemek.
Etiket bir kanaat listesi vaat ediyor ama tek bir davranış üretmiyor; karakter bir insan olmaktan çıkıp bir taraf oluyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Bir insanın değeri, sakin havada söylediği değil; baskı altında taşıdığıdır.
- Dünya görüşü bir felsefe değil bir çalışma varsayımıdır ve karaktere görüş gibi değil dünya gibi görünür.
- Aynı olaya bakan iki karakterin farkı kişilikte değil dünya görüşündedir.
- Doldurulan her görüş alanı en az bir davranış üretmelidir.
- Değerler bir liste değil bir merdivendir ve merdiven ancak çarpışmada görünür.
- Dramatik seçim iyi ile kötü arasında değil, iyi ile iyi arasında yapılır.
- Bir metinde tek bir geçilmeyen çizgi bulunur ve o çizgiye yaklaşılır.
- Sessiz değer savunulmaz, tekrarlanır — ve savunulan her değerden ağır basar.
- Söylenen ile yaşanan arasındaki boşluk bilerek, bilmeden ya da sınav altında oluşur.
- Boşluğun yukarı yönü — savunduğundan iyi davranmak — bir sır taşır ve az kullanılır.
- Karakterin kanıt koleksiyonu, neye inandığını neyi hatırladığıyla gösterir.
- Karakterin görüşü en az bir kez haklı çıkmalıdır.
Sonraki derse köprü
Dünya görüşünü ve değer sıralamasını kurdun. Şimdi o görüşün en tehlikeli parçasına geliyoruz.
Bir karakterin taşıdığı kanaatlerin hepsi doğru değil. Bir tanesi yanlış — ve karakter bunu bilmiyor. Üstelik o yanlış kanaat, hayatının en işlek yerinde duruyor: bütün kararlarını ondan geçiriyor ve her seferinde aynı duvara çarpıyor.
Bu, karakter yazımının en güçlü tek aracı. Çünkü izleyici yanlışı karakterden önce görüyor ve o andan itibaren bir şey bekliyor: ne zaman anlayacak?
Sıradaki derste inancı, yanlış inancı ve kör noktayı çalışacağız: yanlış inancın nereden geldiğini, kör noktanın nasıl yazıldığını ve karakterin gerçeği ne zaman görmesi gerektiğini.