Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Diyaloğun işleri iki aileye ayrılır: karakterin işi ve yazarın işi.
- Seyirci işlevi, karakter farkında olmadan seyirciye yapılan iştir.
- Her seyirci işlevi bir taşıyan hamleye binmelidir.
- Hamle yoksa seyirci işlevi bir duyuruya döner.
- Bilgi almak, ikna etmek, tehdit etmek başka bir hamlenin kılığında gelebilir.
- Mizah çoğu zaman replikten değil, ondan sonraki kareden doğar.
- Sınama repliği temayı söylemez, bir durumun içinde sınar.
- Menteşe repliği sahnenin yönünü değiştirir ve çoğu zaman kısadır.
- Replik yükü, bir repliğin aynı anda gördüğü işlerin sayısıdır.
- Replik sökümü, bir repliğin işlerini iki sütunda ayırır.
- Tek işli replikler sahneye nefes aldırır.
- Bazı seyirci işlevleri sonraki bir sahnede açılır.
- Dünya en kolay bir kural ya da bir adla kurulur.
Açılış sahnesi
Emre dördüncü gecenin sahnesini dört sayfaya çıkarmış. Sayfanın kenarına bir liste iliştirmiş: Murat'ın işi, kardeşlerin geçmişi, hastane, biraz gülümseme, filmin derdi. Her madde için ayrı bir replik yazmış.
Murat: "Şirkette bir bölümün başındayım. Telefonum hiç susmaz."
Kadir: "Burada geceler uzun. Hemşire saat başı geliyor."
Murat yemek tepsisine bakıp uzun bir espri yapıyor. Sahnenin sonunda Kadir pencereye dönüyor: "Bazı insanlar kalır, bazıları gider."
Selim listeyi parmağıyla izliyor. Beş madde, beş replik, diyor. Peki sahne neden bu kadar ağır?
Nermin Hanım tahtaya Nöbet'in eski bir repliğini yazıyor. Murat hastane yemeğine bakarken söylüyor: "Bunu ben yemem." Bu cümle kaç iş görüyor?
Emre omuz silkiyor. Murat yemeği reddediyor. Bir iş.
Selim itiraz ediyor. Murat'ı da tanıtıyor. İstanbul'dan gelmiş, buraya ait değil. Akşam aynı tabağı sıyırdığında da seyirciyi güldürüyor.
Nermin Hanım altına bir satır daha ekliyor: "Kardeşim burada. O halleder." Emre bu kez kendisi sayıyor. Telefondakini rahatlatıyor. Kadir'e bir görev yüklüyor. Murat'ı dışarıda tutuyor. Seyirciye de abiyi anlatıyor.
Senin dört sayfan beş iş görüyor, diyor Nermin Hanım. Tahtadaki iki satır yedi.
İyi bir replik birçok işi aynı anda görür; ama seyirciye yaptığı her işi, karakterin karşısındakine yaptığı bir işin sırtında taşır.
Bu derste ne olacak
Bu derste diyaloğun görebildiği işleri tanıyacağız. Bilgi almak ve saklamak, ikna etmek, tehdit etmek, yakınlaşmak ve uzaklaşmak karakterin işleri. Karakteri tanıtmak, dünyayı kurmak, temayı sınamak ve güldürmek ise çoğu zaman yazarın işi. Bu ikisinin nasıl tek bir repliğe bindiğini göreceğiz. Bir repliği işlevlerine sökmeyi ve taşıdığı yükü ölçmeyi öğreneceğiz. Sahneyi döndüren repliğe ayrıca bakacağız. Temayı söylemeden sınayan repliği, temayı söyleyen replikten ayıracağız. Emre'nin tek işli repliklerini Nermin Hanım'la birlikte sökeceğiz. Beş film, kısa cümlelere ağır yükler bindiriyor. Bitirdiğinde kendi sayfandaki repliklerin hangi işleri kimin sırtında taşıdığını yazabileceksin.
Sıfır noktası
Diyaloğu bir eylem olarak okumaya alıştık. Replik karşıdaki insana yöneltilir ve yaptığı iş tek bir fiille söylenebilir. Soruyor, erteliyor, koruyor. Bu işe söz hamlesi diyoruz. Şimdi o fiilin yanına ikinci bir soru ekliyoruz. Bu replik başka ne iş görüyor, ve kime?
