Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Dram tek bir raf değil, kendi beklentilerini taşıyan alt türlerden oluşur.
- Alt türleri ayıran şey çoğu zaman konu değil, çatışma arenasıdır.
- Alt türler dört kümeye ayrılabilir: bağlar, kurumlar, çağ ve iç dünya.
- Kurumsal dramalarda kurum mantığı, sahnelerin neyi sorabileceğini belirler.
- Dönem ve toplum dramalarında çağın düzeni bir karşı güç gibi çalışır.
- Çoğu dram birden çok alt türe değer; finali belirleyen alt tür baskındır.
- Alt tür kaydırma, aynı malzemeyi başka bir alt türe itip neyin değiştiğini sınar.
- Hiçbir denemeye taşınamayan nesne, taslağın baskın alt türüne aittir.
- Bir binada geçmek, o binanın alt türüne ait olmak demek değildir.
- Trajedi kötü bir son değil, kendi seçimiyle bedele yürüyen bir yoldur.
Açılış sahnesi
Nermin Hanım'ın taslağı masada, üç ayrı kurşun kalem rengiyle karalanmış. Kapağında çalışma adı duruyor: ANAHTAR TESLİMİ. Burcu ilk on sayfayı okumuş, kâğıdı ters çevirmiş.
"Bu bir aile draması," diyor. "Üç kardeş, satılmış bir ev, bir gün. Daha net bir şey olamaz."
Emre itiraz ediyor. "Bence İlknur'un filmi. Annesine yıllarca o baktı. Asıl dram onun kafasında dönüyor."
Selim sayfaları geri istiyor. Cemal'in telefonla konuştuğu sahneyi bulup parmağını üstüne koyuyor. "Cemal payını bekliyor. Bir avukat arasa, film mahkemeye taşınır."
Nermin Hanım üçünü de dinliyor. Sonra taslağı kendine çekiyor, ilk sayfayı açıyor. Kenarında silinmiş, yeniden yazılmış notlar var. Bir yerde "aile mi?" yazıyor, bir yerde "dava?" yazıp üstünü çizmiş.
"Bu dosyayı yıllardır rafta tutuyorum," diyor. "Her açtığımda başka bir film yazıyorum. Bir yıl halının filmi oluyor, bir yıl İlknur'un yorgunluğunun. Hiçbiri bitmiyor."
Burcu soruyor. "Hangisini yazmak istiyorsunuz?"
Nermin Hanım cevap vermiyor. Tahtaya üç kelime yazıyor: ev, kafa, salon. Altına da bir soru ekliyor: kavga nerede oluyor?
Nermin Hanım'ın taslağı hangi drama yaslandığını seçmemişti; bu yüzden her sayfası başka bir filme aitti.
Bu derste ne olacak
Bu derste dramın içindeki ailelere bakacağız. Dram tek bir raf değil, kendi içinde ayrı sözleşmeler taşıyan alt türlerden oluşuyor. Bu alt türleri tek tek ezberlemek yerine onları gruplara ayıracağız. Her grubun sorusunu, çatışmanın yürüdüğü yeri ve izleyiciye verdiği sözü konuşacağız. Ardından ANAHTAR TESLİMİ'ni bir aile dramasından başka alt türlere iteceğiz. Mahkemeye, İlknur'un kafasının içine, kentin değişen sokaklarına. Ne değişiyor, ne yerinde kalıyor, göreceğiz. Hangi alt türün finali belirlediğini nasıl anlayacağımızı da konuşacağız. Beş filmle her grubun bir sahnesini açacağız: bir düğün evi, bir mahkeme salonu, bir şehir evi, bir manastır ve bir kır evi.
Sıfır noktası
Bir filme dram demek çoğu zaman yetmez. Video dükkânlarının rafında da, yayın platformlarının menüsünde de en kalabalık bölüm dramdır. O kadar kalabalıktır ki etiket bir şey söylemez olur. Bir hapishane filmiyle bir düğün filmi aynı kutuda durur.
İzleyici ise bu ayrımı içgüdüyle yapar. Mahkeme salonunda açılan bir film başka bir söz verir. Bir mutfak masasında açılan film başka bir söz verir. İlki bir karar bekletir: suçlu mu, değil mi? İkincisi bir yüzleşme bekletir: bu insanlar birbirine ne söyleyecek?
Bir türün içinde kendi beklentilerini taşıyan dala alt tür diyoruz. Dramın alt türleri bir rafı dolduracak kadar çoktur. Bazısı bir kurumun adını taşır, bazısı bir yaşın, bazısı bir çağın. Bazısının adı bir duyguyu, bazısınınki bir sonu anlatır. Bunları ayrı ayrı ezberlemek yazara pek yardım etmez. Çünkü çoğu film birkaçına aynı anda değer. Bir liste ezberleyen yazar, kendi taslağının hangi satıra düştüğünü yine bilemez.
Yardım eden şey başka bir soru: bu filmde kavga nerede oluyor ve o yer kavgaya ne katıyor? Bir evde kavga eden kardeşler, evin kurallarıyla kavga eder. Kimin odası, kimin sandalyesi, kimin anısı. Bir mahkeme salonunda aynı kardeşler başka kurallarla kavga eder. Söz sırası, yemin, delil.
Nermin Hanım'ın tahtaya yazdığı üç kelime bu yüzden yer adı. Ev, kafa, salon. Burcu'nun filmi evde geçiyor. Emre'nin filmi İlknur'un kafasında geçiyor. Selim'in filmi bir mahkeme salonunda geçiyor. Üçü aynı malzemeyi kullanıyor: dikiş makinesi, halı, reçel kavanozu, kapının arkasındaki boy çizgileri. Ama üçü üç ayrı filme varıyor.
Nermin Hanım'ın yıllardır bitiremediği taslak, belki de bu üç filmin arasında sıkışmış. Her açılışta başka bir okumaya yaslanmış, hiçbirinde karar kılmamış. Bir alt tür seçmek bir kural seçmek değil. İzleyiciye hangi soruyu sorduğunu söylemek. Soru belli olunca, hangi sahnenin kalacağı, hangisinin gideceği de belli olur. Atölyenin bu dersteki işi tam bu: taslağın hangi soruyu sorduğunu bulmak, sonra o soruyu bilerek değiştirip neyin kırıldığına bakmak.
Mekanizma
Kavganın yeri
Önce bir kavram gerekiyor. Dramın alt türlerini birbirinden ayıran şey çoğu zaman konu değil, yer.
ANAHTAR TESLİMİ'nin arenası boşaltılan daire. Bu arenanın kendi kuralları var. Evde her eşyanın bir sahibi, her odanın bir anısı var. Kardeşler halıyı tartışırken aslında evin eski düzenini tartışıyor. Annenin yanında kimin oturduğunu, kimin uzakta kaldığını. Halıyı kim alırsa, o düzenin varisi o olacak gibi.
Selim'in mahkemesi bu kuralları siler. Mahkemede anı delil değildir. "Annemin son yıllarında ben baktım" cümlesi duygusal bir hak olarak değil, bir bakım masrafı olarak sorulur. İlknur'un yükü salonda bir rakama dönüşür. Arena değişince aynı cümlenin ağırlığı değişir.
Alt türleri gruplamak
Nermin Hanım alt türlerin adlarını küçük kâğıt şeritlere yazıyor. Şeritleri masaya karışık bırakıyor. "Bunları sıraya koymayın," diyor. "Kavganın nerede olduğuna göre yan yana koyun."
Burcu aile draması şeridini alıp masanın soluna koyuyor. Yanına ilişki draması geliyor, sonra gençlik draması. Üçünün de kavgası bir sofrada, bir yatak odasında, bir kapı eşiğinde yürüyor. Çatışmayı bir kurum değil, insanların birbirine olan borcu taşıyor. Burcu ilişki şeridiyle küçük bir deneme yapıyor. Cemal'e İzmir'de bir eş yazıyor; eş telefonda satıştan gelecek parayı soruyor. Film o konuşmaya yaslanırsa ev arka plana çekilir, bir evliliğin çatlağı öne çıkar. Gençlik şeridi ise Tarkan'ı çağırıyor. Kapı arkasındaki boy çizgileri üç çocuğun büyüdüğü yılları tutuyor. Yıllardır en uzakta yaşayan kardeş, o çizgilerin önünde kendi gençliğine döner.
Selim masanın sağına mahkeme draması şeridini koyuyor. Hastane, iş yeri ve cezaevi şeritleri kendiliğinden yanına diziliyor. Bu dördünün arenası bir bina, ama asıl arena binanın işleyişi. İnsanlar orada birbiriyle konuşmadan önce kurumun diliyle konuşmak zorunda. İş yeri şeridiyle bir deneme geliyor aklına. Cemal'in batan işi, bir ortağın ve bir bankanın dünyası. O zaman evin anahtarı, bir borcun teminatına dönüşür.