Senaryo kitapları diyaloğun işlerini çoğu zaman bir liste olarak verir. Karakteri tanıtır. Bilgi verir. Dünyayı kurar. Mizah yaratır. Temayı taşır. Liste doğrudur. Ama yeni yazar onu bir kontrol listesi gibi okur. Her işe ayrı bir replik yazar. Bir replik karakteri tanıtır, bir sonraki dünyayı kurar, bir başkası şaka yapar. Sahne bir vitrine döner. Her rafta bir ürün durur, ama kimse kimseye bir şey yapmaz.
Emre'nin dördüncü gece sayfaları tam olarak böyle. Murat'ın işini anlatan replik, Murat'ın Kadir'den hiçbir şey istemediği bir anda söyleniyor. Hastanenin düzenini anlatan replik, Kadir'in kimseye bir şey yapmadığı bir anda geliyor. Her cümle bir maddeyi karşılıyor. Hiçbiri bir hamle değil.
İşin garibi, liste bir yere kadar doğru çalışıyor. Seyirci gerçekten Murat'ın şirket adamı olduğunu öğreniyor. Hastanenin gece düzenini de öğreniyor. Ama bunları birinin ona anlattığını hissediyor. Bilgi geliyor, sahne durmuş bekliyor.
Usta yazarın diyaloğunda işler sıraya girmez, üst üste biner. Murat telefonda bir şey söyler. Telefondaki kişi rahatlar, Kadir yaralanır, seyirci iki kardeşin arasındaki uçurumu görür. Hepsi aynı cümlede olur. Hiçbiri ayrıca duyurulmaz.
Bu üst üste binmenin bir düzeni var. Diyaloğun işleri iki aileye ayrılıyor. Bir aile karakterin işi: karakter karşısındakinden bilgi alır, ona bir şey saklar, onu ikna eder ya da tehdit eder, ona yaklaşır ya da ondan uzaklaşır. Öteki aile yazarın işi. Karakter farkında değildir, ama replik seyirciye karakteri tanıtır, bir dünyayı kurar, temayı sınar, güldürür. Ders boyunca bu ikinci ailenin birinciye nasıl bindiğine bakacağız.
Mekanizma
Karakterin işi, yazarın işi
İlk gece Kadir abisine bir kâğıt veriyor; üstünde babanın ilaçları yazılı. "İlaçlar ikide. Sen bilmezsin." Kadir bu cümleyle abisine bir görev veriyor ve onu iğneliyor. Bu onun işi. Seyirci ise kâğıttan başka şeyler okuyor. Kadir'i tanıtıyor: babanın ilaçlarını bilen o. Kardeşlerin geçmişini anlatıyor: Murat uzun zamandır yok. Kadir'in bunlardan haberi yok. O yalnızca abisine bir kâğıt uzatıyor.
Emre'nin "Telefonum hiç susmaz" repliğinde taşıyan hamle yok. Murat bu cümleyle Kadir'den bir şey istemiyor. Seyirci işlevi, yani Murat'ı tanıtmak, çıplak kalıyor. Nöbet'teki karşılığı başka bir yerde duruyor. Koridorda, kulağında telefonla Murat iş arkadaşlarını yatıştırıyor. Durumun elinde olduğunu, endişeye gerek olmadığını anlatıyor. Hamle, telefondakini sakinleştirmek. Seyirci aynı cümleden Murat'ın dünyasını, sesini, kimlerin ona bağlı olduğunu öğreniyor. Bilgi bir hamlenin sırtında geldiği için duyuru gibi durmuyor.
Karşıdakine yapılan işler
Bilgi almak her zaman bir soruyla olmaz. Çekmeceden çıkan fotoğrafı Kadir abisine gösteriyor ve tek cümle kuruyor: "Bu biz değiliz." Bu bir soru değil, bir tespit. Ama Kadir bir cevap bekliyor. İki genç adam kim? Murat bir şey demiyor. Onun susması da bir cevap: bilgiyi saklıyor. Bilgi almak isteyen bir tespit, bilgi saklayan bir sessizlikle karşılaşıyor.
İkna etmek de bir ertelemenin içinde saklanabilir. Son gece Figen formu getiriyor. Murat: "Sabah imzalarım." Figen'i formu şimdilik geri götürmeye ikna ediyor. Cümle bir de amaç belirtiyor: sabah burada olacağım. Ama belirtilen amaç sahte. İki kelime Murat'ın gerçek planını saklıyor. Seyirci için ise bir uyarı. Nöbet'te karakterler ne istediklerini nadiren açıkça söylüyor. Söylediklerinde de çoğu zaman bir şeyi örtüyorlar.