Toplumsal drama ile dönem draması masanın ortasında kalıyor. Bu ikisinde düşman çoğu zaman bir kişi değil, bir düzen. Bir mahallenin değişmesi, bir çağın kuralı, bir sınıfın kapısı.
Emre son şeritleri topluyor: psikolojik drama, manevi drama, trajedi. Bunlar için masada yer bulamıyor. Sonunda onları bir kâğıdın altına, gözden uzağa koyuyor. "Bunların arenası içeride," diyor. Psikolojik drama bir zihnin yarasını açar. Manevi drama bir inancın sınandığı ânı izler. Trajedi, kendi kusuruyla bir bedele yürüyen birini anlatır.
Emre şeritlere bakarken bir şey fark ediyor. Kendi filmi Nöbet bir hastanede geçiyor. Ama hiçbir zaman bir hastane draması olmadı. Doktorlar neredeyse görünmüyor, teşhis tartışılmıyor, tedavi kararı kardeşlerin kavgasına dönüşmüyor. Nöbet'in binası hastane şeridinin yanında, kavgası aile şeridinin yanında. Bir hastane draması olsaydı, babanın doktoru başkarakter olabilirdi. Her gece verdiği kararın bedelini ödeyen kişi o olurdu.
Kurum konuşmaya başlayınca
Selim'in şeritleri ayrı bir dikkat istiyor. Çünkü orada kurumun kendisi bir karakter gibi davranır.
Selim'in mahkeme denemesinde kurum mantığı hemen işe karışıyor. Hâkim kimin halıyı sevdiğini sormaz. Tapuya, vasiyete, banka kayıtlarına bakar. İlknur bir duygudan söz etmek istese bile ona bir belge sorulur. Annesinin ilaçlarını aldığı eczanenin faturaları, doktor raporları. İlknur'un yıllarca yaptığı iş, bir dosyanın içinde birkaç sayfaya iner.
Bu kümenin bütün alt türleri benzer bir çekişme yaşatır. Bir insan kendi meselesini anlatmak ister. Kurum ise o meseleyi kendi kalıbına sokar. Hastane draması teşhise, iş yeri draması performansa, cezaevi draması kurala sokar. Dram, insanla kalıp arasındaki boşlukta doğar.
Atölye bir deneme daha yapıyor. ANAHTAR TESLİMİ'ni bir cezaevine itebilir mi? Kimse bir yol bulamıyor. Bulunan her yol başka bir film oluyor. Bazı alt türler kendi arenalarını şart koşar. Cezaevi draması bir duvar ister; boşaltılan bir daire o duvarı veremez.
Çağ bir karşı güç olunca
Masanın ortasında kalan şeritlerde düşman bir kişi değildir. Karakterin seçeneklerini daraltan bir dünyadır.
Burcu toplumsal bir deneme öneriyor. Evi alan kişi tek bir aile değil, bir müteahhit olsun. Bina birkaç ay sonra yıkılacak, yerine bir site yükselecek. Bu bir deneme, taslağın kendisi değil. Ama denemenin sonucu çarpıcı. Halı kavgası birden anlamsızlaşıyor. Kardeşler halıyı değil, yıkılacak bir mutfağın duvarını tartışmaya başlıyor. Boy çizgileri o duvarda. Hiçbiri o duvarı başka bir yere taşıyamaz.
Dönem draması aynı baskıyı geçmişten kurar. Burcu soruyor: aynı kardeşler başka bir çağda yaşasaydı? Mirasın büyük oğula geçtiği bir dönemde İlknur'un hiç sözü olmazdı. Dönem baskısı İlknur'un öfkesini başka bir yere iterdi. Belki sessizliğe.
Hangisi kazanıyor?
Çoğu film birden çok kümeye değer. O zaman yazarın sorması gereken soru şu: hangisi finali belirliyor?
ANAHTAR TESLİMİ'nde baskın alt tür bugün aile draması. Final sorusu bir aile sorusu: bu üç kardeş yarın sabah aynı kapının önünde mi duracak? Bu sorunun cevabı açık. Nermin Hanım onu henüz yazmadı. Ama soru belli.
Emre'nin önerdiği psikolojik çizgi bu filmde bir renk. İlknur'un yükü her sahnede orada. Ama film İlknur'un iyileşip iyileşmeyeceğiyle bitmiyor. Anahtarla bitiyor. Psikolojik drama baskın olsaydı final, İlknur'un tek başına bir ânı olurdu. Belki dikiş makinesinin başında. Belki boşalmış evde yalnız.
Malzemeyi itmek
Atölyenin son işi bir yöntem. Aynı malzemeyi bilerek başka bir alt türe itmek.
Nermin Hanım üç denemeyi yan yana yazıyor. Mahkeme denemesinde final sorusu bir karar oluyor: ev kimin hakkıydı? Psikolojik denemede final sorusu bir iç hesap oluyor: İlknur yükünü bırakabilecek mi? Toplumsal denemede final sorusu bir kayıp oluyor: yıkılan bir bina hangi hayatları götürür?
Sonra ilk sütuna, aile dramasına dönüyor. Üç denemenin her biri ilk sütundan bir şey almış. Mahkeme Cemal'in sözlerini almış. Psikolojik deneme İlknur'un susmasını. Toplumsal deneme boy çizgilerini. Hiçbir deneme reçel kavanozunu kullanamamış. Nermin Hanım kavanozun altını çiziyor. Belki o kavanoz yalnız bir aile draması için yazılmış bir nesne.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Alt türü konudan değil arenadan oku. Bir filmin hastanede geçmesi onu hastane draması yapmaz. Kurumun işleyişi çatışmayı yönetiyorsa yapar. Nöbet bunun örneği: hastanede geçer, ama ailesinin kavgasıyla yürür. Arenayı bina ile karıştırırsan yanlış sözleşmeyi imzalarsın.
Kümenin sahne kalıbını bil. Her küme izleyiciye kendi sahnelerini bekletir. Bir sofra kurulduğunda izleyici bir yüzleşme sezer. Bir dosya masaya konduğunda bir karar bekler. Hangi kümede durduğunu bilmeyen yazar, bu beklentileri kazara açar ve kazara kapatır. Karşılamak da bozmak da ancak bilerek yapıldığında bir seçimdir.
Baskın alt türü finalden geriye doğru bul. İlk sayfaya bakarak alt tür seçmek zordur. Final sahnesinin hangi soruya cevap verdiğine bak. O soru bir kurumun kararıysa baskın alt tür kurumsaldır. Bir ilişkinin yönüyse bağlar kümesidir. Bir vicdanın hesabıysa içeriye dönüktür.
Kaydırmayı yazmadan önce yap. Alt tür kaydırma bir yeniden yazım aracı değil, bir keşif aracıdır. Taslağın ortasında alt tür değiştirmek, sahnelerin yarısını çöpe atmak demektir. Kaydırmayı not defterinde, kısa denemelerle dene. Hangi malzemenin her sütunda yaşadığını, hangisinin yalnız birinde yaşadığını gör.
Kaydırmanın çöpü bir hazinedir. ANAHTAR TESLİMİ'nde reçel kavanozu hiçbir denemeye taşınamadı. Bu, kavanozun aile dramasına özgü olduğunu söylüyor. Yalnız bir alt türde yaşayan nesne, o alt türün en güçlü nesnesidir. Onu sakla, öne çıkar.
İlişki draması ile aile draması arasındaki sınır seçimdir. Aile, insanın seçmediği bağdır. İlişki, seçtiği bağdır. Aile dramasında kimse masadan kalkıp gidemez; gitse bile bağ sürer. İlişki dramasında gitmek her an mümkündür ve gerilim buradan gelir. Cemal'in eşiyle yapılan deneme bu yüzden başka bir film: orada biri kapıyı kapatıp çıkabilir.
Gençlik draması yaşla değil eşikle tanımlanır. Karakterin genç olması yetmez. Gençlik draması, bir çocukluğun bittiği ve geri dönülmez bir adımın atıldığı eşiği izler. Boy çizgilerinin önünde duran bir yetişkin de böyle bir eşiğe dönebilir. Gençlik draması o zaman bir geri dönüşle, bir hatırayla yazılır.
Kurum mantığını araştırmadan yazma. Mahkemenin, hastanenin, cezaevinin kendi sırası vardır. İzleyici bu sırayı bilmeyebilir, ama yanlışı hisseder. Bir mahkeme sahnesinde avukatın bağırarak tanığa saldırması çoğu zaman gerçek bir salonda olmaz. Kurumun gerçek dili, dramı daha da keskinleştirir.
Dönem baskısı kostümle verilmez. Bir dönem draması eski kıyafetler ve eski arabalarla dönem olmaz. Karakterin o çağda yapamadığı şey gösterilmelidir. Howards End'de bu bir notun şömineye atılmasıdır. O sahnenin bugün geçmesi mümkün değildir.