Tehdit her zaman bir yumruk gibi gelmez. Bazen bir kuralın ağzından konuşur. İlk akşam devrinde Figen odaya bakıyor: "Gece odada tek refakatçi kalır." Bu bir hastane kuralı. Yine de iki kardeşe bir seçim dayatıyor. Birisi gidecek. Murat anahtarlarını alıyor. Figen sesini yükseltmiyor. Tehdidin ağırlığı kuralın arkasındaki kurumdan geliyor. Kural bir dünyayı kuruyor ve aynı anda bir kardeşi kapıdan dışarı itiyor.
Yakınlaşmak ve uzaklaşmak, diyaloğun en sessiz işleridir. "Kardeşim burada. O halleder." Murat'ı Kadir'den uzaklaştırıyor. Terlikler sabahı ise tersini yapıyor. Babanın ağzından "ben söyleyecektim" çıkıyor, Kadir'in cevabı "biliyorum". İki kelimelik iki replik, üç ayı kapatıyor.
Seyirciye yapılan işler
Mizah her zaman karakterin şakası değildir. Murat "Bunu ben yemem" derken espri yapmıyor. Yemeği reddediyor ve buraya ait olmadığını söylüyor. Gülümseme akşam geliyor. Murat'ın tabağı bomboş, son lokmayı da sıyırmış. Mizahı replik değil, ondan sonraki kare tamamlıyor.
Dördüncü gece duvarın öbür yanından yorgun bir erkek sesi duyuluyor. Adam bu geceyi de kendisinin mi bekleyeceğini soruyor. Ses başka bir ailenin. Ne Kadir'i tanıyor, ne Murat'ı. Yine de Nöbet'in sorusunu soruyor: kim kalır, kim gider? Kadir duyuyor ve başını kaldırmıyor. Tema bir karakterin ağzından seyirciye söylenmiyor. Başka bir ailenin yorgun şikâyeti olarak odaya sızıyor.
Emre'nin "Bazı insanlar kalır, bazıları gider" repliği aynı soruyu taşıyor. Farkı, onu bir cevap olarak koyması. Kadir kimseye bir şey yapmıyor, seyirciye filmin ne anlattığını söylüyor. Yan odadaki ses ise bir şey istiyor. Belki bir kardeşten, belki bir eşten yardım bekliyor. Sınama repliği bir şikâyet, bir pazarlık, bir soru olarak gelir. Seyirci cevabı Kadir'in yüzünde arar.
Sahneyi döndüren replik
Kantinde öğle saati. Tepsiler, kaşıklar, uğultu. İki kardeş havadan sudan konuşuyor. Sonra Murat'ın ağzından tek kelime çıkıyor: "Amcamız." Sahne o kelimede dönüyor. Bir öncesi iki yabancının nezaketi. Bir sonrası aynı sırrın iki ucunda duran iki kardeş. Menteşe repliği çoğu zaman kısadır. Sahnenin bütün ağırlığı ona yaslandığı için uzun olamaz.
Yükü ölçmek
"Kardeşim burada. O halleder." yüksek yüklü bir replik. "Hemşire saat başı geliyor" ise tek işli. Yük kendi başına bir erdem değil. Bazı replikler yalnızca bir şey yapmalı. Ama tek işli repliklerden kurulmuş bir sahne, Emre'nin dört sayfası gibi şişer.
Nermin Hanım tahtada "Kardeşim burada. O halleder." için iki sütun açıyor. Karşıdakine: telefondakini rahatlatmak, Kadir'e görevi devretmek. Seyirciye: Murat'ı tanıtmak, ilişkiyi göstermek, temayı sınamak. Sonra Emre'nin repliğine geçiyor. "Bazı insanlar kalır, bazıları gider." Karşıdakine sütunu boş kalıyor. Seyirciye sütununa tek bir madde düşüyor: tema. Sahne düzeyindeki işlev haritasının replik ölçeğindeki karşılığı bu. Söküm bir silgi gibi de çalışıyor. Karşıdakine sütunu boş kalan bir replik, ya bir hamle bulacak ya da sayfadan çıkacak.
Filmlerden okuma
Beş filmde de seyirci işlevleri ağır. Leone tanıtımı, Campanella bilgi almayı, Brooks bilgi saklamayı, Capra dünya kurmayı, Visconti temayı öne çıkarıyor. Ama hepsi bir taşıyan hamleye yaslanıyor. Silahşor özür istiyor, Irene küçümsüyor, Brick karşılık veriyor, Peter sınır çiziyor, Tancredi ikna ediyor. Tanıtım, dünya, mizah ve tema bu hamlelerin sırtına biniyor. Hamleyi çıkarırsan geriye yalnızca yazarın sesi kalır. Silahşor bir özür istemeden katırdan söz etse saçma bir adam olurdu. Tancredi amcasını ikna etmeye çalışmadan o cümleyi kursa bir vaiz olurdu. Seyirci işlevinin inandırıcılığı, taşıyan hamlenin gerçekliğinden geliyor.
Nöbet bu filmlerin sessiz ucunda duruyor. Leone'nin sayım cümlesi gibi, Murat'ın "Sabah imzalarım"ı da kısa ve ağır. Capra'nın battaniyesi gibi, Nöbet'te de anlamı bir nesne biriktiriyor: sandalyedeki ceket. Visconti'nin bahsi gibi, yan odadaki o yorgun soru da temayı söylemeden ortaya koyuyor. Fark, Nöbet'in karakterlerinin parlak konuşmaması. Yük, sade cümlelerin arasındaki boşlukta taşınıyor.
Usta katmanı
Seyirci işlevini önce yaz, sonra sakla. Bir sahneye girerken hangi bilgiyi vermek istediğini bilmek meşru. Ama o bilgiyi bir repliğe dönüştürmeden önce bir hamle bul. Murat'ın işini anlatmak istiyorsan, ona bir telefon ver ve birini sakinleştirmesini iste.
Yükü kısa replikte topla. Uzun replikler işleri dağıtır, kısa replikler toplar. "Amcamız" tek kelime, ama bir dünya, bir sır ve bir dönüş taşıyor. Kısa bir repliğe ağır bir yük bindirmek, seyircinin dikkatini o cümleye kilitler.
Mizahı kesmeye borçlan. Komik olmaya çalışan karakter, Emre'nin uzun esprisindeki gibi yazarın sesine döner. Düz bir replik ve ardından gelen bir kare çoğu zaman daha çok güldürür. "Bunu ben yemem" kendi başına komik değil. Akşamki boş tabak onu komik yapıyor.
Dünyayı kural olarak ver. Bir mekânın nasıl işlediğini anlatmak yerine, birine bir kural söylet. "Gece odada tek refakatçi kalır" hem hastanenin düzenini hem bir çatışmayı kuruyor. Açıklama bilgiyi verir, kural bir sonuç doğurur.
Temayı yabancıya söylet. Ana karakterin ağzından gelen tema cümlesi sözcüye kayar. Yan odadan, bir taksiciden, bir hemşireden gelen aynı soru ise bir rastlantı gibi durur. Seyirci bağlantıyı kendi kurar.
Menteşeyi hazırla. "Amcamız" önceki sahnelerde biriken bir sessizliğin üstüne düşüyor. Fotoğraf, defter, bakkal numarası. Hazırlıksız bir menteşe repliği bir sürpriz olur, ama sahneyi döndürmez, yalnızca sarsar.
Yük oyuncuya görünmez kalmalı. Oyuncu repliğin hamlesini oynar, seyirci işlevlerini değil. "Kardeşim burada" diyen oyuncu telefondaki kişiyi sakinleştirir. Kadir'i yaralamayı oynamaya kalkarsa replik bir göz kırpmaya döner. Seyirci işlevi, oyuncu ondan habersizken çalışır.
Boş sütundan korkma. Söküm tablosunda bazı repliklerin seyirci sütunu boş kalır. Figen'in serumu değiştirirken söylediği "Kolunu biraz çevir" gibi. Bu replikler sahnenin nefesi. Her repliğe yük bindirirsen sahne bir bilmeceye döner.
Bazı işlevler geç açılır. "Sabah imzalarım" ilk duyulduğunda bir erteleme. Murat asansöre binip ceket sandalyede kaldığında seyirci aynı cümleyi geriye doğru yeniden okuyor. Erteleme bir vedaya dönüşüyor. Seyirci işlevini bir sonraki sahneye ertelemek, repliği iki kez çalıştırır.
Yükü karaktere göre dağıt. Söküm tablosunu bu kez karakterlere göre oku. Seyirci işlevlerinin çoğu kimin repliklerinde toplanıyor? Nöbet'te Murat'ınkilerde. Çünkü yabancı olan o ve seyirci onu sözünden tanımak zorunda. Kadir'i ise çoğu zaman davranışından tanıyoruz. Bir karakterin replikleri hep tek işliyse, belki o karakter sözle değil eylemle yazılmalıdır.
Bir işlev için iki replik harcama. Aynı seyirci işlevini iki ayrı replik görüyorsa biri fazladır. Emre'nin taslağında Murat'ın işi hem telefonda hem kantinde anlatılıyordu. Biri silinince öteki daha ağır geldi.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Her işe bir replik."