Trajediyi bir son diye değil, bir yol diye düşün. Trajedi kötü biten bir film değildir. Karakterin kendi seçimleriyle bir bedele yürüdüğü bir yapıdır. ANAHTAR TESLİMİ'ni trajediye itmek, Cemal'e geri dönülmez bir hata yaptırmak demektir. Hata sonda değil, ortada yapılır. Geri kalan film o hatanın sonucudur.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Dram tek bir türdür, alt türe ayırmaya gerek yok."
Dram etiketi pazarlamada yeterli olabilir. Yazarın masasında yetmez. Bir mahkeme draması ile bir gençlik draması farklı sahneler, farklı bir final sorusu ister.
Yaygın yanlış"Mekân alt türü belirler."
Mekân arenanın yalnız görünen yüzüdür. Bir hastanede aile draması, bir evde psikolojik drama yazılabilir. Belirleyen şey, çatışmayı kimin kuralının yönettiğidir.
Yaygın yanlış"Bir film yalnız tek bir alt türe aittir."
Çoğu dram birden fazla alt türe değer. Rachel Evleniyor bir düğün evinde geçen psikolojik bir dramdır. Önemli olan hangisinin baskın olduğunu bilmektir.
Yaygın yanlış"Trajedi, karakteri ölen dramdır."
Ölüm trajedinin şartı değildir. Trajediyi tanımlayan şey, karakterin kendi seçimi ya da kusuruyla bir bedele yürümesidir. Ölümsüz trajedi de vardır, trajik olmayan ölüm de.
Yaygın yanlış"Dönem draması, eskiden geçen dramdır."
Eskiden geçmek yetmez. Dönem draması, o çağın kuralları karakterin seçeneklerini daralttığında dönem draması olur. Kostüm ve dekor bir zemin, karşı güç değil.
Yaygın yanlış"Manevi drama dindar izleyici içindir."
Manevi drama bir inancın sınandığı ânı izler. İnanmayan bir izleyici de bir karar ânının ağırlığını tanır. Tanrılar ve İnsanlar'daki oylama, inançtan önce bir korkunun adını koyma sahnesidir.
Yaygın yanlış"Alt tür kaydırma, taslağı değiştirmektir."
Kaydırma bir denemedir, taslağın kendisi değil. Nermin Hanım üç deneme yaptı. Taslağı hâlâ bir aile draması. Denemeler ona taslağında neyin taşıyıcı olduğunu gösterdi.
Yaygın yanlış"Psikolojik drama, gerilim filminin sakin hâlidir."
Psikolojik dramada tehdit bir katil ya da takipçi değildir. Karakterin kendi hatırası, kendi suçluluğu ya da kendi korkusudur. Rachel Evleniyor'da kimse Kym'i kovalamaz. Onu kovalayan, boğulan bir kardeşin tabağıdır.
Yaygın yanlış"Medikal drama, hastalık anlatan dramdır."
Bir karakterin hasta olması filmi medikal drama yapmaz. Medikal drama, tıbbın kararlarının ve kurallarının çatışmayı yönettiği dramdır. Nöbet'te bir hasta baba var, ama kavga doktorla değil, iki kardeş arasında.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Dram tek bir raf değil, kendi beklentilerini taşıyan alt türlerden oluşur.
- Alt türleri ayıran şey çoğu zaman konu değil, çatışma arenasıdır.
- Alt türler dört kümeye ayrılabilir: bağlar, kurumlar, çağ ve iç dünya.
- Kurumsal dramalarda kurum mantığı, sahnelerin neyi sorabileceğini belirler.
- Dönem ve toplum dramalarında çağın düzeni bir karşı güç gibi çalışır.
- Çoğu dram birden çok alt türe değer; finali belirleyen alt tür baskındır.
- Alt tür kaydırma, aynı malzemeyi başka bir alt türe itip neyin değiştiğini sınar.
- Hiçbir denemeye taşınamayan nesne, taslağın baskın alt türüne aittir.
- Bir binada geçmek, o binanın alt türüne ait olmak demek değildir.
- Trajedi kötü bir son değil, kendi seçimiyle bedele yürüyen bir yoldur.
Sonraki derse köprü
Nermin Hanım'ın üç denemesinde aynı üç kardeş vardı. Ama her denemede başka biri öne çıktı. Mahkemede Cemal konuştu, psikolojik denemede İlknur sustu, toplumsal denemede bina herkesin önüne geçti. Peki alt tür değişince yalnız sahneler mi değişiyor, yoksa kimin başkarakter olduğu da mı? İlknur'un kusuru onu filmin merkezine mi taşır? Hiç görünmeyen anne, sessiz bir antagonist gibi mi çalışır? Nermin Hanım bu kez kardeşleri değil, aralarındaki bağları tahtaya çizmek istiyor.