Yeni yazar diyaloğun işlerini bir liste gibi sırayla karşılar. Sonuç bir vitrin sahnesi. Usta yazar aynı işleri üç dört repliğe sıkıştırır ve her birini bir hamleye bindirir.
Yaygın yanlış"Bilgi vermek de bir hamledir."
Bilgi vermek, o bilgi birine bir şey kazandırıp kaybettirdiğinde hamleye döner. "Hemşire saat başı geliyor" kimseye bir şey yapmıyor. "Gece odada tek refakatçi kalır" ise bir kardeşi kapıdan çıkarıyor.
Yaygın yanlış"Mizah yaratmak için karakter şaka yapmalı."
Çoğu zaman tersi. Karakter ciddi olduğunda seyirci daha çok güler. Murat yemeği reddederken ciddi. Komik olan, akşamki tabak.
Yaygın yanlış"Tema bir karakterin ağzından söylenmeli, yoksa seyirci kaçırır."
Seyirci temayı söylendiğinde değil, sınandığında fark eder. "Bazı insanlar kalır, bazıları gider" temayı söylüyor ama kimseyi sınamıyor. Yan odadaki ses ise sınıyor.
Yaygın yanlış"Sahneyi döndüren replik büyük bir itiraf olmalı."
Menteşe repliği çoğu zaman kısa ve sıradan bir cümledir. Ağırlığı içeriğinden değil, sahnedeki yerinden ve öncesinde biriken sessizlikten gelir. "Amcamız" bir itiraf değil, yalnızca bir ad. Sahneyi döndüren, o adın yıllardır söylenmemiş olması.
Yaygın yanlış"Karakteri tanıtmak için onu kendinden söz ettirmek gerekir."
Karakter kendini anlattığında seyirci onu tanımaz, yalnızca dinler. Murat'ı "Telefonum hiç susmaz" değil, telefonda birini sakinleştirmesi tanıtıyor. Tanıtım, karakterin başkasına yaptığı şeyden çıkar.
Yaygın yanlış"Dünya kurmak için uzun açıklama gerekir."
Bir dünya, onun içinde yaşayanların ona verdiği adlarla ve uyduğu kurallarla kurulur. Bir hemşirenin bir kuralı, bir yabancının bir sorusu, bir ailenin bir lakabı yeterlidir. Açıklama seyirciyi turiste çevirir.
Yaygın yanlış"Yükü yüksek replik her zaman iyidir."
Her repliği ağır yüklersen seyirci yorulur. Yük, sahnenin belli noktalarında toplanmalı. Arada düz, tek işli replikler sahneye nefes aldırır. Ağır replik, hafif repliklerin arasında durduğu için ağır duyulur.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Diyaloğun işleri iki aileye ayrılır: karakterin işi ve yazarın işi.
- Seyirci işlevi, karakter farkında olmadan seyirciye yapılan iştir.
- Her seyirci işlevi bir taşıyan hamleye binmelidir.
- Hamle yoksa seyirci işlevi bir duyuruya döner.
- Bilgi almak, ikna etmek, tehdit etmek başka bir hamlenin kılığında gelebilir.
- Mizah çoğu zaman replikten değil, ondan sonraki kareden doğar.
- Sınama repliği temayı söylemez, bir durumun içinde sınar.
- Menteşe repliği sahnenin yönünü değiştirir ve çoğu zaman kısadır.
- Replik yükü, bir repliğin aynı anda gördüğü işlerin sayısıdır.
- Replik sökümü, bir repliğin işlerini iki sütunda ayırır.
- Tek işli replikler sahneye nefes aldırır.
- Bazı seyirci işlevleri sonraki bir sahnede açılır.
- Dünya en kolay bir kural ya da bir adla kurulur.
Sonraki derse köprü
Söküm bize "Kardeşim burada. O halleder." repliğinin hangi işleri gördüğünü gösterdi. Sütunlar doldu. Ama sütunların hiçbiri Murat'ın neden konuştuğunu söylemiyor. Bu cümleyle telefondakinden mi bir şey istiyor, yoksa kapının ardındaki kardeşinden mi? Telefon kapandığında koridorda üstünlük kimde kalıyor, susan Kadir'de mi? İşlev bir repliğin ne yaptığını gösterir. Onu söyleten istek başka bir sorudur. Kadir'in susması da bir istek taşıyor olabilir. Sonraki ders bu isteğin peşine düşüyor: diyalog amacı.